19 Eylül 2026

Devrim Gazetesi

Örtük biçimde anlatayım. 1945 yılından beri ABD ne derse o yapılıyor. ABD şunu diyor: Tarım ülkesi olarak kal. Hafif sanayi yap. Turizm yap. Tekstil ile ilgilen. İleri teknolojiye girme…

Tüm eğitim kurumları da buna göre kurgulanmıştır.

80 yıldır sadece ABD’nin verdiği müfredata göre eğitim veriliyor. Ezberci eğitim. Proje bilmez. Patent bilmez. Deney bilmez. Temrin bilmez.

Üretici eğitimin merkezi olan Köy Enstitüleri 1954 yılında bunun için kapatıldı. ABD’nin gerçek yüzünü topluma anlatan 50 kadar aydın öldürüldü, sürüldü, sindirildi, hapse tıkıldı. Tüm partiler ABD’nin emirlerini uyguladı. Sağ-sol tüm partiler ABD’nin verdiği borç paraları alıp çarçur etti. Ülkeye asla katma değeri yüksek üretim yapan fabrikalar kurulmadı. Tıp, tarım, ilaç, otomotiv, iş makineleri, bilişim vb. sistemleri tamamen dışa bağımlıdır. Ülkede elektronik parça üreten bir fabrika bile yoktur.

Borsa, 1986 yılında 20 kadar şirket ile başladı. Şu anda 630 kadar şirket var. Bunların yüzde 90’ı sağlıklı işleyen türde değildir. Borsada sadece yüzde 10 dürüst, hukuka uyan firma vardır. Bunu bilirseniz borsada kazanç olur. Yoksa 1-2 yılda yok olursunuz.

Ali Özdemir

////////

BİR HEMŞİREYE 25 HASTA MI DÜŞÜYOR?

Kamu hastanelerinde yaşanan personel yetersizliği ve hemşire başına düşen hasta sayısındaki artış, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı.

Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, özellikle servis, yoğun bakım ve acil servislerdeki mevcut hasta-hemşire oranlarının açıklanması talep edildi. Önergede ayrıca, bir hemşirenin sorumlu olabileceği hasta sayısına ilişkin bağlayıcı bir üst sınır bulunup bulunmadığı ve tıbbi hata risklerine karşı yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı soruldu.

Gelişmeleri değerlendiren Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, hastanelerdeki aşırı iş yükünün hem sağlık çalışanlarının sağlığını hem de sunulan hizmetin niteliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Bazı hastane servislerinde bir hemşirenin 20 ila 25 hastadan sorumlu olduğu yönündeki iddialara dikkat çeken Akarken, personel ihtiyacının mevcut kadrolara göre değil, birimlerin gerçek hasta yoğunluğu ve hizmet yükü dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirtti.

Önergede, hastaneler arasındaki çalışma düzeni farklılıklarının ve diğer birimlerdeki eksikliklerin yarattığı yıpranmaya da değinildi. Bazı sağlık kurumlarında 8 saatlik vardiya uygulanırken, bazılarında acil ve yoğun bakım hizmetlerinin 24 saatlik kesintisiz mesailerle yürütülmesinin personeli bedensel ve ruhsal olarak tükettiği ifade edildi. Bunun yanı sıra, özellikle ilçe hastanelerinin laboratuvar ve radyoloji bölümlerinde yetersiz biyolog ve tekniker bulunmasının, sağlık sistemindeki zincirleme iş yükünü artırdığı aktarıldı.

Son olarak, sağlık hizmetinde hasta güvenliği ile çalışma koşullarının birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu hatırlatan SAHİM-SEN Başkanı Akarken, bakanlığın bu konuda şeffaf veriler ortaya koyması çağrısında bulundu. Personel eksikliğinin yol açtığı fazla mesai ve tükenmişlik sendromunun tıbbi hata riskini artırdığını belirten sendika yönetimi, kamu hastanelerinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için güncel veriler doğrultusunda acil istihdam planlaması yapılması gerektiğini savundu.

Yorumlar