20 Aralık 2022
ÖFG TV’den herkese merhaba, iyi akşamlar. Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Değerli izleyenler polis şiddeti bitmiyor! Vatandaşın güvenliğini sağlamak ile görevli polis, vatandaşın özgürlüğünü, insan haklarını kısıtlamakla meşgul, anayasayı çiğnemekle meşgul. Anayasa Madde 34 önceden haber vermeksizin herkesin toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı vardır şeklindedir ve barışçıl taleplerin gündeme getirilmesi halinde polisin güvenlik önlemlerini alarak vatandaşın beyanlarını koruması esastır fakat Türkiye’de böyle olmuyor! Toplum da bunu çok iyi bilmiyor! İtiraz eden sesleri bastırmakla kendisini görevli zannediyor. İktidar bunu da topluma dayatıyor, toplum da bu konuda çok bilgili değil polisin yaptığını doğru zannediyor oysa tamamen yanlış. Bir de bunun üstüne vatandaşı darp etmek, tokat atmak, tekmelemek bunlar kabul edilecek hadiseler değil!
Geçtiğimiz Pazar günü ne yaşandı? İstanbul İl Eş Başkanımız eski vekilimiz Ferhat Encü hasta mahpuslar, denetimli serbestliği verilmeyen mahpuslar ile ilgili bir adalet nöbetindeydi ve bu adalet nöbetinde polis açıklama yapılmasına izin vermedi ve bunun üzerine bir itiş kakış yaşanırken eski vekilimiz İstanbul İl Eş Başkanımız Ferhat Encü’nün suratına polis bir tokat attı ve bu görüntüleri yok etmek için sonradan ne yapacağını bilemedi. Bu görüntüyü çeken gazeteciyi de gözaltına alıp hard diski yok etmeye, görüntüleri yok etmeye çalıştı fakat başaramadı ve bu görüntüleri şu anda izliyorsunuz. Ülkenin hali bu! Bir kamu görevlisi hasta mahpusların hakkını, hukukunu duyurmak için meydanda olan bir eski vekile tokat atıyor! Bu vekil kendi menfaati için orada değil, bu vekil hasta, hakkı yenen mahpusların hakkını savunmak için orada ve bir partinin temsilcisi fakat gördüğünüz gibi böyle bir saldırı ile karşı karşıya. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu kabul edilemez olduğu gibi bir de bu olayı protesto etmek için ertesi gün HDP Kadıköy İlçe Başkanlığı önünde toplanan binlerce kişiyi engellemek doğru bir şey değil! Eş Genel Başkanlarımız Sayın Pervin Buldan ve Sayın Mithat Sancar bu korkunç saldırıyı protesto etmek için oradaydılar ve açıklama yapmalarına izin verilmek istenmedi. Eş Genel Başkanımız Sayın Mithat Sancar’ın binaya girişi engellendi, polis inanılmaz bir barikat oluşturmuştu ve bu saldırıyı protesto etmek bile engellenmeye çalışıldı polis gücüyle. Polis maalesef sadece bugün değil dün de daha evvelsi gün de her zaman bu hukuksuzluğunu devam ettiriyor. Bir polis devleti oluşturmuş durumdalar! Zorbalık, baskı, darp ile istediklerini yapmaya çalışıyorlar. Öncesinde de birçok milletvekilimize saldırılar gerçekleşmişti, şimdide eski vekilimize saldırı gerçekleşti. Bunlar sadece Kürt kamuoyunu ayağa kaldırmıyor, bunlar toplumun tüm duyarlı demokratik kesimlerini ayağa kaldırarak bir infial oluşturuyor. Bu kabul edilecek bir durum değil! Bize istedikleri kadar bunu yapsınlar, bunları kabul etmediğimizi ve sonuna kadar kınayacağımızı kabul etmeyeceğimizi, protesto edeceğimizi de buradan söyleyelim. Konuyu yakından takip ettiğimizi, ana meselenin polis şiddeti olduğunu tekrar söylemiş olalım.
Günün ikinci konusu da geçtiğimiz günlerde bitirdiğimiz, oldukça yoğun bir mesaiye sahne olan komisyon ve genel kurul görüşmelerine katılmaya çalıştığım bütçe görüşmeleriydi. Meclis’te 2023 bütçesi kabul edildi ama biz bu bütçeyi zengin daha zengin fakiri daha fakir yapan bir bütçe olduğunu biliyoruz ve sonuna kadar karşı çıktık. Tüm gücümüz ile karşı çıktık, bakanlıkları yoğun bir şekilde eleştirdik ve tüm grup arkadaşlarımız yoğun bir mesai sarf ettiler ve saatler süren konuşmalar, tartışmalar sonrasında bu bütçeye karşı çıktık fakat sayımız yetmedi, AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın sayısı daha fazlaydı ve sayısal çoğunlukla bütçe kabul edildi. Bu bütçenin dikiş tutmayan bir bütçe olduğu belli, ek bir bütçe yapma durumunda oldukları ve bu bütçenin realitesinin olmadığı da ortada. Büyük masraflar ile Cumhurbaşkanlığı’na, örtülü ödeneğe ve diğer anti demokratik bir işleyişte olan bakanlara, ayrımcılığı sürdüren bir anlayış ile bir bütçe yaptılar. Bu bütçede Alevilerin hakkı gasp edildi çünkü kendilerine Diyanet içinde bir pay verilmedi! Bu bütçede Aleviler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir birimine mahkum edildiler. Bu bütçede kadın hakları ile ilgili gerekenler yoktu ve bütçede mahpuslar ile ilgili düzenlemeler açısından bizim yoğun eleştirimizin yer aldığı hususlar vardı. Bakanlıklar birçok konuda zulüm icraatları yapıyorlar, yalan atıyorlar bilhassa Zulümat ( Adalet) Bakanlığı bütçesinde konuştum ve yalan attıklarını, mahpusların haklarını çiğnediklerini net bir şekilde söyledim. Bu arada AK Parti MHP zorbalığı İYİ Parti’li Hüseyin Örs’ün yumruklanmasına kadar vardı. Benim konuşmamda ifade özgürlüğü içindeki beyanlarım iktidar marifetiyle ve hatta muhalefet marifetiyle kınama cezası verdirilmesine kadar vardı. Maalesef muhalefetin konuşmasına izin vermeyen ya para cezası verdirten ya da fiili olarak darp eden bir iktidar ile karşı karşıyayız ve biz bu anlayışa karşı sonuna kadar bir mücadele sergiledik, kabul etmedik. Aile Bakanı Derya Yanık 6 yaşındaki bir kız çocuğunun istismar edilmesi sonucu gelişen gelişmeler ve bunun bakanlığa sığınması, sığınma evlerinde kalması sonrasında herhangi bir yargısal işlem yapmayan bir bakan olarak tarihe geçti. İçişleri Bakanı daha doğrusu Suçişleri Bakanı Süleyman Soylu yine Meclis’e en gergin günü yaşatan kişi oldu, en büyük gerginliği yaşattı ve yine diğer bakanlıklar; Aile Bakanlığı engelli KHK’lılara neden yardım etmediği ile ilgili sorularımıza doğru düzgün bir cevap vermedi! Rant ve talan bütçesi olduğunu söyledik çünkü zengini daha zengin etti, fakiri de daha fakir etti ve bir taraftan dikiş tutmayan bir bütçe olduğunu da söyledik, ardından bütçe kabul edildikten sonra yeni bir ek bütçe teklifi ardından geldi. Bütçenin tutmayacağı ve kısa bir süre sonra daha yeni ek bütçeler yapılacağı ortada çünkü ekonomik durum iyiye gitmiyor, bir taraftan seçim ekonomisi uygulanıyor, doları dizginlemek için dolar borcu alınıp dolar bozduruluyor ve dolar tutulmaya çalışılıyor. Böyle bir politikada izleniyor. Biz bakanlıkları elimizden geldiği kadar eleştirerek sizin verdiğiniz görevi yerine getirmeye çalıştık. Umarım en iyisini yapmışızdır, yoğun bir mesaiydi. Bu zalim iktidara karşı söyleyebileceklerimizin en fazlasını söylemeye çalıştık.
Üçüncü konumuz anne baba tutukluluklar! Bu da son derece önemli bir konu. Biz sadece bugün değil dün de bunun çok önemli olduğunu söyledik. Yıllardır söylüyoruz, düşünün 2-3 çocuğun olduğu, 3-10 yaşlarında çocukların olduğu bir ailede anne baba aynı anda cezaevine girerse bu çocuklar ne olacak? Zaman zaman bakıyorsunuz dede, nine hasta oluyor veya anneanne, dede ölmüş oluyor. Çocuklar teyze, dayı, amcaya kalıyor. Çocuklar ortada kalıyor arkadaşlar yazık, günah! Bu kimin çocuğu olursa olsun! Siyasi mahpusta olsa, adli mahpusta olsa çocuğun üstün yararı diye bir kavram var fakat bununla ilgili bir yasa teklifi AK Parti tarafından Meclis’e getirilmesine rağmen daha sonra geri çekildi. Düşünün biz bu konuyu yoğun bir şekilde gündem ettik ve ardından böyle bir gündem oldu anne baba tutuklularla ilgili benim yaptığım gündem sonrasıydı sanırım böyle bir yasa teklifi geldi. Çok sevindik fakat maalesef ki AK Parti iktidarı kendi getirdiği teklifi kendisi geri çekti. Neden? Siyasi muhaliflerinin bundan faydalanabileceğini düşündü ama çocukların zarar görebileceğini, yararlanabileceğini ve hatta ölebileceğini düşünmedi!
İşte yıllardır söylediğim bu meselede haklı olduğumuz ortaya maalesef ki çok çok üzücü bir olay ile ortaya çıktı. Anne baba tutukluluk yaşayan bir aile çocuklarını dedeye, nineye bırakmış orada da büyük istismarlar olmuş. Çocuklar aç, susuz kalmış ve bu çocuklar anne babasız olduğu için zayıflamışlar hatta 6 yaşındaki bir çocuk vefat etmiş, bakımsızlıktan hayatını kaydetmiş. Neden? Çünkü çocukların annesi babası başlarında değil. Bu korkunç bir durum! Gerçekten kabul edilecek bir durum değil! Her gün, her gün binlerce anne baba tutukluk vakası ile karşılaştık mecliste en yoğun ve çok üzülerek dile getirdiğim bir husus oldu. Benim de çocuklarım var, ben de bir babayım. Birçok kişi annedir, babadır çocuklarımızı ne kadar sevdiğimizi çok iyi biliriz, gözümüzün nurudur. Düşünün yani kendi çocuğunuzun başına gelmesini istemediğimiz bir hususun başka bir çocuğun başına gelmesi ne kadar korkunç bir durumdur bu geliyor işte görüyorsunuz ve değerli arkadaşlar başka birçok olay da yaşanıyor.
Biz anne baba tutukluklarla ilgili hususları hep hatırlatıyoruz ve bu konuda iktidar adım atmadığı için çok vahim örneklerin hepsini beraber toplayarak bir anlatayım.
İlk olarak şu an ekranlarımıza gelen görüntülerde bir aile görüyorsunuz. Eyüp Serda Alıcı çifti yurt dışına çıkmak istemişler, aldıkları cezalardan kurtulmak için ve 3 kız kardeş bakın üçü de kız kardeş, bu çocuklar sınırda anneleri ile beraber yakalanıyor, çocuklar çok zor durumda kalıyor. Gördüğünüz büyük kız çocuğu jandarmalar tarafından yakalandığı anda maalesef ki bayılıyor üzüntüsünden ve korkusundan ortanca çocuk geçirdiği şoktan dolayı ağlamayı bırakın gülmeye başlıyor, küçük çocuk ise altına kaçırıyor. Böylesine çok üzücü bir sahne, bir tablo yüreğimizi derinden yaralayan bir hal olarak unutamayacağımız bir üzücü tablo olarak karşımızda maalesef. Bu anne baba cezaevinde çocuklar şu anda çocuk esirgeme kurumundaydı haftalardır 20-25 gündür çocuk esirgeme kurumundaydılar en son bugün Gaziantep’teki yakınlarına teslim edildiler. O çocuklar o Edirne yolculuğunda neler yaşadı, yakalandıkları anda neler yaşadı, sonrasında neler yaşadı bilmiyoruz ama tahmin edebiliyoruz çok üzücü şeyler yaşayabildiklerini. Anneleri babaları yanlarında yok ufacık çocuklar o yaşta böylesine kalıcı ruhsal travmalar yaşıyorlar. Bu çocuklar kız çocukları, daha çok korunma ihtiyacı olan çocuklar ve şu anda işte bir uzun yolculuk ile Edirne’den Antep’e gidiyorlar. Orada yakınlarının yanında ne kadar mutlu olacaklar, anne baba ne halde, çocuklar ne halde bunları bilemiyoruz. Son derece vahim bir tablo işte bu anne baba tutukluklardan dolayı oluyor! En azından anne serbest bırakılsa çocukların başında olsa çocuklar en azından zarar görmezdi diyoruz.
Yine bakın bir başka vaka; geçtiğimiz gün genel kurulda da anlattım. 5.5 aylık bir bebeğin anne babası Demet-Ersal Hırka çifti Elazığ Cezaevi’nde çocukları var 5.5 aylık ve bu çocuk şu anda cezaevi koşulları kötü olduğu için annenin yanında değil ve çocuk ara sıra anneye getiriliyor, tabi süt bebeği yani bu çocuk anneden ayrı kalabilir mi ama anneden ayrı anneyi ememiyor, annenin Allah bilir üzüntüden sütü kesildi bilemiyoruz. Bebek bir taraftan zor durumda biz bunu defalarca gündeme getirsek azdır basın toplantımızda, genel kurulda gündeme getirdim. Bu çocuğa baktığınız zaman içiniz sızlıyor ve bu çocuğun annesiz olduğunu düşünmek insanın yüreğini parçalıyor gerçekten çünkü siyasi kararlar bunlar ve aileler dağıldığı gibi bebekler de bundan zarar görüyor. Gördüğünüz gibi küçük bir kız bebeği bu az evvel anlattığım ailenin de 3 tane kız çocuğu vardı ve bu çocuklar yarın öbür gün neler yaşayacaklar, daha dünyaya gözlerini açtıkları anda bu tür travmaları yaşıyorlar. Onlar üzerinde fiziksel ve psikolojik çok kalıcı patolojiler oluşturacağı apaçık ortada. Maalesef bunlar yaşanıyor.
En son bugün bir başka anne baba tutukluk hadisesi ile karşı karşıyayız. Düşünün bütün bunların üstüne anne babası tutuklu olduğu için ölen çocukların üstüne, bir başka vakada maalesef Edirne’de yine yaşandı. Bir başka ailemiz Emine-Bekir Hopa Çifti onlar da yurt dışına çıkmaya çalışırken yakalanmışlar. İki tane çocukları var. İki tane çocuk, fotoğraf çok üzücü Jandarma binasının önünde anneleri, babaları içeride iki tane çocuk Jandarma binasının önünde mahsun mahsun bakıyorlar. Anne baba gözaltına alınmış baba tutuklandı anne serbest bırakıldı. Bu çocukların yakınları bize haber verdi, babaanne ve büyük baba oldukça ağır hastalanmış. Büyük baba kansermiş anneanne ve dede de hayatını kaybetmiş. Yani bu çocuklar oralara gidemeyecek büyük ihtimal çünkü dedelerin ninelerin kendine bakacak hali yok veyahutta hayatta yoklar. Peki nereye gidecek halaya mı gidecek? Halaları bize haber verdi. Herkesin bir durumu var hani amca, hala, dayı, teyze de olsa kendi çocuğu kadar bakabilecek mi? Bir taraftan çocuklar anne babayı kaybetmiş büyük bir stres yaşıyorlardı, anne babanın durumu ne olacak psikolojik açıdan? Çocuklar okula gidiyor muhtemelen altüst olmuş durumda okulları, büyük bir travma yaşamış, bu aile şu halde yurt dışına çıkmaya çalışmış, çocukların okulları var her şey altüst olmuş. Allah bilir başka ne zorluklar yaşadılar bilmiyoruz ve şu anda da böyle bir Jandarma binasının önünde mahsun mahsun bekliyorlar! Bu çocuklar da Allah korusun anne babası mahpus olan Eskişehir’deki çiftin çocukları gibi verildikleri bir ailede hayatlarını mı kaybetsinler? Allah aşkına soruyoruz! Bakın her şey çocukların başına gelebiliyor, korumasız olabiliyorlar. Biz bunları soruyoruz ve bir cevap bekliyoruz! Anne baba tutuklulukların bitmesini ve bunlara bir çözüm bulunmasını çocukların bundan çok etkilendiğini söylemek istiyoruz. Bunları kabul edemiyoruz değerli arkadaşlar ve iktidara da sesleniyoruz. Bunlar hiç sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu? Anne baba tutuklulukların nerelere varabileceğini biz yıllardır söylüyoruz umursamadınız sonunda bir çocuk öldü! Çocuklar aç, açıkta, kimsesiz kalıyor. Fiziksel ve psikolojik travmalar yaşıyorlar ve gelinen nokta da bu çocuklar için bir çözüm bulunması gerektiği apaçık ortada!
Bu haftanın insan hakları konuları açısından bunlar son derece önemliydi. Polis şiddeti, bütçenin kabul edilmesi ve fakat halka zarar vermesi, anne baba tutukluluklarla neslin zarar görmesi, ailenin zarar görmesi bizim çok önemsediğimiz hususlardı bunları gündem ettik, haftanın öne çıkan önemli gündemleri bunlardı ÖFG TV olarak bunları gündeme getirdik. Birçok anne baba ve çocuk bu sıkıntıları yaşıyorlar.
Yine biliyorsunuz bir başka çiftimiz daha var, o da KHK’lı bir çift, yine anne baba tutukluluk değil ama anne babanın bu sefer kaybı ile yaşanan çocukların büyük dramını da gündem etmeden geçemeyeceğim. Bu Kahramanmaraş Afşin’in Arıtaş köyünde yaşandı. Biz dün haberdar olduk ve bunu hemen sosyal medyada paylaştık. Çiftimiz Durmuş Ali Çetin ve Saadet Çetin çiftinin yaşadıkları çok üzücü gerçekten. Onların da üç çocukları var. Bakın Durmuş Ali Çetin KHK ile ihraç bir polis ve bu polis ihraç edildikten sonra büyük bunalımlar yaşıyor ve ardından hayatını kaybediyor çünkü intihar ediyor bunalımları aşamayarak. 5 yıldır anne hayata tutunmaya çalışıyor. 3 tane çocuk var anne çok büyük sıkıntılar çekiyor maddi manevi ve en sonunda maalesef ki 33 yaşındaki anne, gencecik anne 5 gün önce bir kalp kriziyle hayatını kaybediyor, üç çocuk ortada kalıyor. Yine bakın bu sefer anne baba tutuklu bile değil anne baba hayatta yok! Üç çocuk ortada kalmış durumda. Çocuklara kim bakacak yine çocuk esirgeme mi bir başkası mı. Yani anne baba tutukluklar veyahut da anne babanın iktidar zulmü ile hayatlarını kaybetmesi, intihar etmesi, kalp krizleri geçirmesi, kanser, hastalıklara duçar olması dolayısıyla nesil büyük bir zulüm yaşıyor, büyük bir kötülük yaşıyor ve neslimiz ortadan kayboluyor. Bu da bizim kabul edemeyeceğiz çok üzücü bir husus maalesef. Bu ailenin çektiğini de en son vaka olarak eklemiş olalım ve bunların yaşamaması gerektiğini, bunların ağır insan hakları ihlalleri, çocuk hakları ihlalleri olduğunu söyleyelim. Yıllardır söylediğim husus konusunda iktidarın yine umursamaz olduğunu ve bundan dolayı vicdansız ve zalim olduğunu da buradan eklemiş olalım.
Değerli arkadaşlar bu haftada programımızı burada bitirmiş oluyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar diliyorum hoşça kalın.























Yorumlar