HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

İstatistikler

  • Ziyaretçi Bugün612
  • Ziyaretçi Genel1.714.971
  • Bugün Gösterim696
  • Toplam Gösterim2.169.844
  • Online Sayısı6
Sorunlara çözümün sihirli değneği
Sorunlara çözümün sihirli değneği
30 Ekim 2017 Pazartesi Saat: 01:08

Sorunlara çözümün sihirli değneği

Kendimizde olanı değiştirmediğimiz müddetçe toplum değişmeyecek. Önemli olan ders alabilmek, değişim yönünde adım atabilmek ve somut anlamda değişebilmek, dönüşebilmektir.

.

.

En bitmeyen şey sorunlar ve en aranan şey de bunların çözümüdür herhalde. Anlayışlar, görüşler hep bunlar için çıkmıştır, popüler olmuştur veya gerilemiştir ama bu arayış bitmemiştir.

Herkesin herşeyden şikayetçi olduğu bir zaman ve mekan diliminde yaşıyoruz ama “çözüm nasıl olacak” diye sorduğumuzda maalesef kayda değer çözümler göremiyoruz.

Çağlar boyu insanlığın hakikat arayışı bitmemiştir. Ama çoğunlukla boş yere kürek çekilmiş, hayaller ve hülyalar peşinde büyük çabalar sarf edilmiş, yanlış çözümlerden dolayı büyük bedeller tüm insanlığa da ödetilmiştir.

 

Bu ülkede de her dönem mağdurlar olmuştur. Görünen o ki mağdur olmayan yoktur ama çözüm noktasında halen bir konsensüs oluşmamıştır. Birçok artık klasik olmuş kitabın, ünlü yazarın anlattığı hep aynıdır aslında. “Aradığın derman uzaklarda değil, sendedir. Fersah fersah yolculuk yapmana gerek yoktur, meseleyi çok komplike hale getirmene gerek yoktur, çözüm yanıbaşındadır, sendedir, kendini aşmadadır. Çok büyük gayretler sarf ederek yenmeye çalıştığınının en ucuz ilacı senin iradendir aslında.” der insanlık tarihinin farklı tarihlerden ve bölgelerden muteber bilgeleri.

Günümüzde de artık bir çıkmaz sokak halini almış olan sorunlarımızın çözümünü ancak bu anlayışla çözebileceğiz. Duyarsızlığa, ertelemeye, taca atmaya bakmayacağız. Umursamayanın da başına aynısının geleceğini çok iyi bilerek, kalıcı  ilkelerden vazgeçmeyeceğiz. Yoksa çok açık çözümün önündeki bir engel de biz oluruz.

 

“Kendi nefsin için istediğini kardeşin için de istemedikçe iyiliğe ermiş olamamak“ sadece dini bir emir değil aslında tüm öğretilerde rastlanabilecek ahlaki bir ortak paydadır. Bu ortak payda iyiliklerin, güzelliklerin kapısını açar ancak. Yoksa sadece şikayetlenmeyle varacak bir yerimiz yoktur.

Aslında birisine maddi yardım yapan kendisine yardım yapıyordur, zira fedakarlığıyla azgın nefsinin isteklerine teslim olmadığını gösteriyordur. Başkasının hakkına sahip çıkarken aslında yine kendi nefsine yardımcı oluyordur zira hak talep ederken haddi aşacak isteklerini terbiye edenin kendisi olduğunu göstermiş olması onu hakkaniyet sınırları içinde tutacak en iyi mekanizmadır.

Ha bire statükoyu sorguluyoruz her dakika eleştiriyoruz ama bir gün bir  bakıyoruz ki başkasında kızdığımızın aynısını biz yapıyoruz. Mutlaka ötekileştiriyoruz, ne tanışıyoruz ne de empati yapıyoruz. Bütün bunlardan sonra bilmeliyiz ki hakkımıza, hukukumuza ötekinin hakkına riayet etmeden sahip olamayacağımızı öğrenemediğimiz müddetçe statükoyu sorgulama şansımız olmayacaktır.

Büyüklenen çok düşünceye, kişiye baktığımda aslında ayaklar altına aldığı muhatabına ne kadar muhtaç olduğunu gürmüş, anlamışımdır. Dermanına zulmedenin düştüğü hal kadar büyük bir zavallılık ve kötü bir akıbet olabilir mi? Günümüzde bunun güncel örneği çok fazla, bu perspektiften değerlendirdiğimizde insanları eze eze tepelere çıkanın o yükseklerden uçuruma düşüp nasıl helak olduğunu hep görüyoruz, güncel örneği çok fazla. Bu örneklerin son halleriyle bile meseleyi anlamamış olmaları hazindir ama örnek çıkarması gerekenlerin bunu yapamaması daha hazindir.

Bir sürü klasik kitabı okumaya çok gerek yok aslında. Kendimizde olanı değiştirmediğimiz müddetçe toplum değişmeyecek. Önemli olan ders alabilmek, değişim yönünde adım atabilmek ve somut anlamda değişebilmek, dönüşebilmektir. İddialarımızla, iddiasıyla, iddialarıyla imtihan edilen çok insanın olduğu bir dünyada güncel hayatın insanı genelgeçer doğruları düşünmekten uzaklaştıran aldatıcılığından, yoğunluğundan, yalancı tadından uzaklaşabilmeliyiz.

 

Niye mi bunları anlattım? En yakın birçok olay ve kişiye bakın, anlaşılır. Nefsimize bakalım, anlaşılır. Sevdiklerimize bakalım, anlaşılır. O halde yapılması gerekenlere odaklanalım.

@gergerliogluof

353 Okuma

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler

KHK’lı eğitimciler için hüzün dolu öğretmenler günü

Köşe Yazılarım

KHK’lı eğitimciler için hüzün dolu öğretmenler günü

KHK’lı eğitimciler için hüzün dolu öğretmenler günü

Naim’in Yunan arkadaşı ne öğretti?

Köşe Yazılarım

Naim’in Yunan arkadaşı ne öğretti?

Naim’in Yunan arkadaşı ne öğretti?

Yeni Kemalist, milliyetçi ittifak kime, ne getirir?

Köşe Yazılarım

Yeni Kemalist, milliyetçi ittifak kime, ne getirir?

Yeni Kemalist, milliyetçi ittifak kime, ne getirir?

Gecikme..! Bir dramı önlemek senin elinde…Sevgi'yi yitirmeyelim

Köşe Yazılarım

Gecikme..! Bir dramı önlemek senin elinde…Sevgi'yi yitirmeyelim

Gecikme..! Bir dramı önlemek senin elinde…Sevgi'yi yitirmeyelim

KHK’lı yakınları sosyal dışlanmada birinci

Köşe Yazılarım

KHK’lı yakınları sosyal dışlanmada birinci

KHK’lı yakınları sosyal dışlanmada birinci

Nuriye ve Semih komisyonun ilk iadeleri olmalı

Köşe Yazılarım

Nuriye ve Semih komisyonun ilk iadeleri olmalı

Nuriye ve Semih komisyonun ilk iadeleri olmalı

Büyük abdestini bile tutamayan bir pir-i fani neden 15 aydır tutuklu?

Basında Ben

Büyük abdestini bile tutamayan bir pir-i fani neden 15 aydır tutuklu?

Büyük abdestini bile tutamayan bir pir-i fani neden 15 aydır tutuklu?

 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız