11 Ekim 2022

ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü 21.00’da yaptığımız ÖFG TV programına yine başlıyoruz.

Her hafta haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile karşınızda oluyoruz. Bu hafta da haftanın en önemli maddesi olan sansür yasası, gazetecilere yönelik baskılar ve medya özgürlüğü ile ilgili sizin karşınızdayız.

Konunun mağdurları var karşımızda, yaptıkları haberlerden dolayı mağduriyete, darpa uğrayan, haberciliği engellenen hatta katledilen gazeteciler ve avukatları karşımızda olacak.

İlk olarak gazetecilik yapmaya çalıştığı için mağduriyetlere, darpa uğrayan gazeteci Elif Bayburt ile konuşacağız. Meclis’te sansür yasasını görüşüyoruz geçen hafta başladık, bitmedi. Bu hafta yoğun tartışmalarla bu yasayı görüşeceğiz ve engellemeye çalışıyoruz yoğun bir şekilde çünkü sadece ve sadece habercilik yapmaya çalıştığı için gerçeği kamuoyuna sunmak istediği için insanlar mağdur edilebilecek, gazeteciler cezaevine girebilecek ve iktidar despotizmini daha da arttırabilecek. Bununla ilgili biz de sizinle bugün konuşmak istedik.

Elif Bayburt:Ben Elif Bayburt Etkin Haber Ajansı’nda muhabirlik yapıyorum. 1 yılımı doldurmak üzereyim, pek çok farklı alanda da çalışıyorum bir muhabir olarak İstanbul’da işçi direnişlerinden, kadın eylemlerine her türlü alanda sahada çalışıyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:En son uğradığınız mağduriyetler oldu haber yaparken, neler yaşandı? Yaşadığınız mağduriyetler, darplar ve diğer ihlaller nelerdi?

Elif Bayburt: En son 3 Eylül’de gözaltına alındık. Kartal’da tutsak yakınlarının, hapishanelerdeki hak ihlallerine dikkat çekmek için her hafta düzenledikleri ve her hafta işkence ile gözaltına alındıkları bir eylemi ve basın açıklamasını takip etmek için gittiğimiz Kartal’da polislerin bize dönük şiddetine ve bizim görüntü almamızı engellemeye çalışmalarına itiraz ettiğim, tepki gösterdiğim için ve bunu fiziken iterek “Görüntü alamazsınız, yasak.” Ortada bir yasaklama kararı gazetecilere dönük olmamasına rağmen fiziksel şiddet kullanılarak bizi engellemeye çalıştıkları için buna itiraz ettim ve işkence ile gözaltına alındım. Bu ilk defa yaşadığımız bir şey değil, aslında gazetecilerin son dönemde özellikle muhalif gazetecilerin özgür basın emekçilerinin pek çok farklı eylemde yaşadığı sadece görüntü almak istedikleri için, sadece işini yapmak istedikleri için kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alındığı, darp, tehdit edildiği silahla Van’da 1 Eylül’de barış mitinginde bir başka örneğini gördük meslektaşlarımız ölümle tehdit edildiler. Her türlü baskıya maruz kaldığımız bir süreçten geçiyoruz fiziki baskıya maruz kaldığımız, farklı biçimlerde de kalıyoruz ama alanda çalışan muhabirler olarak tamamen işimizi yapmamızı engellemeye dönük bir politikanın uygulandığı bir dönemden geçiyoruz şu anda.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Elif hanım polis şiddeti maalesef her alanda var, gazetecilere yönelik var, kamuoyuna yönelik var hatta milletvekillerine yönelik var. Önceki gün Milletvekilimiz Habip Eksik’de bundan nasibini aldı ve çok ağır bir şekilde darp edilerek bacağı 3 yerden kırıldı. Bu polis şiddeti ve polis pervasızlığı ile ilgili neler söylemek istersiniz? Polisin bu kadar kendisini rahat hissettiği bir ortamda gazetecilik yapmak mümkün mü? Siyaset yapmak mümkün mü? Halkın siyasete katılımı mümkün mü?

Elif Bayburt:Örneğin İstanbul’daki güvenlik şube amirlerinden Hanifi Zengin için açılan soruşturmalara Valilik izin vermedi, reddetti. Bu işkenceyi, şiddeti uygulayan gazetecilerin, siyasetçilerin ve tüm toplumsal kesimlerin sesini duyurmasını işini yapmasına engel olmaya çalışan işçiler, kadınlar ve gençlere çok sık şahit olduğumuz bir şey. İşkence uygulayan polislerin de devlet erkleri tarafından korunduğuna da çok sık şahit oluyoruz, soruşturma izni verilmiyor, soruşturmaya gerek yoktur deniliyor. Suç duyurusu dönüyor, aksine soruşturulmadığı gibi övüldükleri pek çok durumla da karşılaşıyoruz. Hakkari Valiliği’nin Habip Eksik’in darp edilmesi ile ilgili yaptığı açıklama: “Polislerimiz gerekli müdahaleyi yapmışlardır. Habip Eksik algı oluşturmak için kendini yere atmıştır.” Gibi absürt bir ifade kullanılıyor, bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu koşullarda tabii ki hem gazetecilik hem siyaset yapmak hem de hak aramak hepimiz için giderek zorlaşan bir hale geldi. Burada iktidar polisi bir araç olarak kullanıyor aslında, bir baskı aracı, bir engelleme aracı olarak kullanıyor ama insanlar buna rağmen sokaklara çıkmaya devam ediyorlar, insanlar buna rağmen haklarını aramaya devam ediyorlar, insanlar buna rağmen gördükleri her türlü işkenceye, baskıya rağmen ısrar ediyorlar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Son zamanlarda medya özgürlüğü alanında dünya sıralamasında 180 ülke arasında 149. sıradayız ve anlaşılan bu uygulamalar Türkiye’yi daha da kötü yerlere, arka sıralara götürecek. Son zamanlardaki gazetecilere yönelik polis şiddeti ile engellemesi ile örnekleri biraz izleyenlerimize hatırlatır mısınız?

Elif Bayburt:Öncelikle Haziran ayında 16 meslektaşımız Diyarbakır’da sadece haber yaptıkları için tutuklandılar ve onlara sorulan sorular, sorguda sorulan sorular “Şu haberi neden yaptın? Bu haber için kimden bilgi aldın? Neden bu ajansta bu gazetede çalışıyorsun?” tamamen yaptıkları haberlere ilişkin sorular soruldu ve halen tutuklular ve hala iddianameleri de hazırlanmadı 4 ay oldu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çoğunlukla o an insanlar hatırlıyor sonra unutuluyor, bu gazeteci arkadaşımız 16 kişiydi, 16 gazeteci arkadaşımız belli bir niyetle tutuklandılar, gözaltına alındıklarında tutuklanacakları belliydi çünkü onları gözaltına alanlar tutuklama niyetiyle ve uzun süre onları engelleme niyetiyle almıştı ve bu konuda etkin sesler de çıkmıyor. İyi ki burada gündem ettik, en azından o zindandaki gazetecilere haberleri olmasa da el uzattık. Gazeteci arkadaşlarımız büyük mağduriyet yaşıyorlar. Gazetecilik yapmaya çalışıyorlardı ve çok zor bir gazetecilik yapmaya çalışıyorlardı çünkü Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı coğrafyada hak ihlalleri çok fazla ve bu ihlalleri haber yapmak gerçekten riskli işler ve bu arkadaşlarımız bu işe soyunmuşlardı bir şekilde hukuksuzca cezalandırılma sürecine girdiler ki öncesinde de defalarca gözaltına alınıp haksız yere tutuklanan gazeteciler bu insanlar.

Elif Bayburt:Yaz süresince pek çok gazeteci arkadaşımızın da süregelen davalarda cezaları verilmeye, özellikle Yeni Yaşam ve Mezopotamya gibi daha özgür basın emekçileri, Kürt basın emekçilerinin süregelen davalarında cezaları çıkmaya devam etti. Bir yanda sağlık emekçilerinin, eğitim emekçilerinin ve pek çok farklı işçi kesiminin düzenlediği mitinglerde arkadaşlarımızın polis tarafından tehdit edildiğine, bunlardan en çarpıcı olanlardan birisi Artı Tv muhabirlerinden Meral Danyıldız’ın Hanifi Zengin tarafından tehdit edilmesiydi sağlık emekçilerinin mitinginde. Şahit olduk, pek çok arkadaşımız yine pek çok eylemde darp edilerek gözaltına alındıklarına şahit olduk, daha çok kitlesel toplumsal hak aramaya dönük eylemlerde bu saldırıların gerçekleştiğine şahit olduk. Son olarak 3 Eylül’de tutsak yakınlarına yapılan saldırının dışında 1 Eylül’de hem İstanbul’da Kadıköy’de Bianet Muhabiri Tuğçe Yılmaz’ın polis tarafından taciz edildiğine şahit olduk. Yine pek çok gazetecinin, ben de o gün oradaydım pek çok gazeteci yine tehdit edildik. Van’da düzenlenen mitingte de meslektaşlarımızın silahla, ölümle tehdit edildiğine şahit olduk. Bunlar daha dikkat çeken, daha çarpıcı olan örnekler ama biz aslında devlete karşı bir ses yükselten her eylemde bu baskıyla karşılaşıyoruz. En son Kadıköy’de Nagihan Akarsel için düzenlenmek istenen basın açıklamasında hem basın açıklamasını düzenleyen kadınlar işkence ile gözaltına alındığı gibi biz de bu gözaltı sürecinde 20-30 metre ileriye atılarak, sürülerek polis tarafından bu işkenceyi belgeleştirmemiz de engellendi. Böyle bir metot uyguluyorlar. Tamamen polisin yaptığı işkencenin görülmemesi, görünürlüğünün engellenmesi üzerine bir şey üretiyor. “Yapamazsın, yasak.” Diyor herhangi bir yasaklama kararı olmasa bile gazetecilere dönük. Kalkan kaldırma ile ilgili Danıştay kararı var. Polislerin gazetecilerin görüntü almalarını engellemek için kalkan kaldıramayacağına dair Danıştay kararı var, buna rağmen kalkanı kaldırıyorlar, buna rağmen hiçbir şey yapamazsa senin koluna vuruyor, kamerana vuruyor “Çek elini, kameranı.” Diyor ve her gün o kadar sistematik ve rahat bir hale geldi ki bu baskı bize her gün işimizi yaptırmamaya dönük. Bize dönük fiziksel şiddeti geçtim, işimizi yaptırmamaya dönük bir baskı var. Bir gazeteci için en can sıkıcı olan da budur.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Daha önceki zamanlara uzandığımızda çok çarpıcı bir olayı hatırlıyorum. Van’da helikopter ile insanların atıldığına dair haberler yapan gazetecilerin yaşadığı uzun süreli mağduriyetler vardı. Uzun süre tutuklu kaldılar sırf bir haberi duyurdukları için.

Elif Bayburt:Mesela o gazeteciler ile ilgili; Van’da helikopterden atılan köylülerin haberini yapan gazetecilerin haberini yapan gazeteciler de soruşturma ve davaya maruz kaldı. Bu yaz cezaları onaylandı. Ekrandaki gazeteci arkadaşlarımız ile ilgili haber yapan gazeteciler bile dolaylı yoldan, bu gazeteciler hakkında soruşturma açıldı, davaya dönüştü.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu da çok çarpıcı bir mesele. Gazeteci mağdur oluyor, o gazeteciyi haber yapan gazeteci bir daha mağdur oluyor, işte tüm Türkiye ve dünya görsün Türkiye’de medya özgürlüğü ne durumda. 180 ülke arasında 149. Olmak yine bu durum için son derece iyi bir sıralama. Herhalde 180. Sıradaki Kuzey Kore’yi yakalayıp geçeceğiz. 180. Sıraya oturacağız anlaşılan çünkü bu kadar ağır bir şekilde demokrasinin en önemli ögesi olan medya özgürlüğünün engellendiği bir ülkedeyiz. Birçok gazeteci bu mağduriyetlere uğruyor, alanda hukuksuzluk yapan polislerin hukuksuzluklarının çekilmesini istemediği için gazetecileri engelliyor, yasal olarak ne yapıyorsunuz. Sizin o sırada gücünüz yok, sizi az evvel gördük ters kelepçeleyip gözaltına alıyorlar, otobüste bir sürü hakaret, küfür işitiyorsunuz ve bir sürü mağduriyet yaşıyorsunuz, tüm bunlar anayasal hak ihlalleri, siz ve diğer yüzlerce gazeteci bunları yaşıyor. Yasal süreçlere başvuruyorsunuzdur, yasal süreçler nasıl seyrediyor?

Elif Bayburt:Yasal süreçler seyretmiyor! Biz bir suç duyurusunda bulunduk bu gözaltı işlemine ilişkin ama henüz herhangi bir şey çıkmadı. Zaten daha çok uzun bir süre geçmedi, diğer pek çok farklı örnekte suç duyurusunda bulunan arkadaşlarımız için polislere soruşturma izni verilmediğine şahitlik ediyoruz. Hanifi Zengin örneğini verdim, bunun en net örneklerinden birisi. Yaptığı işkence ve taciz pek çok farklı şekilde kaydedilmiş, kayıt altına alınmış bir polisin valilik tarafından bu kadar açıkça korunuyor olması sorunuzun yanıtı aslında. Tabii ki diğer suç duyurularında bulunduğumuzda da benzer şeylerle karşılaşıyoruz. Bazen Anayasa Mahkemesi veya Danıştay hak ihlali kararı verebiliyor ama bu hak ihlali kararları da yıllar sonra  verilen kararlar. O anda o müdahale oluyor, bitiyor, dava kapanıyor, belki siz gazeteciliği bırakıyorsunuz, emekli oluyorsunuz ondan sonra bir hak ihlali kararı geliyor. Bu da göstermelik tamamen.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Yerel mahkemelerde hep takipsizlik alıyorsunuz ve en sonunda yıllar sonra Anayasa Mahkemesi’nde bir hak ihlali kararı çıkıyorsa çıkıyor diyorsunuz. Süleyman Soylu bir genelge çıkardı, “Polisi kimse çekemez.” Diye! Siz haber yapıyorsunuz, mağdurları çekiyorsunuz fakat o sırada bu genelgeden sonra polisler “Kardeşim genelge var, yasa var. Bizi çekemezsin.” Diye daha rahat bir engelleme içine girdiler, daha sonra Danıştay bu yasağı kaldırdı çünkü olacak bir şey değildi, zaten ne Anayasa Mahkemesi ne Danıştay ne hukuk ne anayasa dinleyen Süleyman Soylu’nun yürürlüğe koyduğu bir genelgeydi ve sonunda kaldırıldı. Bu nasıl etkiledi? Öncesi ve sonrası polisin tavrı konusunda neler yaşadınız?

Elif Bayburt:Aslında bu genelgenin hükmü olduğu süreç içerisinde zaten görüntü almamızın tamamen engellendiği, az önce bahsettiğim o polis kalkanlarının kaldırılması ve tamamen görüntü perspektifinin kapatılması biçimiyle, görüntü alınması engelleniyordu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Tutuklu gazeteciler ve öldürülen gazeteciler ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önce tutuklu gazeteciler sayısı durumu nedir? Farklı rakamlar açıklanıyor, iktidar “Gazetecilikten dolayı tutuklanmadılar.” Diyor sanki hiçbir gazeteci tutuklu değil imajı yaratmaya çalışıyor, farklı açıklamalar geliyor, bu konuda neler söylemek istersiniz?

Elif Bayburt: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Raporu’na göre 79 gazeteci şu anda tutuklu. Tutuklama saldırısı bizim gazetecilikte çok sıklıkla karşılaştığımız bir şey, ben henüz tutuklanmadım ama benim tüm çalışma arkadaşlarım hapiste belli bir vakit geçirmiş insanlar. İktidar şunu yapmaya çalışıyor bence; alandaki bütün saldırılarına rağmen gözaltı, şiddet, tehdit, susturamadığı gazetecileri tutuklayarak hapse koyarak susturabileceğini düşünüyor. Gazeteciler susuyor mu? Hayır susmuyorlar. Hala daha Diyarbakır’da tutuklanan arkadaşlarımız yazdıkları mektuplarla bir şekilde seslerini dışarıya duyurmayı başarıyorlar, bize de güç olmayı başarıyorlar. Tabii burada verilen halkın yetersiz tepkisini konuşmak lazım, çok fazla tartışma konusu oldu. “Gazeteci mi bunlar gerçekten? Başka bir şey vardır.” Gibi absürt, kabul edilemez ifadeler kullanan çok fazla insana rastladık çünkü ne zaman birileri özgür basın geleneğini sürdürse, ne zaman birileri özerklik Kürdistan’da gazeteci yapan meslektaşlarımız iktidara karşı gazetecilik yapan meslektaşlarımız muhalif yayınlar yapan gazeteciler, illa ki başka bir şeyle bir “iltisak” aranıyor. İlla ki diyorlar ki: “Bunlar gazeteci değildir, bunlar başka bir şey yapmışlardır. O yüzden tutuklanmışlardır.” Bu da aslında muhalif gazeteciliğin itibarsızlaştırılmasına dönük başka bir saldırı ve iktidar da bu saldırıyı destekliyor. Şu anda tutuklama saldırıları daha ön planda ama eskiden katlediyorlardı, bombalıyorlardı, Özgür Gündem’in başına gelenleri, Özgür Gündem’in yaşadığı süreci hepimiz gördük. Pek çok meslektaşımız katledildi, büroları bombalandı, defalarca kapatıldı Özgür Gündem şunu da belirtmek gerekir; bundan birkaç gün önce Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni Gurbetelli Ersöz’ün ölüm yıldönümüydü burada anmak isterim. Geçtiğimiz hafta Nagihan Akarsel Jineoloji Dergisi Editörlerinden araştırmacı yazar gazeteci katledildi Süleymaniye’de suikastta. Onların öğrettiği gazetecilik anlayışını bu topraklarda hala sürdürenler var, hala ısrar edenler var bu yolda ve bu ısrar önemli bir ısrar. Bir Türk büyükelçinin, sanırım Irak Büyükelçi’nin açıklaması oldu Nagihan Akarsel’e ait, bir gazeteci sorduğunda bir kadın yazar, araştırmacı, gazeteci, aktivist öldürüldü ne düşünüyorsunuz bu konuda diye. Türk Devleti’nin yapmış olabileceği söyleniyor gibi bir soru soruldu ve üstü kapalı bir şekilde “PKK Türk Devleti’nin her türlü hedefidir.” Dedi yani Nagihan Akarsel’i PKK ile ilişkilendirerek biz bu yüzden onu öldürdük demeye bile getirdi, tabii ki bunlar çok iktidarın algı yönetiminin derinliğini, boyutunu gösteriyor bize. Tabii ki bunun karşısında sessiz kalan bir yığın insan var ama biz bir avuç kalsak bile bu işi yapmaya devam edeceğiz. Bunu herkesin iyice anlaması gerekiyor ve sansür yasası şu anda Meclis’te başka insanları da yakacak! Şu anda en çok özgür basın emekçilerine bu saldırı gerçekleşiyor ama buna ses çıkartılmadığı taktirde başka insanları da yakacak. İktidara ses çıkarmayan suya sabuna dokunmayan ana akım medyaya da sıra gelecek. Bu sadece belli ufak bir grubu ilgilendiren bir sorun değil aslında çünkü iktidar zaten karşısında duran herkesi bir şekilde terörle iltisaklandırıyor, gerçek olsa da olmasa da bu durum. Her şekilde terörist ilan ediliyorsunuz zaten iktidarın bize çizdiği sınırları esas alarak bir iş yapamayız. Burada kendi bildiğimiz gerçeklere yaslanmak zorundayız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Metin Göktepe ne ilk oldu ne son oldu ve maalesef gazeteci cinayetleri devam etti. Polis şiddeti devam etti, iktidarın, halkın haber alma hakkını engellemesi devam etti. İktidarın muhalif medyaya yönelik hukuksuzluğu devam etti. Darbı, gözaltısı ve tutuklamaları devam etti en son bunlardan birisi de bir Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ndeki bir ihale yolsuzluğu ile haber yapan Güngör Arslan haberinden 15-20 gün sonra öldürüldü ve şu anda savcının hazırladığı iddianamede ihale sahibi katil zanlısı olarak gösteriliyor ve bir ekibin bu cinayeti tetikçilerin işlediği söyleniyor. Biz de az sonra Güngör Arslan cinayetinin avukatı Sn. Av. Cahit Çiftçi ile konuşacağız. Bu konuda söylemek istedikleriniz var mı?

Elif Bayburt:Bir gazetecinin hukuksuz ihaleleri haberleştirmesi sebebiyle hedef alınarak katledilmesi hiçbirimizin sessiz kalabileceği bir şey değil ve bu aslında az önce söylediğim gibi bu mesele sadece belli politik kesimleri ilgilendiren bir mesele değil aslında iktidarın her türlü hukuksuzluğunu ortaya çıkaran gazeteciler iktidarın hedefi bugün! Mesela sansür yasası da bunu hedef alıyor ve bütün topluma dönük bir sansürü amaçlıyor çünkü şunu diyor sansür yasası: “Sen sıradan bir yurttaşta olabilirsin, sıradan halktan bir kişi de olabilirsin ama eğer internette iktidarın hukuksuzlukları ile ilgili bir yayın yaparsan “dezenformasyon” da bulunursan seni de tutuklarım.” Diyor. O yüzden meslektaşımızın katledilmesi kesinlikle kabul edilebilir bir şey değil, ailesine ve çalışma arkadaşlarına baş sağlığı diliyorum. Bu topraklarda iktidarı, devlete karşı yayın yapan, iktidarın devletin yolsuzluklarını hukuksuzluklarını, şiddetini ortaya çıkaran her gazeteci politik kimliği, üye olduğu parti veya geçmişi arka planı fark etmeksizin iktidar hedefidir. O yüzden bazı gazeteciler daha da çok hedeflidir. Bu durumdaki herkes iktidarın hedefidir o yüzden bizim birbirimize sahip çıkmak gibi bir sorumluluğumuz var, sadece birbirimize değil bu mesleğin devam edilebilmesi için mesleğe sahip çıkmak gibi bir zorunluluğu var halkın da bunu çok iyi anlaması gerekiyor çünkü biz bu işi halkın haber alma hakkını sağlamak için yapıyoruz çünkü yaptığımız haberler de aslında halka yaşatılan her türlü zulüm ile haksızlıklarla ilgili haberler. O yüzden ben tüm kamuoyunu gazetecilere ve gazetecilerin haber alma yapma hakkını halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya, sansür yasasına karşı etkin bir mücadele yürütmeye çağırmak istiyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Gazeteci Elif Bayburt gazetecilere halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırı içeren sansür yasası konusunda tüm kamuoyuna sesleniyor ve bu yasaya karşı çıkmanın sadece gazetecilerin değil tüm kamuoyunun görevi olduğunun altını çiziyor. Engelsiz gazetecilik yaptığınız günler diliyoruz.

Programımızın ikinci bölümünde öldürülen gazeteci cinayeti konumuz. Gazetecilere yönelik şiddeti öldürülen gazeteci Güngör Arslan cinayetini takip ediyoruz. Aylardır bu konuyu Meclis’te gündem ediyorum, birileri bundan rahatsız oluyor hatta mahkemede bile benim bu cinayeti gündem etmemden dolayı savcının katil olarak işaret ettiği zanlılar bizim gündem etmemizden duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Ben Meclis Genel Kurul’unda da söyledim; “Sizi rahatsız etmeye geldim.” Dedim iktidara. Bu kirli Cumhur-Zulüm İttifakı’na; “Sizin kirli ittifakınız, şaibeli ihaleleri araştırmaya ve sizi rahatsız etmeye geldim o yüzden rahatsız olabilirsin ama biz sizde o haksızlıkları, hukuksuzlukları rahatsız etmeye devam edeceğiz, boşuna söylenmeyin, boş kelamlardır bunlar.” Ekranlarımıza davanın avukatı Sn. Av. Cahit Çiftçi’yi alıyoruz. Sayın Çiftçi hoş geldiniz.

Cahit Çiftçi:Dün yine Güngör Arslan duruşmamız vardı. Duruşmada gelişmeler var.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İkinci duruşmaydı. İlk duruşmada oradaydım, sizden dinlemek isteriz. İkinci duruşmada neler yaşandı?

Cahit Çiftçi:Birinci duruşmadan kısaca bahsetmek istiyorum ki ikinci duruşmayla bağlantılı olacak. Birinci duruşma da siz de oradaydınız. Size çok teşekkür ediyoruz, bu konuda isterdik ki ilimizin vekilleri en azından parti düzeylerinde birer katılım ile görmelerini, neler oluyor neler bitiyor bu ilin vekilleri olarak görmelerini, değerlendirmelerini, ona göre yorum yapmalarını isterdik ama olmadı. Birinci duruşmada siz de gördünüz, soruşturma aşamasında alınan ifadelerde tamamen ortadan kaldıracak şekilde kurgu bir şekilde dosyanın aslında bir numaralı sanığı olan Ersin Kurt’un kurtarmaya yönelik projeler gerçekleştirildi. Bu dosya nezdinde elle tutulabilecek bir tarafı yok. Bize göre mahkemede bu olayın farkında ama bu dosyanın en büyük eksikliği TCK 220’de tanımını bulan suç örgütü çerçevesinde soruşturma yapılmamasıdır! Bizim de bu yönlerle ilişkili olacak dosyayı daha da aydınlatacak birçok taleplerimiz, tanık dinletme taleplerimiz, başta Ersin Kurt olmak üzere diğer sanıklar ve yakınlarının mali kayıt araştırmalarını, banka hareketlerini ortaya konulması yönündeki taleplerimiz reddedildi. Biz bu duruşmada da bunu belirttik, bu olay ya spermden ya para menfaatinden kaynaklanmıştır. Bir kadını yalancı tanık olarak öne sürmeye çalıştılar fakat bu kadın da doğrular neyse onu söyledi, bunu söyleyince de ellerinde patlayınca farklı argümanlar geliştirmeye çalışıyorlar ama bu dosya gerçeklerine aykırı! Dün; karşı taraf Ersin Kurt tarafından azmettirici Burhan Polat’ın vekili tarafından dosyaya birtakım belgeler sunuldu fakat bu belgelerden de görüleceği üzere özellikle yorumlarla ilgili olarak bunları kabullendi, bu belgelerde de zaten Ersin Kurt ile Burhan Polat’ın aralarındaki derin ilişkileri göstermekteydi. Şöyle bir kanaate ulaşmış durumdayım kendi açımdan; delilleri yeterli görüyor, gerek bizim taleplerimiz olsun, gerekse sanık avukatlarının talepleri ile ilgili bütün talepleri reddettiler. Ben bu mevcutları yeterli görüyorum anlamında ama dosyanın daha da aydınlatılması gerekiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İddianame sınırları genişletilmek istenmiyor mu mahkeme tarafından?

Cahit Çiftçi:İstenmiyor, mahkeme de bunu yaparken diyor ki: “Zaten bunlar benim için yeterli” modunda ama şu eksiklik olacaktı; dosyadaki eylemler iddianameye olduğu gibi yansıtılmamış, dosya dolu dolu gitmeli ki üste İstinaf ve Yargıtay aşamasında delilleri değerlendirmek daha sıhhatli olur çünkü bu dosyanın bir menfaat karşılığında yani para amacıyla yapıldığı çünkü ihale var, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi var orada hiç ilgisi olmayan 21 yaşında bir çocuk var gidiyor vuruyor. Orada bir kısım sanık avukatların da belirttiği gibi bu işlerde delikli kuruş olmadan kimse böyle bir işe girişmez! Biz de diyoruz ki; kardeşim delikli kuruş mu var milyonlar mı var? Bir para gelmiş mi gelmemiş mi? Bunları araştırın diyoruz, bunlarla ilgili taleplerimiz de reddedildi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Tetikçi veya azmettirenlere yönelik para akışları incelenmiyor mu?

Cahit Çiftçi:İncelenmiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Önemli bir cinayet var ortada, savcı iddianamede bunları konu etmemiş mi Sayın Çiftçi?

Cahit Çiftçi:Evet. Tetikçi ile ilgili bizim de ulaştığımız bilgiler var. Ben polis değilim, savcılık makamı değilim, bizim araştırma yetkilerimiz sınırlı. Tetikçinin ailesinin mali durumu çok çok iyileşmiş bir anda! Bu iyileşme varken bunun araştırılmaması bir eksikliktir. Para hareketleri var ama kimisinin yanında çalışanın üzerinden yapılıyor kimisi kardeşinin üzerinden yapıyor. Zaten burada meşhur bir iş yapıyorsun niye başkalarının üzerinden yapıyorsun? Akışlar var ama bu akışları, ortaya koyamıyoruz. Bunu eğer ki 220 çerçevesinde, suç örgütü üzerinden gidilseydi bunlar ortaya çıkarılırdı. Bu zaten savcılığın en büyük eksikliğidir.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Ortada organize bir olay var, bir ekip var, emredenler o emri daha alt tetikçiye iletenler ve haberleşme trafikleri, cinayet öncesi ve cinayet sonrası trafikler var. Bir organize ekip kiraladıkları evler var, oradan organize olan bir durum var ve bir suç örgütü görüntüsü var, iddianamede suç örgütü iddiası yok diyorsunuz.

Cahit Çiftçi:Zaten dosya içinde bilgi sahibi ifadesiyle alınan ifadeler var. Bir ifade de resmen suç örgütünün hiyerarşik yapısını çizmiş. Burhan Ersin’e bağlı, Ersin’in sözünden çıkmaz, Burhan’a bağlı olan Ferhat, Hasan Emre ne derlerse yapar! Şimdi bunlara baktığımız zaman bizim gerçekten bir örgüt teması çizdiğimiz zaman zaten dosyada da var bu. Bu başka delillerle de destekleniyor. Sanıkların üzerine şu anda halen aktif gözüken telefonlar incelenmeyenler var! Bunların incelenmesi lazım, suç örgütleri bir telefon kullanmazlar farklı hatlar da kullanırlar. Yurt dışı hatlar da kullanırlar, bunlar da bu dosyada var. Buyurun bunları da inceleyin dedik. Burada mahkeme bunu, şu saiklerle yapıyor deme şansına sahip değilim. Mahkeme diyor ki: “Bu deliller benim için yeterli.” Bu pozisyonda olduğuna inanıyor ama bize göre eksik gidecek, delilleri bir bütün halinde değerlendirme yönünde eksiklik oluşturacaktır. Bunların olmaması zaten dosyanın en büyük eksikliği çünkü burada eğer paranın takibi yapılmazsa yukarıya eksik gidecektir. Şu anda dediğimiz gibi mahkemede dünkü ara kararı ile tahkikatın genişletilmesi ile ilgili savcının bir talebi yoksa esas hakkındaki mütalaasını vermek üzere süre verdi. Bütün tutuklu sanıkların tutukluluğuna devam, 21 Kasım’da. Bu da gösteriyor ki 21 Kasım’da büyük ihtimalle sanık müdafileri süre alacaktır sonra karara çıkacak.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Duruşmalar hakim tarafından uzatılmak istenmiyor mu?

Cahit Çiftçi:Kamuoyuna mal olan olayları bir an önce kapatmanın peşinde. Böyle bir kararlılık var. Kamuoyuna mal olan davalardan da biliyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çok önemli ulusal medyaya yansımış bir gazeteci cinayetinin avukatısınız, davanın böyle devam etmesinden rahatsızsınız nasıl devam etmeli ve olması gerekenleri net bir şekilde kamuoyuna lütfen iletin ve kamuoyu da tam bu sansür yasası konuşulurken bu konuda bir duyarlılık sahibi olsun. Hem yerelde üç maymunu çoğunlukla oynayan Kocaeli medyası hem de ulusal medyaya yönelik çok önemli mesajlarınızı almak isteriz.

Cahit Çiftçi:Bu davada bir kere bu dava özelinde olması gereken; paranın kaynağı araştırılmalı. Olmazsa olmazıdır! Bu davada tespiti yapılıp fakat incelemesi yaptırılmayan telefonlar asıl onların üzerinden yapılan işlemler var. Ortada gayri meşru evler tutulmuş, daha sonra gayri meşru işler için iki ev tutulmuş ve farklı kişilerin üzerine tutulmuş ama cinayet olayından sonra sanığın biri başkasının üzerine tutulan başka bir eve gidiyor, sanıklardan iki kişi de yine başka birilerinin üzerine tutulan başka bir eve gidiyor. Burada organize hareket ettikleri bellidir. Ben Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu işin üzerine giderek suç örgütü çerçevesinde geniş çaplı bir soruşturma başlatılmasını bekliyorum. Biz davanın sonunda da aile ile de konuşarak bununla ilgili gerekirse de suç duyurusunu tekrar yapacağız çünkü bu dosyadan edinilen başka da bilgiler var, en büyük eksiklik budur.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nı göreve mi davet ediyorsunuz? Ne yapması gerekiyor?

Cahit Çiftçi:Göreve davet ediyorum. TCK 220 çerçevesinde yani suç örgütü çerçevesinde bu mevcut tahkikatın dışında geniş bir tahkikat yapmasını istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu çok önemli. Medya mensupları bunu not etmeli, çok önemli bir çağrıda bulunuyor Sayın Av. Cahit Çiftçi.

Cahit Çiftçi:Bunların sonucunda emin olun çok şeyler ortaya çıkacaktır. Bunun yanında KOTO Başkanı Necmi Bulut başta olmak üzere birçok kişi bu soruşturma çerçevesinde işlem göreceğine inanıyorum çünkü bir para geldi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İddianame sınırlı dediğiniz noktada bir de daha önceden gündeme getirdiğiniz KOTO Başkanı Necmi Bulut ve Ersin Kurt ilişkileri ile ilgili iddialarınız var ve KOTO Başkanı yeni yapılan seçimde yine başkan oldu ve onunla ilgili nedense mahkeme ona hiç dokunmuyor. Ne dersiniz?

Cahit Çiftçi:Mahkemenin şu anda elini kolunu bağlayan iddianamenin sınırlılığı ilkesi. Bu ilkeden dolayı mahkeme üzerine gitmiyor, sadece KOTO Başkanı Necmi Bulut’un da içinde bulunduğu toplam 6 şüpheli hakkında Kocaeli CBS’de yine bu olay ile ilgili soruşturma devam ediyor. Bu soruşturmanın sadece akıbeti soruldu, devam ediyor diye ama akıbet sonucunu beklemiyor. Bu çerçevede o dosya üzerinden Necmi Bulut’un devam eden soruşturması üzerinde genişletilerek TCK 220 çerçevesinde daha da aydınlatılabilir bu olaylar. İlla da yeni bir soruşturma dosyaları açmalarına gerek yok. Taktir kendilerinin.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Mahkeme karar verdikten sonra o soruşturmanın yürümesi de çok anlamlı olmayacaktır ve şu anda bu konuya etkin bir şekilde eğilmesi gerekiyor diyorsunuz.

Cahit Çiftçi:Ayrı da yürüse sonuçta ayrı bir suçtur o da. Biz eksikte olsa o soruşturmanın CBS tarafından yürütülmesini istiyoruz, özellikle suç örgütü çerçevesinde Necmi Bulut çerçevesinde eğer kasten öldürmeye azmettirmeden yürüyecekse hiçbir anlamı kalmayacaktır. Zaten mevcut olan bir dava yürüyor, komik olacak! Lütfedip ifadelerini dahi aldıklarına inanmıyorum. Belki 3-5 gün önce alınmış mıdır bilemiyorum ama alınsaydı zaten haberimiz olurdu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Ersin Kurt zanlılar tarafından korunmak isteniyor ve Necmi Bulut’ta birtakım yetkililer tarafından korunmak isteniyor mu demek istiyorsunuz?

Cahit Çiftçi:Benim şahsi kanaatim Ersin Kurt sanıklar tarafından, Necmi Bulut’ta güçlü eller tarafından korunmaya çalışılıyor!

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu çok önemli dava üzerinde bu iddianız eğer ki bu konudaki isteğiniz gerçekleştirilmezse çok önemli bir gölge çünkü gazeteci cinayeti varken gerekenlerin araştırılmadığını söylüyorsunuz, biz de bunu Meclis’te işledik ve sanıkların da rahatsız olduğunu görüyoruz.

Cahit Çiftçi:Siz ve diğer vekillerimiz bu Kocaeli’nin vekillerisiniz. Sonuçta Kocaeli’nin ilimizin daha iyi yerlere bu tür gayri meşru işlerle anılmaması için üzerlerine gitmesi gerekiyor. Yapılacak iş çok basit; AKP Milletvekili, CHP Milletvekili, MHP Milletvekili arkadaşlar buyursunlar bize de sorsunlar; sanık müdafileri ile konuşsunlar ne oluyor neyin nesi bu işler, bir gazeteci durup dururken niye öldürüldü, bu yaptığı haberler gerçekten doğru mu kimler var işin içinde nereye gidebilir diye sorsunlar, soruştursunlar kendileri değerlendirme yapsınlar ama konuşsunlar, yorum yapsınlar! Burada bir konformist hayat ile hiçbir şey yapmadan vekillik yapmışlar yapmamışlar! Sizin yaptığınızın %10’unu yapsınlar, hepsi bize ulaşabilir. Meslektaşımız da var içlerinde, konuya da vakıf olur, hukuki terimleri de çok iyi bilir, mesela Emine Zeybek hanım. Diğer vekillerimiz ile tanıdıklarımız var. Lütfedip sorsunlar, sadece bana değil sanık müdafileri ile de konuşsunlar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İlk duruşmada sanık Hakan Arslan’ın Ersin Kurt’u kurtarmaya yönelik ifadeleri vardı. Bu gayret ikinci duruşmada hissedildi mi?

Cahit Çiftçi:İkinci duruşmada savunma kısmı olmadığı için sadece gelen belgeler yönünde beyanlar alındığı için ama herhangi bir değişiklik yok. Farklı bir durum yok ortada!

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Av. Ersin Kurt beni hedef aldı ilk duruşmada, konuyu gündem etmem, soğutmamam gözlerden kaçırmamamı itham etti. Etiketlerle bizi etiketlemeye çalıştı. “Fetöcü” dedi, “Şucu, bucu” dedi, insanların kendini kurtarmaya çalıştığı zamanlar kullandıkları damgaları kullanmaya çalıştı. Bu gayreti neye yoruyorsunuz? Biz Meclis’te, her yerde bu toplantıyı anıyoruz, basın toplantılarımızda genel kurulda nedir bu rahatsızlık? Neden bu ithamlar Sn. Çiftçi?

Cahit Çiftçi:Ersin Kurt tarafından size ve benim şahsıma Burhan Polat’ın avukatı tarafından da aileye ve istedikleri tanıklığı yapmayan bir kadına bel altı diyeceğim bir tabirle ithamlar yönelttiler. Sayın vekilim sizi kamuoyu da bilir, geçmişinizi de bilir, insan hakları konusundaki duyarlılığınıza ben kendim şahidim, beni de en iyi Ersin’in avukatları bilir! Kovuşturma aşamasındaki, soruşturma aşamasındaki avukatlarına sorsa benim hakkımda o lafları da etmezdi, öyle tahmin ediyorum. Gelelim Burhan Polat’ın avukatının yaptığına! Tanığın kıyafetine kadar laf söyleme terbiyesizliğini gösterdi, bu çok ayıp bir şeydir! Bir kişi ne olursa olsun onun yaşantısı, onu ilgilendirir, tanıklığı dosyaya uygun mu değil mi beyanları üzerinden konuşulur. Güngör beyin aile hayatından dem vurmaya kalktılar! Kardeşim sizler ahlak bekçisi değilsiniz ki; size ne? Mahkeme bu konuda da uyardı biz uyarılara uyduk. Dosya çerçevesi dışına çıkmayalım ama maalesef dosya ile ilgisi alakası olmayan konuların üzerinden yürümeye çalıştı bu niye? Çünkü dosyanın içinde toplanan deliller sanıkların suçlu olduğunu açık ve net bir şekilde gösteriyor! Bunu deliller üzerinden bir tartışmaya giderlerse kendilerinin zaten açıkça yapabilecekleri hiçbir şey yok. Biz bunu boğalım, “Sn. Gergerlioğlu şu örgütün temsilcisidir, sözcüsüdür.” Cahit Çiftçi hiç ceza davası almaz mı? 15 Temmuz’dan sonra almış! Halbuki biraz araştırsa 15 Temmuz öncesi benim Hizbullah davalarına da girdiğimi, HDP’li arkadaşlarımın davalarına da girdiğimi, askeri casusluk davalarına girdiğimi de öğrenecek zaten arkadaşımız avukatlık yapmadığı için bunları bilebilecek bir pozisyonu yok!

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İş adamlığı yapıyor!

Cahit Çiftçi:Ben sadece avukatım her türlü davaya bakarım kafama yattıktan sonra. Bunun amacı dosyayı farklı mecralara taşıyıp gerçekleri boğmak gayretinden başka bir şey değil Sayın vekilim ama ben 7 sayfa dilekçe verdim ikinci duruşma öncesi. Sadece dosyada sanıkların eylemlerini işbirliğini anlattım.  Ben bunları şimdi niye burada iyi ki sordunuz dedim, mahkemede de verebilirim ama mahkemeyi özünden çıkarırız. Onların tuzağına düşmüş oluruz. Biz dosya üzerine konuşalım mahkeme ne karar verirse biz beğenmeyiz götürürüz, onlar beğenmez götürür, bu şekilde yürümesi gereken bir dosya!

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Cumhuriyet Başsavcılığı da üzerine düşeni yapsın ve bir organize suç örgütü görüntüsü var bu konuda beklentileriniz var.

Cahit Çiftçi:Savcılık hadi suç örgütü çerçevesinde soruşturma yapmadı bari dosyaya yansıyan eylemleri doğru bir şekilde eksiksiz bir şekilde iddianameye yansıtsaydı bugün daha farklı şeyler konuşurduk. Biz şimdi mümkün mertebe eylemlerde sınırlılık ilkesi olmaz. Dosyaya yansımayan eylemlerle ilgili sınırlılık ilkesi olur ama dosyaya yansıyan eylemleri dahi yansıtmamış iddianameye.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Genel tabloya bakacak olursak; şu itirazlarınız ile bu dava son derece önemli, medyatik bir dava ve mesele Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ndeki bir ihale yolsuzluğu ile alakalı bir haber sonrası başlayan bir mesele ve oldukça da siyasi bir mesele. Şu bahsettiğiniz eksiklikler iktidarın korunmasına dair birtakım işaretleri gösteriyor, belki siz bunu söyleyemeyeceksiniz ama biz görüyoruz bu yargılama esnasındaki ihmaller, eksiklikler bir kirli Cumhur-Zulüm İttifakı’nın korunmasına yönelik adımlarmış gibi hissediliyor.

Cahit Çiftçi:Benim iki kimliğim var. Bir vatandaş Cahit Çiftçi bir de Av. Cahit Çiftçi. Cahit Çiftçi olarak gördüğüm zaman biraz önce söylediğinizin hepsine imzamı atarım, bugün avukat olarak belediyeden bir iş almaya gitsem beni belediyeden kapıdan sokmazlar. Böyle bir iş almanın da bir bedeli vardır, bir paylaşımı vardır! Tabii ki korunuyor! Bunu vatandaş olarak görüyorum ama avukat olarak girdiğim zaman ben dosya üzerinden konuşurum, söylenmesi gerekeni söylerim, bu dava daha çok yürüyecek, çok yerlere gidebilir. Yeter ki sadece yargının önünü açsın, yargı üzerine düşeni yapsın başka hiçbir şey istemiyoruz. Bu yürümezse yarın başka şeyler olur!

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sayın Çiftçi davanın önündeki engeller kaldırılsın mutlaka çok daha önemli yerlere gidecek diyorsunuz.

Cahit Çiftçi:Yargı üzerine düşeni yapsın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Yargı üzerine düşeni yapsın, adaletin tecelli etmesini en azından engelleyici taşları ortadan kaldırsın diyorsunuz.

Cahit Çiftçi:Pozitif hukuk istiyoruz başka bir şey istemiyoruz. Mevcut yasa düzenlemeler üzerinden gitsinler bu bize yeter.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çok teşekkür ederiz. Bugün medya sansürü gazetecilere yönelik darplar, hakaretler ve cinayetleri konuştuk. İlk konuğumuz gazeteci Elif Bayburt’tu ve sahada yaşadıkları çok önemli ihlalleri anlattı, ikinci konuğumuz gazetecilik yaptığı için öldürülen Güngör Arslan’ın avukatı Av. Cahit Çiftçi’ydi ve o da dün yapılan dava duruşması ile ilgili çarpıcı bilgiler aktardı ve çok önemli cümleler söyledi. Gerekli yerel medya ve ulusal medya bu gazetecimize ve Sn. avukatımıza kulak kabartsın, tek dileğimiz bu, yayınlarımızın amacı bu hepinizi saygıyla selamlıyor haftaya Salı günü buluşmak üzere hayırlı akşamlar diliyorum.

Yorumlar