3 Haziran 2024
Herkese merhaba, yeni bir ÖFG TV programımıza hoş geldiniz. Her hafta haftanın önemli konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.
Bu hafta Meclis’te makam odamızda misafirlerimiz var. Yurdun dört bir tarafından geldi misafirlerimiz ve oldukça önemli sıkıntıları var ve biz kendilerini programımıza konuk ederek sıkıntılarının kamuoyuna iletmelerini sağlamaya çalışıyoruz.
15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında erler askeriyedeydi ve ne olacağından habersiz işlerinde güçlerindeydi o lanet, kabus günde ve amirleri, komutanları onlara birtakım emirler yağdırdı ve Atatürk Havaalanı’na gitti kimisi, bazıları Boğaziçi Köprüsü’ne gitti, bazıları Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne gitti. Birçok kişi değişik yerlere dağıldı. İşte onlardan Atatürk Havaalanı’na giden erlerin yakınları aramızda. Neye uğradığını bilmeden, komutanlarının emri ile Havaalanı’na giden ve orada binlerce kişiyi karşısında bulan, terör kalkışması diye götürülen ama bir darbe gerçeği ile karşılaştıktan sonra da silahlarını bırakıp teslim olan erler bir müddet yargılanmadı ve 2020 yılında ceza yiyerek şu anda Yargıtay tarafından onanan 12.5 yıllık cezaları ile büyük bir dram yaşıyorlar cezaevlerinde.
Bir kısım er ise şu anda aldıkları ağırlaştırılmış müebbet cezalardan sonra Yargıtay’ın bunu bozması akabinde müebbet hapis cezası alarak Yargıtay’da kararı bekliyorlar. Yüzlerce böyle kişi var ve onların yakınları Türkiye’nin dört bir tarafındalar ve hepsi büyük sıkıntılar acılar yaşıyorlar. Haksız hukuksuz bir şekilde çocuklarının eşlerinin başlarına gelen karşısında neye uğradıklarını şaşırmış durumdalar. Bugün de Meclis’e geldiler, biz onları konuk ettik. Zaten hep gündem ediyoruz, bu sıkıntıları biliyoruz. Meclis’te bu sözleşmeli erleri gündem ediyoruz, cezaevlerinde ziyaret ediyoruz ve şimdi de onların yakınları ile konuşacağız.
Türkiye’nin dört bir tarafından; doğusundan, batısından, kiminin oğlu, kiminin eşi, insanlarımız burada ve dertlerini bize anlattılar. Ben bu topluluk adına ilk sözü Malatya’daki bir depremzedeye vermek istiyorum. Bir de üstüne deprem sıkıntısını yaşamış, evi yıkılmış, çadırda konteynerde kalan bir ailemiz. İbrahim Özkul, elinde çadırların fotoğrafı var, delikanlının fotoğrafı yanında, konteynerde kalan halleri ortada. Biz sözü ilk olarak İbrahim Özkul’a bırakalım. Neler yaşandı? Kaç yıldır neler yaşıyorsunuz?
İbrahim Özkul: Ben Malatya’dan geldim, Sözleşmeli Er Kemal Özkul’un babasıyım. Benim 5 çocuğum vardı, dışarılarda çalıştım, asgari ücretle zar zor emekli oldum. Bu çocukları büyütmek için zorluklar yaşadım. Çocuğum lise mezunu işsizdi. “Baba gideyim mi?” dedi. Kütahya’ya gitti oradan Hava Harp Okulu’nda geri hizmet verdiler. Çocuğum mutfakta çalışıyordu. Koğuşa yatmaya inmiş, içtimaya çağrılmış. Bomba ihbarı geldi diye çocuğu otobüse bindirip götürmüşler. Çocuğumuz havaalanına gittiğinde komutanları bunları pasaport bölümüne götürmüş. Çocuğum ömründe pasaport görmediğini söyledi. Halk bize niye saldırıyor demişler. Onlar da darbe olduğunu söyledi. Çocuklar da darbenin ne olduğunu bilmiyorlar. 20 gün cezaevinde tuttular Silivri’de. Tekrar bıraktılar. 3 yıl görevlerine devam ettiler. Avukat tutmayın bile dediler. 3 yıl sonra bu çocuklara 12 yıl 6 ay hapis cezası verdiler. Bazıları çamaşırhanede, bazıları mutfakta çalışıyordu. Biz gariban insanlarız, konteynerlerde kalıyoruz. Ben çocuğuma harçlık gönderemiyorum. Bazen yemek yemiyorum ki çocuğuma harçlık göndereyim. Gidip gelmek ayrı dert. Aldığımız maaş belli emekliyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bizlere yardım etsin. Bizler fakir insanlarız, gariban insanlarız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Üstüne deprem felaketi de yaşadınız.
İbrahim Özkul: Şu an konteynerde kalıyoruz evim yıkıldı. 5 kişilik konteynere sığmıyoruz. Çocuğum cezaevinde, bırakıp bir yere gidemem. Psikolojisi bozuldu. Psikiyatri tedavi görüyor. Her gün ağlıyor. Sabret belki af gelir diyorum. “Biz affedecek bir suç işlemedik. Boş yere yatıyoruz. Bizi tekrar yargılasınlar. Biz emir kuluyuz.” diyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Maalesef 12.5 yıl ceza alanların cezaları Yargıtay tarafından onandı ve şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidiyorlar. Oldukça sıkıntılı bir süreç ve seslerini duyurmak istiyorlar tüm kamuoyunun seslerini duyması gerekiyor. Seslerini yeterince duyuramadılar kaç yıldır ve şu anda bir labirentte maalesef mahpus durumdalar, bir kısır döngü içindeler bunu bir şekilde aşmaları lazım. Kamuoyuna buradan sesleniyoruz, bu sesi bu ailelerin seslerini duyun diyoruz.
Yaşar Arıcı: Burdur’dan geliyorum, oğlumun ismi Emre Arıcı. 2016’da sözleşmeli er olarak başvurdu işsizlikten, garibanlıktan. Hepimizin konusu aynı konu. 3 ay Kütahya’da kaldılar sonrasında İstanbul Hava Harp Okulu’ndaydı. Benim oğlum tesisat üzerine çalışıyordu, tesisatçıydı. 6 aylıkken 15 Temmuz meydana geldi. Yattıkları yataklarından 23.30’da 5-6 koğuştan “Toplanın Havaalanında terör olayı var polise desteğe gidiyoruz.” Diye götürüyorlar. 20 gün önce de aynı çocukları yine götürmüşler oraya “terör olayı var, polise desteğe gidiyoruz.” Diye. O zaman götürdüklerini geri geldikleri için bunu da aynı gidip döneceğiz zannediyorlar. “Telefonlarınızı bırakın.” Diyorlar. Çocukların hiçbir şeyden haberleri yok. Kimse ne olduğunu anlamıyor. Biri; “Silahlarını teslim edin. Teslim olun.” Demiş. Tamam demişler. Bir polis; “Sizin silahlarınızı alsam zaman kaybederim, takviye ekip çağıralım o alsın silahlarınızı.” Demiş. Takviye ekip gelmiş, silahlarını teslim etmişler, kendileri teslim olmuşlar. Hiçbir taşkınlık yaşanmamış, ateş açılmamış. Bunları alıp nezarethaneye koyuyorlar akabinde Silivri Cezaevi’nde 21 gün tutuklu kalıyorlar. Oradan çıktıklarında 3 sene işine gücüne devam ediyor askeriyede. 3 sene sonra sözleşmeler feshediliyor. Geçen yıl yerel mahkeme cezayı verdi İstinaf’a gitti ceza hemen onandı. Yargıtay’a gitti hemen onayladılar, Anayasa Mahkemesi’ne gitti hemen onayladılar. Biz itiraz dilekçelerimizi veriyoruz, kamera kayıtlarımızı veriyoruz. Hiç inceleme olmadan bakılmadan 15 Temmuz adı altında dosyaya bakıldı, gereğini yapıyorlar. Bizim çocuklarımızın hiçbir terör örgütü ile ilgileri olmadı. Çocuklarımızı oraya suçsuz teslim ettiysek çocuklarımızı öyle almak istiyoruz. Ben kanser tedavisi alıyorum. Böyle bir şeyin başımıza geleceğini bilseydim evde ben ne yersem yesin diye göndermezdim. İşsizlikten dolayı gitti. Bizim çocuklarımızı elimizden aldılar, alınlarına leke vurdular, bizim çocuklarımız suçsuz, oradan çıksalar bile o çocuklar lekelenecek. Silahlar incelendi, hiç ateş açılmadı. Er vasıfsız asker. 12.5 ceza verilecek kadar bu erler ne yaptı? Sayın Cumhurbaşkanımız televizyona çıktığında; “Biz kandırıldık.” Dedi bizim çocuklarımız da kandırıldı. O cumhurbaşkanı olduğu halde kandırılıyorsa bizim çocuklarımız da kandırıldı. 12.5 yıl ceza alacak kadar ne yaptılar? 5 yaşında torunum “Baba niye gelmiyorsun?” diye ağlıyor. Babasını hem kapalı hem açık görüşe götürüyoruz. Kapalı görüşe gitmek istemiyor dokunamadığı için. “Anne benim suçum ne?” diye soruyor. Bu çocukların terör örgütü ile bağı yok.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Soruların cevabını iktidar yetkilileri vermeli. Vatandaş bu soruları soruyor. Haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde yatan sözleşmeli erlerin yakınları önemli sorular soruyor. “Biz attık onları zindana, unutsun. Bu iş kapandı.” Diyemezler. Vatandaşlar itiraz ediyor ve burada benden başka birçok milletvekilinin kapısını çalmışlar ama maalesef ilgilenen olmamış. Buna da çok üzülüyoruz. Bu milletin milletvekiliyseniz bu milletin dertleri ile ilgilenmelisiniz ve bu konu bir şekilde hallolmalı. Bir şekilde bu konunun hallolması gerektiğini düşünüyoruz.
Bedriye Koç: Batuhan Koç’un annesiyim. Ben Akşehir’den geliyorum, T Tipi Kapalı Cezaevi’nde çocuğum. Aynı durumları yaşıyoruz. Oğlumda aşırı istek vardı. Kütahya’ya yemin törenine gittiğimizde çıkarken bana orada iki tane rütbeli kişi “Ablacım üzülmeyin erleriniz bize emanet.” Dediler. Madem bunu söylediler şu an niye sahip çıkmıyorlar erlere? Benim çocuğum kışlasından kaldırılıyor, nöbetine göndermiyor komutanı. Abisinin düğününe göndermemek ile tehdit ediyor komutanı. Benim çocuğum pasaport görmemiş, havaalanına gitmemiş “Terörle mücadele var, polise destek” için gidiyorlar, hiçbir şeyden habersiz. Kamera kayıtları kesilmiş. Çocukları tam olarak almamışlar. Destek istiyorlar. Polisler destek istiyorlar, bu kadar silahı alamayız diyorlar. Benim çocuğumdan 4 gün haber alamadık. 4 gün konuşamadım. 4 gün sonra Silivri Cezaevi’nden aradılar. “Batuhan Koç tutuklandı.” Diye. Cezaevine gittiğimde gözleri mor, burnu şişti, çocuğumu tanıyamadım. Çocuk yüzüme bakıyor bir şeyim yok diyor ama normal bir şey değildi. 21 gün sonra tekrar görevine aldılar. 3 yıl çalıştı, 3 yıl sonra tekrar mahkeme açılıyor, mahkeme 12 yıl 6 ay ceza veriyor ve kışlalarına almıyorlar. Sözleşme feshediliyor, giydiği kıyafetleri dışarı atmışlar. O gece memleketine gelemiyor parkta yatıyor. Bu çocukların emeği bu kadar mı kötü? Vatanına sahip çıkması lazım. Vatanı bayrağı milleti için gitmiş çocuk. “Ben 15 Temmuz günü 6 aylık er olarak görev yapmaktaydım. Terör saldırısı diyerek ateşin içine attılar. Bir er olarak sesimi duyurmak istiyorum. Rabbim kimseyi yaşatmasın. Kendinizi annemin babamın yerine koyun. Gençliğimi dört duvar arasında geçirtmeyin. Bizler suçsuzuz. Suçsuz yere 12 yıl 6 ay hüküm verildi. 1 yıldır Akşehir T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeyim. Erleri bizleri unutmayın. Bizim sesimizi duyun. Sesimize ses olun.” Sözleşmeli Er Batuhan Koç. Çocuğum her görüşe gittiğimde “Yeni bir durum var mı?” diye soruyor. Allah kimseye yaşatmasın. Allah’tan dileğim yaşatanları Rabbime havale ediyorum. Suçsuz yere 12 yıl 6 ay ceza verdiler. Çocuğumu her hafta görüş saati geldiğinde “Ne diyeceğim?” diye düşünüyorum. Er bu kişi. Rütbesiz. Erlerin gençliğini heba etmesinler. Dosyalar açılsın incelensin. Suç yok, müşteki yok, örgüt bağlantısı yok, deliller suçsuz diyor, silah kullanılmamış, kimseye zarar vermemişler. Herkesin evladı var. Evlatlarımıza özgürlük istiyorum.
Şevval Öztürk: Sözleşmeli er Cüneyt Öztürk’ün eşiyim. Kandıra Cezaevi T1 Kapalı Cezaevi’nde yatıyor. Hepimizin konusu aynı. Eşim karıncayı bile incitmeyecek bir insan. Ömründe karakol yüzü görmemiş insana darbeci diye 12 yıl 6 ay hapis cezası veriliyor. Benim eşim 30 yaşında ben her Perşembe eşimi görmeye gidiyorum. Günde 6 saat yollarda geçiyor. Eşimin durumu çok kötü. Her hafta 30 yaşındaki bir insan 2 yaşındaki çocuk nasıl ağlıyorsa bebek gibi ağlıyor. “Şevval ben niye buradayım? Ben ne yaptım?” diyor. İmtihan diyorum. İmtihan ama bu işin derinine indiğinde bu adam hiçbir şey yapmamış, dört duvar arasında benden bir ümit bekliyor. 3 yaşında oğlum var. 1 yaşından beri babasız büyüyor. Benim 2 senedir eşim yok. Oğlumun babasız geçirdiği zamanın hesabını kim verecek? Eşim depresif haplar kullanıyor. Ailem olmasa hastanede yatacaktım belki de. Bu dünyanın bir de ahireti var. bu cezayı verenlere hakkımı helal etmiyorum. Bu cezayı verenler gece yastığa başını nasıl koyuyor? Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum; eşimin eve gelmesini istiyorum. Sosyal hizmetlere başvuru yaptım para yardımı vermiyorlar. Son gittiğimde çalışmadığımı eşimin cezaevinde olduğunu söyledim. “Bizim kurallarımızda kocası cezaevinde olanın çocuğuna para vereceğiz.” Yazmıyor diyorlar. Adalet istiyorum, eşimin gelmesini istiyorum.
Dilek Seldüz: Uğur Seldüz’ün eşiyim. Eşim Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’nde ben Bursa’da oturuyorum. Eşim 6 aylık sözleşmeli erdi. İtfaiye erliği yapıyordu. O akşam terör tatbikatı var diye kışladan çıkartılıyor. Komutanlarının emirleri altında. Komutanlarının emri olmadan hiçbir er kışladan çıkamaz. Herkes bunu biliyor. Atatürk Havalimanı Apron bölgesine çıkartılıyor. 24 sene ile yargılanıyor. Cezamız Yargıtay’da müebbet hapis cezası isteniyor. Öncesinde 12 yıldı, biz tanıktık, sonra sanık, sonra yardıma teşebbüs 12 yıl verildi sonra ağırlaştırılmış müebbete döndü bozdu sonra 15 Eylül’de tekrar müebbet ile yargılama verdi. Eşim tutuklu yargılanıyor dosya Yargıtay’da. Her gün kararın çıkmasını bekliyoruz. 22 ay cezaevinde kaldı eşim. Psikolojisi çok kötüydü. Eşim o akşam halktan darbe lafını duyunca kaçmıştır diyor savcı. Ona istinaden müebbet hapis cezası isteniyor. Eşim ilkokul mezunu. Fakir aile çocuklarıyız. Eşimin 8 senesi gitti. Eşim telefonla beni aramasın diye dua ediyorum çünkü eşime verebileceğim bir cevabım yok. “Uğur seni kimse görmüyor. Sırtını çeviriyorlar.” mı diyeyim? Erden darbeci olmaz! Bunu biz 8 senedir anlatamıyoruz. Adalet nerede? Adalet varsa işlesin. Ben 2 evladımı kaybettim. Tutukluluk sebebi kaçma sebebi. Eşim bir işte çalışıyordu. Darbeyi kim yaptıysa cezayı onlara versinler! Ben eşimi istiyorum yanımda. 13 saat yol gidip geliyorum 30 dakika görebilmek için. Bu yaşadıklarımız reva değil! Orada durdukları 1 saniye haklarımızı helal etmeyeceğiz. Eşim o akşam dayak yedi, kulak zarı patlak, kekeme kendisini ifade edemiyor. Yarın açık görüşüm var eşime ne diyeceğimi düşünüyorum. Adalet istiyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ortak talep adalet isteği.
İsmail Aydın: Çanakkale Ayvacık’tan geliyorum. Sözleşmeli Er Resul Aydın’ın kardeşiyim. Abim ile 15 Temmuz gecesi Uğur arkadaşı ile aynı araçtaydılar. İŞİD Terör saldırısı diye Atatürk Havalimanı’na götürdüler, darbe olduğunu öğrenince komutanların emrine uymayarak kışlaya geri döndüler. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme yönünden müebbet hapis cezası isteniyor. 159 kişi yargılanıyordu, 159 kişinin içinde 10 Fetöcü var. Darbeyi mevcut hükümet Fetö yaptı diyor madem Fetö yaptı diyor Fetöcü olmayanlar, ilkokul mezunu hiçbir suç işlememiş, masum çocuklarını niye yargılıyorlar? Başta Cumhurbaşkanımız ve Hulusi Akar Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı’na sesleniyorum; kendi askerlerine sahip çıkmaya davet ediyorum. Suçlular yargılanmalı ama mevcut durumda Fetöcü, darbeci olmayanlar, masum erler suçsuz yere yargılanıyorlar. Adalet bekliyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Türkiye’nin dört bir tarafından gelen ailelerimiz var. Konya’dan Ankara’dan Bursa’dan Darıca’dan Malatya’dan Çanakkale’den, Burdur’dan gelen ailelerimiz var ve hepsinin ortak talebi; bir an evvel adaletin tesis edilmesi. Çok ağır bir haksızlık ile karşı karşıyalar. Ya yıllarca ya da ömür boyu hapse mahkum olma durumu var. Hiçbir şey yapmadıkları halde aldıkları bir ceza vicdan kabul etmiyor bunu. Biz buradan tüm yetkililere onların adına tekrar sesleniyoruz; bu zulmü duyun görün hissedin ve mutlaka bir çözüm bulun. Aileler kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Biz onların sesi olduk ama diğer 594 vekile de sesleniyorum; bu ailelere niye kapınızı açmıyorsunuz? Bu aileler seslerini duyurmaya çalışıyorlar ve çok basit bir istekleri var sadece adalet istiyorlar çünkü suçsuz günahsız insanlar ağır cezalar almış durumdalar. Yanınızda olacağız. Umarım bu kabus biter ve bir an evvel adalete ve yakınlarınıza kavuşursunuz.
Bedriye Koç: Suçsuzlar. Evladı olan anlar. Gece yatağına bakıyorsunuz boş. Yemek yiyorsun bir tabak eksik koyuyorsun. Evlat hiçbir şeye benzemiyor. Evlatlarımızı istiyoruz. Suçsuz yere cezaevindeler. Adil yargılanma istiyoruz. Evladımız yanımızda olsun istiyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çocukları babasız büyüyor, eşler, eşleri olmadan çocuklarını büyütmeye çalışıyor, adalet istiyorlar adil yargılanmadık diyorlar ve yakınlarına kavuşmak istiyorlar. Bu seslerin tüm kamuoyu tarafından duyulmasını istiyoruz. Milletvekili olarak milletimizin sesini tüm kamuoyuna duyurmak isteriz. Ortada bir zulüm var ve bu sesi kamuoyuna duyuruyoruz. Tüm yetkililer iktidar sahipleri bu sesi duysun, tüm halkımız bu sesi duysun. Sırtlarını çevirmesinler, gözlerini yummasınlar, burada acı çeken insanlar.
ÖFG TV’yi bu akşam da burada bitiriyoruz. Hepinize haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hayırlı haftalar diliyorum. Hoşça kalın.


























Yorumlar