HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

İstatistikler

  • Ziyaretçi Bugün155
  • Ziyaretçi Genel1.870.770
  • Bugün Gösterim190
  • Toplam Gösterim2.349.072
  • Online Sayısı2
Bu kaçıncı kötüleşen kanserli çocuk..!
Bu kaçıncı kötüleşen kanserli çocuk..!
27 Ekim 2017 Cuma Saat: 00:37

Bu kaçıncı kötüleşen kanserli çocuk..!

KHK’lılar için bir sosyal ölüm öngörülüyor. KHK’lılar yalnız, KHK’lılar kimsesiz… Kendileri her türlü hukuksuzluğun, mahrum kılmanın hedefindeyken bu fırtınadan bir de çocukları etkileniyor.

.

.

KHK’lıların önemli sorunları var ve her geçen gün katmerlenerek artıyor. KHK’lılar kaderine terk edilmiş bir topluluk. Her geçen gün daha da ağırlaştırılmış dışlamalara maruz kalıyorlar. En son değişiklik okul servis yönetmeliğinin yeni haliyle ortaya çıktı. Yeni yönetmelikteki maddelere baktığımız zaman bu konuda da mağdur edileceklerini tahmin etmiştim. Nitekim önceden öğretmen olarak çalışan kişilerin işinden ihraç edildikten sonra branşlarıyla ilgili bir iş bulamadıktan sonra girebildikleri bir alan da servis şoförlüğüydü. Ancak yeni yönetmeliğin kolaylaştırmasıyla “terörist” yaftasıyla yaftalandıkları için bu işlerden de çıkarılıyorlar artık. Bu insanlar daha ne yapsın? Vebalı muamelesi yaptığınız bu insanlar ve çocukları artık bu hali kaldıramıyor. Bu denli dışlama, aşağılama mevzubahis ise KHK’lıların derdiyle dertlenmek üzerimize vazifedir. Her platformda bu konuyu dile getirmek boynumuzun borcudur. Zira muamele artık adeta bir soykırım boyutundadır.

 

Geçen hafta babası tutuklu lenfomalı Muhammet Eray’ı gündeme getirmiştim. Gerçekten toplumda büyük bir duyarlılık oluştu. Ümidimi kesmek üzere olduğum bu toplumun insanlarının insaf, vicdan, merhamet duygularından kopmadığını, aslında küllerin altında kalmış çok değerli bir korun olduğunu müşahade ettim. Her kesimden ehli vicdan yüreği sızlayarak elinden geleni yapmaya çalıştı. Etnisitesi ve siyasi, dini görüşü ne olursa olsun insanımızın insanlık paydasında buluştuğunu görmek bana bazen musibetlerden bir hayır çıkabileceği düşüncesini hatırlattı. Bundan cesaret alarak bugün bir başka yavrumuzun halini sizlere iletmek istiyorum. Çocuklarımız büyüklerle ilgili bir ceza çekmemelidir. Büyüklere verilen cezanın haklılığı veya haksızlığı bir tarafa çocuklarımızın gelişimine, hayatına, sağlığına etki edecek gelişmelere karşı olan hassasiyetimiz, tüm siyasi görüşlerimizin üstünde olmalıdır.

 

Zeynep Topçu şimdi 7 yaşında bir kızımız. Haziran 2016’da kan kanseri hastalığına yakalandığı anlaşılıyor. ALL tanısıyla Mersin’de Mart ayına kadar kemoterapi ve radyoterapi sürecine alınıyor.  Süreç boyunca zayıflayan Zeynep bu arada talihsiz olaylar yaşıyor. KHK ile kapatılan bir okuldaki muhasebeci babası Eylül ayında tutuklanıyor, hemşire annesi ise 29 Ekim KHK’sıyla işten atılıyor. Bu travmalar sonrası aile Mersin’den anne babalarının yaşadığı Manisa’ya taşınıyor. Baba Anamur cezaevinde, anne ve çocuklar Manisa’da,  maddi manevi oldukça zor bir süreç başlıyor. Zeynep yaşadığı ağır hastalık ve tedaviler yetmezmiş gibi bu ortamdan etkileniyor ve giderek hırçınlaşıyor. Her cezaevi ziyaretinde annesine çok özlediği babası için “yarım saat içinde babamla benden başkası konuşmayacak” diyerek babasına sımsıkı sarılıyordu.

 

Cezaevindeki baba için süreç çok zordur. 11 ay sonra Temmuz’da çıktığı ilk duruşma inanılmaz bir ertelemeyle 2018 Mart ayına erteleniyordu. Artık 3 çocuğu olan annenin üstündeydi ailenin tüm yükü.

 

Anne Güler hanım için süreç zor bir süreçti. 6 yaşındaki çocuğunu nasıl teselli edeceğini bilemiyordu. Ailenin başına gelişen felaketi mi anlatsın, dökülen saçlarıyla ilgili bir açıklamayı mı nasıl anlatsın, bilemiyordu.  Zeynep tedavi boyunca annesinin teselli sözleriyle ikna oluyor ancak sonunda  “hani dökülen saçlarım çıktığında babam cezaevinden çıkacak diyordun, saçım yeniden çıktı ama babam nerede” demesi karşısında Güler hanım gözyaşlarına boğuluyor, yavrusuna ne diyeceğini bilemiyordu.

Mart ayında biten tedavisinden sonra 1.5 ay önce aniden gelişen sol gözünde kayma ve baş ağrısı şikayetiyle Zeynep’i doktora götüren anne, yeni bir şok ile kafa içi basıncının arttığını öğreniyordu. Beyin omurilik sıvısı tahliyesiyle biraz iyileşme sağlanıyor, akabinde  bu sefer Ege üniversitesinde daha yoğun bir tedaviye giriliyordu.

 

Zeynep’in ailesi  şu anda ağırlaşan durum için yoğun bir uğraş içinde. Cezaevindeki babaya son gelişmeyi onu üzmemek için bildiremiyorlar. Durumu bana anlatan anneye elimden geleni yapma sözüm olduğu için konuyu burada aktarıyorum. Zira beyinle ilgili gelişen yeni hadisenin önlenmesi için 10 gün içindeacilen  ilik nakli konusunda adım atılması gerekiyor. 2 abisinden ilik nakli için örnekler alınmış durumunda.. Ancak Almanya’da Zeynep’in kan örneklerinden yapılacak ilik nakli uygunluğuyla ilgili bir tahlil için yardımseverlerin desteğine ihtiyaç var.

 

KHK’lılar için bir sosyal ölüm öngörülüyor. KHK’lılar yalnız, KHK’lılar kimsesiz…  Kendileri her türlü hukuksuzluğun, mahrum kılmanın hedefindeyken bu fırtınadan bir de çocukları etkileniyor. Zeynep de Eray gibi uzun süreli tedaviler sonrası yaşadığı üzücü ortamdan dolayı hastalığı nüksetmiş bir çocuk.  Bir değil, iki değil her gün bu hasta çocukların kötüleşen halini duymak sadece bireylerin sağlığı için değil, toplum sağlığımız için hiç iyi değil. Bu çocukların hali her vicdan sahibinin vicdanını sızlatıyor, sızlatmalı. Artık ortaya çıkan bu son vakalarla haksızlıkların toplumda  bir kırılma oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu toplumu germenin hiçbir faydası yok, bunun zararıysa anlatılmakla bitmeyecek gibidir.  

@gergerliogluof

756 Okuma

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler

Altan'lar ve Ilıcak  müebbet demokrasi istedi

Köşe Yazılarım

Altan'lar ve Ilıcak müebbet demokrasi istedi

Altan'lar ve Ilıcak müebbet demokrasi istedi

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?-2

Köşe Yazılarım

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?-2

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?-2

Artı TV canlı yayında Meriç nehri faciasını konuştuk

Katıldığım tv programları

Artı TV canlı yayında Meriç nehri faciasını konuştuk

Artı TV canlı yayında Meriç nehri faciasını konuştuk

Turkish public divided over military's alliance with FSA

Basında Ben

Turkish public divided over military's alliance with FSA

Turkish public divided over military's alliance with FSA

Medyascope TV'de Meriç faciası ve OHAL kötülüklerini konuştuk

Sivil toplum çalışmalarım

Medyascope TV'de Meriç faciası ve OHAL kötülüklerini konuştuk

Medyascope TV'de Meriç faciası ve OHAL kötülüklerini konuştuk

Gergerlioğlu: Milliyetçi cephe Türkiye'yi geriye götürür

Köşe Yazılarım

Gergerlioğlu: Milliyetçi cephe Türkiye'yi geriye götürür

Gergerlioğlu: Milliyetçi cephe Türkiye'yi geriye götürür

Meriç faciası üzerine Yavuz Oğhan'ın radyo programına katıldım

Sivil toplum çalışmalarım

Meriç faciası üzerine Yavuz Oğhan'ın radyo programına katıldım

Meriç faciası üzerine Yavuz Oğhan'ın radyo programına katıldım

SP milli ittifaktan uzak durarak anahtar olmalıdır

Köşe Yazılarım

SP milli ittifaktan uzak durarak anahtar olmalıdır

SP milli ittifaktan uzak durarak anahtar olmalıdır

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?

Köşe Yazılarım

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?

Demokrasi ararken niçin kendimizi güç çatışmalarında bulduk?

 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız