22 Eylül 2026

ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz sevgili izleyenler.

Bu akşam  ekonomik kriz  petrol fiyatları artan mazot, benzin fiyatları  ve  servisci esnafının sorunlarını konuşacağız çünkü ani aşırı bir şekilde artan mazot fiyatı var ortada, maliyetler inanılmaz derecede artıyor ve büyük sıkıntılar oluşuyor.

Ülkede zaten bir ekonomik kriz var ve kime dokunsan bin ah işitiyorsun. Köylüye dokunsan “Tarım bitti, hayvancılık bitti.” diyor ve bin ah işitiyorsun. Esnafa dokunsan esnafın işleri çok kötü yıl başından Haziran ayının sonuna kadar 70 bin esnafın kepenk kapattığını anlıyoruz. Bakanlık da bize bu konuda böyle bir cevap verdi. 70 Bini aşkın esnaf kepenk kapatmış.

Memura dokunuyorsun, memur aldığı ücretin az olduğunu söylüyor. İşçiye dokunuyorsun aynı şekilde. Hele ki asgari ücretli ve emekliye hiç dokunmayın. Onlar perişan durumda. Gerçekten çok üzücü oranda az maaş alıyorlar ve hayat onlar için çok büyük bir darboğaza dönmüş durumda.

Bu şekilde sabit olarak maaş alan, gelir elde eden insanlar var ancak bir de yaptığı ticaretle para kazanan esnaflarımız var. Servisçi esnafı işte onlardan birisi. Ülkedeki ileri derecedeki ekonomik durgunluk ve kriz onları da vuruyor ve biz bugün onları dinleyeceğiz. Üç konuğumuz var. Kocaeli Servisciler Odası yönetim kurulundan ve Kocaeli serviscilerinden üç arkadaşımız aramızda olacak. Yönetim kurulundan, denetim kurulunda ve servisci esnaflarımızdan üyelerimizden bir arkadaşımız birlikte bizimle birlikte olacaklar.

Servisçilik kolay iş değil, dakik bir iştir. İşinin başında olmak zorundasın. O yüzden Kocaeli Servisçiler Odası Yönetim Kurulu üyelerimizden Bayram Dağbay’e  sözü verelim. Bayram Bey buyurun, sizi dinleyelim. Önemli bir ekonomik kriz var ve okullar başladı. Tabii trafik de arttı. Servis esnafının işleri de arttı ve bir de tabii inanılmaz mazot zamları var. Zaten insanlarımız zor durumda. Peki servisci esnafımız da bir iş yapıp ekmek parası kazanacak. Onlar da zor durumda. Nedir durum Bayram Bey? Buyurun sizi  servisçi esnafı adına dinleyelim.

Bayram Dağbay: Siz zaten durumumuzu gerçekten çok iyi özetlediniz. Bunların farkındasınız zaten. Dediğiniz nedenlerden dolayı hakikaten şu anda esnaf zaten bir zorluk içinde. Mazot zamları, keza bundan önceki durumlarda işte artan bir sürü maliyetlerimiz artarken bizim  çalıştığımız firmalardan zaten pek öyle olumlu bir zamlar da alamıyoruz. Bunun üstüne bizim en büyük sorunumuz şu anda vekilim. Biz Kocaeli’de  son bir senedir  S belgesi diye bir sorunumuz var bizim. Bu S belgesini siz daha önce mecliste dile getirmiştiniz sayın vekilim ancak biraz eksik kalmıştı o zaman. Bizim s belgesi normalde illerden ile yapılan bir taşımacılık belgesi. Örneğin İstanbul’dan yolcusunu alıyordu. Kocaeli’deki fabrikasına direkt getiriyordu yolcusunu. Burada  daha önceki yönetmenlikte D 4 belgesi vardı. Sonra  Ulaştırma Bakanlığı bir belge çıkardı. Dedi ki: “Tek belge çıkaracağım Türkiye genelinde. Bütün illerden ile kendi yolcusunu taşıyabilir.”  S belgesi diye tek bir belge çıkardı. Bu da tahditli illerde sıkıntı yarattı.  bizim gibi Kocaeli gibi olan bir sürü iller var 30’un üzerinde tahditli plaka olan illerimiz var bizim. Bu illere giriş yaptığı zaman bu araçlar bizim ilimizde yolcu topluyorlar.  S belgesini aldığı zaman başka ilden bizim ilimize serbest şekilde yolcu topluyorlar. Bunun denetimi de çok zor. Biz burada zorlanıyoruz. Bizim esnafımız buradan dolayı bir iş kaybına uğradı. Şu anda yatan araçlarımız çok var. Bizim bu S belgesiyle çok  mağdur olduğumuz çok büyük bir konu. S belgesinin hiçbir şekilde tahditli illere verilmemesi lazım. Tahdit olan yerlere S belgesi girmemesi lazım. Böyle bir sorunumuz var bizim vekilim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Tam net olarak nasıl bir değişiklik istiyorsunuz? 

Bayram Dağbay: Bizim talebimiz şu anda S belgesinin direkt daha önceki konumuna gelmesi lazım. D4 belgesi veriliyordu. Yönetmenlikte şu anda Ulaştırma Bakanlığı tek bir belge çıkardı. Bu da hem tahditli olan bölgeleri hem de tahdit olmayan illeri kapsıyor. Daha önceki yönetmeliğe dönülmesini talep ediyoruz tahditli olan illerde. Daha önceki yönetmenlik bir ilden diğer bir ile geçmek için o karşı ilin UKOME’sinden izin alınıyordu. Sadece kendi bulunduğu ilin yolcusunu alıp öbür ilde bulunan fabrikasına direkt bırakıyordu. Şimdiki durumda karşı ilden alıyorlar. Bizim çalıştığımız bölge alanımıza da giriyorlar. Oradan da yolcu alıyorlar. Bu S belgesi Türkiye geneli olduğu için bu arkadaşları biz ayırt etmekte çok zorlanıyoruz.  Denetim de çok zayıf. Baş edemiyoruz kısacası bu durumla.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bütün bu ekonomik kriz, mazot fiyatlarının artışına ilave olarak bir de farklı illerden kaçak girişle sizin işlerinizi  düşüren, engelleyen bir olay da cereyan ediyor diyorsunuz.  

Bayram Dağbay: S belgesiyle şu anda bizim ilimize girişin olmaması lazım. Sadece bulunduğu ilden bizim ilimizdeki fabrikaya direkt getirebiliyordu. Şu anda ilimizin içinde yolcu topluyor bu S belgesi sahibi araçlar. S belgesinin daha önceki yönetmeliğe dönülmesini talep ediyoruz.  UKOME’nin onayına verilmesi lazım. Şu anda genel bir S belgesi yönetmeliği çıkarılmış. Ulaştırma Bakanlığı tarafından bu da tahditli olan bölgelerde sıkıntı yaratıyor. Bizim ilimiz tahditli olan bir belge. P plakasıyla biz bu işi yapıyoruz. Burada S belgesinin iptal edilmesini istiyoruz. Tahditli olan bölgelerde S belgesinin iptal edilmesini istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Önemli bir konu ve bu şu anda çok ciddi bir şekilde Kocaeli servis esnafını vuruyor.

Bayram Dağbay: Bu durumdan dolayı araçlarımız kapıda yatıyor çünkü bu S belgesi sahipleri daha önce belediyeye herhangi bir müracaatta bulunmamış. Bir belgesi yok. Belediyeye karşı bir yükümlülüğü yok. Bir sermaye yatırmamış. Bunlar daha ucuz fiyata çalışıyorlar. Şirket araçları genelde bunu büyük şirketler yapıyor. Kendi öz mallarını koyuyorlar. Biz burada esnaf olarak belediyeden tahditli plaka karşılığında belirli bir ücret vermişiz. İhaleler yapılmış. Belediyelerden P plaka almışız. Şimdi bu P plakalar bu durumdan  çok zarar gördü. iş bulamıyoruz. Bulduğumuz işler bizi kurtaramayacak fiyatlarda. Bu S belgesinin bizim Kocaeli’ye girmesi olayı çok sıkıntılı sayın vekilim.  daha önceki yönetmeliğe dönülmesini talep ediyor. Daha önceki yönetmelikte S belgesi diye bir şey yoktu. Bizim ilimize girmiyordu. Sadece ilden ile taşımacılığı yapan D 4 belgesi vardı. O da UKOME onayıyla alınabiliyordu. UKOME onayı ile sunulursa belediyenin onayı ile o zaman genel bir uygulama olmadığı için biz bu sıkıntıyı belki biraz daha az yaşayabiliriz. En büyük sorumuz bu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Onur Kızılboğa’yı dinleyeceğiz. Kendisi Kocaeli Servisciler Odası Denetim Kurulu üyesi

Onur Kızılboğa: “Kocaeli Servisciler Odası adına esnaf adına çok teşekkür ederiz. Bizim sıkıntımız S belgesinin yanı sıra  korsanın haddinden fazla olması.  korsan derken örnek veriyorum göz yumulması, yeterli bir çevirmenin, trafik ekibinin, UKOME’nin yeterli oranda çevirmenin denetimin olmaması yaklaşık 2 senedir 3 senedir S belgesi ile birlikte artık göz ardı ediyorlar. 1 hafta önce Darace İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne de gittik.  kendileri de söylüyor. Artık öyle bir hal almış ki. Eskiden azdı. İnsanlar korkuyordu korsan yaparken. Artık sayısı o kadar bir çoğalmış ki P plakalı servis aracından daha çok korsan minibüs var. S belgesiyle yapıyorlar. Biz bugün  evimizi satmışız. Bütün sermayemizi koyup P plaka almışız. Resmi anlamda vergimizi neyse yerine getirip bu işi yaparken adam hiçbir vergisini ödemeden  karşı tarafın bir sürü sermayeyle ulaştığı şeye hiçbir sermaye koymadan bizimle aynı hakka sahip oluyor. Mazot şu an 100 lira ya. Ticari araçlar özellikle kamyondur, servis aracıdır, halk otobüsüdür, ticari taksidir bunlara belli bir oranda teşvik verilebilir. %20-30 olabilir çünkü biz mazotla iş yapıyoruz. Günde 200-300 kilometre yol yapan  esnaflarımız var. Biz bugün aracımızı yenileyemiyoruz. Biz aracı alıyoruz  üç sene önce bugün satıyoruz  500-600 bin liraya satıyoruz. 0 araba almaya kalkışsak en ucuz araba 2 milyon. Arada 1.5 milyon fark var. Bunun faizini düşünürsek iki sene arabaya çalışmış oluyoruz. 2 sene geçiyor araba tekrardan masraf çıkarmaya başlıyor. Biz o masrafı daha fazla masraf açmasın diyerek bu sefer arabayı yenilemeye çalışırken tekrardan  gerçekten araba yenilemeye çalışmış oluyoruz. Eskiden yılbaşı geldiği zaman hakkımızı bir şekilde anlaşarak firmayla alıyordu ama son iki senedir sadece S belgesiyle değil artık öyle bir şey olmuş ki mesela bugün A firması istese beni bugün için diyor ki: “ Sen giriş yap çıkışa gelme.” ama ben firmaya diyemiyorum ki: “Ben senin işine gelmiyorum.” sözleşmelerin de tek taraflı olmaması lazım. Esnafın da düşünülmesi lazım. Bunların resmi anlamda bir döküman olması lazım bununla alakalı. Bakanlığın, UKOME’nin, Büyükşehir’in, hepsinin esnafın yanında olması lazım. Gerçekten son iki senedir esnaf zor durumda. Aynı zamanda bizim  özel halk otobüsümüz var. O da aynı. Şu an zaten  ulaşımın arabalarıyla rekabet içerisinde bizim araçlar  bir de onlar doğalgazlı araçlar, bizimkiler zaten okullar tatil olunca doğru düzgün yolcu almıyor. Bütün halk doğalgazlı olduğu için biraz daha klimalı, biraz daha rahat olduğu için ona yönleniyorlar. Bu sefer bizimkiler de yazın zaten doğru düzgün yolcu olmuyor. Kışa giriyoruz. Kışa girerken de mazot oldu 100 TL. İki taraflı bir mağduriyet var . S belgesinin yanı sıra mazot zammı için biraz teşvik olması lazım servis esnafı için söylüyorum. Sözleşmelerin tek taraflı olmaması lazım. Bu araç yenilediğimiz zaman da örnek veriyorum; teşvik olması lazım. 2 milyonluk aracı biz araç yeniliyorsak bize böyle bir imkan sağlanılması lazım. Kolaylaştırılması lazım. Araç yenileyebilmemiz için yoksa bu şartlarda gerçekten araç yenilemek zor. Kredi çekeceğiz güvenemiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Araç da yenileyemeyince mevzuata uygun olmuyor. Serviscinin hakkını vermiyorlar.

Onur Kızılboğa: “ Arz talep meselesi vekilim şu an araba çok iş az. Benim 100 bin liraya çalıştığım yere adam diyor ki: “90’a araba var.”. Normalde enflasyonu çok çabuk yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Benim gitmediğim işe bir başkası gittiği zaman mecburen herkes zor durumda. İnsanları ekmeğe muhtaç ediyorlar. Ekmek verdiği zaman sanki çok büyük bir mükafatmış gibi. Biz de aynı durumdayız. Nasıl halk zor durumda ya biz de bir halkız zaten. Esnaf olarak da eskiden böyle değildik. Gerçekten bir şekilde firmalardan zammı alıyorduk. Bugün projecinin firma sahibinin bize karşı bakış açısı davranışı bile değişti. “İster gel ister gelme.” Diyor çünkü araba çok. Esnaf olarak da biz birlik beraberlik içerisinde değiliz. Serdar abiyi çıkartıyorlar 100 liraya. Ben 80 liraya gidiyorum. Şimdi ben gitmezsem, Bayram abi gitmezse Serdar abiye hakkını verirler ama bizim de orada bir eksikliğimiz var. Birlik beraberliğimiz, dayanışmamız yok. Herkes kendi işi yolunda gitsin istiyor ama biz birlik beraberlik içerisinde olmazsak bir tane adam bizi dövüyor. Biz birlik beraberlik içerisinde olsak firma zaten bizimle baş edemez çünkü çoğu P plaka esnafın elinde firmanın elinde değil ama bizdeki o birlik beraberlik ruhu az düzeyde .

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Peki bu mazot fiyatlarının bu kadar dalgalı olması, aşırı yükselmeler sizi nasıl etkiledi, neler oluyor? Bir anlaşma yapıyorsunuz. 3 gün sonra astronomik bir zam geliyor. Son durum nedir?

Onur Kızılboğa: Bu ay için zaten faturayı daha kesmedik ama önceki aylarda hak edilen mazottaki farkı alamıyor çoğu firma vermiyor çünkü araba çok iş az, araba çok olduğu için vermiyor. Şu an çark firmalardan yana. Adam diyor ki: “Çalışırsan çalış. Çalışmazsan araba çok bana.” Şimdi az önce bahsettiğim konu. Serdar abi diyor ki: “Ben 100 liraya çalışıyorum firmaya. Bana zammı vereceksin benim tekim 120 lira olacak.” Adam da bakıyor diyor ki: “ 90 liraya giden var. Ben niye Serdar’a zam vereyim.” diyor. Şu an piyasadan dolayı vermiyorlar. Sadece oda da yeterli olmuyor. Aslında bölgesel bir kooperatifleşmeye, bölgesel bir dernekleşmeye gitmemiz lazım. Hatta biz Darıca’da öyle bir şey düşünüyoruz eğer başarabilirsek. Darıca Dilovası’nın büyük bir hali. Mesela Dilovası’nda kooperatif var. Darıca’dada öyle bir şey düşünüyoruz. İnsanlar birbirini tanısın. Benim çıktığım işe başka bir arkadaşımız gitmesin. Dayanışma içerisinde olalım.  Bugün eskiden gidiyorduk bir tamire. 100 Lira, 200 lira. Adam bir vida atıyordu. Şimdi 2000 lira olmuş. Ben 2000 liraya servise gitmiyorum. Servisten o parayı alamıyorum . Mazot yakıyorum, sermaye döküyorum, kaza riskim var. Adam bir vida sıkıyor ya. Diyor ki :”1000 lira.” Bir şey diyemiyoruz.  Sadece mazotun dışında dediğim gibi servis konusunda da maliyetler yükseldi Artık insanların güvenci de yok P plakaya.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Serdar Kaçar ile görüşeceğiz sahadaki  esnaflardan birisi olarak neler dersiniz?

Serdar Kaçar: “Ben de Kocaeli servis esnafıyım.  biz geçimimizi buradan sağlıyoruz. S belgesinin özetine girersek S belgesi 2 yıl öncesine kadar tahditli illerde bizim komşumuz olan aslında iç içe olduğumuz İstanbul’da L plaka vardı. Belediyenin ihaleyle verdiği bir L plaka vardı, L plaka şehirler arası geçerken eskiden UKOME’den bununla ilgili yol belgesi alıyordu. Bakanlık bununla ilgili “Hayır artık sizde belediyeyle iş bitmeyecek. Artık Ulaştırma Bakanlığı’ndan D 4 S belgesi alacaksınız. Parayı ben alacağım.” dedi. amiyane tabiriyle. Şimdi biz Ulaştırma’dan bir tane D 4 S belgesi aldık. 5 yıllık tahditli plakalı. Sonra bir dönem parayı belediye mi alacak? Belediye değil bakanlık mı alacak? Bunlar kendi içlerindeki savaşa bizi kurban ettiler. Dediler ki: “Evet belediye artık doydu.” ya da bizim devletimiz dedi ki: “Burada biraz para varmış arkadaşlar. Bugün nasıl ki ben plaka alacağım zaman plaka basım için şoförler odasıyla bu işi çözerken gittiğim zaman kapıda bana deniyor ki: “Ziraat Bankası’na para yatırdım mı?” Diyorum ki elimde para. Diyor ki: “Hayır sen Türkiye şoförler odasının hesabına parayı atacaksın. Ben onu sistemden göreceğim. Plakanı basacaksın.” Diyorum ki: “Benim Ziraat Bankası hesabım yok. Ben ne yapabilirim?” “Git ATM’den yatır.” diyor. Diyorum ki: “Ya bu daha kolaylaştırılabilir. Ben vatandaşım. Ya ben paramla gelmişim. Ben genç bir adamım. Cebimde mobil şube var ama benim babamın mobil şubesi yok. Benim akrabamın yok. Sizin parayla ilgili inisiyatifiniz beni zorlaştırmamalı.” Dedik ki tamam çok doğru söylüyorsunuz. Artık belediyeler para kazanmasın. Ulaştırma Bakanlığımız para kazansın. Biz D 4 S belgesini aldık. Kendi içlerindeki kavgadan kaynaklı karar bozuldu. İki il arasında taşımacılık yapanlar ceza yemeye başladı. Polis diyor ki: “Senin belgen yok.” Ben de diyorum ki:”Çok doğru söylüyorsun. Kocaeli UKOME vermiyor. Ulaştırma Bakanlığı vermiyor. Bununla ilgili bana bir şey de söyleyemiyor. Sen bana ceza yazıyorsun. Şimdi ben burada ne yapmam lazım?  Devletle belediye arasına sıkışmışım. Yaklaşık 1.5 yıl böyle gitti. Sonra bizim oda başkanlarımız olaya vakıf olmadan müjdeler vererekten dedi ki: “S belgesi çözüldü.” ama şimdi biz Türkiye Cumhuriyeti’nde bir şeye müjde olduğu zaman biraz düşünüyoruz. Neden? Çünkü tedirginiz, kandırılıyoruz ve nitekim öyle oldu. Bize çıkan S belgesi yıllardır verilen tahditli plaka yerine S belgesi adı altında sivil araçlara da verildi. Bugün belediyenin ihaleyle 4,5-5 milyona bana yakın tarihte sattığı P plaka Ulaştırma Bakanlığı’nda 23 bin lira. Ulaştırma Bakanlığı’ndan 23 bin liraya aldığı belgeyi yasalardan dolayı polis bağlayamıyor. Diyor ki: “Bu adamın S belgesi var. Bu da şehirler arası taşımacılık yapacağını söylüyor.” Ben de diyorum ki: “Neden ben buna o zaman bu kadar para verdim?” Bunlar çok ciddi paralar. Biz bunların hala borçlarını ödüyoruz. Buradaki bürokratın birilerine şirin görünmesi işi tekelleştirmesi için sahaya sürüldü. Sahaya sürüldükten sonra benim mevcutta hepimizin bildiği bir köfteci var. Servisci esnafı maliyetini düşürebilmek için sabahları bir kase çorba içiyoruz. Bir kase çorba yılbaşında 100 TL idi. Diyeceksiniz ki çorbadan mı örnek veriyorsun? Evet. Ben iki hafta önce yolum düştüğünde 160 TL idi. Benim içtiğim çorbaya %60 zam geldi. 200 TL’ye değiştirdiğim lastiğimin patlağı 600 TL oldu. Benim %300’lerle karşılaştığım oranlar var. Şimdi bunlar mevcut durumda devam ederken ben şurada yeni yıla gireceğim. Yılbaşından bu tarafa  tekelleşmeden bahsettiğim bizim firmalarımız, bizim firmalarımız Ahmet Metal’e bu servis anlaşmasını yaptığında sözleşmesinde %10’u geçtiği zaman bunu alabiliyor firmadan. Bana da diyor ki: “Çok haddinden fazla senin işini yapacak insanlar var. Benim otoparkımda sizin sayenizde 50’li 100’lü araçlar oldu filo ben bunları bir kenarda tutuyorum size tehdit amaçlı gidersen yerine birini koyarım.” diyerekten tekelleşme sonucu bizi bitirdiler. Şimdi ben bugün aracımı değiştirmeye kalksam Türkiye şartlarında 19 yaş sınırı var. Bana diyor ki: “Bu araç servisi elverişlidir. Bizim aldığımız Türk malı bir minibüs var da benim mi haberim yok?” Ben bugün büyük yıldızlı bir firmaya gittiğim zaman 4.5 milyon diyor bana. 4.5 milyonun geri ödemesi 6 milyon. Ben bireysel olarak 6 milyonu dönerek hangi çarka hizmet ediyorum? Bizim dış borcumuz yok mu? Kardeşim biz Amerika filmlerinde yetmiş model kamyondan bozma servis araçlarını görüyoruz. Bizim okul çeken araçlarımız 10 yaşında kilometresi daha 100 binde. Neden? Çünkü kısa mesafe çalışıyor. Biz bu parayı nereye aktarıyoruz? Devlet büyüklerimiz tasarruf tasarruf derken önümüzdeki 10 yıl abi içimize kapanıyoruz. Herkes para kazansın. Beni neden dışa mecbur ediyorsunuz?

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Devlet şu anda aracın kaç yaşında olmasını istiyor?

Serdar Kaçar: Yasal olarak 19 yaş sınırı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “19 Yaşından yüksek olmayacak.” diyor.

Serdar Kaçar : Evet 19 yaşına kadar. Benim bağlı olduğum firma diyor ki: “2020 model 2021 modelden aşağı mı senin aracın?” Diyorum ki: “Evet” “2020 model ise değişmen lazım.” diyor. Diyorum ki; “Neden değiştireyim?” Benim aracımın yetkili serviste bakımlarını yapıyor. TÜVTÜRK’te muayenesinden geçiyor. Bu araç yola elverişlidir. “Benim firmamla sözleşmem 5 yıllık.” diyor. Ben de diyorum ki: “Ben bu güce sahip değilim. Sen neden tekelleştiriyorsun? Ben çalışanımın sigortasını e devlet üzerinden takip ettiğimde 298 bin lira benim borcum vardı. 298 bin liralık borcu bana bir yazı gelmiş. Gelen yazıda ; “Aracınıza haciz konulmuştur.” diye. 11 bin lira için ben  vergi dairesine gittim. Dedim ki: “ Ya 11 bin lira için araçta haciz olduğu söylendi.” Dedi ki: “58 bin lira ödeyeceksiniz.” Dedim ki: “Haciz 11 bin liraydı.” Dedi ki:  “Vergi dairesinde borcunuz 58 bin lira. Tamamını ödemeniz lazım.” Ben tamamını ödedikten sonra bunu duyan SGK beni çağırdı. Birbirleriyle irtibatlı mı? Para akışını mı gördüler? Dediler ki: “ 298 bin lira için size aracınıza haciz koyduk ve ödemezseniz malınızı satacağız.” Dedim ki: “Geçtiğimiz  Türkiye şartlarının içindeyseniz bu iş zor bir durum. Nasıl bana destek olabilirsiniz?” Dedi ki: “Sizin %44 faizle 298 bin liranız yükselmiş şu ana kadar 298 değil 500 bin lira.” Dedim ki: “ Bunu 12 ay yapılandırabilir miyiz?” “Tabii.” dedi. Ben 15 ay yapılandırmamın karşılığı 298 bin lirayı 130 bin lira nakit para vermeme rağmen toplam borcum 780 bin lira. Şu an Türkiye Cumhuriyeti’nde SGK, vergi dairesi bizim boğazımıza yapıştı. Diyor ki: “Sen nefes alma.” Ya ben küçük esnafım. Ben küçük esnafım, senin beni ayakta tutman lazım. Zaten tekelleştirmişsin. Tekelleştirmenin sonucu beni öyle bir hale getirmişsin ki ben aracının içerisinde mevcut 16 artı bir, 27 artı bir ya da 45 artı bir otobüsle kafamın rahat olması lazımken ben araç kullanırken ben akşam evime nasıl götüreceğim ekmeğimi? Ya da ben borçlarımı nasıl ödeyeceğim? Ya esnafımız şurada 10 gün sonra havalar soğuduğu zaman aracın içinde tüple ısınan esnaf. Bizim bir özel hayatımız yok. Biz bir fabrikaya 3 vardiya yani sabah 0600’da birini götürüyoruz. Öğlen 14.00’da birini götürürüz. Gece 00.00’da birini götürüyoruz. Biz insanüstü bir çabayla çalışıyoruz. Bizim 10 saat araç kullandığımız oluyor. Ya buradaki esnafı sıkıştıra sıkıştıra bir köşeye attılar. Tekelleşerek bazı firmaların önünü açarak şimdi bir firmayı veya bir kurumu Ahmet Turizm alıyor. Ahmet Turizim işin içinde yok, Mehmet Turizm’e veriyor. Mehmet Turizim Cevat’a veriyor, Cevat, Serdar’a veriyor. Okul için de aynı şey geçerli. Bugün öğrenciden yaklaşık veli başına 6-7 bin lira para alınıyor. Ortalama bir araç 15 kişilikse 90 bin lira, 100 bin lira bir aracın içerisindeki öğrencilerin, yolcularının toplamı maliyet olarak. Bana diyor ki: “35 bin lira yapman lazım.” Diyorum ki: “Ben biraz matematikten anlarım. Öğrencilerden topladığımız zarflar 6 ile 10 bin lira arasında. Benim araçtakilerin toplamı 100 bin lira. Sen bana hiçbir riske, hiçbir kazaya, amortisman bulaşmadan benim aracımla hizmet veriyorsun. Verdiğin hizmetten  orantısız bir para kazanıyorsun. Bugün  logosunda Martı olan büyük bir turizm şirketi açıklama yapıyor diyor ki: “3.8 milyarlık yatırım yaptım ve krediye bulaşmadım.” 5 yıl öncesi, 10 yıl öncesi siz de küçük bir esnaftınız. Bu para bir yerde yağıyorsa lütfen bize yerini gösterin. Biz toplamasını bilemiyoruz.  06.00’da kalkıyoruz, gece 02.00’da eve giriyoruz. Gündüz uyuyoruz, akşam uyuyoruz. Aracın içerisinde poğaçayla, simitle, peynirle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz hem karnımızı doyuramıyoruz hem para kazanamıyoruz. Biri bana öğretsin. Mesela desin ki: “Siz  aracın şoför kapısından binmeyin. Diğer kapıdan binin. Böyle işleriniz açılıyor.” desin. Ya da “Siz çalışmıyorsunuz. Ya 24 saatin 23 saati çalışın.” desin. Bu yatırımlar nasıl yapılıyor? Bu kriz bana mı var?  Türkiye şartlarında birilerinin vergi borcu siliniyorken benim 290 bin lira borcum nasıl 800 bin lira oldu? Maliyetler tavan oldu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Demek ki firmalar bu şekilde taşere iş verdikleri esnafı acımasızca ezebiliyorlar.

Serdar Kaçar: Tabii ki  burada bütün  kaza riski de bana ait. Aracının amortismanı da bana ait. Ben geçen yıl aldığım sıfır aracı bugün 600 bin lira düşüğüne satamıyorum. Galeri diyor ki: “Senden çok var.” Ben de diyorum ki: “Benim malımın değerini korumam lazım, benim para kazanmam lazım, ben ticaretin içindeyim.” Bu kazananlar kimler? Birilerinin vergi borcu siliniyor, birilerinin önü açılıyor ama ben modelimi yenileyemiyorum. Bunun karşılığı çalışmaksa fazlasıyla çalışıyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gittikçe geriye gidiyorsunuz, içeri giriyorsunuz. Durum bu, görünen bu.

Onur Kızılboğa: “Son dönemde Serdar abinin bahsettiği gibi vergilerden maliyetlerin yüksek olmasına dolayı adam hesap yapıyor. Geçen biri bahsetti dedi ki: “Ben bakıyorum vergiden, algıdan ondan hesap yapıyorum. Gidere bakıyorum, gelire bakıyorum. Şoförlük yapsam daha şerefli diyor. Kaza riski yok, vergi yok, sıkıntısı yok.” bugün aracını satıp şoförlük yapan insan sayısı o kadar fazla ki aynı gelire geliyor. Niye ben 20-30 bin lira fazla para kazanacağım diye  sermayeyi oraya yığayım? Bugün şoför olsam ben kazada belada olsa Allah korusun ceketimi bırakıp gidiyorum. Bir de şu vergilendirmeyle alakalı hasılat usulü vergilendirmeye geçilecek denildi. Özellikle Kasım ayı için de o konuda bizim çok mağdur olduğumuz bir konu.

Serdar Kaçar: “ Biz esnaf olarak vergimizi peşin veriyoruz.”

Onur Kızılboğa: “ Vergilendirme konusunda çok bir mağduriyet yaşıyoruz. Bir haksızlık yaşıyoruz. Vergilendirme konusunda aynı özel halk otobüsleri gibi bize de aynı hasılat usulü olsun. Biz bu durumu anlattık daha önce. Oda başkanları  da söyledi.

Serdar Kaçar: “ Otobüs, minibüs bunlarda vergilendirme yok çünkü nakit parayla çalışıyorlar. Bu adamlar kazançlarının hepsini cebine atabiliyorlar. Biz yaptığımız iş karşılığı fatura kesiyoruz. %10 tevkifatımızı baştan devlet alıyor. Diyor ki: “ %20 değil. Siz %10 tevkifatı bana bir baştan ödeyin. Geriye kalan %10’luk kısımda biz sizinle kavga edelim. Gideriniz var mı? Masrafınız var mı?” diye. Biz peşin vergi veren bir esnafız. Böyle bir pastayı bırakmazlar.

Onur Kızılboğa: “Okullar açıldı mesela. Haberlerde servis fiyatlarının fahiş fiyatlar olduğunu ne kadar yüksek olduğundan. Biz yıllardır okul servisi çekmiyoruz. Yakın bir aile dostumuz öğrencisini verecek. Bizim Darıca Nene Hatun’dan yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta bile değil 6 bin lira gibi bir rakam talep etmişler. Beni aradı, ben de servisciyi aradım. Servisçi diyor ki: “Onur biz o rakamı almıyoruz 6 bini.” Hiçbir şey yapmadan 16 kişilik aracı var 6 kişisini direkt firmaya veriyor. Adamın hiçbir gideri yok. Geçenlerde duyduğum bir olay; “16 kişilik yolcu taşıyorum ben, 6 kişinin parasını direkt aracı firmaya veriyorum.” Burada servisci para kazanmıyor. Okul kazanıyor, okul müdürü kazanıyor, bir de aradaki servis firması kazanıyor. Esnafın yine aldığı belli.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:  Burada genel görüntü şu; Büyükler daha büyüyor. Küçük esnaf daha da küçülüyor ve zor duruma düşüyor.

Onur Kızılboğa: Hepimizin tanıdığı esnaflar var böyle. Eskiden üç tane beş tane arabası olan adam şirket kurdu. Bugün gerçekten adam milyon dolarlara ulaştı ya. Bizim de o zaman bir arabamız vardı. Devletin sistemin üstü küçük esnafta. Bizim bir liramızda gözü var. Adamlar o kadar şey yapıyorlar ki biz geçen sene aracımız bir ufak bir kazaya karıştı. 35 bin liraydı sigorta ücreti. Bu sene 85 bin lira oldu.  3 katı  arttı. Giderlerde çok gerçekten. Ufak ufak topladığımız zaman hiçbir anlamı yok. Kazada adam bize bir yatar parası davası açıyor. Gerçekten bir kaza yaptığımız zaman tamam, bittik.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Son olarak sözü Serdar Bey’e verelim. Ekleyeceğiniz hususlar varsa buyurun.

Serdar Kaçar: “ Genel olarak servisini çektiren fabrika şikayetçi, çocuğunu okula gönderen veli şikayetçi, şimdi ben diyorum ki: “Taşımacılığı yaptıran şikayetçi, taşımayı yapan şikayetçi, bu aradakine kim dur diyecek?” vatandaş çocuğunu uygun fiyatlarla götürebilir.  Bana götürttürmüyorlar. Bu ihale bir şekilde birilerinin el altından, müdür tarafından, okul yönetimi tarafından ya da birilerine telefon gelmesi kaynaklı birileri ihaleyi almış. Çocuğunu okula gönderen diyor ki: “ 7-8 bin liraya neden ben çocuğumu okula gönderiyorum? Biraz yüksek değil mi?” ben onu 3 bin liraya götürebilirim çünkü 2500 lira alıyorum toplama vurduğumda. Ben 8000 liraya değil 4000 liraya da bu işi yapabilirim ama bana yaptırmıyorsun. Fabrikada da yaptırmıyorsun, dışarıda da yaptırmıyorsun.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İlla firma mı olsun deniliyor?

Serdar Kaçar: “ Birilerinin telefonuyla bazı ihaleler yer değişebiliyor. “Falanca okulumuz artık ihaleyle şuraya geçti. Teklif en uygun veren oydu.” Ya da falanca firmalar büyüklerinin selamıyla birbirlerinin işini alıyorlar. Bir de bahsettiğimiz firmalar Kocaeli genelinde pastayı paylaşmışlar. Diyorlar ki: “Hep beraber yiyelim. Nasıl olsa arabacı sana da muhtaç, bana da muhtaç.” Bir masanın etrafında toplanıyorlar, mazota %50 zam gelmiş, “% 7 mi verelim, % 5 mi verelim?” diyor. Büyük marketlerde yoğurdun, yumurtanın fiyatını belirleyenler servis taşımacılığında da bunu belirliyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Maalesef kapitalizmin genel özelliği servisçilere de yansımış durumda. Her yerde küçükler daha zor durumda. Büyükler ise daha da büyüyor ve bir sömürü çarkı var burada bunu görüyoruz. Bir taraftan mazot fiyatları astronomik bir şekilde artıyor. Dünyada kriz var. Türkiye’de bir ekonomik kriz var ve bu arada da küçük esnafı düşünen yok. Biz bu program vesilesiyle Kocaeli servisci esnafının küçük esnafın sorunlarını gündem etmeye çalıştık. “Büyük firmalara yem etmeyin kurban etmeyin.” diyoruz. Esnafımız gerçekten son derece zor bir işi yapıyor. Bilirim servisci esnafına dakik olmak zorundadır. Sabahın köründe gece yarısı uyanmak insanları toplamak, oradan ikinci, üçüncü servislere yetişmek zorundadır. Bunun tatili yoktur. Çok düzenli, tertipli, disiplinli çalışmak zorundadır ve bunun karşılığında da gittikçe büyümek yerine gittikçe küçülen ve zor duruma düşen servisci esnafını bugün dinledik. Biz dile getirdiğiniz sorunları gündeme getireceğiz. Bir şekilde mecliste de gündeme getireceğiz. Bugün bu programımız vasıtasıyla da gündeme getirdik. Sizin sesinizi kamuoyuna duyurduk ve duyurmaya devam edeceğiz. Oldukça önemli haksızlıklar var hakikaten. P plakaların nasıl alındığını bilirim. Ne kadar yüksek maliyetlerle servisci esnafının onu almak zorunda olduğunu bilirim. Gittikçe artan, oldukça yüksek meblalı bir plaka türüydü ve sonrasında işte bu tür bir adaletsizlikle de sizlerin zor duruma düşüp bütün müktesebatınızın içinin boşaltılması son derece üzücü. 

Onur Kızılboğa: “Servisci esnafının birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde olması lazım. En önemli noktamız o. Üç sene önce bize onu yapamıyorlardı. Tekrar eski ruha, eski birlik, beraberlik, dayanışma ruhuna dönmemiz gerekiyor.”

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Tüm servisci esnafına da Kocaeli Servisciler Odası Denetim Kurulu üyesi Onur Bey böyle bir mesaj vererek; “Sömürü çarkının dişlerinden birisi olmayın. Hakkınızı, hukukunuzu arayın.” diyor. Biz servisci arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz ve bugün de böyle bir ihlali duyurmuş oluyoruz.

Bugün de programımızı burada bitiriyor. Haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşmak üzere. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum efendim hoşça kalın.

Yorumlar