23 Mayıs 2023

Herkese merhaba, ÖFG TV’nin yeni bir yayını ile karşınızdayız. Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.

Malum önümüzde bir seçim gündemi var, Türkiye yoğun bir şekilde seçim konuşuyor, 1. Turda bitmedi ve 2. Tur şu anda Cumhurbaşkanlığı seçimi için yoğun bir hazırlık var, heyecan her geçen gün yükseliyor.

Biz bugün bu konuyu değil, bir başka önemli konuyu gündem edeceğiz. Biz insan hakları eksenli bir siyaset yapıyoruz ve insan hakları ihlalleri bizim için her zaman gündemin çok üstündedir. Geçtiğimiz gün İstanbul Kadıköy Moda Sahilde bir olay yaşandı! Çok üzücü bir olaydı, kolluk görevlileri adına son derece üzücü bir olaydı. Vatandaşını insan yerine koymayan birtakım görevlilerin, yetkililerin karıştığı oldukça nahoş bir olaydı! Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birinin son derece saygın, değerli insanlar olduğunu düşünüyoruz. Her birinin insan muamelesi görmesi gerektiğini düşünüyoruz ve gayri insani muamelelere de net bir şekilde karşıyız!

Geçtiğimiz gün Kadıköy Moda Sahilinde gençler ve polis arasında bir sıkıntı yaşandı. Kürtçe müzik dinleyen gençler gözaltına alındı ve bu arada işkence gördüler, darp edildiler ve bu da kamuoyunda önemli bir yankı oluşturdu. İşte bu olay sonrasında birtakım gelişmeler yaşandı. Biz de konu ile ilgili hemen müdahil olduk, Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu olarak hemen konuyu Meclis’e taşıdım, İçişleri Bakanlığı’na bir soru önergesi verdik ve Kürtçe şarkı söylemenin, halay çekmenin suç olarak mı kabul edildiğini sorduk! Bu yapılan işkenceler neden yapılmıştır? Neden böyle insanlar yere yatırılarak ters kelepçe ile mehter marşları dinletilmiş ve bu da özellikle polis tarafından kayda alınmıştır? Bu kabul edilemez dedik ve birçok soru sorduk soru önergemizde!

Konu ayrıntılı bir şekilde tartışıldı, polise müdahale ettiler o yüzden polisin her yaptığı doğrudur şeklinde karşı argümanlar geliştirmeye çalıştılar çünkü ayan beyan bir işkence görüntüsü apaçık ortadaydı, buna karşı argümanlar geliştirmeye çalıştılar bazı televizyonlar. Biz bütün bu tartışmaları olayın öznelerinden öğrenmek istiyoruz. O gün bu mağduriyeti yaşayan 5 kişiden 2’si ÖFG TV yayınında şu anda ve biz onları yayınımıza konuk ettik. Uğradıkları insan hakları ihlalleri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi onlardan almak istiyoruz, konuyu takip eden bir milletvekili olarak. İdris Akpınar ve Cahit Kurt konuğumuz. Konu nasıl yaşandı? Neler yaşandı? Konu Türkiye gündemine düştü ve herkes bir tarafından konuyu tartışıyor! Bize meselenin tüm boyutlarını anlatır mısınız?

Cahit Kurt:Ben arkadaşım ile birlikte eve geçmeyi planlıyorduk. Arkadaşlarım Moda Sahiline gidince, arkadaşımı arıyordum, onu bulmak için o tarafa yönlendim. 2 kez silah sesi duyunca sesin geldiği tarafa gitmeye başladım. Barış arkadaşı arabanın içinde darp ediyorlardı. Sonrasında ben orada durunca, 2 polis memuru benim koluma girip beni de arabaya attılar. Dinlemeden etmeden, benim orada suçum da yoktu. Beni arabanın içine attılar, “Suç işlemedim, niye götürüyorsunuz?” diye polise söyledim. “Sus konuşma. Otur yerine.” dedi. Ben “Avukatımı talep ediyorum.” Deyince bana vurmaya başladı. Gözümde görüldüğü gibi darp izi var. Bana vurduktan sonra “Sen kimsin? Avukatın kim?” diyerek cümleler kullandı bana karşı! Hem dövdü hem de küfür etmeye başladı. Emniyete götürüldük sonrasında. Ben olayın başında yoktum, sonunda geldim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz olaya sonradan dahil olan dışarıdan tepki gösterip oraya koşturup olayı izlerken gözaltına alınan bir kişisiniz.

Cahit Kurt:Evet. Zaten savcının hakimin yanında bunu dile getirdim, herhangi bir polise hakaret etmediğimi söyledim, polise karşı mukavemet göstermedim. Dururken beni alıp götürdüler. Emniyete götürdükleri sırada bizi yere uzattılar, gözlerimize biber gazı sıktılar, bizi döverek, işkence yaptılar. Şarkı açtılar. “Moda sahiline bir daha girmeyeceksiniz, burada sizi görmeyeceğim.” gibi sözler edildi bize. Mehter marşını açtılar, bize dinlettiler, bize küfür hakaret ederek resmen bizi sanki bu ülkede hiç yaşamamışız gibi farklı bir yerden gelmişiz gibi muamele gördük biz. Hukuksuz olarak yargılandık, bize yapılan hukuksuzluktu. Devletimiz bunu göremiyorsa, bize savcılıkta direkt tutuklama kararı çıkartıp mahkemeye gönderebiliyorsa bu hukuksuzluktur. Bizim videolarımız var.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Burası karakolun bahçesi değil mi? Bu muamele kaç dakika sürdü?

Cahit Kurt:4 saatten fazla sürdü.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:4 saat böyle bir halde miydiniz?

Cahit Kurt:Müzik açılmadan önce darp edildik, bizi dövdüler, küfürler ediyorlardı. Gelen giden vuruyordu bize.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sizi polis merkezine götürene kadar darp, hakaret, küfür vardı. Polis merkezine götürdükleri zaman da yine bu devam etti ve 4 saat boyunca yerde yattınız öyle mi?

Cahit Kurt:Aynen öyle. 4 saat yerde yattık sonrasında hastaneye götürüldük 10 civarıydı, polisler de yanımızdaydı, bizi yolda tehdit ederek “Bir daha terapiye başlarız.” gibi kelimeler kullandılar bize karşı. Hastaneye gittiğimizde doktor oradaydı, polisler söylediği zaman polislerin dediğini yazdı, bizi konuşturmadı, direkt raporumuzu alıp çıktık. Emniyetin bahçesine tekrar getirildiğimiz zaman yüzümüzü duvara karşı döndürdüler, “Konuşmayın.” denilerek, küfür ettiler, hakaretler edilerek “Sağa sola bakmayın, bakarsanız döveriz, vururuz.” Gibi cümleler kullandılar, bazı arkadaşların ensesine vuruldu. Biz hakkımızı arıyoruz, haksız yere yargılandık.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Doktor raporu verilirken sizdeki darplar doğru bir şekilde kayda geçirildi mi?

Cahit Kurt:Geçirilmedi çünkü polislerin söyledikleri yazıldı, yok denilerek onların dediğini yazdı. Darp cebir izi yoktur denildi, polisin söylediği şekilde yazdı biz de çıktık.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Muayene edilmediniz mi?

Cahit Kurt:Muayene edildik, hastaneye götürüldüğümüz zaman polis yanımızdaydı, doktorun yanında polis ve biz vardık. “Herhangi bir şey var mı?” dediler, var diyecektim polis müdahale etti “Yok” deyince herkese yok yazdı, hiçbir şey olmamış gibi, raporumuzu almadan polisler araca götürdü.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Sizi dinleyeceğine polisi dinledi ve polis ne dediyse onu yazdı darp edildiğiniz halde.

Cahit Kurt:Evet, bizi polis aracına götürdüler, bekledik, sonrasında raporlarımızı aldık bekledikten sonra bizi götürdüler emniyete.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Daha sonra tutukluluk mu istenildi?


Cahit Kurt:Savcılıkta ifade verdik, savcılıkta dile getirdiğim zaman avukatım da vardı orada “Sayın savcım ben herhangi bir olaya karışmadım, geldim durdum beni haksız yere aldılar.” Dedim yine de tutukluluğa sevk ile mahkemeye sevk etti ve adli kontrol şartıyla bırakıldık. Adli sürecimiz devam ediyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:İdris bey bir de sizden dinleyelim konuyu! Siz de Cahit beye göre farklı bir boyutuyla anlatacaksınız çünkü 2 farklı grup gözaltına alınmış, siz olayın öznesisiniz, olaya dahil olan kişisiniz buyurun söz sizde.

İdris Akpınar:Saat 5 civarında Moda Sahiline gittim. Tek başımaydım, orada hiç kimseyi tanımıyorum, sonradan tanıştık. Oraya gittim, saat 8 civarında eve doğru giderken polisler geldi. Bir anda ses hoparlörünü aldılar, bir arkadaş “Yanlış yapıyorsunuz neden alıyorsunuz?” bunu kimlikleri istenildiği zaman, kimliği alınca “Seni de alırız.” dedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz Kürtçe müzik dinliyordunuz.

İdris Akpınar:Arkadaşlar halay çekerek Kürtçe müzik dinliyorlardı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Siz o gruptan ayrı bir gruptunuz izliyordunuz herhalde.

İdris Akpınar:Ben tek başımaydım uzaktan izliyordum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kürtçe müzik ile halay çeken kişileri izliyordunuz. Polis geldi ses aletini aldı öyle mi?

İdris Akpınar:Aldı, kimlikleri verdiler, hiç sorun yoktu. O anda polis aldı çocuklar “Niye alıyorsunuz? Biz bir şey yapmadık.” Dedi, “Seni de alırız.” Dedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Peki polis ses aletini alma gerekçesi olarak ne gösterdi?

İdris Akpınar:Çevredekiler rahatsızmış, insanlar orada eğlenebilir. Bir anda 2 kişiyi polis arabanın içine aldı vurmaya başladı. O anda ben gittim oraya. Ben dedim ki: “Siz ne yapıyorsunuz? Yaptığınız suç. Darp edemezsiniz.” Dedim sonrasında çıktılar, o anda silah sesi duyuldu, silah, biber gazı sıktılar. Sonrasında korkudan kaçtılar. Ben de video çekmeye başladım çünkü orada yapılan yanlış şeyler vardı. Suçsuz yere gençleri dövüyorlardı, telefonumu aldılar, videoyu sildiler, karakola götürdüler. Karakola götürmeden dövdüler, arkadaş: “Avukat talep ediyorum.” Dedi. “Avukat mı talep ediyorsun?” deyip daha çok dövdüler. Bana dediler ki: “Kim çekti videoyu?” “Ben çektim.” dedim, arabadan indi benim tarafıma geldi bana saldırmaya, vurmaya başladı. “Teröristsiniz. Vatan hainisiniz.” dedi. Orada hiçbir şey yapmadık, ne alaka “teröristlik” hainlik? Sonrasında karakola götürdüler, ters kelepçe yaptılar, biber gazı sıktılar yüzümüze onları görmemiz için galiba.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Araçtan indirdikten sonra ters kelepçe yapıp durup dururken gözünüze biber gazı sıktılar.

İdris Akpınar:Galiba onları tanımayalım diye üstüne kafamızı eğdik, kimseyi görmedik. Hastaneye gidecektik dediler ki: “Eğer darp raporu alırken “Darp edildik.” Derseniz bunun gelişi var siz bilirsiniz.” Dediler. Gidene kadar dayak attılar, vurdular. “Sizi darp ettik mi?” dedi, biz de “Darp etmediniz.” dedik. “Tamam hastaneye giriyoruz.” dedi. Hastaneye girdik doktor hanım vardı orada bize “Siz darp edildiniz mi?” diye sordu biz de “Yok” dedik, “Nasıl darp edilmediniz? Yüzünüzü görmüyor musunuz?” polis yanımızdaydı “Bize bir şey yapmadılar.” Dedik, sonra arabanın içinde yine vurdular gidene kadar, gittikten sonra bizi yine 2 saat beklettiler.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yine yerde ters kelepçeyle öyle mi?

İdris Akpınar:Akşam vakti ayakta ters kelepçe yaptılar. Polis yanıma gelip bana “Sen vurdun.” Dedi, “Ben vurmadım.” dedim, kimse vurmamışken “Siz vurdunuz.” dediler. Arkadaşımıza bir polis vurdu, onun eli incindi. Kendisi sırtına vurdu, eli incindi, darp raporu aldı, elimiz kelepçeli nasıl vuracağız?

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Klasik metotlar bunlar! Çok kötü bir zulme, işkenceye uğramışsınız. Medya oradaki kişiler polise saldırdı, vurdu iddiaları ile haber yapıyor bu konuda ne dersiniz?

İdris Akpınar:Umarım onlar da bu duruma düşmezler çünkü o arkadaşları ben tanımıyorum, ben “Banane” diyerek evime gidebilirdim ama oradaki insanlar onlar da olabilirdi. O darp edilirken onlar da orada olabilirdi. Ben bunu kabul etmiyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Durup dururken eğlenen gençlere yönelik böyle bir muamele olunca ortada bir hadise yaşandı diyorsunuz ve ardından siz de izleyiciler olarak, Cahit Kurt’ta uzaktan bir izleyici olarak “Ne yapıyorsunuz? Bu yaptığınız yanlış.” Demeniz karşılığında böyle bir muameleye uğradınız. Hem ağır bir şekilde hakaret, darp, işkenceye uğradıktan sonra da doktor raporundaki darplar belirtilmesin diye üstüne bir de ağır bir darp yaşayıp “Darp yaşamadık” şeklinde ifade vermeye zorlandınız. Bu kabul edilecek bir hadise değil ve gördüğümüz kadarıyla bir polis memuru sizi videoya çekiyor ve o sırada sigara içiyor. Özellikle videoya çekiyor sanırım kendisi sosyal medyasına atıyor bu görüntüleri çünkü bu görüntüler nereden çıktığını bilmiyorum ama medyaya düştü belli ki bu Mehter Marşı eşliğinde bu yapılan işkenceden sonra yaptıklarından memnun ve sorgulanmayacağını düşünen polis memurları bir de bunu kameraya çekip kendileri yayınlıyor çünkü bu suç içeren fiilleri başka birisi çekmiyor kendileri çekiyor, o kadar bir pervasızlık fütursuzluk var ki kendileri çekip suç içeren görüntüleri, zulüm, işkence dolu görüntüleri kendileri çekip servis ediyor. Bunlar nereden medyaya yayıldı?

Cahit Kurt: Onlar o şarkıyı açtıkları zaman kendileri dinleyip kendileri video çektiler orada. Videonun başı yok, sonuna eklemişler, bize küfür ederek, bizi darp ederek, bize ağza alınmayacak kelimeler söyleniyordu. Kendileri o şarkıyı açıp nedense vatan haini olduk! “Tanrı Türk Polisini korusun” diye sloganlar atın dediler!

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hem görüntüleri çekiyorlar hem de işkenceler esnasında “Tanrı Türk Polisini korusun” şeklinde slogan atmanızı istiyorlar.

Cahit Kurt: Adliyeye çıkacağımız gün Seyithan arkadaşa emniyetin kapısının önünde bir polis memuru ona “Tanrı Türk Polisini korusun” diye slogan attırdı ona bağıracaksın denilerek slogan attırdı. İşkenceye maruz kaldık, ne yapacağımızı bilemiyorduk.

İdris Akpınar: Ben anlamadım niye böyle bir şey yaptılar! Sanki düşman askerlerini yakalamışlar, onlara bir şey göstermek istiyorlar! Biz de bu ülkenin insanlarıyız neden bunu yaptılar anlamadım. “Teröristiniz, hainsiniz” dedi. Düşman askeri olsak bile böyle bir şey layık görülemez, suçu varsa tutuklayıp hapse atarsın, böyle bir şey yapamazsın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kesinlikle bu kabul edilecek bir hadise değil. Polisin görevi eğer ki bir zanlı varsa, gözaltına almak, gözaltından sonra savcılığa sevk etmektir ve karakolda işkence yapmak suçtur ve bunu da suç olduğunu bile bile videoya çekip pervasızca yayınlamak da nasıl bir hale gelindiğinin çok üzücü bir tablosudur. Hem işkence yapıp işkence üzerine istediği sloganı attırmak, doktor darp raporunu engellemek, yaptıklarını videoya çekip kamuoyuna pervasızca yayınlamak suç üstüne suç fiilleridir. Polis suç işlemiştir, biz bununla ilgili soru önergemizi verdik. Sanırım suç duyurusu da yapmışsınızdır, bu kesinlikle adli ve idari olarak kabul edilebilecek bir hadise değil ve cezalandırılması gerek. Biz bu konuda gereken girişimlerimizi yaptık, bir vatandaş olarak insan olarak hiçbir şekilde bu muamele size uygulanamaz. Suçlu olun veya suçsuz olun polis bir şekilde gözaltına aldıktan sonra ceza veremez! Polisin böyle bir yetkisi yok, polis en çok gözaltına alır gözaltına aldıktan sonra savcıya sevk eder. Herhangi bir ceza uygulanacaksa tutuklama gibi bu savcının sevk etmesi, hakimin karar vermesi ile olur. Bu sırada artık gözaltına alıp kendi gözaltındaki kişileri yere yatırıp, ters kelepçe vurup, işkence yapmak, işkence esnasında mehter marşı dinletmek ve toplumsal barışı bozmaya çalışmak kabul edilecek bir hadise değil. Toplumda büyük bir tepki ile karşılandı yaşadıklarımız zannetmeyin ki bu uğradığınız muamelede toplum sessiz! Toplum buna büyük bir tepki gösteriyor ve kesinlikle kabul edilemez buluyor ve buna mukabil de sanırım bazı yandaş medya kuruluşları gerçek dışı yayınlar yapıyor. Bu konuda da şikayetleriniz var sanırım.

Cahit Kurt: Bazı medyalarda bizim haksız olduğumuzu gösteriyorlar. Polisi dövmüşüz gibi haber yapmışlar, vatan haini diyerek paylaşımlar yapılmış ki zaten onlara karşı suç duyurumuz olacak. Biz vazgeçmeyeceğiz çünkü gerçekten hukuksuz olarak yargılandık, hukuksuz olarak işkence gördük, dayak yedik, darp edildik, buna kimse sessiz kalmaması lazım, hepimiz duyarlı olalım, hepimiz bu toprağın bir evladıyız. Olmaması gereken bir şey ama yapılıyor işte! Her şey göz önünde! Bu yüzden de her şekilde hakkımızın arkasında durup almaya çalışacağız. Bu durumda herkes olabilirdi. Belki başka birinin çocuğu ya da kendisi de olabilirdi. Herkesin duyarlı olmasını istiyoruz. Polisin darp edilmediği, hakaret edilmediği ortada, yüzlerce kişi vardı, video da çekildi. Video çekenler paylaşsınlar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Müzik dinlemenin engellemesi sonrası yapılan müdahaleye karşı kendini korumaya çalışan gençler vardı diyorsunuz. Peki bu polis memurlarının bu kadar rahat, bu kadar kendinden emin tavırlarını nasıl yorumluyorsunuz?

Cahit Kurt: Ben de Türkiye vatandaşıyım, ben de Türkiye’nin evladıyım, istediğim yerde müziğimi dinleyebilirim, istediğim yerde şarkımı dinleyebilirim. Bugün benim Kürt olmama dayanarak beni öyle bir şekle koyduysa beni yere yatırıp “terörist” muamelesi yapıyorsa o zaman başkasına da yapması lazım. Herkesin sosyal medyası var. Ben Kürt olduğum için bunu yapması hoş değil.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kürtçe ve halaya yönelik özel bir alerji olduğunu hissediyorsunuz değil mi?

Cahit Kurt: Öyle olmasa bu durumda olmazdık.

İdris Akpınar: Bazı haber kanalları özellikle Show Tv’de gördüm, diğerlerinde görmedim, bizim suçlu olduğumuzu göstererek paylaşmışlar. Bizi dinlemediler, suçlu olarak gösterdiler. Polislere vurdular denilerek gösterildik. Gelsinler bizi tanısınlar. “Ne yaptınız?” diye sormadan bize “Polislere vurdular.” Denildi. Sorun, araştırın, araştırılmadan bizim suçlu olduğumuzu söylüyorlar. Neden bunu yaptıklarını hala anlamış değilim.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Olayın şaşkınlığı ve şokunu daha üstünden atamadınız değil mi? Bu kadar normal bir hadiseye bu kadar aşırı aşırı küfür dolu darp dolu bir tepki nedendir diye sanırım hala anlayamadınız.

İdris Akpınar:Sormak istedim izin vermedi sormama, sorduğum zaman vuruyordu. “Ben neden bunu yapıyorsunuz?” dedim, cevap vermeyip vuruyorlardı. “Teröristler” denildi. Biz ne “teröristlik” yaptık? Biz polise vurmadık. Hiçbir hakaret de yok.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Son zamanlarda güvenlik görevlilerinin aşırı bir güç gösterisi yapma isteğini hep görüyoruz. Kendilerini sorgulanamaz, çok güçlü, istediğini yapabilen, istediği küfrü hakareti yapabilen kişiler olarak görüyor. Aslında onlar da sizin bizim vergilerimiz ile, maaşlarını alan kamudaki memurlar! Bize hizmet için varlar, bize haksızlık yapmak için, zulmetmek için var değiller! Devlet de onlara vatandaşlara hizmet etsin diye ücret veriyor ama aldıkları bu yetkiyi muhalif gördükleri kişilere veya beğenmediği bir etnisiteye, beğenmediği bir dile yönelik hakaret dolu ifadeleri yansıtma hakkını kendilerinde görüyorlar. Bu kabul edilecek bir hadise değil! Suç duyurusu yaptınız mı? Başka girişimleriniz nedir?

Cahit Kurt: Darp için rapor hazırlanacak. Suç duyurusunda bulunacağız, hukuksuz olarak alındık, hukuksuz olarak bize işkence edildi, mecburen yapmak zorundayım. Sonuna kadar takipçisi olacağım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Teşekkür ederiz, sanırım Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda gördüğünüz işkence ile ilgili bir tespit ve rapor düzenleniyor. Onları da almanız son derece önemli, konunun peşini bırakmayın çünkü gördüğümüz kadarıyla ağır bir şekilde size zulmedildi ve kamuoyu da bu zulmün karşısında. Bunu da söyleyelim, yalnız değilsiniz, vicdanlı kamuoyu yanınızda, biz milletvekili olarak yanınızdayız, konuyu şimdiden takibe aldık, takip ediyoruz. Bu zulmü bu haksızlığı kabul etmiyoruz ve kamu görevlilerinin kendilerini sorgulanamaz kişiler olarak görmesi bu pervasızlığı da kınıyoruz, kabul etmiyoruz değerli arkadaşlar. Konunun peşini bırakmayacağız.

Değerli izleyenler gözaltına alınan 5 kişiden 2’si ile görüştük. İdris Akpınar ve Cahit Kurt yaşadıklarını anlattılar, kabul edilemez bir durum var ortada! Ülkede bir faşizm yükseliyor maalesef yükselen bir Türk milliyetçiliği var ve bu bir faşizme dönmüş durumda. Düşünün güzel bir sahilde, denizi seyrederek Kürtçe müzik dinleyip halay çekiyorsunuz ve bu esnada gelip birileri sizin ses aletinize el koyuyor ve neşenizi bozuyor, haksızlık yapıyor. Buna müdahale ediliyor ve siz de “Neden böyle yapıyorsunuz?” diyorsunuz darp ediliyorsunuz, “Niye darp ediyorsun?” diye soran diğer insanlar darp ediliyor, gözaltına alınıyor, polis arabasında ağır hakaret, küfür ve darplara uğruyorlar, götürüldükleri karakolda ağır hakaret, darp, göze biber gazı sıkılması suretiyle ters kelepçe vurulup yere yatırılıyor ve 4 saat böyle tutuluyorlar. Ardından “Tanrı Türk Polisini korusun” sloganları attırılmak isteniyor ve attırılıyor. Hastaneye götürülüyor, hastaneye götürülürken “Bak doktora darp edildim demeyeceksin.” Diyerek tekrar darp ediliyor ve gözaltındakiler doktorun karşısına çıktığında ağır bir şekilde darp edildikleri halde “Darp edilmedik.” Diyorlar ve sağlam raporu alıyorlar ardından çıkarıldıkları savcılık tarafından 1’i adli kontrol olmak üzere serbest bırakılıyorlar. Düşünün durup dururken neşe ile başladığınız bir günün sonunda Türkiye’de başınıza gelenler bunlar! Böyle bir rezalet, böyle bir skandal başka nerede görülür anlamak mümkün değil! Neden başlarına geliyor? İşte Kürtçe müzik yaptıkları, halay çektikleri için! Halayın rahatsız edici bir unsur olarak kolluk güçleri tarafından algılandığı bir yerde vatandaşların özgürlüğü yaşaması, hakkını hukukunu yaşaması mümkün değil bizim de buna karşı suskun kalmamız mümkün değil! Biz bu konuda gereken işlemleri yaptık. Konuyu hem Meclis gündemine hem medyaya taşıdık. Soru önergemizi verdik ve konuyu da takipte kalacağız.

Bugün de programımızı burada bitiriyoruz ve bu menfur olayların tekrar yaşanmaması için gayret edeceğimizi söylüyor ve bir an evvel İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu konuda bir açıklama yapması gerektiğini söylüyoruz. AK Parti yetkilileri: “Biz Kürtlerin haklarına sahip çıkıyoruz.” diyor ama işte AK Parti-MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın iktidarda olduğu bugünlerde Kadıköy Moda Sahilinde Kürtçe müzik dinleyip halay çektiği için gençler darp ediliyor, hakaret görüyor, gözaltında biber gazı, ters kelepçe ve her türlü darp ile karşılaşıyor! İşte Türkiye’nin fotoğrafı bu, 28 Mayıs’ta ilk başta Kürt vatandaşlar oy verirken bu görüntüleri gözlerinin önünden uzaklaştırmasın ve aynı zamanda da tüm duyarlı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Kürt olmalarına gerek yok Kürt, Kürt’e, Kürtçeye, halaya yönelik bu hakaretleri kendilerine yapılmış gibi hissederek kararlarını versinler.

Hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın, haftaya Salı günü saat 21.00’da yeni bir ÖFG TV programında tekrar birlikte olacağız!

Yorumlar