2007-02-20 00:00:00

 

Darbeler ile anılan ülkemden, hakkı savunan tüm insanlığa selam olsun!

 

Tohumu uzun yıllar önce atılan toplumu yıkma çabalarından bir tanesi 10 yıl önce bir toplantı sonrası fiiliyatta kendine yer bulmuş ve yeşermiştir. Yeşermesi için anti demokratik güçler  tarafından  sürekli bakımı yapılan tohumun üzerine anti titrenmiş  ve o  tohum    meyvelerini sahiplerine vermiştir.Bu meyve  şu an  ifsad olmuş  hali ile  karşımıza çıkmıştır.Gençlik arasında artan uyuşturucu, şiddet, ekonomik  sahada  artan yolsuzluk,  vurgun, para babaları  emekli  generaller arası  holding  yönetim kurulu “al gülüm ver gülüm” ilişkileri ile ayyuka çıkan hırsızlıklar…28 şubat  hep vurguncuya hizmet  etti,  hep  antidemokratik  zorbalara  hizmet etti. 

  Kısaca hatırlayacağımız bildiri sonuçları toplumun nasıl olması gerektiğine kadar giderek insanımızın modelini çizme cüretini dahi kendinde bulmuştur. Çizilen model insanımıza birkaç beden küçük gelmiş ve ülke insanı kendini sıkan bu elbise ile baş başa bırakılmıştır.

MGK koltuklarında oturan sayın yetkililerin karar aldıkları toplumlar hakkında unutmaması gerektikleri bir nokta var. Bu hususa bu yetkililer ile birlikte sorunları çözme niyetinde olan her kesimin uyması zorunludur. Bu husus, ülkemizde yaşayan kişilerin  kendilerini kimin temsil edeceğine ancak kendilerinin  karar verebileceğidir. Şubat 97 sürecinde gündemden düşmeyerek Müslüman-İslam kimliği ile servis edilen bir takım oluşumların gerçekte islamı ne derece temsil ettikleri düşünülmelidir. Bu oluşumlar bu süreci hazırlayanların bir tezgâhı mıdır sorusu kesinlikle cevaplanması gereken bir sorudur. Dindarlar  üzerinde estirilen  terör  ve  çeşitli  manipulasyonları artık  herkes  anladı. Kendilerine  anti demokratik  baskılar  uygulanan  dindarların ise  kendilerine soracakları soru  şudur: “Biz gerçekten zilletimi hak ediyoruz yoksa inandığımız değerlere sahip çıkarak insanca yaşamayı mı?” Bu soru bizlerin vicdan muhasebesidir. Zorbaların eline  bahane vermek  bir vebaldir. Zorbalar tarafından  medya organlarında dindar insanlara iftira atılmasına yol açıcı tavırlara  göz yummak  bir  vebaldir.

Asıl  yapılması gereken büyük  basın patronları  elindeki  medya  organları ve   resmi söylem tarafından gözü boyanan halkımızı gerçeklerle tanıştırmaktır.Halkımızı  yalancıların insafına  bırakmayacağız.97  haftadır  inatla  burada  direnişimiz  başörtüsü  konusundaki halka  yasak  gerekçesi  olarak yutturulan  yalanları deşifre etmek   içindir.Bunu da  başarıyoruz.Mutluyuz  çünkü  28 Şubat’a  direniyoruz.Mutluyuz,  çünkü  halka  zorbaların içyüzünü  anlatıyoruz..Gururluyuz çünkü,  sivil toplumun  bu  onurlu mücadelesi zulüm dağlarını eritiyor,  bunu  biliyoruz.

 

 

Bugün   boyun  eğen  bazıları  için ekonomi,  lüks hayat arzusu  onurlarından  , dini değerlerinden üstün hale gelebilmişse  bu,  kabul edilebilir bir durum değildir.Fikirsizliğimiz, nefsi arzularımız had safhaya ulaşarak günümüz Türkiye toplumunun fotoğrafını gözler önüne sermektedir. Bu ülke maddi güçlükler altında ezilen halk ile kurtarıldı efendiler, başında ki örtüsü ile kurtuluşa olan inancı ile… Ama şu vardı, bu mücadele verilirken sokakta yüzlercesi binlercesi vardı….İnsan haysiyetine  sahip  çıkmak,  değerlerimize  sahip çıkmak ancak bu yolladır.

   Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu

MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı

Yorumlar