2 Temmuz 2025

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İklim mi bıraktınız ki iklim kanunu konuşalım. Bakın, yetmedi size ya, hava, toprak, su, deniz, hepsini yani hamuduyla yutuyorsunuz. Arkadaşlar, bakın, ispatı burada. Şimdi, çok dikkatli bakın, burası neresi? Dikkatli bakın, bilene 10 puan vereceğim. Burası Derince, Körfez kıyısı. Bu yapı ne? Safiport Limanı arkadaşlar. Bakın, şimdi, burada bir gariplik görüyor musunuz? Bakın, iyi bakın, burada bir garip bir şey var değil mi? Ya, liman, liman değil maşallah ada olmuş, ada olmuş ya, denizi öyle bir işgal etmiş ki 450 metre işgal etmiş. Kim? Hakan Safi, Safi Holding; sırtını saraya dayamış patron, işgal ettikçe ediyor; kimyasal tanklar, her şey burada, genişledikçe genişliyor, otuz dokuz yıllığına kiralamış Hakan Bey. Çok mutlu, çok mütebessim, gülüyor,

“Çok güzel kârlar ediyoruz.” diyor. Hatta “3 kat daha büyüteceğim.” diyor. 3 kat. 3 kat büyütmek nedir Sayın Vekilim, biliyor musunuz? Vallahi karşı kıyı Gölcük’e varacak. Hakan Bey’in hedefi bu; karşı kıyı Gölcük’e varacak. 3 kat büyütecekmiş. Limanlar Kanunu madde 5 var, diyor ki: “Deniz kıyısına kazık çakamazsın, genişletemezsin.” Ama Hakan Bey Çevre Bakanı Murat Kurum’dan işi bağlamış. Efendim, bu yapıya “Ruhsata tabi değildir.” diyor ama Derince Belediyesi öyle demiyor arkadaşlar. Derince Belediyesi gelmiş, burada 8 tane ruhsatsız yapı tespit etmiş, 150 milyon lira ceza kesmiş. Hakan Bey’in sırtı sağlam; işi halletmiş ondan sonra yola devam ediyor Hakan Bey. “Yürü ya kulum.” demiş. Bakın, arkadaşlar, ya ne ikliminden bahsediyorsunuz ya! Hakan Bey genişledikçe genişliyor. Sonra, bakın, bir de şu arkada Derince liman otoyol projesi yapılmadı. Yirmi yıldır Kocaeli’ne yapılmadı. Saniye başı buradan tırlar geçiyor, binlerce tır Kocaeli’nin içinde, her gün kazalar oluyor. Neden? Efendim, Hakan Bey çok para kazansın diye. Sonra bu SAFİPORT aynı zamanda İsrail’le anlaşma yapmış. Ha bire buradan İsrail’e mal gidiyor. En son MARLABAL gemisinin gittiğini ispat etmiştik. Şimdi yeni gemiler gidiyor. Yani Kocaelililerin trafik çilesi çekmesi önemli değil, Hakan Bey para kazansın. Filistin’de bebeklerin ölmesi önemli değil, Hakan Safi sırtını saraya dayayarak paralar kazanacak. Durum böyle arkadaşlar. Memleketi bu hâle getirdiniz. Bitmedi; bakın, size başka bir şey daha göstereceğim: Bu, kimin forması? Amedspor değil mi? Amedspor formasının üstünde ne yazıyor? “…”(*) yazıyor. “…” ne demek Kürt arkadaşlar? “Varlık” demek. Şimdi, Diyarbakır’dan birisi Amedspor formasına “Hebûn” yazdırmış, Erzurum Dumlu Cezaevindeki Mahsum Yüksekbağ’a göndermiş. Mahsum formayı alacak cezaevi yönetici demiş. Hayır, olmaz. Niye olmaz efendim, formamı ne var bunun yasak ne var? Demiş. Hayır efendim, teröristçe kelimeler, barış teröristçe kelimeler hep teröristçe kelimeymiş vermiyoruz, ondan sonra gözlem kurulu kararını baktım. Diyor. Teröristçe kelimeler var. Vermiyorlar. Şimdi, vallahi Amedspor umarım gönderir. Cezaevi almak zorunda. Sanırım bu ne Erzurum cezaevinde. Yine bir başka ne gördüm: Onurlu yaşam davası Demirtaşın savunması Bu kitap de giremiyor. Erzurum Dumlu Cezam Neden biliyor musunuz? Demirtaş kitabında yazmış sevgili Demirtaş yani işte Kürt meselesi devletin uygulamalarından dolayıcı çıkmıştır. Devlet Öcalanla görüşmelidir falan. Vay efendim, hemen altını çizmişler. Efendim, çok teröristçe laflar var. Bu kitap giremez. Erzurum Davutun bu cezaevine. Demişti. Giremiyor. Yahu, şu anda siz ne yapıyorsunuz? Nasıl bir süreç var sayın iktidar yetkilileri? Siz ne yapıyorsunuz? Erzurum Dumlu Cezaevinde neler oluyor? Bir garabettir. Açıklamanızı istiyorum. Bakın yine Gaziantep Cezaevinden size bir örnek, altı aylık hamile bir kadın bu biliyor musunuz? Hani cezaevinde? Tamamı bitmedi. Bakın, son olarak da işte sizin felaketiniz şu: iki insanı görüyor musunuz? Çok dramatiktir trajiktir birisi profesör doktor Haluk Savaş psikiyatri uzmanı, eşi Doçent Doktor Esen Savaş, ikisi de şu anda yaşamıyor biliyor musunuz? OHAL KHK’lerinizle ihraç ettiğiniz, zalimce hapisleri attığınız iki insan bunlar. Profesör Haluk Savaş hapse attığınızdan sonra pankreas kanseri oldu, yurt dışında tedavisi gerekiyordu, adama pasaport verdirmediniz. Yıllarca uğraştı, zor bela en sonunda -biz burada çok baskı yaptık, dile getirdik- pasaport verildi; zor bela çıktı yurt dışına ve kemoterapisini olabildi. Ardından beş yıl sonra Esen Savaş hayatını kaybetti. Beş yıl sonra iki sevgili aynı günde hayatını kaybetti, 30 Haziranda; bu iki sevgiliyi siz ayırdınız, siz.

Yani bakın bu cinayetleri siz işliyorsunuz, bu insanları kahrederek, ülkemize kaybettirerek bu insanların hayatlarının kaybetmesine vesile olan sizsiniz, bu vicdan azabından kurtulamazsınız. Gerçekten vicdanlı bakıyorsanız… Bu iki değerli bilim insanı sizin uygulamalarınız yüzünden hayatını kaybetti. Teşekkür ediyorum.

Yorumlar