22 Mayıs 2025
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bugün 21 Mayıs 2025 Çerkes Soykırımı’nın Yıl Dönümü. Her 21 Mayıs büyük acılar hatırlatıyor. Çerkesler dünyada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Acılar ve hüzünlerle dolu bir sürgün yaşadılar. Bu sürgün bir soykırıma dönüştü.
Türkiye’de en az 6 milyon Çerkes yaşıyor ve Çerkes kavminin yaşadıklarını hepimizin çok iyi anlaması, bilmesi, yaşaması, hissetmesi gerekiyor. Öncelikle şunu söyleyeyim; Çerkes kelimesini söylerken bile maalesef Türkiye toplumunda büyük hatalar yapılıyor. Çerkez değil. Çerkes. Son harf Zonguldak’ın Z’si değil. Samsun’un S’si Çerkes.
Yıllardır birlikte yaşadığımız bir halkın daha ismini doğru telaffuz edemezsek hiçbir yere varamayız. Çerkesler 19. yüzyılda büyük bir sürgün ile ana yurtlarından koparıldılar. Kültürlerini yaşamak ve kimliklerini korumak istiyorlar. Kimliği ve kültürü korunan, Kafkasya ile ilişkilerini devam ettirebilen Çerkes halkının varlığının, Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve siyasi gelişimine önemli katkıları olacağı açıktır.
Çerkesler ne istiyor? 8 başlıkta bunu özetleyelim.
- İnsana saygılı yeni bir anayasa hazırlanmalı diyorlar. Temel hak ve özgürlükleri temel alan, evrensel normlara uygun, sivil, çağdaş bir anayasa hazırlanmalı. Tüm kültürler önündeki yasaklar kaldırılmalı. İnsan hakları ile dil ve kültürel hakların geliştirmesini güvence altına alan tüm uluslararası sözleşmeler hiç bir çekince konulmadan onaylanmalı ve uygulanmalıdır.” Diyorlar.
- Kimlik ve kültürel haklar güvence altına alınmalı: Çerkes kimliğinin ifadesi ve yaşatılmasına ilişkin her türlü engel ortadan kaldırılmalı, bir toplum ve kültür olarak Çerkeslerin varlığı kabul edilmelidir. Çerkesler, çocukları ile yaşadıkları yerleşim birimlerine istedikleri isimleri koyabilmeli, Çerkes köylerine eski isimleri verilmelidir. Ayrımcılık ve her türlü ırkçılık ile aktif bir şekilde mücadele edilmeli, özellikle ders kitaplarından dil, din, etnisite ve cinsiyet farklılığı temelinde ayrımcılığı ve nefreti körükleyen tüm ifadeler çıkarılmalıdır.
- Anadili eğitimi yaşama geçmeli: Devlet, yurttaşların dillerini ve kültürlerini korumaları için sadece izin veren değil, destekleyen bir konumda olmalıdır. Bu kapsamda ilk öğretimden itibaren Çerkesçe seçmeli dil dersleri yaşama geçirilmeli, anaokullarında ve derneklerde dil öğretiminin önünde engel olan tüm kısıtlamalar kaldırılmalı, halk eğitim merkezleri ve benzeri kuruluşlar aracılığı ile dil kursları açılmalı, anadili öğretmenleri yetiştirilmeli, üniversitelerde talep edilen tüm dillerde akademik çalışmalara imkan tanınmalı, lisans ve lisans üstü programlar açılmalı, enstitüler kurulmalıdır.
- Çerkesce TV ve radyo yayınları yapılmalı: Münhasıran Çerkes dillerinde tam gün radyo ve televizyon yayını yapılmalı, Çerkesce yayın yapan özel basın/yayın organları desteklenmelidir.
- Çerkes kültürüne yönelik sivil toplum kuruluşları desteklenmeli.
- Dönüş hakkı tanınmalı: 21 Mayıs Çerkeslerin soykırım ve sürgününün simgesel tarihi olarak kabul edilmeli ve bu tarihsel gerçek tanınmalıdır. Çifte vatandaşlık hakkı tanınmasını istiyor Çerkesler çünkü ana yurtlarından geldiler ve ana yurtlarına serbestçe dönüş yapabilme hakkı istiyorlar. Rusya ile çifte vatandaşlık anlaşması yapılmasını istiyorlar ve bu sağlanırsa birçok haklarına da ulaşabilecekler. Ana yurtlarından sürgün olarak gönderilmişlerdi ve ana yurtlarına rahatça gidebilmeyi özlüyorlar. Bu imkan tanınmalı
- Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri ile ilişkiler güçlendirilmeli: Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin akrabalarının bulunduğu Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri, özellikle Adığey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetleri ile ekonomik ve kültürel ilişkiler geliştirmeli, Kuzey Kafkasya’ya yerleşen veya iş kuran vatandaşlarımız desteklenmeli, buradaki üniversitelerde okuyan öğrencilere kredi ve burs verilmelidir.
- Abhazya ve Güney Osetya tanınmalı: “Abhazya ve Güney Osetya egemen devletler olarak tanınmalı, Abhazya ve Güney Osetya’ya yönelik izolasyonlar kaldırılmalı, Trabzon-Sohum arasında gemi ve İstanbul-Sohum arasında uçak seferleri acilen yeniden başlatılmalı, Gürcistan’a yapılan askeri yardımlar durdurulmalı, Abhazya/Güney Osetya ve Türkiye’deki kurum ve kuruluşlar arasında ekonomik, kültürel ve eğitsel alanda işbirliği geliştirilmelidir.” diyorlar. Bunlar önemli talepler.
Biz bu talepleri önemli buluyoruz. Halkların kardeşliği için çok önemli buluyoruz. Şahsım ve partim Çerkes toplumuyla, STK’larıyla sürekli irtibat halinde ve halkların kardeşliğini sağlamaya çalışıyor. Yolları açık olsun bu acı günlerinde yanlarındayız.
Bir başka halk, Filistinliler. yaşadıkları acılar hiç bitmiyor ve bugünlerde özellikle soykırım iyice derinleşti arkadaşlar. Bakın Filistin’de, Gazze’de, Han Yunus’ta her yerde korkunç, bir soykırım var. Kadınlar, çocuklar hedef alınarak öldürülüyor. Özellikle kadınlar, çocuklar öldürülüyor ki nesil kurutulsun. Bakın bu kadar korkunç bir soykırım var ve biz buna sessiz kalamayız arkadaşlar. Kimse sessiz kalmamalı. Şu anlarda, şu saniyelerde Filistin’de insanlar ölüyor ve kimse buna sessiz kalmamalı. İnsanlık borcumuzdur. Bakın Filistin’de bunlar yaşanıyor. Şu hal yaşanıyor, şu trajedi yaşanıyor. Korkunç bir soykırım. Utanıyoruz insanlık adına vahşi soykırımcı İsrail, katil Netanyahu maalesef bir soykırımı devam ettiriyor. Azerbaycan’dan petrol alıyor. Türkiye iktidarı bu petrolden varil başına 1 dolar 27 cent komisyon alıyor ve İsrail tankları, uçakları bu benzinler, bu petrollerle sivilleri vuruyor. Utanç verici bir haldir bu.
İşte Filistin halkı şu gördüğünüz acıları yaşıyor. Bebekler ölüyor. Yaşlıların elinde bebekler, kadınlar paramparça ediliyor ve hala Gazze’ye yardım ulaştırılamıyor. 80 güne yakındır Gazze’ye tek bir gıda maddesi ulaştırılamıyor arkadaşlar. Durum son derece vahim ve bize çağrılar var. Bu çağrılar son derece önemli. Mohammad Makram Balawi, Parlamenterler Arası Kudüs Ve Filistin Platformu adına bana bir mail göndermiş. Diyor ki: “Türkiye Parlamentosunda Refah Sınır Kapısı’nın derhal açılmasını, insani yardımların engelsiz girişine izin verilmesini ve yardım görevlilerinin korunmasını isteyin. Bu konuda parlamentonuzu harekete geçirin.” diyor. Evet biz de gerek genel kurulda gerek basın toplantılarımızda her yerde feryat ediyoruz, vicdanımızın sesini yükseltiyoruz ve Filistin halkının yanında olduğumuzu haykırıyoruz.
Bugünlerde susan yarın konuşmasın arkadaşlar. Bunu net bir şekilde söyleyelim. Soykırım devam ederken, bebekler ölürken susulmaz, konuşulur, feryat edilir. Tüm insani feryatlarımızı arşa yükseltiyoruz ve duyun bizi diyoruz.
























Yorumlar