13 Nisan 2020
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa
gördüğümüz kadarıyla onaylanacak ama cezaevlerindeki sorunlar bitmeyecek.
Hükümlü ve Tutuklu Alt Komisyonu olarak cezaevlerindeki ziyaretlere gittik,
birçok cezaevinde gözlemler yaptık ve gerçekten çok vahim insan hakları
ihlalleri gördük.
Biz, bu ihlalleri raporlarımızda ayrıntılı bir şekilde
anlattık. Son zamanlardaki cezaevleri raporları belki de Türkiye Cumhuriyeti
tarihinin en ağır ihlallerle dolu olan raporlarıdır arkadaşlar ve bu raporların
oluşumu iktidar partisi vekillerinin de engelleyemeyeceği bir şekilde
gerçekleştirilmiştir. Çünkü koğuşlarda biz oradaki göz yaşartan ihlalleri her
farklı partiden vekillerle beraber çok net bir şekilde gördük ve raporladık.
Neler gördük? Bakın, size en son gittiğimiz Keskin Cezaevinden bir örnek
vereyim ve o cezaevindeki bazı siyasi koğuşların hâlinin hiç değişmeyeceğini de
bildiğim için girdiğimiz bir kadın koğuşundan size örnek vereyim. Cezaevinden
çıkmasına izin vermediğiniz insanların durumu nasıl, bir de benden dinleyin
çünkü biz gözümüzle o koğuşlardaki felaketi, sefaleti ve gerçekten son derece
üzücü görüntüleri gördük. Keskin Cezaevinde girdiğimiz kadın koğuşu 8-10
kişilik bir koğuştu. Kadınlar bizi ayakta karşıladılar. Biz vekiller olarak
onların hâlini hatırını sorduk ve “Neler yaşıyorsunuz anlatın.”
dedik. Kadınlar bizi koğuşun üst kattaki yatak odasına çıkardı. 8-10 kişilik
koğuşta 21 kadın, 1 çocuk kalıyordu. Üst kata çıktık, üst katın iki duvarında
da bir su sızıntısı vardı, rutubet vardı ve akıyordu, hatta yataklarının üstüne
su damlıyormuş, yatakları çekmişler. Keskin’de geceleri çok soğuk olmasına
rağmen içerisi çok kalabalık olduğu için camları mutlaka açıyorlarmış. Camın
dibindeki hasta oluyormuş, camı kapattığı zaman odadakiler havadan
boğuluyormuş; bunu anlattılar.
Yine, cezaevi gözlem kurullarının yetkilerini
artırdınız bu yasadaki maddelerle. Belki siz, o koğuşları görmeyen vekiller
olarak bunun ne anlama geldiğini çok bilemediniz ama biz o kadınlardan, erkeklerden
dinlediğimizle cezaevi gözlem kurulunun yetkilerinin artırılmasının ne demek
olduğunu çok iyi biliyoruz. Bakın, kadınlar şunu söylüyordu bize, ağlayarak
anlatıyorlardı: “Jandarmalar baskın yaptıklarında, içeri girdiklerinde,
arama yaptıklarında âdeta bir düşman koğuşu ararmış gibi muamele yapıyordu ve
biz koğuşumuza aramadan sonra geri döndüğümüzde, yerde iç çamaşırlarımızı
buluyorduk, askılıklarımızın kırık olduğunu buluyorduk, kitaplarımızın yerlere
atıldığını görüyorduk. Biz ne yaptık ki bunu bize reva gördüler.”
diyorlardı. Bu dediklerine itiraz etmeyin çünkü bunlar raporlarımızda da var.
Diyarbakır raporunda, Elâzığ raporunda, Silivri raporunda tüm bu ihlaller var,
hiç itiraz etmeyin, hepsi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar,
bu cezaevindeki çocukların durumu daha vahim. 800’den fazla bebek ve çocuk var,
0-1 yaş arası 200 bebek var. Biz onları, o havalandırmalarda gördük. Annesi diyordu
ki: “Çocuğumun hiç oyuncağı yok. 1 tane bisikleti var, başka bir oyuncak
yok. İçeri alınması çok sorun.”
Yine, Diyarbakır Cezaevine gittiğimizde 4 yaşındaki
küçük Dilda’yı görmüştük. İsmini bile unutamıyorum, demek ki bende bir iz
bırakmış değil mi? O çocuğun fizyolojik ve psikolojik açıdan neler yaşadığını
orada biz hepimiz gördük. Bu çocuklar hem beslenmesi yetersizdi hem de
psikolojik açıdan çok önemli sorunlar yaşıyordu. Daha önemlisi, bu çocukları da
geçin anne baba mahpus olduğu için binlerce çocuk şu anda dede, nine, teyze,
dayı yanında perişan durumda ve bu yasayı en çok da onlar bekliyor arkadaşlar,
en çok da onlar bekliyorlar ve şu anda bu yasada ayrımcı bir sonucun çıkması…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Ben ilave süreyi verdim Sayın Paylan.
GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Verdiniz mi? Tamam Sayın
Başkan.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Sözümü bitireyim.
BAŞKAN – Tamamlayın sözünüzü.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bakın, burası
gerçekten çok önemli, hepiniz anne veya babasınızdır. Ben o dramlara şahitlik
ettim. Cezaevlerinde 800’ünü aşkın bebek, çocuk var, herkes bunu biliyor ama
ben daha çoğunu biliyorum. Nedir biliyor musunuz? Anne ve babası birlikte
mahpus olduğu için 3-4 çocuklu ailelerin perişan olduğunu, çocukların
akrabaları yanında sersefil olduğunu, silme, hepsinin psikolojiklerinin bozuk
olduğunu çok yakından biliyorum. Bu, gerçekten sadece o aileleri değil, bizim
neslimizi mahveden bir durumdur arkadaşlar, bu konuya böyle bakalım. Yarın öbür
gün bu çocuklar psikolojik sorunlar yaşadığında belki milyarlar dökeceğiz bu
sorunları halletmek için. Şu anda çok basitti bu çocukların anne, babalarına
özgürlük yolu açmak ve hatta evde hapis ve benzeri yollarla, adli tedbirlerle
bir yol açabilmek çok çok önemliydi ama maalesef bu fırsat kaçırıldı. (HDP
sıralarından alkışlar)
























Yorumlar