21 Ekim 2025

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sesini duyuramayan insanların sesini duyurmak için buradayız. Yüksek güvenlikli cezaevine atıldığınızda Adalet Bakanlığı yetkilileri de söylüyor “Bu insanlar birbiri ile iletişim kuramasınlar diye atıyoruz.” diyorlar. Hak ihlalleri var dediğinizde niyetlerinin bu olduğunu söylüyorlar. Yüksek güvenlikli hapishanelere girdiğiniz zaman diğer hapishanelerden farklı bir yere girdiğini görüyorsunuz. Turnikelerde bile güvenliği yüksek. Koridorlarında başka havanın estiği bir hapishane. Açık görüş salonları bölümlere ayrılmış oralarda görüşüyorsunuz ve mahpuslar diğer mahpusun yakını geldiği zaman “Hoş geldin” dediği zaman engellenebiliyor. A’dan Z’ye her şeyi yüksek güvenlikli yapılmış. İktidar bu işten kazanıyor. İhaleler iktidar partinin yandaş iş adamlarına gidiyor. Beton demir malzemeler pahalıya yapılıyor. Oraya memur alınırken de iktidarın partilerinin gençlik kolları il ilçe örgütlerinden alınıyor. İçeride olanlar iktidara muhalif olanlar. Muhalifini içeri alan bir sistem kurmuş. Kendisi açısından her şeyi ile karlı sistem. Buradan kar ediyor daha sonrasında ihalelerde neler dönüyor bilmiyoruz. Burada da çark dönüyor ve bu sistem devam ediyor. Yüksek güvenlikli hapishanelere karşı çıkmak gerekiyor çünkü f tipi cezaevlerinden sonra insanların sesinin çıkmaması için yapılmış yerler. F Tipi cezaevleri için büyük bedeller ödendi. Bunu gündeme getiren çok fazla kişi yok. Ana muhalefet partisi de cezaevlerini gündeme getirirken çok ilgilenmiyordu ama şu anda birçok ana muhalefet partisi yetkilisi de kuyu tipi hapishanelerde. İlla size dokunduğu zaman bu konuyu gündem ediyorsanız bu üzücü bir durum. İnsanlık onuruna aykırı yerler yüksek güvenlikli hapishaneler ve ağırlaştırılmış müebbet için yapılmış olsa da buralar kapatılmalı. İnsan haklarına aykırı bu denli bir yer olamaz olmamalı! Düşünün hücrenizdesiniz kapıdan infaz koruma memurunu bile göremiyorsunuz sistem var dışarıdan konuşuyor. Havalandırmaya çıkıyorsunuz 1-2 saat havalandırma hakkı veriliyor çoğunlukla tek başınıza havalandırmadasınız. Hücrenizin önünde değil başka bir yerden geçmeniz gerekiyor. 3 katlı cezaevi ve alt kattaysanız güneş odanıza az giriyor ve oldukça zorlu bir durumdasınız. Orta katlar ve üst katlar bir şekilde güneş görüyor ama daracık bir hücre 12-13 m2’lik bir hücre ve o hücre içinde ufacık bir lavabo, orada bir mutfak lavabosu gibi de değil. Bir şeyler hazırlamak istediğinizde zorluk çekiyorsunuz. Hücreleri gördüm gayriinsani olduğu yakinen anladım. Hücrelerin içini gördüğünüzde aklınıza “Zindan” kelimesi aklınıza geliyor. 12-13 m2’lik bir yer. Ufacık pencere var. O pencerede demir parmaklık var üstüne baklava demiri şeklinde tel örgü ile kapatılmış durumda. Mümkün olduğu kadarı ile içeri hiçbir şey girmesin isteniyor. Hava da girmiyor. Çok sıcak yerler var. Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ni ziyaret ettim geçen hafta. Diyarbakır gibi havanın sıcak olduğu yerde ne kadar ağır şartlar olduğunu düşünün! Tekirdağ Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi yakınında çöp tesisi var ve çok kötü koku var. Ben ziyaret esnasında camı kapatmak zorunda kaldım. Mahpus camı açsa koku geliyor açmasa sıcak bunaltıcı bir ortam. Bu ortam insanın tıbbi yapısına aykırı. Fazla hareket edemiyorsun, volta atamıyorsun çünkü hareketlilik lazım hapishanede giren bilir. Diyelim ki battaniyeyi yıkadınız asacaksınız havalandırmaya asamıyorsunuz çünkü çıkamıyorsunuz. Ufacık camınızın önüne asacaksınız ve battaniye kaç günde kuruyacak belli değil. Bu sefer cam da kapanıyor. Çarşafı yıkayacaksanız da yine aynı. Bu cezaevleri kapatılmalı. Buralar insana aykırı yerler. Yarın öbür gün herkes girebilir. Şimdi ana muhalefet partisi yetkilileri giriyor. Belediye Başkanları, yardımcıları, önemli yetkililer girmeye başladı ve insanlar hasta haliyle girip daha da hasta oluyor içeride. Cezaevlerinde gözler ile ilgili kayıplar oluşuyor. Uzağa bakmazsanız gözünüzün görme yetisinde kayıplar olur ama bu cezaevinde bu mümkün değil. 1-2 saatlik havalandırmada yukarı bakarak dolaşmak gerekecek o da mümkün değil. Psikolojik ve fizyolojik bakımından sıkıntılar oluyor. Cezaevlerinde intiharlar her geçen sene artıyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ölümleri açıklamıyor. Soruyoruz açıklanmıyor! 1-2 senedir açıklamaya başladılar. 2023’te 709’du. 2024’te daha da arttı. 2025’te daha da arttığını tahmin ediyoruz. Fizyolojik ve psikolojik anlamda insanlar rahatsızlanıyor direnç düşüyor kemikler kaslar zayıflamaya başlıyor akabinde birçok sıkıntı ortaya çıkıyor. Psikolojik olarakta dayanılacak bir ortam değil. İnsan ile temasınız yok. Ağırlaştırılmış müebbet olarak oradasınız ve insan ile temasınız yok. Müddetnamenizde çıkış tarihi ölünce diye yazıyor. Bu bile ağır bir şey alıp kağıda mahpuslar baktığı zaman ağır bir tablo olduklarını söylüyor. Her insanın umut hakkı vardır. Ümit etmediğimiz anlam arayışı içinde olamadığımız bir yerde hayat biter öyle bir anda hayat biter. Birçok yüksek güvenlikli cezaevinde intihar olayları yaşandı ve üstü kapatıldı. Iğdır’da, Elazığ’da ve başka cezaevlerinde böyle durumlar yaşandı. Açlık grevinde ölüm orucunda mahpuslara saat başı kontrol yapılıyor zaten uyuyamıyor hatta infaz koruma memurlarının insafına kalmışsınız. Oldukça kötü bir ortam bir hücredesiniz karanlık bir yer güneş bile az giren bir yerde diyelim ki Erzurum’da güneş görme imkanınız iyice düşmüş durumda. Kapkaranlık bir ortam. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde bir mahpusu ziyaret edecektim açlık grevindeydi. Ziyarete gelemeyince koğuşunda ziyaret ettim kötü durumdaydı. Derileri soyulmuş ve derilerinde renk değişiklikleri olmuş durumdaydı ve bu kişi ağırlaştırılmış müebbet mahpus bile değildi tutukluydu. Bir insan öyle ya da böyle bu tür yerlerde cezalandırılmamalı çünkü insana ve haklarına aykırı.

Tutuklu, hükümözlü mahpuslar bu cezaevlerinde kalmakta!

Genci, hastası, yaşlısı her farklı yaştan insan var. Kadınlar, erkekler haklarında hüküm olmadığı halde buradalar. Geçen ay Serkan Onur Yılmaz’ı ziyaret ettim Bolu Cezaevi’nde. Antalya Cezaevi’nde kalmaktayken nakil edilmiş. 340’lı günlerde ölüm orucunda. Geçtiğimiz günlerde hastaneye kaldırıldı ve tedaviyi reddediyor. Arkadaşlarının Antalya yüksek güvenlikli cezaevinden çıkarılmasını istiyor. Serkan Onur Yılmaz’ın vücudunda kuruluk ve renk değişiklikleri gördüm. Elini kaldıracak bir hali bile yoktu. Şu anda 340’lı günleri geçmiş durumda ölüm orucunda. Biz Adalet Bakanlığı yetkililerine çağrı yapıyoruz; bu insanlar her an ölebilir. Bir çözüm bulun, bir yol bulun insanlar ölmesin diyoruz ama çağrılara karşılık bulamıyoruz. Adalet Bakanlığı neyi bekliyorsunuz?

Serkan Onur Yılmaz ve birçok kişi cezaevlerinde ölüm orucunda ve açlık grevindeler! Adalet Bakanlığı yetkilileri bu sesleri duymuyorlar! Açlık grevinde ve ölüm orucunda ölenler oldu daha da olabilir. Bir insan günlerce yemekten uzak, tuzlu şekerli su ve vitaminler ile idare ediyor ve direniyor. Hala hayat isteği olduğu için yaşıyor o insan. Bunlar kuyu tipi hapishaneler. Yüksek güvenlikli hapishaneleri geçin! Ben şahsen Ortaçağ Bastille zindanlarından beter! Oralarda bu kadar insansızlık yoktu ama şu anda o kadar güvenlik artırılmış durumda ki bu insanlar artık tercihler yapmak zorunda bırakılıyor. Şu anda bir grup insanın yaptığı bir eylem yarın öbür gün toplumun başka kesimlerinde de yapılabilir. “Benden olmayanlar yapıyor bunu banane” diyemezsiniz. Yarın öbür gün sizi de haksız hukuksuz cezaevlerine atarlar ve niye bu toplantıların yapıldığını anlarsınız! Hapishanelerde her gruptan mahpus ile görüşüyoruz herkes “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganı konuşuluyor. Öncesinde duyarlı olanlar da duyarsız olanlar da bu sloganı vurguluyor. Sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz. Cezaevlerindeki talepleri gördüğünüz zaman birilerinin insafına bırakıldığınızı görüyorsunuz ve idarenin insafına bırakılmış durumda. Mevzuatta aleyhe kullanılıyor. İnsanların en temel ihtiyaçları bile son derece sıkıntı altında. Kimi yerlerde yüksek güvenlikli inşa edilmeyen bazı cezaevlerinde de yüksek güvenlikli konsepti uygulanmaya çalışılıyor. İnşaat şekli yüksek güvenlikli değil ama böyle bir yönetim anlayışı koyuyorlar.

Yorumlar