04 Şubat 2020
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; imar
hakkında konuşuyoruz ve bildiğiniz gibi, AK PARTİ iktidarı yılları içinde en
fazla değişim gösteren yasa, imarla ilgili yasa oluyor çünkü iktidar talanı çok
seviyor ve bunu imar üzerinden yapmayı da çok seviyor. Deprem hadisesi yaşadık
ama hiç çekinmeden böyle bir yasayı getirdi ve inanılmaz teklifler yine
getiriliyor.
Gerçekleri konuşmak lazım. 2001’de 480 deprem alanı
planı vardı, 2016’ya geldiğimiz zaman 77 deprem toplanma alanı olduğunu
görüyoruz ve ne kadar bu deprem alanlarının yağmaya, talana, betonlaştırmaya
dönüştürüldüğü de apaçık ortada, itiraz edilemeyecek bir noktada bu.
Üzerinde konuştuğumuz 10’uncu madde valilere yetki
veriyor. Şu anda, biliyorsunuz, valiler iktidarın emir eri gibi çalışıyor,
iktidarın il başkanı gibi çalışıyor ve kendisinden olmayan kişiler hakkında nasıl
bir karar vereceğini de buradan hepimiz tahmin edebiliyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir de geçen hafta gündemimizde çok
önemli bir uluslararası gelişme vardı, malum, Trump planı. Trump planı hakkında
burada AK PARTİ’li yetkililer çok konuştular, telin ettiler, kınadılar ama ben
onların samimi olduğunu düşünmüyorum, son derece samimiyetsizler, son derece
ikiyüzlüler. Bunu ispat da edebilirim size; bakın, bir örnekle, bir anekdotla
kendi yaşadığım bir örnekle kamuoyuna açıklayayım burada. 2009 yılıydı. 2009
yılında ben MAZLUMDER genel başkanıydım ve 2009’da Gazze katliamı yapılmıştı.
Gazze’de korkunç bir katliam yapılmıştı ve biz dernek olarak arkadaşlarımızla
-Türk Ceza Yasası’ndaki 13’üncü madde, insanlığa karşı olan suçlar, İsrail
vatandaşlarının da yargılanabileceğini gösteriyordu- bu minvalde bir suç
duyurusu hazırladık, suç duyurusunu savcıya sunduk. Etraflı bir suç duyurusuydu
ve dünya çapında ses getirmişti. Yurt dışında da bu gündemdeydi ve savcı
soruşturma açmak için -yasal olarak böyleydi- Adalet Bakanlığından izin
istemişti. Adalet Bakanlığı izin verirse savcı soruşturma açacak ve ne
olacaktı? İsrailli yetkililer Türkiye’ye gelmek istedikleri takdirde bu
yargılamadan dolayı bir kriz yaşanacaktı ve ülkeye giremeyeceklerdi. Bunun
benzerleri Avrupa’da İspanya, Belçika gibi ülkelerde yaşanmıştı, diplomatik
krizler yaşanmıştı ve bir tavır konmuştu İsrail’in bu politikalarına. Ne oldu
biliyor musunuz? Bunun için biz Adalet Bakanını bir heyet olarak ziyaret ettik.
2009’da Sayın Mehmet Ali Şahin’in makamına gittik. Bu konuda izin vermesi için,
tüm Türkiye kamuoyunun isteğini yerine getirmesi için kendisinden bir istekte
bulunduk. Bize ne dedi biliyor musunuz? “Arkadaşlar, bu konu, getirdiğiniz
bu konu son derece önemli, bu konudaki karar beni de aşar. Bu karar reisin
kararıdır, ona sormam lazım, o ne derse o olur.” dedi ve biz beklemeye
başladık. On beş gün, yirmi gün, bir ay, bir buçuk ay, iki ay… Bu arada Sayın
Erdoğan meydanlarda “Kahrolsun İsrail!”, “…”(x) falan
gibi laflar ediyordu. Aradan iki buçuk ay geçti, ne oldu biliyor musunuz?
Adalet Bakanı bu soruşturmanın açılmasına izin vermedi ve böylece
samimiyetsizliğini net bir şekilde göstermiş oldu. Bu çok önemliydi. Niye?
Çünkü İsrail Türkiye’nin bu konudaki tavrını çok iyi anlamıştı ve ardından
2010’da Mavi Marmara katliamını çok rahat bir şekilde yaptı. Çok rahat bir
şekilde 10 vatandaşımızı şehit etti ve ardından yargılama başladı. Yargılamayı
da çok yakından takip ettim, Filistin meselesini yıllardır yakından takip
ediyorum. 2012’de yargılama başladı. Yargılamanın her safhasını takip ettim.
Müthiş bir sündürme, geciktirme vardı. Yıllarca sürdü, iyice soğutuldu ve
sonrasında, biliyorsunuz, yargılama da Türkiye-İsrail anlaşmasıyla bitirildi,
20 milyon dolarlık bir anlaşmayla bitirildi. Yani Türkiye’nin egemenlik hakkı
çiğnendi. Meclisin bile çiğneyemeyeceği, gasbedemeyeceği egemenlik hakkı,
iktidar tarafından, yargının baypas edilmesi, Türkiye-İsrail anlaşmasının
yapılmasıyla 20 milyon dolara iktidar tarafından satıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, toparlayın…
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Şimdi de çıkmışlar
timsah göz yaşları döküyorlar, “Vay efendim, Trump planına biz karşıyız.
Kahrolsun İsrail.” ve benzerleri…
Değerli AK PARTİ’li yetkililer, biz sizin
cemaziyelevvelinizi de biliyoruz ve burada, işte, bakın, tüm kamuoyunun önünde
bu tarihî gerçekleri herkese de sundum. Samimiyetsizsiniz. Katil ve çocuk
öldüren İsrail’e karşı son derece samimiyetsiz ve vitrine oynayan bir
partisiniz.
Çok yakından takip ettik. O İsrail ki İman el Hams’ı
ekmek almaya giderken öldüren bir devlettir. Babasının yanında çocukları
öldüren bir devlettir ve bu, sizin samimiyetsiz politikalarınızla bunlara devam
edecektir.
Filistin meselesinin aslına geldiğimizde mesele şudur,
Trump planında da söyleyeyim, iki önemli mesele vardır Filistin’de: Mülteciler
ve Kudüs’ün konumu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Mülteciler
konusunda Trump planında hiç ciddi bir şey yok, inceledim, ciddi bir şey yok.
Kudüs konusunda da çok büyük bir yalancılık var ve Kudüs’ün, aslında
Filistin’in başkenti olması gereken Kudüs -sadece Doğu Kudüs’te Filistinlilere
bir yer ayrılıyor- İsrail’e teslim edilmiş oluyor. Bu konudaki iktidarın
politikalarını da şiddetle kınıyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
























Yorumlar