19 Ağustos 2026

Demokrasi İçin Birlik

DEM Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun hazırlayıp sunduğu ÖFG TV’nin 365. bölümünde, Ankara’nın kent ekolojisi ve Türkiye’nin iklim politikaları detaylı olarak konuşuldu. Programın konuğu iklim ve enerji uzmanı, çevre aktivisti Önder Algedik, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ Ormanı’ndaki uygulamalarını, kent içi ulaşım çıkmazını ve uluslararası ölçekte iklim mücadelesine gölge düşüren “yeşil aklama” mekanizmalarını aktardı.

Edebiyattan Kente Uzanan Çizgi: Ankara’nın Rant Tarihi ve “Ciğerleri”

Programda bir kentin kimliğini oluşturan hafıza ve edebi arka plana da dikkat çekildi. Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya” romanına atıfta bulunan Önder Algedik, Cumhuriyet’in ilk yıllarında millet can derdindeyken Ankara’da parayı vurup New York’a taşınan emlakçıları ve rantçıları hatırlatarak, kentin planlamasını felç eden lobicilik tarihine değindi.

Ankara’da sağ ve sol ciğer olarak tanımlanan iki ana yeşil dokudan Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) “Külliye” ve yol projeleriyle dilim dilim parçalandığını belirten Algedik, geriye kalan tek büyük akciğer olan ODTÜ Ormanı’nın da benzer bir kadere sürüklendiğini vurguladı.

ODTÜ Ormanı’nda 6–8 Milyar Dolarlık Rant İddiası ve Gece Çalışmaları

Yayın esnasında paylaşılan saha videoları üzerinden konuşan Algedik, Melih Gökçek döneminde temelleri atılan bulvar projesinin Mansur Yavaş yönetimi altındaki belediye ekiplerince sürdürüldüğünü ve tel örgülerin arkasından vadi doldurma çalışmaları yapıldığını ifade etti.
Yol projesinin asıl amacının ulaşımı rahatlatmak olmadığını savunan Algedik, Bilkent/Çiğdem bölgesinde tarlaların ortasında yükselen 30–40 milyon TL değerindeki lüks rezidans kulelerini beslemek ve bitişikteki 930 bin metrekarelik boş alanı imara açmak için bu adımın atıldığını söyledi. Algedik, ODTÜ Ormanı’nın kenarında kalan atıl dilimin imara açılması halinde sadece arsa değeri üzerinden 6 ila 8 milyar dolarlık dev bir rant hacmi oluşacağını, doğa ve toplum kaybederken müteahhitler ile siyasetçilerin kazanacağını dile getirdi.

İklim İçin Filantropi (Hayırseverlik): Kirletici Sermayenin Yeşil Aklama (Greenwashing) Sözleşmesi
Programın ilerleyen bölümlerinde Türkiye’nin yaklaşan COP31 İklim Zirvesi öncesinde iklim ve sivil toplum alanındaki kurumsal adımlar değerlendirildi. Algedik, Türkiye’nin en büyük kirletici sermaye grupları ile bazı sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa kurduğu “İklim İçin Filantropi” (İklim İçin Hayırseverlik) sözleşmesine sert eleştiriler yöneltti.

Kirletici Holdinglerin “Hayırseverlik” Söylemi

Programda, petrol rafinerisi sahipleri, çimento üreticileri ve fosil yakıt yatırımları bulunan Türkiye’nin en büyük 5–6 kirletici holdinginin vakıfları ile çevre örgütlerinin bir “hayırseverlik paktı” altında bir araya gelmesinin kabul edilemez bir çelişki olduğu belirtildi. İklimi bizzat kirleten sermaye gruplarının “filantropi” etiketiyle fon sağlayıcı olarak yer almasının, kendi ekolojik tahribatlarını gizleme ve kendilerini kamuoyunda “çevreci” olarak konumlandırma (greenwashing / yeşil aklama) amacı taşıdığı ifade edildi.

İklim mücadelesinin yüzeysel bir söyleme sıkıştırılamayacağını vurgulayan Algedik, üretim ilişkilerini, beton ve asfalt ekonomisini doğrudan hedef almayan yapıların gerçek iklim krizine çözüm üretemeyeceğini söyledi.

Yorumlar