21 Ekim 2026
Muhalefet milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Azerbaycan’ın kendisine uyguladığı giriş yasağını “diplomatik kriz” olarak nitelendirerek Meclis’in müdahale etmesi çağrısında bulundu.
Başörtülü öğrencilere yönelik kısıtlamaları eleştirdikten sonra Azerbaycan’a girişi yasaklanan muhalefet milletvekili, kararı “diplomatik kriz” olarak nitelendirdi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni müdahaleye çağırdı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, 21 Ekim’de Turkey Unfolding’e yaptığı açıklamada, yasağın Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) üyesi olarak görevini yerine getirmesini engelleyebileceğini söyledi.
Gergerlioğlu, “Milletvekili ve komisyon üyesi olarak anlaşılan o ki artık Azerbaycan’daki bir toplantıya katılamayacağım. Bu aslında bir diplomatik kriz. Meclis’in müdahale etmesi gerekiyor” dedi.
Gergerlioğlu, Türkçe konuşan ülkelerin temsilcilerini bir araya getiren parlamenter bir yapı olan TÜRKPA’nın Eğitim, Kültür, Sosyal ve İnsani İşler Komisyonu’nda görev yapıyor.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 21 Ekim’de 31 Türk vatandaşını, ülkenin egemenliğini, ulusal güvenliğini, anayasal düzenini ve liderliğini hedef alan açıklamalar yapmakla suçlayarak “istenmeyen kişi” ilan etti.
Bakanlık ayrıca dini nefrete tahrik ile şiddet ya da hükümetin zorla devrilmesi çağrısında bulunmayı da gerekçeler arasında saydı. Ancak bu suçlamalardan hangisinin hangi kişi için geçerli olduğunu belirtmedi.
Kısıtlamalar, Azerbaycan’da başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin haberlerin ardından Ankara ile Bakü arasında giderek artan gerginliğin üzerine geldi.
Azerbaycan eylül ayında, öngörülen okul kıyafetine ve laik eğitim ilkelerine uyumu zorunlu kılan yeni okul kıyafeti düzenlemelerini yürürlüğe koydu. Düzenlemeler başörtüsünü açıkça yasaklamasa da uygulanma biçimi protestolara ve Türk siyasetçilerin eleştirilerine yol açtı.
Gergerlioğlu, İsrail’le petrol ticareti üzerine yaşanan tartışmayı anlattı
Gergerlioğlu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetimine yönelik eleştirilerinin son tartışmadan çok önce başladığını söyledi.
Mayıs 2025’te Azerbaycan’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir TÜRKPA toplantısında, Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerini, özellikle de Aliyev hükümetinin İsrail’i dost olarak gördüğü ve iki ülke arasındaki petrol ticareti ile iş birliğinin süreceği yönündeki tutumunu sorguladığını hatırlattı.
Gergerlioğlu, Turkey Unfolding’e “Tabii totaliter bir ülke olduğu için bir milletvekilinin eleştirisi ortalığı karıştırdı” dedi.
“Herkes Aliyev’e ‘Ulu Önder’ diyor. Kimse sadece ‘Aliyev’ demiyor. ‘Ulu Önder Aliyev’ diye başlıyorlar. Ben de öyle bir yerde onu eleştirdim.”
Gergerlioğlu, Gazze’deki soykırıma rağmen Azerbaycan’ın İsrail’e petrol ihracatını sürdürmesini kınadığını söyledi.
“İsrail soykırım yapıyor, siz bu ticarete devam ediyorsunuz. Petrol, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden İsrail’e akıyor, hem de oldukça büyük miktarlarda. En önemlisi de bu Azerbaycan petrolü” dedi.
Gergerlioğlu, toplantı sırasında yanında oturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekillerini de eleştirdiğini belirtti.
“Onları da eleştirdim, çünkü onlar da bunun ortağı” dedi.
Gergerlioğlu’nun anlatımına göre bu çıkış diplomatik bir anlaşmazlığa ve sert bir tartışmaya yol açtı. Gergerlioğlu, ardından Türk milliyetçilerinin “Türk düşmanı” olarak nitelendirdikleri eleştirmenlere yönelttiği suçlamalara benzer ithamlarla damgalandığını söyledi.
Başörtüsü tartışması yeni bir gerginliğe yol açtı
Gergerlioğlu, giriş yasağından yaklaşık iki hafta önce Zoom üzerinden yapılan başka bir TÜRKPA toplantısında Azerbaycan’ın başörtülü öğrencilere yönelik uygulamalarını gündeme getirdiğini söyledi.
Toplantının konusu eğitim ve insan haklarıydı; bu nedenle Gergerlioğlu’na göre kısıtlamalardan söz etmemek mümkün değildi.
“‘Bu konudaki bir toplantıda ülkenizdeki başörtüsü yasağını eleştirmemek mümkün değil. Kusura bakmayın ama yanlış bir şey yapıyorsunuz’ dedim” diye anlattı.
Gergerlioğlu, Azerbaycanlı katılımcıların ülkede başörtüsü yasağı olmadığında ısrar ederek eleştirisini reddettiğini söyledi.
“‘Ülkemizde başörtüsü yasağı yok. Kıyafet yönetmeliği uyguluyoruz. Okul kıyafetini giymeyen okuldan uzaklaştırılıyor’ dediler. Kulaklarıma inanamadım.”
Gergerlioğlu, bu uygulamayı on yıllar önce Türkiye’de başörtüsüne getirilen kısıtlamalarla karşılaştırdı.
“Türkiye’nin 37 yıl önce yaşadığının aynısını yaşıyoruz. Saçma bir başörtüsü yasağı getirildi ve bugün Türk siyasetinin ne hale geldiğini görüyorsunuz” dedi.
Gergerlioğlu, bu tür kısıtlamaların siyasi kutuplaşmayı derinleştirdiğini ve insanları evrensel haklar yerine kimlik temelli ayrışmalara yönelttiğini vurguladı.
Gergerlioğlu, İran’daki zorunlu örtünme uygulamasını da eleştirdiğini hatırlatarak tutumunun dini kimliğe değil özgürlüğe dayandığını savundu.
“İran’da kadınların başlarını açmasının yasaklanmasını da eleştirdim. İran’da da Azerbaycan’da da, hak ihlali nerede olursa olsun karşı çıkıyoruz” dedi.
“Azerbaycan ileriye değil geriye gidiyor. Bu konuda Türkiye ile yarışıyorlar. Burada en azından başörtüsü yasağı kaldırıldı. Onlar tarihte ileriye değil geriye giderek bu yasağı getirmeye çalışıyorlar.”
Gergerlioğlu, Azerbaycan’daki kısıtlamalara yönelik sosyal medya eleştirilerinin son haftalarda yoğunlaştığını belirterek Azerbaycan makamlarının hem paylaşımlarını hem de parlamento toplantılarındaki konuşmalarını takip ettiğini ima etti.
“Sosyal medya paylaşımlarım binlerce kişiye ulaşıyor ve bu tabii ki Aliyev yönetimini rahatsız ediyor” dedi.
Eleştiri Azerbaycan halkına değil, Aliyev’e yönelik
Gergerlioğlu, karşı çıkışının Azerbaycan halkına değil hükümetine yönelik olduğunun altını çizdi.
“Buradaki eleştirim Aliyev yönetimine. Azerbaycan halkıyla dostuz, kardeşiz. Aliyev halkına baskı yapıyor. Baskıcı, otoriter bir yönetim” dedi.
Gergerlioğlu, ülkedeki demokrasi sorunlarının dini kıyafetlere getirilen kısıtlamaların çok ötesine geçtiğini de belirtti.
“Mesele sadece başörtülü kadınlar değil. Demokrasiyi ve insan haklarını savunan pek çok kişi Azerbaycan’ı terk etti” dedi.
“Bizim anladığımız anlamda bir seçim yok. Aliyev ve muhalif görünen yakınları birbirlerine karşı yarışıyor. Çok ilginç. Biz de oraya seçim gözlemciliği yapmaya gidiyoruz.”
Gergerlioğlu, Türkiye’nin en yakın müttefiklerinden biri olarak sunulan bir ülkenin insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerden muaf tutulmaması gerektiğini söyledi.
“Elbette eleştireceğiz. ‘Bir millet, iki devlet’ diyorlar. Yakın ilişkiler olduğunu söylüyorlar. Ama nerede bir insan hakları ihlali varsa, yanlış olduğunu söyleriz.”
Eski Başbakan, Azerbaycan’ı iç işlerine müdahaleye karşı savundu
Tartışma daha önce Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı ve eski Başbakan Binali Yıldırım’dan da tepki almıştı.
Yıldırım, 16 Ekim’de Azerbaycanlı gazeteci Ali Veliyev’e verdiği röportajda Azerbaycan’ın egemenliğini savunarak ülkenin iç işlerine müdahaleyi reddetti.
Yıldırım, “Azerbaycan’ın iç işlerine karışmak kimin haddine? Böyle bir şeyi asla kabul etmeyiz. Buna kalkışanı ya da bunu yapanı en ağır şekilde cezalandırırız” dedi.
“Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Kendi kararlarını kendisi verir. Bizim sorumluluğumuz bu kararlara gereken saygıyı göstermektir” diye ekledi.
Gergerlioğlu bu tutumu sert bir dille eleştirerek Türkiye’nin siyasi liderliğini ekonomik çıkarları hak ve özgürlüklerin önünde tutmakla suçladı.
“Petrol yüzünden Aliyev yönetimine bir şey diyemiyorlar. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından varil başına 1,27 dolar komisyon alıyorlar” dedi.
“Binali Yıldırım, ‘Biz kim oluyoruz da eleştiriyoruz?’ dedi.”
Gergerlioğlu, Türk yetkililerin iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi bağlar nedeniyle Azerbaycan’ın kararları karşısında sessiz kaldığını öne sürdü.
“Onlar için önemli olan başörtüsü değil; çıkarları, paraları ve iktidarları” dedi.
Gergerlioğlu, Azerbaycan liderinin otoriter ve antidemokratik olarak nitelendirdiği yönetimine rağmen Türk hükümetinin Aliyev ile ittifakını sürdüreceğini öngördü.
Son kısıtlamalar, Azerbaycan Başsavcılığı’nın Türkiye’de yaşayan yedi kişi hakkında, Azerbaycan hükümetinin şiddet yoluyla devrilmesi çağrısında bulunmak ve dini nefrete tahrik etmekle suçlayarak cezai işlem başlattığını ve uluslararası arama kararı çıkardığını duyurmasından iki gün sonra geldi.
Bu işlemler, 21 Ekim tarihli giriş yasaklarından ayrıdır.

























Yorumlar