16 Ağustos 2022

Herkese merhaba yeni bir ÖFG TV programı ile karşınızdayız. Bugün Ankara Bala İlçesi Kesikköprü civarındayız. Gördüğünüz gibi tarlalardayız ve mevsimlik tarım işçisi kardeşlerimiz ile birlikteyiz. Soğan üreticisi Paşa bey ile beraberiz ve mevsimlik tarım işçileri ile beraberiz. Urfa’dan gelmişler. Yaklaşık 5 aileden fertler burada. Bizim gündemimizde mevsimlik tarım işçilerinin durumu, neler yaşıyorlar, Meclis’te gündem ediyoruz sık sık, mevsimlik tarım işçileri sorunlar yaşıyorlar, Urfa, Diyarbakır’dan gelirken sorunlar yaşıyorlar, yolda kazalar olabiliyor, bir araca çok kişi doldurulup kazalar olup, hayatını kaybedebiliyorlar. Burada sorun yaşanabiliyor, etnik meseleler oluyor, yaşadıkları ekonomik sıkıntılar oluyor. Biz bunları elimizden geldiği kadar gündem ediyoruz, bizzat tarlaya giderek, çalıştıkları alanda onları dinlemek istedik. Mevsimlik tarım işçisi kardeşlerimizden Gürsel bey yanımızda.

Gürsel Koşar: Urfa’dan Ankara’ya geldim. Ben dışarıda çalışmak yerine kendi memleketimde kendi işimi yapmak istiyorum. Maddi sıkıntılar olduğu için milletin elinin altında çalışıyorum. Sıkıntılar olmasa başka şehirlere gitmeyiz. Kendi memleketimde geçim sıkıntısı çok fazla var. Yeni evlenen çiftler buraya gelmek zorunda kalıyorlar maddi sıkıntılar çektikleri için. Okula giden arkadaşlarımız okullarını bırakmak zorunda kalıyorlar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Birçok genç kardeşimiz var ve okullarını devam ettirememe ile ilgili sorunlar yaşıyorlar. Her sene buraya geliyorsunuz, kaç senedir?

Gürsel Koşar:7-8 senedir buraya geliyorum, liseyi zorluklarla bitirdim ama bırakmak zorunda kaldım, üniversite hayali kuramadım, 3 ay okula gidip 6 ay burada çalışmak zorunda kaldım benimde hayallerim, gitmek istediğim yerler vardı, sıkıntılar olduğu için bir yere gidemedim, burada sürünmek zorunda kaldım. İstemesekte zorunda kalıyoruz. 1-2 senedir daha zor bir durumda kaldım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Burada nerede kalıyorsunuz? 3 aydır buradasınız, soğan tarlasında yabani otları ayıklıyorsunuz bugün nerede kalıyorsunuz? İkametiniz ile ilgili sorunlar var mı?

Gürsel Koşar:Çadırlarda kalıyoruz. Su, elektrik sıkıntısı yaşıyoruz. Geceleyin bir hayvanın çadıra girmesi gibi sorunlar yaşıyoruz. Su konusunda rezillik çekiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Elektrikte yok. Zor bir hayat.

Gürsel Koşar:Biz istemezdik buraya gelmeyi ama mecbur kalıyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Urfa’da geçim imkanı noktasında oldukça sıkıntı.

Gürsel Koşar:Burası Urfa’dan daha iyi, orada geçim daha zor. Yevmiye ücreti oranın 1.5 katı, orada daha büyük geçim sıkıntısı yaşıyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Mecburen gelmek zorundayız diyorsunuz. Orada yaşayabilmeniz için ne olması gerekiyor? Tarımın mı gelişmesi?

Gürsel Koşar:Hayvancılık yapıyorduk artık yer kalmadı hayvancılık yapacak! Hayvancılığı bırakmak zorunda kaldık. Samanı alamıyoruz! Hayvancılık kalmadı. Biz 6 kardeşiz ben hariç erken yaşta okulu bırakmak zorunda kaldılar, benim derslerim iyi olduğu için devam ediyordum en sonunda bende bırakmak zorunda kaldım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bölgede yaşıyorsunuz, buraya geldiniz misafir olarak. Bölge halkı ile sıkıntı yaşıyor musunuz?

Gürsel Koşar:Yevmiyenin devlet tarafından belli olması gerekiyor, 250 TL olsa elimize bir şey kalırdı, elimize bir şey kalmıyor! 180 TL yevmiye %10’u elçilik alıyor bize kalan 160 TL. 2 kişilik aile nasıl geçindirsin 160 TL ile. Kalabalık olan aile kendini geçindirebilir ama 2-3 kişilik aile kendini zor geçindirir. Buraya çalışmaya gelip borçlu dönenler var. Memlekete gidip aynı sefaleti yaşayanlar var.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kardeşleriniz ile konuşalım onları da dinleyelim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Mikail okuyor musun? Yaş kaç?

 Mikail Koşar:Okumuyorum. 15 yaşındayım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kaçıncı sınıfta bıraktım.

Mikail Koşar:Lise 1’de bıraktım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çalışmadan dolayı mı?

Mikail Koşar:Evet.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Emine sen kaça gidiyorsun?

Emine Koşar: 8’e gidiyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Okumaya devam ediyorsun. Bırakmadın.

Emine Koşar:Evet.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kaç senedir geliyorsun?

Emine Koşar:12 senedir geliyoruz. Doğduğumdan beri geliyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Neler yaşadın? Neler düşünüyorsun? Ne zorluklar yaşıyorsun?

Emine Koşar:Buraya gelmek istemiyorum, ellerimiz mahvoluyor. Biz gelmek istemezdik ama gelmek zorunda kalıyoruz. Babalarımız yaşlıyken çalışıyorlar, anne babamız çok zorda kalıyorlar. Getirmelerini istemiyoruz ama geliyoruz. Keşke gelmesek ama geliyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Seni tanıyalım.

Seher Kurt :Adım Seher. 2 yıldır buraya geliyorum ama 2 yıl bana 10 yılmış gibi geliyor okuyorum. 11. Sınıf öğrencisiydim geçen sene gidemediğimden dolayı sınıfta kaldım ve şu an 12. Sınıfa gidemiyorum. Babam müteahhitti iflas etti, 8 kardeşiz, ablam okudu mühendis oldu biz okuyamadık. Borçlar var, zam geldi, babam inşaat malzemelerini alamadı. Borcun altında kaldı. Urfa’da müteahhitti, iflas etti. Borçların altından kalkamadık. Öğretmenler beni çağırıyorlar, bütün masraflarını, kalacak yerini biz ödeyeceğiz diyorlar ben gittim sadece 2 aylığına kalabildim, bencillik edip 7 kardeşimi arkamda bırakıp gidemezdim oraya. Bazen sağlık sorunları yaşasam da gitme imkanım olmuyor. Öğretmenler ısrar ediyor gel diyorlar, açık öğretimden devam edeceğim. Hedeflerim, hayallerim var ama olmuyor. Bazen zorda kalıyoruz, bencillik yapmamak için fedakarlık yapmak zorunda kalıyoruz o da hayatımızı etkiliyor, mahvediyor hayatımızı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Alışabildin mi?

Seher Kurt :Alışamadım, bu ortama adepte olamıyorum, burada insanların düşünceleri bambaşka. Bazı insanların hedefleri, hayalleri yok. Bir hedefim ve hayalim var onu gerçekleştirmek istiyorum. Bazı arkadaşların hayali evlenmek. Hiç ailelerine karşı okumak istiyorum, hedeflerim var demiyorlar. Aileleri buralarda, evleneceğim diyorlar. Bir erkeğin eline muhtaç kalmak kadar kötü bir şey yok. Anlaşamayıp boşandığınız zaman çocuklarını alıp nereye gideceksin? Sosyal hizmetler 5-6 ay bakabilir sana ancak. Ailen sana bakmaz bu devirde kocan mı bakacak senin elinde bir iş olmadan!

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bunların olması için de gayret etmek lazım diyorsunuz, hayalden de vazgeçmiyorsun herhalde.

Seher Kurt :Hayalimden asla vazgeçmeyeceğim. Örgün öğretimden vazgeçsem de açık öğretimden vazgeçmeyeceğim, asla bu tarlalarda sürünmek istemiyorum, hiçbir zaman boyun eğmeyeceğim, ne kadar zorluk yaşasakta vazgeçmeyeceğim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz kaç kişi geldiniz?

Seher Kurt :10 kişi geldik.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Geldiğinize değiyor mu?

Seher Kurt :Geldiğimize değmiyor, öncesinde İzmir ve Konya’ya gittik. İşleri bilmediğimiz acemi olduğumuz için sürekli zararımız oluyor, yol parası 6-7 Bin TL veriyoruz. Ben 180 TL alıyorum, zaten o parayla borçları ödeyemiyoruz, yiyecek ve içeceklere gidiyor. 180 TL yevmiye alıyorum, ben gidiyorum onu yiyecek ve içeceğe veriyorum, masraflara gidiyor. Urfa’ya borçlara giden para olmadı. Babam benim okumamı benden daha çok istiyor. 2 ay gönderdi okula ama tek başına yapamıyor. Küçük kardeşimi bırakıp nereye gidebilirim? İnsanlar bazen boyun eğecekler ama bu hayata hiçbir insan adapte olmamalı. Ben adapte olmayacağım, hocalar test veriyorlar, destek veriyorlar, okuyacağım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Biz buradan Urfa Milli Eğitim Müdürlüğü’ne duyurmuş olalım. Kardeşimiz okumak istiyor. Seher Kurt kardeşimiz Urfa Eyyübiye Şehir Hüseyin Koroç Anadolu Lisesi’ne gidiyordu. Okumak isteyen bir genç kadın ve şartlardan dolayı zorlanıyor. Onun okuması lazım, biz Milli Eğitim Bakanlığı ve Urfa Milli Eğitim Müdürlüğü’nü göreve davet ediyoruz. Kardeşimize sahip çıkın. Bizim okuyacak insanlara ihtiyacımız var, bu ülkenin ihtiyacı var. Kimisi belki çok arzu etmez ama kardeşimiz talep ediyor, ben okumak istiyorum, hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum diyor. Çok önemli şeyler söylüyor.

Seher Kurt :Ben okumanın yanı sıra lisanslı futsalcıyım ve lisanslı basketbolcuyum. 4 yılımı basketbola adadım. Yeri geldiğinde spor salonlarına gittim. Bazı arkadaşlarım “Okulu ektik.” Diyorlar, ben okumak isteyen bir öğrenciyken ben buradayım onlar nasıl okulu ekip çarşıda gezebiliyor? Okulu istemeyen o kadar çok öğrenci var ki okumak isteyenler tarlada sürünüyor, ben okumak istiyorum. O öğrencilere sağladığı imkanları bize sağlasalar; okulda bir kitap açıp okumuyorlar! Bir insan okumak istese okur. Ben burada bu koşulda okuyorsam sen çarşıda gezerken zaten okursun. Öyle bir amaçları yok.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Ben okumak istiyorum diyorsun. Bana yardımcı olun diyorsun. Biz de elimizden geleni yapacağız. Bu hayata razı değilim diyorsun.

Seher Kurt :Burada konuşuyoruz sizinle ama birkaç saat sonra bizi unutmayın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Unutmamak için kayda alıyoruz.

Seher Kurt :Sürekli belediye başkanları, milletvekilleri geldi hiçbiri yardım etmedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Biz de sizi dinlemek için geldik, söyledikleriniz çok önemli, çok değerli.

Veysi Koşar: Bu sene yeni Urfa’dan geldim. Benim gözlemlediğim yevmiye fiyatlarının tek elden belirlenmiş olması, en azından asgari ücretle çalışan bir insanın, haftada 1-2 gün istihrahat payını da hesaba katarak, 30 günlük yevmiye olarak asgari ücrete veya yukarı kısmına endekslenmesini, tek elden yönetilmesi en büyük problemimiz maddiyattır. İşçiler sabahtan akşama kadar eziyetle alın terinin karşılığını almak istiyorlar. Çadırlarda kalıyoruz. Buraya devamlı su, belediye tarafından en azından. Buranın işini yaptığımız zaman buranın ekonomisine katkıda bulunmuş oluyoruz. İhtiyaçlarımızı dinleyerek, ihtiyaçlarımızı gidererek sorumlunun gelmesi iyi olur. Burada 120 kişi çalışıyor, başında en azından bir yönetici olması lazım, belediyeden ya da başka bir yerden ona sorunlarımızı dinlemesini istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Denetimin yapılmasının çok önemli olduğunu söylüyorsunuz.

Ali Kurt: Urfa Siverek’ten geliyorum. İzmir Torbalı Devlet Hastanesi’ne gittim gece 01.00’da sadece bir kadın hemşire vardı, 03.00’a kadar sıra bekledik. Covid testi yapın dediler, test sonucu çıkmadı.

Yusuf Doğuhan: kendimi bildim bileli bu topraklardayım. Hatay Dörtyol’da büyüdüm. Babamın işlerinden dolayı bu zamana kadar babamın yanında olmaya çalıştım. Her zaman babamın yanındaydım. Babam sabah erkenden neden sürekli kalkıp bu işlerde kendini yıprattı? Yaşı insanlara göre neden bu kadar saçları beyazladı diye düşündüm hep. Bu düzen nereye kadar gidecek diye düşündüm her zaman. Buna dur diyecek insan göremedim! Yurt dışında insanlar tatile bizim ülkeye gelenleri gördüm. Köylü milletin efendisidir baktığınız zaman üretim yapıyoruz gece gündüz, kazancımız kurtarmıyor. Hiçbir zaman kurtarmayacak. Kendi geleceğimi göremiyorum. Birçok genç yurt dışına gitmek istiyor ben de yurt dışına gitmek istiyorum. Yaşım 17. Bugün bir teklif gelse giderim. Yurt dışında asgari ücret ile işe başlasanız bile kendinizi geçindireceğiniz yük ile baş başasınız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Babanı burada, delikanlı tarım dünyasından çok memnun değil, boşuna uğraşıyoruz kazanamıyoruz diye düşünüyor, siz ne dersiniz?

Paşa Doğuhan:2 senedir zarar ettik. Geçen sene Reyhanlı’ya gittim geri geldim, zarar ettim. Ben üreticiyim, bir boru 130 75 lik boru, 160’lık boru bin TL olmuş, çiftçilik yapma imkanı sıfır! Devlet buna altyapı kurmazsa, mahsullerimizi kendisi alsın, kendi pazarlasın biz ona çalışalım! Devletin müdahil olmasını istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bize bir güvence versin diyorsunuz.

Paşa Doğuhan:Devlet bizi de görsün! Su sorunumuz oluyor, her şey 5-6 kat olmuş, hiçbir şey alamıyoruz, veresiye bir şey dönmüyor. Biz mahsulü satmazsak seneye nasıl gireceğiz, geçen seneden zararlı geldik, bu sene para kazanamazsak seneye imkanı yok! Ben 100 dönüm yer ekmişim, benim gibi 100-150 dönüm ekenler ekemeyecek! 84 Milyon vatandaşı 50 kişi ile doyuramayız! Çağrımız bu. Pazarını bulsun, bizden alsın, satsın! Biz soğan denirse soğan patates denilirse patates ekeriz, bizi yönlendirsin. Bizim gecemiz gündüzümüz yok. 47 yaşındayım ama 70 yaşında hissediyorum çünkü hep ezildik. Devlete çağrımız bu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bizim de gördüğümüz her geçen yıl çiftçi sayısı azalıyor, ekilen toprak alanı da azalıyor. Türkiye’de tarım kaybediyor, bunun nedenleri nedir? Çabalarınız maalesef kar getirmiyor, bu Türkiye çapında böyle. Hem sen işçi çalıştıran üretici olarak zarar ettiğini söylüyorsun hem işçi kardeşlerimiz zorluk çektiklerini söylüyor. Hepiniz haklısınız. Bir kısır döngüde hepimiz kaybediyoruz.

Paşa Doğuhan:Maliyetler yüksek olduğundan dolayı işçi de haklı. Ben isterim ki 250-300 TL yevmiye vermek isterim. Bunun maliyeti bana 3-4 Bin TL olmuş, ben bin TL fazla kazanabilir miyim diye düşünüyorum. Geçen sene ben gübre aldım 2500 TL’ye şeker gübresi, üre gübresi 3500 TL şimdi 14500 TL olmuş, şeker 7500 TL olmuş. 2000 TL’lik şeyler 6 kat arttı! Mazotu 6-7 TL’ye alıyorduk, bir ara 30 TL’ye kadar çıktı. Devlet gelsin pazarını kursun, maliyeti 3000 TL ise bize versin bir kısmını hem biz hem devlet kazansın. Biz de burada eziliyoruz. Ben seneye ekemezsem benim gibi binlerce insan var.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sen seneye ekemezsen, Urfa’dan gelen kardeşimiz gelemeyecek belki daha düşük ücret verecekler, o da razı olacak veya o da gelemeyecek. Kısır döngü herkesi etkileyecek.

Paşa Doğuhan:Çiftçi olmazsa benzinci de işçi de kimse kazanamaz! Bir evin temeli çiftçidir. Temel atmadan duvar örebilir misiniz? Ben temelim. Temeli sağlam yapmazsan sıkıntı olur. Ülkede dört mevsim yaşanırken biz neden mahsulümüzü yetiştirmeyelim? Niye dışarıdan ürün alalım? Ben çağrı yapıyorum; devlet el atsın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz bu kısır döngünün geri dönmesi, hem işçi kardeşlerimizin uygun bir yevmiye alması hem sizin kazanmanız için ne olması gerekiyor? Devlet güvencesi olsun diyorsunuz ama mazot fiyatları gübre giderleri konusunda öneriniz nedir?

Paşa Doğuhan: Mazot ve gübre fiyatları ucuzlarsa, normal düzeye inerse biz de kazanırız, gelen tarım işçileri de kazanır, hamallar da kamyoncular da kazanır. Ben geçen yıl 100 dönüm ektim 650 Bin TL zarar ettim, bu sene de zarar edersek kimse bizi göremez! Kimse bu düzeni bir daha kuramayacak. Bize yardımcı olsun.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sizin sesinizi bakanlığa duyurmaya çalışıyoruz. Çiftçi: “Ben zarar ediyorum seneye de olmam artık.” Diyor. Olmadığı zaman kazanacak kimse yok kaybeden herkes olacak. Biz tüketiciler olarakta kaybedeceğiz, daha da pahalıya üretilecek belki soğan. Herkes silsile ile kaybetmiş olacak.

Paşa Doğuhan:Birilerinin bunu elinde tutması lazım. Gübre fiyatlarının sınırlı olması, 3 Bin Tl’lik gübre 14500 TL oldu. Devlet gelsin kendi malı gibi alsın götürsün satsın bizim sermayemizi de versin bizim yaşayabileceğimiz parayı da versin.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sizin kendi yaşadığınız durum bu, birkaç kelam da başka üreticilerin yaşadığından örnek verebilir misiniz? Diğer çiftçi arkadaşlar neler yaşıyorlar?

Paşa Doğuhan:Şereflikoçhisar bölgesinde 500 insanımız mağdur durumda. Sivas, Kayseri bölgelerinden gelen su baraj yapıldığı için ve su gelmediği için 3-4 aktarma ile sulama yapılıyor, o sulamanın tuz oranı yüksek olduğu için mahsullerini yakıyor, o insanlar çok mağdur durumda. Bu sene %50’si çiftçilik yapmayacak. İrfanlı barajı tarafında Şereflikoçhisar tarafında bulunan 5-6 köyün su oranı %9’u kalmış, tabandaki tuz oranı mahsülleri yakıyor, su yetmiyor, tüm soğanları yanmış. 2-3 gün önce gittim, çok üzüldüm.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Ne yapılabilir?

Paşa Doğuhan:Suyun gelmesi lazım, gelmediği için insanlarımız mağdur durumda. Mart ayında ekmeye başladık, Nisan’da su geldi. Biz de mağdur olduk ama onlar gibi değil.

Salih Koçer: Urfa’lıyım ama dışardayız. Okula da gidemiyorum. 17 yaşındayım. 2 senedir okuyamıyorum. Dışarıda çalışıyoruz. Kışın da çalışıyoruz. Dörtyol’da portakal ve bahçe işleri yapıyoruz sonra buraya çapaya geliyoruz sonra Dörtyol’a gidiyorum. Çadırlardayız. Geçen sene Şereflikoçhisar’a gittik su yoktu, arabayla camiye su almaya gidiyorduk, cami imamı bize: “Köye gelmeyin bizim köpekler arabayla geldiğiniz için rahatsız oluyor.” Diyordu, işçileri de sevmiyorlar. Böyle bir hayat yaşıyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu hayata razı değilim diyorsun.

Salih Koçer:Razı değiliz ama mecburuz, elimizden başka bir şey gelmiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İki abim de Urfa’da çalışıyor.

Asmin Kurt: 12 yaşındayım, borçlarımız olduğundan dolayı çalışmak zoruındayız. 6. Sınıfa  gidiyordum bıraktım. Bu yaşta çalışmak istemiyorum, okumak istiyorum, benim de bir hayalim var ama borçlarımız olduğundan dolayı sabah erken geliyoruz akşama kadar çalışıyoruz güneşin altında.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sabah kaçta başlıyorsunuz?

Asmin Kurt:Sabah 06.30’da yola başlıyoruz akşam 17.00’a kadar çalışıyoruz. Her gün çalışıyoruz.2 yıldır çalışıyoruz, acemiyiz, çok yoruluyoruz, çok zorlanıyoruz. Bizim de sesimizi duymalarını istiyoruz, işçiyiz çalışıyoruz. Çok zor geliyor, borçlarımız var. Yükün altından kalkamıyoruz. Okumak çok istiyorum. 6. Sınıfa gidiyorum, 1 yıldır bıraktım okulu, okulu çok seviyorum. Okulu çok seviyorum, okulumu evim gibi görüyorum ama okuyamıyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Buradan Seher kardeşimiz de okuyamıyor, Asmin kardeşi de okuyamıyor buradan Urfa Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyoruz, kardeşlerimiz ısrarla okumak istiyorlar ama okuyamıyorlar, buna bir çözüm bulunması gerekiyor, ülkemizdeki gençlerin kurtarılması yetiştirilmesi ülkeye kazandırılması gerekiyor. Kimisi okumak istemez ama Asmin kardeşimiz okumak istiyor.

Asmin Kurt:2 küçük kardeşim okuyamıyor, biri 3’e biri 6’ya gidiyor onlar da okuyamıyor, onlar da okumak istiyor, onların da hedefleri var. Onlar da sıcağın altında zorlanıyorlar. Onları görünce içim yanıyor. Bizim yaşımızda çok çocuk var onlar da okuyamıyor. Benim arkadaşlarım okuyunca benim çok zoruma gidiyor. Onlar 7’ye gidecek ben 6. Sınıfta kalacağım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İnşallah bunlara çözüm bulunur. Baban da önemli ekonomik sıkıntı yaşamış. Biz de senin sesini duyurmak, Urfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Milli Eğitim Bakanlığı’na duyuralım. Gençlerimiz heder olmasın, gençlerimiz okumak istiyor, birçok nedenden dolayı okuyamıyorlar. Sadece çalışan mevsimlik tarım işçileri değil onları çalıştıran üreticilerin de çocukları mağdur, tüm gençler mağdur ve ortak bir cümleleri var “Hayallerimizi kaybediyoruz.” Diyorlar! Üreticimiz seneye hiç umutla bakmıyor, bu işleri bitirebilirim gözüyle bakıyor. Maalesef hal bu! Genel olarak tarımın durumunu hep gündem ediyoruz ve şu anda da sahadayız Ankara Bala Kesikköprü’deydik bugün, kardeşlerimizin şikayetlerini dinledik, soğan üreticilerinin ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını dinledik. Umarım bu sesler ilgili makamlara ulaşır, bizim davamız bu onlara ulaştırmak için Ankara’dan geldik. Onları ziyaret ettik, hepsi çok önemli şeyler söyledi. Ellerine emeklerine sağlık. Çok dertlik kardeşlerimiz var. Önemli hedefleri var okumak istiyorlar, ülkemizin okuyan gence çok ihtiyacı var ve bu topraklarda bilim üreten insanlarımıza çok fazla ihtiyaç olduğu için biz de buradan tekrar Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Urfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne seslenerek Ankara’da Urfa’lı kardeşlerimizi bulduk, okumak istiyorlar lütfen onlara yardımcı olun. Tarım Bakanlığı’na da hal ortada! Bu kısır döngüyü bitirin yoksa üreticimiz perişan durumda. İktidara da genel olarak halkımızın önemli şikayetler olduğunu iletiyoruz. ÖFG TV’yi bugün Ankara Bala Kesikköprü civarındaki tarlalardan yaptığımızı bildiriyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırlara geldik.

Çadırda Kalan Yurttaş:3 aydır çalışıyoruz, yemeğimizi zor kurtarıyoruz. Ne yapabiliriz? Her şey pahalı. Bize bir şey kalmıyor. Yevmiye az, az yevmiye ile ne yapacağız! Akşam gelip sebze alıyoruz bir şey kalmıyor! Ne yapabiliriz? Bize önce 200 TL dediler şimdi 160 TL dediler. Elçiye ne vereceğiz bize ne kalacak! Mecburen çalışıyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kolay da değil, burada çadırda kalıyorsunuz.

Çadırda Kalan Yurttaş:Çok zor ne yapabiliriz! Mecburen yapıyoruz. Su tankerle geliyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sel ne zaman oldu?

Çadırda Kalan Yurttaş:2 ay oldu. Domatesin kilosu 10 TL olmuş. Gittiğimiz zaman 10 Bin TL anca kalıyor o da yol parasıdır. Urfa’dan 8 Bin TL’ye geldik. Kurban zamanı kurban verildi elektrik olmadığı için 10 kilo eti çöpe attım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çadırların hali ortada! Sıkıntılı bir hayat, gelenler az çok alışmışlar fakat yine de bu yaşama değecek şekilde en azından bir kazanç olsa belki kulak arkası edecekler yaşadıkları sıkıntıları ama kar olmayınca elde bir şey kalmayınca sıkıntı yaşıyorlar.

Haftaya Salı günü ÖFG TV’de saat 21.00’da buluşana kadar iyi akşamlar diliyorum.

Yorumlar