18 Şubat 2025

ÖFG TV’den herkese merhaba, değerli izleyenler insan hakları ihlalleri bitmiyor. Her hafta Salı günü 21.00’da yaptığımız programımıza yine başlıyoruz ve insan hakları konuları ile ilgili konularımız, konuklarımız bitmiyor, hep misafir alıyoruz. Keşke misafir almasak, keşke bu üzücü konular gündem olmasa ama ağır insan hakları ihlallerinin gündem olduğu bir ülke!

Bir taraftan hasta mahpuslar veya mahpusların hasta çocukları, diğer taraftan ülkede hukuksuzca atanan kayyımlar, yağmur gibi devam ediyor. Her sabah kalkıyoruz gözaltılar, tutuklamalar, cezaevleri, adil olmayan yargılamalar ile ilgili kararlar kabus gibi bir ülkeye döndük gerçekten.

Bu kabuslardan birini yaşayan bir baba; Muhammed Albayrak bugün konuğumuz. Muhammed bey üzücü hadise yaşıyor çünkü eşi cezaevinde. İki çocuğu var birisi DMD hastası 3.5 yaşında diğer kızımız biraz daha büyük fakat hasta bir çocuğun ağır bakımı ile ilgilenmesi gereken anne cezaevinde. Anne yargılanıyordu ve ağır bir süre içeren yıllar ile ilgili ceza isteniyordu kendisinden. Uyduruk bir yargılamaydı Türkiye’deki birçok yargılamada olduğu gibi adil olmayan bir yargılamaydı ve Yargıtay cezayı bozdu ama Yargıtay cezayı bozmadan önce anne hapse girmişti. Neden? Bu nedeni anlatmak için Muhammed beyi misafir ettik. 2 çocuğu olan birisi ağır hasta olan bir anne Yargıtay kararı bozmasına rağmen çocuğun ağır hastalık raporu olmasına rağmen cezaevinde. Böyle insafsız işler dönüyor bu ülkede, böyle merhametsiz vicdansız işler dönüyor. Anne bir taraftan hapishanede çok üzüntülü bir şekilde beklerken diğer taraftan eşi ve 2 çocuğu büyük bir stres sıkıntı yaşıyor. Tüm bunları anlatması için bugün Muhammed Albayrak’ı konuk ettik. Son durum nedir?

Muhammed Albayrak: 13 Şubat’ta Yargıtay eşim hakkında bozma kararı verdi. Buna binaen avukatımız da çocuğun raporunu ekledi, Yargıtay bozma kararını ekledi, bunu Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. 1 gün sonra kaçma şüphesi ile eşim hakkında tutuklama kararının devamına karar verildi. 6 Mart’ta mahkeme tarihi verildi. Mervane Albayrak 10 Ocak’tan beri cezaevinde.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ocak’ta tutuklanmış bir anne ve cezası da oldukça hukuksuz olmasına rağmen hala bırakılmıyor. Siz neler yaşadınız? Aylardır, yıllardır sıkıntılar yaşıyorsunuz. Eşiniz Mervane Albayrak neden yargılandı? Neden bu sıkıntıları yaşadı?

Muhammed Albayrak: Ben Denizli’de öğretmendim, eşim de öğretmendi. 15 Temmuz hadisesinden sonra okul kapandığı için yargılamalar o dönemden sonra başladı. Çalışma iznimiz de iptal edildi. Hiçbir şekilde mesleğimizi ne ben ne eşim yapamıyorduk. Giresun’a geldik, hayatımızı sürdürürken eşim de ben de ceza aldık ve bu şekilde süreç başladı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Mervane Hanım’ın iki çocuğu var birisi oldukça ağır bir hasta çocuk raporlara göre. Çocuğunuzu tanıtır mısınız? Hastalığı nedir? Neler oluyor?

Muhammed Albayrak: Oğlum DMD hastası, kas erimesi olarak geçiyor. Kasları yavaş yavaş eriyor. 5-7 yaşından sonra düşmeler, merdiven çıkamamalar, 10 yaşından sonra tekerlekli sandalye, 20 yaşından sonra son raddesine geldiği için ölümler yaşanıyor bu hastalığın genel itibariyle gidişatı bu yönde. Şu an 4 yaşına yakın ama yaşıtlarına göre 1.5 yaş geri, 2.5 yaş gibi hala konuşamıyor. Raporda da olduğu gibi özel gereksinimi var. Birebir bakımda bile annesine ben yardım ediyordum, bakımı zor. 3 gün fizik tedavimiz, 2 gün yüzmemiz, 5 gün kreş var. hastalığın seyri devam ediyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: DMD oldukça dramatik bir hastalık. Biz bir taraftan da bu hastalığın ilacı ile ilgili ödemenin SGK tarafından yapılması için de ayrıca bir siyasi baskı yapıyoruz, tüm anne babalar bize başvuruyor bu konuyu gündemde tutuyoruz. Hasta sayısı belirginleşen en az 5000 hasta çocuk var ve Bakanlık bu ilacı ödemiyor. Oldukça önemli bir stres yaşanıyor. Diğer tüm ailelerin yaşadığı çocuğumun hastalığı artacak mı? Ölecek mi? Stresi yaşarken bir de siz artı stres yaşadınız. Oğlunuzun annesi yargılandı, ceza aldı, aylarca, yıllarca mahkeme koridorlarında, salonlarında mücadele verdiniz, en sonunda ceza aldı ve bunun uzun süre stresini yaşadınız. Bu dönem içinde neler oldu? Bir anne ve baba olarak annenin babanın hislerini anlatmanızı istiyorum. İki çocuğunuz var, sonuçta annenin cezaevine girme ihtimali var, bu konuda yaşananlar, sıkıntılar stresler, tedirginlikler, tahminler neler oldu?

Muhammed Albayrak: Benim de cezam olduğu için büyük kızım ben 2 yıl cezaevinde kaldığım sonrasında tutuksuz yargılandığım için büyük kızım ben cezaevindeyken büyüdü, oğlum da annesi cezaevinde büyümesin. Sağlığına kavuşma ihtimali var. Yurtdışında ilaç var. bununla alakalı tek amacımız biz kendimizden geçtik, telefon görüşmesinde de konuşuyoruz. “Ben kendimden geçtim, yatıp yatmama mevzu değil, bunların hukuksuz olduğunu biliyoruz ama biz çocuklarımız için özellikle hasta çocuğumuz için bu süreç bizi çok yıpratıyor. Tek başıma bunların üstesinden gelemiyorum, annesi geliyordu ama onun da bana ihtiyacı vardı. Düzenli bir işimiz olmadığı için ben yanındaydım, olmayınca şu an hiçbir şey yolunda gitmiyor. En azından çocuğunun sağlığını koruma amaçlı, fizik tedavi ve farklı şeyleri elimden geldiği kadarıyla yapmaya çalışıyorum ama çok iyi geçmiyor. Giresun’dayız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: İkiniz de öğretmendiniz, okullarınız kapatıldı, işsiz kaldınız, çalışma izinleri iptal edildi, yaşadığınız ağır maddi daralma var. orada neler yaşadınız?

Muhammed Albayrak: Şu an hala çalışamıyorum. Emlak işi ile uğraşıyordum onu da bırakmak zorunda kaldım bu olaylardan dolayı. Ailemizin yardımı ile geçiniyoruz. Eşime de ailesi yardım ediyor. Başka bir gelirimiz yok. 15 Temmuz’dan beri ne sigorta ne düzenli bir iş anlamında gelirimiz çalışmamız olmadı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yaşamaya çalışıyorsunuz gibi ama sizin yaşadığınız bir cezaevi hayatı var, ardından serbest bırakıldınız ancak eşiniz ile ilgili bir sıkıntı yaşıyordunuz çünkü Yargıtay’daydı dosya, süreç sıkıntılıydı. Siz birtakım doktorlara başvurdunuz. Türkiye’de bu konuda iyi denilen doktorlara başvurdunuz ve bu arada başınıza Edirne’deki bir doktorun peşinde koşarken hadise geldi.

Muhammed Albayrak:Bu hastalığı yaşayanlar bilir Türkiye’nin her yerindeki doktorlara gidiyoruz. Bazı konularda uzmanlaşmış doktorlar var. DMD’ye önem veren çalışmalar yapan doktorlarımız var. bunun için de eşim Edirne’ye gitti beyin ve sinir cerrahisi vardı. Çocuğum konuşma geriliği yaşadığı için tutuklanmadan önce 2 defa gittik. Tutuklandığı gün de kontrol amaçlı gittik o zaman da Edirne ilçesinde giderken Babaeski’de bir kafede otururken orada tutuklandı. Denizli Nöbetçi Hakimi’nin dediğine göre “Giresun’da yaşayıp Edirne’de randevu almak hayatın olağan akışına aykırı” diyor ama biz sadece Edirne’de almadık. Balıkesir’de çocuğumu sünnet ettirdim çünkü o işin uzmanı orada. Hassas bir hastalık bu. Ben çocuğum için İzmir’de kas merkezine gidiyorum yılda 3 kere kontrole. Trabzon’da Samsun’da da var ama İzmir’e götürüyorum. Bu hastalığı yaşamayan bilmez. Biz de bunu değerlendirmek amaçlı Edirne’ye gittik ve orada tutuklandı. Hayatın olağan akışına aykırı bir randevuymuş. Av. Hatice Yıldız da bahsetti, duruşma boşluğunda başka bir duruşmayı takip ederken birine ceza vermiş ama tutuksuz yargılaması, yurt dışı yasağı koymuş. Altına da uyarı koymuş “Sınır illerde dolaşma” tutuklanırsın.” Diye. Böyle bir atmosfer yaşıyoruz. Ben de Edirne’ye gidiyorum haftada 2 kere Giresun’dan kalkıp eşimi ziyarete. Ben de mi tutuklanabilirim? Ben de o korkuyu yaşıyorum. Benim de dosyam Yargıtay’da şu an. Hakimlerin dediğine göre gitmemem gerekiyor eşimi görmek için.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ülke sınırları içindeki bazı illere gidersen tutuklanırsın deniliyor yargı makamları tarafından. Böyle bir şey olamaz. “Oralarda dolaşırsan seni tutuklatırım” demek olacak bir iş değil ama burası Türkiye, sizin gibi başka vakalar olduğunu duyuyoruz ki hasta çocuk ile ilgili eşyaları alarak gitti. Edirne’den Yunanistan’a geçiş niyeti olsa farklı şekilde giderdi sanırım ama çocuğunun hastalığı ile ilgili gerekçeleri toplayarak gitti.

Muhammed Albayrak: Duruşma tutanağında da bahsedilmedi. Çantası var günlük kullanılması gereken ilaçları ve kıyafetleri vardı. Kaçma şüphesi oluşturacak yanında bir şey yoktu. Emniyet tutanaklarında da mevcut.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu insani vicdani durumu hakim beye anlatamadınız mı? Yaşadığınız sıradan bir durum değil. Kucağında hasta çocuk olan anne bir şeyler anlatmaya çalışıyor elinde raporlar var ama hakim bey onu aylardır dinlemiyor. Duruşmalar geçiyor, itirazlar yapılıyor, Yargıtay cezayı bozuyor, tüm bunlara rağmen hakim bey direniyor.

Muhammed Albayrak: Durumu öğrenir öğrenmez Giresun’dan Edirne’ye gittim, oradan avukat ayarladık. SEGBİS ile bağlanıldı. Çocuğu ve hastane gidiş geliş raporlarını Denizli’deki nöbetçi mahkemeye oradan avukat bulup belgeleri gönderip çıktı alıp direkt elden teslim etti ama hiçbir şekilde dikkate alınmadı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annenin cezası bozuldu, “Sen nasıl Edirne’de dolaşıyorsun?” denildi ama ardından kısa bir süre sonra ceza bozuldu. Belli ki çok hukuksuz bir ceza bu. Cezanın içeriği neydi? Ne ile itham ediliyordu?

Muhammed Albayrak: Eşim de ben de öğretmendik. Sendika, banka, bylock iddiası vardı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bunları hukuksuz buldu mahkeme ve bozdu. İnsani durum nedir? Çocuk anne ile beraber mi? Çocuk hasta bir çocuk annesine çok gereksinimi var, çocuğa laf anlatamazsınız, anlamaz bu durumu ve iki çocuk var. Bir çocuk belki anlar ama ikinci çocuk için zor bir durum var. 2 aydır çocuk anne ile beraber mi? Sizinle ise neler yaşıyor?

Muhammed Albayrak: Çocuk özel bakım gerektirdiği için annenin yanında değil, benim yanımda çünkü fizik tedavi ortamı, haftalık yüzmeleri olsun, doğal yemesi lazım. 4 yaşında çocuk ama bu zamana kadar yemesine dikkat ettik. Bakımı birebir özen gösteren bir bakım. Ben kendi yanıma aldım çocuğumu. Annem yardım ediyor. Annem düzenini bozup kendi evime geldi. Bu şekilde zorlu şartlar altında tek başıma zaten yapamam. Annem de yapamaz. Annesi olmadığı sürece geçici çözüm bulmaya çalışıyoruz ama elimizden geldiği kadar bakımını yapmaya çalışıyoruz ama annesi olmadan bakımı çok zor. Her anında yanında olunması gereken bir hastalık bu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çocuk anne gözaltına alındığında bir huzursuzluk yaşadı mı? Annesinden ayrılma anında veya sonrasında siz çocuğu cezaevine götürdünüz mü? Anne çocuğu görebiliyor mu?

Muhammed Albayrak: Ben Giresun’dan geldiğim için eşimin kardeşi Balıkesir’den daha erken gitti, çocuğu o aldı. Alırken zorluklar yaşandı. Gitmek istemedi ama mecburen ağlasa da almak zorunda kaldık. Mahkemelere gidemiyor, görüşlere de götüremiyorum büyük kızımı götürüyorum ama küçük oğlumu götüremiyorum çünkü kasları çok yoruluyor, uzun yolculukta. Onu göze alamıyoruz. O yolculukta buradan Edirne’ye araç bile yok. 20-22 saat süren bir yolculuk var. O yüzden bunu yapamıyoruz. Nakil istedik, bu taraflar olursa belki annesini görme imkanı olur. Bu zamana kadar göremedi annesini.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annenin ruh hali nasıl?

Muhammed Albayrak: Annenin ruh hali hapishane ortamı ne kadar iyi olayım dese de iyi değil çünkü çocuklarından ayrı tek düşüncesi küçük çocuğunun iyileşmesi onun için elinden gelenin yapılması. DMD ilacı Avrupa’da veya Amerika’da çıktı. 4-6 yaş arasında kullanıma başladı bu ilaç, bunun tam yaşında anne hapishanede. İlacı alma imkanımız olacak belki. Yurt dışına gitme imkanımız olacak ama yurt dışı yasağımız da var. Nasıl bir yol izlemeliyiz onu da bilmiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Diyelim ki anne çıktı siz dışarıdasınız ama çocuğunuzun tedavisi için yurt dışına gitmeniz gerekir ki yurt dışı yasağınız olduğu için gidememe ihtimaliniz olduğunu söylüyorsunuz.

Muhammed Albayrak: 15 Temmuz’dan sonra yargılanmaya başladık. Yaklaşık 7-8 yıldır yargılanıyoruz, dilekçe de yazdık yurt dışı yasağımızın kaldırılması hususunda. Bununla ilgili olumlu bir cevap alamadık. Anne çıksa çocuğuna bakacak ama ilacın parasını toplasak insanların yardımı ile ama yurt dışına gitme imkanımız yok. Yurt dışı yasağımız var. Bunun için özel izin gerekir mi verirler mi vermezler mi bilmiyorum. Ahmet ve Yusuf Kerim örneklerinden bunların zor olduğunu biliyoruz. Annenin özgürlüğüne kavuşmasını, sonraki süreci takip edeceğiz. İlacı almasının tam yaşı. 4-6 yaş arasında ilacın en faydalı olduğu dönem. 6 Mart’ta mahkemesi var Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: 6 Mart’ta Mervane Albayrak’ın serbest bırakılmasını bekliyoruz. Olacak bir iş değil. Bunu anlamak mümkün değil. Çocuğunun tedavisi için Giresun’dan Edirne’ye giden ki başka illere de giden. Balıkesir, İzmir’e de giden.

Muhammed Albayrak: Bursa Uludağ Üniversitesi’nde sünnet yaptırdık. Karadeniz’de hastaneler vardı ama gidip Bursa’ya sünnet yaptırdık. İzmir’e yılda 3 kere kas merkezine gidiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kas hastası çünkü her türlü tıbbi tedavi ve takibi özellik arz ediyor. Siz de çeşitli illeri dolaşıyordunuz. Doktora gitmek isterken yolda kafede yakalanıyor. Kaçma durumu da yok. Arama kararı da yok.

Muhammed Albayrak: Tutuklanmadan önce 2 kere gitti çevirmeye girdi ama sıkıntı olmadı 3. De sıkıntı oldu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Belli ki adil olmayan bir şekilde yargılanmış. Hasta bir çocuk annesi, iki çocuk annesi olarak yıllarca stresler yaşamış, ceza alacak mıyım almayacak mıyım? Başıma neler gelecek? Bu arada siz cezaevindesiniz. Sıkıntılar maddi manevi yaşanıyor. Kendisi ile ilgili tedirginlikler var ve bu arada ceza alıyor ve ceza o kadar belli ki hukuksuz ve Yargıtay’da bozuluyor. Bu çerçevede çocuğu için il il dolaşırken tutuklanıyor ki burada tüm yaşadığı hukuksuzluklardan sonra hukuk güvenliği ile ilgili sıkıntılardan sonra bir de anayasal seyahat özgürlüğü de gasp ediliyor. Seyahat özgürlüğü denilen bir özgürlük var anayasal olarak. Ülke içindeki bir yere gidebiliriz kimse engelleyemez ama kafadan yasak çıkarılmış “Sınır illerinde dolaşırsan tutuklanacaksın.” Var mı böyle yasada bir şey? Anayasada var mı? Yok ama keyfi birtakım kararlar ki bunu yaşayan da %90 üzeri engelli bir hasta çocuğun annesi bunu yaşıyor. DMD oldukça dramatik bir hastalıktır, bir hekim olarak biliyorum ilerleyen kas zafiyeti Allah korusun ileride ölümlere yol açabilmekte, solunum kasları felci ile bunlar yaşanmakta ve çocuk ağır bir süreci yaşamakta ve şu anda yurt dışındaki ilaca ulaşmaya çalışıyorsunuz.

Muhammed Albayrak: Yargıtay’ın bozma kararına istinaden 6 Mart’taki olan duruşmada eşimin serbest bırakılmasını, tüm adli kontroller de denilebilir ama çocukların yanında olmasını istiyorum çünkü kas hastası, zorlu bir hastalık bu hastalıkta bir gün dahi annesinden ayrı kalmasın, o yüzden 6 Mart’taki mahkemede serbest bırakılmasını istiyorum.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz de tüm kamuoyuna ve mahkemeye bu çağrımızı yapıyoruz. Büyük bir dram yaşanıyor, aile dramı yaşanıyor. Hasta çocuk annesinden ayrı belki her gün bunun için ağlıyor, bunun için aile ve büyükler stresler yaşıyor. Çocuk annesini göremiyor, anne çocuğu göremiyor hasta bir çocuk. Tedavi aksıyor ve bu çocuğun sağlığına da zarar veriyor. Annenin yaşadığı hukuksuzluk ayrı bir şey çocuğun sağlığı önemli. Bu çocuk şu anda stresler yaşarken sağlığı da iyiye gitmez. Bunu da hatırlatmış olalım.

Muhammed Albayrak: Hastalık zorlu olduğu için ani sinirlenmeler, ani ağlamalar daha önce yoktu. Anne gittiğinden beri farklı huylar edinmeye başladı. Biraz daha konuşamadığı için kendisini de ifade edemiyor. 4 yaşında ama konuşamıyor. Kreşteki arkadaşları iyi konuşuyor ama onlara cevap veremiyor hastalığından dolayı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ağır bir engellilik hali ile beraber annesinden ayrı kalması nedeniyle psikolojik sorunlar yaşamaya başlayan bir çocuk var. Bu bizim vicdanımızı en ağır bir şekilde sızlatan bir durumdur. Bu durumlar gerçekten milletvekili hayatımda bazen rastladığım durumlardı. Binlerce ihlal ile karşılaşıyoruz ama benim için en hassas en vicdan sızlatan olaylar bunlardır. Hasta bir çocuk ile ilgili yaşanan anne baba travmalarıdır. Biz bununla ilgili çok dramatik hadiseler ile uğraştık; Yusuf Kerim Sayın, Ahmet Burhan Ataç çocuklarımız ile uğraştık. Dramatik hadiselerdi. İnşallah çocuğumuz daha da bu stresi yaşamaz. 6 Mart’ta tahliyesini bekliyoruz ve en önemlisi kamuoyunun yüksek duyarlılığını bekliyoruz. Tüm kamuoyu bu konuya duyarlı olsun lütfen. Meclis’te biz de gayret edeceğiz.

Programımızın ikinci bölümünde HDK Eş Başkanı Sayın Ali Kenanoğlu vekilimizi konuk edeceğiz. Bu sabah yine onlarca kişi gözaltına alınmış, evlere baskın yapılmış, insanlar darp edilip götürülmüş. HDK ile ilgili önemli bir gözaltı furyası yapılmış. Bu konu ile ilgili HDK Eş Sözcüsü Sayın Ali Kenanoğlu ile görüşeceğiz. Onlarca hak aktivisti gözaltında ve son durumu bize aktaracak.

Ali Kenanoğlu: “” Her sabah bir operasyon ile uyanıyoruz. Bu sabah operasyon haberleri ile uyandığımızda çok sayıda arkadaşımızın gözaltına alındığı ile ilgili bilgiler gelmeye başladı. Operasyonun ne çapta olduğu ilk etapta anlaşılamadı. HDK üyesi 52 kişiye operasyon yapılmış değil! Toplumun farklı kesimlerinde farklı alanlarda siyaset yapan sanatçı, ressam, müzik ile uğraşan, parti genel başkanı gibi isimler var. Siyaset ile alakası kalmamış, kendini dinlenmeye çekilen arkadaşların da gözaltına alındığı bilgisini alıyoruz. 52 kişi gözaltında diye ifade ediyor emniyet savcılık ama listesi elimizde yok.”  Cumhur İttifakı’nı sadece AKP MHP olarak sayıp yanına koyduğu başka partiler de var. Bunlar bir ittifak oluşturdu. O dönem Dem Parti ve başka partiler ile de ittifak oluşturdu. İktidar kendisi gibi düşünmeyen ya da iktidardan edebilme ihtimali yüksek toplumsal dayanışmaları engellemeye, terörize etmeye çalışıyor. Gözaltına alış şekilleri konusunda alışageldiğimiz yöntemler; kapıların kırılması, insanların ev halkının içinde yerlere yatırılması gibi uygulamaları duyduk. Rencide edici şeyler bunlar. İnsanların suçu olmuyor, gözaltı süreci tamamlanıyor. 52 aktivistin gözaltında olduğu söyleniyor. Hangi kesimden kimlerin alındığını bilmiyoruz. Birbiri ile irtibatı olmayan insanlar var bu operasyonun içinde. Bilmediğimiz isimler de var. Biz 43 isim tespit edebildik, 9 ismin kim olduğunu bilmiyoruz. 60 kişi deniliyor 52 kişiye ulaşıldı 8 kişi aranıyor deniliyor. Onların kim olduğunu da bilmiyoruz. CHP dahil olmak üzere sol sosyalist yapılar dahil olmak üzere, Filistin’e Özgürlük Mücadelesi yürüten aktivistler de dahil olmak üzere hepsini kapsayan, Türkiye’nin muhalif kesimlerinden neredeyse tamamını kapsayan “torba operasyon” yapıldı. HDK ile alakası olmayan insanlar da var. Operasyon savcılık tarafından HDK operasyonu olarak duyurulmuş olsa da HDK ile alakası olmamış kişilerin bile alındığını gördük. Geniş toplumsal muhalif kesimlere yönelik bir operasyon bu. Savcının açıklaması aslında geçen gün CHP Belediye Meclis Üyesine yapılan gerekçenin kopyala yapıştırıydı. HDK’yi kullanışlı bir aparat olarak kullanıyorlar. Ahmet Özer’e de bahane olarak kullanıldı. Kent uzlaşısının HDK’nin yaptığı öne sürülüyor. Kent uzlaşısı ittifakı yapılır ve seçime öyle gidilmiş. Kimi yerlerde aday çıkartılmamıştır gibi farklı anlaşmalar yapılmış. Bu da gayet doğal. Halkların Demokratik Kongresi 2011 yılında çözüm süreci öncesinde toplumsal dinamiklerin yüksek olduğu zamanda, ekonominin yerlerde süründüğü, asgari ücretin, emekli maaşların insanları geçindiremez vaziyette olduğu. KCK operasyonları ile belediye başkanlarına kelepçelerin takıldığı süreç içinde siyasi partilerin, derneklerin, federasyonların, aktivistlerin yan yana gelerek oluşturdukları platform. 2011 yılında kurulmuş. 13 yıldır Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele ediyor. Biz Kasım’ın başında kongrede göreve geldik. İllegal yapı salon tutup kiralayıp salonda kongre yapar mı? İllegal yapı kongresini canlı yayınlar mı? İllegal yapının sosyal medya hesabı olur mu? İllegal yapı toplantıları bu alanlardan yayınlar mı? İllegal denilen şeyler her şeyi gizli saklı yapar. İnsanların isimlerini açıklamaz. Biz televizyonlara çıkıp konuşuyoruz. Diğer eş sözcümüz Parlamentoda Milletvekili Meral Danış Beştaş. HDK platform. Platformu oluşturan yapılar legal yasal dernekler masasına başvurarak dernek kurmuş, partilerden oluşuyor. Savcılık diyor ki; önce DTK’yı kriminalize edip kapısına kilit vurdu İçişleri Bakanlığı ! O da bir platformdu. Diyor ki: “HDK, DTK’nın devamıdır. DTK KCK yapılanmasıdır. KCK’de PKK’nin yapısıdır. Kent uzlaşısı DTK tarafından yürütülmüştür.” diyor. Bu maddi hatadır. DTK faaliyet yürütürken HDK’de vardı. HDK anayasa konusunda öneri de sunmuştur, birtakım görüşmelere de katılmıştır. Toplumun doğa, çevre konularında açıklamalar yapıyoruz. HDK iktidar ve yargı açısından kullanışlı bir aparat çünkü toplumun önemli kesimi HDK’nin kapısından geçmiştir. KHK’liler Karadeniz’de dertlerini anlattılar, birlikte çalışmalarda bulunduk. Muhalefet eden aktivistlerin %90’ı bir şekilde HDK ile ilişkilenmiştir. Çok kullanışlı bir aparat buldu iktidar! “Herkesi bu torbaya atarım.” diye bakmaya başladı. HDK ile ilgili bir yargı kararı yok ellerinde ama “DTK’nin devamı, bağlantısı” üzerinden bir şeyler kurmaya çalışıyorlar. Altı boş bir iddia. Biz bunları dile getiriyoruz. HDK demokrasinin olmazsa olmazıdır. 3 Kasım’dan bu yana barışı çalışıyoruz. İktidarın teşekkür etmesi lazım bize. Öcalan’dan çağrı bekliyor, görüşme yürütüyorlar, heyetler Erbil’de görüşmeler yapılıyor, Kandil’e mektuplar gönderiliyor. Bunların hepsi devletin bilgisi dahilinde. Biz HDK olarak “Bu süreç barışa evrilsin.” diyoruz. Sadece siyasetçiler değil toplum da barışmalı diyoruz. Hafta sonu Tekirdağ’da barış paneli yaptık. Birçok yerde barışı konuşuyoruz HDK olarak. Barış için 1 milyon imza kampanyası başlattık. İktidar bize teşekkür etmesi gerekiyor. Devlet Bahçeli 3 Trilyon $ para gitti dedi. Bunun önemli kısmı emekliden, işçiden kesilerek gitti. Mermiye para harcanacaksa bunu emeklinin, işçinin maaşından keserek yapıyor. HP ile DEM Parti’nin seçmenlerinin arasını açmaya yönelik operasyonlar yapıyor. Kürt sorunu çözme konusu ile ilgili Özgür Özel olumlu laflar etti fakat Ahmet Özer operasyonundan sonra Kürt sorunu ile ilgili açıklamalar gelmiyor. “Bu sorunu ben çözerim” mantığı var.”

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bugün iki önemli insan hakları ihlali ve iki önemli konuk ile program yaptık. Haftaya salı günü saat 21.00’da yeni bir ÖFG TV programımızda görüşmek dileğiyle. Hayırlı akşamlar.

Yorumlar