27 Aralık 2022

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarını gündem ederek sizlere sunduğumuz programa yine başlıyoruz.

Bu hafta ilk olarak Yusuf Kerim Sayın isimli Ewing Sarkomlu bir çocuğumuzu gündem edeceğiz. Ardından haftanın önemli hasta mahpuslar ile ilgili konularına değineceğiz ve en sonunda da Emir Karakum isimli darp ve ihlal görmüş bir mahpusun yaşadıklarını gündem etmeye çalışacağız.

Değerli izleyenler 1 haftadır gündem ediyorum, Yusuf Kerim Sayın 6 yaşında Ewing Sarkom hastası bir çocuğumuz ve bu çocuğumuz şu anda Çapa Tıp Fakültesi’nde yatıyor, kısa bir müddet önce kendisine tanı konuldu. Konulan tanı maalesef bir kanser türü ve tehlikeli maalesef sıkıntılı bir kanser türü. Olayın başka sıkıntılı yönleri de var. Yusuf Kerim Sayın’ın annesi şu anda mahpus, cezaevinde. Anne çocuğunun hastalığının tanısını öğrendikten ve çocuğu hastaneye kaldırıldığı sırada Yargıtay tarafından ceza onanıyor ve infaz erteleme verilmesi için bir gayret sarf ediliyor, dilekçeler veriliyor fakat reddediliyor. Anne Sakarya Ferizli Cezaevi’ne giriyor, çocuk hastaneye yatıyor, baba ise işinden ayrılmak ve çocuğun başında durmak zorunda kalıyor. Anne, baba, çocuk üçlüsü ve bir dram yaşanıyor, büyük bir sıkıntı yaşanıyor. Biz bunu gündem ettik ve kamuoyu duyarlılığı talep ettik, sosyal medyadan, basın toplantılarımdan bir şekilde gündem ettim fakat daha etkili bir gündem olması için de bugün ÖFG TV yayınıma Yusuf Kerim Sayın’ın babası Süleyman Sayın ve Yusuf Kerim’i konuk olarak aldık ve kendileri ile konuşacağız. Yusuf Kerim Sayın sıkıntılı bir süreç yaşadı, annesi yanındaydı ama şu an annesi yanında değil sadece babası yanında ve maalesef çocuğun yanında olması gereken en önemli kişi şu anda anne ve maalesef anne yanında yok. Biz annenin Yusuf Kerim Sayın’ın yanında olması gerektiğini, infaz erteleme verilmesi gerektiğini düşünüyoruz, konuştuğumuz yetkililer bunun mümkün olmadığını söylese de bizim vicdanımız bu durumu kabul etmiyor çünkü Yusuf Kerim Sayın oldukça sıkıntılı bir hastalıkta ve yanında en çokta annesinin olması gerekiyor. Biz sizlerin de takviyesi, paylaşımları ile bu konuyu etkin bir şekilde Türkiye gündemine taşımak istiyoruz. Oldukça sıkıntılı bir çocuğumuz ve bir aile. Buna kamuoyu duyarsız kalmasın lütfen. Babanın çektiği büyük bir sıkıntı var, anne cezaevinde şu an büyük sıkıntı yaşıyor ve bu duruma kamuoyu sessiz kalırsa bunu vicdanlar kabul etmez. Süleyman bey sizin açınızdan konuyu anlatın. Daha sonra Yusuf Kerim’i de görmek isteriz. Neredesiniz şu anda?

Süleyman Sayın:Sayın vekilim öncelikle teşekkür ederim. Oğlum 6 yaşında 2 ay önce işime gidip geliyordum, akşamları karnım ağrıyor diye şikayette bulundu. İlgi isteyen bir çocuk, biz de elimizden geldiğince ilgilenmeye çalışıyoruz. Karnının ağrıdığını söyleyince hastaneye götürdü annesi, muhtemelen gaz sıkışması var dediler tedavi yaptılar. Aynı gece Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdük. Orada ultrason çektiler, ultrasonda bize bir şey olmadığını söylediler ama çocuk her gece karın ağrısına dayanamıyordu. Her gece hastaneye götürünce, uzmanın görmesi gerektiğini söylediler. Kan değerlerinde şüphe olduğunu söylediler. Kan ilacı verdiler bize. Kan ilacını 3 gün kullanıp hastaneye gelin dediler. 3 gün sonra çocukta farklı değişimler oluşmaya başladı. Çocuk kusmaya başladı bu sefer.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Burası bir hastane odası cihazın sesi mi geliyor?

Süleyman Sayın:Evet hastane odasındayım. Çocuğumuz orada yatıyor, cihazın sesi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çapa Tıp Fakültesi’nde Süleyman Sayın ve Yusuf Kerim Sayın bir hastane odasından bağlanıyorlar bize. Tüm izleyenlerimize hatırlatalım; bir hashtag çalışması ile programımızı duyuralım. Yusuf Kerim’in durumunu duyuralım istiyoruz; #YusufAnnesineKavuşsun hashtagi ile bu durumu kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz, lütfen desteklerinizi, paylaşımlarınızı eksik etmeyin.

Süleyman Sayın:Hastaneye gittikten sonra kan değerlerinin yüksek olmadığını, başka bir sebepten olabileceğini düşünüp tomografi çektirdiler. Sonucunu 2 hafta sonraya verdiler ama çocuğun ağrıları dinmedi, ben de o esnada doktor ile görüştüm. Yağ bezesi gibi bir şey görünüyor dediler. Doktora çocuğun ağrılara dayanamadığını söyledim. Annesi sabaha kadar karnını ovuyordu. Karnında kitle olduğunu söylediler. Ne kadar güçlü olmaya çalışsakta annesi ve çocuk perişan oldu. Kitlenin de büyük olduğunu söylediler. Daha iyi tedavi yapılabilecek yer var mı diye sordum. Birkaç hastane önerdi İstanbul’da. Biz de Çapa’ya getirmeye karar verdik. Çapa’ya getirdik, epikrizi verdim, tomografi sonuçlarını da verdik. Birkaç gün sonra biyopsi aldılar. Biyopsi alınca Ewing Sarkom olduğunu söylediler. Gizli tümör vücudunun her yerine yayılmış. Annesi de kendisini suçlu hissediyordu. Ağır olduğunu söyleyince anne bir kez daha yıkılıyordu, ben de güçlü davranmaya çalışıyorum. Bu arada eşimin Yargıtay’da dosyası vardı, Yargıtay’daki dosyanın aşamasını bekliyorduk. Hastanede annesi covid çıktı, diğer hastalara bulaşmaması için bizi eve gönderdiler diğer çocuklara bulaşmasın diye. 1-2 gün iyiydi, sonrasında ağrıları daha şiddetli olmaya başladı. Evde test yaptık çocuk covid çıktı 10 gün bekledik. Son olarak çocuğun boynu kitlenmeye başlamıştı, kafasını çeviremiyordu, ayağı kitlenmişti ve başındaki şişkinlik daha fazla artmaya başladı. Sol gözünde şişkinlik oluşmaya başladı. Sakarya’da iki defa acile gittik ağrı kesici verdiler. Sakarya’dan İstanbul’a geldik. 2. Kemoterapi verildikten sonra güzel bir şeyler umduk değerlendirmeden sonra omuriliğe yayıldığını söylediler. Kafasındaki şişkinlikten de biyopsi aldılar orada da tümörün olduğunu söylediler. Gözün şişmesi de ondan kaynaklanıyormuş. Yaşama şansını sordum ve doktor %20’nin altında olduğunu söyledi. Allah’tan ümit kesilmez dedi. Biz %1 ihtimal bile olsa elimizden geleni her şeyi yaparız dediler ve yapıyorlar da. Annesine de bize de bir ümit kurtulur diyorduk, kendimizi öyle teselli etmeye çalışıyorduk. Dosyası bu şekilde olunca Yargıtay onaylayınca ne yapacağımızı bilemedik. O kadar da merhametsiz olmazlar, çocuğun durumundan dolayı annesini bırakırlar diye düşündük. Avukatı aradım, hastaneye de durumu ilettik. Çocuğun şu anda annesine ihtiyacı var. Raporu aldık, avukata gönderdik. Süreç içerisinde işe de gidip geliyordum işten ayrıldım. Yargıtay cezayı onaylayınca dilekçemizin reddini alınca daha fazla yıkılma oldu. Yapabileceğimiz bir şey kalmayınca size ulaştım. İnfaz ertelemeyi kabul etmediler. Raporları gönderdik kabul etmediler. Gece annesini sayıklıyor. Kendimi kötü hissediyorum diyor. Annemi hissediyorum diyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kaç gündür annesi yanında yok?

Süleyman Sayın:Geçen hafta Perşembe günüydü, infaz açıklandığı zaman itiraz dilekçesi vermemiz gerekiyor. İtiraz dilekçemizi de verdik ama ben de eşime dedim ki: “Nerede alırlarsa oraya götürüyorlar.” İstanbul’da alınıp İstanbul’da bir cezaevine götürüyorlar. Hastanedeyim, annesi içeride. Biz itiraz dilekçemizi verdik, Sakarya’ya teslim olacakken 1 gün önce İstanbul’daki kardeşini ziyaret etmişti. Telefonunu da burada bırakmıştı. Kendisi teslim oldu, şu anda cezaevinde.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annesi ile görüşebiliyor musunuz? Annesi neler yaşıyor?

Süleyman Sayın:Annesi ile en son pazartesi günü babası görüşe gitmiş, görüşmeye gidince demiş ki: “Oğlum iyiyse bende iyiyim.” Elimizden bir şey gelmiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Yusuf Kerim annesini çok arıyor mu? Durumu nasıl?

Süleyman Sayın:Şu anda gözleri dolu. Ben ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilmiyorum. Annesi için “Hastanede iyileşince gelecek.” Diyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sağlık durumu nasıl Yusuf Kerim’in?

Süleyman Sayın:3. kemoterapinin 5. günündeyiz bugün son günü. Bu verildiği zaman sonucuna bakacaklar ve bilgi verecekler. İlk geldiğinde 22 kiloydu şu anda 17 kiloya düşmüş.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Kaç gündür hastanedesiniz?

Süleyman Sayın:15 Ekim’de gelmiştik, 15 Ekim’den beri buradayız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Değerli izleyenler son derece vahim bir durum var. Ewing Sarkom maalesef kötü bir kanser, kötü bir hastalık. Bir hekim olarakta maalesef hiç iyi bilmediğimiz bir kanser türü olduğunu söylemiş olalım. Doktorlar %20 şans tanımışlar, anne baba maalesef ki perişan çok zor günler geçiriyorlar. Yusuf Kerim önemli derecede kilo kaybı yaşıyor, çocuk günlerdir hastanede oldukça sıkıntılı süreçler yaşıyorlar. Kemoterapi alıyor, kemoterapiyi de alan bilir son derece sarsıcı bir tedavidir. Çocuk ağlıyor, annesini özlüyor, anne cezaevinde, annenin içi parçalanıyordur, yanında olmak istiyordur, çocuk annesini istiyor, baba ne yapacağını bilemez bir halde. Biz bu vakayı ilk olarak duyduğumuzda beynimize kan sıçradı çünkü nasıl yasalardır ki bir aileyi mahveden bir durumu gideremez? Bu çocuğun annesine neden infaz erteleme verilmez? Biz yetkililere soruyoruz: “İnfaz erteleme verilemez yasa olarak müsaade etmiyor.” Diyorlar. Yasalar müsaade etmiyorsa vicdanlar müsaade ediyor mu arkadaşlar? Bu olacak bir durum mu? Çocuk hasta eriyip, bitiyor fazla bir yaşam süresi yok, anne uzun bir süre cezaevine girmiş durumda. Anne çıkana kadar çocuk hayatını kaybedebilir, çocuk kısa bir süre içinde hayatını kaybedebilir. En azından 6 aylık bir infaz erteleme verilse belki çok sıkıntılı son günlerinde anne yanında olacak! Yetkililer de bizi duysun, bu olacak bir iş değil! Hiç mi insanlık kalmadı! Buna bir çözüm bulunamıyor mu? Buna bir çözüm bulmamız gerekiyor. Kamuoyuna çağrı yapıyorum. Yasalar izin vermiyor deniliyor, bu çocuk hastanede, babası başında annesi cezaevinde infaz erteleme verilmiyor, çocuk annesini istiyor, ağlıyor. Bunlar olacak işler değil! Buna bir çözüm bulunması lazım, ben tüm bakanlıklara çağrı yapıyorum; Sağlık Bakanlığı’na, Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na ve tüm yetkililere çağrı yapıyorum, Cumhurbaşkanı’na çağrı yapıyorum, böyle iş olur mu? Yasalar ne için vardır arkadaşlar? Yasalar insan için vardır! Bu durumda anneye yurt dışı yasağı koyarsınız, her türlü yasak koyarsınız ama anne çocuğunun yanında olsun! Net bir istek var ortada, baba perişan işinden ayrılmış, anne cezaevinde, çocuk annesini bekliyor, cezaevinde olduğunu da bilmiyor hastanede zannediyor tam bir dram var burada. Bizim vicdanımız müsaade etmiyor buna, olacak bir iş değil ve bir çözüm bekliyoruz! Buna bir çözüm lazım! “Olmaz ne yapalım yasalar müsaade etmiyor!” var mı öyle bir şey! Yasalar insanlar için! Nasıl buna bir çözüm bulunmaz? Biz kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz. Süleyman bey söz sizde! Yasalar izin vermiyor deniliyor ama vicdanlar buna müsaade etmiyorum diyorum siz ne diyorsunuz? Yasalar annenin infaz ertelemesine müsaade etmiyor diyor vicdanlar müsaade ediyor mu? Bunu yetkililere soruyoruz ve bir çözüm arıyoruz! Annenin infaz erteleme alarak çocuğun başında olması gerekir diyoruz. Siz ne diyorsunuz?

Süleyman Sayın:Varsa bir cezamız çekelim ama bir çocuğun ne gibi bir suçu olabilir? Çocuğu olan herkesin bunu bilmesi lazım.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Cezayı çocuk çekiyor.

Süleyman Sayın:Ben onların varsa vicdanına sesleniyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Şu anda bizim gördüğümüz burada asıl cezayı çocuk çekiyor. Annenin cezası var tamam, adil yargılandı mı bilmiyoruz ama buna bir çözüm bulunması gerekiyor. Bu çocuk annesiz mi ölsün? Açık konuşuyorum; çocuk 22 kilodan 17 kiloya düşmüş.

Süleyman Sayın:Ömrünün son demlerinde annesini görmek doğal hakkı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Çocuğun durumu ortada, Allah uzun ömürler versin, inşallah tedavi başarıya ulaşır ama bizim bildiğimiz tıbben maalesef iyi bir hastalık değil, oldukça sıkıntılı bir kanser türü Ewing Sarkom zaten biraz gecikme de var. Tedavi alıyor, annesinin onun başında olması en azından çocuğu biraz iyileştirebilir, moral, motivasyon, babası başında perişan gece gündüz büyük bir dram yaşanıyor burada. Yetkililere sesleniyoruz; tüm bakanlara sesleniyoruz, Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz! Bu olacak iş değil! OHAL Dönemi’nde zaten bir sürü zulümler yaşandı. Ahmet Burhan Ataç’ı kaybettik, hasta bir çocuktu babası cezaevindeydi. Ahmet Burhan Ataç: “Baba baba.” Diyerek bu dünyadan ayrıldı. Küçük Selman yine beyin kanseriydi, o da babası cezaevinden çıkmadan hayatını kaybetti. Babasız hayatlarını kaybettiler şimdi de Yusuf Kerim annesiz ve oldukça ağır bir tedavi altında Çapa Tıp Fakültesi’nde yatıyor. Biz diyoruz ki: “Durum vahim ve bir çözüm bulunmalı.” Açık bir çağrı yapıyorum! Yusuf Kerim’in babası Süleyman bey perişan, çok zor durumda Yusuf Kerim’in hıçkırık seslerini duyuyoruz. Çok üzücü bir tablo var. Biz de bu aileye yardımcı olalım diye çırpınıyoruz yok mu başka çırpınan! Bu devletin bakanları ne iş yapıyor? Böyle bir durumda bu yasalar, hukuk insan için değil mi? Buna bir çözüm bulunmuyor mu?

Süleyman Sayın:Bir çocuk ne yapmış olabilir? Çocuğun ne suçu olabilir? Bir an önce annesinin çocuğunun yanında olmasını talep ediyoruz! Buradan vicdanı olan bütün yetkililere sesleniyoruz! Allah hayırlı bir ömür verirse o ömrün bir kısmını annesiyle beraber yaşasın. Sonra varsa cezamız gider yatarız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Babanın talebi açık, anne en azından çocuğun son günlerinde yanında olsun “Daha sonra gidip cezamızı yatarız bir yere kaçtığımız yok.” Diyor. Yusuf Kerim’e de son olarak bir el sallayalım. Yusuf Kerim Allah şifa versin sana. Anne gelecek inşallah Yusuf Kerim merak etme. Sen canını sıkma biz uğraşıyoruz. Kalbimiz sizinle, yaşadıklarınızı çok iyi anlıyoruz. Biz gündem ettik, elimizden geleni yaptık. Yanınızdayız.

Süleyman Sayın: Gidecek başka yerimiz yok, çocuğumuz burada. Bir an önce annesine kavuşsun istiyoruz çocuğun sağlığı için.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Biz konuyu takip edeceğiz. Bakanlıklar nezdinde gereken resmi işlemleri yapıyoruz. Buna bir formül bulunması için yanınızdayız. Bugün bir hashtag çalışması ile #YusufAnnesineKavuşsun de kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz. OHAL döneminde kanser hastası çocukların yaşadıkları aile dramları, anne babalarına karşı olan özlemlerini maalesef ki çok gündem ettik ve acı sonuçları yaşadık. Ahmet Burhan’ı kaybettik, küçük Selman Kahraman’ı kaybettik, Yusuf Kerim Sayın da annesine kavuşmadan kaybetmeyelim! Lütfen hepinizden istirham ediyoruz! İnşallah bunu çözelim diyoruz. İnşallah Yusuf Kerim annesine kavuşacaktır. Biz elimizden gelen tüm insani, vicdani gayretimizi göstereceğiz.

Değerli izleyenler çok üzücü bir durum. Biz Türkiye kamuoyunu ve yetkilileri duyarlılığa çağırıyoruz. Bu böyle olmaz! Bu kaçıncı acı çeken bebek, çocuk! Olacak iş mi bu! Buna bir formül bulunamaz mı? Biz soruyoruz yetkililer: “Yasalar izin vermiyor.” Yasaları da insanlar yapıyor! Bir çocuğun acı çekmesinden önemli bir şey var mı? 6 yaşındaki bir çocuğun şu halini gördünüz, zaten hasta, zayıflıyor, ileri derecede kötü hali var ve yanında annesi yok! Olacak iş mi bu! Annesini alıp bir zalime, alıp onu cezaevine atmış. Anne: “Durun infaz erteleme verin.” Demiş dinlememişler. Buna bir çözüm mutlaka bulunmalı, kamuoyunu duyarlılığa, yetkilileri de göreve davet ediyoruz. Biz hepimiz gayret edeceğiz ve Yusuf Kerim’e babası Süleyman Sayın’a annesi Gülten Sayın’a karşı vicdani görevimizi yapacağız. İnşallah başarıya ulaşırız sizlerin gayretleriyle.

Yorumlar