HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

İstatistikler

  • Ziyaretçi Bugün130
  • Ziyaretçi Genel1.452.558
  • Bugün Gösterim143
  • Toplam Gösterim1.851.917
  • Online Sayısı2
Ölçü güç olunca, kötüleşmek kaçınılmaz
Ölçü güç olunca, kötüleşmek kaçınılmaz
9 Mart 2017 Perşembe Saat: 14:40

Ölçü güç olunca, kötüleşmek kaçınılmaz

İşte böyle.. Bir yerde değerler ortadan kalkıp, dalkavukluk, çıkarlar hakim olursa yanlışlara karşı çıkanların sesleri boğulmaya başlanır.

İktidarın uygulamalarını savunmaya, yüceltmeye, toz kondurmamaya çalışan bir garip güruh var. O denli mihenklerini şaşırmışlar ki bir zamanlar dini söylemler kullanarak ve fakat aslında dinin içini boşaltan  Emevilere çok benzemeye başladılar. Emeviler’in gücü zorla ele geçirip tüm eleştirileri zorbalıkla susturdukları zamanlarda da her eleştiren kendisini dışlanma, hain ilan edilme halinde  bulurdu. Yönetimi ele geçiren Emeviler’de dini söylemler alabildiğine vardı ama adalet, vicdan yoktu artık oralarda. Her büyük fethi gerçekleştiriyorlardı ama dinin ruhu ortalıkta kalmamıştı

 

Emevilere uygulamarının yanlış olduğunu söyleyenler, bir kenarda kıstırılıp, bir kaşık suda boğuluyordu. İktidar hırsı korkunç bir şekilde herkesi kaplamıştı. Fakat sonları kötü oldu. İktidarı ele geçiren Abbasiler Emevilere öylesine düşman olmuştu ki tüm Emevi izlerini imha etmekle kalmayıp, Emevi sultanlarının türbelerine girip, mezarları kazıp kemiklerini çıkarıp yakmışlardı. Bu korkunç zulüm döngüsünü kimse arzulamaz, mühim olan bu zulüm döngülerine karşı hak döngüleri oluşturabilmektir.

 

Şu an farklı mı sizce?

 

 

Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ak Parti milletvekili Mustafa Yeneroğlu  Die Welt gazetesi Türkiye temsilcisi gazeteci Deniz Yücel'in tutuklanmasını eleştirerek "Detayları bilmeden, haberlere dayanarak, 'propaganda' kavramının geniş şekilde yorumlandığını söyleyebilirim" demişti. Bunun üzerine yandaş gazetecilerden yemediği hakaret kalmamıştı.

 

Ak Parti milletvekili ve Yeni Şafak gazetesi yazarı Aydın Ünal da Yeneroğlu’na destek çıkarak bir köşe yazısı yazarak önemli eleştirilerde bulunmuş.

 

“Fetullahçıların şikayetleri, saldırıları, aleni tehditleri bizi yıldıracak değildi. Lakin, “dost” bildiklerimiz bizi linç etmek istediler. Bizi fitne çıkarmakla, fesadı körüklemekle, ilişkileri bozmakla, süreci tahrik etmekle, çetecilikle suçladılar. “Fetullah Gülen gibi saygın bir alime” dil uzattığımız için bizi yerden yere vurdular.

İşte Twitter hesabımı tam da o günlerde kapattım. Fetullahçılardan değil, “dostlardan” korktuğum için kapattım.

17/25 Aralık'tan sonra, manevra kabiliyeti yüksek, besili ve cüsseli o “dostlar” bizi ezip en öne geçtiler. Sorun değil. Bu işler böyledir. Bizim önlerde hiç gözümüz olmadı zaten. Öne geçtiler ve herkesten çok bağırmaya, kükremeye başladılar. Mücadeleye öyle bir “aşkla” ve “heyecanla” sarıldılar ki, biz bile artık “FETÖ'cü, Paralel, Kripto” ithamlarına maruz kalmaya başladık.

Şimdi büyük bir şüphenin içindeyim: FETÖ'yle mücadele edenler, Aliya'nın dediği gibi, “düşmanlarına mı benzediler”, yoksa hep mi böyleydiler?

Çok ciddi bir kalitesizlik ortamı kasıp kavurmaya başladı. ... Kifayetsizlik, başedilebilir bir sorundur neticede; lakin, kifayetsizliğe ihtirasın eşlik etmesi büyük tehlikedir.

Kifayetsizlikle yoğrulmuş ihtiras, siyaseti, bürokrasiyi, medyayı sinsi bir virüs gibi zehirliyor. Moğol istilacıları gibi acımasızca, ne var ne yok yakıp yıkıyorlar; çekirge sürüsü gibi rantın üzerine üşüşüyorlar; züccaciye dükkanına giren fil gibi kırıyorlar, döküyorlar, eziyorlar, incitiyorlar. Etraflarına korku salıp sindiriyorlar. Aldıkları reaksiyonla, eleştiriyle, hakaretle, saldıkları korkuyla büyüyorlar. İşi şantaja kadar götürüyorlar. FETÖ ile mücadele ediyormuş gibi görünüp, ne kadar Fetullahçı taktik varsa kullanıyor, yalan söylüyor, iftira atıyor, karanlık operasyonlar yapıyorlar. Kendilerinden olmayana hayat hakkı tanımıyor, “Ben, ben” diyerek kibirle ortalıkta dolaşıyorlar. Ömrü mücadeleyle geçmiş dava adamlarını bir kalemde harcıyor, çalışanların, üretenlerin moralini bozuyor, kollarını, kanatlarını kırıyorlar."(http://www.yenisafak.com/yazarlar/aydinunal/bahar-yakindir-2036660)

İşte böyle.. Bir yerde değerler ortadan kalkıp, dalkavukluk, çıkarlar hakim olursa yanlışlara karşı çıkanların sesleri boğulmaya başlanır. Bu örneklerle bitmeyecek, her geçen gün artan bir şekilde yapılan yanlışlara sesini çıkartanlar artacak, arttıkça da linç kampanyasına uğratılacaklar. Ancak vicdanın sesi her geçen gün daha da artacak ve kuvvetlenecek.

Aydın Ünal’ın “Aliya'nın dediği gibi, “düşmanlarına mı benzediler”, yoksa hep mi böyleydiler?” sorusu önemli ama mesele, önceyi araştırmak değil, sonrasını görebilmek. Ünal sanırım halen sonrasını göremiyor,  Emeviler'in halinden belli bu, buradan anlayamıyorsanız“Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir” atasözünden anlamalısınız, daha da kötüleşecekler. Ölçü güç olunca, kötüleşmek kaçınılmaz. Çünkü kriterleri ahlak, adalet ve vicdan değil artık. Ünal, bir de kifayetsiz ihtiras ehlinin önünü açanların kim olduğunu göremiyor, ama ifadelerinden belli ki çok geçmeyecek, yakında anlayacak bunu..!

@gergerliogluof

823 Okuma

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler

SP, ESAM Kürt meselesine çözüm arıyor

Köşe Yazılarım

SP, ESAM Kürt meselesine çözüm arıyor

SP, ESAM Kürt meselesine çözüm arıyor

'AKP'liler Allah adına konuşmayı bıraksın'

Basında Ben

'AKP'liler Allah adına konuşmayı bıraksın'

'AKP'liler Allah adına konuşmayı bıraksın'

AKP Kongresi: 'Demokrasi için sıkıntılı bir dönem'

Basında Ben

AKP Kongresi: 'Demokrasi için sıkıntılı bir dönem'

AKP Kongresi: 'Demokrasi için sıkıntılı bir dönem'

"En iyi Kürt ölü Kürt"ten, "Kürt olmak istiyorum"a

Köşe Yazılarım

"En iyi Kürt ölü Kürt"ten, "Kürt olmak istiyorum"a

"En iyi Kürt ölü Kürt"ten, "Kürt olmak istiyorum"a

"Canı" için canından vaz geçmek

Köşe Yazılarım

"Canı" için canından vaz geçmek

"Canı" için canından vaz geçmek

Les résistants de la Turquie d'Erdogan

Basında Ben

Les résistants de la Turquie d'Erdogan

Les résistants de la Turquie d'Erdogan

İki engelli çocuğu bulunan eski savcı Çakmak, Kocaeli Cezaevi'ne geri getirildi

Basında Ben

İki engelli çocuğu bulunan eski savcı Çakmak, Kocaeli Cezaevi'ne geri getirildi

İki engelli çocuğu bulunan eski savcı Çakmak, Kocaeli Cezaevi'ne geri getirildi

Çok sayıda aydın, yazar ve gazeteciden "OHAL'i kaldırın" çağrısı

İmza kampanyalarım

Çok sayıda aydın, yazar ve gazeteciden "OHAL'i kaldırın" çağrısı

Çok sayıda aydın, yazar ve gazeteciden "OHAL'i kaldırın" çağrısı

Tuttuğum hiçbir oruç bana bu kadar hafif gelmemişti, neden mi?

Köşe Yazılarım

Tuttuğum hiçbir oruç bana bu kadar hafif gelmemişti, neden mi?

Tuttuğum hiçbir oruç bana bu kadar hafif gelmemişti, neden mi?

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Nuriye ve Semih, açlık grevleri ölümle sonuçlanmadan işlerine iade edilmeli

Sivil toplum çalışmalarım

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Nuriye ve Semih, açlık grevleri ölümle sonuçlanmadan işlerine iade edilmeli

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Nuriye ve Semih, açlık grevleri ölümle sonuçlanmadan işlerine iade edilmeli

 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız