17 Aralık 2024
Gergerlioğlu: “ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile düzenlediğimiz programımıza bu akşam da başlıyoruz. Hoş geldiniz.
Günlerdir bir konu tartışılıyor! İşçileri grev hakkı yasaklanmak isteniyor iktidar tarafından ertelenmek, iptal edilmek, yok edilmek isteniyor fakat ağır ekonomik şartlarda işçilerin talepleri karşılanmayınca işçiler de greve başvuruyor. Grevleri yürüyüşleri engellenmek isteniyor ve işçiler seslerini duyurmak istiyor. Biz de bir insan hakları savunucusu siyasetçi olarak bu hafta konuyu gündemimize aldık.
Geçtiğimiz hafta Çalışma Bakanı’na grevi niye iptal etmeye işçilerin sesini niye kısmaya çalışıyorsunuz diye defalarca sorduk. Çalışma Bakanı cevap veremedi grevleri niye engelliyorsunuz dedik. Tam da grev yapan sesini duyurmak isteyen yürüyüş yapmak isteyen Polonez İşçileri ile birlikteyiz ve onların sesini duyurmak istiyoruz. Sahadalar engellendiler, biber gazı sıkıldı ve direniyorlar.
Yunus Durdu: Biz 151 gündür Polonez işçileri olarak anayasadan kaynaklı sendikalı olma hakkımızı kullandık. 151 gündür buradaki çoğunluğu kadın çalışan işçilerimizin Polonez sucuk fabrikası Ürdünlü kraliyet ailesine ait Çatalca’da faaliyet gösteriyor ama Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan en az asgari ücret ile çalışan işçilerin vergi kesilemez olmasına rağmen işçilerimiz asgari ücret bile alamayarak gece vardiyası çalışıyorlar hafta sonları çalışıyorlar ama aldıkları ücret 14-15 bin TL. “Niye vergi kesiliyor?” dediklerinde “Sizin devletiniz kesin gidin devletinize derdinizi anlatın.” Deniliyor. İşçi arkadaşlarımız tüm bunlara rağmen işveren ile konuşamayarak sendikalaşmak istediler. 30 yıldır 354 sayısı olan bu fabrikanın işçiler tam da 24 saatte örgütlenip sendikalı olduğunda yasa gereği %50Yunus Durdu1’i bulduğunda işveren çalışma bakanlığının verilerine nasıl girdiyse Pazar günü sayıyı yakalıyoruz pazartesi günü çalışma bakanlığının kayıtlarında 350 olan sayı bir anda 540’a çıkıyor ve yetkiye müracaat edemiyoruz. İşverenin 13 işçiyi işten atarak işçilere göz dağı veriyor. Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayız diyerek tavır koyduklarında bu sefer 30 kişi daha attılar. Toplamda 43 işçi arkadaşımızı sorgusuz sualsiz kod 46’dan işten attılar ve bu arkadaşlarımızın bir anda işbaşı yapmadan üretimden gelen gücü kullanacağız demeleri üzerine işveren bu sefer başka bir taktik geliştirerek 1 ikramiye %40 zam verip işçileri birbirine düşürmeye çalıştı ama Polonez işçileri patronun bu oyununa düşmedi arkadaşlarımız işbaşı yapmadan üretimden gelen gücü kullanacağız diyerek tavır koydular ve bununla ilgili istediğini yaptıran işverene bir gün işçiler baş kaldırdığında bir mesaj ile 46 koddan 20 yıllık işçiler hırsızlık yüz kızartıcı suçtan işten atıldılar. Sayın Çalışma Bakanımız ilk defa örgütlemeden dolayı işten atılan işçiler ile ilgili teftiş kurulunu görevlendirdiler. Kurul içeriden dışarıdan 120 işçi ile görüşmeler yaptılar ancak bu görüşmenin sonucunda rapor; Çalışma Bakanlığı yapmış olduğu teftiş kurulu raporunu zaten kendi sitesinde de var. Atılan 143 işçinin tamamının sendikalaşmadan dolayı işten atıldığı kişi başına iş verene 2 milyon tl para cezası ve işkura haber vermediği için ayrı para cezası ve şirket ile ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyor ve işveren hukuksuzluklarına devam ediyor. Ürdünlü şirketin patronu gündelik işçiler alarak insan sağlığını da hiçe sayarak et ve süt ürünlerinde çalışan işçilerin sağlık muayeneleri olmak zorunda. Hijyen belgeleri olmak zorunda. Hepatit muayeneleri olmak zorunda. Gündelik işçiler ile üretim yapmaya halka sağlıksız ürünler yedirmeye devam ediyor. Tüm bunları Çalışma Bakanlığı’na Sağlık Bakanlığı’na İl Tarım Müdürlüklere ve mülki amirlere bildirmemize rağmen ancak bu şirkete tüm yapmış olduğu hukuksuzlukları örten bir el var. Bu eli merak ediyoruz. Çalışma Bakanı, biz bu şirket ile ilgili her türlü yasal parasal konuda ceza kesiyoruz yapacak bir şeyimiz yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve yasalarına göre bu ülkenin yasa ve kanunlarına göre gelip faaliyet gösteren bu yabancı şirketlerin kendi kurallarına göre işlem yapması Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin acziyeti olarak görüyoruz. Biz bundan dolayı işçiler olarak üzüntü duyuyoruz. Ürdünlü bir patronun iki dudağı arasında hiçbir şey yaptıracak bir pozisyonda olması Türkiye Cumhuriyeti’nin bizi üzüyor. Günlerdir buradaki işçi arkadaşlarımız tartaklanıyor. Emniyet müdürlüğü tarafından tedavi gören kaburgası kırılan işçilerimiz var, kolları kırılan bacakları kırılan kadınlarımız var. Ters kelepçe yapılıp gece yarısı gözaltına alınan ve nezarethanelerde yatan kadınlarımız var. Tek bir şey istedik; biz geçinemiyoruz dedik. Çocuklarımızı okutamıyoruz ev kiramızı veremiyoruz zordayız dedik. Anayasanın bize vermiş olduğu sendikal hakkımızı kullanmak istiyoruz dedik. Sizin çocukları ne kadar değerliyse işçilerin çocukları da değerlidir dedik ve karşımızda Çatalca’da emniyet müdürünü çıkardılar karşımızda. Emniyet müdürü kadın işçilerimize gözdağı vererek “ Ey işçiler sizin çocuklarınız Türkiye 1.’si olsa en iyi okulları okumuş olsalar siz eylem yaptığınız sürece çocuklarınız fişlenir çocuklarınız devlet dairelerine giremez.” Dercesine emniyet müdürü işçileri tehdit etmiştir. Polonez işçileri bıkmadan usanmadan sessiz kalınmasını içine sindiremediğinden bu mücadeleyi gittiği yere kadar götürme kararı aldı. 26’sından bu yana Ankara’ya anayasal hak yürüyüşü başlattık. Bu yürüyüş işçilerin ve çalışanların anayasal hakkı var olduğunu iddia ediyorsanız biz Çatalca Adliye Sarayı’ndan başlayarak Ankara’ya varana kadar tüm illerdeki adalet saraylarına uğrayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkının yasal, kanuni haklarını korumak ile görevli yemin etmiş hukukçularımızı savcılarımızı hakimlerimizin olup olmadığını oradaki adalet sarayı yazan yerde adalet mi var yoksa sadece saraydan mı ibaret olduğunu göstermek için biz çalışanlar olarak adalet saraylarını dolaşarak Ankara’ya gelmek istiyoruz ve bununla ilgili 12 gündür Çatalca Adalet Sarayı’nın önünde işçilere yapılan baskı zulüm oradaki işçi arkadaşlarımızın yapacak hiçbir şeyi kalmadığında açlık grevine girerek ve 10 gündür oradaki arkadaşlarımız yol açılana kadar açlık grevindeyiz demesine rağmen ve oradaki kadın arkadaşlarımızın bayıldığında yere düştüğünde en temel hak olan sağlık haklarının engellenerek oradaki emniyetin ambulansları göndermemesi işçilerin yerde sürünürken ölmesini izlemeleri bizim kanımıza dokunuyor yurttaşlar ve işçiler olarak. Bizim bu memleketi yönetenlerin buradaki Ürdünlü şirketin arka plandaki kim olduğunu bu kadar koruyup kollananın Türkiye Cumhuriyeti yasalarını kaymakamı tanımıyorum diyen valiyi tanımıyorum diyen İçişleri Bakanı teftiş kurulunu tanımayan Polonez Sucuk Fabrikası’nın patronu kim? Bununla ilgili Polonez işçileri ile birlikte süreç nereye giderse gitsin mücadelemizi Ankara’ya taşıyacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın konu ile ilgili kaymakamın valinin bakanın çözemediği konunun Polonez patronunun arkasında kim olduğunu Cumhurbaşkanımıza Polonez işçilerinin sesini duyurmak için geliyoruz. Hiçbir devlet yetkilisinden çözüm bulamadık. Dünden beri Anadolu Adliyesi’ne yürüdük orada sabaha kadar oradaki işçi arkadaşlarımız yağmur ve çamur yerde, kadınların üstüne örteceği şemsiyeyi üstüne çok görüp emniyet mensupları işçilerin üstüne açılacak şemsiyeyi paramparça ederek kadınları yerde yatırıyor. Çatalca’da 12 gündür yerde yatan Çatalca’nın Adliye Sarayı’Nın karşısındaki kadınlar bu ülkenin kadınları bu ülkenin anaları, bu ülkenin erkekleri şu anda Çatalca’nın kaldırımlarında yatıyor. Eğer birileri itibardan devletin büyüklüğünden söz edecekse işçilerini sokakta yatıran değil işçilerini fabrikalarının kapısının içinde üretim yapan hale getirmesini istiyoruz. Kadınlarımız ile birlikte Gebze’ye geldiğimizde devletin her tarafta yasası farklı uygulanıyor. Türkiye Cumhuriyeti anayasası tektir. İnsanların nasıl yürüyüp nerede yürüyüp nereden yürümeyeceğini anayasa belirlemiştir ama bizim ülkemizde şu anda İstanbul Valisi ile beraber başka talimat veriyor Kocaeli Valisi başka talimat veriyor devletin şu andaki iller bazındaki yöneticileri talimatlar ile yönetiliyor ama anayasamız açıktır. Anayasada sendikalı olmak anayasal haktır yürümek anayasanın 34. Maddesi gereğince seyahat özgürlüğü anayasal haktır. Valiliklere bildirdik valilikler önlem almak zorunda ama biz adliye sarayının önüne geliyoruz emniyet müdürünün yasayı kendine göre kanun belirleyip yürüyemezsiniz, işçiler yürüyeceğiz diyerek gaz sıkarak insanlarını ötekileştirerek kusura bakmayın yürüyebilirsiniz. Adliyeden meydana kadar yürüdük. Bir çiçeğin dalı kırılmadı. Bu yapmış olduğunuz baskılar tehditler nedir. Ülkeyi yöneten İçişleri Bakanı bunları görmüyor mu? Anayasal hakkını isteyen işçiler ve kadınlar olduğunda 15 gündür Çatalca Adliyesi’nin önü olmak üzere 1000 polis işçilerin etrafını sarmış sanki farklı bir yerden gelmiş gibi, memleketin insanı değil, bulaşıcı hastalık varmış gibi karantina altına alınıyor. Bunları kabul etmiyoruz. Devletimizin kendi yurttaşına emekçisine sahip çıkmasını istiyoruz. Kadın arkadaşlarımız çocuklarını okula gönderemiyor. Ev kirasını veremiyorlar ve kadın arkadaşlarımızın felçli kocaları kanserli anneleri var çocukları hasta olan insanlar var. 150 gündür bu insanlar perişan. 150 polonez işçisi mi çok geldi bu ülkeye? Bu annelerin sesini duymasını istiyoruz. Ankara’nın yolunu kapatıyorsanız fabrikaların kapısının yolunu açın makinalarımızın başında üretmek istiyoruz. İşçilerin hak ettiği ücreti ile dönmek istiyoruz. Gebze’nin meydanındayız işçi arkadaşlarımız ile sabaha kadar kalacağız, sabahleyin yolumuza devam etmeyi planlıyoruz. Sabaha kadar betonda yatacağız günlerdir betonda yattığımız gibi. 60 arkadaşımız ile birlikteyiz. 40-50 arkadaşımız Çatalca Adliye Sarayı önünde dönüşümlü olarak açlık grevinde.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: İşçi kardeşlerimiz Gebze Meydanı’ndalar. Onlarca kişi burada. Tarihi camiinin önünde bekliyorlar. Az evvel neler yaşandı? Engelleme, biber gazı müdahalesi var.
Yunus Durdu; Gebze Adalet Sarayı’na geldik, otobüslerin önü kesildi önce. Orada 1 km’lik yolu yürümek istedik yürütmediler. Adliye Sarayı’nın önüne geldik işçilerimiz ile barışçıl bir şekilde basın açıklamasını yaptık. Tek sıra halinde işçilerimiz ile beraber kaldırımda yürüyerek Kent Meydanı’na gitmek istedik emniyet müdürü yasak olduğunu olmayacağını tebliğ etti ancak biz konunun Valilerimizin yazısında da net. Ana yollarda kaldırımlar olmadığında sakınca var denilerek yürüyüşümüz engellendi. Kaldırımda bile yürütmeme kararı var. Valinin kararına uymayan emniyet müdürleri var. Biz kaldırımdan yürüyeceğiz dememize rağmen engel oldular. İşçilerin yoğun baskısı ile karşılaşınca işçilerin hepsine biber gazı sıkılarak insanları orada devlete karşı ötekileştirerek müdahalede bulundu. Burada yaralanan arkadaşlarımız oldu. Sonrasında yol açıldı Gebze Meydanı’na geldik. Burada bu insanlar bu ülkenin insanları yurttaşları. 300-400’e yakın işçi arkadaşımız geldik bir çiçeğin dalı kırılmadı.
Sırma İlhan; Biz Polonez fabrikasında çalışıyorduk emeğimizin karşılığını alamadığımız için Tek Gıda Sendikası’na üye olduğumuz için sokaklardayız. Ben çalışmak istiyorum. 150 gündür sokaklardayız. Kaymakam haklı olduğumuzu söyledi Vali haklı olduğumuzu söyledi Çalışma Bakanlığı haklı olduğumuzu söyleyip yazı yayınladı. Herkes haklı olduğumuzu bilmesine rağmen 150 gündür dışarıdayız. Evimizde huzurumuz kalmadı haklı olduğumuz için dışardayız. Emeğimizin karşılığını niye alamıyoruz? Madem sendikalaşmak yasaksa kaldırsınlar anayasadan! Ben anayasal hakkımı kullandım. Madem problemler olacak kaldırsınlar. Ben polis ile karşı karşıya gelmek istemiyorum. Neden karşı karşıya getiriyorlar? Neden kötü göstermeye çalışıyorlar bizi? Biz sıradan çalışan insanlarız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hangi şartlarda çalışıyorsunuz?
Sırma İlhan; Şarküteri ürünlerinde soğuk alanda çalışıyorduk. Yıllarca çalışmaya devam ettik ama emeğimizin karşılığını yoğun çalışmamıza rağmen alamadık. Yöneticilere söyledik olumlu dönüş yapmadılar. Vermedikleri paraları gündelikçilere veriyorlar. Bu hak mı? Bizim hakkımızı vermediler. Yüksek meblağ istemiyoruz çalıştığımızın karşılığını istiyoruz. Yeri geliyor asgari ücretin altını alıyoruz. Ne kadar mesaiye kalırsak vergiden gidiyordu. Ben kimsenin tarafında değilim. Biz emeğimizin karşılığını istiyoruz. Sendikal olarak çalışmak istedik. 150 gündür yapmadıklarını bırakmadılar. Hakkımızı niye bırakalım? 146 kişinin çocukları var, evleri var, herkesin geçim derdi var. Sesimizi duyurmak için ne yapmamız lazım? Kaymakam, Vali, Çalışma Bakanlığı biliyor. Biz Ankara’ya gidiyoruz çünkü Cumhurbaşkanı’na derdimizi anlatmak istiyoruz. Bu kadar basit bir olay yüzünden 150 gündür sokaklardayız.
Fadime Gülmez; Polonez fabrikasında 11 yıldır çalışıyordum. Sendikalaşmamızın başlangıcı zam diye gittik emeğimizin karşılığını verin diye onlar bize olumsuz şeyler anlattı. Biz de sendikalaştığımız için kod 46 dan çıkarttılar. Kızım öğrenciydi harçlığını çıkarmak için gelmişti ikimizi de kod 46 dan çıkarttılar. Biz zam istediğimiz zaman kapısına gidemiyorduk sendikalaşmaya başlayınca masaya gelip oturdunuz da masadan mı kaldırdık dediler. Biz masasına gidemiyorduk kapısını açamıyorduk. Bizi ertelediler. Sendikalaştığımız için işten kovulduk.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hem hakkınız verilmiyor karşısında sendikalaşmak istiyorsunuz sendikalaşmayı zorlaştırıyorlar ısrar edince işten atıyorlar ve siz direniyorsunuz.
Fadime Gülmez; her yola başvurduk. Sokaklardayız, son çare bunu bıraktılar. Sesimizi duyuramadık. 2 çocuğum üniversite okuyor. Zor durumdayız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sizi Ankara’ya bekliyorum Ankara’da sizi karşılayacağız. Umarım zorlamalar engellemeler biter hakkınızı duyurmuş olursunuz burada.
Yunus Durdu; Kadınlarımız ve Polonez işçisi çok mağdur. Bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz. Fabrikaya dönmek istiyoruz. Anayasa ve sendikalardan kaynaklı haklarımızı almak istiyoruz. Soğuklarda perişan olduk. 19 kadınımız hasta evdeler.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sesinizi duyuruyoruz duyurmaya devam edeceğiz. Allah kolaylık versin. Umarım önemli engelleme yaşamadan Ankara’ya ulaşırsınız biz bekliyor olacağız.
Polonez işçileri ile birlikte olduk. Zor durumdalar Çalışma ve İçişleri Bakanı’na duyuruyoruz; valilere ve emniyete işçilerin önünü kesin demeyin. İşçiler anayasal haklarını kullanmak istiyor. Kimseye zarar vermeden barışçıl bir şekilde Gebze’deler. Bu akşam oradalar. Kış şartları zor şartlar insanlar noele hazırlanırken onlar hakları için yollardalar ailelerini bırakmışlar ve şu anda meydanlardalar. Gebze Meydanı’ndalar. Umarım iyi bir şekilde Ankara’ya ulaşırlar.
Biz Polonez işçilerinin sesini duyurmaya çalışacağız ama Çalışma Bakanı’na da duyuruyoruz; lütfen bu sorunu çözün. İşçinin hakkı hukuku yenmesin Sayın Bakan Vedat Işıkhan. Size mecliste de bu konuyu söyledik. Grevleri ertelemek nedir! İşçinin hakkını hukukunu en başta sizin korumanız gerekiyor. Biz her zaman işçinin hakkını korumaya çalışıyoruz eğer siz de korumazsanız eleştireceğimizi ifade edelim.
Bu akşam programımızı burada bitiriyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar herkese hayırlı akşamlar hoşça kalın.”




























Yorumlar