05 Kasım 2020
TBMM
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben size İzmir depremiyle
ilgili edindiğim bilgiler ve eleştirilerimle başlayacağım.
İzmirli bir avukatla görüştüm, ağır hasar gören
Bayraklı’daki adliye binasının hikâyesini bana anlattı -maalesef bir Türkiye
hikâyesiydi bu- adliye binasının önceden bamya tarlası olan bir yere
yapıldığını, son derece çürük bir zemine yapıldığını belirtiyordu ve adliyenin
oraya yapılmasından dolayı avukat büroları ve diğer yerleşim yerlerinin oraya
hücum ettiğini belirtiyordu. Çürük bir zeminde yüzlerce bina var ve sonrasında
ne oldu? Adliye binası bitmek üzereyken, şantiye hâlindeyken adliye buraya
taşınıyor. Yapı denetim izni yok. “İş yerlerinden yapı denetim izni
istersin, devletin binasından yapı denetim izni istemezsin. Neden buraya
taşınılıyor?” diye İzmir Barosu dava açıyor ve bu esnada apar topar adliye
binası bitiriliyor, orada adliye işlemleri başlıyor ve sonrasında da hepimizin
gördüğü, bildiği deprem hadisesi; can ve mal kaybı. Burada “Katil
kim?” diye sormak lazım.
Değerli arkadaşlar, ben iktidar vekillerine şunu sormak
isterim: Deprem vergileri nereye gitti? Hiç bunun lamı cimi yok, deprem
vergileri nereye gitti, cevaplayın. İmar affını çıkardığınız için vicdanınızda
bir sızlama var mı? Bütün bunları soruyorum ve bölgenin de afet bölgesi ilan
edilmesi gerektiğini söylüyorum çünkü konuştuğumuz depremzedeler çok ağır maddi
ve manevi hasalar olduğunu söylüyor.
Değerli arkadaşlar, ben dün Kocaeli’ndeydim. Kocaeli
Vekili olarak, tutuklu olan 6 HDP yöneticimizin mahkemesindeydim. Türkiye’de
mahkemeler bir zulüm aracı olarak kullanılıyor. 6 arkadaşımız eften püften
nedenlerle, partisel faaliyetler yaptığı için, açlık grevinde olan çocuklarının
yanında olmak isteyen annelerin yanında oldukları için on bir aydır tutuklu. Bu
kişilerin aile hayatları perişan olmuş durumda, iş hayatları perişan olmuş
durumda; bu kişiler iflas etmiş durumdalar. Hatta içlerinde bir arkadaşımız
var, eski başkanlarımızdan; Mehmet Alçınkaya. İçeri girdikten sonra Mehmet
Alçınkaya’nın kızı da tutuklandı, ardından, beş ay önce, ikinci kızı da
tutuklandı. Ben Mehmet Bey’in eşi Gönül Hanım’ı ziyaret ettim; ne oldu,
gözaltında neler yaşandı dedim. Son gözaltında yaşananları anlatmış, bunu
millet Meclisine sunuyorum. Bir dinleyin de, bakın, Türk polisi neler yapıyor?
Gözaltı, sosyal medya paylaşımlarından ve sabahın beşinde eve baskın yapılıyor.
Anne diyor ki: “Eşimi aldınız, bir çocuğumu aldınız. İkinci çocuğumu da
alıyorsunuz, evde yapayalnız kalacağım. Niye bunu yapıyorsunuz?” Beş altı
yıl önceki sosyal medya paylaşımlarından yapılıyor. Düşünün; bir kin, nefret
operasyonu bu. Bütün bunları söylerken polis amiri ona “Çok konuşma
bindiririm arabaya, atarım seni ıssız bir yerde aşağıya, görürsün gününü.”
diyor. Bunu bir polis memuru söylüyor, gayet rahat bir şekilde söylüyor. Biz,
Türkiye’de kaçırılmalar olduğunu, işkenceler olduğunu söylerken bize itiraz
edenler, CPT raporlarını sümen altı edenler, işte, gelsinler Kocaeli’de bir
polis memurunun 60 yaşındaki bir kadına neler dediğini duysunlar arkadaşlar.
Ben bu olayı dinlediğimde şunu düşündüm: Bu memlekette Kürt sorununu, bu devlet
hiç bitirmeyecek maalesef.
Bakın size, bir hatıramı anlatayım: Bir kitap bu,
Mardin Nusaybinli bir genç çocuğun kitabı. Çocukken hapishaneye girmiş
Abdürrahim Semavi isimli bir kişinin kitabı: Zindanda Çocuk. İçeride yaşadığı
işkenceleri, eziyetleri anlatıyor hatta bir defasında ne olmuş biliyor musunuz?
Kendisini tutan ve kahkahalar atan infaz koruma memurları, ağzına kaygan bir
şey koymuşlar. Serbest bırakıldığında kaygan şeyin ölmüş bir fare olduğunu
görüyor ve daha sonra bunun iğrençliğinden yıkamakla da kurtulamıyor gidip
dişini çekerek kurtuluyor ancak. İşte Kürt meselesi böyle oluşturuldu
arkadaşlar; bu Kürt meselesini böyle işkencelerle, zulümlerle bitiremezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – 60 yaşındaki
kadınları tehdit ederek “Seni imha ederim, seni atarım ıssız
yerlerde.” diyerek bitiremezsiniz, bunu bilin, bu iktidarın yaptığı budur.
Ve şunu söyleyeyim: Burada, aslında benim sitemim koca
bir Türkiye toplumunadır. Bu mesele, adı “Kürt meselesi” olan bir
meseledir ama Kürtler tarafından oluşturulmadı, devlet ve iktidar tarafından
oluşturuldu. Türkiye toplumunun aslında bir hasbihâl yapması lazım. Niye bu
meselenin çözümünü Kürtlere bırakıyor? Kürtlerle ilgili konularda Kürt
milletvekilleri itiraz ediyor, niye Türkler itiraz etmiyor? Hiç mi vicdanımız
yok, bu zulümlere niye sessiz kalıyoruz? İşte, Kürt meselesi Türkiye’de nasıl
oluşturulmuş apaçık ortada. Vicdanı olanın Kürt meselesine bir Türk de olsa
Arap da olsa karşı çıkması lazım değerli arkadaşlar. Bakın, ben bu kişiye
demiştim ki “Sen intiharı hiç düşünmedin mi?” Bana demişti ki
“İntihar çözüm değildi, yaşamak direnmekti, “‘…'(x) diye yazmıştım,
ben vücudumdan akan kanları duvara yazmıştım.” demişti. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Evet, Sayın Gergerlioğlu, teşekkür ederim.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Evet, “Yaşamak
direnmektir.” diyordu ve bunu da Türkiye toplumunun çok iyi anlaması
gerekiyor.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar. (HDP sıralarından
alkışlar)
























Yorumlar