27 Ekim 2026
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Azerbaycan Saati YouTube kanalında katıldığı canlı yayında, Azerbaycan yönetimi tarafından “istenmeyen kişi” (persona non grata) ilan edilerek ülkeye giriş yasağı konulmasını, Türkiye-Azerbaycan hattındaki diplomatik krizi, Türkiye’deki cezaevi koşullarını ve Kürt meselesindeki son durumu değerlendirdi.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili ve İnsan Hakları Savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Azerbaycan Saati YouTube kanalında gazeteci Ganimet Zahid’in sorularını yanıtladı. Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını ve hak ihlallerini eleştirdiği gerekçesiyle İlham Aliyev yönetimi tarafından kendisine, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a ve Türkiye’deki 31 kişiye yönelik alınan kararları değerlendiren Gergerlioğlu, hem Bakü yönetimine hem de sessiz kalan Ankara iktidarına sert eleştiriler yöneltti.
“Başörtüsü Yasağına ve Zorbalıklara Karşı Çıktığım İçin Yasaklanmak Onurdur”
Azerbaycan’da eleştiride bulunanlar hakkında yakalama ve giriş yasağı kararları çıkarıldığını hatırlatan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Aliyev yönetiminin totaliter uygulamalarını bildiği için bu kararı sürpriz olarak görmediğini ifade etti. Avrupa Konseyi’nde Azerbaycan ile ilgili bir oylamada “hayır” oyu veren farklı ülkelerden milletvekillerine de geçmişte benzer yasaklar konulduğunu belirten Gergerlioğlu, şunları söyledi:
“Bu tür hak, hukuk dinlemeyen liderler ülkelerinde yaptıklarını başka ülkedeki insanlara da yapar. Azerbaycan halkıyla ben kardeşim ama Aliyev yönetiminin zorbalıklarını kabul edecek birisi değilim. İnsan hakları savunucusuyum; kendi ülkemde de totaliter yöntemleri eleştiriyorum, Azerbaycan’da da eleştiririm. Ben hakkı, hukuku söylediğim için; Meclis’te ve Genel Kurul’da zorbalıklara, hukuksuzluklara, başörtüsü yasağına karşı çıktığım için Azerbaycan’a girişimi yasaklıyorsa bu benim için bir zül değil, onurdur. Benim sermayem doğruluğumdur. Kendi ülkemde de muhalif görüşlerimden dolayı milletvekiliyken cezaevine atıldım, çıktım ve yine Meclis’teyim. Aliyev’e de buradan söyleyeyim: Sen böyle yaparak bizim gözümüzü falan korkutacağını sanma. Biz ülkemizde daha büyük zorbalıklarla karşılaşmış insan hakları savunucusuyuz.”
TBMM Komisyonunda Dışişleri Bakan Yardımcısı’na Tepki: “Millete Yapılan Hakarete Niye Sesiniz Çıkmıyor?”
Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdığını ve Dışişleri Bakanlığı’nın açıklama yapması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, yayın öncesinde katıldığı komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcısı ile arasında geçen diyaloğu ilk kez paylaştı:
“Komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcısı’na sordum: ‘Aliyev yönetimi bu ülkenin seçilmiş bir vekiline Azerbaycan’a giriş yasağı getiriyor. Bu normal bir şey değil, buna itiraz etmeniz lazım. Ben atanmış birisi değilim, seçilmişim; yüz binlerce kişinin oyunu almışım, 86 milyonun anayasal temsilcisiyim. Siz nasıl olur da Aliyev yönetiminin bu abuk subuk, saygısız kararına karşı bir şey demiyorsunuz, niye sesiniz çıkmıyor? Bu benim şahsıma değil, millete yapılan bir saygısızlık ve hakarettir.’ Dışişleri Bakan Yardımcısı hiçbir şey diyemedi; ‘Ben beş bakan yardımcısından biriyim, Azerbaycan’dan ben sorumlu değilim, biz bunu ikili görüşmelerde dillendiririz, kamuoyu önünde konuşmak doğru değil’ diyerek topu taca attı. Bu ne demektir? ‘Cevap veremiyorum, pasif bir pozisyonda devam ediyoruz ve Aliyev’in baskısı karşısında geri adım atıyoruz’ demektir.”
Gergerlioğlu ayrıca aynı komisyonda bulunan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Üyesi Berdan Öztürk’ün de iki yıl önce Avrupa Konseyi oylamalarında Azerbaycan hakkında “hayır” oyu verdiği için ülkeye giriş yasağı aldığını ve bu yasağın hâlâ sürdüğünü komisyonda dile getirdiğini aktardı.
“Oktay Saral Kurban Verildi, Muhafazakar ve AK Partili Taban Şokta”
Azerbaycan’da “istenmeyen kişi” ilan edilen 31 kişi hakkında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gözaltı ve ev baskını işlemleri uygulanmasını ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınmasını değerlendiren Gergerlioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Aliyev’in baskısına boyun eğdiğini vurguladı:
“Son bir iki gündür konuştuğum muhafazakar AK Partili kişiler çok rahatsızlar, ‘Şok olduk, bundan sonra Erdoğan’a oy vermeyeceğiz’ diyorlar. Çünkü ‘Erdoğan başörtüsü sayesinde iktidara geldi ama birtakım çıkarları uğruna başörtüsü meselesini ayağının altına aldı, çiğnedi ve bu konu hakkında söz beyan eden Oktay Saral’ı görevinden aldı; bileği büküldü’ diyorlar. Oktay Saral’ın şimdiye kadar başka pervasız konuşmaları da olmuştu, o zamanlar Erdoğan ona ‘Senin haddine mi, sus otur yerine’ dememişti. Ama şimdi belli ki Aliyev’den ağır bir baskı yemiş ve Oktay Saral’ı kurban olarak vermiş. Türkiye’de başörtüsü konusu AK Parti’nin çok istismar ettiği bir konudur. Yıllarca AK Parti’ye başörtüsü meselesinden dolayı destek veren dindar muhafazakar çevrelerde tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir şok hali var; üst üste eklenen damlalarla bardak taşma noktasına geldi.”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da hedef alındığına yönelik iddialara değinen Gergerlioğlu, Erdoğan’ın yıllardır güvendiği Hakan Fidan’ı harcamayacağını, Oktay Saral’ın ise Cumhurbaşkanlığı’ndaki 32 başdanışmandan biri olarak sembolik bir konumda bulunduğu için kolayca gözden çıkarıldığını belirtti.
MHP ve Muhalefet Partilerinin Tutumu: “Kimse Aliyev Yönetimine Haddini Bildiremiyor”
Kriz karşısında MHP ve muhalefet partilerinin aldığı pozisyonu da değerlendiren Gergerlioğlu, Meclis’teki tabloyu şu sözlerle özetledi:
“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi’ni davet etmiş; ‘Aramızı bozmayalım, iki devlet bir milletiz’ diyerek arayı bulmaya ve durumu kurtarmaya çalışıyorlar. İktidarı bırakın, muhalefetten bile ‘Bu Aliyev yönetimine bir haddini bildirin’ diyen güçlü bir ses çıkmadı. CHP’li ve diğer muhalefet vekilleri ‘Ey AK Parti iktidarı, Aliyev ile aranızı bozmayın, standart ilişkilerimiz devam etsin’ gibi diplomatik laflar ediyorlar. Bunu en çok gündeme getirebilecek olan Yeni Yol Partisi bile ‘Başörtüsü yasağı iyi değildir, Aliyev yönetiminin bu hatadan döneceğini düşünüyoruz’ demekle yetindi. Muhalefet, Aliyev yönetimine insan haklarına uygun doğru bir söz söylemek yerine sadece Erdoğan’ın tersini söyleme refleksiyle hareket ediyor.”
“Bakü ile Ankara Arasında 2-3 Yıldır Alttan Alta Soğukluk Var”
2023 yılında TÜRKPA Komisyon Üyesi olarak Bakü’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerdeki gözlemlerini paylaşan Gergerlioğlu, Türkiye ile Azerbaycan yönetimleri arasındaki soğukluğun bugünün meselesi olmadığını belirtti:
“Bakü’ye gittiğimizde iktidar vekillerinin gereken ilgiyi bulamadıklarından şikayet ettiklerini hissediyordum. Türk heyetinin Aliyev tarafından kabul edilme beklentisi karşılık bulmuyordu, Meclis’teki görüşmeler oldukça soğuk ve mesafeli geçiyordu. Aliyev iktidarı Karabağ zaferini halkına ‘Biz olmasaydık kazanamazdınız’ diyerek tek başına kendi başarısı olarak satıyor. Oradan Erdoğan çıkıp ‘Biz Karabağ’a nasıl girdiysek şuraya da gireriz, biz yardım ettik’ deyince bu durum Aliyev yönetimini rahatsız etti. Ayrıca Aliyev, İsrail ile net bir tercih ortaya koydu ve 2024’te Bakü’de ‘İsrail benim dostumdur’ dedi. İsrail’i arkasına almak Amerika’yı arkasına almak demektir. Ekonomik olarak güçlenen ve İsrail’i arkasına alan Aliyev’in eli güçlenirken Erdoğan’ın eli zayıfladı. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve karşılıklı yatırımlar nedeniyle son tahlilde birbirlerinden vazgeçmezler ama Aliyev artık Erdoğan’a ‘Eskisi gibi değil, işlerimize burnunu sokma, ben küçük kardeş değilim, sen de benim büyük abim değilsin’ mesajı veriyor.”
“Türkiye Cezaevlerinde 450 Bin Mahpus Var, Adaletsizlik Patlama Noktasında”
Canlı yayında Türkiye’deki cezaevleri ve insan hakları tablosuna ilişkin verileri de paylaşan Gergerlioğlu, mahpus sayısındaki çarpıcı artışa dikkat çekti:
“Türkiye’deki 410 cezaevinde şu anda 450 bine yakın, yani yarım milyona yakın mahpus var. Bunun yaklaşık 18 bini siyasi mahpustur; 11 bini Gülen grubu, 5 bin 500 civarı Kürt meselesi ve PKK, 1500-2000 civarı ise sol gruplarla ilgili davalardan içeride bulunuyor. Türkiye’deki adaletsizliklere itiraz eden her kesimden insan çok rahat bir şekilde terörist ilan edilip cezaevine atılabiliyor. AK Parti 2002’de iktidara geldiğinde mahpus sayısı 70 bin civarındaydı; Türkiye’nin nüfusu 7-8 kat artmadı ama sosyal çöküntü, uyuşturucu salgını ve adaletsizlik nedeniyle mahpus sayısı 6-7 kat arttı. Cezaevlerini ziyaret ediyorum; 7 kişilik yerde 35 kişi, 10 kişilik yerde 40-45 kişi kalıyor. İnsanlar yerlerde, tuvalet önlerinde yatıyor, ‘Nefes alamıyoruz’ diyorlar. Hastaneye sevk edilmeyi bırakın, cezaevi doktoruna çıkmak için 5 kez dilekçe verip çıkamayan mahpuslar var. Adaletsizlik açısından Türkiye şu anda patlama noktasında.”
“Kürt Meselesinde Süreç Tıkandı, Taraflar Adım Atmakta İnatlaşıyor”
Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen son süreci de değerlendiren Gergerlioğlu, karşılıklı güvensizlik nedeniyle sürecin tıkandığını ifade etti:
“Şu anda Kürt meselesindeki süreç tıkanmış durumda, kimse adım atmak istemiyor. İki taraf arasında karşılıklı bir inatlaşma hali var. Meclis’te yasa 467 oyla kabul edildiğinde herkes Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının Ekim ayında çıkacağını söylüyordu. Ben o zaman ‘Bu işler çocuk oyuncağı değil, MGK kararı Ekim’de çıkmaz, yılbaşından önce çıkmaz’ demiştim. Ekim’de MGK onayı çıkmadı, Kasım’da da çıkacak gibi görünmüyor. İmralı heyeti Adalet Bakanı ile görüştü ancak iktidar tarafı burnundan kıl aldırmıyor. Süreç şu anda İmralı, Kandil ve Ankara hattında yürüyor; yasa çıkmadan Selahattin Demirtaş ile ilgili bir gündem de oluşmuyor.”
Kendisinin bir Türk milletvekili olarak DEM Parti’de yer almasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Gergerlioğlu, “İnsan hakları alanından gelen ve Kürt meselesinde adil çözümler bulunması gerektiğini 30 yıldır savunan, bu konuda bedel ödemiş birisiyim. DEM Parti’de benden başka da Türk milletvekilleri var; ben yıllardır Kürtlere yönelik haksızlık ve adaletsizlik yapılmasın dediğim için bu temsiliyeti sürdürüyorum” ifadelerini kullandı.

























Yorumlar