5 Şubat 2025
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – “Teşekkür ederim Sayın Başkan. Bu, yardımcı sağlık personeli konusunda dedikleriniz çok önemli hocam. Aslında buz dağının görünmeyen kısmındaki yardımcı sağlık personeli sanırım önemli bir şekilde ihmal ediliyor. Haklısınız, o bakım meselesinin altını tekrar çizmek gerekiyor; çok haklısınız. Şimdi, bu donanımlı yani kaliteli hizmete dikkat çektiniz yani çok yoğun bakım yatağı var ama yatak bulunamıyor. Böyle bir şey nasıl olur? Hakikaten büyük bir sorun burada görünüyor. Bunu bir şekilde çözmeliyiz, açıkçası bir kalite sorunu var. Şimdi, yenidoğan yoğun bakım hocamızı da dinlerken o zaman da bu problem öne çıktı; bir kalite problemi var. Yoksa yatak sayısı artırılıyor, şöyle böyle falan ama nitelikli hizmet noktasında sıkıntı olunca bir kısır döngü olacak ve bu kısır döngü daha da artacak gibi. Bu, çok tehlikeli bir durum. Yani biz hep çareyi mesela yenidoğan yoğun bakım yatak sayısını artırmakta bulacağız. Aslında o da değil. Bu, çok önemli sanırım Bakanlık yetkilileri ve Komisyon raporumuzda da bunun altının çizilmesi gerekir sanırım. Yine, “549 uzman var.” dediniz ve 32 bin yatak yani dev bir uçurum var arada. Evet, işte bunlar çözülmeli. Bir de tabii, çok haklısınız, ben de bir hekimim; bu tür böyle medyatik linçlerde maalesef hekimler de çok etkileniyor, işini doğru dürüst yapan insanlar da çok üzücü bir şekilde etkilenebiliyor yani insanların böyle bu tür abartılmış, medyatik linçlerden sonra zanlar altında tutulması, bilim insanlarının işte çok rahat suistimal yapabilecek insanlar olarak görülmesi, gösterilmesi çok üzücü. Biz de bundan rahatsızız, sanırım Komisyonumuzdaki tüm arkadaşlar da rahatsızdır. Yoğun bakım doktoru azalacak bu gidişle. Yenidoğan hocamızın sunumunda da bu ortaya çıkmıştı yani artacağına düşecek yani birtakım arkadaşlarımız yaşlanacak, mesleği bırakacak, yeniler talip değil, bu da eksiye gidişi, oranın düşüşünü gösterecek; çok önemli bir tehlike aslında bu. Hem nitelik azalacak belki hem de nicelik azalacak; eski, nitelikli,tecrübeli hocalar gidecek, yerine daha az tecrübeli doktorlar gelecek, bu da büyük bir tehlike. Bilhassa da İstanbul, ben her toplantıda İstanbul’un altını çizmeye çalışıyorum, skandalın patladığı yer, en büyük uçurumların olduğu yer İstanbul, dev bir nüfus ve hani başka yerlerde yani kabul edilebilir, “tolerable” olan meseleler İstanbul’da “tolerable” olmaktan çıkıyor ve skandallara dönüyor. Özellikle, sanırım hem Bakanlık hem de Komisyon raporumuzda da bu konunun altı çizilmeli, İstanbul ayrı bir antite, Türkiye’deki bazı iller de bu noktada önemli bir yer iştigal ediyor. Bir de hocam, son olarak zorunlu hizmet konusu yani yoğun bakım uzmanı olduktan sonra sanırım zorunlu hizmet konusunda bir muafiyet olması gerektiğini söylüyorsunuz. Yani hakikaten öyle, bahsettiğiniz 42 yaşından, 45 yaşından sonra zorunlu hizmete gidecek bir hekimi düşünün yani hakikaten bu konuda da bir iyileştirilme bence de yapılması gerekir. İdealist bir şekilde daha bir bilimsel kariyer yapayım diyen bir insanı o yaşında işte zorunlu hizmetlere sürmek hakikaten doğru değil. Bunun da bence önemli bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Teşekkür ediyorum Sayın Hocam.”
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – “Teşekkür ederim Sayın Başkan. Şimdi, bu sağlıkta ortaya çıkan skandallar, cinayet şebekeleri, hepsi bize denetim eksikliğini düşündürdü ve hâlen düşündürüyor. Yaptığımız toplantılarda, gittiğimiz ziyaretlerde konuştuğumuz yetkililer hep birçok önemli denetim eksikliğini, teftiş eksikliğini gösteriyor. Sayın Dernek Başkanımız da bunlarla ilgili önemli vurgular yaptı. Yani bir şeyi denetlemek gerekiyor. O zaman denetleyecek, teftiş edecek kişi sayısını arttırmak, onları özendirmek, heveslendirmek, teşvik etmek gerekiyor; bu, bir gerçeklik. Hani özelde gereksiz işlemlerin yapıldığı bir vaka, bunu denetlemek gerekecek. Binlerce dosyayla karşı karşıya kalan müfettişler aralarından örneklem metoduyla çalışıyor ve ortaya ne kadar hakikat çıkıyor; hakikaten ilginç, önemli bir durum var ortada Şimdi, İstanbul’da ziyaret ettiğimiz SGK’de çalışan doktor hanımın bir cümlesini unutamıyorum, dedi ki: “Ya, kötüler bizden ileri Ömer Bey. Biz sıkıntıları tespit ediyoruz ama bakıyoruz ki yolsuzluk yapmak isteyenler bizden çok daha ileride işler yapıyorlar, onlara yetişmek mümkün değil.” Hakikaten böyleyken teftiş kalitesi, müfettiş sayısı, kalitesinin iyi olmaması son derece önemli bir sorun, bu apaçık ortaya çıkıyor. Sağlık hukuku konusuna vurgu yaptı Sayın Başkan. Gerçekten, her geçen gün dev adımlarla ilerlenen, internetin, yapay zekânın çıktığı bir zaman diliminde sağlık hukukunda çok geri kaldığımız apaçık ortada. Şimdi, şu var yani Sayın Başkanımızın cevaplamasını isterim: Bizim gördüğümüz, İstanbul’da hafta sonu bir ziyarette bulunduk yani Sağlık Bakanlığı ve SGK arasında bir kopukluk var gibi, takipler noktasında önemli kopukluklar var gibi; bu konuda ne der, onu dinlemek isteriz. Yine, burada verdiği rakamlar çok vahim gerçekten: şimdi kadro sayısı 909, dolu kadro 439, boş kadro 470. Ya Türkiye’de yeterli kadro açılmaz ama burada kadro açılmış, kadrolar dolmamış, yarısından fazlası boş kadroların çünkü insanlar özenmiyor “Ya niye müfettiş olayım, maaşı düşük, angaryası bol, riski fazla.” falan diye bakıyorlar demek ki. Yani bir kere bu Komisyon mutlaka bu noktada bir şeyler yapmalı. Biz sadece sizin toplantınızda değil, diğer toplantılarda da bu konuya vurgu yaptık. Yenidoğan uzman sayısı da çok düşük mesela. O yenidoğan uzmanlarının teşvik edilmesi, özendirilmesi gerekiyor. Asistanlığı tercih eden doktor yok. Yenidoğan uzman sayısı her geçen gün düşüyor, eksiye doğru neredeyse gidecek. Teftiş açısından bakıyoruz, iş kötü bir yere gidiyor, iyi bir yerde değil zaten. Sağlık Bakanlığı müfettişi, SGK müfettişi arasında bir yetki kargaşasından bahsettiniz. Bu da önemli, bunu da biraz açmak lazım yani bu da ciddi bir sorun gördüğüm kadarıyla. Hekim müfettiş olmaması veya kimsenin buna özenmemesi… Tabii, maaşlar düşük, bir hekim hastanede çalıştığı zaman çok daha iyi maaş alabilecek; kim, niye hekim müfettiş olsun, gittikçe sayılar düşüyor, açılan kadrolara, buna kimse müracaat etmiyor; olacak iş değil. Ondan sonra diyoruz ki: “Yolsuzluk niye oldu?” Hakikaten olacak bir şey değil. Yani bu maaş durumlarının hakikaten düzeltilmesi gerekiyor. Bir de bu örneklem metodunun sorgulanması gerekiyor. Yani siz diyorsunuz: “Bir dosya çekip onu genele şamil ediyoruz.” ama belki çekmediğiniz bir dosyada çok daha vahim hadiseler var. O yüzden en iyisi, bire bir teftiş edilen dosyanın artması açıkçası yani ne kadar iyi bir sayı oluşursa o kadar net gerçekler ortaya çıkar. Yine, bu taşeronlaşma meselesi apaçık ortada. İşte, hastaneler doktora “Şirket kur, fatura kesilsin, şu bu…” diyor, bunun üzerinden işler dönüyor ve hastaneler bu noktada çok rahat yani. Gördüğümüz kadarıyla faturalar olmayan hasta üzerinden bile kesiliyor, var olan hasta üzerinden olmayan işlemler gösteriliyor ve kimse bunu tespit edemiyor açıkçası yani istediği kadar dolduruyor, bir rastgele seçimle anca ortaya çıkıyor. Biz İstanbul’da bu konuyu SGK İl Müdürlüğünde konuşurken “Günlük olarak hastaneler faturaları girsin.” dedik ama onun da çok mümkün olmadığı söylendi. Bu konuda görüşünüz nedir? Mesela “Hasta taburcu olduğunda işte tüm işlemler tamamlanıyormuş ama günlük olarak girilince bu sahtekârlıklar bir nebze engellenebilir.” dendi. Bu konuda ne dersiniz? Dinlemek isteriz. Teşekkür ederim.”
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – “Teşekkür ederim Sayın Başkanım. 100 binde 361 dediniz AB, OECD ülkelerinde dipteyiz. Aslında hemşire sayısı artıyor ama hemşireler sanırım yoğun bir şekilde hemşirelik hayatından çekiliyor. Bu oranlar nedir? Yani, neden çekiliyorlar? İşte, evlilik, şu, bu maddi tatminsizlik falan mı, onu araştırdınız mı? Yoksa yani bayağı bir hemşire de yetişiyor, burada dengesizlik var. Şimdi, hemşireler yerine ATT’lerin çok miktarda çalıştırıldığını söylediniz. “Hemşire genelde az, özellerde daha az.” diyorsunuz, bu da vahim bir tablo. İşte bu, yaşadığımız skandalları az çok gösteriyor. “Yoğun bakımlarda hemşireler çok az ve neredeyse yok. Doktorsuz hemşire çalışması yoğun bir şekilde var.” diyorsunuz. “Özel hastanelerde yatak sayıları çok ama hemşire sayısı az.” diyorsunuz. Bu da yenidoğan çetesi skandalların neden çıktığını gösterebiliyor. Yine, yoğun bakımda çalışan hemşirelere yönelik teşviklerin çok düşük olduğunu söylüyorsunuz. Bunla ilgili başvurular yaptınız mı? Aldığınız cevaplar nedir? Bu konuda bilgi verebilir misiniz? “Sertifikalı yoğun bakım hemşirelerinin sayısı yüzde 10’u aşmıyor.” dediniz. Bu konuda başka bir çalışmanız var mı? Yine, bu sertifika programlarına bir standart getirilebilir mi? Yani, o sırada bir şekilde işte nöbetle, şununla, bununla uğraşmamalı herhâlde hemşireler ama fiiliyatta, realitede bunun olduğunu söylüyorsunuz. Bu konularda biraz daha ayrıntılı açıklama yaparsanız seviniriz. Teşekkürler.”

























Yorumlar