15 Ağustos 2024

Gergerlioğlu: “Bugün, Mahmud Abbas Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. Filistin Devlet Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesi, meclisimize gelmesi, milletin temsil edildiği yere gelmesi son derece önemli. Katil Netanyahu ABD kongresine gitti, alkışlandı defalarca, 58 kez ayağa kalkıp alkışlandı. Tarihin bir utanç tablosuydu bu. Şimdi biz de Mahmud Abbas’ı alkışlayacağız. İşin doğrusu soykırıma uğrayan bir halkın temsilcisi olarak önemli bir yeri ve gönlümüzde bir önemli doldurulamaz yeri var. Son derece önemli bir ziyaret. Biz şunu da söylemek isteriz; Hamas ile Filistin Devleti arasında bazı sorunlar var. Bu sorunların mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor ve barışın sağlanması gerekiyor. Soykırımcı İsrail’e karşı tüm Filistin gruplarının bir araya gelmesi gerekiyor. Birbirlerinden ayrı, uzak, parçalanmış durdukları müddetçe soykırımcı İsrail ve destekçileri bu halkı katletmeye devam edecek. Filistin halkına buradan ayrılıkları bir tarafa bırakarak bu çok zor günlerde, bu soykırıma uğradıkları günlerde yanlarında insanlığın vicdanından başka çok fazla bir şeyin olmadığı büyük zalim güçlerin soykırımcıları desteklediği bir günde ayrılıkları bırakarak bir araya gelmelerini öğütlüyoruz, son derece önemli.

Gazze soykırımı devam ederken ateşkes görüşmeleri devam ediyor. Bir an evvel ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın sağlanması, Filistin halkının haklarının iadesini istiyoruz. Soykırım ile kimse bir yere varamaz, haklar ayaklar altına alınamaz. Meclisimize gelecek olan Mahmud Abbas’a da hoş geldin diyoruz ve bir devlet başkanı olarak Filistin halkı arasındaki tüm ayrılıkları, geçmişteki kötü, üzücü hatıraları bir tarafa bırakarak başarabilmesidir. Bunu Sayın Abbas’tan istiyoruz. Son derece önemlidir. Filistin halkının geleceği, bir halkın geleceği mevzu bahistir. Çünkü bu halk soykırıma uğratılmakta ve dünyanın önemli bir büyük güç bölgesi kesimi bu soykırıma duyarsız kalmaktadır.

Cuma günü de Meclis’te özel bir oturumla, bugünden sonra, yarın da yine bir özel oturum var. Can Atalay ile ilgili bir oturum yapılacak mecliste. Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi defalarca vekilliğe iade kararı verdi. Haklarının ihlal edildiğini söyledi. Aynı durumu yaşayan bir vekil olarak karşımızdayım. Ben de haksız hukuksuz bir Yargıtay onamasıyla ki o sırada Yargıtay’ın bir üyesinin “Ne yapıyorsunuz, böyle bir karar olur mu?” diyerek 5 üyeli komisyonun 4 üyesine çok önemli bir itiraz ve 16 sayfalık bir hukuk manifestosu yazmasının akabinde hakimin itirazı dinlenmedi ve benim hakkımdaki karar onandı biliyorsunuz ve bu meclisten utanç verici görüntülerle çıkarıldı. Şu anda aynısını da Can Atalay yaşamaktadır. Şunun altını çiziyorum. Bakın dün Sayın Mustafa Elitaş bir cümle söyledi. Dedi kiİ “Can Atalay’ın durumu Gergelioğlu’nun durumu gibi değildir.” Aynısıdır. Çünkü ben de bu meclise milletvekili olarak girdiğim zaman hakkımda bir ceza kararı verilmişti. İstinafı bekliyordum ve istinaf onadı, Yargıtay onadı. Can Atalay de aynı şekildeydi. Hakkında bir karar verilmişti ve temyizi bekliyordu. Neresi farklı Sayın Elitaş? 85 milyona gerçek dışı beyanda bulunmaktan utanmıyor musun Sayın Elitaş? Ayıp değil mi? Neresi ayrı? Ya bu kadar hukuku eğip büyümeyin ya. Anayasa Mahkemesi denilen en üst mahkemenin kararını abuk sabuk yöntemlerle Yargıtay’a birtakım talimatlar yağdırıp, yerel mahkemelere talimatlar yağdırıp iptal ettiriyorsunuz. Ve sonra 85 milyona da gerçek dışı beyanda bulunuyorsunuz. Hiç utanmıyor musunuz Sayın Elitaş? Bakın olayın kahramanı benim. İnsanlar bilmeyebilir gelip burada meclis kürsüsünden bunu net bir şekilde söylüyorum. Sayın Elitaş konuyu çarpıtmaktadır. Aynı olay Anayasa Mahkemesi’nin akabinde de  Anayasa Mahkemesi de Can Atalay’la ilgili madde 14’ün belirsizliğine dayanarak bir ihlal kararı vermiştir. Ardından konu yerel mahkemeye gitmiştir ve yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi kararını onayıp ardından Can Atalay’ın bu yerel mahkeme kararı ile meclise dönmesi gerekirken bir el uzanmış “Bu karar hakkında bir şey deme Yargıtay’a gönder.” demiştir. Bir daha Yargıtay’a gitmiştir, oraya buraya gitmiştir. Açıkça bir manipülasyon yapıldığı bellidir. Tüm bunların sonucunda da hukuksuz bir süreç ile Can Atalay’ın milletvekilliği mecliste kararın okunmasıyla düşürülmüştür. Aslında Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı buna vurgu yapmaktadır. Mecli’ste anayasaya aykırı bir şekilde düşürülmüştür demektedir ve zaten bunu teyit edecek şekilde yerel mahkeme ne dedi? 13. Ağır Ceza İstanbul ne dedi? “Evet bu karar benimle ilgili değil. Çünkü Anayasa Mahkemesi meclisin hukuksuzca düşürdüğüne karar veriyor. O yüzden bende yetki yok buyursun, meclis buna karar versin.” dedi. Bakın bu kez öyle söyledi. Bu Anayasa Mahkemesi kararından, son karardan sonra önceki kararlarda topu Yargıtay’a atan yerel mahkeme bu sefer dedi ki ; “Anayasa Mahkemesi meclisin kararı hakkında bir ihlal buluyor. O yüzden ben buna karışamam. Teknik olarak karışamam. Çünkü benim kararımla ilgili bir ihlal bulmuyor ki o yüzden ben buna karışamam. Teknik olarak karışamam. Çünkü benim kararımla ilgili bir ihlal bulmuyor ki. Meclisin kararı mecliste okunmasıyla ilgili bir ihlal buluyor.” diyerek bu konuda bir karar vermedi. Topu meclise attı. Mecliste bugün Anayasa Mahkemesi’nin kararının uygulanması ve Can Atalay’ın milletvekiliğine başlaması gerekiyor. Çok açık. Hani bu sefer neresini eğip bükeceksiniz? Yerel mahkeme bile topu Yargıtay’a atamamış arkadaşlar. Çünkü artık yargısal bir olay olmaktan çıkmış bakın teknik bir konu. İyi anlamanız için bir iki defa altını çizerek söylüyorum. Bu artık son karar Anayasa Mahkemesi’nin son karar yasamanın aldığı kararla ilgili yasamada okunmasıyla ilgili bir konudur. Bunun yanlış hukuksuz anayasa aykırı olduğunu söylemektedir ve yerel mahkeme bu yüzden aradan çekilmiştir ve siz şimdi bu kararı tekrar okutturmamaya çalışıyorsunuz. Her şey ortada. Kaçıncı kez Anayasa Mahkemesi karar versin yani? Kaçıncı kez versin? Zaten benim hayatımdan 3.5 ayı çaldınız, zindanlara attınız beni, milletin temsilcisi olmamıza rağmen, vekilliğimi düşürdünüz, her türlü hakaret darpla zindanlara attınız utanmadan. Biz çıktık geldik bu meclise hiç yüzü kızarmadı AK Parti MHP’lilerin. Hiç yani yüzleri de kızarmadı. “Ya Ömer Bey kusura bakma sana bunu yaptık.” diyen bir tanesi de olmadı. Yüzleri bile kızarmadı! Apaçık bir kumpas kurup bir milletvekilini, halkın on binlerce oyuyla seçilmiş bir milletvekilini ayağını kaydırıp kumpasla zindana atıyorsun. Anayasa Mahkemesi 15’e 0 karar veriyor “Bu kişiye baştan sona haksızlık yapılmıştır.” döndüğümüz zaman hiçbirinin yüzünde bir kızarma yok. Aynı yüzü kızarmayanlar şimdi de Can Atalay’a bu yapılıyor. Olacak şey mi arkadaşlar bu ya? Olacak şey mi yani? Sorarım size. Her şey apaçık ortada. Bakın olayın kahramanı olarak ben size her şeyi anlatıyorum. Bırakın diğer milletvekillerini. Olayı yaşayan A’dan Z’ye teorik ve pratik olarak bilen insanım ben ya Allah aşkına! Cuma günü Can Atalay’ın milletvekilliğine iade edilmemesi yeni bir anayasa gaspı olacaktır. AK Parti ve MHP: “Benim oylarım çoktur. İstediğimi yaparım. Meclis Başkanvekilliği sırasında da CHP’nin başkanvekili olacaktı ama bir ayak kaydırmayla Sayın Bekir Bozdağ’ı yapıyorum.” dedi Sayın Numan Kurtulmuş! Maşallah Bizans’ta oyunlar, AK Parti’de de entrikalar bitmez arkadaşlar. Sıra Bekir Bozdağ’da değil, sırf alengirli işler çevirmek için CHP Grup Başkanvekili yerine Bekir Bozdağ’ı getiriyor. Ya şu işlere bakın. Arkadaşlar bakın bu sadece Can Atalay’ın hakkının çiğnenmesi değildir, 85 milyonun hakkının çiğnenmesidir. “Ya Ömer Bey Can Atalay’dan bana ne” diyemezsiniz. Çünkü burası demokrasinin kalbidir, beşiğidir. Millet buraya sığınmaktadır. Milletin son sığınağı güç odaklarından, yürütmenin zulmünden, yargının yanlış kararlarından son sığınağı burasıdır arkadaşlar. Milletvekili temsili yerindedir burası. Milletvekili, 600 milletvekili 85 milyonu temsil etmektedir. Siz niye itiraz etmiyorsunuz? Burada büyük bir yanlışlık vardır diye. Niye böyle oyunlar dönüyor, meclis grup başkanvekili alevere dalevereyle değiştiriliyor. Ne dolaplar çeviriyorsunuz ya.”

Yorumlar