5 Kasım 2026

Muğla Milas’ta 18 kişinin tutuklandığı sahte iş deneyim belgesi soruşturmasının izi dört yıl öncesine, Kocaeli Körfez’e uzanıyor. DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu aynı düzeneği 2021 ve 2023’te iki yazılı soru önergesiyle dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sormuş, iki önerge de cevapsız bırakılmıştı. Dört yıl boyunca görmezden gelinen çete, bugün 3,7 milyar liralık ihale dosyasıyla yargı önünde.
Bir avukatın ziyareti

Milas operasyonundan birkaç gün sonra, konuyu yıllardır takip eden bir avukat TBMM’de Gergerlioğlu’nun kapısını çaldı. Yanında vergi levhaları, ticaret sicili kayıtları ve e-Devlet müteahhitlik sorgulama çıktılarından oluşan altı dosya vardı. Söylediği şey açıktı: Milas’ta yakalanan çete, Gergerlioğlu’nun 2021’de Körfez için anlattığı çetenin ta kendisiydi.
Gergerlioğlu görüşmeyi şöyle aktarıyor:
“Bir avukat arkadaş yanıma geldi. ‘Allah razı olsun, çok önemli bir şey yaptınız. Sizin mücadelenizle bu çete yakalandı’ dedi. Beş yıl önce Körfez Belediyesi’ne bağlı bir şirket üzerinden firmalara müteahhitlik belgesi verilmesiyle ilgili iddiaları gündeme getirmiştik.”
Bağlantı yalnızca yöntem benzerliğinden ibaret değil. Gergerlioğlu’na göre Milas’ta tutuklananlar arasında, Körfez Belediyesi’ne ilişkin 2021 iddialarında adı geçen Ali Altıbağ da bulunuyor. Yani aynı kişiler, aynı yöntemle, bu kez başka bir ilde yakalandı. Arada geçen dört yılda neler olduğu ise bu haberin asıl konusu.
Meclis kaydı: İki önerge, iki basın toplantısı, sıfır cevap
Takvim, bu dosyada en ağır delilin kendisi.
13 Aralık 2021. Gergerlioğlu, Körfez Belediyesi’ne bağlı bir şirket üzerinden firmalara sahte iş bitirme belgesi düzenlendiği ve bu belgelerle müteahhitlik yetkisi alındığı iddiasını yazılı soru önergesiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. Bir hafta sonra, 20 Aralık’ta aynı iddiaları basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.
7 Mart 2023. Aradan on beş ay geçti, cevap gelmedi. Gergerlioğlu 2 Mart’ta ikinci bir basın toplantısı düzenledi, 7 Mart’ta ikinci önergeyi verdi. Bu kez iddialar daha somuttu: Belediye memurları belgelerin düzenlenmesine aracılık etmiş, karşılığında para almıştı. Gergerlioğlu’nun aktardığına göre hakkında inceleme yürütülen memur, dönemin Belediye Başkanı Şener Söğüt’le tartışmış ve başkanın kendi iş bitirme belgesinin de sahte olduğunu söylemişti. Bu iddiaya ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir idari ya da adli sonuç yok.
TBMM’nin resmî kayıtlarında her iki önergenin karşısında aynı ibare duruyor: cevaplandırılmadı. Anayasa’nın 98. maddesi ve TBMM İçtüzüğü’nün 99. maddesi, yazılı soru önergelerinin on beş gün içinde cevaplandırılmasını öngörüyor. Soylu, aynı konuda verilen iki soru önergesine de yasal süre içinde cevap vermedi; önergeler bugün hâlâ cevapsız.
Cevapsızlığın yanında baskı da vardı. Gergerlioğlu, 2021 tarihli basın toplantısı videosunun kaldırılması için dört-beş yıldır kendisine baskı yapıldığını, buna rağmen görüntüleri silmediğini söylüyor. Video bugün hâlâ erişilebilir durumda ve Milas’taki tutuklamalardan sonra yeniden izlenmeyi hak ediyor.
Milletvekilinin tespiti net: “Süleyman Soylu bu işe cevap verseydi bu kadar yayılmadan ortaya çıkarılırdı.” Eleştiri, Soylu’nun organizasyonla doğrudan bir bağına değil, bakan olarak iddiaları araştırmamasına ve Meclis’in denetim hakkını işlevsiz bırakmasına yöneliyor. Sonuç ortada: İddialar 2021’de incelenseydi, Milas’taki 2,5 milyar liralık sahte iş hacmi oluşmayacaktı.
Düzenek: Belediye kaşesinden 40 milyonluk şirkete
Sistemin mantığı, kamu ihale düzeninin en zayıf halkasını hedef alıyor: Bir şirketin büyük iş alabilmesi, geçmişte büyük iş yaptığını gösteren belgeye bağlı. O belgeyi veren kurum ise belediye. Belediyede bir imza ve bir kaşe satın alındığında, hiç yapılmamış bir iş resmî kayıtlarda tamamlanmış bir işe dönüşüyor.
Gergerlioğlu’na iletilen dosyalara göre zincir dört adımda tamamlanıyor:

  1. Belge. Şirket, gerçekte yapmadığı bir inşaat ya da taahhüt işini bitirmiş gibi gösteriyor; belediye birimi iş bitirme veya iş deneyim belgesini onaylıyor.
  2. Kayıt. Belge Elektronik Kamu Alımları Platformu’na (EKAP) işleniyor. Bu andan itibaren belge, devletin kendi sisteminde gerçek bir belge olarak görünüyor.
  3. Yetki. Belge, bir ilin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne sunuluyor ve şirkete A ya da B sınıfı müteahhitlik yetki belgesi veriliyor. Bu sınıflar, en yüksek bedelli kamu işlerine girme hakkı demek.
  4. Para. Yetki sınıfı yükselen şirket ya ihalelere giriyor ya da olduğu gibi satılıyor.
    Satış, düzeneğin asıl gelir kapısı. Dosyalarda aktarılan piyasa bilgisine göre A sınıfı belgeye sahip bir şirket için 35-40 milyon lira, B sınıfı için 25-30 milyon lira isteniyor. Satılan şey şirketin malı, makinesi ya da personeli değil; yalnızca sahte belgeyle elde edilmiş yetki sınıfı. Birkaç kuruşluk şirketler böylece milyonlarca lira değerinde belgelerin sahibi oluyor.
    Yöntem yeni şirket kurmakla sınırlı değil. Yıllar önce kurulmuş, atıl durumdaki şirketler devralınıyor; eski kuruluş tarihi güven veriyor, sahte belgeler de geçmişi dolduruyor. Dosyalardaki BECC İnşaat örneği ise tersini gösteriyor: 31 Ekim 2023’te işe başlayan şirket, üç yıl dolmadan B sınıfı yetki belgesine ulaşmış. Bu hızın hangi iş deneyimine dayandığı incelenmeyi bekliyor.
    Gergerlioğlu’nun en çok üzerinde durduğu nokta, sahteciliğin ne kadar kaba olduğu. Dosyalarda sahte noter kaşesiyle düzenlenmiş belgeler var. Bu belgelerde sahtecilerin değiştiremeyeceği kayıt numaraları bulunuyor ve il müdürlüğündeki bir memurun bu numaraları sorgulaması, belgenin gerçek olup olmadığını anlaması için yeterli. Gergerlioğlu bunu şöyle ifade ediyor: “O numaralar üzerinden bu işlerin sahte olduğunu Çevre Bakanlığı yetkilileri görmeli ama görmüyorlar nedense.”
    Bir şirketin yeni olması ya da yüksek sınıf belge taşıması tek başına suç delili değil. Ancak her yetki belgesinin hangi işe, hangi ortaklık yapısına ve hangi yeterlilik koşuluna dayandığı kayıtlarda mevcut. Bu kayıtları açıp bakmak, soruşturma makamlarının ve bakanlığın elinde.
    Milas’ta ortaya çıkan tablo
    Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı 20 Ekim 2026’da Milas Belediyesi’ne ve farklı illerdeki şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. Dört gün sonra, 24 Ekim’de, aralarında CHP’li Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve oğlu Doruk Topuz’un da bulunduğu 18 şüpheli tutuklandı; Topuz görevden alındı.
    Başsavcılığın açıkladığı rakamlar, Körfez için 2021’de anlatılan yöntemin beş yılda nereye ulaştığını gösteriyor:
    • 34 şirkete ait 35 sahte ihale evrakı; 32 şirket adına belediyenin onayladığı 33 iş deneyim belgesi.
    • Hiç yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen işlerin toplam bedeli: 2 milyar 579 milyon lira.
    • Bu belgelerle girilen 25 kamu ihalesinin toplam bedeli: 3 milyar 714 milyon lira. İhalelerden biri kazanıldı.
    • Şirketlerin aynı belgelerle doğrudan ya da dolaylı gerçekleştirdiği sermaye artışı: 342 milyon 880 bin lira.
    Rakamların anlattığı şey tek bir belediyenin iç yolsuzluğu değil. Belgeler Milas’ta düzenlenmiş, ama ihaleler Türkiye’nin dört bir yanında. Bir belediyenin kaşesi, 3,7 milyar liralık kamu işinin kapısını açmış. Gergerlioğlu’nun deyişiyle: “Müteahhitler hak etmedikleri işleri alıyorlar ve çok büyük bir rant dönüyor. Çok büyük bir soygun dönüyor.”
    Milas Belediyesi ise operasyonun ardından yaptığı açıklamada soruşturmayı kendi başvurusunun başlattığını savundu. Belediyeye göre farklı şirketlerin sunduğu belgelerde aynı çalışan ve muhasebeci bilgilerinin yer alması üzerine şüpheli işlemler fark edildi, belgeler Topuz’un talimatıyla iptal edildi ve 30 Mart 2026’da Milas Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Belediye, belgelerin kendi ihalelerine ilişkin olmadığını da vurguladı. Adli makamlar bu savunmaya rağmen belediye yöneticileri dahil şüpheliler hakkında tutuklama kararı verdi. Savunmanın doğruluğunu yargı belirleyecek; ancak suç duyurusu tarihi doğruysa, soruşturma makamlarının elinde bu dosya Ekim’den en az yedi ay önce de vardı.
    Bakanlık görmüyor muydu, görmek mi istemiyordu?
    Sahte belgelerin yolu belediyede başlıyor ama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın il müdürlüklerinde bitiyor. Yetki belgesini veren, dolayısıyla sahte belgeyi kabul eden kurum orası. Gergerlioğlu’nun sorusu bu yüzden belediyeden çok bakanlığa yönelik: “Çevre Bakanlığı neredesin? İçişleri Bakanlığı neredesin? Sormuşuz size. Tekrar soruyoruz.”
    Bakanlığın dosyadan habersiz olmadığını gösteren bir kayıt da var. Gergerlioğlu’na iletilen altı dosyadaki e-Devlet sorgulama ekranlarında 35 ayrı müteahhitlik yetki belgesi numarası bulunuyor. Bunlardan sekizi, 4 Kasım 2026 tarihli sorgulamalarda “Belge İptali (Başvuru Yasaklısı)” kaydıyla görünüyor. Dördü için ise aynı belgenin operasyondan hemen önce aktif olduğu belgeli.
    Bosphera Yapı İnşaat’ın A sınıfı yetki belgesi 12 Ekim’de, Çalışkan Elektrik İnşaat’ın yine A sınıfı belgesi 9 Ekim’de, Safiroğlu Grup İnşaat’ın C sınıfı belgesi 8 Ekim’de yapılan sorgulamalarda aktif görünüyordu. Tanyeli İnşaat’ın D1 sınıfı belgesi de önceki tarihli sorgulamada aktifti. Dördü de 4 Kasım’da “Belge İptali (Başvuru Yasaklısı)” kaydına dönüşmüş durumda.
    Nice Mimarlık Mühendislik İnşaat, Temiz Bilişim, Alpro İnşaat ve Moteks İnşaat adına düzenlenmiş dört yetki belgesi de aynı tarihte iptal edilmiş görünüyor.
    İptallerin gerekçesi, hangi işleme dayandığı ve Milas soruşturmasıyla bağı sorgulama ekranlarından okunamıyor. Ama şu okunuyor: Operasyondan iki hafta sonra, aynı gün, sekiz belge birden iptal edilmiş. Demek ki bakanlık bu belgelerin sorunlu olduğunu tespit edebiliyor ve istediğinde iki hafta içinde harekete geçebiliyor. O hâlde aynı bakanlık 2021’den bu yana neden beklemişti? Gergerlioğlu’nun yorumu sert: “Onlara birileri ‘görmeyin’ diyor demek ki. Başka bir yolu yok bu işin.”
    Yetki belgesi verilirken belgedeki kayıt numaralarının sorgulanması yeterliydi. Bu sorgu yapılmadıysa ihmal, yapılıp görmezden gelindiyse suç var demektir. İkisi arasındaki farkı ortaya çıkarmak, bakanlığın kendi müfettişlerinin değil, bağımsız bir soruşturmanın işi.
    Harita Milas’tan geniş
    Gergerlioğlu’na iletilen dosyalar, Milas ve Körfez’in bir zincirin yalnızca iki halkası olduğunu ileri sürüyor. Aynı yöntemle sahte iş deneyim belgesi düzenlendiği iddia edilen belediyeler arasında Kırıkkale Hacılar, İzmir Aliağa, Antalya Elmalı ve Adana Yumurtalık da sayılıyor. Bu belediyelerin ortak özelliği, büyük şehirlerin gözetiminden uzak, küçük ve denetimi zayıf birimler olması.
    Belgelerin yetki belgesine dönüştürüldüğü yerler de tek bir ille sınırlı değil. Dosyalar, Diyarbakır, Ankara, Şanlıurfa, Hatay, Tokat, Manisa, Batman, Antalya, Malatya, Van ve Bursa’daki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerinden alınmış yetki belgelerinin incelenmesini istiyor. On bir ilde aynı boşluğun kullanılmış olması, sorunun tek tek memurların değil, bakanlığın denetim sisteminin sorunu olduğunu gösteriyor.
    Dosyalarda SOCAR ve TÜPRAŞ gibi büyük kuruluşlara alt yüklenici olarak iş yapılmış gibi gösterilen belgelerden de söz ediliyor. Bu, söz konusu kuruluşların düzenekte rol aldığı anlamına gelmiyor; büyük şirket adlarının sahte referans olarak kullanılması, belgeye inandırıcılık kazandırmanın bir yolu.
    Gergerlioğlu’na göre düzeneğin ulaştığı yer Türkiye sınırlarının da ötesinde. Hak etmedikleri yetki belgeleriyle Afganistan gibi ülkelerdeki büyük ihalelere giren şirketlere ilişkin iddialar var. Bu iddiaların her biri ayrı soruşturma konusu; ancak hepsinin ortak paydası aynı: Yeterliği olmayan firmaların, sahte kâğıtla, kamunun en büyük inşaat işlerine girişmesi. Bunun bedeli yalnızca kamu kaynağıyla ödenmiyor; yapılan işin niteliği ve güvenliği de o kâğıtla birlikte sahteleşiyor.
    Yolsuzluk yalnızca CHP’li belediyede olunca mı yolsuzluk?
    Dosyanın siyasi boyutu, iki belediyenin kaderini yan yana koyunca görünüyor. Aynı yöntem, aynı belge türü, dosyalara göre aynı kişiler. AK Partili Körfez Belediyesi’nde iddialar 2021’de Meclis’e taşındı: Önergeler cevapsız kaldı, gönderilen müfettişler sonuç açıklamadı, kimse tutuklanmadı. CHP’li Milas Belediyesi’nde ise soruşturma açıldığı ilk yıl içinde belediye başkanı görevden alındı, 18 kişi tutuklandı.
    Gergerlioğlu’nu ziyaret eden avukatın tespiti de bu yönde: “CHP’li belediye olunca bunların tepesine binildi. AK Partili belediyelerle iş yapmalarına rağmen onlara bir şey yapılmadı.”
    Milas’taki operasyonun kendisi yanlış değil; sahte belge düzenleyen herkes hesap vermeli. Yanlış olan, aynı suçun bir belediyede dört yıl görmezden gelinip diğerinde dört günde tutuklamayla sonuçlanması. Gergerlioğlu’nun ifadesiyle: “Yolsuzluk sadece CHP’li belediyede olunca mı yolsuzluk oluyor? İşte AK Partili belediyede de olmuş. Neden örtmüşsünüz?”
    Bu soru yalnızca bir muhalefet sorusu değil. Bir belediyede görmezden gelinen her sahte belge, EKAP’ta gerçek belge olarak durmaya devam ediyor ve o belgeyle alınan her yetki, başka bir ilde yeni bir ihalenin kapısını açıyor. Milas’taki 3,7 milyar liralık tablo, Körfez’de 2021’de kapatılan dosyanın faturası. Soruşturmanın parti ayrımı gözetmeden, Körfez dahil bütün belediyelere genişletilmesi, bu yüzden bir hakkaniyet meselesi olmaktan öte bir kamu güvenliği meselesi.
    Üç bakana aynı sorular
    Gergerlioğlu, 2021 ve 2023’te cevapsız kalan soruları bu kez üç bakanlığa birden yöneltti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a verilen yazılı soru önergelerinde, Ali Altıbağ ve oğlu Ömer Faruk Altıbağ ile onlarla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin Milas operasyonuyla ilişkisinin araştırılması isteniyor. Önergelerin cevap beklediği başlıklar şunlar:
    • Hangi belediyelerde sahte iş bitirme belgesi düzenlendi; hangi kamu görevlileri hakkında soruşturma açıldı?
    • Körfez Belediyesi’ne ilişkin 2021 ve 2023 önergeleri neden cevaplanmadı; o dönemde gönderilen müfettişlerin raporları ne diyor?
    • İl müdürlükleri sahte belgeleri hangi incelemeden geçirerek kabul etti; kayıt numaraları sorgulandı mı?
    • Sahte belgelerle kaç şirket müteahhitlik yetkisi aldı, bunlardan kaçı iptal edildi, iptal edilmeyenler neden hâlâ aktif?
    • Bu şirketlerin girdiği ve kazandığı kamu ihaleleri hakkında hangi işlem başlatıldı?
    Anayasa ve İçtüzük, bu soruların on beş gün içinde cevaplanmasını emrediyor. 2021’deki ve 2023’teki önergeler için bu süre çoktan doldu. Üç bakanlığın bu kez ne yapacağı, dosyanın Körfez’de kaldığı gibi Milas’ta da kalıp kalmayacağını belirleyecek.
    Gergerlioğlu, elindeki belgelerin tamamını kamuoyuyla paylaşma kararını şöyle açıklıyor: “Bütün bu konunun belgeleri elimizde. Kamuoyuna bunu sunuyoruz. Her şey apaçık ortada ve millet bir şekilde dolandırılmış.” Dört yıl önce Meclis kürsüsünden söylenenler bugün savcılık dosyasında yazıyor. Fark şu: O gün dinlenseydi, bugün 3,7 milyar liralık bir fatura yerine kapanmış bir dosya konuşuluyor olacaktı.

Yorumlar