14 Mayıs 2024

ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.

Geçtiğimiz hafta üzücü bir gözaltı operasyonu yapıldı. İki çocuğumuz ile konuşacağız çünkü çocuk yaşta gözaltına alınan bir sürü çocuk oldu bu “terör” operasyonu adı altında 38 kişi gözaltına alındı çoğu çocuktu. Çocuklar mağdur edildi kimisinin yakınları tutuklandı. Mağduriyet devam ediyor. Geçtiğimiz hafta sizi gündem etmiştim Meclis’te “terör” operasyonu denilerek gözaltına alındınız ve üzücü muamelelere maruz kaldınız.

Nil Zülal: Sabah 10-15 polis geldi evimize. Evimizi aradılar, dağıttılar. Bize açıklama yapmadılar. “Sizi çocuk şubeye götüreceğiz.” Dediler ve bizi Üsküdar Çocuk Şube’ye götürdüler. Biz çıktık ailemden haberim yoktu. Çocuk Şube’de benim gibi 12-13 genç kadın gördüm. Gün içerisinde psikolojik şiddete maruz kaldık. İletişim kurmamız engellendi. Kardeşim ile konuşmama izin verilmedi. Sorgu esnasında hakaretlere maruz kaldık. Psikolojik baskı devam etti. Avukatlarımızı talep ettik. Avukat gönderilmedi, ifadelerimiz avukatsız alındı, avukatlarımız içeri giremedi. Avukat olmamasından oluşan rahatlıkla cümlelerimiz çarpıtıldı, ifadeye geçirilen cümlelerde birçoğu söylediğimiz gibi yazılmadı.

Zümra: 10-15 polis geldi. Ablam ile farklı araçlarda götürüldük. Beni araçta sorguya almaya başladılar operasyon ve annem ile ilgili. “Sorguda mıyım?” dedim. Oraya gittğimizde birçok genç kadın vardı. Psikolojik şiddete maruz kaldık. Akşama kadar yemek vermediler. Ailelerimiz yemek sokmaya çalıştılar. Akşama kadar aç kaldık. Sorgu sırasında çok kez bağırdılar, söylemediğimiz şeyleri yazdılar. Sorguya girmeyi beklerken polis geçerken başımızda duran kadın memur: “İçeride size kan kusturacaklar.” Dedi. Sorguya girene kadar orada neden olduğumuzu anlamadık bilgilendirme yapılmadı.

Nil Zülal: Yalancısınız korkaksınız diye bize bağırdılar. Annem ve ablam tutuklandı. Annem Parkinson hastası ve karaciğer nakli oldu. Ablam 19 yaşında hukuk okuyordu 1. Sınıf öğrencisiydi ve hukuk okuyan ablam hukuksuz bir şekilde yargılanıyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annenizin sağlık durumu nedir?

Nil Zülal: İlaçlarını zor aldı yanına. Polisler evde kavga çıkarttı ilaçlarını almak isteyince. Şu an cezaevinde annem. Cuma günü eşyalar göndermiştik polisler kaybetmiş onları. Annem ve ablama eşya da iletilmedi. Annem operasyondan 10 gün önce Parkinson teşhisi konulmuştu. 1.5 yıl önce karaciğer nakli oldu siroz kanseriydi. Karaciğer kontrolleri devam ediyordu. Cezaevinde şu an tedavisine devam edemiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Karaciğer nakli ile ilgili ilaçlarını kullanabiliyor mu?

Nil Zülal: Bilgi verilmedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ziyaret edebildiniz mi?

Nil Zülal: Koğuşları belli olmadığından ziyaret edemedik. Annem 52 yaşında.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annenizin sağlığından endişe duyuyorsunuz. Hem karaciğer nakli var hem de Parkinson. Kaç kişi gözaltında şu anda?

Nil Zülal: 29 kişi tutuklandı. Çok az kişi serbest bırakıldı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Annenizin hasta olması sıkıntılı bir durum, karaciğer nakilli bir insanın bağışıklık sistemi düşüktür ilaçlarını kullanmayıp cezaevi gibi sağlıksız olabilecek ortamda bulunmaları sağlık açısından sıkıntılı. Çocuk yaşta gözaltına alındınız, bu kulağa garip geliyor. Çocuk yaşta gözaltına alınmak nedir? Ne ile itham edildiniz? Neye zorlandınız?

Nil Zülal: Bizi genel olarak bir terör örgütü hakkında bilgi alma amacıyla aldılar ve sorgu esnasında çok küçük 13 yaşında kızlar vardı. Sorguları çok üzün sürdü aralarında en büyük bendim 17 yaşındayım. Başörtülü kızlara ibadetleri yapıyor musun deyip suçmuş gibi itham edip psikolojik baskı uygulandı. Suç olmayan şeyleri bize yapıyor musunuz? Tarzı sorular sordular!

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Psikolojik baskı ve hakarete varan tavırlar oldu diyorsunuz.

Nil Zülal: Sorgudan sonra 16 saat oradaydık kalkıp yürümek istedik 10 m2’lik odada, yerine otur dediler. Kardeşim benden sonra sorguya alındı, çıktıktan sonra çok korktuk. Kardeşime sarılmak istedim, arkadan memur “O ikisini ayırın yan yana oturmayacaklar” dedi, iletişim kurmamızı engellediler. Bizi susturdular.

Zülal: Çocuk şubede ifade verdik, memurlar çocuk şubenin memurları ama bize çocukmuşuz gibi muamele gösterilmedi. Benim yanımda arabada giderken anneme hakaret ettiler ama çocuk şubenin memuru.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Size yetişkin ve suçlu gibi davranılmış gibi gösterildi.

Nil Zülal: Sorgudan sonra alındığımız odada ailelerimiz görünüyordu pencereleri kapattırdılar, el sallayıp iyiyiz demek istedik ona bile engel oldular.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sizi nasıl etkiledi sıkıntılı 16 saat yaşanmış. Psikolojik olarak nasıl hissediyorsunuz?

Nil Zülal: Ben her kapı çaldığında korkarak gidiyorum ve tedirgin oluyorum. Annem içeride, onu düşünüyorum. Sağlığı iyi değil, ablam 19 yaşında ablamın geleceği karardı 1. Sınıf hukuk öğrencisiydi final sınavları geliyordu onlara giremedi. Bunları düşünüyoruz sadece.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu an yakınlarınız mı size bakıyor?

Nil Zülal: kendi başımıza idare ediyoruz. 5 kardeşiz.

Zümra: Çok fazla haksızlığa uğradık, mağdur olduk. Annem ablam içeride, haber alamıyoruz. Onlar için endişeleniyoruz. Ablamın okulu için hukuk bölümü gelecekte kendi ayaklarının üzerinde durabileceği bir bölüm. Onun vardır şüpheleri ve kaygıları bizim de var. Annemin sağlık durumu var. Parkinson teşhisi konuldu, karaciğer nakli oldu. 9 yaşında kardeşim var. sabah ilk geldiklerinde anneme kardeşimin yanında hakaret ettiler. Polis deyince aklımıza bizi koruyup kollayacak memurlar geliyordu ama öyle değilmiş bunu fark ettik. Bu yayını yaptığımız için de korkuyoruz tekrardan başımıza gelebilir mi diye.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu anda belirsizlik var. Hangi cezaevinde?

Nil Zülal: Bakırköy Kadın Cezaevi’nde. İletişim kurmadık.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Telefon ile iletişim olması lazım. Tedirginsiniz annenizin sağlığından ve size uygulanan muameleden dolayı travma yaşadınız. O günü unutamıyorsunuz. Nasıl oldu? Kötü muamele oldu mu?

Nil Zülal: Bize bilgilendirme yapılmadı, salona geçirildik. “Çocuk şubeye götüreceğiz.” Dediler anneme bağırdılar. Annemin üst araması oldu. Bağırma sesleri geldi içeriden.

Zümra: Eve geldiğimizde annemin odasında her yer dağılmıştı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok geçmiş olsun. Umarım bu sıkıntı gider ve en yakın sürede annenize ablanıza kavuşursunuz. Burada önemli olan sizin çocuk yaşta gözaltına alınmanız ve kötü muamele görmeniz. Biz de mecliste bunu gündem ettik ve soru önergesi verdik bakanlığa cevabını bekliyoruz ve anneniz ve ablanızın hangi gerekçelerle tutuklandığını bilmiyorum fakat görüntü o ki; çok belirgin somut bir neden de yok. Olayı takip edeceğiz ve umarım adalet gerçekleşir ve yakınlarınıza kavuşursunuz.

Nil Zülal: Bizler çocuk haklarının hiçbir siyasi çıkar veya politik kavga arasında ihlal edilmesini istemiyoruz buradan tüm insan hakları derneklerine duyarlı olmaları konusunda seslenmek istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çocuk hakları hiçbir siyasi kavganın manivelası olamaz diyorsunuz. Korunmamız gerekirken kötü bir muamele gördük bundan da mağduruz diyorsunuz. Sıradan fiiller suç olarak gösterildi diyorsunuz. Maalesef bu hukuksuzluklar Türkiye’de çok yapılıyor. Çocuk yaştaki insanlara da yapılıyor. Bunun kurbanlarından ikisi de bugün programımıza katıldı. Tahminen kaç çocuk vardı gözaltında Üsküdar Çocuk Şube’de?

Nil Zülal: 15 çocuk vardı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok geçmiş olsun. Çocuk hakları denilince çok parlak şeyler söyleyen iktidar yetkililerine seslenelim; çocuğun üstün yararı, çocuk hakları demeye sıra gelince kimse onları geçemiyor fakat bir siyasi meselede çocuklar çok kolay bir şekilde kurban edilebiliyor ve bundan dolayı müzdaripler. Unutamayacakları bir travma yaşadılar belki de umarım atlatırsınız ve yakınlarınıza bir an önce katılırsınız.

Maalesef çocuklara yönelik zorbalıklar özellikle OHAL döneminde arttı ve hem çocuklar bu tür gözaltılarda çok korkutuldu, Yusuf Kerim’ler, Ahmet Burhan Ataçlar ve diğer binlerce çocuk bu tür sabaha karşı evlere yapılan gözaltılarda çok büyük sorunlar yaşadı. İnsanların ifadesini almak istiyorsanız savcılığa veya karakola davet edebilirsiniz. Bu şekilde çocuklara travma yaşatacak bir şekilde evlerine baskın yapmak aç susuz bırakmak psikolojik baskı yapmak kabul edilecek bir şey değil. Bakanlığa sorduk ve gündem ettik mecliste.

Bugünlerde Sinan Ateş cinayeti ile gelişmeler devam ediyor. Sürekli gündemimizde ve bu konuda iktidarın bu cinayet hakkındaki karartmasını kabul etmiyoruz. Apaçık bir şekilde “Bunun kalemi kırıldı” diyen insanlar en sonunda Sinan Ateş’i vuruyor öldürüyor ve daha sonra özel harekat polislerinin getirdiği tetikçileri ülkü ocakları genel başkanı arabasıyla Ankara’dan İstanbul’a tekrar kaçırıyorlar. Buna insanım diyenler itiraz etmeli. Buna itiraz etmek için Ayşe Ateş olmanıza gerek yok bu felakete karşı reaksiyon göstermelisiniz değerli arkadaşlar.

MHP’nin AK Parti’nin güya bağımsız gibi gösterilen OHAL Komisyonu ve yargıya müdahale ettiği ortaya çıktı ve Ayşe Ateş ifadesinde; MHP’de birtakım KHK’lılar hakkında değerlendirme yapıldı ve bunlar hakkındaki değerlendirmeler ile kimin cezaevine girip girmeyeceği veya görevine iade edilip edilmeyeceğinin ortaya çıktığını ve buna göre kararlar alındığını. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün bu kararları aldığını belirtti. Sayın eski Adalet Bakanı Abdulhamit Gül hala sessiz. Biz konu hakkında kendisine sosyal medyadan da sorduk binlerce kişi sordu; bu ne iştir Sayın Abdulhamit Gül? Ne dolaplar dönüyor? Biz OHAL Komisyonu’nun hukuksuz olduğunu defalarca söyledik, adil kararlar almıyordu. Yargı da birilerinin talimatı altındaydı. Kendisine sorduğumuz zaman Sayın Abdulhamit Gül: “Yargı bağımsızdır karışamayız.” Derdi. Meğer kendisine raporlar gidiyormuş kimin cezaevine girip girmeyeceği belli oluyormuş. Bu iddialara karşı cevap verecek kimse yok mu? Sayın Abdulhamit Gül buradan size tekrar soruyorum; yüz binlerce KHK ile ihraç edilmiş mağdurun hakkını hukukunu böyle gasp ettiniz mi? Birilerinin uyduruk raporları ile kalkıp adamın kadının ailelerin hayatını karartıp boşanmasına, insanların kanser olmasına intihar etmelerine neden oldunuz mu? Bu dünyada da öte dünyada da altından kalkamazsınız! Öte dünyada bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Böyle raporlar size geliyor muydu? “Şu şucudur bunu iade edin, bunu etmeyin. Bu hapse girsin.” Adalet Bakanısınız ve size raporlar geliyor ve birileri cezaevine girmiyor öyle mi? Buyurun cevaplayın Sayın Abdulhamit Gül! Çok önemli iddialar, cevap konusunda Abdulhamit Gül’den beyanat bekliyor yüz binlerce insan!

Programımızın ikinci bölümünde; çok vahim bir olay yaşandı geçtiğimiz haftalarda. Mülteci Ali Veli Erzincan L Tipi Cezaevi’nden tahliye edildikten sonra kendisinden haber alınamadı ailesi kendisinin işkenceye uğradığına dair görüntüler paylaştı. Cezaevinden çıkıyor güya geri gönderme merkezine gidecek yolda birileri demek ki Ali Veli’yi alıyor başka işler dönüyor! Sorguya tabi tutuyor, “Kim bu adamlar? Neden olmuş?” her şey bellidir aslında! Cezaevinden alıp geri gönderme merkezine götürüyorsanız her şey resmidir. Teslim eden alan! Ali Veli Nerede? Bu cezaevinden kim götürdü Ali Veli’yi? Kim teslim aldı? Çok basit sorular ama cevabını haftalardır alamıyoruz. Bu meselenin aydınlanması için Av. Gülistan Duran ile görüşeceğiz. Gülistan Hanım ile öncesinde de görüşmüştük. Halen soru önergemize cevap gelmedi. Ali Veli’nin yurt dışına gönderildiği haberleri ortalıkta dolaşıyor. Büyük bir garabet var ortada.

Gülistan Duran Altuntaş: Bahse konu olay ile ilgili olarak avukat olarak takibini yaptığım bir konu. Cuma günü bize bahse konu soruşturma dosyasından karar tebliği yapıldı. Ali Veli 12 Mart 2024 tarihinde tahliye edildikten sonra biz kendisine ulaşamadık. 2023 Haziran ayında Ali Veli Suriye’den Türkiye’ye geldi. Türkiye üzerinden Avrupa’ya göç etmek isteyen biriydi. Avrupa’ya gidecekken Mardin’den İstanbul’a giderken gözaltına alındı. Hakkında TMK kapsamında ifadesi alındı. İfadesinden sonra tutuklanmasına karar verildi. Tutuklanma sebebi ise; kendi hakkındaki beyandan ibaret. Suriye’de YPG beni 15 gün boyunca kampta tuttu. Oradan çıktıktan sonra Avrupa’ya gitmeye karar verdim.” Dediği gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildi. 6 ay tutukluktan sonra son 3 ay Erzincan L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçirdikten sonra 12 Mart 2024 tarihli duruşmasında tahliyesine karar verildi. Tahliyesine karar verilen yabancılarda özellikle Mardin Mahkemeleri, yurt dışı yasağı vermemekte. Buna mahkeme celselerinde defalarca itiraz etmemize rağmen yargılama devam etmekte ve bu kişi hakkında yurt dışına çıkmama yönünde karar verilmesine talep ettik. Tahliye edilenler geri gönder merkezine gönderilip kötü muameleye tabi tutularak zorla ülkelerine geri gönderilmekteler. Mahkemeden yurt dışı yasağı getirilmesini talep ettik. Mahkeme çocuğa ceza vermesine rağmen yurt dışı yasağı koymadı. 4 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi verilen ceza TMK kapsamında verilen cezanın tamamında imza veya adli kontrolüne karar verilir. Yabancılarda maalesef özellikle Suriye uyruklularda yurt dışı yasağı verilmeden tahliye ediliyor, talep etmemize rağmen. Tahliye edildikten sonra jandarma gelip onları geri gönderme merkezine teslim alıyor. Türk vatandaşları gibi herhangi şekilde serbest tahliye durumu söz konusu değil. Geri gönderme merkezinden sonra kendisinden haber alamadık haftalarca. 1 Nisan’da aileye işkence görüntüleri ulaşıldı. 1 Nisan’da Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk, sonucu geçen Cuma geldi takipsizlik kararı verildi. Takipsizlik kararı; suç duyurumuz 1 Nisan işkence görüntüleri 1 Nisan’da geldi. Kişi tahliye edildiğinin ertesi günü 13 Mart’ta Suriye ülkesine gönüllü olarak geri gönderildiği bilgisi verildi ancak gönüllü geri gönderildiğine dair kişinin herhangi imzalı belgesi bulunmamaktadır. Biz hem bu açıdan itiraz edeceğiz, herhangi bir imzası bulunmadığı halde Türkiye’den gönüllü olarak Suriye’ye gönderildiğine dair resmi evrak olmadığından hem de kişi Mardin cezaevinde bulunurken defaten kendisiyle görüşmeye gelen bazı kişilerin olduğu bu kişilerin kendisini ailesi ile telefon üzerinden görüştürdüğü, ailesinin fotoğraflarını dahi kendisine getirildiği kişilerden bahsetti. Cezaevine kayıtsız kimse giremez normalde, bu kişilerin devletten bağımsız kişiler olmadığını düşünüyoruz. Kendisiyle görüşen kişilerin kim olduğu hangi konu üzerinden hangi sıfatla görüştüğü ve hangi sıfatla cezaevine telefon götürerek kendisini ailesi ile görüştüğü bilgisini edinmek için itirazda bulunacağız. İtirazımızı üst mahkemeye sunacağız. Telefon numarasının tespiti yapıldı. Kişi Türkiye’ye geldikten sonra Kızıltepe’de bulunan dayısı bir hat alıyor kendisine ve çocuğa veriyorlar. İşkence görüntüleri de çocuğun kendisine ait olan hat üzerinden aileye gönderilmiş. 12’sinden sonra kendisinden haber alınamadı. Gelen bilgiler arasında yurt dışı çıkışı var. Türkiye’den 13’ünde bir çıkış yapılmış. Geri gönderme merkezinin belgesi var. 13 Mart 2024 tarihinde Türkiye’den Suriye’ye gönderildiğine dair çıkış kaydı var ancak çıkış kaydı dışında gönüllü gittiğine dair imzalı evrakı yok. Kendisiyle görüşme yapan devletten bağımsız olmadığını düşündüğümüz şahıslara ilişkin bir karar olmaksızın karar verilmiş.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kendisine hem ceza veriliyor hem de elleri ile tutup yurt dışına götürüyorlar. Bu garip bir durum! Bir işkence görüntüleri var, insanı dehşete düşüren görüntüler ve burada devletin işi resmidir! Cezaevinden alıyorsunuz bir kişiyi geri gönderme merkezine götürüyorsunuz veya yurt dışına götürüyorsunuz, kimin götürdüğü bellidir. Geri gönderme merkezinde biri teslim alır ama bunlar da yok! Bunların olmamasını beyan ettiğiniz suç duyurusuna da takipsizlik veriliyor öyle mi? Bu çok garip bir durum.

Gülistan Duran Altuntaş: Normal şartlar altında Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve ceza alan bir şahsa yurt dışı yasağı verilir. Talep etmemize rağmen gelmedi, gönüllü olarak geri döndüğü iddiası var ancak bu çocuğun ıslak imzalı veya fotokopi imzalı herhangi belgesi yok.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok açık bir hukuksuzluk! Birileri anlaşılan Türkiye içinde alıkoymuş, işkence yapmış, onun telefonundan kayıtları ailesine göndermiş, bu arada birtakım tehditler şantajlar yapılmış! Garip bir durum! Şu an Ali Veli’den haber alabiliyor musunuz?

Gülistan Duran Altuntaş: Halen haber alınamadı. Gerekçe; 12’sinde tahliye ediliyor 13’ünde gönüllü geri dönüşü yapılıyor. 13’ünden sonra işkence görüntüleri geldiği için Türkiye toprakları dışında olan bir durum sebebiyle takipsizlik kararı veriliyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ailesi ile de bir irtibat yok.

Gülistan Duran Altuntaş: Halen kayıp halen kendisinden bir haber alınamıyor. İşkence görüntülerini gönderen telefon tespiti yapıldı kendisine ait telefon üzerinden bu görüntüler aileye gönderiliyor. Onun dışında o tarihten sonra herhangi bir bilgi gelmedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Telefon HTS kaydı yok mu?

Gülistan Duran Altuntaş: HTS kayıtları istenmedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz yurt dışına gönderilmediği ve Türkiye’de bir şekilde birilerinin gözetimi altında tutulduğunu mu düşünüyorsunuz?

Gülistan Duran Altuntaş: Gönüllü gitmediğini zorla götürüldüğünü çünkü elimizde ıslak imzalı bir belge bulunmamaktadır. Zorla götürüldüğünü düşünmekteyiz. Çıkış belgesi var ama gönüllü olarak değil zorla götürülüş olduğunu düşünüyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hayatından da ailesi endişe ediyor anladığım kadarıyla çünkü kendisinden haber alınamıyor şu anda. Oldukça önemli bir durum! Bu tür skandal durumlar birileri tarafından önemli görülmediği zaman gündem olmuyor. Bizim gündemimizde, bu olayı duyduğumuzda da gündem etmiştik. Soru önergemize de cevap verilmiyor ama ortada gariplik var. Devlet görevlisi alıp bu kişiyi bir yere götürürken hiçbir şekilde raporunun çıkması lazım. “Yurt dışına gönderdik” beyanı var ve işkence görüntülerinin bizimle alakası yok diye iddia ediliyor.

Gülistan Duran Altuntaş: Bu tek başına yeterli bir gerekçe değil. Sığınmacı statüsündeki bir şahsın Türkiye sınırları içerisinde ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklı hakları bulunmaktadır bu haklardan bir tanesi de korunma ve sığınmanın yetkili kurumlar tarafından sağlanması. Yetkili kurumlar zorla ve baskı altında kendisini kaçtığı ülkeye geri göndermektedir. Bu da insan hakları ihlallerinin en büyük ihlallerinden biridir. İnsan hakları kapsamında bir şahsı baskı ve şiddet ile ülke toprakları dışına çıkarmak başlı başına bir uluslararası sözleşmeye aykırılık tespitidir. Hem Anayasada hem uluslararası sözleşmelerde hem de kanunda bu kişinin Türkiye’de sığınma hakkı mevcuttur.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok vahim bir olay. İçişleri Bakanlığı’ndan bu konuyu soruyoruz; Sayın Ali Yerlikaya niye cevap vermiyorsunuz? İşkence görüntüleri var! Mutlak surette bu konuda bir açıklama yapılması lazım. İşkence yapılan bir insan var karşımızda ve bu kişi geri gönderme merkezine gönderilmeden yurt dışına gönderildiği ifade ediliyor fakat bir imzası yok. Skandallar zincir var ve devam ediyor. Olacak bir iş değil! Korkunç işkence görüntüleri var. Ailesine şantaj yapıldığı yönünde düşünceler var. Bu konu hakkında acilen cevap bekliyoruz insan hakları savunucusu milletvekili olarak bu hali kabul edemiyorum. Skandallıklar hukuksuzluklar zinciri olduğunu gözlemliyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da yeni bir ÖFG TV programında buluşana kadar hoşça kalın!

Yorumlar