18 Ağustos 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Gündem yoğun, Türkiye’nin başkentinde yaşıyoruz siyasi gündem kaynıyor ama bir taraftan da Ankara’nın canına okumak isteyenler var.
Ankara’nın çevresini kirletmek isteyenler var. Zaten büyük bir kent ve Ankara’nın önemli bir akciğeri var; ODTÜ ormanları! ODTÜ ormanlarında gözümüzün bebeği ağaçlar var. Zaten çok ağaca bir müsait bir yer değil Ankara çorak bir iklim bozkır ama zamanında iyi bir emekle ODTÜ ormanı oluşturmuş. Kim yapmışsa emeklerine sağlık ve korunmuş. Ben de o civarda oturuyorum ve sabah eşim ile beraber konuştuk. “Allah’tan bu ODTÜ ormanı yapılmış burada birisi buna karar vermiş yoksa burası da şu anda apartmanlar ile dolu, yağmalanmış bir yer olurdu.” dedik. Belki öyle olmadı fakat öyle yapmak isteyenler var.
Zamanında Melih Gökçek o bölgede bir yol projesi yapmıştı ve hayata geçirememişti, eleştirilmişti. Ardından Mansur Yavaş geldi, Mansur Yavaş’ta bir müddet sonra bu projeye adım attı. Bir şeyler yapmak istedi. Sivil toplum olarak tepki gösterdik ve geri adım attık durdu proje. Şimdi yine çaktırmadan tel örgüleri yıkıp alana girip ağaçları kesip bölgede bir yıkım çalışmasına, inşaat çalışmasına, yol çalışmasına başlamış ve tepki gelmezse devam edecek. İşte bunu tespit eden kim? Sivil toplum aktivisti çevre dostu ve bu konuları bilimsel bir şekilde takip eden Sayın Önder Algedik. Programımıza dahil oldu. Enerji ve İklim Uzmanısınız, Meclis’i yakından takip ediyorsunuz, madenler çok yoğun bir takibiniz var ama tüm bunlar yanıbaşımızdaki bir olası çevre felaketine duyarsız kalmanızı sağlamıyor ve ODTÜ ormanları meselesini yakından takip ediyorsunuz.
Geçtiğimiz yıllarda da sizin duyarlılığınız ile bölgeye gitmiştim ve o bölgedeki yıkımı, ağaç katliamını durdurabilmiştik Allah’a şükür ama şimdi siz önemli bir tespitte bulunmuşsunuz. Yoğun sıcak bir gündem var, kimse bu tür çevre durumlarını, ihlallerini duymuyor ancak dediğim gibi ben akciğer hastalıkları uzmanıyım. Ne kadar gerekli olduğunu bilirim, bir şehir içinde ormanın, ağaçların, tabi bitki örtüsünün o güzel kuşların ve diğer tüm hayvanların sürüngenlerin, kuşların ve diğerlerinin ne kadar gerekli olduğunu da biliriz. Onların tabii yaşam ortamları ne kadar kutsal olduğunu biliriz, şehrimiz için ne kadar değerli olduğunu biliriz. Ben her sabah ODTÜ ormanına bakarım ve derim ki; “ Allah’tan burayı korumuşuz, burası talan edilmemiş ama eğer ki duyarsız kalırsak ODTÜ ormanı da talan edilebilir arkadaşlar.
Önder Algedik: Bu süreçte bilgi edinmek, izlemek ve denetlemek gerekiyor. Ben ODTÜ makine mezunuyum. Bu meseleyi mesele edinmem aslında 2010’larda Atatürk Orman Çiftliği’nin parçalanması meselesi çünkü Ankara’da iki akciğer var. Sol ve sağ ciğer dersek; Atatürk Orman Çiftliği diğeri de ODTÜ ormanı. Atatürk Orman Çiftliği parçalandı, devletin külliyesi diye bir şey oturtuldu ve farklı bir şekle bürünüldü ama bununla kalınmadı. Sürekli Gökçek ve Mansur Yavaş döneminde yollar ile parça parça edilmeye devam ediliyor, dilim dilim parçalanıyor. Biz burada çok şey kaybettik ama Ankara’nın kaybedecek tahammülü yok çünkü akciğerleriniz olmasa bu kentte nefes alacak yer kalmaz. İkincisi de ODTÜ ormanı. 2013 yılında Gökçek Malazgirt Bulvarı adı altında Konya ve Eskişehir yolunu birleştirdi ve dedi ki; “Bu trafiği rahatlatacak.” Asla rahatlamadı, tüm argümanları yalan çıktı ve tam bu proje başladığı sırada ikinci yol; Bilkent’teki Doğramacı Caddesi’ne paralel olan bir yol daha planladığını biz bilmiyorduk ama birileri biliyormuş çünkü 2013 yılında o proje yapılırken 2014 yılında İhsan Doğramacı ile konuştuğumuz yolun arasındaki bölgede arazi kapatmışlar ve araziden imar geçmiş. 3 defa davalık olmuşlar ve kazanmışlar davayı. Nasıl olduysa bu ileri görüşlü arkadaşların küçücük incecik projeleri oradan 2017 Eylül ayında bayram arifesinde kocaman belediyenin tüm araçları ile dalıp bölgeyi yok etmeye girebilir misiniz? Eylül ayındaki bayram arifesinde Gökçek bunu yaptı ve bunu yaparak çok ciddi bir şekilde ağaç katliamı yaptı. Dedi ki; “ Rekor sürede girdik.” Dedi. Orman katliamını bayram arifesinde yaparak “Rekor sürede yaptık.” Diye övündü fakat çok tepki aldı ve Ekim ayı sonunda da görevden alındı Gökçek. Görevden alındı ama görevden alınır alınmaz yerine gelen Mustafa Tuna bütün iş makineleri bölgeden çekti çünkü ODTÜ ormanı meselesi CHP’lilerin meselesi değil, HDP’lilerin meselesi değil, sosyalistlerin meselesi değil, tüm Ankaralıların meselesi. AKP’liler de istemiyor. O yüzden Mustafa Tuna çekildi ve çok iyi bir iş yaptı çünkü Ankara’da konsensus şeklinde “Biz ciğerlerimizin yok edilmesini asla kabul etmiyoruz.” Bu noktada Mansur Yavaş 2019’da geldiğinde ODTÜ ormanını koruyacağım dedi “Asla beton belediyecilik yapmayacağım.” Dedi ama gelir gelmez asfalt beton belediyeciliği yaptı ve 2021 yılında ilginç bir şekilde Temmuz ayında bölgede iş makineleri suçüstü yakalandı. O zaman da devreye girmiştiniz. Biz çok şaşırdık çünkü söz vermiş bir insanın verdiği sözün tam tersini yapıyor olması Gökçek’in projesini devam ettirmek için bu kadar çaba sarf ediyor olması inanılmaz bir şey.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Güya ona rakip. Güya ayrı projeleri var! Güya Gökçek’i eleştiriyor öyle mi?
Önder Algedik: “Kızılırmak suyu vermeyeceğim.” Dedi son 2 ay önceye kadar Ankara’ya Kızılırmak suyu içirdi. Asfalt beton belediyeciliği yapmayacağım dedi asfalt rekorları kırıyor, her tarafa beton döküyor, rant konusunda korkunç rant peşinde koşuyor. Ankara etrafını asfalt ve beton ile doldurmuş durumda ve ODTÜ ormanına girmiş durumda. O zaman suçüstü yapılınca, bir kamu görevlisinin seçim sözünü yerine getirmeyip suçüstü yapılmış olması çok kötü bir şey. Dedi ki; “ Taş almaya gittik.” Başka bir yerde “Orada yanlışlıkla taşeron girmiş.” Dedi. Yanlışlıkla ODTÜ ormanına girebilir misiniz? Kimi kandırıyorsunuz! Bu tepkiler üzerinden çekilmek durumunda kaldı ve arkadan gizli gizli planlar yapmaya çalıştı çünkü ODTÜ ormanını bir daha keserse kenarda kalacak bir artık dilim var. O artık dilimin bir köşesini bahsettiğim proje kapattı. Oradaki evler 30-40 milyon TL’ye satılıyor. ODTÜ manzaralı rezidanslar! 4-5 kule var orada. Altta da 930 bin m2 yeni bir boş dilim var. burayı imara açtığınız zaman sadece arsa olarak satsanız birkaç milyar dolar. Rantını elde etseniz 6-7-8 milyar dolar rant oluşacak çünkü amaç ulaşım değil. Amaç ulaşım olsaydı, ulaşım planı yapar işleme koyarsınız. Bu görüntüler Pazar günü çektiğimiz görüntüler. Tepeden iş makinelerini çekmişler buraya malzeme taşıyor, düzlemeye çalışıyorlar. Böyle bir olay varken bir ay evvel bir haber geldi; gizli gizli iş makineleri ODTÜ’ye giriyor. 5-6 rezidans grup halinde. Tepeden bakınca görebiliyorsunuz. Bilkent Shell’in hemen altındaki evler. Burası ODTÜ yolunun alt tarafı, üst tarafına gittik. Üst tarafında jandarmanın tel örgülerin arkasından bir patika açmış belediyenin araçları gidip yolun eksik kalan, Gökçek’in tamamlayamadığı o çukur ve tepelikleri düzeltmekle uğraşıyor. Biz bunu iki hafta evvel tespit ettik ve sonra öğrendik ki iş makineleri gece gündüz çalışıyor. Bakın Ankara’nın ciğerlerini yok etmek için gece gündüz bir belediye niye çalışıyor Ömer Bey?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yani burada hem yolu yapacaklar hem de çevrede rant alanı oluşturulacaklar.
Önder Algedik: Tabii ki, 5-6 milyar dolar diyoruz. Mesela “rezidansları ben mühürledim.” demişti. Mansur Yavaş bir insanın söylediği hiçbir şey doğru çıkmaz mı ya? O rezidanslar çatır çatır satılıyor. ODTÜ’ye geldi, ODTÜ’deki Mezunlar Derneği’nin toplantısına.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ne zaman “mühürledim” demişti?
Önder Algedik: 2021 Yılı ilk sonbaharı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Ben mühürledim ODTÜ ormanları mevkiindeki yapıları.” Açıklamaları önemli. Binalar şu anda satılıyor demek ki.
Önder Algedik: Uzun süredir satılıyor o bilgiyi de vereyim. Bunu ODTÜ’lüler ile yaptığı toplantıda söyledi bu gelen tepkiler üzerine fakat o tepkileri söylediği sıralarda zaten o rezidansların reklamları Ankara’da dönüyordu. Belediye başkanı bir şey söylüyor ama tam tersi yaşanıyor. Bakın, sonuçta siz aslında bir kamu adına bir görev yürütüyorsunuz, bir vekil olarak. Bir belediye başkanı da kamu adına görev yapıyor ve kamu adına davrandığınız için kamusal bir yükümlülüğünüz var. Mesela ben size kızabilirim, bu bir suç değildir ifade özgürlüğü ama siz bana, bir vekil olarak kızamazsınız çünkü vekillik bir sorumluluk gerektirir. Ya da belediye başkanlığı da bir sorumluluk gerektirir, sizin her lafınızda eksiklik olabilir, yanlış olabilir, eleştiririz ama bu kadar olamaz, olmaması gerekiyor. Bir belediye başkanı bunu yapamaz. Ger söylediği yanlış olabilir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Burada biz Sayın Mansur Yavaş’a sesleniyoruz, Önder Algedik son derece net sert ve keskin bir cümle söylüyor. Arkasında da duruyor cümlesinin. Diyor ki: “Sayın Mansur Yavaş’ın böyle her cümlesi mi yalan çıkacak?” Bakın, bunun altını çiziyor. Sayın Mansur Yavaş, cevap hakkınızı da kullanabilirsiniz, buyurun ama çok önemli bir şekilde itham ediliyorsunuz. Önemli bir çevre aktivisti tarafından ve suçüstü bir yakalama durumu var. Tel örgüleri kesmişler. Tel örgüleri kesmek de nedir Önder Bey? Ne iştir bu?
Önder Algedik: Bakın şimdi asıl hikayeye geliyoruz. Bir şekilde yasal kılıflar uyduruyorlar. Orada bir sıkıntı yok. Onlara sorarsanız burada bundan yana bir sıkıntı yok ama hatırlayalım o günlerde şu söylenmişti; “Ankaralılara rağmen biz bu projeyi yapmayacağız.” Ama Ankara’lılara rağmen yapıyorsunuz. Normalde bir tane yol yapmayla ilgili protokol olsa, mesela üniversitenin kenarından bir yol protokolü yapmışlar, görüntüler bunlar. Bunlar Odtü yolunun tepesi iş makinesi üzerinde fen işleri yazıyor Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ki görmüş olduğunuz tepelerde Ahlatlıbel tarafı, o tepeyi indirmeye çalışıyorlar ve vadiyi doldurup yapmaya çalışıyorlar. Bu görüntüler iki hafta öncesinden. Ben şunu anlamıyorum, bir belediye başkanının görevi sadece asfalt-beton belediyeciliği mi yapmaktır? Sadece bunu mu yapmaktır? Hiç mi sosyal bir iş yapmazsınız? Yaptığınız sosyal hizmetlerin hepsi Gökçek Belediyeciliğinin aynısı ve daha da kötüsü, Gökçek’in projesini hayata geçirmek için 9 yıl sonra bu adamı nasıl atıyorsunuz ya? Nerede kamu hizmeti? Sizin hizmetiniz sadece AKP’lilere de demek istemiyorum çünkü AKP’liler de asla bu projeyi istemiyorlar. Bu projeyi isteyenler belli. O, 6 milyar dolarlık rantın içinde olacak olan insanlar. Neden ODTÜ’yü parçalamaya çalışıyorsunuz? Neden Ankara’da hala biz kızılırmak suyu içtik bunca yıl boyunca? Allah’tan NATO zirvesi geldi de NATO zirvesine bir ay kadar Kızılırmak suyunu kestiniz ve niye bunu halka söylemiyorsunuz? Nerede kamu hizmeti? Kamusal sorunu taşımak zorunda mı bu insanlar?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Suyu bulmak yerine hazır suyu kızılırmaktan getirip veriyorlar öyle mi?
Önder Algedik: Tabii ki hatta onun rakamını söyleyeyim, Belediye raporlarına göre şebekeye giren her 5 litre suyun 2 litresi otomatikman kayıp kaçak. Siz onun 5 litrede 2 litreyi 1 litre yapsanız işin rengi değişecek. Bakın mesela burada paylaşılan haber çok önemli. Belediye meclisinde bu konuyla ilgili görüşmeyi izlemek isteyen öğrencilere Belediye görevlileri şiddet uyguladı. Ankara’da gençlere şiddet niye uygular bir belediye başkanı? Biz bunu unuttuk mu? Ve şimdi böylesi belediye başkanı bize bir Cumhurbaşkanı adayı olarak sunuyorlar. Tamam, AK Parti’den olsun. Buna bir itirazım yok. Ankara’da Kızılmak suyu veren, asfalt-beton belediyeciliği yapan bir belediye başkanı. Daha da kötü bir noktaya girelim. Şu an asfalt-beton belediyeciliği Türkiye’de marka haline getiren kişi Melih Gökçek’tir. Yaptıklarını hatırlarız ama şu an asfalt konusunda Ankara Gökçek döneminden daha kötü. Beton konusunda Ankara Gökçek döneminden daha kötü. Yaklaşık 10-15 tane Mogan Gölü kadar Ankara’ya beton döküldü 5 yılda. Böyle bir şey olabilir mi?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Korkunç. Bakın burada haber 2019’a ait. Ağaç katliamını önlemek için devreye girdi diyor. Sonra ne oldu?
Önder Algedik: 2021 yılında o katliamı kendisi devam etti, o projeyi devam ettirdi. Bakın arada 2 yıl yok ya. “Ağaç katliamı önlemek için devreye girdi” Çok güzelmiş haber. Ben bunu unutmuşum.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yani “Aslan başkan katliamı önlüyor.” 2 yıl sonra da katliamı yapıyor, öyle mi?
Önder Algedik: Siyasetçinin siyaseti bir araç olarak kullanması ve halkın en temel hakları kendi çıkarı olarak görmesi. Bu çok kötü bir şey. Bu kötü bir habermiş. Biraz evvel ben yalan söylüyor demedim. Doğru söylemiyor dedim. Özellikle seçtim çünkü hakkımda dezenformasyondan dava açmıştı Mansur Yavaş hatırlarsınız. O davadaki sebeple konuyla ilgili bilgi veren tweetleri retweet etmemdi. O yüzden yalan kelimesini kullanmadım, dezenformasyondan dava açmasın diye ama şimdi bu haberle diğerlerini yan yana koyunca çok rahat bir şekilde doğru söylemiyor. Bizlere, bize yanıltıcı bilgi vererek kamuoyuna kendisi hakkında yanıltıcı bilgi verdiğini çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu haber ne, öbür yaptığı şey ne? İkisi arasında çok büyük bir kopukluk var ama şimdi aslında mesele şuna geliyoruz. Biz ne yapacağız? Yani şimdi akciğer hekimi konusunda çalışıyorsunuz, ciğerler konusunda çalışıyorsunuz. Odtü ormanı bizim ciğerimiz. Bizim ihtiyacımız olan şey acil bir şekilde iklim dostu ulaşım. Bizim ihtiyacımız olan şey iklim dostu bir kent. Ankara’nın betonu kaldıracak bir şeyi yok. Şimdi COP 31 geliyor ama biz COP 31’i iklim değiştirmek için çalışıyoruz. Bir iklim değiştirme politikası var Türkiye’nin ve Ankara Büyükşehir Belediyesi çok sıkı bir iklim değişirme politikasıydı ve 2025 yılında Ankara’nın karayol araç sayısı 3 milyonu geçti. 3 Milyonu. Siz bunu uç uca koyduğunuz zaman, tek sıra yaptığınız zaman buradan Paris’e 5 şeritli yol oluyor. 5 Şeritli yol. Bu tarafiği nasıl yapacaksınız? Bu yüzden ODTÜ’nün üzerine 10 tane daha yol geçirmesi gerekiyor. 10 Tane yol demek, 6 milyar rant çarpı 10, 60 milyar rant demek. Kim kaybedecek? Müteahhitler ve siyasetçiler kazanacak ve doğa ve toplum kaybedecek.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yani yol yaparak bu işin içinden çıkılmaz diyorsunuz.
Önder Algedik: Ankara’da en çok yolcu taşıyan ulaşım aracı ne? Yürümek. Her 3 kişiden birisi yürüyor bu kentte. Peki bizim kaldırımlar ne kadar? 3 Karış. 3 Karış genişliğindeki kaldırımlar, ulaşımın 3’te birini sağlıyor. 30 Metre genişliğinde ya da 3 şeritlik yollarımız topu topu 5’te birini bile zor sağlıyor. Siz o 3 şeriti 2 metre yapsanız Bu üçte birden değil, yarıya getirirseniz otomatikman otomobil kullanımı düşecek. Siz burada belediye otobüslerinin şu an Ankara’da nüfus olmuş 6 milyon 600-700 bin günlük belediye otobüsü yolcu taşıyor. 1979 Yılında Ali Dinçer zamanında tahsisli yolla 2,5 milyon nüfuslu Ankara’da kaç yolcu taşınıyordu biliyor musunuz? Ali Dinçer bu yöntemle 400 bin olan yolcu taşıması, yine Ankara’nın bugünden daha fazla hesapladığınız zaman, 1 milyona çıkarttı. Biz 1979’dan da kötüyüz, 78’den de kötüyüz toplu taşıma açısından. Şu an Ankara’da Ali Dinçer gibi politikalar devam etseydi, belediye otobüsleri 600-700 bin değil, 2600 taşıyacaktı. O zaman otomobile ihtiyacımız kalmayacaktı ki. Siz şimdi yürümeyi 3 karıştan 3 metreye çıkartın kaldırımları. Belediye otobüsleri 600 bin değil, 1600 taşısın. Otomatikman azalacak. Kentin bisiklet ulaşımının önünü açın. Otomatikman çok temel bir hesap vereceğim. Ankara’da otomobil merkezi ulaşımının maliyetini ne kadar biliyor musunuz? Yaklaşık 520 milyar TL. Bu Ocak ayının fiyatlarıyla. Kişi başı da 80 bin lira eğer bu politikaları uygularsanız, otomatikman bu rakam 250 milyar TL’ye düşüyor çünkü trafiğe yeni araç girmiyor çünkü akaryakıt tüketimi düşüyor. Aslında şuna geliyoruz. Biz Mansur Yavaş’ın asfalt, beton belediyecinin sadece asfalt maliyeti, 520 milyar TL ve belediyenin döktüğü asfaltı da eklerseniz 550 milyar TL’yi geçiyor. O asfalt parasını belediye ücretsiz toplu taşıma ve yayalaştırmaya ayırsa bu rakam çok rahat bir yere düşecek. İyi bir planlama yapsa, planlarken sizi, beni değil sadece engellileri, yaşlıları, hamileleri de düşünse bu rakam yarıya yenilecek ama bunu yapmak istemiyor çünkü belediyecinin görevi bizi uluslararası petrol şirketlerine ve otomobil şirketlerine para ödetir hale getirmek değil. Bunu yapıyor. Belediyeciliğin görevi iktidarın ihtiyacı olan akaryakıt vergilerini sağlatmak değil. Belediyeciliğin görevi Suudi Arabistan’ın, Rusya’nın, İran’ın petrolünün parasını ödetmek değil. Bu olmamalı belediyeciliğin görevi. Belediyeciliğin görevi yoksulları yaşlıları, hamileleri, çocukları yok saymayan, var sayan bir politika yapmak olmalı diye düşünüyorum. O yüzden de burada herkes karşı çıkmalı. Burada herkes ya bu kent yaşadığımız bir kent. Ya bu kentte biz yaşıyoruz diye birileri bunun üzerine para kazanamaz. Mesela çok ilginç bir bilgi vereyim. Bu yolun devamı olan kısmı birkaç ay evvel açtı Mansur Yavaş. Yolun kenarındaki görüntüleri görseniz Ömer Bey, resmen tarlaların ortasında rezidans kuleler dikilmiş. Bu yol o rezidans kulelerini beslemek için. Bizim böyle bir lüksümüz var mı ya? İnsanlar yoksulluk içinde biz bunu yapabilir miyiz? Bunu dur demeyecek miyiz? O rezidanstan, tarlaların ortasında o rezidansa dünyanın parasını veren insanlar arabayı rahat geçsinler diye ki onlara da külfet. Niye biz bunu yapıyoruz? Niye bu kentte planlama yok? Niye akıl yok? Niye insan yok? Tamam, bu kentte kadınlar yaşamasın, hamileler yaşamasın, yaşlılar yaşamasın. İnsan yaşamasın. Sadece parası olanlar yaşasın, rantı olanlar yaşasın, müteahhitler yaşasın, müteahhitlerin taşeronları yaşasın ama işçi yaşamasın. Böyle bir kent mantığı olabilir mi?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Evet, çok önemli tespitler yapıyorsunuz ve aslında toplu taşıma, metro, bütün bunlar sağlanmadığı için geriye gidiş olduğunun altını çizdiniz. Normalde ben mesela yabancı ülkelere gidiyorum. İnanılmaz bir toplu taşıma sistemi kurmuşlar. Geçtiğimiz aylarda Berlin’deydim. Muhteşem bir toplu taşıma sistemi kurmuşlar yerin altında bir şehir adeta. Diğer sistemler iyi yürüyor. Yeni bir şeyler yapma peşinde değiller. Yeşili ormanı korumak onlar için son derece kutsal, önemli bir iş. Gerçekten insan hayran oluyor. Yeni bina yapma peşinde koşmayalım. “Restore et kardeşim.” diyor. “Lüzumsuz bina yapıyorsun.” Böyle bir mantık var ve o kadar da göç alıyorlar. Bakıyorsun adamlar sığıyor o kente. Kent dönüyor yani ama şu anda Ankara’da evet aslında Ankara İstanbul’a göre çok avantajlı bir şehir Önder Bey bence çünkü önceden planlanmış bu şehir. İstanbul öyle değil. Mesela benim vekili olduğum il Kocaeli öyle değil ama Ankara yapılırken bir şehir plancılığıyla yapılmış. Bu önemli bir avantaj. Peki böyle bir anlayışla devam etsene kardeşim. Ankara gibi önceden planlanmış bir şehri berbat etme hakkı olmamalı hiçbir belediye başkanlığında. Ne diyorsunuz Önder Bey?
Önder Algedik: Çok güzel bir noktaya değindinzi. Şimdi Falih Rıfkı Atay Çankaya romanında; bir gün New York’a gider ve New York’ta Ankara’nın ilk yıllarında İstanbul’dan giren ve emlakçılık ve sonra inşaat işleri yapıp parayı vurup, sonra da New York’a taşınan bir adamı ziyaret eder ama bunu gıcık şekilde anlatır kitabında. Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarında millet can derdindeyken, adam rant derdinde kazanmıştır ve şey der; Ankara’daki bu rantçılar yüzünden Ankara’nın bu hale geldiğini söylüyor. Aslında Ankara’da planlama vardı. Bu bahsettiğiniz planlama onun ucu sadece, gerçek kısmı değil. Ankara’da planlamayı öldüren güçlü bir lobicilik var. Mesela ulaşım planı en son 90’larda Karayalçın zamanında yapıldı. Ulaşım planı bir kentin farzlarından bir tanesidir. Yani yapsak da olur, yapmasak da olur diyemezsiniz. Ankara’nın şu an ulaşım planı yok biliyor musunuz? En son 94’teki var, 90’lardaki var. Bir tane Gökçek yapmaya kalktı. Bak Gökçek’in bile bir ulaşım planı var. O çok problemliydi. Davalıktı göstermeliydi ama mesela Mansur Yavaş özellikle planlama yapmak istemiyor çünkü planlama da nefret ediyor çünkü planlama olduğu zaman rantı dağıtamazsınız. Planlama olduğu zaman biraz öngörü olmak zorundasınız. Plan yapmanız lazım. Hesap kitap yapmanız gerekiyor ama öbür tarafta imar artışı satarak çok ciddi bir siyasi angajman içine girebiliyorsun. Şimdi bu çok feci değil mi? Bir Türkiye Cumhuriyeti’nin başkent Ankara’da 2026 yılında hala ulaşım planın olmaması ve ulaşım planına inanmayan birisinin belediye başkanı olması kadar feci bir şey olabilir mi? Çok ciddi bir tehlike.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Peki o zaman biz buradan tekrar soralım. Sayın Mahsun Yavaş, ulaşım planını bir çıkarsın. Hani böyle bir iddia var. Önder Bey yok diyor. Belki Mansur Bey de “Var kardeşim ulaşım planım.” diyecek. Varsa çıkarsın. Ne diyorsunuz Önder Bey?
Önder Algedik: Ulaşım planı olsa biz zaten bu konuşmayı yaparken ulaşım planı üzerinden konuşurduk. Şu an kimse konuşamıyor. Normalde ulaşımda enerji yönetmeliği vardır. Bu çerçevede büyük şehirler belli aralıklarla ulaşım planını hazırlamak ve güncellemeleri lazım. Yasal sorumluluğu var. Bu yasal sorumluluğu yerine getirmiyor. Bakın, siz ben, yasal sorumluluklarımıza çok uyan insanlarız ama bir belediye başkanı bunu yapmamalı. Nerede Ankara’nın ulaşım master planı? Nerede? Yok. Ulaşım master planı, siz Ankara’nın her tarafını otoyol yapamazsınız ki! Niye bu kentte toplu taşıma yok? Bu kentte iki tane toplu taşıma yapamayan kişi varsa, birisi Gökçek, birisi de Mansur Yavaş. Bu çok acayip bir şey ve siz neden Gökçe’nin projesini bu kadar devam ettiriyorsunuz? Niye Ankara’lıyı dinlemiyorsunuz? Niye 2019’da verdiğiniz sözlerin hiçbir gün yerine getirmediniz? Niye 2014’te yerine getirmediniz? Bugün hayvanseverlerin belediye başkanından çektiklerinin haddi hesabı yok ya. Ankara’da şu an pek çok sokak hayvanı barınağa kondu ve her iki hayvandan bir tanesi öldü. Bir yıl içinde barınaklarda öldü. Niye öldü?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Son yasa sonrası.
Önder Algedik: Evet ve öğreniyoruz ki yüzlerce milyon TL’lik barınak ihaleleri yapılmış. Ya siz o parayla dönüp barınaklar yapmak yerine asfalt beton dökmek, yerine aşı yapsaydınız, kısırlaşma yapsaydınız diğer işlemleri yapsaydınız? Zaten popülasyonu kontrol ediyorsunuz. Otomatikman sorun önemli bir kısım çözülüyor zaten.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Barınaklarda yapıyoruz Önder Bey.” diyorlar mı sizce kısırlaştırmayı?
Önder Algedik: Pnunla ilgili ben hayvanseverlerle özellikle bir arada çalışmaya çalışıyorum. Hayvanlar için bir lafımız vardır; “Ağzı var, dili yok.” vicdanen onlarla olmak lazım. Bu çok doğru bir şey. Ben iklim enerji çalışan birisi olarak destek vermeye çalışıyorum ve asfalt beton belediyeciliğin onları nasıl vurduğunu görüyorum çünkü barınak meselesi bir iklim meselesi aynı zamanda. Sokak hayvanlarının yaşadığı ölüm, iklim meselesiyle çok alakalı olan bir şey. Bize söylenen şeylerin hiçbiri doğru çıkmadığı ve bu konuda kendisine itiraz edenlere karşı, belediye başkanının kullandığı üslup hiç de hoş değildi. Bir vatandaşa karşı böyle konuşamazsınız. Siyasetçinin bir sorumluluğu olması gerekiyor. O konuşmayı hatırlarsanız bir hanımefendi sormuştu. Çok kötü bir üslupla cevap verdi. Burada sokak hayvanları aynı durumda. ODTÜ Ormanı aynı durumda. Toplu taşıma çok kötü durumda. Yani toplu taşımada otobüs bekliyorsunuz, gelmiyor. Benim yaşadığım bölgede toplu taşıma açısından bir felaket durumda ve Ankara’da şöyle bir şey var. Arabayla 15 dakikada gideceğiniz yere, toplu taşımaya bir buçuk saatte gidiyorsunuz. Var mı öyle bir şey ya? Arkadaşlar Ego’ya sormuşlar. “Biz Keçiören’den doğrudan Mamak’a gitmek istiyoruz.” Gelen cevap ne biliyor musunuz? “Kızılay üzerinden gidebilirsiniz.” Keçiören’den Kızılay’a, oradan Mamak’a gideceksiniz. Doğrudan şuraya gitmek varken Ego bunu planlamaktan aciz ya. Gökçek zamanında da 700 bin yolcu taşıyordu. Şu anda 700 bin yolcu taşıyor. Hatta Ağustos ayında 600 bine düşmüş bu aralar. 600 Bin ne ya? Ankara’da 6 milyon insan var. Bunun yarısı tatile gitmiş olsa 3 milyon nüfus için bile bu hiçbir şey.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Plansız olduğu için diyorsunuz boş yere trafik, boş yere fazla insan taşıyamama ve sonunda tekrar yol yapma peşinde. “Yok ormanları yıkıp oralara yol yapalım. Yollar yetmiyor, yeni yollar yapalım.” Peşinde koşmak gibi.
Önder Algedik: Çok basit bir örnek vereyim. Normalde ulaşımda bir şeritlik bir yol çok belirli ise saatte 2000 araç geçirir. Bir kişi oluyorsa ki genelde bir kişi 2000 kişiyi taşır. Siz burayı kaldırım yaparsanız 7-8 bin taşır bir saatte. Siz buraya bisiklet yaparsanız 9-10 bin taşır. Belediye otobüsü koyarsanız 15 bin. Şimdi bakın oraya iki tane belediye otobüsü koysanız otomatikman çok daha azını kaplıyorsunuz. Şu an Ankara’da 4 şeritli yolların 3 şeride, 5 şeritli yolların 4 şeride düşmesi için hiçbir engel yok. O 1 şeridi, toplu taşıma, bisiklet veya yayaya ayırdığınız an, Ankara’da bu işi kazanıyorsunuz. Ulaşımcılar bu işi çok iyi biliyor. Ben bunu ulaşımcılardan öğrendim. Ulaşımcılar bu işi çok iyi biliyor ve deseniz ki Ankara’nın trafiğini bir ay içinde üçte bir oranında azalt. Çok basit.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Burada aslında çok önemli bir şey söylüyorsunuz. Trafiği rahatlatalım denildiği zaman 4 şerit, 5 şeride çıksın derler ama siz diyorsunuz ki 5 şerit, 4 şeride insin. Bak gör, planlı, tertipli bir ulaşımla daha çok yolcuyu nasıl taşıyorsun değil mi?
Önder Algedik: İki tane de örnek verelim. Bir tanesi seçim bölgesi Kocaeli’nden. Kocaeli’nde sizin bir tane çok büyük meydanınız vardı, tren yoluna parallel. Orası yayalaştırıldı. Bildiğim kadarıyla bayağı büyük bir kilometrekarelik bir yayalaştırılıyor. Şehrin iskeleti olan bir yer ve siz burada yayalaştırdığınız zaman trafiği, ulaşımı sağlarsınız. Araba koyduğunuz zaman sağlayamıyorsunuz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kocaeli İzmit yürüyüş yolu yayalaştırıldı ve şu an inanın ki o konuda çok mutlu İzmit, Kocaeli halkı çünkü gerçekten çok önemli bir şey sağlanıyor. İnsan sirkülasyonu var, rahatlık var. O bölgeyi trafiğe açsanız, kısmen trafik var, tamamen yok değil ama o en azından orta yol insanların yürümesi için tahsis edildiği için çok önemli bir işlev görüyor.
Önder Algedik: Bu Kocaeli’nden bir örnek, biraz da tarihten ve Ankara’dan bir örnek verelim. Yıl 1970’ler. Biliyorsunuz 70’lerde Yenişehir diye bir yer var. Bugünkü Sıhhiye’nin üst tarafı olan yer. O dönemde bizim Sakarya Caddesi dediğimiz yer, benzin istasyonlarının olduğu, trafiğin olduğu bir yer ve 73 Aralık ayında Vedat Dolakay seçiliyor ve ilk yaptığı iş ne biliyor musunuz? Orayı yayalaştırmak. İki cadde ve 5-6 tane sokağı yayalaştırarak Türkiye’nin en büyük yayalaştırma işini yapıyor çünkü Belediyeciliği ve iklim değişikliğini bşr yere bırakın, yerleştirme bir standarttır. Çok önemli standarttır. Onu yapıyor, daha sonra İzmir Caddesi yayalaştırılıyorAli Dinçer yapıyor, yanlış hatırlamıyorsam. Daha sonra Anavatan Partili Beledieye başkanı yapıyor. O da bizim Konur Sokağı yayalaştırıyor. Mansur Yavaş nereyi yayalaştırdı? Yani şu an Ankara’da kişi başına çeyrek tondan fazla asfalt dökülüyor her yıl. Bir seçim döneminde o beş yılda kişi başına bir buçuk iki ton asfalt dökülüyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Buradan taş ocağı sahipleri, asfaltçılar kazanıyor. Belediye kazanıyor. Çevre kaybediyor. İnsanların sağlığı gidiyor. Egzoz dumanları yükseliyor. Kanserojen maddeler işin özeti bu.
Önder Algedik: Hatta akciğer hastalığı açısından konuşalım. Normalde insanların konakladığı, yaşadığı yerlerde asfalt dökümü de kötüdür, asfaltın kalması da kötüdür çünkü biliyorsunuz sıcakla beraber asfaltın içindeki belli biriken gazlar çıkar. O yüzden mesela parke, şose diye bir şey vardır değil mi? Şose güzeldir. Toprağın kokusunu alırsınız şose tercih edilir. Bu da çok temel bir şey. Bırakın iklim değişikliğini. Halk sağlığı acısından bile asfaltı yasaklanması gereken bir şey ama biz her sene 2 milyon ton döküyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Korkunç bir şey. Sadece son 1-2 cümleyle Cop 31’e doğru gidiyoruz. Çevre aktivistleri yoğun bir gayret içinde. Ne dersiniz?
Önder Algedik: Şimdi çok önemli bir mesele. COP 31’e gidiyoruz ama Türkiye’de, Türkiye’nin iklim, değişimi ve politikalarıyla ilgili tartışılmıyor. Mesela bu Mansur Yavaş’ın yapmış olduğu şey önemli bir tartışma ve bu tartışılması gereken bir şey, pek tartışılmıyor. Benzer şekilde Türkiye inanılmaz iklim değiştirme politikaları yapıyor ve bunu da meşrulaştırmaya çalışıyor. Mesela geçen iklim değiştiren 5-6 büyük şirketin vakıflarıyla, çevre örgütleri ortak bir şekilde iklim için hayırseverlik paktı kurdular. Böyle bir şey nasıl olabiliyor? İklimi değiştiren şirketler, petrol rafinerisinin sahibi, çimento şirketinin sahibiyle bu nasıl bir arada yürüyebiliyor? Niye bunu söylüyorum? Çünkü Türkiye mesela çok ciddi bir şekilde yeşile çalma yapacak ama bunu burada bizim eleştirmemiz gerekiyor. Eleştirme sadece bir iktidar karşılığı, sadece bir kapitalizm karşıtlığı bu işi kesmez. Bizim üretim işlerini bilmemiz gerekiyor. Mansur Yavaş’ın yaptığı asıl o beton belediyeciyi şu an Türkiye’de yapmayan bir parti yok ki. Biz bunun örneğini çıkartsak o iklim zirvesi dünya devrimine dönüşür ama kalkıp hani genel bir eleştirinin hiç kimseye faydası yok ki. Burada ben genel bir eleştiri yapabilirdim, siz de yapabilirdiniz. Bu bizi bir yere vardırır mı? Üretim ilişkilerini kurup daha dosthane bir şey bulmamız gerekiyor. O yüzden çok sistemsel bir eleştiriye çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Cop meselesi bence iyi bir sınav vermiyoruz ama iyi bir sınava vermek istiyorsak eğer bu düzeni eleştirmemiz gerekiyor ve eleştirden kaçmamamız gerekiyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ben tekrar altını çiziyorum, tüm Ankaralılara sesleniyorum. Yani ODTÜ Orman’ın sadece Önder Algedik’in meselesi olmasın arkadaşlar. Önder Algedik, yüzüne söylemiş olalım, bence ideal bir vatandaş çünkü hem çevre aktivisti, hem hak aktivisti, hem de meclisi de çok iyi takip ediyor. Tüm vekillerin çalışma performansını takip ediyor. Bu olması gereken bir şey çünkü oy veriyorsunuz. Kardeşim, oy verdiğin milletvekili nasıl çalışıyor? Kontrol edeceksin, ey vatandaş. Biz bunu söylüyoruz. Bunu çok yapan yok ama Önder Bey sağ olsun bu konuda çok ciddi bir takip yapıyor. “Ben oy veriyorsam milletvekili bunun hakkını nasıl veriyor?” diyor. Beni de denetliyor, diğer vekilleri de. Yapması gereken bu. Bunu zaten halka söylüyorum. Kardeşim yapın bunu, biz milletvekiliyiz. Ben bu yüzden mesela her ay bir milletvekili olarak aylık rağor veriyorum. Bir milletvekili olarak bu ay halka nasıl bir hizmet verdim, halka sunuyoruz. “Kardeşim buna inceleyin.” diyoruz. “Ne yaptık, ne ettik? Bize bir geri dönüş verin. Ben eksik mi yaptım, fazla mı yaptım, nedir, ne değildir, hatam nerededir söyleyin. Şimdi bu karşılıklı bilinç olmalı. Ben sorumluluk bilinciyle ne yaptığımı halka sunmalıyım, halk da beni denetlemeli. Denge denetleme dediğimiz mesele bu. Bu konuda da sağ olsun Önder Bey gerçekten ideal bir vatandaş olarak çok iyi bir takip yapıyor. Demokratik bilinci, yüksek bir insan Önder Bey sağ olsun. Çok teşekkür ederiz Önder Bey.
Değerli arkadaşlar bugün de programımızı burada bitiriyoruz. Çok önemli şeyler konuştuk. Buradan Mansur Yavaş’a sesleniyoruz. Bakın bu konuyu takip ediyoruz. Böyle gizli saklı işler yapmayın. Bakın çevre aktivistleri takip ediyor, ben takip ediyorum. Soru önergelerimle takip edeceğim. O bölge, Ankara’nın iki akciğerinden birisi zaten gitti işte, Beştepe ama ODTÜ Ormanı gerçekten çok güzel. Hele ki bu sene ben daha güzel gördüm. Bol yağışlar oldu. ODTÜ Ormanı bir canlandı, şenlendi. Ya mahvetmeyin şurayı ya. Bırakın ormanı kendi haline. Allah aşkına ya. Bir ormanımız var, o da kalsın. Ben yurt dışına gittiğimde o korunan muhteşem ormanları görünce böyle diyorum ki; “Ya ne kadar yüksek bir doğa bilinci var. Bizim ülkemiz neden böyle bir yağma talan ülkesi, betonlaştırma, asfaltlaştırma ülkesi.” diye içim yanıyor. Onlar da çok güzel bir şehir yönetiyorlar. Bizim ülkede illa betonlaştırarak mı olacak? Evet bunları Önder Bey çok söyledi, söylüyor sağ olsun çok önemli bir hak aktivisti, çevre aktivisti ve bu konuda bilimsel çalışmaları çok. Biz bugün onunla birlikteydik. Çok önemli şeyler söyledi. Biz web sitemizde de bütün bu metni yayınlayacağız. Buradan kamuoyuna, medya organlarına da sesleniyorum. Lütfen Ankara’ya, Türkiye’nin başkentine, gözbebeğine sahip çıkın ve daha da betonlaşmayalım.
Haftaya salı günü saat 21.00’da tekrar buluşacağız inşallah. Herkese hayırlı akşamlar, hoşça kalın.

























Yorumlar