14 Aralık 2024

Gergerlioğlu: “Hasta mahpuslar son derece önemli bir sorun çünkü insan hakları ihlallerinin en zirvesinde yer alan kişiler oluyor. Yılbaşından beri bana gelen insan hakları ihlalleri ile ilgili gelen başvurularda cezaevlerinden gelen şikayetler en önde 194 başvuru ile. Cezaevlerinde çok sorun var ve hasta mahpuslar burada en ön sırada yer alıyor. Demek ki en ağır sorunu konuşuyoruz şu anda. En fazla başvuru yapılan yer cezaevleri ise insan hakları açısından en ağır sorun hasta mahpusların sorunu oluyor. Açık ara şekilde cezaevlerinde sağlık ile ilgili sorunlar ön plana çıkıyor. 378 bin nüfusu var cezaevlerinin 406 cezaevi var ve 299 bin kapasite var. 79 bin fazlalık olan Türkiye cezaevlerinden bahsediyoruz. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a biz adalete gelin ülkede anayasa hukuk çalışsın insan hakları olsun ve bu yüzden cezaevleri doldu insanlar yerde yatıyor sağlıkları bozuluyor hasta olmasalar bile hasta oluyorlar ve hasta olanların teşhis ve tedavileri çok uzuyor dediğimizde “Yeni cezaevi açarız.” Diyorlar. Asıl sorun adaletsizlik. İnsanları kahreden adaletsizlik. Son 20 yılda en çok açılan devlet kurumu sanırım cezaevleri oldu! Komplike ve masraflı kurumlar. Özel bir yapı masrafı arz ediyor ama umurlarında değil iktidar yeni cezaevi açmak ile meşguller. Cezaevlerinde en büyük problem sağlık ile ilgili sorunlar. Cezaevlerini ziyaret ettiğimde en başta gelen şikayet sağlık. Görüş ile ilgili sorunlar var, darplar var, başka sorunlar ama en önemli şey sağlıktır. Cezaevleri kalabalık. 79 bin fazlalık olan bir yerden bahsediyorsanız ilk bozulan şey insanların sağlığı. Psikolojik olarak yaşanan sıkıntılar göz ardı ediliyor. Anti depresan kullanan binlerce mahpus depresyonlarını yenemeyince intiharlar gündeme gelebiliyor. Türkiye cezaevleri intiharlar noktasında önceki yıllar ile Rusya ile çekişiyordu şu anda da vahim rakamlar var. Çoğunu bilemiyoruz çünkü Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yapmıyor. Olay sadece bir insanın kanser olması tedavisinin aksaması değil psikolojik sorunlar ile ilgili meseleler göz ardı ediliyor. İntiharlar geliyor. Gözaltında ve cezaevinde hasta mahpuslar ve intiharlar ile ilgiili rapor hazırladık! Yapay zekaya da sorduk üzücü bir fotoğraf çıkıyor.

Geçen senelerde de gayret ettik. Geçen sene 73 ölüm tespit ettik bu sene 55 ölüm tespit ettik fakat resmi açıklama olmadığı için ulaştığımız rakamlar bunlardı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Ocak 2024’ten itibaren cezaevlerindeki ölüm sayısının 709 olduğunu açıkladı! Yüksek bir sayı. Bizim raporumuzda 55 kişinin ölüm sayısına ulaştığımızda rakamda çarpıcılık var! 55 kişinin %42 23’ü intihar diye açıklanan kişiler! 55 kişi içinde 23 intihar buluyorsanız 709 kişi içinde de benzer oranlar olabilir çünkü Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Adalet Bakanlığı açıklama yapmıyor! Iğdır S Tipi Cezaevi’nde 5 yılda 3 intihar vakası duyduk, Van T Tipi Cezaevi’nde 1 yılda 3 intihar vakası duyduk ve bunlar ulaşabildiklerimiz. Siyasi mahpuslara rahat ulaşabiliyorsunuz ama adli mahpuslar daha da sağlıksız ortamdalar. Büyük bir sağlık sıkıntısı var. Kalabalık bir ortamda zaten sağlığınız bozuluyor. Geçtiğimiz günlerde Silivri Cezaevi’ne gittim 7 kişilik koğuşlar var Avrupa Standartlarına göre her koğuşta 1 kişi kalacak şekildedir ama orada 2’ye 4’e çıkartmışlar. Siyasilerde 30’dan 40’a çıktığını söylüyorlar 7 kişilik koğuşlarda ve adli koğuşlarda 50-60 kişi kalıyorlar!

Biz cezaevlerinin açıkladığı her intiharı intihar olarak kabul etmiyoruz şüpheli ölüm olarak kabul ediyoruz. Benim tespit ettiğim tabloda %42 ise intihar Adalet Bakanlığı açıklama yapmalı! İnsanlar normal olarak cezaevlerine giriyor hasta oluyor, hasta olanlar hızlı kötüleşiyor. Adalet Bakanlığı ile görüşüyoruz “Hastanelerde biz de sıra bulamıyoruz gecikmeler olur.” diye lakayt cevaplar söylüyorlar! Mustafa Karatepe Sincan YGC’de kalıyor. Kırşehir’deydi, öncesinde Yozgat’taydı. İnanılmaz sağlık hakkı ihlalleri yaşamış bir insan. Belli ki bağırsak kanseri. Kanamaları var fakat doktora gidemiyor gecikiyor! Mustafa Karatepe için hastane ile cezaevi ile görüşüyoruz en sonunda kolonoskopi yaptırabildi. 30 kg zayıflamış. O hali ile kemoterapi başlayacak. O dönemde Kırşehir’e geri gönderildi ring aracında gitti, kemoterapi alması için Sincan’a gelmesi gerektiği çıktı. Vatandaşın sağlığı gittikçe kötüleşiyor! Bir mahpusun sağlık durumunu sordum 83 defa hastaneye gitmiş 2 yıl boyunca ve mide kanseri ama teşhis edilmemiş! 2 yıl boyunca ihlal edilmiş. En sonunda ameliyat edildi ama erken müdahale olabilecekken geç bir müdahale ile midesi alındı ve bu kişi 46 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyordu 8.5 yıldır cezaevindeydi. Yargılama o kadar hukuksuz oldu ki geçtiğimiz günlerde Yargıtay adamın cezasını bozdu beraat etti. 8.5 yıl boyunca cezaevinde kalıyorsunuz, kahrınızdan kanser oluyorsunuz, içeride İKM’lerin zorbalığına uğruyorsunuz sonrasında size “Pardon geçmiş olsun güle güle” diyorlar. Böyle bir sürü vaka var.

Yaşlı ve hasta mahpusların durumu çok kötü! 84 yaşında Sıddık Güler Kürt bir mahpus iyice zayıfmış. Tekerlekli sandalye ile yanıma getirildi! Şerife Sulukan MS hastası, felç geçirmiş o hali ile Adli Tıp Kurumu infaz erteleme vermiyor! Biz Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’nin Adli Tıp Kurumu’nun vermiş olduğu karar ile tahliyelerinin gerçekleşmesi yönünde yasa teklifleri verdik ama kabul edilmedi! Kocaeli Üniversitesi Aysel Tuğluk’a infaz erteleme vermişti. Adli Tıp Kurumu defalarca reddetti. Kocaeli Üniversitesi‘nin kadrosu daha iyi. Adli Tıp Kurumu daha zayıf bir kadro. Birçok mahpusun durumu var ve onlar 25 I maddesi nedeniyle tahliye edilemiyorlar. Bu maddenin değiştirilmesi gerekiyor. “Bu kişi Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alsa bile tahliye olamayacak.” diyor! “Tahliye olsa bile cezaevinde ölcek.” diyor devlet! Adalet Bakanlığı’na kaç kez söyledik ama yapmıyorlar! Hangi cezaevine gitsem sağlık ile ilgili ihlaller önde! Sincan, Silivri ve diğer cezaevlerinde sağlık ihlalleri önde! Aylarca hekime sevk yaptıramayan insanlar var. Kadın mahpusların durumu daha kötüleşebiliyor. Kayseri Kadın Cezaevi’ni ziyaret ettiğimde kadın mahpusların kadın doğum muayenesini kelepçeli ve yanlarında erkek varken öğrendim şu anda düzeldi ama o zamanlar öyleydi. Hekimlerin siyasi görüşüne göre mahpus her ihlali yaşayabiliyor! Müdür ile başhekim ile konuşuyoruz “O hekim böyle yapmış ne yapabilirim.” diyor! T.C. İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı’nı kaç kez uyardım. Cezaevlerinde ağız içi arama ve çift kelepçeden dolayı cezaevinden hastaneye mahpuslar gidemiyor! Aranızda oturup konuşun! T.C. İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı! AB raporlarında kötü not alırsınız dediğimizde defans yapılıyor! Hastaneyi gitmeyi başaran kişiler ki oldukça zorlanıyorlar tek kişilik ringlerde dolaşıyor.

Diyarbakır’dan İstanbul Adli Tıp Kurumu’na ring aracı ile daracık bir yerde kelepçe ile gittiğinizi düşünün ve hastasınız! Doğru düzgün yemek su bile verilmiyor! “Bir kere gittim bir daha gitmem.” diyen birçok mahpus var! “İnfaz erteleme için önemli ama işkence çektim ve gitmek istemiyorum.” diyenler var. Yoğun bir şekilde hasta mahpusların gündem edilmesi gerekiyor. Türkiye’de en ağır insan hakları ihlallerini yaşayanlar onlar. Bir kısmı tedavi edilebilecekken tetkiki gecikiyor. Kimisi intihar ediyor. Gencecik insanlar. Askeri öğrencilerin anne babaları da var. Geçtiğimiz günlerde Silivri Cezaevi’nde 2 askeri öğrenciyi ziyaret ettim kötü durumdaydılar. Genç askeri öğrenci biri dedi ki geçtiğimiz günlerde cezaevinde ;” 20’li yaşında girdim ve 30 yaşına girdim. 20’li yaşları yaşayamadım.” diyen genç bir mahpus oldu! Kayseri’de Şaban Kaygusuz bir eli bir ayağı olmayan mahpus. Zorlanıyor fakat annesi ile Kürtçe konuştuğu için telefonu kesiliyor! Diyarbakır’dan Kayseri’ye sürgün ediliyor. Birçok şikayette hipokrat yeminini ayaklar altına alan doktorlardan yana şikayetler alıyoruz. Sağlık Bakanlığı’na kaç kez söyledik! Bir hekim karşısındakine insan olarak bakar siyasi görüşüne göre yaklaşım olmaması gerekiyor ama ülkede o kadar ağırlaşmış kutuplaşma var ki ağır bir şekilde mağdur edilmiş mahpuslara yönelik bu tür tavırlar olabiliyor. Abdulkadir Kuday, milletvekilliğimin 7 yılının 5 yılında uğraş verdim. ALS hastasıydı, en sonunda solunum kasları iflas etti. Unutamadığımız vakalar oldu. Bülent Parmaksız; ” Diş tedavisi için Gazi Üniversitesi’ne götürülmekteyiz. Sabah 9 akşam 17 arası cezaevi aracında kalmaktayız. Kumanyaları kelepçeli eller ile yemekteyiz. Bekleme salonu yok.” diyor ve kelepçeniz ile bir şeyler yemeye çalışıyorsunuz. Sincan Cezaevi’nde iki mahpus hem kanser hastası ve denetimli serbestlikleri şartlı tahliyeleri birinde 8 ay diğeri 2 yıl geçmiş ve doğru düzgün tedaviye ulaşamayıp içeride kötüleşen bir durumdalar. Kanser hastalarının tedaviye ulaşmada eksiklikler var. Mehmet Parlak bir deri bir kemik kalmış böbrek hastası ve Adli Tıp Kurumu infaz erteleme vermiyor! Adalet Bakanlığı kendi inisiyatifi ile karar alamıyor. Eleştiriler karşısında “Haklısın” diyorlar ama adım atamıyorlar çünkü kararlar güvenlik kurumlarından geliyor! Saray’dan geliyor, yetkililer de çaresiz bekliyor. Onlar da bu tür hastalıkları ve ölümleri gizlemeye çalışıyorlar. STK’ların yaptığı hasta mahpus açıklamaları son derece önemli ve değerli olduğunu cezaevine girip hasta olduğunuz zaman çok iyi anlarsınız. Cezaevleri de bunlardan rahatsız oluyor. Bizim gündeme getirdiğimiz hususları İnsan Hakları Kuruluşlarının gündeme getirdiği konulardan haberdarlar.”

Gergerlioğlu: “Mahpusun çektikleri ayrı bir de mahpus yakınlarının çektiği! Özellikle en uzak yere gönderiyorlar ailesinin ikamet ettiği yerden en uzak yere. Mahpus Ankarada iken Diyarbakır’a, Erzurum’a gönderilen mahpuslar var. Aileleri buradan kalkıp Diyarbakır’a, Erzurum’a gitmek zorunda kaldı ve maddi manevi zorluklarla oralara gitmek zorunda kalıyor. Kimsesiz insanlar oluyor. Yakınlarının gelip görmediği insanlar oluyor. Birisi; 88 yaşında bir mahpus Isparta Yalvaç Cezaevi’ndeydi yakınları Bile doğru düzgün ilgilenmiyordu, yanındakiler bize mektup yazmıştı. Tuvaletini oturarak yapamayan, sandalyenin ortası delinmek suretiyle ihtiyacını gideren bir kişiydi. 88 yaşındaki Adem Cirit için eğitim araştırma hastanesi infaz erteleme vermiş ama acımasızca Adli Tıp Kurumu böyle durumdaki bir hastaya infaz erteleme vermedi ve adam orada hem hastalıklar ile boğuşa boğuşa hem de kimsesiz kalarak hayatını kaybetti. Adem Cirit insanların elinden kurtuldu. Öylesine acımasız vakalar var. Mahpus yakınları da çok eziyet çekiyor. Yakınınız hasta onun tedavisi ile ilgili sıkıntılı süreç, gitmiyor gelmiyor. Onun için çırpınıyorsuz Mahmut Başyiğit Aydın E Tipi Cezaevi’nde o kadar ihmal edildi ki kısa sürede ameliyat ile uzun süre yaşayacak kişi kısa sürede hayatını kaybetmişti. Yakınları uzun süre çırpındılar. Mahpusların aileleri de çok çekiyor. Hem nakil, sevk meselelerinden hem de hastalık sürecinde hastaneye erişemiyor. Ne tetkikler zamanında yapılıyor ne de tedaviler zamanında yapılıyor. Hekim olarak kahreden husus bu oluyor çünkü kanserde erken teşhis ile hastayı uzun yıllar yaşatabilirsiniz biraz geciktiği zaman o süre azalır. Cezaevinde mahpusların hastane sevkleri öyle gecikiyor ki “Kardeşim 50 defa göndermişiz hastaneye ne eksiğimiz var.” Diyorlar ama boş yere gidiyor. İş işten geçtikten sonra gittiği için anlamı da yok. Boş yere gidip gelmeler yaşanıyor mahpus yakınları da sıkıntılar yaşıyor. Üzüntü sıkıntılar yaşayan anti depresan kullanan ve içeride yaşadığı depresyondan dolayı aile içi sıkıntılar yaşayan insanlar da oluyor. Boşanmalar oluyor. Kanser olmamış ama içeride o kadar psikolojik sıkıntılar yaşıyor ki boşanmalarda çok artışlar yaşanıyor. Üzüntü sıkıntılar yaşayan anti depresan kullanan ve içeride yaşadığı depresyondan dolayı aile içi sıkıntılar yaşayan insanlar da oluyor. Boşanmalar oluyor. Kanser olmamış ama içeride o kadar psikolojik sıkıntılar yaşıyor ki boşanmalarda çok artışlar yaşanıyor.”

Yorumlar