15 Ekim 2026

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı bir açıklama yapmış:

“Ya, el insaf! Yani şimdiye kadar sustuk ama bu ne soygun ya!” demiş AK PARTİ iktidarına. “Bu ne soygun ya!” demiş. Ben Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfına ve AK PARTİ’li seçmene buradan diyorum ki: Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.” Bakın, ortada Fatma Betül, Ayşe, Hasan meselesi yok, ortada bir çürümüşlük ve kokuşma var arkadaşlar. AK PARTİ’li vekillere de buradan sesleniyorum: Bu çok kötü kokular sizi de sarmadan istifa edin, gidin, kurtulun buradan. Gemiden atlayan kurtulur arkadaşlar çünkü mesele kişi meselesi değil. Yıllardır İslami camia görmezlikten geldi ama bir zulüm vardı. 17-25 Aralıktan beri her şey ortadaydı. Kutu kutu paracıklar neyin ne olduğunu ortaya çıkarıyordu ancak kimse görmek istemedi. Üç kuruş, beş kuruş, sonunda geldi telaffuz edemeyeceğimiz korkunç miktarlara ulaştı; 800 milyarlar konuşuluyor. Ya, bakın, Ali Şeker olayı. Emekli polis memuru Anayasa Mahkemesinin önünde intihar etti. Hepinizin vicdanı sızladı değil mi? Bu çürümüşlük karşısında gariban bir emekli polis memuru intihar ediyordu. Karamürsel’de -benim ilim- kasetçi esnafı. Adamın eline miras parası 4,5 milyon geçmiş Teraya yatırmış; Tera batmış, ertesi gün intihar etti. Hiç kimsenin vicdanı sızlamıyor mu? Bugün beni bir emekli memure hanım aradı. “Ömer Bey, yirmi iki yıllık birikimim bitti, Terada yok oldu. Sabahlara kadar uyuyamıyorum intihar düşünüyorum.” dedi. Yahu, AK PARTİ’li vekiller hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

Tam bir çürümüşlük her tarafı kaplamış durumda. Ahmet, Mehmet meselesi değil, yarın öbür gün sizi de bulacak bu. “Fatma Betül Sayan Kaya, kurban verdik gitti.” Yarın öbür gün sizi kurban verirler arkadaşlar, böyle olmaz bu iş.

Şimdi, bakın, AK PARTİ’li vekiller sabahtan beri doğru dürüst Genel Kurula gelemiyorlar, sanırım utançlarından gelemiyorlar. Gerçi “Utanmıyoruz.” diyordu birisi ancak artık onlar da utanmış yani gelemiyorlar, benim gördüğüm bu çünkü on dokuz aydır büyük bir rezalet var. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yazı yazmış SPK’ye, SPK araştırmamış. MASAK Daire Başkanı Ramazan Başak demiş ki “Ya, burada büyük bir rezalet var İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; uyarmışsın SPK’yi, etme, eyleme, takip et, büyük bir felaket patlayacak.” Ve patladı, foseptik çukuru patladı, foseptik çukuru; başka bir şey değil patlayan. “Eski SPK yetkilisini alalım, bu işi bitirelim.” Var mı öyle bir şey? Yerine getirdikleri eski SPK yetkilisi, İkinci Başkanı, şimdi Birinci Başkanı, maşallah. Değişen bir şey var mı arkadaşlar? Bir sistematik çürümüşlük ve kokuşma var. Bakın, siz bunu nasıl temizlediniz? OHAL’le temizlediniz. OHAL Komisyonu Başkanı kimmiş? Salih Tanrıkulu. OHAL Komisyonunda kendisiyle görüşmüştük. Üç saat boyunca kendisine “Bu zalim kararları alma Salih Bey, yarın öbür gün bak, senden de çıkar.” dedim ve şimdi, bugün bak, rezil oldu. Neden? DDK, Devlet Denetleme Kurulu Başkanıymış, öbür taraftan da Borsa İstanbulun Yönetim Kurulu üyesiymiş, maşallah yani. Neden ödüllendiriliyor? Çünkü OHAL Komisyonunda yüzde 87 oranında ret verme rekoru kırdı Salih Bey, Salih Bey’i ondan sonra ödüllendirdiler. Ya, şimdi Salih Bey’i oturtmuşlar “Devlet Denetleme Kurulu raporu hazırlasın.” demişler. Ya, sen Borsa İstanbuldaki o usulsüzlükleri nasıl raporlayacaksın, hiçbiriniz niye sormuyor arkadaşlar? Böyle iş olur mu, neyi raporlayacaksın? İşin başı belli, adam gelmiş Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisinden Fecir Alptekin, yardımcısı Necip Fazıl Kaymaz Tera Holding Yönetim Kurulu Üyesi olmuş. “Sırtımızı sağlam Beştepelere dayadık.” demişler, vatandaş da yatırmış parasını, yatırdıkça yatırmış, fonzi sistemiyle sonunda ne olmuş? AK PARTİ foseptik çukuru patlamış. Herkes bunu bilsin arkadaşlar, patlayan şey Tera değil, bu iktidarın foseptik çukurudur, başka bir şey değil.

Ortada belli, Ramazan Başak, MASAK eski Başkan Yardımcısı uyarmasına rağmen sonra ne yaptılar? Adamı gözaltına aldılar, gözaltına, görevden almakla kalmadılar, neler neler yaptılar. Şimdi bu kötü koku yükseliyor, ben de buradan AK PARTİ seçmenine sesleniyorum: Biz size dün ne dedik? Susma, sustukça sıra sana gelecek dedik. İşte bakın, artık susanların da başına geliyor. Bu kokuşmuşluk, bu çürüme herkesin başına geliyor. Arkadaşlar, böyle bir şey olmaz, herkes suç duyurusuyla savcılıklara gitmelidir.

Burada bir araştırma komisyonunu kurdurmuyor bu iktidar arkadaşlar, halkımıza şikâyet ediyoruz. Bakın, 500 bin kişiyi bulan, milyonları sızlatan bir yolsuzluk, soygun var. AK PARTİ-MHP cumhur zulüm ittifakı burada araştırma komisyonu kurdurmadı arkadaşlar, size şikâyet ediyoruz buradan. Bu yolsuzluğu, bu usulsüzlüğü şikâyet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.”

Yorumlar