11 Mayıs 2026
Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu başkanlığındaki Vicdan Vakfı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Başka Bir Anneler Günü” programı, Türkiye’nin farklı toplumsal kesimlerinden anneleri aynı masa etrafında buluşturdu.
Vakfın Ankara’daki merkezinde dün gerçekleştirilen programa; açlık grevi sonrası yoğun bakıma kaldırılan Gürkan Türkoğlu’nun annesi Lütfiye Türkoğlu, kursiyer teğmen Hasan Dağ’ın annesi Gülhan Dağ, açlık grevi yapan Tahsin Sağaltıcı’nın annesi Türkan Sağaltıcı, LGBTİ+ annesi Evren Aydoğan, Gazze’den kanser hastası oğluyla Türkiye’ye getirilen Farhana Hüseyin El-Armi, kızı tutuklu Kürt anne Yasemin İldan ve müebbet cezası verilen Diyarbakır Bölge Jandarma Kurmay Başkanı, KHK’lı kurmay albay Şamil Türk Özkan’ın eşi Mısra Gül Özkan katıldı.
İki bölüm halinde gerçekleştirilen programın ilk kısmında anneler kendi hikâyelerini anlattı; yıllardır yaşadıkları acıları, hukuksuzlukları ve kayıpları dile getirdi. İkinci bölümde ise anneler birbirlerinin acılarıyla empati kurdu.
Programın sonunda konuşan Gergerlioğlu, “Bir saattir 7 anne dinledik. Yedi farklı dünyadan aynı annelik hüzünlerini… Çok ağır şeyler dinledik. Farklı dünya görüşlerinden anneleri bir araya getirerek gerçekten önemli bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Acı gören, sıkıntı çeken, ihlallar gören annelerimizin de günü var. Onların annelik hüznünde buluştuğunu gördük. Vicdan Vakfı olarak insanı merkeze alan empatiyi, merhameti ve adalet duygusunu büyütmeye çalışıyoruz” dedi.
“BENİM ÇOCUĞUM ADALET İSTEDİĞİ İÇİN TUTUKLANDI”

Lütfiye Türkoğlu.
Açlık grevi sonrası sağlık durumu ağırlaşan ve Antalya Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavi gören Gürkan Türkoğlu’nun annesi Lütfiye Türkoğlu, oğlunun yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı.
“Oğlum Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde okuyordu. Bir basın açıklaması yaptıktan sonra hayatı değişti. Şimdi yoğun bakımda. Günlerdir haber alamıyoruz. Benim tek yüreğim onun yanında” diyen Türkoğlu, kuyu tipi hapishanelerde yaşananlara dikkat çekti.
“Benim çocuğum adalet istediği için tutuklandı. Sonra kuyu tipi hapishanelere atıldı. Çocuklarımız ölüm hücresinde yaşıyor. Adalet Bakanlığı’na yazıyoruz, ‘cezaları var’ diyorlar. Suçları ne? Odalarına konulan kamerayı istememeleri. Oğlum telefonda ‘Anne ne yiyorsunuz?’ diye soruyor. Makarna, çorba diyorum ama ona ne yediğimi söylemeye utanıyorum. Çünkü o aç.”
Türkoğlu, oğlunun yurt dışına gitmeyi reddettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Git dedim oğlum yurt dışına. ‘Hayır anne, halkım için mücadele edeceğim’ dedi. Şimdi halkı için mücadele eden oğlum kendi yaşam mücadelesini veriyor.”
“ANNELİĞİN IRKI, DİLİ, DİNİ YOK”

Gülhan Dağ.
Kursiyer teğmen Hasan Dağ’ın annesi Gülhan Dağ ise oğlunun 10 yıldır cezaevinde olduğunu söyledi.
“Ömrümüz yarım kaldı. Dosyasını bir yetkiliye götürdüm, ‘Sizin çocuklarınızı yakmışlar’ dedi. Oğlumla yaşıyorum. Başka hayatım yok” diyen Dağ, annelerin ortak acısına vurgu yaptı:
“Anneliğin ırkı, dili, dini yok bence. Ciğerler hep aynı. Annelerin tek derdi çocuklarını yaşatmak. Buradaki herkesin acısı benim acım. El ele tutuşup bunu herkese duyurmazsak bu işin içinden çıkamayacağız.”
“OĞLUM, ÇOCUK GİBİ ALTINA KAÇIRIYOR”

Türkan Sağaltıcı.
Kuyu tipi hapishaneleri protesto etmek için 270 gün açlık grevi yapan Tahsin Sağaltıcı’nın annesi Türkan Sağaltıcı, oğlunu görüşte gördüğü anı anlatırken salonda derin bir sessizlik oluştu.
“Görüşe gittim. Çocuğumu getirdiler. İki basamak çıkamadı. Oğlum çocuk gibi altına kaçırıyor. ‘Anne ben üstümü değiştiremiyorum’ dedi. Bir deri bir kemik kalmıştı. İki senedir oğlumu ne koklayabiliyorum ne Anneler Günü kutlayabiliyorum.”
“BU BİR TERCİH OLSAYDI BU KADAR ZOR BİR HAYATI SEÇER MİYDİM?”

Evren Aydoğan.
18 yaşındaki trans kızının yaşadıklarını anlatan Evren Aydoğan, toplumdaki ayrımcılığın çocukları nasıl yalnızlaştırdığını anlattı.
“Kızım akran zorbalığı, öğretmen zorbalığı yaşadı. Kendini ifade edemedi, içine kapandı. Zaman zaman intihar girişimlerinde bulundu. Bunları görmek bir anne için çok ağır” dedi.
Aydoğan, kızının kendisine söylediği sözleri şöyle aktardı:
“Kızıma ‘Bu şekilde hayatını çok zorlaştırıyorsun’ demiştim. Bana dönüp, ‘Bu bir tercih olsaydı bu kadar zor bir hayatı seçer miydim?’ dedi.”
Aydoğan, “Devlet acısı yaşıyoruz. İnsanların farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmediği bir dünya istiyorum” ifadelerini kullandı.
GAZZE’DEN GELEN ANNENİN ÇIĞLIĞI

Farhana Hüseyin El Armi.
Kanser hastası oğluyla birlikte Gazze’den Türkiye’ye getirilen Farhana Hüseyin El Armi, savaşın ortasında yaşadıklarını anlattı.
“Oğlumun beyin kanseri olduğunu öğrendiğimde mücadelem başladı. 7 Ekim’den sonra hastaneler bombalandı, tedavisi durdu. Türkiye’ye çok zor geldik ama oğlum altı yıl yaşayabildi” dedi.
Gazze’de bıraktığı çocuklarına dönemediğini söyleyen Il Armi, “Acı hâlâ bitmedi. Umarım bu soykırım sona erer ve bütün anneler çocuklarına kavuşur” diye konuştu.
“TEK SUÇUMUZ KÜRT OLMAKTI”

Yasemin İldan
Yasemin İldan, 1990’lardan bugüne yaşadığı göçleri, faili meçhulleri ve kızının cezaevi sürecini anlattı.
“Köylerimiz yakıldı. Sonra faili meçhulleri gördük. Diyarbakır’a, sonra Mersin’e, sonra Ankara’ya göç ettik. Her yerde terörist damgası yedik” dedi.
Kızının cezaevinde gördüğü muameleyi anlatırken sesi titreyen İldan şöyle konuştu:
“Kızım ‘Anne sen bana gül gibi bakardın ama burada bana neler yapıyorlar’ dedi. Hücrelerini bastılar, dövdüler. Altı ay haber alamadık. Açlık grevinde 80 kilodan 35 kiloya düştü.”
İldan, farklı kimliklerin ortak acıda birleştiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Kürt, Türk, Alevi ayrımı yapmadan aynı ışığın peşinden koşalım. Hepimiz aynı acıyı yaşıyoruz. Birbirimize dokunarak bu ceberut sistemi aşacağımıza inanıyorum.”
“BABASININ KOKUSU KALMAYINCA AĞLADI”

Mısra Gül Özkan.
Müebbet cezası verilen KHK’lı kurmay albay Şamil Türk Özkan’ın eşi Mısra Gül Özkan’ın konuşması salonda en dikkatle dinlenen bölümlerden biri oldu.
Eşinin darbe girişimini önleyen komutanlardan biri olduğunu söyleyen Özkan, buna rağmen müebbet cezası aldığını anlattı.
“Kızım 12 yaşındaydı. Eşim tutuklandıktan sonra geceleri babasının kıyafetleriyle uyuyordu. Koklaya koklaya yatıyordu. Bir gün gardırobun önünde ağlıyordu. ‘Ne oldu kızım?’ dedim. ‘Babamın hiç kıyafeti kalmadı, kokusu bitti’ dedi.”
Kızının okul hayatında yaşadığı dışlanmayı da paylaşan Özkan, şunları söyledi:
“Kızım okul birincisiydi ama babası ‘darbeci’ diye onu birinci ilan etmek istemediler. Oxford Üniversitesi’nden kabul aldı. Ama bir ‘darbecinin kızına’ burs verecek kurum bulamadık. Gönderemedik.”
Şu anda Hollanda’da eğitim gören kızının Türkiye’ye dönmek istemediğini söyleyen Özkan, kızının babasına söylediği sözleri aktardı:
“Babasıyla son görüşünde, ‘Baba sen çıkmadan bu ülkeye dönmeyeceğim’ demiş.”
Özkan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz tutsak çocukların anneleriyiz. El ele vermek zorundayız. Anneler ağlarsa bu ülkenin geleceği olmaz. Bu ülkenin bu çocuklara ihtiyacı var. Barış gelsin istiyoruz.”























Yorumlar