14 Nisan 2026

Evrensel – Eylem Nazlıer

Cezaevinde tutuklu gazeteci İsmail Arı’yı ziyaret eden DEM Parti’li Gergerlioğlu, Arı’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının tek nedeninin halkın haber alma hakkını savunması ve karanlık ilişkileri gün yüzüne çıkarması olduğunu belirtti.

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Sincan L2 ve Sincan Kadın Kapalı Cezaevlerinde yaptığı ziyaretlerde Gazeteci İsmail Arı başta olmak üzere mahpuslarla görüştü. Gergerlioğlu, cezaevlerindeki doluluk oranının insan onurunu zorlayan bir noktaya ulaştığını ve ciddi hak ihlalleri yaşandığını vurguladı.

800 kişilik yerde 3 bin kişi kalıyor!

Sincan L2 Cezaevi’ndeki gözlemlerini aktaran Gergerlioğlu, 800 kişi kapasiteli cezaevinde yaklaşık 3 bin kişinin tutulduğunu belirterek şunları söyledi; “Kapasitenin üç katından fazla doluluk nedeniyle yüzlerce insan yerlerde, hatta tuvalet önlerinde uyumak zorunda kalıyor. 28 kişilik tasarlanan koğuşlarda 45 ila 70 kişi arasında mahpus barınıyor. Sürekli devam eden giriş-çıkış sirkülasyonu, yaşam şartlarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor” İfadelerini kullandı.

“Tutuklanma sebebi İzzet Ulvi Yönter haberi”

Gergerlioğlu, gazeteci İsmail Arı’nın bayramın ikinci günü akrabalarıyla bayramlaşırken gözaltına alınması ve ardından tutuklanması sürecine dair detayları paylaştı. Arının, siyaset ve suç örgütü ilişkilerine dair yaptığı kritik haberlerinden dolayı yattığını söyleyen Gergerlioğlu. “Arı, önüne 1-2 yıl önceki tweetlerinin getirildiğini ancak asıl nedenin bayram sabahı yayınlanan İzzet Ulvi Yönter haberi olduğunu söyledi. Arı, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasıyla ilgili Serdar Sertçelik ve avukatı Cengiz Haliç arasındaki yazışmaların ele geçirdiğini, bu yazışmalarda MHP lideri Devlet Bahçeli’nin konuşma metinlerinin hazırlandığına dair iddiaların yer aldığını belirtti. Gözaltı sürecinde narkotik suçlularıyla aynı yerde tutulduğunu, hijyenden uzak, “kan ve ter içindeki” odalarda bekletildiğini ifade eden Arı, çıplak arama dayatmasına karşı direnerek bu uygulamayı engellediğini” aktardığını anlattı.

“Yolsuzluk haberini yaptığı isimlerle aynı cezaevinde”

Arı’nın tutuklanma sebepleri arasında Yunus Emre Vakfı ile ilgili yaptığı 630 milyon liralık yolsuzluk haberi de bulunduğunu ifade eden Gergerlioğlu şunları söyledi; “Trajikomik bir detay olarak; Arı’nın yolsuzluklarını haberleştirdiği vakıf başkanı ve üyeleriyle şu an aynı cezaevinde tutuklu bulunduğu belirti. Ancak haberde adı geçen ve ihalelerde imzası olan Aile Bakanı’nın eşi Rahmi Göktaş ile MHP’li Semih Yalçın’ın oğlu Ahmet Kutalmış Yalçın hakkında herhangi bir yargı süreci başlatılmadı.”

“Gazetecilik faaliyeti suç sayılıyor”

Arı hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlaması yapılsa da, söz konusu haberlerin yargı operasyonlarından önce kaleme alınmış olduğu ve kamu yararı taşıdığını söyleyen Gergerlioğlu, İsmail Arı’nın 22 gündür hürriyetinden yoksun bırakılmasının tek nedeninin, halkın haber alma hakkını savunması ve karanlık ilişkileri gün yüzüne çıkarması olduğunu ifade ederek uluslararası insan hakları savunucularına çağrıda bulundu.

Gelişim geriliği yaşayan çocuğa bez bebek verilmedi!

Gergerlioğlu, Sincan Kadın Cezaevi’nde de benzer bir yoğunluk olduğunu, 12 kişilik koğuşlarda 35-37 kişinin kaldığını belirtti. Gergerlioğlu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde annesiyle birlikte kalan ve gelişim geriliği yaşayan 24 aylık bir bebeğin durumunu gündeme taşıdı. Annenin yaşadığı ağır stresin çocuğun sağlığına yansıdığını belirten Gergerlioğlu, cezaevi yönetiminin içeriye basit bir oyuncak bebeği dahi almadığını ifade etti. Gergerlioğlu, cezaevindeki çocukların oyun ve gelişim hakkının kısıtlandığına dikkat çekti. Ziyaret sırasında hediye etmek istediği basit, metal aksamı bulunmayan bir bez bebeğin “mevzuat” gerekçesiyle içeri alınmadığını söyleyen Gergerlioğlu, durumu şu sözlerle eleştirdi: “İçinde demir olmayan, son derece basit bir bebeği almamayı başardılar. Milletvekili olmama rağmen bu engelle karşılaşıyorsak, vatandaşın neler yaşadığını düşünmek lazım.” dedi.

“Çocukların anne ve babalarına sarılmasına izin verilmiyor”

Annesi Emine Sarıoğlu ile cezaevinde kalan 24 aylık bebeğin, yaşıtlarına göre geriden geldiği tespit edildi. Annenin hamilelik döneminden itibaren başlayan cezaevi korkusu ve sonrasındaki bakım sorunlarının bu durumda etkili olduğu düşünülüyor. Çocuğun sağlık takibinin yetersiz olduğunu vurgulayan Gergerlioğlu, gelişim geriliği olan bir bebeğin 6 ayda sadece bir kez hastaneye götürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Emine Sarıoğlu’nun dramının sadece cezaevindeki bebeğiyle sınırlı olmadığını belirtern Gergerlioğlu; “Dışarıda kalan 4,5 yaşındaki kızı, “Anneme sarılamıyorum” diyerek kapalı görüşlere gelmek istemiyor. Babanın Yozgat’ta, anneannenin ise Malatya’da olması, maddi imkansızlıklarla birleşince aile bağları kopma noktasına gelmiş durumda. Açık görüşler dışında babanın kızına, annenin ise oğluna sarılmasına izin verilmemesi, aile üzerindeki psikolojik baskıyı artırıyor” ifadelerini kullandı.

“Kreşde oyuncaklar yetersiz”

Cezaevindeki fiziksel koşulların çocuk gelişimi için uygun olmadığını belirten Gergerlioğlu, koğuşlarda oyuncak miktarının çok az olduğunu ve çocukların günde sadece bir saat kreşe gidebildiğini aktardı. Bu durumun, zaten gelişim geriliği yaşayan çocuklar için süreci daha da zorlaştırdığı vurgulandı.

“Engelli mahpuslar cezaevinde tutuluyor!

Cezaevinde bulunan Keziban Oyit’in durumunuda aktaran Gergerlioğlu, “yüzde 80 skolyoz ve spina bifida hastası olan engelli mahpus, infaz erteleme alamıyor. Yüzde 90 engelli olan eşi ise Keskin Cezaevi’nde tutuluyor. Birbirlerine destek olabilmek için aynı cezaevine sevk edilme talepleri ise yanıtsız kalıyor.” İfadelerini kullandı.

Gergerlioğlu, Türkiye’deki cezaevleri gerçeğinin hem ulusal hem de uluslararası kamuoyu, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları tarafından görülmesi gerektiğini belirterek, adil olmayan yargılamaların ve cezaevi ihlallerinin takipçisi olacağını ifade etti.

Yorumlar