19 Nisan 2022

Yeni bir ÖFG TV Programı ile karşınızdayız. Her hafta olduğu gibi bu hafta Salı günü saat 21.00’de sizlere haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile birlikte sunduğumuz programımıza yine başlıyoruz.

Bu hafta konu biziz. Bu hafta sonu bir vatandaş ile olan diyaloğumuzun kesilmesi ile ilgili bir video kamuoyunun gündemindeydi, vatandaş ile benim konuşmamdan rahatsız olan polisin onu uzaklaştırıp götürmesi kamuoyunun büyük tepkisini çekti ve bizimle konuşmak isteyen ve uzaklaştırılan Fuat Zengin’i bulduk. Buyurun gelin, burada bugün istediklerinizi anlatın, o gün anlatamadığınızı bugün burada anlatın dedik. O gün ne olmuştu? Askeri öğrenciler, kursiyer teğmenlerin anne babaları uzun süredir kısılan seslerini yükseltmek istemişlerdi ve Ankara’da bir basın açıklaması yapmaya karar vermişti. Ankara Sakarya Caddesi’nde anneler, babalar, yakınları toplanmıştı ve barışçıl bir basın açıklaması yapıp dağılacaklardı. Basın açıklamasına da başlandı fakat orada bulunan polis memurları gelip bu açıklamanın yapılamayacağını söylediler ve anne babalar da buna bir itiraz göstermeden dağıldılar, diretebilirlerdi ama dağıldılar ve bu görüntü içine sinmeyen ben orada sözlerime devam ettim. Bu insanların aslında sözlerini orada ben dillendirdim çünkü orada konuşmalarını da istiyordum. Ben konuştuktan sonra o velilerimizin de konuşmasını istiyordum fakat onların konuşamadığını görünce üzüldüm ve orada basın mensuplarına bir açıklama yaparak konuyu biraz detaylandırmaya ve polis memurlarının vatandaşı dağıtmasını anayasaya aykırı olduğunu çünkü vatandaşı orada basın açıklaması yapmakla, korumakla mükelleftirler. Onların sesini kısmakla mükellef değillerdir. Bu çok açıktır, anayasa böyle söyler, orada bulunan herkese de bunu anlattım. Biz o sırada bunları anlatırken yanımızda kursiyer teğmen babası Fuat Zengin belirdi ve kendisi bana teşekkür etmek istedi, elimi öpmek istedi ben izin vermedim ve dertlerini anlatmak istedi bana fakat uzaktan gelen bir polis memuru aldı onu götürmek istedi. “Ne yapıyorsun? Vatandaş benimle konuşuyor. Basın açıklaması değil bu. Vatandaş benimle konuşuyor, bunu engellemeye hakkın yok ki.” Dedik ve ardından Fuat Zengin’i polis aldı götürdü, biz engellemeye çalışsakta aldı götürdü, ileride gözaltına alınmadan serbest bırakılmış. Kendisi birkaç kez daha bu denemeleri yapmasına rağmen yanımıza yaklaştırılmamış. İşte o gün konuşamayan Fuat Zengin’i bugün biz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde makam odamızda ağırlıyoruz. Kendisi neler söylemek istiyor kendisini dinliyoruz.

Fuat Zengin:Çok teşekkür ederim çok sağ olun. Önce gerçekten samimi, kalbi mücadelenizden dolayı sizi boş yere suçsuz günahsız yere cezaevlerinde yatan bütün asker yakınları, kursiyer teğmen, öğrenci, astsubay, asker suçsuz günahsız yatan içlerinde suçlu yatanlar var onları demiyorum onlar adına bunları söyleyeyim dedim, bunun için elinizi öpeyim, yürekten teşekkür edeyim dedim sağ olsun polisler öyle talimat almış ama bu bir anayasal hak. Ben sokakta gördüm vekilimi, gittim merhaba diyeceğim, sarılacağım, samimiyetimi göstereceğim müsaade etmediler. Sağ olsunlar bana da şiddet uygulamadılar ama asla yaklaştırmadılar, birkaç defa denedim, geleyim en azından birkaç şey söyleyeyim dedim çünkü derdimizi bir tarafa anlatamadık, hiç kimse bizi muhatap aldı ne sizin gibi dinledi ne mücadele etti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:O gün basın açıklamasının polis tarafından engellenmesi, yarıda bırakılmasından sonra anne babalar dağılınca anlaşılan içinize sinmedi benim orada sözlerime devam ederken velilerin yanımdan uzaklaştırılması sizin içinize sinmeyen bir şeyler vardı.

Fuat Zengin:Hiç sinmedi, bekledim size ulaşmaya çalıştım, hiç olmazsa ulaşayım. En azından bari bir yerde size bu içimdekileri söyleyeyim çünkü siz dile getiriyorsunuz, ben nerede nasıl getireyim, bizi burada gerçekten makamınızda ağırladığınız için tekrar bütün askeri öğrenciler, tüm yatanlar adına yürekten teşekkür ediyorum. Bizim yapmadığımız, bizim davamıza sahip çıkmadığımızdan fazla fazla sahip çıkıyorsunuz bize. Bunu samimi söylüyorum, konuşmamda anlaşılır samimi konuşurum o yüzden yürekten teşekkür ediyorum. Aileler de yürekten teşekkür ediyorlar. Burada konuşacaklarımız bizi bu duruma düşürenler inşallah buradan bir pay çıkarırlar ve aşama aşama “Oğlun nasıl oldu?” derseniz onları izah edeyim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Öncelikle Cumartesi günü Ankara’da ailelerin basın açıklaması engellenmek istendi ve sizin bana yaklaşmanız istenmedi, neden bu kadar bir telaş var? Siz haksız bir şey mi söylemek istiyorsunuz? Neden siz engellenmeye çalışılıyorsunuz? Neden şu ana kadar sesinizi çıkaramadınız? Bunları biraz anlatır mısınız?

Fuat Zengin:Vekilim o basın açıklamasında da gördüğüm gibi çünkü sistem müsaade edersek haksızlığa uğradıklarını, mağduriyetlerini anlatırsalar çoğu duymayan taraflar tarafından duyulursa eğer suçsuz günahsız yere bu kadar içeride yatan var mı diye düşünenler aslında merak etmesinler çokta farkında olan halk yok! Bu mağduriyeti gören halk olsaydı bu durum olmazdı. Onun için niye müsaade etmedi? Konuşmasın denildi. Anayasal hak. Türkiye’nin düştüğü duruma bak! Almanya’dan aramışlar, hayret etmişler. Nasıl vekil ile sokakta konuşamıyor musunuz? Demişler.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Almanya’dan seni aradılar.

Fuat Zengin:Almanya’dan eşime ulaşmış, görmüşler.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu inanılmaz görüntüler nasıl oldu?

Fuat Zengin:İnanamıyorlar. Derdimizi anlatıyor, teşekkür edeyim dedim. 3 kelime konuşmadan niye eğiliyordum elinizi öpmeye çalışıyordum? Öyle bir şey yapıyorsunuz ki 6 senedir o çektiğimiz; ben şeker hastası oldum. Zaten olan olmuş bunlar da polis memurları aldıkları talimat gereği bir şey yapmadılar. Ben suç duyurusunda bulunmayı düşünüyordum, benim anayasal hakkım bu. Beni niye engelliyor? Vekil ile konuşuyorum bir şey yapmıyorum? Benim kafama silah dayasalar şu devletin camını kırmam. Hukuk neyse hakkımı ararım, koymadılar, müsaade etmediler, suç duyurusunda bulunacaktım; şöyle düşündüm, o polis memuru arkadaş dinlerse; görevi ne yapsın ekmeği, ona talimat verilmiş, zaten hukuk nasıl işliyor belli onun için suç duyurusunda bulunmayacağım ama bundan sonra bu tür durumlarda biraz daha yapıcı olsunlar, biraz da müsaade etsinler. Vuran kıran varsa onlara yapsınlar. Bundan sonra sesimizi duyururuz. Başka platformlarda basın açıklamalarında.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu girişten sonra sizden hem kendinizi hem de hakkını aradığınız oğlunuzu biraz tanıtın.

Fuat Zengin:Küçük oğlum küçüklükten beri asker olacağım derdi. Askeriyeye sempati vardır ailede. Başarılı çocuk, puanı da çok yüksekti. Kara, hava hepsini kazandı, ODTÜ’yü de tutuyordu puanı. Üniversiteye git oğlum dedim. “Ben asker olacağım baba.” Dedi. Dünyanın en zor şeyi çocuk yetiştirmek. Buna inanarak söylüyorum çünkü ben öyle yetiştirdim ki; oğlum bir parkta oturdunuz, bir şey yediniz, elinizdeki şeyi yere atıyorsanız benim evladım değilsiniz diye yetiştirdim. Okulda kavgası olmadı. Bir şikayet gelmedi. Kirada duruyorduk, ev sahibi geldik çocukları götürme burada kalsın diğer çocuklara örnek olsun dedi. Böyle yetiştirmeye çalıştım ama şimdi ne acıdır ki; dua ettiğim, ömrümüzü bağışladığımız, peşine gittiğimiz parti tarafından, sistemi yöneten onlar çünkü kalkıp en ağır suç ile çocuğumuz yargılandı 12.5 yıl ceza aldı, oğlum okulu Denizli’de okudu. Bizim terör örgütü ile zerre bağımız yok. Olsa “Devlet açmış bankayı bende gidip hesap açtım.” Derdim, açan da suçlu değil. O aşamaya geleceğiz, terör örgütü ile bağı bulunamamıştır diyor. Sadece benim oğlum değil 30 öğrencinin bağı bulunamamıştır diyor kara havacılıkta bulunan öğrencilerden. Askeri öğrenci sınavlarına girdi harp okulunu kazandı, harp okuluna girerken bütün samimiyetimle söyledim; “Bak oğlum askerlik kayıtsız şartsız mutlak itaat demektir.” Dedim. “Bunu yapmayacaksan boşuna gitme.” Dedim. “İtaat edeceksin, komutan ne diyorsa o. Gülme.” Dedim. Komutan: “Suratını asacaksan yapma bu işi.” Diyormuş. Çocuğum harp okulunu kazandı, harp okuluna gitti, okulu bitirdi, okurken pilotluk sınavlarına girdi, kara kuvvetlerinin kendine helikopter ve kargo uçakları için pilot yetiştiriyor, 10 aylıktı zannedersem, tekli uçuşlardan sonra kura çekip alanları belli olacak. O arada çocuğum abisinin düğüne geldi Denizli’ye darbeden 2 ay önce. Ben yine sordum askerlikten pişman mı diye. “Oğlum askerlik çekilmez.” Dedim, vazgeçme durumu var mı diye. “Mecburi hizmetin bitince, gider sivil havayolunda çalışırsın.” Dedim. Vekilim samimiyetimle söylüyorum 22 yaşındaki gencin verdiği cevap şu; “Pahalı iş, devlet çok para harcıyor bedelini ödemek çalışmak lazım.” Dedi. Denemek için dedim, verdiği cevap ders gibiydi. Vatan haini diyenler utansın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu cevabı veren çocuğa vatan haini dediler.

Fuat Zengin:3 defa ağırlaştırılmış müebbetten hazırlandı, o aşamada da anlatılıyor, nasıl savcıyı ailelere neler dediğini bilemiyoruz. Kim diyorsa söylesin aile. O aşamada da gidip gelenlere savcı: “Çok gidip gelmeyin iddianamesini hazırlayalım, meşgul etmeyin.” En son bir hanım giriyor çocuğun annesi giriyor, Rafiye hanımdı, giriyor. İstanbul’dan gelmiş, 15.00’da görüşü var Sincan’da savcıyı görmek istiyor, sağ olsun savcı alıyor, oturtturuyor, ilgileniyor 40 dakika  ağlıyor ve ağlayınca diyor ki: “Tamam annesiniz ağlıyorsunuz, ağlamayın ben araştırdım çocuklarda bir şey yok kara havacılarda. İlk mahkemede çıkar.” Diyor. Bunun yanı sıra başka bir çocuğun amcası da Sincan’a gidiyor, illa göreceğim diyor müdüre çıkıyor müdür: “Amca ısrar etme Martta hepsi çıkacak.” Demiş. Savcı da böyle deyince ilk mahkemede çıkacak, cezaevinde görüşe gitmişiz aileler olarak bize anlatıyor, dedim ki: “Bir savcı böyle demez yenge, nasıl olur?” “Abi ben yalan mı söylüyorum, öyle demese der miyim? Şunu da söyleyeceğim savcı bana dedi ki: “2 kişi varmış onlar çocukları kullanmaya kalkmış ama merak etmeyin bir şey yok, çocuklar çıkar.” Abla gerçekten bu hiç olmadı. Koca devletin savcısı böyle kelimeler kullanmaz. “Ben niye yalan söyleyeyim?” dedi. isimlerini de söylemiş. Yarbay, yüzbaşı diye isimlerini de vermiş. “İddianameyi hazırlayım. Mahkemede çıkar” Demiş. Birçok kişiye söylemiş. Bizi uyuttular, iddianame hazırlandı 3 defa ağırlaştırılmış müebbet. Mahkeme oldu, mahkeme devam etti, mahkemelere gittik, çocuklar konuşuyor mahkemede çocuğun biri mahkeme başkanına “Başkanım size söylüyorum, beni dinlemiyorsunuz.” “Bana ne söylüyorsun? Konuş git.” Diyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Peki ne yapmıştı da bu cezayı yedi? O gece ne oldu? Havacı karacı pilot ondan sonra o geceye geldik? Ne oldu da böyle ağır ceza verildi?

Fuat Zengin:Vekilim Cuma günü eğitimleri bitiyor, normal mesailerini bitiriyorlar, tam çıkacağı zaman oradaki Güvercinlik’teki kara havacı bunların sorumlusu Yüzbaşı Emre Erkan diyor ki: “Çocuklar hafta sonu bir yere program yapmayın, komutan sizi çağırdı konuşacak.” Diyor. Komutan da Yarbay. O program yapmayın deyince ailelere gitmeyin demiş. Onlar da dışarıda yemek yiyorlar, 20.30’da telefonla arıyorlar. Hepsini topluyorlar gazinoya, kara havacılıkta 30 çocuk, tulumlarını giydiriyorlar çocukların. Onlar uçamıyorlar helikopterle. Uçabilseydiler belki helikopter kullandırmaya kalkardılar. Gazinoya topluyor çocukları, çocuklar tüm mahkemelerde anlattı, komutan da anlattı. “Yarbay nefes nefese geliyor. Konuşmaya başlıyor: “Çocuklar Genel kurmaya saldırı oldu. İŞİD Genel kurmaya saldırdı, ikinci hedef burası buranın güvenliğini biz koruyacağız.” Diyor. Mahkemede: “Öyle deyince çocuklar korktu, korkunca biraz teselli ettim, hemen gelemez.” Diye teselli etmiş. 22 yaşında çocuk. Bunları söyledikten sonra depoda silah varmış, silah vererek nöbet tutturuyorlar Güvercinlik alanı içerisinde. 4’erli, 5’erli şeklinde. Dışarından başka komutanlar da getirip koyuyorlar. Suçsuz yatanlar vardır, içinde tamamen suçsuzdur demiyorum, suçlular var, darbeciler var, silah dağıtıyor, mermi dağıtıyor çocuklara alanlara koyuyor ama bizim çocukların başına başka birlikten gelen Serkan Yıldırım diye Yüzbaşı getiriliyor. “Siz buna tabisiniz, bunun emir komutasındasınız. Telefonları kapatacaksınız. Telefonu açık gördüğüm olursa vatan hainliği ile yargılarım.” Demiş. “ Serkan yüzbaşını dinleyeceksiniz.” Oğlum: “Baba ben ne asker gördüm. Farlar kapalı. Helikopter de görmedim. Sırtımı ağaca koydum, su getirdim. Kamera kayıtları var.” Dedi. hepsinin kamera kayıtları var. Böyle olunca arkadaşının biri telefon açıp bakmış; komutanlardan açıklama yapıyor, herkes birliğinde dursun, birliğinden çıkmasın, kimisi de birliğine dönün diyor. Çocuklar birlikte. O komutana birliğinden çıkma demişler. Önce astsubay gitmiş nizamiyedeki 3-4 kişi çıkalım diye çıkamazsınız demişler. Çıkarsanız hayatınıza mal olur. Buradan çıkış yok dediler. Telefonu açtım. Darbe haberlerini gördük. Sabah 06.00’a kadar nöbet tutturuyorlar. 06.00’da geliyor komutan tamam gidebilirsiniz eve diyor. 06.00’da gönderiyor bunları.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Herhangi bir çatışma, kurşun sıkma yok.

Fuat Zengin:Yok. Mahkeme kanalı ile de tespit edildi, bütün oradaki çocukların ne silahlarının bir tane mermi atılmış ne ellerinde barut izi yok. Cumartesi evinde kaldılar, konuştuk telefonda. Oğlum ne oldu? Ne yaşandı? Ulaşamadık o gece sabaha karşı ulaştık. Bana ne yaşandıysa ne eksik ne fazla söyle. Ben ona göre yetkili yerlere anlatacağım dedim. “Baba çağırdılar, nöbet tutturdular. İşid saldıracak. Uçuş komutanı yüzbaşı çağırdı mesaimize devam edelim dedi. Pazar günü gitti birliğe, orada komutan geliyor diyor ki: “Sizi gözaltına alacağız. İfadeniz alınacak.” Diyor. Beni aradı oğlum. “Baba böyle bir şey varmış, ifadeye gideceğiz. Biraz uzayabilir haberiniz olsun.” Dedi. Öyle deyince ben anladım. Darbe olduğu zaman ben 60 yaşındayım, 80 darbesi olduğu zaman o zamanki Genel Kurmay Başkanımız o zaman üsteğmendi. “Oğlum kim olursa olsun ne eksik ne fazla. Ne yaşadıysan onu anlatacaksın. Bir yalan olursa tüm doğruları götürür.” Dedim. “Zaten bir şey yaşanmadı baba.” Dedi. Gözaltına aldılar, 11 gün gözaltında kaldı. 11 gün bana demedi de avukatına söyledi, 11 gün 2 gün hiç ekmek su vermemişler. 2. Günde pet su çeyrek ekmek vermişler. Bu Yunan esirine veya savaş esirine yapılmayan muamele. Biz bunu hak etmedik. Bunu da bana demedi. Taşıyamayacağımı biliyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kaç gün bu halde kalmış?

Fuat Zengin:11 gün.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Neredeler?

Fuat Zengin:11. Gün telefon çaldı kapandı. Sağ olsun baronun atadığı avukata rica etmiş oğlum, aradım baro beni atadı, Hüseyin rica etti haber veriyorum dedi. Gece Ankara’ya geldim. Tuttukları yere gelince, birliğine gidiyorum kimse bilmiyor, burada yok diyorlar. Sıhhıye adliyesine geldim, kendimi öldüreceğim dedim. Benim çocuğum ölü mü diri mi? Dedim. O gün galiba sonradan öğrendiğim kadarıyla Başkent Spor Salonu’nda kalmış, sonra Sincan’da sıcak asfaltta çadırın altında, asfaltta kalmışlar. Bir ülke gerçekten kendi ordusunu, her şeyine güvendiği benim çocuğum sokakta kavga etmemiş. Ben 30 aileyi tanıdım, 30 çocuk adına kefilim. Bir komisyon kurulsun Meclis’te. Çok mütedeyyin kesimde gördük, bir komisyon kurulsun, bakılsın 30 çocukta vatan hainliği varsa, tespit ederlerse beni dikin yoldan geçen yüzüme tükürsün. Böyle çocuk yetiştirdik. 11 gün gözaltında kalıyor çocuğum. Yapmadıklarını bırakmıyorlar. Bizimkilere yine az işkence yapmışlar.

Fuat Zengin:Çadırın altında asfaltta 11 gün boyunca kalıyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Biraz çadırda, biraz spor salonunda, başka yerlerde tutmuşlar ama çadırda da uzun süre tutmuşlar çünkü ben gittim ulaşamadım. Hükümete yakın olanlardan duydum. Çadıra girmiş, elinden tutmuş çadırdan alıp getirmiş. Ben gözümle görmedim, diğer aileler görmüş, üst düzeydekiler almış götürmüş. 4. Günüydü, mahkemeye geldim, araştırdım bulamadım, 11. Günü mahkemeye çıkaracaklar, Sıhhıye adliyesine çıktım avukat geldi “5 tane çocuk getirdiler” çocuk bitmiş, gözlerini annesine söylemedim, çukur içinde kaybolmuş gözleri. Bu insanlar ben askeriyeye giderken çocuğuma nasihat etmişim. “Bak oğlum bu ülkede hiç darbe zihniyeti eksik olmadı.” Diye nasihat ettim. Eğer olurda subay olacaksan bir gün darbe olur bir sivile bir tokat atarsan, bir şey dersen suratına tükürürüm evlatlıktan reddederim çünkü darbe zihniyeti bitmedi, hep böyle oldu bu ülkede, bunu da nasihat ettim çocuğuma. Hiçbir çocuğun emrini yüzüne assa dahi yapma. Çocukları Sıhhıye Adliyesi’ne getirmişler nasıl işkenceler yapmışlarsa bitirmişler. 5 dakika çekmedi. Çocuğa yaklaştım biraz, “Oğlum ben ne yetiştirdiğimi biliyorum. Sen benim evladımsın diye demiyorum. Eğer bu devlet sizin gibi gençlerin kıymetini bilmezse bu ülkenin iki yakası bir araya gelmeyecek.” Çünkü bunları derken bir polis memuru: “Kim bu beyefendi çıkarın atın bunu.” “Memur bey bakın ben biliyorum eğer benim çocuğum darbeci olsaydı o da ölürdü siz de ölürdünüz.” Dedim. Darbeci değil, çoğu böyle. Vekilim 5 dakika değil, 3 dakika içerisinde çıktılar avukat beyle beraber, tutuklanma kararı verildi, Sincan’a götürülecek denildi. Avukat bey ile konuştum: “Sizi tecrübeli gördüm. Bu davaya sizinle devam edelim. Kendi kuzeni var aslında. Tecrübe lazım.” “Fuat bey bekleyin 6 ay-8 ay bekleyin, şu anda hukuk yok. Bekleyin onu tavsiye ederim, bir şey yok çocuklarda.” Dedi. iddianame hazırlanma aşamasında ben savcının yanına girmedim çünkü son kararında şöyle diyecektim; bana çocuğumun bir tane suçunu söyleyin çünkü darbeci ise çocuğu reddedeceğim yoksa beni de atın çocuğumun yanından. O şekilde görüşmeye geldim fakat o günde savcı beyin yanına giden iddianameyi hazırlayan, soran olursa ismini de söylerim, iddianameden sonra Yargıtay savcısı seçildi, mahkeme başkanı da Yargıtay’a seçildi davalardan sonra. İddianame hazırlama aşamasında gidip gelen ailelere şunu demiş; “Zırt pırt gelmeyin bizi engellemeyin. Biz iddianameyi hazırlayalım.” Bir gün çocuklarımızdan birinin annesi İstanbul’dan ziyaretine geliyor. 15.00’de ziyaret edecek. Gideyim savcıyı göreyim diyor. Gidiyor sağ olsun sayın savcı da çok ağlıyor, anne tabi. 40 dakika benimle ilgilendi dedi. 17 kişi çocuklar bir koğuşta kalıyordu. Savcı: “Annesiniz üzgünsünüz ama gidip gelmeyin, çocuklarınızda bir şey yok, ilk mahkemede çocuklarınız çıkar.” Dedi. Öyle deyince savcı öyle bir şey demez dedi. Hatta şunu da söyledi: “2 kişi kullanmaya kalkmış ama kullanamamışlar bir şey yok çocuklarda.” Demiş. Bir devletin savcısı böyle demez dedi. Mahkemede konuş git demiş. Böyle oldu mahkemeler.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:12.5 yıl ceza aldı, İstinaf’ta onandı ve Yargıtay’ı bekliyorsunuz. Sıkıntılı bir süreç, Yargıtay’da da onanırsa gencecik insanların hayatı karartılmış olacak. Bu noktada sizin kamuoyuna söyleyecekleriniz neler? Siyasetçilere, sivil toplum kuruluşlarına söyleyeceklerinizi alalım?

Fuat Zengin:Vekilim iddianameyi hazırladığında tamamı terör örgütü mensubu yazmış, 3 ağırlaştırılmış müebbet yazdı iddianemeyi, mahkeme bittikten sonra ceza verildi fakat gerekçeli kararda terör örgütü ile bağı bulunamamıştır, bu 30 kursiyer için. İstinaf kararında onandı, orada kısa bir yazı var. İstinaf kararında diyor ki: “Darbeden haberdar olmadığı anlaşılmıştır.” Diyor, kısa bir şekilde yazılmış. Burada kamuoyuna demek istediğim; önce bu mağdur olan aileler davalarına sahip çıksınlar. Polis memuru bizi götürünce biz onu zora sokmadık. Birkaç defa yanınıza gelmeyi denedik, o da görevini yapıyor. Davanıza sahip çıkın! Sizin gibi bu bizim sesimizi duyuran bir insan olarak, bari basın açıklaması yaparken mağdur olan birçok kişi var gelsin yanımızda dursunlar. Ben kendi davama sahip çıkmazsam kim sahip çıkacak? Ben buradan tüm sivil toplum örgütlerine, başta özellikle aileler davanıza sahip çıkın başka yolu yok. Her fırsatta mağdur olduğunuzu anlatacaksınız. Allah razı olsun, ben 6 sene içerisinde geldim hiç olmazsa içimdekileri vekilime anlatayım, dökeyim, teşekkür edeyim dedim koymadılar. Vekilimize ulaştık, söyleyeceklerinizi söyleyin diyor. Aileler bu işin başka yolu yok. Yarın Yargıtay’dan onandığı zaman yapacak bir şey yok, hadi gözünüz aydın çünkü bizimle ilgilenen yok. Bizim ömrümüzü, duamızı aldılar. Ben Sayın Cumhurbaşkanım ‘One minute’ dediğinde ben sabaha kadar ağladım, bekledim, yukarıda bir şey olur diye sabaha kadar bekledim dua ettim ama sonucunda vatan hainliğinde yargılandık, çocuğumuz vatan haini oldu. Bütün o diğer siyasi partilere, özellikle sivil toplum örgütlerine en çok onların üzerine; bakıyorum şimdi ne zaman konuşacak? Türk-İş, Hak-İş, DİSK, partilere bakıyorum oy istiyorlar, önemli olan zoru konuşmak, zoru dile getirmek her fırsatta sizin yaptığınız gibi. Zoru ne pahasına olursa olsun, arkadaşlara da söylüyorum da gülüyorlar. 600 vekil var bir tane Ömer Faruk’u taşıyamadılar! Bir de Ömer arıyorlar! Ömer burada kulağınızın dibinde, atmayın tutun! Onun için ben bütün sivil toplum örgütlerine bu ülkenin Müslüman denen, mütedeyyin kesim bizim de yakınlarımız var. Bu mağduriyeti devlet yapmış, ceza vermişse ne yapalım demeyin, devlet nicelerini suçsuz günahsız yatırdı. Sn. Cumhurbaşkanımız da şiir okudu diye yattı cezaevinde. Siz ne yaptınız da sizin vekilliğinizi düşürdüler gittiniz yattınız. Devlet yapıyor bunu maalesef. Biz mağdur kimse onun yanında olacağız, önce kendi mağduriyetimizin yanında olacağız. Ben kendi davama sahip çıkmazsam kimse sahip çıkmaz. Ben özellikle bu sağ düşünen partilerden, başbakanlık yapmış Sn. Davutoğlu Başbakanın çok dürüst olduğuna inanıyorum. İlk başbakan olduğunda yanımızda devlette, kamuda çalışan insan da vardı, çok dürüst insan dedi hoca ama siyasetçi değil, siyaset yaptırmazlar dediler. Bunu halk biliyor ama Sayın Başbakan önemli olan zoru her yerde konuşmak. Biz size oy verdik. Sahip çık! Benim hain olduğumu bağımsız bir mahkeme kurun. 30 çocuk adına konuşuyorum, 3 tanesinden vatan haini çıkar diyorsanız konuşun artık. Meral hanıma da diyorum; gidiyorsunuz çok güzel esnafları dolaşıyorsun “İşleri iyi mi diye soruyorsunuz” işleri iyi değil biliyorsunuz, hukuka dayanıyor bu. 500 bin mağdur olmuşsa işin olur mu? Sen beni konuşacaksın. Herkesin etrafında var. Ne olur İYİ Parti içinde konuşanlar var, genel başkan düzeyinde rica ediyorum Allah rızası için korkunun ecele faydası yok. Kılıçdaroğlu Sn. Genel Başkanımız her fırsatta dile getiriyor, yürekten teşekkür ediyorum ama eksik şu; darbeyi hanımından öğreniyor askerlerini alıyor geri dönüyor. Ona bile müebbet hapis verdiler. Onu da konuşmak lazım, tüm mağdurları. Suçlu var. Ben çocuğuma nasıl nasihat ettim; oğlum bu darbe zihniyeti bu ülkeden gitmemiştir. Geçmiş darbeleri arar olduk! Öyle bir darbe oldu ki geçmişi arar olduk! Bu olmaz! Benim 45-50 gün önce 42 yaşındaki kardeşim kalp krizinden gitti. Gerçekten Cumhurbaşkanımız dünya baki değil! Yeter vallahi 6 sene oldu, yapacaklarını yaptılar yeter! Bu muameleye son verin, bu çile bitsin! Af asla istemiyoruz. Talep etmiyoruz. Af diye bir talebimiz yok kendime hakaret sayarım. Ben çocuğuma dedim bir af çıktı ya suç işleyenler vardı. “Size af çıkmadı dedim.” “Babacım niye beni onlarla bir tutuyorsun?” dedi. “Af bekleme.” Dedi, ben af istemiyorum. Mağdur olduğumuzu herkes biliyor. Ben iktidar partisindeki milletvekillerine sesleniyorum; artık vicdanınız size öyle baskı yapıyor ki; bunu kaldıramayacaksınız, kalp krizinden gideceksiniz konuşun. 6 sene yapacağınızı yaptınız, şeker hastası oldum, kalp kapağım genişledi, tiroid oldum. Vekilimle konuştum, Almanya’dan adam izlemiş. Bir teşekkür etmek istedim ona bile izin vermedi polis memuru. “Böyle yap.” Diyor hukuk yok ki. Ekmek 10 lira olacak çünkü size oy veren asgari ücretli. İnşallah bunun hesabını halk yapıyordur! Kafama silah dayasınlar devletin camını kır yapmam. AK Parti’ye üye yaptım, çalıştım ama dese ki şimdi oy verir misin 50 defa düşünürüm. Sizin gibi vekili de gerçekten HDP anlayışı, HDP sizi tuttuğu için onlara da ayrıyeten teşekkür ederim. Gerçekten siz adil bir insansınız, sizi her parti taşıyamaz. Mağdurun yanında olmak ağır bir şey. Sizin yüreğinize gerçekten o bütün yatanlar adına, tüm masum yatan herkes adına yüreğinize, elinize, emeğinize sağlık teşekkür ediyorum. Elinizi öpmek istiyorum müsaade etmediniz ama.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Son olarak Cumhurbaşkanı’na söylemek istediğiniz bir husus var mı?

Fuat Zengin:Ben Cumhurbaşkanı’na şunu rica ediyorum; Allah rızası için Sn. Cumhurbaşkanım biliyorum bu ülkeye çok hizmet yaptınız, inkar olsa nankör olur, inkar etmiyorum ama bakın bunu siz de biliyorsunuz mağdur çok, mağduriyet çok. Kim ne kadar mağdur varsa, bunlara bir çözüm yolu getirin. Yazık bu böyle gitmez! Bu böyle olmaz! Biz niye oy verdik destekledik, bir sürü şahit var. Siz aday olduğunuz zaman ben koştum, gittim Ziraat Bankası’na para yatırdım Cumhurbaşkanı aday olsun diye, gitti yatırdı bilmiyor ki sonunda vatan haini olacağımızı. Bunu siz çözersiniz, ne kadar mağdur varsa bu işleri çözecek adalet, hukuktur. Sn. Cumhurbaşkanım çok ağır geliyor. 30 tane çocuk adına kefilim. Sn. Cumhurbaşkanım gerekçeli karara yazılıyor, savcının dediklerini anlattım, o savcı Yargıtay’a seçildi, mahkeme başkanı da Yargıtay’a seçildi. Ben çocuğuma dediğim zaman “Oğlum bırak sivil havayolunda çalışırsın.” Dedim. “Hayır baba devlet bize çok para harcıyor, çalışmak lazım.” Dedi, ben böyle yetiştirdim. Sizin vicdanınıza sesleniyorum, size ulaşamadık bir türlü Sn. Cumhurbaşkanım, siz halk insanıydınız. Bu işin çözün, siz çözersiniz. Vekilim de samimiyetiyle koşturuyor. Samimi olduğuna halk müthiş inanıyor. Samimi olmasa niye ilgilensin bizimle. 500 bin mağdur var oraya gelmiş 30 kişi. Allah razı olsun, kim hangi partiden olursa olsun ben teşekkür ediyorum ama özellikle sağ partide siyaset yapanlar samimi, her ne sorun varsa samimi şekilde ortaya koysunlar, her sorunu kim hangi dilden hangi partiden olursa olsun. Vatan bir tane, bu vatan çökerse altında kalırız. Ona inanıyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Akrabalarınızdan çocuğunuzun durumunu soranlar, takip edenler ne diyor? Onlar hakkında neler dersiniz?

Fuat Zengin:Akrabalarımızdan bu cezalar verilirken şuna inanıyorum; cezaevi önünde söyledim. “Bakın çocuklarımıza ceza verilecek, belki siyasette oydur, oylar düştüğü zaman ileride af çıkar mı bilmiyorum çünkü taban biz hep hangi tarafa oy verdiğimiz verdi, mevcut iktidar tabanı. Şimdi ne olacak? Hüseyin’in 60-70 oy var, vatan haini ettiğiniz zaman, 8-10 tanesi vermez diğerleri veriyor çünkü şuna bakıyor; mevcut oy verdiğimiz iktidar partisi haksızlık yapmaz, vardır bir suç diyorlar.” Yaşlılar, kırsal kesimden gelme, iddianameye bakmaz, okumaz. Çocuğudur diye böyle diyordur düşünebilir, öyle düşünebilir, suçlamıyorum ama bütün akrabalara bu içeride olan çocukların, askerlerin akrabalarına, yakınlarına; bakın oruç tutuyorsunuz, namaz kılıyorsunuz, boşuna tutmayın, eğilip kalkmayla olmuyor. Allah emretmiş: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Diyor. Geçmişimde şüpheli ifadem yok ama hakkı teslim edin. Zulüm edenin yanında olmayın! Sesinizi duyurun. Cumhurbaşkanıma yalvarıyorum; sizin gibi vekilim geliyorsunuz bir şey beklemeden açıklama yapın. Aile sahip çıkmazsa siz ne yapacaksınız? Nereye kadar? Bu bir gerçek. Tamamen Allah rızası için, kendinizi buna adamışsınız, adamasanız meclisten atmazdılar. Özellikle sağ partiler bu işi çözecek. Ali Babacan’ın partisi, özellikle Başbakanımız Davutoğlu mert, doğru konuşuyor diyecek mağdurları konuşacak. En mağdur askeri öğrenciyi, kursiyer çok. 7 günlük asker silah vermemişler müebbet almış.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Annesiyle konuştum aradı beni. Yozgat’lı sanırım. Annesi aradı, konuştuk, yürek parçalayıcı. Bir sürü müebbet almış. 7 günlük asker olacak iş mi? Çocuğun bir sorumluluğu yok ki.

Fuat Zengin:Komutan demiş ki: “Bin.” Bizim çocukları çağırmışlar İşid geliyor diye. İşid baskın yapacaksa ülke bitmiş demektir! Darbe olacak sistemin haberi olmayacak! Yüreğimiz çok yanıyor, hasta olduk. Çocuğum Sincan’daydı dilekçe verdi mecburiyet yoksa Sincan’da kalayım illa nakil olacak diyorsanız Denizli etrafındaki cezaevlerine gönderin. Giresun Espiye Cezaevi’ne verdiler 19 saat. 26’sında eşim gitti, ben işçi emeklisiyim. Eşim ziyarete gitti 400 TL’den bilet aldık şimdi 490 TL oldu. Onlar yetmemiş gibi bende duydum basın açıklamanızı, tam zamanı şimdi ben sesimi duyururum, iki kelime vekilime anlatayım. Eli öpülesi insansınız, sistem müsaade etmedi. Ülke kaybediyor. Almanya’dan gören, duyan arayanlar var. Vekil ile konuşamıyor vatandaş! Polis geldi bir şey yapmadı, vurmadı, canı sağ olsun. Benim çocuğuma işkence ettiler.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hüseyin cezaevinde ne yapıyor?

Fuat Zengin:Sorular çalınmış dediler. İnsanın olduğu yerde hırsızlık olur, sorular çalınmıştır, verilmiştir. Benim çocuğum kendi emeği ile girdi askeriyeye çünkü ODTÜ’yü tutacak puanı vardı, üstelik cezaevinde sınava girdi, sınavda puanı da iyiydi, 4000 küsürlerdeydi sıralaması Türkiye genelinde Marmara Hukuk’a kaydedildi çünkü Marmara Hukuk’ta içeride okuyabiliyordu, geçmişte de 12 Eylül darbesinde yatıp okuyan avukatlar vardı, 10 yıl yatmış okumuş. Kaydını yaptık, sınava soktuk, sınava girdi, okula kaydını yaptık, “Cezaevinde sınavlara giremezsin.” Niye soktunuz sınava? Dava açtık. Mahkemeden karar çıktı okumasına yönelik. İstanbul’a dava açtık. Halen yürekli, hukuku uygulayan hakimler var. Yazmışlar; eğer şimdi okuyamazsa telafisi mümkün olmayan sebeplere sebebiyet verebilir diye okuması gerekir diye yazmışlar. Şu anda kitapları da alıyoruz sınavlara giriyor cezaevinde, sistemi ayarladılar. Marmara Hukuk’ta okumaya çalışıyor ama inanın devlete küskün değil.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Onlar orada tüm gayretleri ile ilim irfan okuyor.

Fuat Zengin:Başka yapacak bir şey yok.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çok yoruluyorsunuz, Denizli Espiye 19 saat sürüyor ve birçok asker ailesi de bu mağduriyetleri yaşıyor umarım en önemlisi adil bir şekilde yargılanması, Yargıtay’da beraat etmesi, bu kararın bozulması, en büyük dileğimiz. Birçok askeri öğrenci kursiyer teğmenin durumu böyle, siz binlerce insandan birisiniz. Binlerce sizin gibi insan var, çoğu susuyor, sesini çıkarayım diyor, basın açıklaması engelleniyor vb. ama anadoluda büyük bir mağduriyet var. Binlerce insan çok büyük bir sıkıntı çekiyor değil mi?

Fuat Zengin:Bu taban iktidar tabanı. 9100 polisi ihraç ettiler, bir tanesi benim yakınım. Çocuğun bağı da yok attılar. Çocuğun dükkanı var, orada rızkını kazanmaya çalışıyor ama imkanı olmayan çok intihar eden oldu, terk eden oldu yeter 6 sene oldu. Yetti ya! Bunu çözecek olan iktidar partisi milletvekilleri. Vicdanlı olan konuşacak vekilim! Sizin hayatınız yok mu? Niye yapıyorsunuz böyle? Samimi konuştuğunuzu dinlediğinizde görecek. Mağduru konuşmayacaksınız neyi konuşacaksınız? Önünüze gelene terörist demek kolay. Vekilim siz de terörist ben de terörist, Allah beni senin gibi terörist etsin dedim. Niye? Her şeye koşturuyorsun, keşke senin gibi terörist olsam.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kendinden olmayan herkes terörist.

Fuat Zengin:Biz uzun süre destekledik, oy verdik ne zamana kadar? Darbeden önce uyandık. Bizden olmayan herkes terörist! O artık gitmiyor! Pazarlama gitmiyor biz uyandık artık. Ben AK Parti vekillerine; herkesi vicdana çağırıyorum. Giden Adalet Bakanımız susmasın, onun vicdanlı görüyorduk. Çaresi yok, sizin de başınıza gelecek, vatan hainliği çok ağır bir şey. Bir gün birisi gelecek hukuk geri geldiğinde sizi vatan hainliği ile içeri atınca ne yapacaksınız o zaman? Dünyanın en ağır şeyi; ben vatansever olarak yetiştim ben her sene bayrak asıyorum. Bayrakçıya ben teröristim dedim. Yeter artık sağır sultan duydu. Sn. Cumhurbaşkanımın vicdanına sesleniyorum, Allah rızası için bu sıkıntıları çöz ama af olarak değil Sn. Cumhurbaşkanım. Size de yanlış haber veriyorlar, yanlış bilgi getiriyorlar. Hangi birine yetişeceksiniz ama doğru belli, ben nasıl söylüyorum; savcının dediklerini, çağırın savcı dedi mi demedi mi? Sadece o kadın değil, böyle değildi de ne oldu birden bire ceza aldı. Bir öğrencinin amcası çok ısrar ediyor cezaevi müdürü ile görüşelim diye “Amca yasak, göremezsin şimdi bunlar çıkacak Mart’ta.” Demiş, müebbetler ceza aldı. Sn. Cumhurbaşkanımın vicdanına sesleniyorum, Allah rızası için. Herkes şahit, bu insanlar size ağladı, bu insanlar size ömrünü bağışladı. Koştum gittim Ziraat Bankası’na seçime gidiyor diye bağış yaptım. Yeter bu kadar saflığımıza yeter! Bu işi çözün! Allah rızası için çözün yoksa benim oğlumun cezası onanırsa, benim oğlum vatan haini ilan edilirse Meclis’in önünde kendimi yakacağım, kaldıramıyorum bu vatan hainliğini kaldıramıyorum. Ben Cumhurbaşkanlığı’na yazdım, ben kendimi intihar edeceğim, bu vatan hainliği çok ağır geliyor dedim, taşıyamıyorum dedim. Ankara’dan bir numara arıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aradı. Niye siz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan arıyorsunuz dedim? Ben Cumhurbaşkanlığı’na yazdım. Birim oluşturduk dediler. “Sabırlı olun bağımsız yargıya güvenin.” Dediler.  Bağımsız yargı diyorsunuz ama 58 aydır birliğinden çıkmayan çocuklar içeride. İçişleri Bakanlığı bari açıklama yapalım. Sn. İçişleri Bakanı bari açıklama yapalım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Derdini duyurmaya çalışan masum insanlar.

Fuat Zengin:Doğru dürüst konuşamıyoruz. Bir tanesi taş atarsa devletten önce biz gider tutarız kolunu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çok teşekkür ederiz.

Fuat Zengin:Sonsuz teşekkür ederiz. Allah razı olsun.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İnşallah baskılarımız hakkın, hakikatin gerçekleşmesine neden olur. Fuat Zengin büyük bir gayretle, aşkla, şevkle hakkın yerine gelmesi için uğraş veriyor, kendi çocuğu ve binlerce insan için mücadele veriyor ve sesini duyurmaya çalışıyor. Bu sesi duyalım, bu sesi kısmayın diyorum. O kısılan sesin sesini burada yükseltmeye çalıştık, tüm kamuoyu da bu sesi duysun. ÖFG TV burada bitiyor, haftaya Salı günü saat 21.00’de tekrar sizlerle birlikte olacağız inşallah. Hepinize hayırlı akşamlar hoşçakalın.

Yorumlar