22 Ekim 2025

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Öncelikle birçok sorun var önümde ama öncelikle canla ilgili, ölümle ilgili bir şey söylemek istiyorum.

Şu anda cezaevlerinde ölmek üzere olan bir insan var. Bir dahaki toplantımız da bu dünyada olmayabilir. Veyahut da 3-4 gün sonra burada olmayabilir. Sibel Hanım’ın bahsettiği gibi kuyu tipi hapishaneleri protesto etmek için açlık grevinde. Kendisi aslında Bolu F tipinde ve Antalya yüksek güvenlikli cezaevindeki arkadaşlarının oradan başka bir F tipi cezaevine nakli için 345 gündür açlık grevinde ve ölmek üzere. Bakın tüm siyasi görüşlerimiz bir tarafadır. Ama bir insan ölmek üzere. Buna bir çözüm bulmak zorunda bu komisyon. Bu komisyon bugün buna bir çözüm bulmadan kalkarsa bu insan ölür ve kimse vicdanına hesap veremez. Çok net bir cümle söylüyorum. Ben sayın genel müdürle de konuştum, sayın bakanla da konuştum ve halen çözüm bulunmuyor. Ben Bolu F tipine de gittim, bu mahpusu da gördüm. Bir deri bir kemik kalmış. Hekimim sağlık durumu çok kötüydü. Parmağını kaldıracak durumu yoktu ve 278. günde böyleydi. Şimdi nasıldır bilemiyorum. Vücudunda yaygın döküntüler vardı ve sağlık durumu oldukça kötüydü. Bunu söyleyeyim ve size bırakayım.

Sincan Cezaevi’ne gidiyorum. Sık sık gidiyorum. Birçok cezaevini dolaşan bir milletvekilimi biliyor genel müdürlükte. Sincan Cezaevi Müdürlüğü’nde diğer cezaevlerinden, 406 cezaevinden farklı ne var ki bu denli halk bu cezaevinden şikayet halinde? Mahpus yakınları, mahpuslar. İnanın ki bak diğer cezaevleri için o kadar demeyeceğim. Ama bu cezaevinde ne var? Niye bu kadar insanların denetimli serbestliği, şartlı tahliyeleri bu kadar yokuşa sürülerek verilmiyor? Bu insanların aileleri var, eşleri var, çocuk çocukları var. Şu tarihte çıkacak diye cezaevinin önüne gelip ağlayarak geri dönüyor bu insanlar. Tahliyeler verilmiyor ve insanlar dörtte üç yatacakken dörtte dört yatıyor. Düşünün hasta olanı var, kanser olanı var ve içeride kanser hastalığı ilerliyor dışarıda tedavi şartı imkanı bulamadığı için.

Bakın birçok mektup alıyorum. Bir mektup sayfalarca mektuptan 3-5 cümleyle Sincan Cezaevi’ni anlatayım. Sincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nden Emre Dündar yazmış. “Sincan T tipi Adalet Bakanlığına bağlı değil mi? T.C. hukuk esasları ve kanunları bu kurumda geçerli değil mi? Ülkedeki diğer ceza infaz kurumlarında aynı suç tipine denetimli serbestlik uygulanırken bu kurumun farkı nedir ki verdiği bu keyfi ve hukuksuz kararlarla insanları alıkoymakta, özgürlüğüne kavuşma yollarını tıkamakta, yeni bir hayat kurma imkanını ellerinden almaktadır? Bana örgütten ceza vermedikleri halde gözlem kurulunda “Örgütle kurduğu bağını anlatma konusunda samimi olmadığı gerekçesiyle” olumsuz karar verdiler. Olmayan bir bağ nasıl anlatılsın? Tamamen önyargılı bir kurulla karşı karşıyayız.” demiş Emre Dündar. Şimdi bunun gibi binlerce başvuru var ve Sincan cezaevini ben size anlatmayayım çünkü siz bakanlık olarak oraya talimat veriyorsunuz, bunu biliyorum. “Bu cezaevindeki mahpuslar denetim, serbestlik verilmeyecek, şartlı tahliye verilmeyecek, dörtte dört yatacaklar.” çok ağır ve dramatik şartlardaki mahpusların hikayelerini biliyoruz. Zaman yetmez.

İnsanlar hasta yatağındaki çocuğunu kaybetti. İbrahim Coşkun, bak ismini de vereyim. Sincan T’deydi. Ezbere biliyorum çünkü Sincan T’deydi. Verilmedi denetimli serbestlik 12 yaşındaki çok ağır hasta çocuğu öldü. Cenazesine gidemedi ve bu insan dörtte dört yattı. Ya bu nasıl bir insafsızlıktır? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Anlamak mümkün değil. Bakın binlerce örneği ben size söylüyorum ve bitmiyor.

Hasta mahpuslar var. Bakın birçok yerden hasta mahpus örnekleri vereyim ben size. Bakın hepimiz yaşlanacağız arkadaşlar. 87 yaşında hasta mahpus Erol Şengök Sincan T tipi cezaevinde. Şu an bakın 87 yaşında olduğunuzu düşünün. Çok fazla ömrü kalmadı. Artık müvekkili R tipi ceza infaz kurumlarına nakletmek gibi alternatif çözüm yolları üretilmişse de müvekkilimin burada ölümünü bekliyoruz.” diyor avukatı bana başvurmuş.

Yusuf Çağlayan, altı bezlenen bir kişi düşünün. Altı bezlenen demans hastası doksan yaşlarında bir kişi. Şu anda Kandıra T2 cezaevinde hastaneye götürmek yerine evinden derdest alıp Kandıra T2 cezaevine koymuşlar. Bakım hastası, altı bezlenen demans hastası ve orada ölmek üzere.

Sabri Yavuz, Sincan, yüksek güvenlikli cezaevinde yaşlı bir hasta mahpus. Çok kötü durumda. Hepimiz hasta ve yaşlı olabiliriz.

Mehmet Parlak, Sincan 1 No’lu yüksek güvenlikli cezaevinde çok ağır hasta.

Sincan Kadın Cezaevi’nde genel müdürlük emirleri geçmiyor mu? Bir derebeylik mi var? Kaç kez gittim, müdüre hanım hayır ben milletvekiliyle görüşmem diyerek bizimle görüşmüyor. Ya nasıl bir yer burası? Bir derebeylik demek ki. Sincan Kadın Cezaevi’ni demek derebeylik yönetiyor. Genel müdürlük yönetmiyor. Ben bunu anlıyorum çünkü bakın Sincan T’de böyle bir şey olmuyor. Yüksek güvenliklerde olmuyor. Sincan Kadın’da bir derebeyi müdür var. “Görüşmüyorum işte. Var mı?” bakın sayın vekilim böyle diyor ve görüşmüyor. Ya sen kimsin ya? Bakın anlamak mümkün değil. Hepiniz vekilsiniz arkadaşlar. Siz de gidin bir Sincan Kadın Cezaevi’ne gidin Mustafa Başkanım bakalım oradaki müdürün keyfine kalmış durumdasınız.

Mustafa Keleş, Sincan Cezaevi T Tipi Cezavi’nde adam şizofreni hastası. Koğuşta çıplak dolaşıyor. Bakın  olacak vaka değil. Şizofreni. Yanındaki insanlara saldırıyor. Çıplak dolaşıyor, bu adam cezaevinde duruyor. Şimdi bu memlekette sağlık kurulları ne iş yapıyor? Adli tıp ne iş yapıyor? Bunları sormak istiyorum.

“Pişman mısın?” diye soruyorlar. Ya, ikinci mahkeme mi burası? Allah aşkına. Sincan, yüksek güvenliklilere gittim ben camın önünde demir parmaklık var. Demir parmaklığının önünde fens telleri var. İçeriye bırakın güneşin girmesini hava bile girmiyor. “Kışın bile camları açıyoruz. Çünkü içeriye hava girmiyor.” diyor insanlar.

Edirne Cezaevi’nde şu anda yasalara aykırı işler yapılıyor. 5 aylık hamile Leyla Arslan cezaevinde. Nazife Karakoç 7 aylık hamile cezaevinde. Bakın yasalarımız var. Hamile haliyle 18 aylık bebek olana kadar cezaevi dışında olması lazım ama cezaevinde bunları ben söylemeyeceksem burada niye varım arkadaşlar niye engel oluyorsunuz bana? 5 aylık hamile kadın cezaevinde bakın bunlar kabul edilecek şeyler değil.

Sayın Genel Müdüre de söyledim. Edirne’de açık görüşte öylesine bir U sistemi kurulmuş ki mahremiyet ihlal edilmiş durumda. Edirne cezaevinde açık görüş salonunda mahremiyet ihlali var. Aileler tüm cezaevlerinde ayrı ayrı masalarda oturup ailece görüş yaparken Edirne cezaevinde U şeklinde bir sistem kurulmuş. Siz mahrem bir şey belki konuşacaksınız. karşınızda diğer ailenin mensubu. Böyle bir mahremiyet ihlali var ve düzeltilmiyor yıllardır. Sayın Genel Müdür’e de söyledim. Umarım düzelir.

Covid yasası ile ilgili gecikme var. Ekim’de söz verdi iktidar Covid yasası ile ilgili bir gelişme de yok.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı va. Biz cezaevlerine gittiğimizde aldığımız kararları infaz hakimleri karar veriyor. Onlar onuyorlar diyor bana gözlem kurulu yöneticileri. Fakat burada bakın şu Anayasa Mahkemesi kararı sayın genel müdürüme de vereceğim. Anayasa mahkemesi infaz hakimliğini resmen fırçalamış. Demiş ki ben bu mahpusun başvurusu için ihlal veriyorum. 115 bin lira ödeme veriyorum. Devletin kasasından çıkacak bu mahpusa ödenecek. Ey infaz hakim sen orada ne güne duruyorsun? Çünkü senin işini bir memur da yapar. Madem sen bu konudaki ihlali görmüyorsun, bir memur da infaz hesabını yapardı. Sen infaz hakimi olarak orada bu ihlali nasıl olur da görmeyip topu, tacı attın.” diyor. Anayasa Mahkemesi Mesut Güney kararı 17 Temmuz 2025. Anayasa Mahkemesi o hani gözlem kurullarının çok güvendiği infaz hakimliklerini nasıl fırçalıyor!

Yorumlar