3 Temmuz 2024

Gergerlioğlu: “Açıkçası öyle ucuz “Gönderilsin, gönderilsin.” laflarıyla bu iş bitmez. “Gönderilsin, gönderilsin.” derseniz işte Türkiye yeni bir 6-7 Eylül olaylarını yaşar arkadaşlar. Türkiye iki üç gündür 6-7 Eylül 1955 olaylarının bir benzerini yaşıyor ya, görmüyor musunuz? Kayseri’de başladı olaylar -Gaziantep, Reyhanlı- utanç verici görüntüler var. “Durun, etmeyin, eylemeyin.” dedik. Kayseri’de 70 bin kişi etkilendi, 21 dükkân yakıldı, insanlar evlerinden çıkamıyor ya. Yani çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar evlerinden çıkamıyor, perişan durumda; kimsenin umurunda değil. “Gönderilsin de gönderilsin.” Esas olan insan haklarıdır arkadaşlar. Biz insan hakları savunucuları Kürt, Türk, Müslüman, Hristiyan, şu bu ayırt etmeyiz; insanın hakkını öne çıkarırız.
    

Bakın, şu çocuk kim arkadaşlar ya, size sorarım. Konuşurken lütfen şu fotoğrafa bakarak konuşun. Antalya Serik’te ne oldu? İktidarıyla muhalefetiyle herkes buna baksın. 17 yaşında bir çocuk işinden dönüyor, 3 tane katil tarafından bıçaklanarak öldürülüyor. Bu nedir ya? Dün 2 Temmuz Sivas katliamını burada herkes telin ediyor, aynı 2 Temmuz günü Kayseri’de bir başka 2 Temmuz yaşanıyor. Çorum, Sivas, Maraş katliamlarının bir benzerinin provası yapılıyor. Bunu görmüyor muyuz arkadaşlar? Bütün bunlar karşısında iktidar bir hesap vereceğine susuyor. Maalesef muhalefetin bir kısmının da politikalarını eleştiriyorum, yanlıştır. Bakın, Dışişleri Bakanlığının açıklaması son derece üzücüdür. Sanki biz körüz. Ya on üç yıldır siz ne yapıyordunuz ey AK PARTİ-MHP ittifakı? Ya “Suriye’de zalim Eset devrilsin.” diyen, eğit-donat ekipleri yollayan siz değil miydiniz? Şimdi, Dışişleri Bakanlığı açıklaması diyor ki: “Biz çok ilkeli bir tutumdaydık.” Sevsinler ilkeli tutumunuzu! Ya ÖSO’yu eğiten, IŞİD’e tırlarla silahlar gönderen kimdi Allah aşkına? Bütün dünya bunu biliyor ya, siz de biliyorsunuz bunu.
    

Şimdi, bakın, 6-7 Eylül olaylarının bir benzeri yapılıyor. Şu çocuğun cinayetin de parmağınız var ey iktidar! İktidar yalnız değil, Ümit Özdağ’a da söylüyorum, sorumsuz söylemleri… Kim olursa olsun, iktidarıyla muhalefetiyle sorumsuz söylemler… Can gidiyor ya can! Bu can geri gelmez arkadaşlar.

Ne yapıyor Göç İdaresi? İçişleri Bakanlığına bağlı. Soruyorum: Ya gidip Kayseri’de bir rapor çalışması yaptın mı? “Sadece sığınmacıları gönderiyoruz, şu kadar gönderdik, elimize sağlık.” diyorsun. Ya, insanlar linç ediliyor ya, katliam var. Almanya’da Solingen’de Türklere yapıldığı zaman ne kadar karşı çıkmıştık, değil mi? Hepimiz karşı çıkmıştık. Aynısı şu anda sığınmacılara yapılıyor. Niye karşı çıkmıyoruz? Kayseri Emniyet Müdürü çıkmış: “Ey kalabalık durun, tecavüz edilen Türk değil, merak etmeyin, sakin olun, sakin.” diyor.

İçişleri Bakanlığı bir şey yapıyor mu? Göç İdaresi bir rapor çalışması yapıyor mu? Hiçbirini yapmıyor. Arkadaşlar, sorumsuzca işler yapmayın.
“Sığınmacıları geri gönderelim.” diyerek bir yere varamazsınız. Siz “Ben muhalif tüm Suriyelilerin yanındayım.” dediniz. “Muhalifler gelin.” dediniz. E, tamam. Şimdi “Ey Sayın Esed seninle barışıyoruz.” diyorsun. E, peki milyonlarca muhalifi buraya getirdin; hadi arkadaş, biz barıştık güle güle… Uluslararası hukuka sığmaz arkadaşlar ya! Basit basit düşünmeyin lütfen. Bu iş öyle basit iş değil, uluslararası hukuk denilen bir şey var.

13 yıl “Zalim Esed” diyen kimdi ya? Şu anda “Sayın Esed” diyen kim? Allah’tan korkmuyor musunuz ya!

Gergerlioğlu: “Kayseri milletvekilleri var burada. Geçen gün bu milletvekilleri dedi ki: “Provokatörler bu işi yaptı.” Ben bunu destekledim. Ben insan hakları savunucusuyum ve doğru söyleyenin kimliğine bakmam, onun yanındayımdır; AK PARTİ’li, şu partili olsun. Ve şu anda da ben diyorum ki: Bakın, Kayseri İl Emniyet Müdürü -dinleyin- Atanur Aydın bölgeye gelerek halkı sakinleştirmeye çalıştı. Aydın: “Tepkinizi gösterdiniz, sizi anladık, mesajınızı aldık. Bundan sonra yapacağınız her türlü hareket sizinle ilgili konulara dönecek. Buradaki mağdur şahıs Türk değil -yani tecavüz edilen Türk değilmiş- sakin olun.” diyor. Yıldıray Oğur’un yazısını da oku, diğer ajansların yazını da oku. Burada inkâr ederek bir yere varamazsınız. Bakın, ben size diyorum: Şu anda Kayseri’de sığınmacılar evlerinden çıkamıyor ya, evlerinden çıkamıyor. Yani, insaf sahibi Kayserililer onlara yemek götürüyor, insaf sahibi. Ben, herkesi itham etmiyorum, provokatörlerin Allah belasını versin! O, evlerinden kaç gündür çıkamayan sığınmacılara yemek getirenlerden Allah razı olsun! Eğriye eğri doğruya doğru söylüyorum ama burada vebalin en büyüğü iktidardadır çünkü bütün bu yanlış politikaları yapan siz oldunuz arkadaşlar. On üç yıl boyunca “Zalim Esed” diyen kimdi ya? Şu anda “Sayın Esed” diyen kim? Allah’tan korkmuyor musunuz ya! Bu kadar büyük çelişkiyi yaşıyorsunuz, utanmadan Dışişleri Bakanlığı diyor ki: “On üç yıl boyunca biz ilkeli bir tutum içinde olduk.” Yahu Allah’tan korkun ya! Allah’a imanınız yok mu sizin? Vicdanınız yok mu sizin? Bakın, apaçık ortada her şey. Bu insanları -ben gittim, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonundayım- şantaj olsun diye Erdoğan onları Pazarkule’ye sürdü. Pazarkule’ye gittik, can pazarı. İnsanlar sınırdan geçmeye çalışıyor, polis eli cebinde seyrediyor. Karşıdan ateş açılıyor Yunanistan’dan, patır patır insanlar bizim gözümüzün önünde düştü ya, İnsan Hakları İnceleme Komisyonundaki tüm arkadaşlar bunu biliyor. Ya, bu insanlar insan insan. Sığınmacı diye “İnsan değil.” muamelesi yapmayın! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Onları blöf olsun diye, şantaj olsun diye aldınız bu ülkeye, ondan sonra da Pazarkulelerde, şu anda da Esed’le yaptığınız pazarlıklarda bir koz olarak kullanıyorsunuz. Allah’tan korkmuyor musunuz ya? Ben eğriye eğri, doğruya doğru diyorum; vicdanı olan da bunu görüyor, bu kadar. Buradan hakaret ederek bir yere varamazsınız. elinizi vicdanınıza koyun, vicdanınıza!”

Yorumlar