28 Ocak 2021
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar,
muhaliflerini cezaevlerine doldurmakla meşgul. Bunun tablosunu, sürecini ve
mağdurlarını bugün anlatmaya çalışacağım.
Size bir tablo, cezaevi nüfusuyla ilgili. Gördüğünüz
gibi 1970’lerden bu yana iktidarın başladığı yıla kadar yatay bir seyir ve
iktidarın başladığı yıldan itibaren pik yapan, 55 binden 291 bine çıkan cezaevi
mahpus sayısı maalesef, iktidarın anlayışını gösteriyor. İktidar, insanları
cezaevine tıkmakla kalmıyor, içeriden çıkarmamaya da çalışıyor. Bakın,
insanların denetimli serbestliğini çok kötü gerekçelerle yakıyor. Yargıtay
kararlarını geciktiriyor, insanlar Yargıtayın kararını bekliyor, cezaevinden
çıkamıyor. Yani cezası onansa çıkabilecek ama Yargıtay çalışmıyor. Denetimli
serbestlikler çok basit gerekçelerle iptal ediliyor. Bununla da kalınmıyor,
bakın, 1 Ocak 2021’de bir yönetmelik çıkarıldı. Bu yönetmelikle insanların
infazları da yakılıyor ve anayasal hakları ellerinden alınıyor; olacak bir iş
değil. Bana Balıkesir Cezaevinden yazan mahpuslar bildirdi, Rıza Tuğrul ve
arkadaşları: “Etkinliğimiz yok, spor yok, atölye yok, kurs yok ve bunları
yapamadığımız için de bize ‘İşte, bak, bunları yapamamışsın, o yüzden infazın
yandı, altı ay daha bekleyeceksin.'” diyor. Maalesef, durum bu arkadaşlar.
Bitmedi, bakın, şu anda siyasetçiler, gazeteciler, memurlar, işçiler cezaevinde
ve eski Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in bir
kararı var; hepimiz iyi biliyoruz. “18’inci maddeye göre âdeta beşinci
sınıf bir ülkesiniz siz, siyasi rakiplerinizi hasım görerek cezaevlerinde
tutmaya çalışıyorsunuz.” dedi AİHM. Bu kadar yani gerçekten bizim
açımızdan bu kadar çok üzücü ifadelerle Türkiye yargısı yerden yeri vuruldu ama
Sayın Demirtaş bir ayı geçti, hâlâ cezaevinde.
Cezaevlerinde açlık grevleri devam ediyor çünkü
İmralı’daki tecride karşı barış talebi devam ediyor ve Kürt gençleri mahpus
olarak cezaevlerinde. Bakın, bana gelen birçok mektup var ve oradaki çarpıcı
gerçekleri biraz size anlatmak isterim. Diyor ki: “Biz devrimci tutsaklar
yılardır çıplak aramaya uğruyoruz. Devlet güç gösteriyor, direneceğiz.
Yetkililer doğru söylemiyor. Ankara Savcılığı çıplak arama için soruşturma
başlatmış, bizim için de başlatsın, tanık da dinlesinler bizi.” Güven Usta
İzmir Kırıklar Cezaevinden diyor. Meydan okuyor mahpuslar.
Bakın, Gebze Cezaevinden Selda Karataş: “Çıplak
aramaya direndim, işkence gördüm, darbedildim, sağlık sorunu yaşadım, mektupla
size ve diğer yerlere yazdım, engellediler. ‘Biz sana her şeyi yaparız ama sen
anlatamazsın.’ diyorlar.”
Yine bir başkası Osmaniye Cezaevinden. “‘Çıplak
arama iddiası yalan.’ denildiği için bu kararı size gönderdim.” diyor Ömer
Bey. Kararları bize göndermişler, bakın.
“Osmaniye T Tipi Cezaevinde 1.300 kişi çıplak
aramaya maruz kaldık. Bu kararların bir nüshasını da Özlem Zengin’e
gönderiyorum, bakalım ne diyecek.” diyor Ramazan Nazlıer Osmaniye T Tipi
Cezaevinden.
Çıplak aramaya “İnanamıyorum.” diyen Özlem
Zengin ne diyecek, kendisine de gönderiyorum; çıtını çıkaramıyor. Cahit Özkan
diyor ki: “Belge getirin.” Aha size binlerce belge arkadaşlar,
görüyorsunuz. Daha bunun binlercesi var benim elimde ve susuyorlar.
Bakın, bir başka önemli belgeyi size sunacağım, Van T
Tipi Cezaevi’nde yaşandı. “Mahsun Yüksekbağ” isimli bir Kürt mahpus
ve arkadaşları Van T Tipi ve Trabzon Beşikdüzü’nde yaşadıklarını anlatıyor:
“Çıplak arama konusuyla ilgili ben de sizlerle paylaşmak istedim. Bu
hikâyenin özü ülkemizdeki cezaevlerinde kalan, özelde siyasi tutsakların
hikâyesidir. Bu hikâye insan olanların ve insanlığı hoyratlığa karşı
savunanların hikâyesidir. Beni birazdan yaşanacaklardan bihaber küçük bir odaya
götürdüler. Tabii şimdiye dek çıplak aramayla karşılaşmamıştım ve birazdan bu
karşılaşmanın olacağını hissetmeye başladım. Küçük odada yanımda 3 personel
bana ‘Soyun lan!’ dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Ve birazdan neler
olacağını yaşayan ve bana anlatan arkadaşlarımdan biliyorum, insanlık dışı olan
ve onura aykırı olan bu uygulamayı kabul etmiyorum ve soyunmayacağım.”
diyor.
BAŞKAN – Söz talebiniz mi var?
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Evet.
BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Daha bunun gibi
binlerce örnekle çıplak arama gerçeği ortada ama görmek istemeyene biz ne
gösterebiliriz.
Bakın, size son olarak bugünün çok çarpıcı, önemli bir
belgesini göstermek isterim. İzmir Büyükşehir Belediyesinin ağır hasar alan
depremzedelere verdiği bir yardım var. CHP’li arkadaşlar da iyi dinlesin. 10
bin lira yardım yapmış, ayrımcılık yapmadan. Sonra ne olmuş? KHK’li bir şahsa
verilmiş yardım, bankaya gitmiş “Sen alamazsın 10 bin lirayı.”
denmiş. “Niye alamam? Evim ağır hasar gördü.” demiş. “Hayır, sen
KHK’lisin, sakıncalı kişi listesindesin, alamazsın” denmiş. Bugün kişi
beni aradı -Ayşe Dabak Hanımefendi- eşi de ağlayarak aradı “Biz vatandaş
değil miyiz? Biz insan değil miyiz? Evimiz yıkıldı, bize bir de bu
yapılıyor.” dedi. Yani bu kadar vicdansızlık nasıl olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bu soykırım belgesine
ne diyeceksiniz bilemiyorum. Ama çok açık bir soykırım belgesidir.
KADİR AYDIN (Giresun) – Soykırımı reddediyoruz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Arkadaşlar, muhatap olmayın.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – İnsanlık dışı bir
belgedir. (HDP sıralarından alkışlar)
























Yorumlar