10 Mart 2022

Yeni Asya – Kazım Güleçyüz

Bir takipçimiz, gönderdiği mesajda son derece önemli bir konuya dikkat çekiyor:

“Gelişmiş ülkelerde sivil toplum kuruluşları, ülkenin kalkınmasına, gelişmesine katkı sunarlar. Proje hazırlar, çözüm sunar, gerektiğinde politikalara yön verirler. İnsan odaklı problemleri gündeme getirip çare arayışında bulunurlar. Şu anda ülkemizde bu konuda insan odaklı çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları ne yazık ki yok gibi. Olanların çoğu da insan odaklı değil, siyaset odaklı çalışıyor. Meselâ çocuk hakları, kadın hakları, yaşlı hakları, engelli hakları, şehit ve gazi hakları, hasta hakları… Bu konulardaki çalışmalar kişilere bağlı yürütülüyor. Mağdura mağdur gözüyle bakılmıyor. Kimin mağdurusun; ona göre davranılıyor. Benden isen mağdursun, benden değilsen ne mağduru! 

“Bu bakış değişmeli. Çocuk, kadın, yaşlı… Kim mağdur ise mağdurdur. Siyasî duruşuna göre mağduriyet tesbit edilemez. Bu konularda herkes gibi STK’lar da sınıfta kaldı.

“STK, İngilizcede Non Governmental Organization (NGO) olarak ifade ediliyor. Yani hükümetten olmayan bağımsız organizasyon. Ülkemizde böyle bir durum olabilir mi? 

“Gelişmenin yolu güçlü sivil toplum yapısından geçiyor. Keşke imkânım olsa, Ömer Faruk Gergerlioğlu Evrensel Haklar Vakfını kursam. Nerede bir gariban var, koşsam. Rengi, ırkı önemli değil. Tüm dünyada şubeleri olsa; Afrika, Güney Amerika, Ortadoğu…”

Aslında Türkiye’de takipçimizin ifade ettiği anlamda sivil toplum örgütleri hiç yok değil. Herşeye rağmen hak savunuculuğuna ve hak ihlallerinin takibine devam eden çok az da olsa sivil inisiyatif mevcut. Ama bunların faaliyet alanı ve ulaştıkları kitle hayli sınırlı. 

Tek adam rejiminde artan, yoğunlaşan ve yaygınlaşan hak ihlalleri en çok bu durumdan cür’et ve cesaret alınarak irtikâp ediliyor. Ve bunun sonucu olarak mağdurlar artıyor.

Bu gidişatı durdurup tersine çevirmenin şartı, ayrı ayrı durup tek tek ihlal kurbanlarına dahil olmayı beklemek değil, “Herkes için hukuk ve adalet” parolasıyla sıkı ve samimî bir dayanışma ve güçbirliğini başarabilmek.

6 liderin 12 ve 28 Şubat buluşmaları, bu dayanışmanın siyaset cenahında gözlenen çok önemli örnekleriydi. Şimdi sıra STK’larda.

Adalet, hürriyet ve demokrasi adına.

Yorumlar