29 Mart 2022
Herkese merhaba ÖFG TV’nin yeni bir yayını ile sizlerle birlikteyiz. Her hafta Salı günü saat 21.00’de haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile ilgili yaptığımız programa başlıyoruz yine.
Bu hafta yine maalesef ki üzücü bir olay, üzücü bir konu ile ilgili bir konuğumuz var. Bu tür çocuk ölümlerini konuşmaktan çok büyük bir üzüntü duyuyoruz ama çatışmalar devam ettiği müddetçe, Kürt meselesi çözülmediği müddetçe maalesef böyle üzücü ölümler olacak, çocuklar arazide dolaşırken hayatını kaybedecek, zırhlı araçlar çocuklara çarpacak hayatını kaybedecek vb. birçok olay maalesef ki olacak eğer ki bu çatışmalar bitmezse, meseleler çözülmezse bir huzur olmayacak gibi, biz bu huzurun sağlanması için canla, başla gayret ediyoruz ve bu tür üzücü olayların olmasının önüne geçmenin tek yolunun barışın sağlanması olduğunu düşünüyoruz. Biliyorsunuz son günlerde çok önemli bir hadise gerçekleşti, Urfa’da Muharrem Aksem isimli 16 yaşında bir çocuk çoban boş arazide dolaşırken aniden bir şeye temas etti ve parçalandı. Korkunç bir olay, yakınları onu bulduğunda paramparçaydı, vücudunda şarapnel parçaları vardı, bir askeri atış alanı bölgesindeydi ya o atışlardan veyahut da bulduğu bir cisimden hayatını kaybetmişti. Bölgedeki ortam ve sivillere olan etkisinden dolayı bir ölüm daha gerçekleşmişti. Aynı zamanda bölgede sık sık zırhlı araçlar çocuklara çarpıyor ve ölümüne yol açıyor. Çocukların dolaştığı yerlerde zırhlı araçlar dolaşıyor ve bundan dolayı çocuk ölümleri gerçekleşiyor. Bütün bu sıkıntıları bugün konuşacağız. Ben gecikmeden hemen Diyarbakır Barosu’ndan Sn. Ömer Sansarkan’ı programımıza davet diyorum. Sn. Av. Ömer Sansarkan hoşgeldiniz. Diyarbakır’da olmanız hasebiyle yoğun insan hakları ihlallerini yakından takip ediyorsunuz Diyarbakır Barosu’nun da çalışmaları var. Önce kendinizi izleyenlerimize tanıtır mısınız? Daha sonra da konu ile ilgili sorularımız olacak.
Av. Ömer Sansarkan:Ben Diyarbakır Barosu’na bağlı avukat olarak çalışıyorum. Son 6 yıldır çocuk hakları merkezinde çalışıyorum, burada yaşanan hak ihlalleri ve özelde Diyarbakır olmak üzere bölge üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Genel olarak cinsel istismar dosyaları olmak üzere, devlet tarafından bizzat kamu gücü tarafından yaşam hakkı, sağlık, çevre, oyun hakkı ihlal edilen çocukların yanında olmaya çalışıyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sn. Sansarkan son günlerdeki olayları biliyorsunuz. Urfa’da bir çocuk hayatını kaybetti ve bugün de Efe Tektekin isimli çocuğun zırhlı araç çarpması sonucu hayatını kaybetmesinden sonra süren yargı sürecinde bir beraat kararı çıktı. Bunları yorumlamanızı isteriz.
Av. Ömer Sansarkan:Bu alışagelen bir yargılama sürecine maalesef yine tanık olduk. Zırhlı araçlardan kaynaklı yaşamını kaybeden veyahut yaralanan çocukların yargılamalarında adalet mekanizmasının nasıl çalıştığını bir kez daha tanık olduk maalesef. Bugün bir umudum vardı, en azından beraat verilmeyeceğine dair umudum vardı çünkü sanığın kusurlarının bulunduğu soruşturmanın ilk safhasından bugüne kadar dosya kapsamında 3 rapor alındı. Soruşturma safhasında sanığa 10 tane kusur atfedildi. Fren tatbikatına başvurmadığı, gerekli özeni ve dikkati göstermediği şeklinde. Bu kusurların tek başına var olması sanığın ceza almaması için yeterli bir nedenken kaldı ki bilirkişi raporlarında da sanığın tali kusurlu olduğu belirtilmişken yerel mahkemenin raporunun dışına çıkarak sanığın herhangi bir kastının veya taksirinin veyahut bir ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerçekten hukuk camiası açısından bir faciaydı. Efe’nin ailesi için, zırhlı araçlardan kaynaklı yaşamını yitiren çocukların ailesi için, diğer yetişkinlerin aileleri için, adaletin tecelli etmeyeceğini, adalete olan inancın bitme aşamasındayken tükendiğini gösteriyor maalesef. Efe’nin dedesi de Efe’den 2 yıl önce yine bir zırhlı araç çarpması sonucu yaşamını kaybetmişti ve bizim gördüğümüz bu bölgede ayrımcılık yasağına dikkat çekiyoruz hep bu bölgede olmaya başlıyor. 2 Mart 2022 tarihinde merkez olarak zırhlı araçtan kaynaklı ölüm ve yaralamalara ilişkin rapor yayınlamıştık bu noktada. Bazı özel dosyalarımızdan da bahsettik. Mahkemelerin tutumu, yargıçların ne şekilde davrandığını, savcıların soruşturma safhasını nasıl yürütüldüğünü. Soruşturma devlet eliyle yürütülüyor, sanık veya şüpheli olarak yargılanan kişi polis, raporu hazırlayan polis. Tarafsızlık, objektiflik durumu söz konusu olmuyor. Tarafsız olmamasına rağmen bir kusur atfedilmişken mahkemenin sanığa beraat kararı vermesi açıkçası sanığı ödüllendirmekten başka bir şey değil.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Raporda Efe Tektekin’e çarpan zırhlı aracın sürücüsü hakkında kusurlar olmasına rağmen yargı sürücüyü beraat ettiriyor.
Av. Ömer Sansarkan:Efe ve babasını asli kusurlu sanık İdris Aksoy’un da tali kusurlu olduğu kanaatine varılmıştı. En son İstanbul Adli Tıp Kurumu İstihsas Dairesi’nden gelen rapor da bu yöndeydi ama maalesef mahkeme herhalde bilirkişi raporunun gerekçesini kendince yeterli görmedi bu konuda ondandır ki beraat kararı verdi. Son dönemde Anayasa Mahkemesi’nin 2018/29376 esas sayılı başvuruda Özgür Ulaş Armutçuoğlu kararında bu tür dosyalarda kamu görevlilerine adli para cezası veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi, beraate bile değinmemişti, bu tür durumlarda, bu tür eylemleri yakını olan kamu görevlilerini cesaretlendireceği algısı uyandıracağını bu nedenle kamu görevlilerinin bu suçlardan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi denetime elverişli, savcı denetim ön gören kararların verilmemesi gerektiğini altını çizmişti ve bu durumun cezasızlık zırhını güçlendireceğini çok güzel bir kararla açıklamıştı ama maalesef mahkeme bir kez daha cezasızlık zırhını karşımıza çıkardı ve maalesef yine zırhlı araçlardan kaynaklı bir zırhla karşı karşıya geldik. Zırhlı araçlarla alakalı olarak Muhammed ve Furkan Yıldırım kardeşler Cizre’de zırhlı aracın evlerine girmesi sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi ve bir gece vakti uyurken yaşamını kaybetmişlerdi orada kusur çocuklara atfedilememişti, kusuru bulabilecek biri yoktu. Muhammed ve Furkan evlerinde uyuyordu. Zırhlı aracı kusurlu buldular! Zırhlı araç 23 yıllıkmış, bir eşya raporlarla, mahkemelerle, el birliği halinde eşyayı, bir aracı kusurlu buldular. Sanığı kusurlu bulmamak için. Orada duvar ustasını da kusurlu bulabilirlerdi, o yolu yapanı da kusurlu bulabilirlerdi. Aklımızla dalga geçildiği en büyük nokta oydu. Yapılabilecek en kötü vahşet oydu, en kötü yorum oydu çünkü aracı kullanan kişinin kusurunun araca atfedilmesi gerçekten insan aklıyla oynamaktan başka hiçbir şey değildi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Efe Tektekin olayı nasıl olmuştu? Siz dosyaya hakimsiniz, kısaca onu da anlatarak sonucun garabetine dair vurgularınızı yapın.
Av. Ömer Sansarkan:Efe Tektekin olayında dosyada keşifte yapıldı, olay yerine de gidildi. Olay; olayın bulunduğu caddede bir meskun bir yerde daha çok yoksul ailelerin yaşadığı bir yer ve dar sokaklarda Pazar yerinin bulunduğu bir alan ve bu Pazar yerinde genel olarak araçların gidebilmesi çok mümkün olmuyor. Zaten o yolun bitimi tek yöne çevriliyor, mesela sanık: “Ben orada kestirme yol diye daha çok emniyet birimine gidecektim.” Diyor fakat öyle değil, yol tek yön diğer taraftan gitmesi gerekiyor, bir sonraki caddeden de geçebilecekken kasti olarak halkın yoğun olduğu Pazar yerinin bulunduğu yerden geçiyor ve hızına da dikkat etmeyerek gidiyor. Her ne kadar 20 km/s ile hızla gittiğini söylese de bu zırhlı bir araç, 15 ton ağırlığında, görünüş olarak büyük bir araç, normal bir otomobil gibi değerlendirmemek gerekiyor bu durumu, azami hız sınırı 50 olabilir ama zırhlı araçlar için azami hız sınırı 2918 Sayılı Trafik Kanunu’na göre yarısı olması gerekiyor bu da 25 km/s en fazla. Efe karşıdan karşıya geçerken zırhlı aracın kendisine çarpması sonucu ilk tekerlekten sonra ikinci tekerleği de üzerinden geçtikten sonra maalesef sanık bunu fark ediyor, kendisi bunu söylüyor. Onun söylediğine göre Efe ona çarpmış, o Efe’ye çarpmamış, sonrasında Efe’nin yaşamını yitirdiğini söylüyor. Olayı sıcağı sıcağına zırhlı araç üzerinde bir çalışma yapılmıyor. O an rapor aldırılmıyor, başka bir zırhlı araç çağrılıyor. Söz konusu araç olay yerinden ayrılıyor, fren izi vs. bu tür şeylere de başvurulmuyor. Her zaman süregelen; araç içindeki kamera tüm zırhlı araç kazalarında bozukmuş bunu anlıyoruz. Dosyalarımıza baktığımızda kameranın bozuk olduğunu görüyoruz. Bu ihmaldir. Bu sorundur! Bu bir kasttır. O zaman bu kameraların yapılması gerekiyor. Kameraların bozuk olma gerekçesine çokta inanmıyoruz aslında çünkü yeri gelince zırhlı araçlardaki kamera görüntüleri ile başka soruşturmalara konu edilebiliyor ne yazık ki bu tür kazalarda zırhlı araç içindeki kameranın bozuk olduğu, yine envanter kaydının, kilometre kaydının gösterildiği kayıtların da bozuk olduğu şeklinde bir açıklama geliyor emniyetten çünkü zaten tarafsızlık veya objektiflik kriterlerini beklemek mümkün değil. Bir emniyet mensubunun yargılandığı bir dosyada emniyetin verebileceği cevapta onun lehine olacaktır, aleyhine bir yorum veya cevap beklemek açıkçası Pollyannacılık gibi olacaktır bizim için. Efe’nin olayı da o şekilde gerçekleşti. Yargılama başladı umudumuz vardı, tüm taleplerimiz karşılanıyordu fakat bunun tüm taleplerimizin, itirazlarımızın kabul görmesini bugün anlıyoruz açıkçası, ortamın daha çok kızışmaması için sakin bir şekilde yürütülmeye başlandı ve karar belliydi, o şekilde karar verildi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Daha yeni Kemal Kurkut kararının şokunu yaşarken şimdi de Efe Tektekin kararının şokunu yaşıyoruz. Bu arada bir de Urfa’da Muharrem Aksem isimli bir çocuk, bir patlayıcı cisme sanırım dokunduğu için veyahut da uzaktan bir şekilde vurulduğu tam net değil, büyük ihtimal patlayıcı bir cisme dokunduğu düşünülüyor, böyle bir ölüm gerçekleşti bu konuda ne dersiniz?
Av. Ömer Sansarkan:Yine devletin pozitif ve negatif hükümlülüğünün yanında çocukları koruma yükümlülüğü altında ve pozitif yükümlülüğünü devletin yerine getirilmediğini gösteriyor. Bu mayın artıkları nedeniyle de birçok bu bölgede yaşam hakkı ihlallerinin olduğu da kendi raporumuzda altını çizmiştik. Burada ailesi ile görüştük ve haber taramalarından anladığımız kadarıyla atış taliminin yapıldığı bir alan orası ve vücudunda da çok sayıda mermi isabet edildiği ve vücudunun deforme edildiği şeklinde bir bilgi geldi ailesi tarafından. Burada odaklandığımız nokta çocuğun sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini görüyoruz. Maalesef ölümlerin hepsinin de genel olarak çocukların oyun oynadıkları bir alanda gerçekleştiğini görüyoruz. Çocuklar için sağlıklı bir çevrede yaşamak imkansız hale gelmiş durumda. Devletin çocukları koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini görmekteyiz. Açıkçası net bir bilgi ve açıklama yok ama soruşturma yürütülüyor, takipçisi olacağımızı belirttik. Aile ile görüştük, yine elimizden ne geliyorsa, her türlü elimziden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sizin bir raporunuz var, önemli bir rapor. Bu rapor Zırhlı Araç, Mayın ve Çatışma-Savaş Atığı Kaynaklı Çocuk Hakkı İhlalleri Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Grubu’nun yaptığı bir rapor çalışması. Önemli bir rapor, tam da bu olaylar gündemdeyken rapor içeriği ve sonuçları hakkında bilgi verir misiniz?
Av. Ömer Sansarkan:Bu raporu yazmaya başlama hikayemiz şöyleydi; artık burada çok fazla ölüm olunca zırhlı araçlardan kaynaklı en son Mihraç Miroğlu’nun ölümü ile beraber merkezce böyle bir rapor hazırlanması gerektiğini düşündük ve raporu hazırlamaya başladık. Tabi bu raporda savaş ve mayın artığı sonucu vefat, yaşamını yitiren ve yaralanan, zırhlı araçtan yaşamını yitiren sadece çocukları aldık, yetişkinler yer almıyor bizim raporumuzda. Bu raporda grafikler mevcut. İnternet sitemizde bu rapor yayınlandı. İlgililer oradan bakabilirler. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kırmızı bir şekilde yer aldığını görüyoruz. Burada maalesef bir ayrımcılık politikasının kol gezdiğini görüyoruz çünkü zırhlı araç ölümlerinin başka şehirlerde başka bölgelerde yaşanmamasının; tabi ki yaşanmasın, tabi ki başka çocuklar ölmesin, tabi ki başka çocuklar yaralanmasın! Oradan niye biri vefat etmiyor diye bir derdimiz yok ama sadece bu bölgede olması maalesef akla başka bir şey getirmiyor! Keyfiyet getiriyor, cezasızlık zırhından bahsettik raporumuzda, bugünkü beraat kararı veya adli para cezaları, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması gibi komik cezalar kamu görevlilerini bu konuda cesaretlendiriyor ve ölüm sayıları da gittikçe artıyor. Ülkenin diğer tarafındakiler, sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında ses çıkartılmadıkça, bir çocuk zırhlı araç çarpması sonucu yaşamını yitirince bütün kamunun vicdanının nasıl rahat olabileceğini anlayamıyorum. Bugün sanık polis duruşmada: “Benim vicdanım rahat.” Dedi! Onun vicdanının rahat olmasını sağlayan adalet mekanizmaları maalesef. Bununla oluşan bir tepkinin olmaması, haliyle bu durum bizim bölgemiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde zırhlı araç ölümlerinin ve yaralanmaların meydana geldiğini gösteriyor. Raporda özelde 3 dosyadan bahsettik ve Diyarbakır ili özelinde anlatmaya çalıştık. Genel olarak aslında takipsizlik alan dosyalar, davası açılan Efe Tektekin’in davası açıldı beraat etti ama bizim büyük uğraşlarımızla yapılıyor, genelde takipsizlik alınıyor. İlk aşamada hiç kusur atfedilmediği için takipsizlik alıyor. Diyarbakır’da 7 dosya son 10 yıllık yapılan çalışmada; takipsizlik aldığı, hiç dava açılmadığı, sanıklara hiç kusur atfedilmediği için direkt yargılamanın ilk aşamasında kapatıldı dosyalar bunlardan bahsettik, bizim bu dosyalara ulaşmamız da imkansız. Bu dosyalara ulaşmamız onlar hakkında bilgi taraması yapmamız bunlar da büyük çaba gerektiriyor, avukat olmamız hasabiyle dosyalara her ne kadar hem CMK hem avukatlık kanunu gereğince inceleme yetkimiz olsa da bu durum savcılarca veya yargı mensuplarınca engellendi, bunlara ulaşmakta o kadar kolay olmadı onun için raporun kıymeti gerçekten büyük. Yıllara baktığımız zaman bazı yıllarda artış yaşandığını, bazı yıllarda hiç olmadığını görüyoruz. Siyasi konjönktür bu durumu çok belirleyebiliyor. 2015 yılı ile birlikte burada zırhlı araç ölümlerinin fazla olması çözüm sürecinin bitişi ile beraber artık şehrin merkezinde çok rahat bir şekilde zırhlı araçların çok hızlı bir şekilde gezebildiğini ve bütün yol, bütün şehir onlarınmış gibi bir algı içerisinde bulunduklarını, haliyle bu durumda baktığımızda 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarında büyük bir artış görüyoruz bu raporda. Bu da onu gösteriyor maalesef. Bunların hepsinin temel nedeni; biz çocuklar için sağlıklı bir dünya, sağlıklı bir yaşam, sağlıklı ülke var ettik ve var etmek zorundayız. Onlara sağlıklı bir çevrede oynamalarına imkan sağlamak zorundayız, bu tür raporların şu anda konuşulması gerekiyor ülkenin her yerinde. Zırhlı araç kaynaklı Marmara’da bir tane vardı ve onun da yabancı uyruklu bir çocuk olduğunu söylersem şaşırmış olmazsınız. Marmara’da yabancı uyruklu bir çocuk zırhlı araç çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Diğerleri zaten Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan hak ihlalleriydi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Gelişmeleri takip edeceğiz, Sn. Ömer Sansarkan, raporunuz çok önemli çok değerli. Yargısal süreci siz temyize götüreceksiniz, tatminkar bir sonuç değil, Kemal Kurkut davası da İstinaf’tan döndü tekrar yargı sürecinde raporların dikkate alınması için bir gayret sarf edildi, biz de bu noktayı gündem ettik ve Efe Tektekin vakasında da biz polis raporunun dikkate alınmaması son derece vahim. Tali de olsa kusurlu ilan edilmesine rağmen ceza almaması beraat etmesi son derece vahim. Biz size çok teşekkür ediyoruz. Meseleyi takip edeceğiz.
Mesele son derece vahim, çocuklar hayatını kaybediyor. Daha bunun üstüne söylenecek bir cümle yok! Biz konuyu takip etmeye devam edeceğiz. Gündeme getirilip unutulacak meseleler değil, sonuna kadar konuyu takip edeceğimize söz veriyoruz halkımıza. Bugün de ÖFG TV yayınımız burada bitiyor herkese iyi akşamlar, hoşça kalın!

























Yorumlar