26 Ağustos 2024

ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta Salı günü haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.

Programımızda 2 konuğumuz, tek konumuz olacak. Şefkat Der Konya’da Hayrettin Bey’in kurduğu bir dernek ve çok önemli faaliyetler yapıyor. Evsizlere yönelik, kadınların uğradığı dezavantajlı durumlara yönelik ve daha pek çok konuda önemli faaliyetleri olan bir derneğimiz. Uzun yıllardır faaliyet gösteriyor ve evsizler ve geneleve düşmüş kadınlar ve diğer kadınların durumları ve birçok sıkıntılı durum ile ilgili önemli gayretleri var. Merhameti ve vicdanı onu böyle bir harekete sürüklemiş Hayrettin Bulan’ı. Bir başka konuğumuz daha olacak; aynı dernek ve diğer başka pek çok dernek ile birlikte çalışan eğitimci, yazar, sosyolog, aile danışmanı Ayşegül Akdeniz hanımefendi konuğumuz olacak ve bize bu son derece önemli ve zor konuları anlatacaklar. Toplumun en dezavantajlı kesimleri sayılır, görmezden gelinen, umursanmaz, en zor durumdaki insanlarıdır bu kesim insanlar ve buradaki insanları gündem etmek belki çok dikkat çekmeyebilir çünkü onların arkası da yoktur onların çevreleri de çok fazla yoktur zaten dışlanmışlardır. O yüzden biz Hayrettin Bulan ve arkadaşlarının yaptıkları, Ayşegül Akdeniz ve arkadaşlarının yaptıklarını bu hafta konu edinelim istedik ve onları programımıza konuk aldık.

Hayrettin Bulan; Merkezi Konya’dan İstanbul’a taşıdık. 17 evsizler evi açtık. Herkese kapımızı açtığımız merkezler oluşturduk. 7 yıldır sokak hayvanları ile ilgili çalışmalarımız var. Evsizlere yemek organizasyonumuz var. İstanbul’da hala evsizler ile ilgili 365 gün devam eden bir çalışma yok. Yaşlılar huzur evlerine alınmıyor. Evsizlerin kimliği yok diye sağlık güvencesinden oldular. Kadın sığınma evleri ihtiyaç değildir diyen zihniyetle mücadele ettik. Kadın sığınma evlerinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Yaptığımız çalışmalar her kesimin takdirini kazandı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Karadeniz’de hiç kadın sığınma evi yoktu. Konya’da açtığımız yerlere Türkiye’nin her yerinden şiddete maruz kalan kadınlar geliyordu, cinsel istismara maruz kalan kadınlar geliyordu. Evsizleri kimse konuşmuyordu. “Beni koruyun” diyen kadınlar göz göre göre katlediliyor. Evsizler maaşını alamayacak pozisyona gelmiş. Her gün binlerce köpek öldürülüyor, barınaklar ölüm kampına gelmiş. Gezi olaylarında çadır kurduk. Gezi Parkı’na rezidans yapılırsa evsizler kalamaz, deprem olsa insanların sığınacağı yer yok dedik. Gezi Parkı’nda insan, kadın, hayvan, doğa haklarına sahip çıkanları ötekileştirdiler. Yarın iktidar değiştiğinde birilerine haksızlık yapılırsa yine bizler ortaya çıkacağız. LGBTİ+ bireylerden ihtiyacı olanlara sığınma evleri açılmasına karşı çıkanlar oldu.  “Hepimiz kardeşiz” dediler başkaları ötekileştirildi. Şefkat Der’in onurlu, adaletli olması hasebiyle ne iktidara ne bir tarikata yandaş olmadık. Biz adaletten yanayız. Doğruya doğru eğriye eğri diyeceğiz, haksızlık karşısında susmayacağız dedik. Hakkımda 15 dava açılmış. CB’ye hakaret, halkı kin ve nefretten davalar açıldı. Biz zihniyet ile mücadele ediyoruz, adaletsizlikle, haksızlık ile mücadele ediyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Önemli bir gayret göstermişsiniz. Anılarınız, düşünceleriniz ve istikbale yönelik perspektifleriniz de var.

Ayşegül Akdeniz; Şefkat Der Başkanı Hayrettin Bulan ile tanışalı uzun yıllar oldu. Maddi manevi destek olmaya çalışıyorum. Erdem Mücadelesi Platformu oluşturduk. Birkaç sene önce basın bildirisi okumuştuk. Hakiki Müslümanlığı ve kardeşliği yaşamaya, mağdur insanlara, sokaklarda yaşam mücadelesi veren kardeşlerimize yardım etmeye çalışmak ve bu alanda hizmet veren kuruluşlara destek olmak, bu insanların sessiz feryadına tercüman olarak kardeşliğin gereğini yapmak. Toplumsal sorunlar için her kesimden erdemli, duyarlı kesimler için el birliği ile çözüm üretmek ve hayata geçirilmesini sağlamak. Sizlerin de platforma katılmanızı değerli görüş ve katkılarınız bizi memnun edecektir. Toplumumuzun ortak meselesi olarak evsizler ve korunaksız alanlarda yaşayan insanlar, sefalet içinde varlıklarını sürdürme mücadelesi veriyorlar. Bu meseleyle ilgili kamu otoritesinin, belediyelerin, vatandaş olarak bizlerin, yani herkesin sorumluluğu var. Özellikle kentleşen, işsizliğin devam ettiği ve barınma ücretlerinin yüksek olduğu büyük şehirlerde sokakta yaşamak durumunda kalan, ekseriyetle devlet nezdinde kayıtsız olan, en temel insanî haklarından mahrum kalan insanlar, biz görsek de görmesek de toplumumuzun birer bireyi olarak bizim sorumluluğumuzdadırlar. Onları kazanmak, onlarla kardeş olmak, normal ve eşit düzeyde ilişki kurmak durumundayız. Kamu kurumlarının ve otoritesinin yetersiz kaldığı bu can yakıcı ve çok boyutlu mesele için, gönüllü çalışan yapılar olarak bir araya gelmeye ve işbirliği yapmaya karar verdik. Tamamen siyaset üstü bir mesele olarak gördüğümüz evsizlik meselesi, barınma ve onurlu yaşama hakkı üzerine -politik görüşlerimizi bir kenara bırakarak- işbirliği yapmaya, hangi milletten ve cinsiyetten olursa olsun insanlık dışı koşullarda yaşamak durumunda kalanlar için Erdem Mücadelesi Platformunda saf tutmaya karar verdik. Platform olarak adımızı Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hılfu’l-Fudul pratiğinden ilhamla tercih ettik. Erdemli olabilmenin bir mücadele ve pratik gerektirdiğine inanarak, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) örnekliğinden ilhamla bir takım işleri hayata geçirmeye niyetlendik. Hedeflerimiz;
Sokaklarda yaşam mücadelesi veren ve büyükşehirlerde sayıları binleri bulan genciyle, yaşlısıyla, hastasıyla, engellisiyle- 
tüm evsizlerin hayatlarını normale dönüştürebilecek rehabilitasyon merkezlerini, yaşam alanlarını ve topluma kazandırabilme mekanizmalarını hayata geçirerek toplumu güçlendirmek. Sivil inisiyatifler olarak bu anlamda elimizden geleni yapmak, kamu otoritesinin ve imkânlarının seferber edilmesi için kampanya gücüne başvurmak. Yine kimsesiz ve sahipsizlikten dolayı, ya da yakınları tarafından köle gibi satılarak, hile ve tuzakla fuhuş gibi gayri insanî bir hayata itilen ve mecbur bırakılan, hayatı çalınan ve mahvolan hayatsız kadınların normal bir hayata kavuşmalarını, toplumla eşitlenmelerini sağlamak için gayret etmek, onlara da aynı şekilde barınma, eğitim ve iş imkânı sağlanmasına yardımcı olmak.
Bizler, herkesi bu anlamda gayret etmeye, mağdurlarla dayanışmaya ve saflarımıza katılmaya davet ediyoruz. Elindekini kardeşlik ve dayanışma duyguları içinde paylaşan, arkadaş olabilen, öğrendiğini beraberce yaşamak isteyen herkesi buraya bekliyoruz. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” buyuran şefkat abidesi bir Paygamber’in (s.a.v.) ümmetiyiz. Globalleşen dünyada aynı şehirde yaşadığımız insanlar da artık komşularımız sayılırlar. Dolayısıyla bu meseleler, hepimizin ortak meselesi ve derdi olmalıdır. Toplumun bir parçası olan ve en riskli grubu oluşturan evsizler için politika üretmek ve bu konuda alınan somut karar ve tedbirleri halka açıklamakla yükümlü olduklarını tüm siyasi partilere hatırlatırız. Bu meseleleri de gündemlerine alarak acilen çözüm üretmelerini ve bunları kamuoyuyla paylaşmalarını talep ediyoruz. Zira hayatta kalma ve onurlu bir yaşam, herkesin hakkıdır!” basın bildirimiz bu şekildeydi. Ne yazık ki neredeyse 30 yıldır birlikte binlerce mağdur insana sahip çıkan aş veren yuva olan Şefkat Der’in iki misafirhanesi maddi imkansızlık sebebi ile kapanmış durumda. İki misafirhanenin de kapanma riski var. Yapılan bağışlar yeterli olmadığı için kira ve faturaları ödemesi yeterli olmuyor. Kira ve esnafa olan borç 7 milyona ulaşmış durumda. Şefkat Der Başkanı Hayrettin Bulan bu yüzden hakaret ve tehditlere maruz kalıyor. Bu sorumluluk hepimize ait. Ben bu derneğin borçlarının silinmesi ve hizmetlerin devam etmesi için kampanya başlatmak istiyorum. 600 milletvekili sadece 3 ay Şefkat Der’e 5 bin TL bağışta bulunsa derneğin tüm borçları kapanır 2 misafirhanenin de kapanma riski ortadan kalkar. Böylece misafirhanede kalan kimi yaşlı kimi hasta olan mağdur insanlar tekrar sokakta kalmak zorunda olmazlar. Müminler kardeştir kardeşine sahip çık diyorum. Tüm milletvekilleri, bakanların, belediye başkanlarının, imkan sahibi hayırseverlerin derneğe 3 ay boyunca bağış yapmaları sonrasında imkan dahilinde destek vermelerini rica ediyorum. Tüm duyarlı vatandaşlarımıza imkan dahilinde kampanyaya katılmaya, ya bağış yapmak suretiyle ya da erzak desteği ile yardım etmelerini talep ediyorum. Aile Sosyal Hizmetler Bakanı’na ve tüm belediye başkanlarına sesleniyorum. İstanbul’da sokaklarda yaşayan evsizlerin sayısının 7-8 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Müslüman bir toplum olarak bundan hepimiz sorumluyuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile belediyeler işbirliği yapmalı. Tüm illerde şefkat külliyeleri açılmalı. Bakanlık kampanya başlatmalı. Hayırsever vatandaşlar destek vereceklerdir.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Önemli bir çağrı yaptınız. Umarım karşılık bulur. Şefkat Der önemli işlere imza attı. Evsizler, hayvanlar ile ilgili koruyucu çalışmalar, ötekileştirilen, dışlanan pek çok kesime ev sahipliği yaptınız. Misafirhaneler açtınız. Topluma güvendiniz, hayırsever insanlar yardımcı olsunlar ki çalışmalar yürüsün diye düşündünüz. Önemli bir sürede destek aldınız fakat şu anda zorlanıyorsunuz. Son durum nedir? Aktif olarak çalışabilecek kaç bakımeviniz, barınak var? İhtiyaçlar nedir?

Hayrettin Bulan; Otogar’da sokakta kalan bir kadın ile ilgili belediyenin yetkilisi beni aradı. Kadın kolları sorumlusuymuş. “Hayrettin Bey, sizin ne kadar samimi olduğunuzu bir gün anlayacaklar.” Dedi. “Sorun Hayrettin Bulan’ın iyi bir insan olduğu değil, burada sorun; sizin belediyeniz kadın sığınma evi açmamış.” Her belediyenin kadın sığınma evi, evsizler misafirhanesi olması lazım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İstanbul’da yaşlıları koyacağı yer yok, huzurevleri dolu. Kadın sığınma evlerinde yer yok diye sosyal hizmetler müdürlükleri bizi arıyor. Hastaneler bizi arıyor. “Burada yatan insanlar var, kalacak yeri yok. Bu hali ile sokağa düşerse hastalığı nükseder.” Diyorlar. Hiç kimse almıyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Devletin yapması gereken işler size kalıyor öyle mi?

Hayrettin Bulan; Geçenlerde Tacikistan uyruklu genç bir annenin eşi hapse girmiş. Vatandaşlar görmüşler, yabancı uyruklu diye sığınma evi almamış. Bizim her zaman herkese kapımız açık. Bizi kim ararsa arasın geri çevirmeyiz. Kadın erkek yaşlı yabancı herkese kapımız açık. Evsiz olan Alman vatandaşı da gelir, kimliği olmayan da gelir. Şefkat Der’in borcu bitmez. Aile ve Sosyal Hizmetler, İlçe belediyeleri, kaymakamlıklar neden işlerini yapmıyorlar? İHH çok sevdiğim bir kuruluş. Dünyada çalışmalar çok güzel. Dünya çapında çalışmalar olmalı ama bir kampanya da Türkiye’deki evsizler için oluşturulsun. Evler, yerler açılsın. Parti teşkilatları bile barınma evi gibi çalışsın. 1-2 kişi misafir edilsin. İstanbul’a gelen ailelerin kalacak parası yok. Yaşlı bir amca ile ilgili sosyal hizmetler müdürlüğü bizi arıyor; “Huzurevleri dolu alır mısınız?” dedi Müdür ve Müdür Yardımcısı. “Kimliksiz, yaşlı, huzurevleri dolu dediniz ama devlet için kimlik şart mı? Tutanak ile yine alırsınız. Yaşlı televizyona çıksa bekletir misiniz?” dedim. Şefkat Der’in bütçesi 10 bin katına da çıksa zihniyet değişmedikçe borçtan kurtulamayız. Şefkat Der’in bilinçli olarak evlerinin faaliyetine devam etmesi sigortadır. Boşluğu doldurma bakımından faydalı olur. Borçlarımız var, bazı evleri boşaltmak zorunda kaldık. Belediyelerin her birinin ayrı merkezler açması çok önemli. Devletin para sorunu yok zihniyet sorunu var. Diğer STK’ların da bu alana girmesini çok istiyoruz. Bu konular ile ilgili güven sorunu varsa ihtiyaç sahibi olanlar evini ücretsiz tahsis edebilir faturalarını ödeyebilir, faaliyete katılır, gıda getirir, moral verir, gönüllü olarak ilgilenebilir, dernek veya vakfı da gönüllü yönlendirebilir. Türkiye’de ekonomik kriz var. Emekliler geçinemez durumda. Çalışanlar geçinemez durumda. İnsanlar borç batağında. İntihar olayları var. Parçalanmış aileler var. Hepsine üzülüyoruz. Mesele sadece Şefkat Der değil zor durumda kim varsa herkese destek olunması gereken bir dönem ama şu anda iktidar isterse bu sorunu 24 saat içinde çözer. Yüz binlerce ev tahliye davası var adliyelerde. Sokağa yeni evsizlerin düşmesi demek. Milyonlarca ailenin parçalanması demek. Ev kiraları aşırı derecede arttı. Enflasyona bakmadı. Davalar sonuçlanırsa yüz binlerce aile parçalanacak ve sokaklara düşecekler. İşsizlik ortada. Biz bunu devletin başındaki insanlar farkında değiller. Büyük bir sıkıntı var toplumda. İnsanların elektrikleri kesilmiş durumda su saatleri sökük durumda. Yasal olarak müdahale edilmeli. Varlıklıysa insanların suyu elektriği zaten kesilmez. Devlet neden elektriği suyunun kesilmesine müdahale etmiyor? İnsanlar bizi; “ Ailecek sokakta kaldık.” Diye arıyorlar. Yetkililer hala birtakım suni gündemler ile farklı söylemler içindeler. Konya’da bir ekmek fabrikası vardı belediyenin, ucuz ekmek üretiyorlardı, orayı iktidardaki parti ilçe parti binasına çevirmiş. Müteahhide bina yaptırıyor, parti teşkilatı yapıyor, karşılığında ihale veriliyor. Devletin parası var. Bir anda vergi koyduğu zaman büyük para ama zihniyet sorunu ile karşı karşıyayız. Böyle bir sorun yok gibi davranıyorlar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu durumda ne yapacağız? Şefkat Der önemli bir açığı kapatmaya çalıştı fakat devletin ilgisizliği ve yetersizliğinden dolayı kendilerine yönlendirmesinden sonra Şefkat Der de yetememeye başladı. Sizler fedakar insanlar olarak bu konularda gayret sarf ediyorsunuz. Neler yapılması gerekir?

Ayşegül Akdeniz; Genel anlamda evsizler, zor durumda olan insanlar, mağdur kardeşlerimiz var. Benim gördüğüm; özel anlamda Şefkat Der’in yaşadığı sorun var. Hayrettin Bulan kardeşimiz yaklaşık 30 yıldır bu dernek çalışmalarını yürütürken büyük sıkıntılar yaşadı halen yaşıyor. Ev sahiplerine ve esnafa borcu 7 Milyon TL’ye ulaşmış durumda. Yaşadığı sıkıntıyı bulanımı düşünün. Arıyorlar, hakaretler, tehditler ediyorlar “Bizim de ihtiyacımız var.” Diyorlar. Bu adam bu borcu tek başına nasıl kapatsın? Bu yaptığı hizmet sadece onun sorumluluğu değil toplum olarak hepimiz bundan sorumluyuz. Ben çağırımı tekrarlıyorum; Başta sayın vekillerimiz, bakanlarımız, belediye başkanlarımız olmak üzere tüm hayırseverlerimize çağrıda bulunuyorum; müminler kardeştir kardeşine sahip çık diyorum. Mağdur kardeşlerimizin içinde gayri müslimler de olabilir, dinden haberi olmayan, yaşadığı sorunlar nedeniyle dine küsenler de olabilir ne olursa olsun Müslüman bir toplum olarak herkese sahip çıkmalıyız. Dini, milliyeti ne olursa olsun mağdur insanlara sahip çıkmak durumundayız. Yetkililer ve imkan sahibi insanlar olarak 3 ay Şefkat Der’e 5 Bin TL bağışta bulunalım borçları silinsin ve hizmetleri devam etsin. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve belediyeler işbirliği yapın. Öncelikle pilot bölgelerde sonra tüm illerde Şefkat külliyeleri inşa edilsin. Mağdur insanların tüm ihtiyaçları karşılansın. Yeme, içme, eğitim, iş imkanı, tedaviye kadar, psikolojik terapiye kadar tüm ihtiyaçları karşılansın ve topluma kazandırılsın. Biz bunu dert ettik, mücadele ediyoruz ve mücadelemize devam edeceğiz.

Hayrettin Bulan; Bizler bu sorunların daha büyüğünü de yaşarız bir anda da geçer. Bu paralar bizim için ciddi ama birileri için önemli değil böylelikle olgunlaşıyoruz. İstediğimiz şeyler gelecekte hep birlikte olmasını belki göreceğimiz ya da bizden sonraki nesillerin göreceği başta bu coğrafyadaki adalet, barış, eşitlik, dayanışma, kin nefretin olmadığı, haksızlık karşısında büyük dayanışmayı birlikte gerçekleştirmek dileğiyle.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Teşekkür ederiz iki konuğumuza. Şefkat Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan ve, Eğitimci Yazar sosyolog ve aile danışmanı Ayşegül Akdeniz programımıza katıldınız, gözden ırak tutulan umursanmayan, devletin unuttuğu bu kesimlerin sözcülüğünü yaptınız, durumun vahametini anlattınız. Çok boyutlu yaralı bir mesele. Yolunuz açık olsun.

Haftaya yeni bir programda bir arada olacağız. Bugünkü konuklarımıza teşekkür ediyoruz ve haftaya Salı günü saat 21.00’da birlikte olana kadar hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın.

Yorumlar