17 Mayıs 2026

Gebze Emek – Aktan Uslu

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kürt sorununun çözümü 2024’te atılan adımın arkasının gelmediğini, barışı ülkemizde 86 milyon yurttaşın istediğini söyledi. Gebze’deki “Barış İçin Adım At” eyleminde Kürt geleneğinde barışı sembolize eden şekilde, kadınlar yere beyaz tülbent bıraktı.

DEM Parti’nin “Barış İçin Adım At” şiarıyla birçok kentte eş zamanlı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklaması dün akşam Gebze’de de gerçekleşti. Eskiçarşı’daki tarihi İbrahim Ağa Çeşmesi önünden 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na gerçekleşen ve Kürt geleneklerinde barışı sembol eden, kadınların yere beyaz tülbent bıraktığı basın açıklamasında konuşan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu,

“Biz bugün sadece Gebze’de değil Türkiye ve dünyanın dört bir tarafında bir araya geldik ve milyonlarca insanın iradesini sergiliyoruz. Bu ülkede en az 20 milyon Kürt var. Ama geride kalan farklı halk ve etnisitelerden 66 milyon insan da bu sorun artık çözülsün istiyor. Sadece Kürtlerin sorunu değil bu. Askere gittiğinde canını veren Türk’ün de, Türk anasının da sorunu. Kimse ölmesin diyoruz. Bu topraklara barış ve huzur hâkim olsun diyoruz. Biz buradan mesajımızı verdik. Her türlü fedakârlığı yaptık. Analarımız yere beyaz tülbentlerini attı ve milyonların iradesi gösterildi. Bundan sonra iş iktidara kaldı. Ve biz diyoruz ki, barış için adım at” dedi

Konuşmasında söze, “Bu mesele çocuk oyuncağı değil. Bu mesele son derece ciddi bir mesele. Ve biz tüm Türkiye halkları olarak, 86 milyon olarak bu meseleyi çözmeliyiz” diye giren Gergerlioğlu ön sıralarda yer alan kadınları ve katılımcıları göstererek, “Bakın. Buradaki topluluk; Türk Devleti’nde adalet istediği için ya cezaevine girmiştir. Ya çocuğu cezaevine girmiştir. Ya da yakınlarını kaybetmiştir. Ancak bir intikam, düşmanlık duygusuyla değil dostlukla, kardeşlikle gelmişler. Ve barış istiyorlar. Annelerimiz yere beyaz tülbentlerini atıyor. Bu çok sembolik ve son derece ciddi bir işarettir. Bu kadar zulme uğramalarına rağmen yere silah değil barışın, kardeşliğin, dostluğun, kültürün sembolü olan beyaz tülbentlerini atıyorlar” diye konuştu. Gergerlioğlu ayrıca özetle şunları söyledi:

“86 milyon halka sesleniyorum. Bu kadar güzel bir jeste karşı sadece Kürt halkı ve DEM Partililer değil, 86 milyonun hepsi iktidara adım attırmalı. ‘Adım at kardeşim.’ Artık yeter. Ne zaman çözeceksiniz bu işi?

Kürtler bu ülkede 100 yıldır hak istedi. ‘Ne hakkı. Senin hakkın boyun eğmektir’ dendi. ‘Kürtçe konuşayım’ dedi. ‘Neyine konuşacaksın vatandaş?’ dediler. ‘Örf, adet, kültürümü yaşayım’ dedi. ‘Yok öyle bir şey. Bizim çizdiğimiz sınırlar içinde kalacaksın’ dendi.

100 yıl boyunca biz, bu ülkenin insan hakları savunucuları olarak vicdanlı insanlara, ‘Buna, Kürt halkına yapılanlara itiraz etmek için Kürt olmaya gerek yok. Vicdanlı olan herkes bu zulme, bu haksızlığa itiraz etmeli’ dedik ama Devlet ve iktidarlar ayak sürüdü. ‘Hayır. Benim dediğimi yapacaksın. Yoksa senin burnunu sürterim. Yoksa seni göç ettiririm, zindanlara atarım, öldürürüm, neslini kuruturum’ dedi. Olmaz, olmaz arkadaşlar.

Devlet 10’larca yıl bu inadı sürdürdü. Biz, ‘Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın’ dedik. Cezalandırıldık. Barış Akademisyenleri bir imza attı, hayatları karartıldı. Böyle şey olur mu? ‘Bu ülkede Devlet’in yaptığı haksızlıktır. Bunu düzeltin’ diyenler acımasızca cezalandırıldı. Kürt olmasa bile, ‘Kürdün hakkı var’ diyen de cezalandırıldı. Böyle şey olur mu?

10’larca yıl yokuşa sürdüler, adım atmadılar. Biz defalarca söyledik. Ben 8 yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeyim. İnanın ki ben ve arkadaşlarım her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa, despotluğa rağmen çatışmacı bir dil kullanmadık. Uzlaşmacı, çözümün adresini gösteren bir dil kullandık. Buna Allah’ta şahittir, halkta şahittir.

En sonunda dediğimize gelindi. Dayatmalar durdu ve bir el uzatıldı. Biz o eli havada bırakacak değildik. Biz o elle el sıkıştık. Yeter ki bu topraklarda kardeşlik, barış, hak ve hukuk egemen olsun. İnsanlar ölmesin, acılar çekmesin. Ancak iki yıla yaklaşıyor neredeyse. 100 yıldır vermediğin hakkı vermek için daha ne dayatıyorsun ey Devlet, ey iktidar. Ey Erdoğan. Buradan net bir şekilde soruyoruz. 10’larca yıl çözümsüzlük süreçlerinde hata yaptığın apaçık ortaya çıktı. Bir deneme yaptın, birinci çözüm sürecini denedin. Ancak iktidar çıkarları için o sürece bir tekme attın. Ama biz ‘Dünyevi çıkarlar için bu ülkenin en büyük sorununu çözmemek gibi bir hata etme Erdoğan’ dedik. Bu meseleyi çözeceksin. ‘İşime gelmedi atarım çöpe, buzdolabına koyarım.’ Yok öyle bir şey. Ya çözülecek, ya çözülecek. Başka çaresi yok.

Temmuz 2015’te süreç bitirildi. Aradan 11 yıl geçti. 9’ncu yılında, ‘Yanlış yapmışız. Tekrar bir süreç başlatalım’ dediler. Heyhat, tamam. Biz de varız. Ancak iki yıldır, nedir bu? Hiçbir yasal adım yok. Cezaevlerinde mahpuslara gidiyorum. ‘Dışarıda süreç diye bir şeyden bahsediyorlar ama Kürtler’in hakkı var diye içeri giren bizler buralarda bir süreç müreç görmüyoruz’ diyor. Kürtler’in gasp edilen Anayasal haklarının iadesi mevzuu olunca Anayasal bir değişiklik yok ortada. İnsanların tüm güç odaklarına rağmen oyunu verip de anasının helal sütünü emerek helaliyle belediye başkanlıklarını kazananlara, kayyım atandı. Kayyımlar iptal edildi mi, hayır.

Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Figen Yüksekdağ ve binlerce kişi sırf demokratik bir istekte bulunduğu için terörist diye evlerinden alınıp götürülmedi mi? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Sayın Selahattin Demirtaş için üç kez ihlal kararı vermesine rağmen rehine olarak Edirne’de tutulmuyor mu? Kendileriyle görüştüm. ‘Ömer Bey. Ben burada rehine olarak tutulabilirim. Ancak o iktidar sahiplerine söyle. Adım atsınlar. Adım atsın ve A’dan Z’ye bu sorun çözülsün’ dedi.

DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanı Ferdi Gülkırmızı, DEM Partili yönetici ve üyeler ile birlikte Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi, Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube, Emeklilerle Dayanışma Sendikası, Özgür Kadın Hareketi – TJA ve Demokratik Alevi Dernekleri – DAD tarafından da desteklenen yürüyüş ve basın açıklaması esnasında polis tarafından geniş güvenlik önlemleri alındı. Ocak ayındaki Rojava eylemlerine taciz ve yaşanan gerilimlerden ötürü yürüyüş güzergâhında, Eskiçarşı Hükümet Caddesi’ne açılan tüm sokaklar bir süreliğine yaya trafiğine kapatıldı. Kitle Eskiçarşı içinden geçerken herhangi bir sözlü taciz yaşanmaz iken bazı vatandaşların çekim yaptığı görüldü. Kocaeli Barış’ta yer alan habere göre Gebze merkezli Hürriyet ve İstikbal Derneği Başkanı Alaettin Kürşat Derebaş yürüyüş ve basın açıklaması öncesi gözaltına alındı. Polis basın açıklaması esnası ve kitle dağılana kadar meydandan, şüphelendiği kişilerin geçmesini engelledi. Yürüyüş ve basın açıklaması esnasında herhangi bir tatsız vaka yaşanmadı.

Yürüyüşün ardından ilk söze DEM Parti Kocaeli İl Eşbaşkanı İbrahim Ergin aldı. Ergin, “Bugün burada olmamızın sebebi; bu ülkede 50 yıldır görülmeyen bir savaş vardır. Devlet Bahçeli’nin çağrısı üzerine başlayan bir süreçte 1.5 yıldır epeyce yol kat ettik. Kürt hareketinin liderinin örgütü feshiyle birlikte, gereken bütün adımları attık.  Bu sürecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi, Sayın Öcalan’ın rolünü daha iyi oynayabilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç var.

Türkiye’de acı, ibret, gözyaşı ile geçen son 40 yıla geri dönmemek için, bu ülkenin maddi kaynağının görünmeyen bu savaşa bir daha gitmemesi için, bu savaşa hayır diyebilmek için, barış hemen şimdi demek için buradayız.

Anneler tarafından beyaz tülbentlerin yere atılması, Kürtlerde bir semboldür. Savaşa hayır, barış hemen şimdi anlamıdır. Devlet yetkililerine sesleniyoruz. Savaş kimseye yarar getirmediği gibi sizlere de bizlere de yarar getirmiyor. Barış sizlere de, bizlere de kazandıracak. Tüm annelerin gözyaşının rengi aynıdır.

Bu coğrafya, büyük bir coğrafya. Hepimize yeter.

Mezopotamya’da toprakların asıl sahibi Kürtler’in en demokratik hakları bile bu coğrafyada yıllarca terörize edildi. Onun için savaşa hayır barış hemen şimdi diyoruz.

Yasal düzenlemeler gerçekleşirse bu sorun ortadan kalkar ve ivedilikle hepimizin entegrasyonu daha kolay olur.

Devlet yetkililerine tekrar sesleniyoruz: Bir an önce yasal düzenlemeleri hayata geçirin” dedi.

Basın açıklaması ise DEM Parti İl yönetiminden Ebru Öçal tarafından okundu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Tüm Türkiye halkları, kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler ve işsizler olarak tarihi bir süreçten geçtiğimiz böylesi bir günde barışa yürüyoruz! Barış talebimizi bir kez daha yineliyoruz!

Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının üzerinden tam 15 ay geçti. Hem bölgesel hem de küresel düzeyde büyük bir yankı uyandıran bu çağrı, yüz yılı bulan Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarında büyük bir umut yarattı.

Sayın Öcalan’ın çağrısının ertesi günü, hareketi ateşkes ilan etti ve iki ay sonra da 12. Kongre’sini toplayarak kendisini feshetti. Akabinde 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum grubu silah yakma eylemini gerçekleştirerek 40 yılı aşkındır sürdürdüğü silahlı mücadeleye son vermeye dönük bir irade gösterdi. 26 Ekim 2025 tarihinde ise Türkiye sınırları dışına kararını uygulamaya başladıklarını tüm dünya kamuoyuna deklare etti. Böylece hiçbir çatışma çözüm süreçlerinde görülmeyen bir pratiğin sahibi oldu, Barış ve demokratik toplum çağrısına karşılık verdi.

Bu süreçte ise sadece bir siyasi partinin dâhil olmadığı ortak bir akıl ve iradeyle Meclis Komisyonu kuruldu. Bu komisyon toplumsal birçok dinamiği  dinledi ve bir rapor hazırladı. Ancak bu 15 aylık süreçte bu komisyon raporu dışında somut bir tek adım dahi atılmış değildir. Hasta ve siyasi tutsaklar hala cezaevinde, özgürlük yasalarına ilişkin net bir söylem dahi kurulmamakta, kayyım rejimi hala yürürlükte, baş müzakereci Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü henüz yasal bir çerçeveye kavuşturulmuş değil. Siyasi iktidar, süreci bekletmeye ve geciktirmeye dönük bir pratik sergilemekte.

Oysa milyonların talebi olan barışa en yakın olduğumuz bir eşikteyiz. Zaman beklemenin, ötelemenin değil; adım atmanın zamanıdır. Kürt meselesinin demokratik çözümü için, eşitlik adalet ve demokrasi için, kayyım rejimine son verilmesi için, hasta ve siyasi tutsakların özgürlüğü için, anadilinde eğitim hakkı için, antidemokratik, hukuksuz tüm uygulamalara dur demek için bugün adım atıyoruz.

Halklar barış istiyor,

Kadınlar barış istiyor

Gençler barış istiyor

 Emekçiler, işçiler, işsizler ve tüm ezilenler barış istiyor!

Biz milyonların barışı ve demokratik bir cumhuriyeti inşa etmeye gücü de iradesi de inancı da var. Barışı istemekten, barış için mücadele etmekten ve bu zemini büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Bizler barışta, demokratik bir cumhuriyette, eşitlik ve özgürlükte ısrarcıyız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halkların eşit ve özgür bir arada yaşam iradesini barışla taçlandıracağız. Bunun için mücadele etmekten bir an dahi geri durmayacağız. Ancak bir yüz yıl daha kaybetmemek için siyasi iktidarın barış ve demokratik toplum sürecinin gerektirdiği somut, pratik adımlar atması Türkiye’nin bugünü ve geleceği için hayatidir.

Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir tarafından siyasi iktidara sesleniyoruz, meydanlara, sokaklara, caddelere taşan bu barış iradesine ses verin. Sorumluluk alın. Barışa için adım atın.

Çünkü barış şimdi aldığımız nefes kadar bir ihtiyaçtır. Zaman, kapsayıcı ve bütüncül yasal düzenlemelerle demokratik siyasete nefes aldırma zamanıdır. Süreç, özgür, eşit ve demokratik yaşamı inşa etme ve kazanma sürecidir.

Yaşasın Barış!

Yaşasın Barış Mücadelemiz,

Yaşasın eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelemiz!”

Yorumlar