31 Mart 2026
İnsan hakları savunucusu ve siyasetçi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, katıldığı bir çevrimiçi söyleşide “vicdan” kavramını derinlemesine ele alarak hem bireysel hem de toplumsal bir muhasebe çağrısında bulundu. Gergerlioğlu, vicdanın insanın en derininden gelen, susturulmaya çalışılsa da yok edilemeyen bir “itiraz sesi” olduğunu vurguladı.
“En Vicdansız İnsanın İçinde Bile Bir Ses Vardır”
Söyleşinin ilk bölümünde vicdanın doğuştan gelen ve insanı tanımlayan en temel duygu olduğunu belirten Gergerlioğlu, günümüzde siyasi, dini ve mezhebi fanatikliklerin bu duygunun üzerine kalın kabuklar ördüğünü ifade etti. Gergerlioğlu, “Vicdanı yok ettiğiniz zaman ortada insan kalmaz. En vicdansız insanın içinde bile bir sızı vardır; önemli olan o sesi bastırmamak ve o sese kulak vermektir,” dedi.
“Vicdan Nasırlaşması En Büyük Tehlike”
Söyleşinin ikinci bölümünde ise vicdanın zamanla duyarsızlaşması yani “nasırlaşması” tehlikesine dikkat çekildi. Özellikle hak ihlallerinin çok yoğun yaşandığı dönemlerde, bu olayların mekanik bir şekilde karşılanmasının vicdanı uyku moduna geçirebileceğini belirten Gergerlioğlu, çözümün sürekli bir otokontrol ve özeleştiri olduğunu söyledi. Katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Gergerlioğlu, “Bugün vicdanın için ne yaptın?” sorusunun her birey tarafından kendine sorulması gerektiğini hatırlattı.
Toplumun “Ötekileri” ve Vicdan Testi
Gergerlioğlu, toplumsal vicdanın en büyük sınavını sığınmacılar ve LGBT+ bireyler gibi “en dipte” görülen ve ötekileştirilen kesimlere karşı verdiğini savundu. İnsan hakları mücadelesinin en zor kısmının, toplumun önyargılarla yaklaştığı bu grupların haklarını savunmak olduğunu ifade ederek, “Gerçek nitelikli insan, kendisi gibi olmayanın hakkını savunabilendir,” şeklinde konuştu.
Bilimsel ve Felsefi Perspektif
Konuşmasında tıbbi bir perspektif de sunan Gergerlioğlu, beynin frontal bölgesinin gelişiminin yüksek entelektüel ve vicdani duygularla eş zamanlı olduğunu belirtti. Vicdanın geliştirilebilir bir “yetenek” olduğunu savunan Dr. Gergerlioğlu, sivil toplumun güçlü olmadığı bir yerde siyasetin de çirkinleşeceğini ve asıl meselenin “insan kalabilmek” olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.























Yorumlar