30 Ekim 2025
Önümüzde birçok hak ihlali var ancak en önemlisi dün Kocaeli-Gebze’de seçim bölgemde yaşanan bina çökmesi. Gördüğünüz gibi bina böyleydi ve bu hale geldi. 45 metrekarelik bir alana yapılmış 7 katlı bir bina. 7 katlı bir bina nasıl 45 metrekareye yapılıyor bunu anlamak mümkün değil.
Meclis Başkanlığı’nı kaç kez uyarıyoruz. Şu basın toplantısı odasının yapımı tam bir rezalete döndü . Zaten 1.5 ayda bir odanın ancak camını taktılar. Arkından da şu anda basın toplantısı yapıyoruz. Burada inşaat işleri yapılıyor. Böyle bir iş olabilir mi ya? Sayın Numan Kurtulmuş’a kaç kez seslendim ben? Böyle bir şey olabilir mi ya? Zaten basın toplantısı odası tadilatta diye 1.5 ay bizi dışarıda basın toplantısı yapmaya mecbur bıraktılar. Ondan sonra da gelmiş basın toplantısı sırasında inşaat faaliyetleri yapıyor. Numan Kurtulmuş ya nedir bu hal ya? Kaçıncı kez söyleyeceğiz? Bir işi doğru düzgün yapın ya. Şimdi bakın şuranın klimaları bile takılmamış. Allah aşkına ne biçim iş bu ? Bu işi yapamıyorsanız bırakıp gidin. Kaç aydır şuranın tadilat işi yılan hikayesine döndü ya! Hayret bir şey! Değerli arkadaşlar, biz ülkedeki bazı şeyleri eleştiriyoruz ama bu ülkedeki milleti temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın basın toplantısı odasında iki aydır bir tadilat bitmemiş durumda. Başka şeyi niye eleştirelim kardeşim? Başka şeyi niye eleştirelim? Şu meclisin basın toplantısı odası iki aydır mahsur durumda. 1.5 ay dışarıda basın toplantısı yaptık. Hala gelmiş şurada meclis başlamış, klimalar takılmamış, orada tadilat yapıyor, burada tadilat yapıyor ya. Meclis başkanlığını yapamıyorsanız bırakın gidin Sayın Numan Kurtulmuş ya anlamak mümkün değil! Kaçıncı kez eleştirdim bunu yine aynı hal. Bu ülkede nasıl binalar yıkılmasın ya kimse doğru düzgün işini yapmıyor ki.
Sevgili arkadaşlar, ya bu bir rezalettir. Ben bu rezaletin arka planını anlatacağım size bugün. Kocaeli Milletvekiliyim ve bu rezaletin en yakından şahidi, en yakından bakanlıklara başvuran tanığı olarak, milletvekili olarak size büyük bir skandalı anlatacağım bugün biliyor musunuz? Ya böyle bir rezalet olmaz ya. Bakın arkadaşlar, Dört kişi öldü, bir kişi kurtuldu. 7katlı bina yıkıldı ya. Siz de orada olabilirdiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Ama ben bu Gebze’deki metro inşaatı, evet metro inşaatının hemen dibinde bakın şu fotoğrafları görüyor musunuz hemen dibinde. Bu metro inşaatı kaç yıldır sürüyor arkadaşlar? 7 yıldır sürüyor. Böyle bir rezalet olmaz. 2018’de başladı. “1-2 yılda bitireceğiz.” dediler. Kaç defa soru önergeleriyle sordum biliyor musunuz? Kaç defa bakanlığa bunu sordum. 2018’de sordum, 2020’de bitecek. 2020’de sordum, 2022’de bitecek. 2022’de sordum, 2023’de bitecek. Şimdi yine sordum, en son 2026’da bitecek dediler. Bakın bu konu hakkında bu facia ve skandal hakkında en çok söz beyanı olan kişi benim çünkü yıllardır bu konuyu takip ediyorum. Yıllardır bu metro inşaatı skandalını takip ediyorum. Bakın şimdi binanın zemininde bir çökme var deniliyor. Ya bina 2012 yapımı bir bina. Bina ile ilgili iskan alınmış, her şey alınmış, binanın çürük olduğu ile ilgili hiçbir şey yok ama yanında bir metro inşaatı var. Yıllardır bitirilememiş. 1-2 yılda bitecek bir inşaat 7 yılda bitmemiş. Daha 2026’da bitecek diyorlar. 2030’da bitmez bu inşaat çünkü büyük bir rezalet var. Neden? Çünkü bir de ahbap, çavuş, yandaş ihale işleri var. Onları açıklayacağım işte. Soru önergem var arkadaşlar. Burada tam bir skandalı açıklayacağız biz bugün. Biliyor musunuz? Bakın ben 2024’teki soru önergemin önergeme cevabını size burada anlatacağım. Şimdi dört kişi öldü. Bir kişiyi kurtardık. “Allah rahmet eylesin ölenlere.” diyorlar. Ya kardeşim burada büyük bir skandal var. Siz şimdi bakın ihaleleri becerememiş bir Eze İnşaat denilen bir inşaata habire ihale veriyorsunuz. Adam Gebze Darıca Metro hattı projesini bitirememiş yıllardır. Bu ihaleyi Eze İnşaat almış. Ardından vukuatlı gidip Kocaeli Stadı Tramvay ihalesini de Eze İnşaat’a verdiler. Ardından o da geç bitti. Ardından Körfez Ray Projesini de Eze İnşaat’a verdiler. Biz burada bakın soru önergemizde bunu sorduk arkadaşlar. Ya ne oluyor bu Eze İnşaat? Her girdiği işi berbat etmiş geciktirmiş. Gebze’nin altını oymuş. Gebze Darıca Metro hattı yıllardır bitmiyor. Bu ne haldir? Gidip Kocaeli’deki tramvay ihalesini veriyorlar. Onu da geciktiriyor. Daha sonra adamı ödüllendiriyorlar. Bir de Körfez-Kartepe arasındaki metro hattını da bu adama veriyorlar, bu inşaata veriyorlar. Sonra ne oluyor? İnşaat çöküyor. Bakın sonrasında inşaat çöküyor. Neden çöküyor diyorlar? Çünkü bina için sağlam diyorlar. Peki zemin çökmesi olmuş diyorlar. Daha tam net bir bilimsel rapor yok ama metro inşaatı binanın altından geçiyor. Bu patlamalar olduğunu söylüyor çevre sakinleri. Çeşitli sesler geliyor ve bir rahatsızlık var. Ardından skandal üstüne skandal aslında bakın bu bina salı günü çatırtılar gelince müteahhite bildiriliyor. Müteahhitin belediyeye haberi verip vermediği bir muamma. Kimse bu konuda açıklama yapmıyor. Ben buradan Gebze Belediyesi’ne soruyorum. Kardeşim bu konuda bir açıklama yapın. Müteahhit size burada çatırtılar geliyor binadan. Bu konuda gelip size bakın dedi mi? Demedi mi? Ya resmi bir açıklama yapın kardeşim. Zaten yıllardır süren metro inşaatı için defalarca açıklama yapıp soru önergileri veriyoruz. Bu skandal nedir? Bu firmanın nasıl bir yandaşlığı var? Ne oluyor? Ne bitiyor? Neden böyle oluyor? diye soruyoruz. Murat Kurum insanın bir yüzü kızarır kardeşim, verilen cevaba bakın. Şimdi bu binalar niye çöküyor? Bakın, şu binalar niye çöküyor? İşte bu anlayış dolayısıyla. Diyor ki: “İhale kanunu hükümleri kapsamında açık ihale usulüyle yapıldığı belirtilmiştir.” Kocaeli Büyükşehir’e sormuşlar, o da demiş ki “Açık ihale ile.” Allah Allah, ya nasıl bu kadar sabıkalı bir firmaya, bu kadar eksik gediği olan, yıllardır Gebze-Darıca metro hattını bitiremeyen, Tramvay şehir stadyumu hattını bitiremeyen, geciktiren bir firmaya ihale üstüne ihale veriyorsunuz. Soru önergesinin cevabına bakıyoruz. “Efendim biz bakanlık olarka Kocaeli Büyükşehir’e sorduk. Onlar da dedi ki: “Açık ihale usulüyle yaptık.” Hiçbir sıkıntı yoktur.” Allah Allah! Sonra da bina çöküyor. İşte bundan dolayı çöker arkadaşlar. Bundan dolayı insanlar ölür ya. Şu hale bakın . Ne belediyesinde, ne bakanlığında, ne meclis başkanlığında hayır var ya. Allah aşkına nedir bu işler ya? Biz belgeyle konuşuyoruz işte soru önergem ve bakanlığın verdiği cevap. Bakın tek cümle cevap vermiş. Ya bu kadar utanmazlık yani. Sonra kaza olunca takdiri ilahi. Bakın ben sayfalarca soru sormuşum tek cümle cevap vermiş. Alıp bu soru önergesini Murat Kurum’un suratına fırlatmak lazım. Başka bir şey değil arkadaşlar. Böyle bir rezalet olamaz! İnsanlar ölüyor ya. Herkesin keyfi yerinde arkadaşlar. Herkesin keyfi yerinde insanlar ölmüş. Biz defalarca bakın bu metro inşaatı ne zaman bitecek demişiz. Böyle ciddiyetsiz cevaplarla karşılaşmışız. Anlamak mümkün değil. Bu olayın en yakından şahidi olan bir milletvekili olarak ben bu açıklanmayı yapıyorum. 600 milletvekili içinde benim kadar bu konuyla ilgilenen kişi yok. Herkes de bunu çok iyi bilsin. Burada büyük bir skandal var. Alın işte bina yıkılmış. Görüntüler ortada. Kimse doğru düzgün bir açıklama yapmıyor. Ne bakanlık ne belediye doğru düzgün bir açıklama yapıyor. Hiç kimse bir açıklama yapmıyor. Biz şunu tekrar soruyoruz Gebze Belediyesi’ne. Kardeşim müteahhit size başvurdu mu? “Gel şu binayı incele!” dedi mi demedi mi? Ortada bırakıyorlar. Kocaeli Valisi sen açıkla bari. Çevre Bakanı Murat Kurum. Bize verdiğin şu rezalet cevap konusunda kamuoyuna bir açıklama yap ya. Anlamak mümkün değil ya. Şu ciddiyetsizliğe bakın. Biz milletin menfaati için soru önergesiyle soru soruyoruz adam tek cümleyle cevap vermiş. “İhalede bir sıkıntı yoktur.” demiş. İşte sıkıntı böyle oluyor. Sonra dört kişi ölüyor. Hadi bakalım verin bunun hesabını. Yazık günah değil mi ya?
Sevgili arkadaşlar, Meclise 11. yargı paketi geliyor ancak bu yargı paketi resmen insanlar arasında ayrımcılık yapmak ve nefret suçları oluşturmak üzere adeta kurgulanmış. Nefreti değil, hukuku ve tüm vatandaşlarımızın onurunu korumaktır esas. Nedir bu? Bir nefret belgesi. Allah aşkına insanların cinsel yönelimlerinden size ne! Allah aşkına bunu böyle bir suç haline getirmek, böyle bunu yasalarla cezalandırmaya çalışmak, bu 11. yargı paketinde gerçekten şu ifadelere bakıyoruz bu bir nefret belgesi bu yasa teklifi. Bunun gündeme gelmemesi lazım. Meclis gündemine alınmaması lazım. İnsanlar adil yargılanma ile ilgili gelişmeler bekliyorlar. Gele gele nefret suçlarını arttıracak yasa teklifleri geliyor. Bunlar da olacak işler değil sevgili arkadaşlar.
Vatandaşların bize birçok başvurusu var. Tatvan Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü ile ilgili birçok şikayet var bize geldi. Birtakım kayırmalar yaptığı yönünde şikayetler var. Biz bunu ayrıntılı bir şekilde bakanlığa iletiyoruz. Ciddi iddialar bunlar. Çok ayrıntıya girmiyorum ancak bu iddiaları biz bakanlığa da ileteceğiz çünkü ciddi iddiaları vatandaş bize getirmiş. Konumunu kullanarak, mevkisini kullanarak birtakım usulsüzlükler yaptığına dair ciddi iddialar var.
Aydın Söke Açık Cezaevi’nde yatmakta olan kardeşim Öztürk Kumpir, Talesemi Maşör ve tip 1 şeker hastası. Yürüyerek girdiği cezaevinde yatalak duruma düştü. Durumu kötüye gitti. Ayağa kalkamayan, hiçbir işini yapamayan, başkalarına %100 bağımlı bir insana adli tıp kurumu 4 defa kendine bakabilir, cezaevinde yaşayabilir raporu verdi. Defalarca dilekçe verildi. Durumunun çok kötü olduğunu, üniversite hastanesine tedaviye gitmesi gerektiğini bildirdi. Durumu kötüye gidiyor ve kalbinde, karaciğerinde aşırı demir birikimi var. Talesemi var bu kişide bakın. Ciddi hastalıklar ve de tip 1 şeker hastalığı var. Bu mahpusun sağlık durumu ile ilgili gerekenler yapılmıyor yönünde şikayetler var. Biz de not alalım cezaeviyle. Bir görüşelim burada ciddi bir sıkıntı var çünkü ciddi bir hastalık.
Bir de bir başka teyzemiz bakın mahpusmuş. Oldukça hasta bir mahpus. Raporları var ve bu kişi Şöhret Gümüş, 84 yaşında. Bakın 84 yaşında ya. Gaziantep L Cezaevi’nde yatmakta, 5 yıldan beri yatıyor. Aşırı yaşlılık nedeniyle rapor verildi. Halen annem bırakılmadı. Ne yapmamız lazım deniliyor. Bu ablamız adli tıp kurumuna götürülmek istenilmiş. Raporlarda da yolculuk yapmasıyla ilgili sıkıntılar var. Bu konuda bir çözüm bulunması lazım. Adli tıp kurumuna gitmeden bir rapor verilebilir mi? Bunun cezaevi tarafından, bakanlık tarafından araştırılması lazım çünkü o yollar 84 yaşındaki bir insan için çok ızdırap verici gerçekten. Az buz bir yaş değil düşünün Gaziantep’ten İstanbul’a kadar eliniz kelepçeli, çok kötü şartları olan bir arabada gideceksiniz. Korkunç bir şey bu gerçekten.
Eda Saraç, Bakırköy Kadın Cezaevi’nde. Koğuşlarda fareler varmış, her gün çıkıyormuş. Ortalıkta fareler koşturuyorlar. Cumhurbaşkanı’na hakaret dosyası nedeniyle tutukluymuş. Piri Reis Üniversitesi’nde akademisyen bir kişi. Düşünün en ufak eleştirinin cezalandırılıp farelerle dolu bir hapishaneye atıldığı bir ülkede yaşıyoruz arkadaşlar.
Adana ili şehit Erkut Akbay mh. Kentsel dönüşüm diye cadde üzerinde iki ayrı yerlerdeki bütün evler yıkılıp yerlerine iş yerleri yapıp birtakım katlar verilmiş. Burada başvurucu usulsüzlükler yapıldığını söylüyor. Bunu da biz bakanlığa soruyoruz. Birtakım kayırmalar, usulsüzlükler olduğunu söylüyor. Bu konuda bakanlığın bir açıklama yapması gerekiyor.
Ferzende Ata, Mısır Gamasa Cezaevi’nde kalmakta. “Abimin Mısır’da hiçbir suçu olmamasına rağmen 4,5 senedir orada tutuklu, aile olarak gidip gelmemiz zor oluyor. Abimin ihtiyacını gideremiyoruz, onun da dili yok, cezaevinde zorluk çekiyor. Kalp hastası Türkiye’ye nakil olmasını istiyoruz, abimin Türkiye’ye iadesini istiyoruz.” diyor. Bu Mısır cezaevindeki zorluğa işaret ediyor.
Çiftçiye verilen 5 yıllık faizsiz kredi iptal edilip %30 faiz ile verilmeye karar verilmiştir. Bu durumdan dolayı çiftçiler zor durumda kalmıştır. Güneydoğu Anadolu bölgesi özellikle çok şiddetli kuraklıkla mücadele etmektedir. Bu halkı mağdur etmeyin. Uygun kredi imkanları niye iptal edildi diye soruyoruz.
Ben Adıyaman Kahta Sıraca köyünde Sait Kızılay; “Benim evim hibe ve kredi destekli 16 ay önce bir müteahhitle anlaştık. Köyümüzde yapılacak 15 tane ev var.” diyor. Müteahhidin birtakım usulsüzlükler yaptığını söylüyor. Bununla ilgili de biz bakanlığa da bildirdik. 16 köy mağdur, mağduriyetin giderilmesini istiyorlar. “Kısık sesimize ses olun.” diyorlar.
“Abim Rıdvan Barık her gittiği yerde işkence görüyor. Abim Rıdvan Barık, Elazığ 2nolu kapalı ceza evinde yatmakta ellerini ayaklarını bağlayıp dövüyorlar, işkence yapıyorlar. Tek kişilik hücrede yatıyor. Kamera yok kaldığı yer kör nokta kendi kafalarına göre sürgün ediyorlar.” diyor. Bir sürü ihlal söylüyorlar. Bunları da gündem etmiş olalım.
“Yıllardır ücretli öğretmenlik yapan bir öğretmenim. Ders yılı sonuna dek ücretli öğretmen olarak resmi ve dini tatillerde ders ücretlerimizin tam ödenmesini ve sigorta haklarımızın tam yatırılmasını istiyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ve 23 Nisan’da görev alıyoruz ama ücret almıyoruz. Ara tatillerde ve Şubat tatilinde hiçbir ücret almıyoruz. Resmi ve dini tatillerde yaşamıyor muyuz? İhtiyaçlarımız olmuyor mu? Bu konu düzenlensin.” tabi şimdi arkadaşlar normalde bir memur 5 Gün çalışır, 2 gün tatil yapar ama ona göre ücreti düzenlenmiştir. Siz sadece o 5 günün ücretini vermezsiniz. Aslında 7 günün ücretini verirsiniz. 2 günde onu dinlendirdim dersiniz. Normali budur ama sen ücretli öğretmene sadece o çalıştığı günün, saatin ücretini veriyorsun. Onun bir de dinlenme hakkı var. O ne olacak? Veliler ücretli öğretmen olmaması için başka sınıflara kayıtlarını almaya çalışıyor. Güvencemizi sağlayın, en azından sözleşmeli çalışma hakkını tanıyın.” diyor. Böyle şikayetleri var.
Bolu Gerede Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan çok şikayet var. Orada düzenli bir psikolojik baskı olduğu söyleniyor. Sürekli psikolojik baskı ve tehdit. Kurum personeli tarafından hükümlülere durduk yerde tutanak tutulacağı ve kapalı cezaevine gönderme tehditlerin sürekli olarak dile getirildiği söyleniyor. Keyfi, koğuş ve uyku kısıtlamaları. Açık cezaevinin temel ruhuna aykırı olacak şekilde hükümlülerin temel dinlenme hakları kısıtlanmakta. Hükümlülerin yeterince dinlenmesine engel olmakta ya da uyku düzenlerini bozarak psikolojinin olumsuz etkilenme durumu var. Bakın adam gece uyuyor, gündüz siz Açık cezaevindeki mahpusa diyorsun ki “Git ortalıkta dolaş.” ya adam belki hasta gelip odasında yatacak, dinlenecek, yorgun belki. “Yok, odanda kalamazsın.” diyor. Ya böyle bir şey olabilir mi Allah aşkına? Hepimiz mesela işimizden evimize gideriz, dinleniriz evimizde yatarız, dinleniriz ama açık cezaevindeki mahpusa bu hak verilmiyor. Birçok ihlal olduğu söyleniyor. Keyfi, koğuş ve uyku kısıtlamaları. Sürekli psikolojik baskı ve tehdit, kapalıya göndeririz tehditleri. Hemen disiplin suçu cezası verilmesi, personellerin tecrübesiz olması ve bundan dolayı sorunlar hakkında takibat yapılsın deniliyor.
Engelli sağlıkçılar atanmak istiyor arkadaşlar. Ya bu konuda bakın ben engelliler komisyonu üyesiyim. Ülkenin değişik yerlerinde de araştırmalar yapacağız ve şimdi birçok arkadaşımız sınavlara giriyor. Zaten bu EKPSS sınavlarından çok şikayet alıyoruz. Kontenjanlar düşük. İnsanlar giriyorlar, iyi puanlar alıyorlar. Yine de atamaları yapılamıyor. Yüksek puan ve sıralama yapmamıza rağmen 7 yıldır engelli sağlıkçı istihdam sayısının düşük olması nedeniyle atanamıyoruz diyorlar. Engelli çevre sağlık teknikerleri ve diğer engelli sağlıkçıların yer alması ve kadro sayısının arttırılmasını istiyoruz diyorlar. Bakın ülkede engellilik konusu o kadar önemli ki bununla ilgili mecliste bir komisyon toplandı ama hala EKPSS sorunları ve atanamayan engelli kardeşlerimizin sorunları devam ediyor.
Umut Kurtuluş Atan Siverek 2 No’lu Cezaevi’nde ve kendisi açıktan kapalıya alınmış, daha sonra itiraz edilmiş, tekrar bir düzeltme yapılmış ve daha sonra “Zulüm yapılıyor. Gençliğim bitti” Siverek 2 No’lu’da olan savcıyla ilgili şikayetleri var. “Bir, yakınımızı babamızı Çorum Cezaevi’nde kaybettik. Şimdi burada sıkıntılar yaşıyoruz. Kaldığı açıktan devam edilsin.” diyor. Siverek 2 No’lu Cezaevi’ndeki baskılardan şikayet ediyor Umut Kurtuluş Atan.
Esma Zincirkıran isimli bir bilişim teknolojileri öğretmeni de mobbing’e uğradığını, haksızlıklara uğradığını söyleyerek bize başvurmuş. Uzun bir başvurusu var. Biz bu konuda gereken işlemleri yapacağız. Evet, amirleri hakkında mobbing nedeniyle şikayetleri var.
Gine’li doktor Sekouba Conde, hiçbir suç kaydı olmamasına karşın, “Senin hakkında bir kod var, gizli rapor var.” denilerek sınır dışı edilmek isteniyor. Eşimin hiçbir suç kaydı yok. Üstelik biz 10 yıldır evliyiz. Kesin deport kararı vermiş idare mahkemesi.” diyor. İtirazı olmayan kesin deport kararı vermiş. Kaç yıldır bu yine doktor hakkında biz burada değinilerde bulunuyoruz. Bu nedir? Zulüm nedir Allah aşkına? Nedir bu yıldırma politikası ya? Göç İdaresi Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı nedir bu? Gerçekten illallah ettirdiniz bu aileye. Yazık günah. Gizli rapor var denilmiş, sınır dışı edilmek isteniyor. Bir suç kaydı yok. Nereden çıkıyor bunlar? Anlamak mümkün değil.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nda etnokültürel temsilde dengesizlik iddiaları var. Doğu ve Güneydoğu kökenli personelin az temsili iddiaları var. Eşit erişim, fırsat eşitliği ayrımcılık yasağı boyutuyla komisyonunca incelenmesini istiyoruz denilmiş. Ciddi dengesizlik olduğu iddiası var, “liyakat esastır fakat şeffaflık ve eşitlik olmadan liyakat görünmez.” diyor. Buna da Diyanet İşleri Başkanlığı ayrımcılık yapıp yapmadığına dair bir cevap vermeli.
Hakkı Gören, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmakta. Hükümlü, Hakkı Gören siyasi suçtan dolayı 7 yıldır cezaevinde. Kendisinin birçok sağlık sorunu var. Parkinson, titreme, beyinde küçülme, yürüme zorluğu var. Hastane raporunda cezaevinde kalamaz raporu vermiş ama savcılık tahliyeyi reddetmiş.
“1 Ekim 2008 öncesi vergi indirimi ile emeklilik kazanmış engellilerin bir gecede yeni yasayla haklarımız ellerimizden alındı. Çok mağduruz yasa geriye dönük işleyemez.” diyor. %90 raporu olan engelliler bile amputasyonu yoksa engel emekli edilmiyorlar. Evet biz bunu komisyonda da SGK yetkililerine söyledik. Onlar da topu Anayasa Mahkemesi’ne attılar. Bu yasa çıkarken arkadaşlar bakın tüm engellilere söylüyorum. Emeklilik haklarıyla ilgili 2008 öncesi vergi indirimiyle emeklilik kazanmış engellilerle ilgili bu 2008 meselesiyle ilgili biz bu yasa çıkarken kendimizi paraladık arkadaşlar. Genel kurulda konuştuk. Yetkililerle konuştuk. Bize yemin billah ederek “Efendim engelliler bundan bir zarar görmeyecek.” dediler. Sonuç yasa çıktı bütün engeller feryat ediyor. Şimdi yasa Anayasa Mahkemesi’ne gitti. Yetkililere soruyorsun. “Efendim Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş yasa oradan efendim bir şey çıkarsa çıkar.” ya biz size başta sorduk. Böyle bir şey olur mu dedik. Ondan sonra da “hak ihlali olmaz.” dediniz. Sonra ne oldu? Bir sürü insan mağdur edildi. Kim bu mağdur edilenler? Gariban engelliler ya. Ayıp yazık günah. Göz göre göre oluyor arkadaşlar bu işler ya. Nasıl öfkelenmezsin? Yasa çıkarken söylediğimiz aynen bir şey olmaz denildi ve sonrasında da bütün söylediklerimiz de haklı çıktık engelliler de mağdur oldu.
657 sayılı devlet memurları kanununun 102. maddesinde, yıllık izinlerde gidiş ve dönüş için ikişer gün yol izni meselesi var. Burada keyfilikler oluyormuş, bu konu bir netleşsin diyorlar.
Hakan Uyduran yine bir engelli. “Yeni emeklilik yasası çıktı ve emekli olmadım. Yeni yasaya göre tekrardan raporlarımı istenilen yasaya göre aldım. SGK’ya başvuru yaptım. Ret geldi, biz engelliler olarak verilmiş hak olan vergi indirimiyle emeklilik yasasının tekrardan çıkmasını istiyoruz.” diyor. İşte SGK yetkilileri duysun bunları. Binlerce insan mağdur oldu. “Şimdi Anayasa Mahkemesi karar versin.” Diyorlar. Gerçekten insan ne diyeceğini bilemiyor.
Gaziantep’te ikamet eden bir vatandaş bize başvurmuş. “Eşim cezaevinde ve aile yılı ilan edilen bu yılda perişan durumdayız.” diyor. Covid yasası çıksa eşim tahliye olacaktı, çıkmadı. Oğlum epilepsi hastası, kızım astım sosyal yardımla çocukları büyütüyoruz. Böyle büyütmek istemiyorum. Eşimin çocuklarımın babasını istiyorum. Tek başına mücadele edemiyorum. Ölmek istiyorum artık. Hayata karşı bir beklentim kalmadı. Hayatımız, hayallerimiz bitti, tükendi.” diyor kadıncağız. Arkadaşlar bakın memleketin hali bu ya, bir Covid yasası sözü verdiler, Haziran’da çıkacaktı. İnsanlar hapishanelerde çantalarını hazırladı, mahpus yakınları evlerde odaları hazırladı. Büyük bir hayal kırıklığına uğrattılar. İnsanlar şok oldu böyle elleri ayakları yanlarına düştü. Sonra dediler ki “Ekim’de olur bu iş.” Ekim geldi bakın Kasım’a giriyoruz. Yasa masa yok ortalıkta. Yasa diye çıkardıkları yasalar ceza indirimleri değil, ceza bindirimlerini getiriyor. Daha ağır bir şekilde nasıl cezalandırırız? Daha fazla cezaevlerinde insanlara nasıl yatırırız diye yeni şeyler geliyor arkadaşlar.
Böyle bir ülkede Avrupa Birliği’ne giriş olur mu? Bakın size bir tablo sunuyorum. Mevcut üye devletler ve müzakereleri olan aday ülkeler hangileri? Yeşiller. Maviler kim? Mevcut ülkeler. Müzakereleri devam eden kim? Yeşiller. Peki müzakereleri durdurulan aday ülkeler hangi renkmiş? Kırmızı. Bu ülkeyi tanıyor musunuz? Türkiye’ye benziyor değil mi? arkadaşlar işte memleketin hali bu. Siz bu kadar anti demokratik, hukuksuz bir ülke oluşturursanız Avrupa Birliği kapılarında yalvar yakar olursunuz. Adam size “Çek git kardeşim. Sen hiçbir dediğimize uymuyorsun. Öüzakereleri durdurulan bir ülkesin.” Dediler ve böyle bir muamele görürsün ama bunu hak etmişsin. Bakın şu basın toplantısının başından beri neler neler yaşıyoruz söylüyoruz. Bunu sen hak etmişsin. Ne biçim bir ülke ? Anlamak mümkün değil arkadaşlar.
Cezaevlerinden bize birçok başvuru ve mektup geliyor. Onları sayfalarca olan bu mektupları ben ancak size özetleyerek anlatacağım. Bakın Sedat Kılınçkıran¸ Türkoğlu Kapalı Cezaevi’nden bize yazmış. “ Bir polis memuruyken ihraç edildim. Eşimde öksüz yetim büyüyen bir kişiydi. Evlendik çocuklarımız oldu, darbe girişimi sonrası ihraç edildim. Bu arada eşimin yakalandığı ciddi hastalıklar vardı. Madden çok zor durumdayım. Eşim ağır hastalıkla boğuşuyor. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demeyin. Gerçek adaleti istiyorum.” diyor Sedat Kılınçkıran. Ailesi çok zor durumda. Eşe Hanım’la da görüştüm. Gerçekten bir polis memurunu böyle uyduruktan ihraç etmişsiniz. Sadece onu işinden atıp cezaevine atmakla kalmamışsınız. Bir aile faciası yaşanmış. Eşi ağır hastalıklarla malul ve her gün hastanelerde.
Selami Üstündağ, Samsun S Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazmış. “Sevgili vekilim Kürt meselesinin çözümü Meclis’tedir ancak cezaevleri kaynaklı bu süreci bozmak isteyen bir anlayışta vardır, bunu görüyoruz ve çok rahatsız oluyoruz. Sürecin ne kadar hassas olduğunu ve korunması gerektiğini biliyoruz. Süreç sabote edilirse bu cezaevlerindeki kurumsal yapılarca gerçekleşir.” diyor. Cezaevlerindeki bazı memurların bu Kürt barış sürecini baltalamak için fırsat kolladığı yönünde birçok ihbar geliyor bize. Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; memurlarınız birtakım mahpusları böyle tahrik ederek Kürt barış sürecini baltalamaya mı çalışıyor? Bu konuda uyarılarda bulunmuyor musunuz? Bu konudaki şikayetleri sümen altı mı ediyorsunuz diye Sayın Adalet Bakanı’na da buradan soruyorum.
Selçuk Göçmen, Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden yazmış; “ Bir uzman çavuş olarak emirlere uydum. Darbe olduğunu görünce hemen ayrıldım. Suçsuzluğum ve mağduriyetim çok açık. Adil yargılanmadım. Buna rağmen ailem Bursa’da ve iki köprü geçerek Tekirdağ’a gelebiliyorlar, çok zorlanıyoruz, daha doğrusu gelemiyorlar. Bursa ve çevresine nakil edilmeliyim. Yakınlarım da cezalandırılmasın.” diyor.
Süleyman Arif Varol, Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi; ““Bir kursiyer teğmenim. Bana darbe için talimat veren üstlerimi dinlemedim. Buna rağmen ağır ceza aldım. 9 yılı aşkın hiçbir suçum yokken cezaevindeyim. Bizi dinleyin…” Bu nedir? Bu halimize bir çözüm bulun.” diyor.
Uğur Seldüz, Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazmış; ““Sizlere Allah’ın emri ile Allah’ın adıyla yalvarıyorum. Önümüzdeki aylarda çıkacak af kapsamına biz masum erleri de ekletin. Bizim de adil bir şekilde yaşamaya hakkımız var. Biz vatan koruyan erler de insanız. İktidar bizim de sesimizi duysun!” diyor.
Bakın bir başka başvuru da ne deniliyor? Bir mahpus yakını bize başvurmuş; “Vekilim siz de olmasanız sesimizi duyan yok. Umarım af gelir. Kızımın okulunda aile katılım etkinliğinde babalarla oyuncak yapılıp sınıfta tanıtılacak ama bizim babamız cezaevinde 5 yaşındaki bir çocuğa “Senin baban bu etkinliğe katılamayacak.” diye nasıl anlatılır?” diye anne bana soruyor. Evet 5 yaşındaki bir çocuğa babalarla çocukların yapacağı bir etkinliğe “Senin baban katılamayacak.” bu nasıl anlatılır diye anne bana soruyor. Gerçekten çok dramatik şeyler yaşanıyor arkadaşlar. Çok üzücü şeyler yaşanıyor. Bunları da bir milletvekili olarak burada aktarmak zorundayım. Yeter bu zulüm diyorum burada. Aileleri mahvettiniz. Güya aile yılı ilan ettiniz ama ailenin en perişan olduğu yıl bu yıl. Covid yasasını vermediniz. İnsanlar perişan gerçekten, çaresiz durumda madden manen çaresiz durumda intiharı düşünen mahpuslar ve yakınları var.
Bakın şu güzel kız çocuğu. Kendisi yaşamıyor. Filistinli Hind Rajab ismi. Katil soykırımcı İsrail askerleri tarafından öldürüldü. Katliamı yapan birliğin kendilerine vampir imparatorluğu diyen 52. tabur olduğu ortaya çıktı. Bakın arabada ailesinden 6 kişi ve kendisini kurtarmaya çalışan Filistin Kızılayı çalışanları öldürülmüş. Çocuk halen ölmemiş, telefonda kurtarın beni diye feryat ediyor ve maalesef onu da kurtaramıyorlar, onu da kurşunluyor İsrail. Böylesine korkunç bir devlet ve Türkiye bu devlete karşı gereken şeyleri yapmadı. Şu anda ticaret devam ediyor arkadaşlar. Limanlardan ticaret devam ediyor. Şu anda Türkiye İsrail’e giden petrolden 1 dolar 27 cent komisyon alıyor. Hiç utanmadan alıyorlar arkadaşlar. Bunu da söylemiş olalım.
Çağdaş Hukukçular Derneği bir açıklama yaptı. Mart ayında genç kadınlara yönelik bir çıplak arama yapıldı ve bununla ilgili bir suç duyurusunda bulunuldu. ÇHD’nin bu suç duyurusuna savcılık hiçbir araştırma yapmadan son derece ciddiyetsizce takipsizlik kararı verdi. Şimdi insanlara, mağdurlara soruyorsun. “Evet çok aşağılayıcı bir çıplak arama yaşadık.” diyor. Savcılığa başvuruluyor. Savcılık hiç araştırmadan işin üstünü örtüyor. Niye örtüyor? Çünkü AK Parti iktidarının Grup Başkanvekili Özlem Zengin bu mecliste “çıplak arama yoktur.” dedi. Onu doğrulamaya çalışıyor savcılar. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu doğrulamaya çalışıyor. Neden? Çünkü bu iktidar çıplak aramayı reddediyor. Özlem Zengin diye Grup Başkanvekilleri var. Mahcup olduğu, gerçeği söylemediği apaçık ortaya çıktığı halde hala çıkmış, bağırıyor, çağırıyor. Ardından da savcılıklar onun dediğini yerine getirmeye çalışıyor. Bakıyorsun çıplak aramayla ilgili soruşturma yapılmıyor ya. Mağdur diyor ki: “Beni çok aşağılayan bir şekilde çıplak arama yapıldı.” bakıyorsun kimse bununla ilgili bir soruşturma bile yapmıyor. “Hemen yaz gitsin. Bir şey yoktur gönder gitsin.” diyor. İnsan şerefi, onuru, haysiyeti bu durumda Türkiye’de arkadaşlar. Çağdaş Hukukçular Derneği’nin yaptığı açıklamayı çok doğru buluyorum. Çok doğru bir iş yaptılar. Çıplak arama rezaletini bu mecliste ilk gündeme getiren benim ve Özlem Zengin denilen milletvekilinin bu meseleyi nasıl örtbas etmeye çalıştığını da herkes biliyor. Bağıra çağıra da suçunu örtbas etmeye çalışıyor ama çıplak arama rezaleti devam ediyor arkadaşlar bu ülkede ya. Ben nasıl susarım? Sus diyorlar bana, sus. Susmam arkadaşlar. Bizi cezaevine attılar bu meseleleri gündeme getirdiğimiz için çıktık yine biz bunları söylemeye devam ediyoruz çünkü bizim için önemli olan insan onuru, şerefi ve haysiyetidir. Şu rezalete bakın . Şu memleket tel tel dökülüyor. Yürütmesiyle dökülüyor, iktidarıyla. Yasamasıyla dökülüyor, bir basın toplantısı odasını iki ayda yapamamasıyla. Yargısıyla dökülüyor, çıplak arama, şikayetleri geliyor, mağdura sormuyor bile, takipsizlik verip hemen işi geçiştirmeye çalışıyor. Yürütmesinin, yasamasının, yargısının döküldüğü bir ülkedeyiz ya. Nasıl sakin kalabiliriz? Anlamak mümkün değil şu ülkeyi gerçekten!
1 milyon varil ham petrol kapasiteli NISSOS IOS gemisi petrolü İsrail’e mi taşıdı? Bakın biz bunları her gün her gün ispat ediyoruz. Adamlar Ceyhan’dan çıkıyor, sinyalleri kapatıyor, İsrail’e gidiyor, petrolü boşaltıyor. Sonra dönüşte sinyalleri açıyor. Ya bakın haritalarla ispatlıyoruz. Genel kurulda defalarca anlattım. Basın toplantımda yine anlatıyorum. Sinyal kapatıyor gemiler ya. Bakın, NISSOS IOS rotasından ayrılarak 21 Ekim’de, 21 Ekim daha yeni, Lübnan açıklarında sinyal sistemini kapattı. Ondan sonra gidip petrolü İsrail, Hayfa Ashdod limanlarına boşaltıyorlar. Geliyorlar, sinyali tekrar açıyor, “Aa biz İsrail’e gitmedik.” diyorlar. Arkadaşlar bu ülkede bu utanmazlık yaşanıyor ya! İktidar hala kalkmış “Vay alçak İsrail.” diyor. Ne alçak İsrail’i kardeşim? Zaten alçak İsrail demeyen insan değildir. Biz size diyoruz ki; söz değil fiil üretin. Nedir bu hal? Nedir bu rezalet? Direniş Çadırı grubu bütün bunları ispat ediyor arkadaşlar. Bakın bütün bu ticaretin devam ettiği, petrol ticaretinin devam ettiği, limanlardan ticaretin devam ettiğini ispat ediyor. Biz de burada defalarca gündeme getiriyoruz. Bize cevap olarak bu fiilleri durdurma yerine veyahut da özür dileme yerine hamaset üretiyorlar. Bol bol atıp tutuyorlar. Başka hiçbir şey yaptıkları yok.
İzmir’de bakın, lise son sınıf öğrencisi Asmin Yıldız sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek tutuklandı. Asmin’in yeri cezaevi değil okulu arkadaşlar. Memlekette bakın, lise öğrencilerinin tutuklandığı, yaşlarından büyük hapis cezalarıyla yargılandığı bir yerdeyiz. Bundan önce de gündeme getirmiştik. Lise öğrencileri tutuklanıyor. 19 yaşında 21 yılla yargılanıyor mesela.Bakın sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek TEM şube tarafından evine baskın yapılarak gözaltına alınıp savcı ifadesinden sonra tutuklanarak Şakran Cezaevi’ne götürülmüş. Avukatı ve ailesi tarafından basın açıklaması yapılacaktır. Katılım sağlayıp danışma gösterin.” diyor. 27 Ekim’de yapılmış biz de burada gündeme diyoruz.
Arkadaşlar bakın şu fotoğrafta Narin Güran’ın babaannesini dinliyorum. Bir aile şu anda 60 günü aşmış adalet nöbetinde. Görün çocukları öldürülmüş, torunları öldürülmüş. Siz bu aileyi katil, cani, barbar ilan etmişsiniz. Fertlerini ağırlaştırılmış müebbet cezalar vermişsiniz. Gerçeği araştırmak gibi de bir derdiniz yok. Defalarca söylüyorum, bu konuyu yakından araştırmış birisi olarak, yüzlerce sayfa dosya okuyan, o mahpusları cezaevinde ziyaret eden, köye gidip keşif yapan, insanları dinleyen birisi olarak bu aileye çektirdiğiniz bu zulüm nedir diye soruyorum. Bu babaanne bakın bize yaşadıklarını anlatıyor ve dinliyoruz.
Grevdeki Smart Solar işçilerini ziyaret ettik. Çoğu kadın işçiler, kardeşlerimiz bunlar ve emekçi arkadaşlarımız az bir ücrete canla başla güneş paneli üretmek için çalışan işçiler bunlar. Yeni ücret zamanı geliyor. Patron: “Hadi size %7 verelim, 3 bin lira bir ücret artıracağız.” Demiş. Ne 3 bini, ne %7’si ya? Şu ülkedeki enflasyon ki TÜİK bu enflasyonu düşük açıklamaya çalışıyor. Enflasyonun ne kadar yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Kalkmışsınız işçiye çocuk oyuncağı gibi teklifte bulunuyorsunuz. Smart Solar işçilerinin yanındayız. Yanında olmaya devam edeceğiz. Halil Bey’e de buradan sesleniyoruz. Halil Bey bu işi uzatma. İşçilerin hakkını ver. Çalışsınlar sen de kazan onlar da kazansın.
Bakın arkadaşlar şu fotoğrafta neredeyim biliyor musunuz? Gebze’de, Gebze-Darıca metro hattı inşaatının önündeyim. Biz facialar olduktan sonra değil, facialar olmadan önce ihlal yapılan yerlere gidip açıklamalar yapan bir milletvekiliyiz. Ben bu faciadan 5 gün önce Gebze-Darıca metro hattına gidip açıklama yapmıştım arkadaşlarımla. Ne kadar haklı olduğumuz maalesef ki faciayla ortaya çıktı.
Gebze’de bir tarihi çeşme var. O da tadilattan geçmemiş. Şimdi Gebze Belediyesi’ni eleştiriyorum. Zinnur Bey, doğru düzgün bir açıklama yap. Köşklüçeşme mahallesinde bir başka skandal daha. Sürüyor ve bir bina daha yıkılabilir. Bakın, tedbirsizlik, denetimsizlik memlekette ne hallere gelmiş. Bundan kaç ay önce, 30 Ağustos’ta bir binanın önünde bir inşaat kazısı yapılıyor. Tedbir alınmamış ve çökmeler meydana geliyor. Önündeki inşaat çukurunun önündeki apartman tahliye ediliyor. Gereken işlemler aylardır yapılmamış durumda. Perde beton çekilmemiş durumda ve böyle uyduruk bariyerlerle olayı geçiştirmeye çalışıyorlar. Şimdi Gebze Belediyesi’ne söylüyorum kardeşim kaç kez. Size söyledik ya Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kaç kez size söyledik; bakın Gebze’de bir bina yıkıldı 2. bir bina yıkılabilir buradan Kocaeli Milletvekili olarak söylüyorum arkadaşlar 2 bir bina yıkılabilir Gebze Köşküçeşme mahallesi’nde Allah korusun. Bakın hala perde beton çekilmedi uyduruktan naylon muşamba bariyerler çekilerek durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Bir rüzgar esiyor. Bariyerler yıkılıyor. Çoluk çocuk oradan düşse ölecek. Allah korusun. Ya bu ne hal? Bu ne hal kardeşim ya? Gebze Belediyesi ne haldesin ? Kocaeli Büyükşehir ne haldir? Sayın Bakanlık ne haldir? Yandaş firmalara veriyorsunuz ihaleleri bunları araştırıp sorduğumuzda da böyle üstünü örtüyorsunuz.
Sayın Alican Uludağ konu ile birlikte benim soru önergemi de gündem etmiş. Biz kendisine soru önergemizin cevabını göndereceğiz. O cevabı görünce Sayın Alican Uludağ daha bir saçını başını yolar sanırım. Şu ülkenin halini gazeteciler de görsün. Şu hale bakın ya, şu hale bakın . Gebze Belediyesi, Koceli Büyükşehir kim tarafından kullanılıyor bunlar ? İktidarın, aynı partiden belediyesi, ahbap çavuş ilişkileri verilen soru önergesine, “Ya işte Büyükşehir’e sorduk, bir şey yokmuş.” denirken insanlar ölüyor. Bunu kaç kez anlatacağız bunu da anlamak mümkün değil.
Serkan Onur Yılmaz ölüm orucunda. Geçen gün Çağdaş Hukukçular Derneği’nin paneline de katıldım. Orada da anlattım. 360. günleri buluyor. Bir insan açlık grevinde, kuyu tipi cezaevlerini protesto etmek için kendisini ölüme yatırmış. Ölmek üzere ya! Geri gelmez bu adam ölürse arkadaşlar bu konuya bir çözüm bulun diyoruz Adalet Bakanlığı yetkililerine. Üç maymunu oynuyorlar . Gözlerini, kulaklarını kapatmışlar. Hissiz bir şekilde bekliyorlar ve bir mahpus Türkiye cezaevlerinde, Bolu F Tipi Cezaevi’nde ölmek üzere arkadaşlar.

























Yorumlar