10 Aralık 2025
Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Günü. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi imzalandı. İnsanlık için önemli bir kazanımdı. Önemli bir gündü ve 1.-2. Dünya savaşlarından sonra savaşlar ile çatışmalar ile gözyaşları ile vahşetlerle çok yorulmuş dünyaya bir insan hakları beyannamesi şarttı, gerekliydi ve bu gerçekleşmişti. Ardından farklı birçok insan hakları sözleşmesi de devreye girdi ancak Insan Hakları Evrensel Beyannemesi’nin kıymeti hiç unutulmadı çok değerliydi ve insan hakları kavramı oradan önemli bir güç buldu, ivme yakaladı ve dünyada yerine getirilmese de devletler tarafından az çok insan hakları kavramı kaale alınmaya başladı.
İnsan hakları tablosuna baktığımız zaman her geçen sene gittikçe artan bir kötüleşme hali görüyoruz. Ben insan hakları savunucusu bir siyasetçi olarak her yıl 10 Aralık Günü bana gelen başvurulardan kaynaklı, bu perspektifli bir insan hakları raporu açıklıyorum. Bugün de açıklayacağım. Bana gelen 2025 yılındaki 2500’ün üstündeki başvurular arasında ilk 10 sıralaması yaptım. Hangi şikayetler yoğun bir şekilde geliyor? Önceki senelerde de yapmıştım, 2023 ve 2024’te de bunu yapmıştık, o yüzden bu değerlendirme son derece önemli. Türkiye’de insan hakları ihlalleri ne durumda? İnsan hakları alanındaki gelişmeler ne durumda? İhlaller ile ilgili başvurularda öne çıkanlar hangileri? Bu seneye bakıyoruz.
Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi geçtiğimiz sene de birinci sıradaydı cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlalleri yine birinci sırada, 676 başvuru.
2. sırada; yaşam koşulları. Yani ekonomik zorluklar. Geçim sıkıntısı, gelir yetersizliği yoğun bir şekilde başvuru nedeni olmuş, 276 başvuru.
3. sırada; hep üç veya dördüncü sırada oluyor. Hiç sıralarını kaybetmiyoruz. Sağlık hakkı ihlalleri. Hastaneye erişim, randevu, tedavi ilaç sorunları, rapor ve kamu sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar, 229 başvuru.
4. sırada; Eğitim Hakkı, eğitime erişim engelleri, eşitsizlik idari, uygulama mağdruyetleri sınav atama kaynaklı sorunlar, 213 başvuru.
5. sırada; Ayrımcılık yasağı, kimlik, dil, inanç, cinsiyet, engellilik vb. temelli eşitsiz muamele ve dışlanma iddiaları, 205 başvuru.
6. sırada; Engelli Hakları, Erişilebilirlik bakım destekleri istihdam ve sosyal hizmetlere eşit erişim sorunları, 198 başvuru.
7. sırada; ifade özgürlüğü paylaşımlar nedeniyle soruşturma ceza baskısı toplantı gösteri ve görüş açıklama engelleri, 163 başvuru
8. sırada; disiplin soruşturmaları ve cezalar keyfi idari yaptırımlar kurum içi cezalandırma mekanizmaları, 150 başvuru
9. sırada; çevre sorunları sanayi kaynaklı kirlilik yerel projeler yaşam alanı tahribatı ve hak sağlığı riskleri, 140 başvuru.
10. sırada; çocuk hakları, ihmal istismar iddiaları, yoksulluk kaynaklı riskler, eğitim ve bakım hizmetlerine erişim sorunları, 133 başvuru 10’dan sonrasını aktarmıyorum ama yüzlerce başvuruluk geliyor. Bu mecliste en çok başvuru alan milletvekiliyim ve o yüzden benim yaptığım insan hakları ihllalleri konusundaki tasnif de sanırım son derece önemli.
Geçtiğimiz yıllara bakıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda 2023’te yaşam koşulları, ekonomik durumlar ilk sıradayken cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlalleri ikinci sıradaymış. OHAL KHK mağdurları üçüncü sıradaymış ve dördüncü sırada sağlık hakkı ihlalleri geliyormuş. Sosyal güvenlik, öğrenci, engelli, işçi, çocuk ve diğer hak ihlalleri de sırayla gidiyormuş.
2024’te ise cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlalleri yine bu sene olduğu gibi birinci sıradaymış. Hayvan hakları ihlalleri, sağlık hakkı ihlalleri, yaşam sorunları 2, 3 ve 4’ü paylaşıyor. Ayrımcılık yasağı, çocuk hakları, eğitim, engelli, ohal, KHK mağduriyetleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakları da sırayla geliyormuş. Gördüğümüz üzere cezaevleri, ekonomik koşullar, sağlık hakkı ihlalleri, eğitim hakları, engelli ve ayrımcılık yasağı ile ilgili ihlaller ön plana çıkıyor gördüğümüz kadarıyla. Bu sene de bunlar ön plana çıkıyor. Tabii biz bunları niye yapıyoruz? Bunlar olmasın diye uğraşıyoruz. Bakanlıklara hepsi için başvurular yapıyoruz. İlgili tüm bakanlıklara başvurular yapıyoruz. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na başvurular yapıyoruz. Vatandaş için yoğun bir uğraş veriyoruz ki bu ihlaller olmasın. Hiçbir ayrım yapmıyoruz. Her kesimden bize gelen başvuruları ilgili makamlara iletiyoruz ve halkın sesi olmaya çalışıyoruz. Bu yılki tasnifi de böylece sıralamış oluyorum. Oransal bir şekilde de bunu açıkladığımız zaman cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerinin ikinci sıradaki ekonomik ihlallere göre bize gelen başvurularda oldukça öne çıktığını görüyoruz çünkü insan hakları savunucuları iyi bilir ki en ağır insan hakları ihlalleri cezaevlerinde yaşanır. Geri gönderme merkezlerinde yaşanır. Devletin çok güçlü olduğu, bireyin çok güçsüz olduğu yerlerde bu tür hak ihlalleri ri yoğun bir şekilde yaşanır. Bu dünyanın neresinde olursa olsun hep böyledir arkadaşlar. O yüzden biz cezaevlerine özellikle eğiliyoruz ve bunun da ne kadar önemli olduğu zaten bu başvurularda da ortaya çıkıyor çünkü en yoğun hak ihlallerinin olma potansiyelinin olduğu yer cezaevleri. Bunu da görüyoruz.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan Kasım ayı iş cinayetleri raporu İSİG Meclisi açıkladı. Bakın 216 iş cinayeti var ülkede. Yine inşaat birinci sırada. İnşaatlardan düşen işçiler Türkiye’nin kaderi oldu olacak bir iş değil. Bu kadar söylüyoruz ama devam ediyor iş güvenliği tedbirleri alınmıyor. Yüksekten düşme %24 ve birinci sırada, ezilme %20, trafik servis kazaları %18. Burada dikkat çeken illere göre tasnif yapıldığında İstanbul 24, Kocaeli 12, Şanlıurfa 12, Manisa 9, Ankara 8, İzmir 8. Burada İstanbul’un birinci çıkması kaçınılmaz bir sonuç çünkü 16 milyon nüfus var. Ancak nüfusa göre oranladığımız zaman çarpıcı bir gerçek çıkıyor ortaya. Vekili olduğum il Kocaeli maalesef nüfusa göre oranlarsak iş cinayetlerinde maalesefki birinci sırada. Bu uzun süredir böyle. Maalesef Kocaeli’de artık iş cinayetleri çığırından çıkmış durumda. Bunlar ölümler, bir de yaralanmalar var. Yoğun bir şekilde iş cinayetlerinin nasıl bir yere geldiğini görüyoruz. Yılın ilk 11 ayında en az 1956 işçi hayatını kaybetmiş arkadaşlar. Bunlar korkonç rakamlar. Avrupa’da 1. dünyada 3. Durumdayız iş cinayetlerinde, bununla ilgili bir yasa teklifi sunduk ancak meclis hala bunu gündemi almadı gündeme alması gerektiğini de söylüyoruz buradan, Bir İnsan Hakları gününde maalesef ki böyle üzücü rakamlar veriyoruz.
Cezaevlerinin durumu ile ilgili dün Adalet Bakanı, “İşte burası bir hukuk devletidir, her şey dört dörtlüktür.” gibi açıklamalar yaptı, hiç öyle değil. Bakın ülkede inim inim inleyen yüz binlerce mahpus var. Onların binlerce başvuru var bize ve birinci sırada Türkiye’de cezaevleriyle ilgili ihllaller var. Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç, dünkü açıklamalarında güllük gülistanlık bir Türkiye tablosu çizdi. Hiç de öyle değil. İş cinayetleri, cezaevlerindeki sıkıntılar kuralsızlığın hakim olduğu, adaletin hiçe sayıldığı, vatandaşın can, mal, hukuk güvenliğinin olmadığı bir Türkiye tablosu olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Tablo hiç iyi değil. Maalesef durum böyle sevgili arkadaşlar.
2025 yılında şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 85 çocuk işçi hayatını kaybetmiş. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi bunu söylüyor. Bakın bu da korkunç bir rakam. Bu ne ya? Nasıl bir rakam? Çocuk çocuk, çocuktan bahsediyoruz arkadaşlar. Ailesinin geçimini sağlamak için çalışan çocuklardan 85’i hayatını kaybetmişler. Olacak iş mi? Çocukların yeri okullardır. Sanayide, ağır işlerde çalışan çocukların ne işi var oralarda Allah aşkına? Sonuçta orada onlara belirlenen kader ölümdür.
2025’in iş cinayetleri raporunda şöyle bir tablo var. Azalan bir iş cinayeti görüntüsü yok görüyorsunuz, Kasım’da azalan bir oran yok. Kasım’da hatta ilk 11 aya kadar en yüksek rakamlar oluşmuş. Bu da üzücü bir tablo. Güya iş güvenliği önlemleri alınıyor deniliyor ama ne oluyor? Dilovası’nda cinayetler işleniyor. 3’ü çocuk 7 işçi hayatını kaybetti. Daha yeni 8 Kasım’da bu korkunç olay oldu. Hiç istifa eden kimse yok. Herkes gayet rahat, memnun, hayatından memnun. İdareciler gayet güzel maaşlarını alıyorlar. Herkes huzurlu, mutlu, mütebessim. Toplantılara katılıyorlar. Çok iyi işler yaptıkları pozları veriyorlar ama ülkede 85 çocuk işçi hayatını kaybetmiş ve sürekli kaybediyor. Hiç kimsenin de umurunda değil arkadaşlar. İşte bundan dolayı insan hakları günü çok önemli. İdarecilerin zalimliğine, vicdansızlığına, umursamazlığına karşı insan hakları anlayışını yükseltmemiz lazım. İstenildiği kadar insan hakları gibi değerli bir kavram çiğnenmiş olsa da biz insan hakları kavramına her zaman sahip çıkacağız. İnsan hakları kavramı bazen istismar da edilebilir devletler tarafından ama bu değerli kavram yükseltilmelidir. İstismar eden utanmalıdır. Bu değerli kavramı yükseltmeyenler utanmalıdır ve gereği yapılmalıdır diyorum. Bir İnsan Hakları Günü’nde de bunu söylemiş oluyoruz. Acı ve üzücü tablolar eşliğinde bunu maalesef söylemek zorundayım.
Bakım bir engelli işçi Kurtuluş Aydoğdu; “2024 senesinde inme felç geçirdim. Çalışırken kan beyne pıhtı attı sağ tarafım tutmuyordu ve halen öyle. Ardından kalp ameliyatı oldum. Kalp kağaklarım değişti öetal takıldı. Beni işten çıkarttılar. 7400 gün primim var. Emekliye başvurdum ve ret geldi. Kendi işlerimi görecek kadar gene idare ediyorum. 2024’te olabiliyordum ancak şimdi olamıyorum. Bakmakla yükümlü ailem var. Hayata tutunmaya çalışıyorum. Emekli olmam için ölmem mi gerekiyor.” diyor. Şu durumdaki adamı emekli etmemişler arkadaşlar. Düşünün bu kadar ağır bir hadise yaşamış raporları var ve şu anda maalesef bu kişi son derece mağdur durumda.

























Yorumlar