8 Ekim 2021

Gündemimizde çok önemli gündem maddeleri var, insan hakları ihlalleri var. İnsan hakları komisyonunun ilgilenmediği insan hakları ihlalleri var. Biz bunları yoğun bir şekilde gündem edeceğiz, elimizden geldiği kadar çözüm ve sonuç arayacağız. Öncelikle şunu belirtmek isterim, bir insan hakları savunucusu siyasetçi olarak Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin yoğun bir şekilde gündeme getirdiğimiz için birçok mağduriyeti önlemeye çalıştığımız için insan hakları savunucuları da bazen mağdur olurlar, biz de mağdur olmuştuk. Meclis’te vekilliğimiz düşürülüp cezaevine atılmıştık ve daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla geri dönmüştük. Bu konuda hem bir geçmiş olsun hem tebrik hem de bizi dinlemek için Avrupa Parlementosu Türkiye Raportörü Sn. Nacho Sânchez Amor bizi ziyaret etti İstanbul’da HDP İstanbul İl Başkanlığı’nda bir ziyaret gerçekleşti. Züleyha Gülüm vekilimiz, İstanbul İl Eş Başkanlarımızın da katıldığı ziyarette Sn. Nacho Sânchez Amor’a Türkiye’deki hukuksuzlukların hepsini anlatmaya çalıştık. Parti üzerindeki baskıları ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalıştık, Kobani davası ve kapatma davası ile ilgili gelişmeleri ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalıştık ve Türkiye’de o denli hukuksuzluklar var ki planlanan ziyaret süresi 1 saatti ama 2 saate yakın bir görüşme oldu. Sn. Amor bizi dikkatle dinledi, aynı zamanda Türkiye’deki KHK zulmünü ayrıntılı bir şekilde anlattık. Bir soykırım boyutuna varan KHK’lılara uygulanan Nazi muamelelerini ayrıntılı bir şekilde anlattık. Çaresiz ve ölüme terk edilmiş, açlığa, susuzluğa terk edilmiş KHK’lıların durumunu Sn. Amor’a anlattık. Cezaevindeki ihlalleri açık, kapalı görüş süreleri ile ilgili tüm sıkıntıları ve denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ile alakalı sıkıntıları kendisine anlattık, cezaevindeki ihlalleri, hasta mahpusların durumunu; Mehmet Emin Özkan, Ayşe Özdoğan ve Mustafa Kabakçıoğlu başta olmak üzere etraflı bir şekilde anlattık. Türkiye’deki insan kaçırmaları ve işkenceleri anlattık ve nasıl yürütmenin, yargının bu noktada duyarsız olduğunu bir Meclis Başkanlığı’nın bu konudaki araştırma önergelerimizin üstünü nasıl örttüğünü ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalıştık ve ayrıntılı bir şekilde bize yapılan muamele ile ilgili de ek bilgiler verdik. Nasıl yargının yürütmeye boyun eğdiğini, nasıl yasama başkanlığının, Meclis Başkanlığı’nın nasıl yürütmenin adeta bir aygıtı gibi çalıştığını ayrıntılı bir şekilde Sn. Amor’a anlattık, Türkiye raportörüne anlattık, dünyaya anlattık. Yürütmeye söylüyorum; hiç kimse yaptığının yanına kar kalacağını zannetmesin, yasama başkanlığına sesleniyorum Sn. Şentop’a sesleniyorum; yaptığı hukuksuz uygulamanın hiçbir şekilde duyulmayacağını, üstünün kapatılacağını sanmasın biz bu yaptığı hukuksuz uygulamayı tüm dünyaya duyuruyoruz. Türkiye raportörü bunları ciddi şekilde not aldı ve Meclis Başkanlığı’nın hukuksuz uygulamalarını şikayet ettik, Türkiye raportörüne yürütmeyi şikayet ettik ve Türkiye’deki tüm hukuksuzlukları elimizden geldiği kadarıyla anlattık. Kendisinin duyarlı olduğunu ve bizi takip ve taktir ettiğini bu hukuksuzlukları iyi bildiğini de gördük.

Değerli arkadaşlar bugün önemli bir duruşma var; Osman Kavala duruşması. İnanılmaz bir olay. 4 yıldır neden cezaevinde yattığı belli olmayan yürütmenin abuk subuk açıklamaları ile, yargının ne yaptığı belli olmayan uygulamaları ile cezaevinde olan bir insan var 4 yıldır maalesef ki Sn. Osman Kavala cezaevinde bir sivil toplum aktivisti çok gayretli bir insan ve ona çok ağır suçlamalar yöneltildi. Bir ayaklanma başlatmak, casusluk yapmak gibi hiçbirinde tutturamıyorlar ama maalesef Sn. Kavala’yı içeride tutmaya devam ediyorlar. Bu inanılmaz bir durum, Osman Kavala’ya yapılan haksızlığın karşısındayız, büyük bir zalimlik, büyük bir zulüm yaşanıyor. Tarifi imkansız bir durum, hiçbir hukuk sisteminde bunun bir açıklaması yok. AİHM Sn. Osman Kavala’ya yönelik hak ihlali  yapıldığına karar verdi ama halen cezaevinde tutuluyor. Düşünün tanıyabileceğiniz en son mahkeme Anayasa’nın 90. Maddesine göre Sn. Kavala’nın dışarı çıkması lazım. Aynısı Sn. Selahattin Demirtaş için yapılıyor. AİHM’in hak ihlali kararına rağmen Sn. Demirtaş 5 yıldır cezaevinde inanılmaz bir olay ve muktedirler diyor ki: “Ben seni içeride tutuyorum. Kim ne derse desin.” Mantığı ile hareket ediyor. Hak, hukuk, adalet, mahkeme, yargı tanımadıklarını gösteriyorlar ve daha da üzücü olanı bu zulmü duyuranlara da soruşturma açıyorlar. Çok vahim bir durum. Gerçekten çok üzücü. Diyarbakır’da ziyaret etmiştim Sn. Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ı dinlemiştim, oldukça üzgün 2 çocuğu ile evinde oturan bir hanım ve hakkın, hukukun geri gelmesini bekleyen bir insandı. Biz kendisine destek olmuştuk. Kendisi geçtiğimiz günlerde Fox TV’ye çıktı İsmail Küçükkaya’nın programına çıktı ve orada cezaevlerindeki haksızlıkları anlattı. Söylediklerinde hiçbir yanlış yok, tamamen haklı ve buna rağmen hakkında soruşturma açılmış. Gerçekten inanılacak bir şey değil. Sn. Başak Demirtaş bir siyasetçi değil ama cezaevi ziyaretlerindeki haksızlığı anlatıyor. Bunu bende anlatıyorum, cezaevine girmiş birisi olarak haksızlıkları cezaevindeyken de çıktıktan sonra da ayrıntılı bir şekilde anlattım. Dışarıda Covid neredeyse bitmesine rağmen cezaevlerinde 1.5 yıldır açık görüş olmadığını, kapalı görüşlerin 3’ten 2’ye düşürüldüğünü. Kapalı görüş ziyaret saatinin Haziran’da 1.5 saate çıkarılmasına rağmen 30 dakika, 45 dakika gibi uygulandığını söylüyoruz ve bunu eleştiriyoruz. “Çocuklarım 19 aydır babalarını göremiyor.” Diyor bir kadın, bir anne ve siz onun hakkında soruşturma başlatıyorsunuz. İnanılacak bir şey değil. Yasayı uygulamayan sizsiniz, uygulamama konusundaki eleştiriyi yapan Sn. Başak Demirtaş ve onun hakkında soruşturma başlatıyorsunuz. Biz Sn. Nacho Sânchez Amor’a Türkiye’yi ne kadar anlatsak azdır arkadaşlar. Türkiye’de ifade özgürlüğünün ne kadar ayaklar altında olduğunu, partimize yönelik Sn. Selahattin Demirtaş’a yönelik baskıların ne kadar ağır olduğunu ne kadar anlatsak azdır. Bakın görüyorsunuz böylesi hadiseler gerçekleşiyor. Sadece ve sadece gerçeği söyleyenler, yasa niye uygulanmadı diyenler hakkında soruşturma başlatılıyor düşünebiliyor musunuz? Devlet yasasını uygulamıyor. 5 aydır Haziran’da çıkan yasayı uygulamıyor neden böyle yapıyor dediği için Sn. Başak Demirtaş ve FOX TV hakkında soruşturma başlatılıyor, gerçekten akıl alır bir şey değil ama Türkiye’de hukuksuzluğun nereye vardığına dair çarpıcı bir örnek değerli arkadaşlar.

Biraz da yerele geleyim. Geçtiğimiz günlerde Kocaeli il ve ilçelerimizde dolaştık, binlerce vatandaşımızla konuştuk ve ben vatandaşlarımızın söyledikleri, şikayetleri ile ilgili burada gündem yapmak istiyorum. Vatandaşlara Meclis’te gündeme getirmemizi istediğiniz hususlar varsa bize iletin dedik ve onlar da ilettiler ve bizim de onları burada dile getirmek boynumuzun borcu. Oldukça fazla ama biz elimizden geldiği kadar Kocaeli halkının şikayetlerini söyleyeceğiz. En başta halkımıza baktığımız zaman pahalılıktan, ekonomiden çok önemli bir şikayet var. Yargıdan çok önemli şikayet var, yargıya güven kalmamış. Yürütmenin iktidarın çok büyük haksızlıklar yaptığını ve bir an evvel gitmesi gerektiğini açık bir şekilde söylüyor halkımız, Meclis’i göreve davet ediyor, Meclis’in sıkı bir şekilde çalışıp sorunlara çözüm bulması gerektiğini söylüyor. Çok haklılar bizde elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz arkadaşlar. Hepsini not aldık, bakın burada vatandaşlarımızın tüm söylediklerini not aldık, biz onlara konuşurken de söyledik. Söylediklerinizin hiçbiri buharlaşmayacak, havaya uçmayacak, arkadaşlarımız bunu yazıya dökecek ve biz bunu Meclis’te gündeme getireceğiz dedik ve sözümüzde duruyoruz. Biz yapmayacağımız şeyi söylemeyiz değerli arkadaşlar. Ben vatandaşlarımzın şikayetlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

Çözüm yeri olarak Meclis’i görüyor vatandaşlarımız, Kürt meselesini ve diğer meseleleri de Meclis’te çözün diyorlar. Meclis’te kimse kavga etmesin, biz vatandaşız ve bu meselelerin çözüm yeri Meclis’tir. Türkler’de bunu söylüyor, Kürtler’de bunu söylüyor. Kürt meselesinin çözüm yeri Meclis’tir diyor ve biz de bu noktada gerçekten elimizden geldiği kadarıyla yoğun bir gayret içerisinde olacağız.

Öğrencilerimizin barınma problemi var, birçok öğrenciyle konuştuk, yurtlardan şikayetçiler, yurtların olmamasından fiyatların pahalılığından şikayetçiler. Kiralar korkunç fırladı ve maalesef ki bu konuda gereken adımların atılmadığını, yurtların çok dolu olduğunu da iyi biliyoruz arkadaşlar. Bana daha bugün gelen bir şikayette zaten dar olan bir yurt odasında 4 kişi kalan öğrencilerin yanına 1 yatak daha konulduğunu 5 kişi kalma durumlarının olduğunu söylüyorlar, böyle maalesef sıkış tepiş bir şekilde öğrenciler kalıyor. Mevzuata uygun olmayan, insan sağlığına aykırı bir ortamda kalmaya çalışıyorlar.

Elektrik faturaları ile ilgili önemli sorunları Dilovası’nda Dil İskelesi bölgesinde birçok esnaftan fahiş fiyata ulaşan elektrik faturalarını dinledik. Bilhassa Dil İskelesi’nde böyle bir problem vardı.

Dilovası’nda yoğun bir yol yapım çalışma problemi var, yollar batak içerisinde yapılmamış, çukurlar kazınmış ortada bırakılmış, işçi başında yok. Niye kazdın o zaman? 3-4 aydır yol yapım çalışmalarında gecikmeler var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi büyük bir gecikme ile yapıyor, ne oluyor ne bitiyor arkada ne dolaplar dönüyor bilemiyoruz. Buralarda büyük rantlar döndüğünü çok iyi biliyoruz ama maalesef bu yollar yapılmıyor, esnaflarımızın dükkanlarını ziyaret ettik, toz ve çamur içinde her taraf. Diloavası halkı bunu hak etmiyor arkadaşlar. Dilovası’nda Kürtler yoğun bir şekilde var diye bu kadar duyarsızlık gösteriyorsanız biz bunu affetmeyiz, burada Meclis’te söyleriz. Dilovası halkının hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bunları dile getirmeye devam edeceğiz arkadaşlar.

Ulaşım ile ilgili sorunlar olduğu söyleniyor.

Dilovası’nda yaşayan vatandaşlarımız, gençlerimizle konuştuk. Oradaki fabrikaların Dilovası halkını işçi olarak almadığına yönelik şikayetlerde bulundular. Dışarıda işçi alma eğilimi olduğunu söylediler ve gerek Dilovası’nda gerek birçok ilçemizde, gerek Kocaeli gerek diğer illerimizde çok vahim durumla karşılaşıyorum. Gençlerimiz, orta yaşlı, yaşlılarımız bu ülkeden umudunu kesmiş ve herkes bu ülkeden gitmek istiyor, gerçekten çok üzücü vahim bir tablo. İktidara sesleniyorum böyle olmaz, bu insanların umudunu bitirmeyin diyorum.

Esnaf diyor ki: “ Bugün sadece dükkanı döndürebiliyoruz, cebimize birikim kalmıyor. Meclis’te durumumuzu gündem etmenizi bekliyoruz.” Diyor. Gençler: “Tahtlarını sallandıracağız o muktedirlerin. Bizim gibi gençler sallandıracak, ne yapacaksak biz yapacağız.” Diyorlar.

Eczacı arkaşlarımızı ziyaret ettik; birçok eczacı yeni çıkacak yönetmelikten şikayetçi. Biz de bu konuda duyarlıyız, buna karşı mücadele edeceğiz. Türk Eczacılar Birliği ve eczacılarımızı dinliyoruz. Birçok ilacın ödemeden çıkarıldığını, artık eczaneler yerine AVMler de zincir şekilde ilaçların satılacağını, marketlerde ilaçların satılabileceğini söylüyorlar. Bir doktor olarak ben de bu durumdan çok rahatsızdım. İlaçları en iyi eczacılar bilir, bakkalda, markette satılacak şey değil ilaçlar. Kapitalist mantıkla her tarafı AVMye çevirmiş durumda, şimdi de eczane AVM yapma peşindeler gördüğümüz kadarıyla.

Doların artışı ile ilgili esnafın çok şikayetleri var. Bir esnafımız bize dedi ki: “Sabah 9’da geldim, şu an dolar üzerinden 3-5 lira zararımız oluyor.” Diye doların artışından büyük bir şikayet var.

“Malları eski fiyattan satsak yine alan yok, yarın daha iyi olacağız diye kendimizi kandırıyoruz, hiçbir ilerleme yok, bizim sesimizi duyan yok ama iktidarın umrunda değil.” Diyor esnafımız. Her yerde notlar almışız. Çoğu esnaf: “Böyle devam ederse iş yerini kapatacak, dayanacak gücümüz kalmadı.” Diyor. Esnaf feryat ediyor arkadaşlar. Duyun bunu! Çok zor durumda, dükkanları kimisi kapatmış, kimisi kapatmak üzere.

Pandemide defalarca başvurmasına rağmen kredi alamayan çok esnaflarımızla karşılaştık. Kredi alsa da onu ödemede çok zorlanan esnaflarımızla karşılaştık.

Bizim yaşadığımız haksızlığı takip eden yüzlerce vatandaşımızla karşılaştık. Hiçbir muktedir yaptığını yanına kar kalacağını sanmasın, halkımız farkında. İnanın ki sadece kendi partilimiz değil her farklı partiden bana Meclis’te yapılan hukuksuz uygulamayı, vekilliğin düşürülmesi ve cezaevine atılma uygulamasını yakından takip edip eleştiren yüzlerce vatandaşımızın destek ve sevgi sözlerini dinledik. Bu da bizi çok mutlu etti.

Bir başka vatandaşımız Pandemide esnafın çok zor durumda olduğunu söylüyor. “Pandemide hem çalışıp hem ödeme yapacaksınız.” Diyor iktidar.  “Sigorta ödüyorum 1 yıl sonra emekli bağlanacak, pandemi olduğu için sürekli dilekçe veriyorum bekle diyorlar. O sigortayı kestikten sonra dükkan üzerimde olduğu için bağ kur da para istedi.” vb. Böyle devlet dairelerindeki sıkıntılarını anlatan insanlarla konuştuk.

“Mezun olan üniversite gencine iş veremiyorsunuz hiç konuşmayın. İnsanlar aç kaldıktan sonra asfalt olsa ne yapar.” Diyor ve pazardan akşam üstü meyve sebze toplayan insanları gördük, bunların anlatımlarını dinledik. İşsizliğin had safhada olduğunu gördük. Market fiyatlarının yüksekliğinden şikayet eden yüzlerce vatandaşımızı dinledik. Birisi diyor ki: “Etiket indirimden daha fazla aşırı arttı fiyatlar. Yazın ortasında şeftaliyi 15 TL’ye yedik 12 TL dip fiyattı, rafların fiyatları sürekli değişiyor. Tarım kooperatifte fiyatlar 1 hafta arayla 6 TL fark ediyor. Her hafta zam zam zam. Ders kitapları çok pahalı kızıma aldığım kitaplar 1400 TL, oğluma aldığım 500 TL.” Okullar açılmışi vatandaşımız çok mağdur kitap defter fiyatları el yakıyor. Bazı yerlerde defter kitap verdiği halde ne oluyorsa, bir şeyler mi dönüyor? Okul yönetimi, firmalar arasında. Ek kitaplar talep ediliyor ve vatandaşta bundan çok şikayetçi. Devlet kitap verdi ama nedir bu ek kitaplar? Ne oluyor? Gerekiyor mu? “Gerekiyorsa alalım ama biz çok zor durumdayken bu talepleri bizi çok zorluyor.” Diyorlar.

Küçük esnafın battığı ve çok zor durumda olduğuna dair her ilçemizde çok sıkıntılar duyduk. Meclis’te bizim bunları çözmemizi istiyor insanlar.

Otobüslerin durumu; pandemi otobüslerin çok yoğun olduğu, pandemi koşullarının gözetilmediğini söylüyor bir vatandaşımız. “Basamakta geliyorum, araç sayısı az öğrenciler olduğu için çok az geliyor.” Diyor Dilovası’ndaki bir konu. “Diş hastanesinden randevu alamıyoruz, herkes 300 TL verip özelde yaptıramıyoruz. Dolgu yaptırmak istiyorum ama randevu yok diyorlar, sistem randevu vermiyor. 2 senedir hizmet yok. CİMER’e de yazdım, özele zorundalık bıraktırılıyor.” Diş hastaneleri ile ilgili çok şikayetler dinledik ve maalesef ki sorunlar çözülmüyor.

Emekliler çok şikayetçi. Birçok yaşlı emekli vatandaşımızla konuştuk, malulen emeklilik maaşı 1570 TL alan ve ne yapacağını bilemeyen çok vatandaşla konuştuk. Emekliler çok zor durumda. Çoğu esnaf böyle devam ederse iş yerini kapatacak, dayanacak nokta kalmadı diyor ve çok insan özellikle mevcut iktidarın gitmesini istiyoruz diyor. “1570 TL maaşım var.” Diyor bir teyzemiz. “5000 küsür günüm var malulen emekliyim, nasıl geçineceğim? Ne yapmam lazım? Çocuğum var babasız büyüdü, babam kanser hastası. 3 kitaba 470 TL para verdim. Okulun aidatı 150 TL nereye yetiştireceğimi bilemiyorum.” Diyen, feryat eden insanlarla karşılaştık.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun anadolu kulüplerine haksızlık yaptığını söyleyen vatandaşlarımızı dinledik. Yine beden eğitimi öğretmenleri ile görüştük; okullarda salonlar olduğunu ama yeterli spor malzemesi olmadığına yönelik çok önemli şikayetlerde bulundu öğretmenlerimiz. Yeni Anayasa ile bu işlerin çözülmesi gerektiğine dair vurgular dinledik.

Esnafın işinin durgun olduğunu gördük, girdiğimiz bir çiçekçi: “Karnını doyuramayan çiçek alır mı? Bu yüzden bizim işlerimiz durgun.” Diyordu. “Önemli olan istikrar ve daha ziyade rahat yaşam diyor.” insanlar. “Daha özgür, daha zengin yaşayabilmeliyiz. Bu ülkede ciddi pahalılık mevcut. Onun önüne geçilmesi lazım.” diyor.” “Fiyatlar çok arttı yalnız yaşayan biriyim, markete gitmeye korkuyorum. 1 kg incir 25-30 TL güya hepsi Türkiye’de yetiştiriliyor. 1 kg incir 30 TL olur mu?” diyor. elektrik faturaları çok fazla ve bir terzi: “Ben 2014’te 5 TL’ye paça yapıyordum şimdi 10 TL’ye yapıyorum ama enflasyon o kadar arttı bizim arttığımız ücretin hiçbir anlamı kalmadı, esnaf böyle zor durumda. Vatandaşa da ne diyeceğimizi bilemiyoruz. “İki arada bir derede kalmış durumdayız.”

Sigorta ödemeleri ve stopajın çok yüksek olduğunu söyleyen vatandaşlarımızı dinledik. Kiraların çok arttığını, ev satın alma maaliyetleri ve kiraların çok arttığı yönünde önemli şikayetler var. Kocaeli’nde yine yağ fiyatlarının çok arttığı: “Eşim 100 TL veriyor, 3-5 bir şeyler al diyor, poşetin dibinde 2-3 parça bir şey var, görüyorlar, yaşıyorlar 80 TL olmuş 5 LT yağ, marketlerin fahiş fiyat zamlarını kontrol edeceğine bunun maliyetinin ne kadar yükseldiğini kontrol et.” Diyor. “LPG’ye 71 kuruş zamla uyandık. %15 Elektriğe zam geldi, doğalgaza zam geldi.” Diyor. vatandaş feryat ediyor.

Gebze Pelitli’de dinlediğimiz vatandaşlarsa Kürt vatandaşlara doğalgaz götürülmediğini, Kürt vatandaşların olduğu bölgelere doğalgaz götürülmediğini söylüyordu. Muhtar da bunu söylerek şikayetleniyordu değerli arkadaşlar.

Bize gelen şikayetlerle ilgili değinilerde bulunmak istiyorum. Ev ve araba pazarlayan firmalardan şikayetler var. Mart 2019’da faizsiz araba almak için parasını veren ve halen araba alamayan ve firmaların insafına bırakılan insanların şikayetlerini alıyoruz.

İstanbul’dan işkence yapılarak Bingöl’e götürülen Sonuç Gürdeğir ve ailesinin durumunu söylemek istiyorum. Gözaltına alınıp Bingöl’e götürülüp, her türlü darp a uğrayan bir insan. Yakını Ahmet Gürdeğir yine polisler tarafından darp a uğrayan. TEM Şubede önemli işkenceler gören bir insan. Ertan Gürdeğir yine aynı şekilde TEM Şubede işkence gören bir aile ferdi. Azat Gürdeğir polisten dayak yerken anne ve ablasının: “Çocukları öldüreceksiniz, durun.” dedikleri bir kişi. “65 yaşındaki yaşlı ve hasta anneme yat yere deyip silah doğrulttular. Aile olarak büyük travma yaşadık bize bu zulüm ve işkenceyi yapanların tespit edilip yaptıkları bu keyfi uygulamanı hesabini vermelerini istiyor.” Diyor Gürdeğir ailesi fertleri. Biz de bu konuda İçişleri Bakanlığı’na soru önergesi verdik arkadaşlar. Konunun takip edilmesini istiyoruz. Olacak işler değil. Birçok ihlal oluyor bakanlıklar bu ihlallerin üstünü örtmekle meşgul.

Öğrenciler af istiyor. Çeşitli nedenlerden dolayı; mesela: “Hukuk fakültesi öğrencisiydim okuldan ayrılmak zorunda kaldım, ümitli bir şekilde af bekleyen binlerce öğrenci var.”

Pandemi döneminde eğitim çok aksadı. Geçtiğimiz gün bir anne ile görüştüm; ikinci sınıfa çocuğu başlatılmış, geçen sene pandemide 1’e başlatılmış ailenin haberi bile yok ve aniden ikinci sınıfa başlatıldığı söyleniyor. Aile taşınmış, Adana Kadirli’ye taşınmış, önceki ikamet yeri Darıca’da bir okula verilmiş çocuk. Aile ne yapacağını şaşırmış, Kadirli’ye aldırmış, müdürle görüştürmüş. 2. Sınıfta görünen çocuğu 1. Sınıfa başlatmışlar, 1. Sınıf öğretmeni sınıfın kalabalığından strese girip çocuklara kötü davranmaya başlamış. Aralarında veli ile öğretmen arasında tartışma olunca öğretmen: “Al çocuğu git başımdan.” Demiş, Kadirli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de buradan sesleniyorum. Böyle şeyler nasıl oluyor? Anlamak mümkün değil ve öğretmenin istediği olmuş, çocuk sınıftan kovalanmış, çocuk daha kalabalık bir sınıfa alınmış 41 kişilik sınıfa alınmış. 1. Sınıfa başlayan çocuğunuz 41 kişilik bir sınıfta ne öğrenebilecek anlamak mümkün değil ve hal bu. Ailelerin haberi olmadan bir yerlere otomatik bir şekilde kayıt yaptırıyorsunuz daha sonra çocuk kendini 2. Sınıfta buluyor. Böyle bir şey olamaz. Buna veliler çözüm bulacağına devlet çözüm bulmalı. Veliler büyük perişanlık yaşıyor, çocuklar büyük perişanlık yaşıyor ve okuldan soğuyorlar. Kimsenin umrunda değil.

“701 sayılı KHK ile ihraç akademisyenim komisyona başlangıçta avukatsız başvurdum.” Daha sonra avukatla başvurmak istemiş. “Yok, başlangıçta avukatla başvurmadıysan şimdi avukat başvurunu kabul etmeyiz.” Böyle bir şey olabilir mi? Oluyor işte Türkiye burası maalesef. “Göreve mahkeme yoluyla döndüğüm süreçte bir güvenlik soruşturmasından geçmiş ve 7 ay görev yaptıktan sonra KHK ile ihraç edilmiştim.” Şu anda devlet kurumlarında böyle bir adet var. Güvenlik soruşturması ile işi yokuşa sürüyorlar, insanlar  mahkemeye gidiyor, güvenlik soruşturmasını aşıyor daha sonra göreve dönüyor. Bu sefer adamı bakanlık kararı ile ihraç ediyorlar. “Senin mahkemede kazanmanın bir anlamı yok, ben seni yine atarım.” Diyor. Böylesine zalimce bir uygulamayla karşı karşıyayız. “Bir savunma avukatının süreci izlemesine dahi tahammül edemeyen kara bir kutu ile karşı karşıyayız. Dilekçelerin akıbetini bile öğrenemiyoruz. Bu konu adil yargılanma ile bağlantilı. Her ne kadar “idari tedbir” olarak adlandırılıyor olsa da idari soruşturmalarda da tarafların savunmada temsilcileri olur. Komisyonun avukat kabul etmemesinin çok önemli bir ihlal olduğunu görüyorum.” Diyor.

Manisa’dan bir başvuru var bize. Manisa’da CHP’li adaya oy verdi diye Manisa’da hizmet alamayan AKP’li belediyeden hizmet alamayan Kürtler var. Bayburt Grup şirketinin AKP’ye oy vermeyen Kürt bölgelerindeki mahalle yollarını yapmadığını öğreniyoruz. Böyle bir şikayet var. Yetkililerin bu konuda bir cevap vermesi lazım. Aydoğdu köyü özellikle hizmet alamıyor.

Kırıkkale Cezaevi’nde 80 siyasi mahpusun ailelerine haber verilmeden farklı yerlere sürgün edildiği haberini aldık, bize mahpus yakınları şikayette bulundular. Bunu da buradan iletelim. Bu şekilde insanları mağdur ederek, ailelerine haber vermeden, ailelerine uzak yerlere sürmenin anlamı yok, büyük ihlaldir bu birçok kez yapılıyor Adalet Bakanlığı’nı kınıyorum.

Atık işçileri çok sıkıntıdalar. Son çıkan yasadan sonra atık işçilerin kazançlarına göz dikildi. Şirketler atık işçilerini taşeron işçisi gibi çalıştırmaya azmetmiş durumda. Maalesef yine taşeronlaşma ve firmaların patronların kazanması işçilerin kaybetmesi isteniyor. İşçiler direndi ve işin doğrusu işçilerin depoları yakıldı. İktidar kim kazansın istiyor? Patronlar kazansın istiyor iktidar. İktidarın o patronlarla ne kadar ortak olduğunu da bilmiyoruz ama biz bu konuda mağdur işçilerle konuşmaya bugün devam edeceğiz arkadaşlar.

KHK’lı insanların başvuruları yine çok yoğun bir şekilde var. İhraç edildikten sonra çok ağır haksızlıklar ile karşı karşıyalar.

Denetimli serbestlikle ilgili; “Eşim Mustafa Çiçek halen tutuklu ve Yargıtay cezasını onamadığı için de bir işlem yapılmıyor. Denetimliye de çıkamıyor.” Denetimli serbestlikle ilgili şikayetleri Avrupa Parlementosu Raportörü Sn. Amor’a da çok ilettik Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkif İşleri Genel Müdürlüğü bunu bilsin. Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkif İşleri Genel Müdürlüğü bunu bilsin. Yaptıkları zalimliklerin, o savcıların haksız hukuksuz kararlarlarının yerde kalacağını hiç sanmayın, biz bunu Türkiye’ye duyuruyoruz. Buradan görüşmelerimizde tüm dünyaya duyuruyoruz, Türkiye’de büyük hukuksuzluklar olduğunu söylüyoruz. Tüm vatandaşlarımız da bunu bilsin. Denetimli serbestlik verilmemesi ile ilgili sıkıntıları biz kesinlikle yerde bırakmayacağız, sürekli dile getireceğiz.

Şanlıurfa Viranşehir’den bir şikayet gelmiş. Pınarlar, Yeniköy, Üçdam, Dikili, Aliboğa, Gözler bölgesinde yolların yapılmadığı, BOTAŞ’ın yıllardır bu bölgede yolları yapmadığı yönünde çok önemli şikayetler alıyoruz.

Oğlum Ferhat Yaşar Bandırma Cezaevi’nde çocukluğundan beridir psikolojik tedavi görüyor askerde çürük raporu verdiler, uyarıcı madde kullandığı için suç işledi, tekerrürden dolayı cezası arttı, şu an durumu çok kötü, kendine bakamıyor, yemek yemiyor, yemeğin içinde zehir var diyip yemiyormuş, ne konuştuğunu anlamıyoruz. Bandırma Devlet Hastanesi’nden cezaevinde kalamaz raporu verildi, fakat İstanbul Adli Tıp rapor vermedi, hala cezai ehliyeti var diyorlar, Bursa Savcılık’tan ceza ertelemesi için raporlarını gönderdik, 1 savcıdan ret gelmiş 2. Savcı 2.5 yıl indirim yapmış diğer savcılar hastane raporu istemişler. Şu an Bandırma Üniversite Hastanesine götürüp getiriyorlar her defasında karantina odasına tutuyorlar çocuk gittikçe kötüye gidiyor acı çekıyor bu durumdayken cezai ehliyeti var diyorlar. Çok çaresiz kaldık lütfen yardımcı olun.” Diyor insanlarımız. Bakın değerli arkadaşlar uyuşturucudan dolayı zor duruma düşen cezaevlerine düşen çok gencimiz, binlerce, on binlerce gencimiz var böyle olmaz. Biz bu çocukları kaybetme durumumuz olmamalı, biz bu çocukları kazanmalıyız ama bu bağımlı çocukları cezaevinde daha da çığrından çıkar duruma getiriyorlar. Böyle birçok başvuru alıyoruz. Daha dün Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir sonuç çıktı ortaya. Yine aynı vaka. Bakın çok çarpıcı, Anayasa Mahkemesi bir karar verdi. Uyuşturucu ile ilgili bir suçtan dolayı cezaevine giren bir genç tedavisizlikten, hastaneye götürülmemekten cezaevinde hayatını kaybetmiş. Ne olmuş? Hep bildiğimiz vaka yakınları başvuruda bulunmuş, savcılık takipsizlik vermiş. İşin üstünü örtmüş, aradan 3-4 yıl geçmiş Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş. Anayasa Mahkemesi de bu ağır ihlali görerek hak ihlali vermiş. Siz neden bu mahpusu hastaneye götürmediniz ve orada öldü bu nasıl bir iş diyerek hak ihlali kararı vermiş. Ona benzer bir vakayı şu anda okuduk, aile perişan durumda, çocuk uyuşturucu bağımlılığından oldukça kötü durumda, cezai ehliyeti olmamasına rağmen halen cezaevinde tutuluyor. Bu insanları kazanmamız gerekirken ya cezaevlerinde çürüyorlar, ya hayatlarını kaybediyorlar 4-5 yıl sonra Anayasa Mahkemesi ihlal kararı veriyor ama iş işten geçmiş oluyor. Bunlar kabul edilecek hadiseler değil değerli arkadaşlar.

Bugün süremiz bitti, dile getireceğimiz çok ihlal vardı ama haftaya inşallah devam edeceğiz. Biz ihlallere yetişmekte zorluk çekiyoruz, çok ihlal başvurusu geliyor, onları dile getirmek durumundayız ve buradan ilgisizlik içinde olan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nu kınadığımı belirteyim, Adalet Bakanlığı’nı kınadığımı belirteyim, İçişleri Bakanlığı’nı kınadığımı belirteyim, Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün duyarsızlığını kınadığımı belirteyim ve burada basın toplantımızı bitiriyoruz. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum efendim.

Yorumlar