7 Ocak 2025

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.

Cezaevlerinde çok ağır insan hakları ihlalleri oluyor. 2024 yılında da bana yapılan başvurularda insan hakları ihlalleri açısından 1. Sırada cezaevleri geldi! Ardından diğer konular geldi ama en başta cezaevinde insanlara yapılan ihlaller ön plandaydı ve bu yüzden biz de programlarımızda cezaevleri ile ilgili çok önemli hususları konu ediyoruz, konuklarımız oluyor çoğunlukla. Başka konuları da gündem ettik, yoğun bir şekilde 2024’te 45 civarında program yaptık, 2025 yılında da aksatmadan programlarımıza devam etmek istiyoruz.

Bugün programımızda cezaevleri ile ilgili 2 konumuz ve konuğumuz olacak. İlki Av. Murat Sadak kendisi Av. Dilek Ekmekçi’nin avukatı ve geçtiğimiz günlerde Bakırköy Kadın Cezaevi’nde Av. Dilek Ekmekçi’yi ziyaret ettim uzun uzun dinledim, kendisine yönelik adil olmayan yargılama hikayesi var ve cezaevinde uğradığı haksızlıklar ve sıkıntılar var.Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırılmak istendi Dilek Ekmekçi’yi ve yaşananlar üzücüydü.

İkinci bölümde Kayseri Kadın Cezaevi’nde Melek Akgün bize mektup yazdı, kızı ulaştı. Melek Akgün’ün önemli sağlık sorunları var, oldukça sıkıntılı kaç kez gündem ettik Adalet Bakanlığı yetkililerine bu kez de kızı vasıtasıyla gündem edeceğiz.

İlk konuğumuz Av. Murat Sadak ile görüşeceğiz. Av. Dilek Ekmekçi’nin avukatı. Kamuoyunun gündeminde olan bir isim. Çok tartışıldı, uzun süredir kendisi hakkında çok şeyler söyleniyor, spekülasyonlar yapılıyor, yoğun bir mücadele veren hukukçu ve en sonunda cezaevinde şu anda kendisi ve ardından da 10 Ocak Cuma günü duruşması var. Tüm kamuoyunu duruşmaya davet ediyor ve bu önemli duruşma günü için de biz sizden ayrıntılı bilgi istiyoruz. Adil yargılandı mı? Neler yaşandı? Önümüzdeki duruşmada beklentiler neler? Cezaevindeki yaşadığı ihlaller neler? Adil bir yargılama oldu mu? Av. Dilek Ekmekçi kaç gündür neden cezaevinde?

Murat Sadak: Sadece Dilek hanıma mahsus değil hemen hemen dosyalarda adil yargılanma olmuyor. Bu bir gelenek halini almış, eskiden de öyleydi. Bu iktidardan önce de adil yargılanma sorunu vardı. Bu iktidar döneminde de ciddi anlamda giderek artarak oldu. Dilek hanım da bu dosyalardan sadece biridir. Keşke bu adil yargılanmayan son kişi olsaydı ama maalesef Dilek’ten sonra da bu sorun devam edecek. Dilek Hanımın sorunu bu ülkenin ötekileştirmiş bir bireyi. Dilek Hanım, daha küçükken ailesi tarafından yetiştirme yurduna veriliyor. Birkaç aylıkken şu andaki annesi ve aile tarafından evlatlık veriliyor ve o şekilde yetiştiriliyor. İstanbul Hukuk Fakültesi’ne giriyor hukukçu olarak mezun oluyor, avukat oluyor, akademik çalışmalarına devam ediyor. Doktorasını tamamlıyor ve çeşitli alanlarda uzmanlık eğitimi aldı. Bu eğitimleri alırken 2010’lı yıllardan sonra kız kardeşi biyolojik olarak yetiştirme yurdundan çıkma ve seks işçisi olarak hayatına devam etmekte ve hala da öyle olduğunu bilmekteyiz. Böyle bir sürecin içine girerek yetiştirme yurdundan çıkan çocukların doğrudan salıverilince başkaları tarafından istismar edildiği, bazılarının fuhşa bazılarının farklı suçlara sürüklendiği ile ilgili bir mücadelenin içine giriyor ve bununla birlikte son dönemde kamuoyunda ses getiren belli dosyaların da backgroundlarını araştırmaya başlıyor. Backgroundlarını araştırınca başkalarının ayağına bastı ve son yıllarda ciddi anlamda bu sorunlara eğildi. Fuhşa sürüklenen çocuklar ile ilgili ne yapılabilir, kimden bundan besleniyor, bunlar da özne vererek savaşın içine girdi. Savaşın içine girince karşı tarafta bir şekilde farklı yöntemler ile ki en büyük yöntem iktidarların eskiden beri kullandığı yargıdır. Yargı her zaman iktidarın bir sopası olmuştur. İktidar geniştir sadece siyasi iktidar değildir. Küçük yapıların içinde de iktidarlar olabilir. Değişik iktidarlar tarafından yargı kullanıldı ve hakkında birden fazla dosya açıldı. Susturulmak için attığı bir tweetten dolayı tutuklandı 30 Ağustos 2024’te. Tweetin içinde, ben de aynı zamanda ceza hukukçusuyum bir suç unsuru yoktur. Sadece soru itham etmekte İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bir soru soruyor. Bu sorudan dolayı rahatsızlık duyuluyor. Rahatsızlık tabi ki duyulabilir ama her rahatsızlık hukuki anlamda sorun teşkil etmeyebilir. Bir kamu görevlisine hakaret ve iftiradan dolayı aynı gün soruşturma açılıyor aynı gün gözaltı ve arama kararı verilip gözaltına alınıyor. Suç olmayan bir şeyde bu dosyadan tutuklanma yapılıyor! Suç olsa dahi bile yatarı yok, infaz kanununa göre ancak şu anda gelinen nokta itibariyle maalesef belli kişilere dokunulunca, belli kişiler için hukuk başkaları için hukuk olabiliyor. Bu kişiler bazen hukuk kurallarına taparken bazıları da isyan edebiliyorlar. Kendileri için meşru olan bir şey helal olan bir şey başkaları için haram ve yasak günahtır! Aynı durum için kendileri atsa ifade özgürlüğüdür ama muhalif biri farklı tweet atınca ifade özgürlüğü yok! Doğrudan suç ve tutuklanma var. Dilek tutuklandı! Sadece bir örneği. Bu dosyada tutuklandıktan sonra 2 gün sonra Fetö dosyası çıkıyor! Dilek’in kişilik itibariyle dini bir yaşantısı yok. Böyle olmasına rağmen dini örgütün mensubu olarak hakkında tutuklanma kararı çıkarılıyor. Fetö gideri olan bir örgüt. Eğer Dilek bir Kürt olmuş olsaydı belki PKK’den yargılanacaktı, gideri olan popülaritesi olan bir sol örgüt olsaydı ondan yatacaktı, başörtülü anlayışı olsaydı İŞİD’den yargılanacaktı. Fetö yargılanabilir örgüt olduğu için oraya koydular. Dosya kapsamında hiçbir şey yok. Fetö hesaplarına yapmış olduğu etkileşimden dolayı, paylaşımlardan dolayı iddianame hazırlanmış. Başkasının yapmış olduğu bir paylaşımın benim beğenme ya da beğenmeme nasıl suç olabilir? Bir tweet atmış Emre Uslu beğenmiş diye iddianame konusu olabiliyor. Sehven başka birinin tweetini beğenmiş olabilirim nasıl suç unsuru olabiliyor? Ama mal edildi! Yapmış olduğumuz itirazlar sonuç getirmedi. İtirazların hukuk sisteminde ne kadar etkin olmadığını hepimiz biliyoruz. 30 Ağustos gözaltı 31 tutuklanma, 1 Eylül Fetö’den tutuklanma, 2 Eylül farklı bir duruşmada akıl sağlığı yerinde değil diye gözlem altına alınma kararı veriliyor. Bunun için doktora gönderiyor. Bunların tesadüf olduğunu iddia etmiyorum! Bunlar bilinçli yapılan tarihlerdir susturma amaçlı. Dilek susturulmak isteniyor, söylediklerinin deli zırvası olarak kamuoyuna lanse edilmeye çalışılıyor. Bu mücadele içine girdik. Avukatlar olarak her hukuksuzluğun üstünden gelemeyiz ama her hukuksuzluğa itiraz edebilecek bir gücümüz vardır. En azından bu hukuksuzdur diyebiliyoruz. Dilek 5 Eylül’de Bakırköy Mazhar Osman Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi’ne gönderiliyor, psikiyatri denetim gerekiyor mu gerekmiyor mu? Gözlem altına alınması gerekiyor mu gerekmiyor mu? Dilek Hanımın söylediği belli bir doktor ile görüşme, isim soyisim kişisel bilgileri sormuş ve onlar hastaneye bir kadın doktor imzası ile “Evet gözlem altına alınması gerekiyor.” Şeklinde yazı gönderiyorlar. Sözde muayene eden bir erkek doktor imza atan kadın doktor nasıl olabilir? Bununla ilgili süreç devam ediyor. Bu rapor mahkemeye geldikten sonra kanunun amir hükmüne aykırı bir şekilde bizim yokluğumuzda yangından mal kaçırırcasına 3 hafta boyunca gözlem altına alınmasına karar veriyor ve aynı saatlerde hastaneye sevk müzekkeresi yazarak cezaevine gönderiyor. Biz bunu Uyap’tan görür görmez müdahale ettik, itiraz ettik. Rapor; gözlem altına alınması gerektiği yönünde. Nihai bir rapor değildir. Minareyi çalıyorsunuz bari kılıfına uydurun, usulü işletin dedik. Haksızlık yapıyorsunuz dedik. İtiraz üzerine sevk yazısı durduruluyor. 22 Ekim’de duruşması var Fetö’den tutuklu olduğu dosya bu. Diğer dosyadan tahliye oluyor. Mahkemeye yazılı başvurduk. Dilek Hanım mutlaka fiziken duruşmaya katılması gerekiyor, adı yargılanma olmazsa olmaz ilkesidir. Ben senin yüzüne karşı konuşmak istiyorum. SEGBİS ile görüntülü istemiyoruz. Bakırköy Çağlayan arası yakın. Mahkeme bizim yazılı talebimize rağmen getirmedi ve o gün 100’e yakın meslektaş vardı duruşmada. Mahkemede mücadeleye girdik. Gerçekleri haykırdığımızdan buradayız. SEGBİS ile bağlantı yapamadılar. Dosyada hiçbir şey yok. Dosyayı bilmeyen biri mahkeme tavrına bakıp dosyada bir şey yok diyebilir. Mahkeme savunma almadan duruşma sonrasında tahliyeye karar verdi ve dosyada iki tane ihbarcı tanık vardı onların dinlenmesinden vazgeçti. Fetö suçlamasından tahliyesine karar verdi. Mahkeme savunma almadan bir kişinin tahliyesine karar veriyorsa ve dosyada sadece iki tane tanık varsa onların dinlenmesinden vazgeçiyorsa dosyada el ile tutulacak hiçbir şey yoktur ki mahkeme bunu veriyor ve bu da sonuç olarak beraat edecek. Dosyanın beraat edeceğine inanıyoruz. Savcı itiraz ediyor. Gerekçesi savunmanın alınmamış ve tanıkların dinlenmemiş olması. 25 Ağır Ceza Mahkemesi savcının aynı gerekçeler ile itirazını kabul ediyor. 25. A.C.M. siz itiraz makamısınız istinaf makamı değilsiniz. Mahkemenin “Ben bu delile dayanmaktan vazgeçiyorum, bu delil dosyaya etki etmez.” Dediği bir mahkemede “Sen bilmiyorsun, sus dinle” diyemezsin. Böyle bir hakkın yok. Savunmanın alınmamış olması! Biz kaç gündür bunun mücadelesini yaptık, buraya gelsin savunma versin diye siz getirmediniz imkanlarınız olmasına rağmen bilerek getirmediniz. Buna rağmen SEGBİS ile ifade vermeye razıydık onu da sağlayamadınız. Siz buna nasıl bir tutuklanmaya tahliyeye itiraz gerekçesi yaparsınız dedik! Mahkeme dinledi ancak karar belliydi! 24 A.C.M. bu dosyayı inceledi doğru veya yanlış karar verdi. Bu karar çok çabuk verildi. Telefonla mı geldi karar? Bu süre içinde bu dosyayı inceleyebilme ihtimaliniz yok! Sonuç değişmedi tutukluluk halinin devamına karar verildi. Gözlem altına alınma kararları verildi başka dosyadan Osman Gökçek dosyasından. Hastaneye itiraz ettik, geri cezaevine bıraktı. Dilek şu anda 30 Ağustos’tan bu yana hürriyetinden mahrum bırakılmış ve Cuma günü 24 Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması var. Dilek bir insan hakları savunucusu. Dilek’in Fetö dosyasında hiçbir şey yok! Fetö ile terör örgütü ve unsurları ile Dilek ile bağdaştırıcı hiçbir delil yoktur. Kumpas bir davadır, susturulmak amacıyla açılan bir davadır tutuklama amacıyla açılan bir davadır, terbiye etme amaçlı açılan bir davadır. Bundan dolayı Dilek’e eğer 22 Ekim’de “Susuyorum, biat ettim, özür dilerim, hata yaptım.” Gibi cümleler ile olaya yaklaşmış olsaydı ki bu noktada da olmazdı ama Dilek sözlerinin arkasında durdu. “Ben kimseden korkmuyorum, çıksam da aynı şekilde devam edeceğim.” Dedi ve bundan dolayı tekrar tutuklama kararı verildi. Cuma günü beklentimiz hukuk öğrencisi bile baksa “Bu dosyada bir şey yok.” Der o yüzden biz tahliye bekliyoruz. Kaç aydır hürriyetinden mahrum. Tanıklar dinlenildi. Dilek Cuma günü savunmasını yapacaktır, gerçekleri söyleyecektir. Tahliyesini umut ediyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Cezaevinde kendisi ile görüştüğümde kumpas dolu boş bir dosyanın olduğunu, cezaya gerekçe gösterilecek bir şey olmadığını ama tutulduğunu söyledi. Önemli bir mücadele sergilediğini gördüm. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiğinde çok ağır şeyler yaşamış. “Orası korkunç bir yerdi.” Diyor 5 gün kalmış. “Leş gibi bir yerdi. Cezaevinden daha berbat bir yerdi.” Diyor.

Murat Sadak: Haksız bir şekilde alındı deli yaftası verilmek istenildi elini yüzüne bulaştırdılar. Hastane “Husumet var bakmıyoruz.” Diye iade etti. Hastaneye ilişkin yapmış olduğum şikayet aylar önceki şikayet. Doktor ile bir husumet var dedikleri sözde muayene eden a doktor imza atan b doktor! Bundan dolayı idari soruşturma Sağlık Bakanlığı’nca başlatıldı. 5 gün niye bekletiyorsunuz? İnsanların hürriyetleri sizler için oyuncak mı? Yargı makamları tarafından çoğu için insan bir özne değil nesnedir gözünde. Nesne olarak yargılıyorlar ve beraat kararları da lütuftur onlar için.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Oldukça zor günler yaşamış 5 gün içinde Bakırköy Kadın Cezazevi’nde 4 ayı aşkın şekilde orada. Cuma günü için son olarak neler söylemek istersiniz?

Murat Sadak: Cuma günü duyarlılık gösteren meslektaşları, STK’ları, gazetecileri duruşmaya gözlemci olarak gelsin katılsınlar. Dilek’in neden yargılandığını görsünler. Hukuksuzluklara bir yerde dur denilmesi lazım. Hukuk güvenliği hepimize lazım. Hukuk kimsenin oyuncağı sopası olmamalıdır. Müşriklerin taptığı put olmamalıdır.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Umarım Cuma günü Sn. Dilek Ekmekçi özgürlüğüne kavuşur, şaibeler ile ilginç cümleler ile dolu iddianamede boşa düşmüş olur beraat eder. Kamuoyunda önemli iddiaları olan kişilere yönelik kumpas davaları oluyor. Umarım bir hukukçu hukuksuz bir şekilde yargılandığı bu davadan ve cezaevinden kurtulur.

Değerli izleyenler, Esin Alev Akgün hanımefendi ile görüşeceğiz. Hasta mahpus Melek Akgün’ün kızı kendisi. Melek Akgün’ün bana mektupları geliyor durumunu anlatıyor, gündem ediyoruz, soru önergeleri veriyoruz fakat gelen son haberler oldukça üzücü bir durumda olduğunu gösteriyor. Önemli sıkıntıları var ve bakanlık yetkilileri cezaevi yetkilileri bunları umursamıyor.

Esin Akgün: Annem Melek Akgün, 6 Şubat tarihinde tutuklandı. 11 aydır kendisi cezaevinde. Önce 2 hafta Silivri Hapishanesi’nde tutuldu daha sonrasında buradan nakil olarak Kayseri Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. Kayseri bize çok uzak, bu ayrı bir zulüm haline geldi bize. Gidip görmemiz, ihtiyaçlarını karşılamamız çok zorlaştı. Kendisinin %82 engeli var, devletin resmi raporu burada. Mahkemeye sunduk. Davanın içi tamamen boş! 6 Şubat’ta evimiz basılarak kendisi gözaltına alındı ve yaptığımız tüm itirazlara rağmen, tutukluluğa yaptığımız tutukluluk gözden geçirmelerin sonucu hep olumsuz. Hastalığını dile getirmemize rağmen ve bu süreç içinde 70 defa hastaneye kaldırıldı, çoğunda acil müdahale yapılarak, kimi zaman havalandırmada düşüp bayılması sonucu veya gözüne kan oturdu, pıhtı atması sonucu hastaneye kaldırılmıştır. Bunların hiçbiri mahkeme için bir anlam ifade etmiyor çünkü yapılan savunmalarda 1 yıldır bu zaten çok ölçüsüz bir süre. İddianame 6 ay sonra yazıldı. Çok yavaş ilerleyip “Yatsın ne olacak?” durumu var fakat biz ailesi olarak büyük endişe duyuyoruz çünkü kendisinin ciddi sağlık sorunları var, kalbinde stent var, tek böbrekli ve bu böbreği %37 çalışıyor. Cezaevi doktoru: “Böbreklerin kötü durumda bu şekilde devam ederse kısa sürede diyaliz aşamasına gelebilirsin.” Demiş. Mahkemede sunduk, mahkeme olumlu bir yanıt vermiyor. 11 Şubat’ta duruşması var, çıkmasını umut ediyoruz. Davanın geldiği aşama, davanın gidişatı içinde elle tutulur hiçbir suç unsuru yok. Gözlemci olarak biri gelip izlese buna karar verir. Ben annemin sağlığından büyük endişe duyuyorum. Kendisi aynı zamanda kalp hastası. Ben buradan sesimi duyurmak istiyorum. Ailemiz üzerindeki baskının bir son bulmasını istiyorum çünkü bu rutin bir şekilde son 3 yıldır devam eden bir süreç. Geçen yıl aynı şekilde çok gereksiz sebepsiz bir şekilde evimiz basılarak gözaltına alındı ve 6 ay tutuklu kaldı sonrasında tahliye edildi, tutuksuz yargılanmak üzere. İleri derecede kemik erime hastası olduğu için bacağını bir yere çarpsa kemikleri kırılma tehlikesi var. bu haldeyken bile duruşmalara katılmış bir insanın kaçma şüphesinin olmadığı çok açık. Kaçma şüphesi delil karartma şüphesi vardır gerekçeleri ile keyfi kararlar alındı. 6 Şubat’ta 1 yıl dolacak. Bir an önce baskının son bulmasını istiyorum umarım son olur. Çıksa bile 8 ay sonra tekrar aynı keyfi gözaltı keyfi baskın keyfi tutuklamalar yaşamak istemiyoruz. Hasta ve yaşlı insanların bu cezaevi koşullarını kaldırabilecek durumda olmadığı çok açık. Cezaevinde çalışanlar gözleri ile görüyorlar ve onların dahi ne kadar üzüldüklerini dile getiriyorlar ama mahkeme maalesef buna olumlu bir yanıt vermiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: 11 ay olmuş! Gerçekten çok uzun bir zaman. 6 ay iddianame çıkmıyor sonra yargılama başlıyor! Sağlık sorunları var. tutuksuz yargılanabilir! Yargılayacaksan yargıla ama tutuksuz yargıla! Normal kişilere bunu yapıyorlar ama hasta mahpusa bunu yapınca önemli sıkıntı ortaya çıkıyor. Sağlık hakkı çiğnenmiş oluyor. Zaten özgürlük hakkı gasp edilmiş oluyor, hukuk güvenlik hakkı da gasp ediliyor. Belli ki cezalandırma yapılıyor. Mahkumiyet olmadan cezalandırma yapılıyor çünkü bu denli tutuksuz yargılanma gerekçeleri apaçık ortadayken tutuklu olarak yargılanması son derece sıkıntılı bir durum. Rahatsız edici bir durum. Neler yapılması gerekir? Ne zaman tahliye bekliyorsunuz? Adalet Bakanlığı yetkililerine iletmek istediğiniz hususlar neler? Cezaevinde sağlık açısından neler yaşıyor?

Esin Akgün: Cezalandırmak istedikleri çok açık. Annem 58 yaşında %82 engelli bir anne. 3 torunu var, 3 evladı var. 1 çocuğu zaten 24 senedir cezaevinde. Cezaevinde olan bir çocuğuna bir anne olarak, bir aile olarak ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyor kendisi. Ziyaretlerine gidiyor ihtiyaçlarını karşılıyor parasını yatırıyor. Geçen sene tutuklanmasının gerekçesi; çocuğuna para yatırması, çocuğuna para yatırırken bir tutuklunun annesi gidememiş o ay, rica etmiş “Benim çocuğuma da ayakkabıyı verir misin?” demiş. Yardımlaşmanın da önüne geçmek gibi. Geçen sene böyle bir iddia ile tutuklandı ve ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Bir anne bir baba bir kardeş çocuğunun ihtiyacını giderir para da yatırır. 6 Şubat’ta saçma sapan Çağlayan’da yapılan bir eylem ile alakalı toplam 100 kişinin neredeyse tutuklandığı ve bunlardan bir tanesi de annem ve orada gözaltına aldıkları herkese şunu soruyorlar; “ Olayda adı geçen kişileri tanıyor musunuz?” diye. “Tanımıyoruz.” Diyorlar ve zaten iddianame de bununla alakalı bir şey değil. Tamamen ayrışıyor ve zaten 6 Şubat’ta tutuklanan herkes serbest bırakıldı ama annem hala içerde 11 aydır. Cezalandırma uzun sürdü bu aşamada.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Buna rastlıyoruz. Bir öğrenci Burak Başer cezaevinde onu da ziyaret ettim. Öğrenciliği yanmış, 11 aydır o da cezaevinde dosyası boş ve bu şekilde hala cezaevinde tutuluyor. Hasta mahpuslar aynı şekilde cezaevlerinde tutuluyor. Kolektif bir cezalandırma yapılıyor. “Kafamıza esti sizi biraz cezaevlerinde süründürelim.” Mantığı ile insanlar, öğrenci, hasta, zor durumda gibi durumları tanımaksızın cezaevlerine atılıyorlar. Adalet Bakanlığı ve mahkemeye yönelik cümleleriniz olacaktır.

Esin Akgün: Yazmış olduğum sorunları içeren dilekçemi resmi kurumlara ilettim. Adalet Bakanlığı’na Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne ilettim. Hasta tutukluların serbest bırakılması ile ilgili İstanbul İHD açıklamada bulundu. Her an risk taşıyor, kalp hastası, %82 engeli olan bir insanı keyfi bir durumda, içeride uzun süre tutmaları her an hayatından endişe duymama neden oluyor ve başına bir şey geldiği taktirde olumsuz gelişebilecek durumda resmi kurumlar sorumludur. Adalet Bakanlığı’na dilekçemde belirttim. Bu baskının üzerimizden kalkmasını tahliyesini ve beraatini umut ediyorum 11 Şubat’ta. Umarım beklediğimiz gibi olur. Bir an önce aramıza döner ve hastaneye yatırıp tedavisini yaptırmak istiyorum evladı olarak. Bugün telefon ile görüştüm kendisi ile.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok geçmiş olsun umarım anneniz 11 Şubat’ta tahliye olur, çok öncesinde tahliye olması gereken mahpus Melek Akgün’ün kızı Esin Akgün ile görüştük.

Değerli izleyenler bugün de programımızı burada bitiriyoruz. Bugün yine maalesef ki konumuz cezaevleriydi. Cezaevlerindeki adil olmayan yargılamalar sonucu oraya giren mahkumlar, hasta mahpuslar bitmiyor sıkıntılar şikayetler ve biz de bunları gündem etmekten yılmıyoruz, gündem etmeye devam edeceğiz. Sesini duyurmakta zorluk çekenlerin sesi olmaya devam edeceğiz.

Haftaya Salı günü saat 21.00’da yeni bir ÖFG TV programında buluşana kadar herkese güzel bir hafta diliyorum, hoşça kalın. Hayırlı akşamlar

Yorumlar