9 Temmuz 2024
Gergerlioğlu: “ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da sizlere sunduğumuz programımıza bugün de başlıyorum.
Ülkenin durumu ile ilgili değerlendirmelerde yargının durumu öne çıkıyor. Yargının durumundan dolayı çorap söküğü gibi tarımın, hayvancılığın, ekonominin bozulduğu bir ülke yaşıyoruz. Yargısal durum bozulursa yargı ayaklar altına alınırsa Türkiye’nin itibarı beş paralık olur ve Türkiye bir modern hukuk devleti olamaz.
Şu anda bir yargı gündemi var Türkiye’de. 9. Yargı Paketi gelecek bu hafta Perşembe günü komisyonda görüşülmeye başlanacak. Biz bu yargı paketinde çok önemli hususların olması gerektiğini söyledik fakat yok.
9. yargı paketi ile ilgili beklentiler üzerine konuşurken çok fazla beklenti içinde olmayın çünkü bu iktidarın adalet sağlamak gibi bir derdi yok bu iktidarın kendi iktidarını sağlamlaştırmak güçlendirmek gibi bir derdi var. kimseye adalet dağıtmak gündeminde yok dedik herkese fakat insanlar beklenti içine girdi, bir sürü beklentiler. Bu beklentilerin çoğu cezaevlerinde oluyor aslında. Cezaevlerinde adli siyasi mahpuslar, yüz binlerce insan onların yakınları var ve herkes bir yargı paketinin kendisine de dokunacağını sanıyor ve bir şeyler olur diye düşünüyor fakat hiçbir şey olmayacağı ortaya çıktı. Bırakın siyasi mahpuslar için adli mahpuslar için bile büyük ihtimalle beklenen hususlar çıkmadı. KHK’lılar ile ilgili Kürt meselesi ile ilgili adli mahpuslar uyuşturucudan mahkum olanlar, ceza indirimleri, genel af 4/4’ler ile ilgili hususların gündeme hiçbiri gelmedi.
Adalet Bakanlığı’nın derdi Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği yasalara karşı bir hamle olduğunu anladık. Adaleti bırakın adaletsizliğe karşı son durak olan Anayasa Mahkemesi’nin adalet ile ilgili kararlarına karşı neler yapabilirim diyen bir Adalet Bakanlığı var. biz bunu öncesinde zaten söyledik, Bekir Bozdağ ve Abdulhamit Gül zamanlarında Adalet Bakanlığı’nın isminin zulümat bakanlığına çıktığını söyledik ve bu bakanlık yine aynı kafada devam ediyor.
Adalet Bakanlığı’nda bir yasa teklifi hazırlanıyor ve güya daha sonra AK Parti vekilleri bu yasa teklifini vermiş gibi bir hava oluşuyor. Öyle bir şey yok! Adalet Bakanlığı koridorlarındaki koşuşturmacalar sonucunda bu yasa teklifini oluşturuyor. Meclisteki vekiller yasa teklifi hazırlamadı ama önümüzde meclisteki vekiller yasa teklifi hazırlamış gibi yargı paketi getirecekler. İşin başında samimiyetsizlik zirvede. İşin başında yalan dolan. Ne adaleti! Siz halkın istediği bir yasa nasıl çıkar derdinde değilsiniz. Biz neler olması gerektiğini söyledik fakat bunu dikkate alan yok. Vekillerinizi aşıp bakanlıklarda yasa teklifi oluşturup getiriyorsunuz meclise. Hal bu!
Bütün bunlar varken aslında 9. Yargı Paketi’nden bir adalet zuhur etmeyeceğine dair bir başka dava sürüyordu, duruşmaları başlamıştı. Geçtiğimiz hafta pazartesi başladı ve bu başlayan dava da 5 gün boyunca süren duruşmalar silsilesi de 9. Yargı Paketi’nden hiçbir adalet beklemememiz gerektiğini bize gösterdi. Çünkü Sinan Ateş davasını herkes biliyor nasıl bir cinayet olduğu ortada. Göz göre göre gelen adım adım bir cinayet. Sinan Ateş’in yakınlarını anlattığına göre; “Şunlar bunlar beni öldürecek. Silahlarımı kuşanayım öyle dolaşayım.” Diyen bir kişi Sinan Ateş ve göz göre göre kırmızı pazartesi gibi bu cinayet gidiyor. Bacaktan vurma korkutma gibi bir şey değil. Şahsın evinin adresini polisler veriyor. Tetikçileri polisler getiriyor. Tetikçileri ülkü ocakları yetkililerinin arabaları götürüyor kaçırıyor. Tetikçileri kaçıran kişi Tolgahan Demirbaş Olcay Kılavuz Eski MHP Mersin Milletvekili’nin evinde yakalnıyor. Ülkü ocakları ve MHP yetkilileri ile ilgili çok önemli soru işaretleri var. oklar o tarafı gösteriyor ama bir bakıyorsunuz bu siyasi bir dava değil de bu birisi alacak verecek meselesi varmış, Doğukan Çet demiş ki: “Benim Yargıtay’da işim vardı, Eray Özyağcı öyle demiş işimi halletmedi tepem attı. Canımı sıktı! Onlarca kişinin içinde olduğu bir organize cinayet birinin canı sıkılmış gidip ayalarından vurmuş kendi ifadesi böyle. Görüntüler gösteriyor ki; hayati bölgelerine nişan almış ve ateş açmış bir kişi var. Anında yere düşen saldırıya hazırlıklı olan bir kişi. Bacaklarından vursa silahını çeker ateş eder belli ki hayati yerlerinden vuruluyor ve daha sonra tekrar gelip ateş ediliyor. Hiç utanmadan tetikçi: “Ben ayaklarına ateş ettim yanındakiler onu vurdu.” Diyor. İnsan utanır yüzü kızarır. Balistik raporları vardır. Yanındakilerin ateş etmediği ortada ama “Ben yaraladım ama yanındakiler öldürdü” yalanına sığınmaya çalışıyor. Tüm bu 5 gün boyunca rezaleti gördüğünüz zaman diyorsunuz ki: “9. Yargı paketinden niye bir şey bekledik?” 9. Yargı paketinden nasıl olur da bir şey bekledik. Olacak iş mi? Sinan Ateş davası yürürken rezaletler yaşanıyor. Azmettiriciler gözden uzak tutmaya çalışıyor. İddianame güdük şekilde çıkıyor. Ayşe Ateş’in ifadeleri iddianameye girmiyor. Siyasi mihraklar, MHP ülkü ocaklarını koruyan iddianame ortaya çıkıyor ve hızlıca bu dava bitirilmeye çalışılıyor. 19 Temmuz’da bir daha bakarız diyorlar. Yangından mal kaçırırcasına bir şeyler yapılıyor. MHP:” Başım ağrımasın, tetikçiye bu işi yıkın.” Talimatı vermiş. İktidar yargı bunu yerine getirmeye çalışıyor. Güneş balçıkla sıvanmaz. Tüm kamuoyu vicdanı bunu söylüyor. Siz Sinan Ateş’i apaçık bir şekilde öldürtüyorsunuz MHP Ve ülkü ocakları yetkilileri bu işin içinde cümle alem biliyor. Cinayet büro amirliğinden Sinan Ateş’in evinin adresini öğreniyor telefonlar takip ediliyor kendisi takip ediliyor çok organize bir cinayet bu işleri iyi bilen tetikçiye veriliyor. Tetikçi de takibe takılmasın diye özel harekat polisleri ile getiriliyor. Birtakım ülkü ocaklarına bağlı araç ile kaçırılıyor ve sonucunda organize bir iş değil! Siz külahıma anlatın lafları. Böylesi üstü örtülmeye çalışılan siyasi cinayetin sonrasındaki duruşmanın hali bu! Bu kadar rezalet bir durumda. Biz böyle bir duruşma dava devam ederken 9. Yargı paketinden adalet bekleyeceğiz öyle mi? Zaten 9. Yargı paketinden adalet beklenmemesi gerektiğini 1.5 yıldır Sinan Ateş cinayeti söylüyor. 1.5 yıldır siz iddianame hazırlamayın çıkan iddianame birilerini ayıklayıp işi tetikçinin üstüne yıkmaya çalışsın tetikçi de bir müddet sonra aldığı cezadan kurtulur ve bu iş biter. Bunu kamuoyu vicdanı kabul etmiyor. Biz konuyu takip ediyoruz.
Cezaevlerini ziyaret ediyoruz. Dün Gebze Kadın Cezaevi’ni ziyaret ettim. Çok üzücü tablolar olduğunu gördüm. Sadece kadınlara tahsis edilmiş ve bu yüzden birçok sorunun olduğu bir cezaevi. Sorunlar cezaevi ve bakanlıktan kaynaklanıyor çünkü 150 kişilik cezaevinde 400 kişi var ve bunlar kadın. İnsanların çok bulunduğu yerde en öne çıkan problem sağlık oluyor. Kadın sağlığı ile ilgili problemler ortaya çıkıyor. Kadın hastalıkları ile ilgili birçok konu ortaya çıkıyor ve ihmal ortaya çıkıyor. Adalet Bakanlığı’nı Gebze Kaymakamlığı’nı Gebze Cezaevi Müdürlüğü’nü uyarıyoruz ve kendilerine çok yanlış adaletsiz uygulamalar yaptıklarını söylüyoruz. Biz hukuk dairesi içinde konuyu bakanlığa ileteceğiz. Müdür bey ile de görüştüm. Basın toplantımda anacağım. Bir kadın kadın hastalıkları dolayısıyla doktora gitsin, 2 yıl boyunca sevki nasıl yapılmaz? Anlamak mümkün değil. 2 yıl sonra ancak sevki yapılmış. “İlacı kullan başımızı ağrıtma.” Denilsin! Başka bir mahpusun tahlilleri yapılsın, sonuçlar çıksın günlerce tahlil sonucu açıklanmasın daha sonra hasta mahpus acillik olsun! Hormon ile ilgili sıkıntılar zaten ortada. Tüm sistemleriniz bozuluyor, yemekler, içecekler ve bununla ilgili sıkıntılar had safhada. Sağlık ile ilgili sıkıntılar had safhada. Adalet Bakanlığı 9. Yargı paketi hazırlıyormuş. Gebze ve diğer cezaevlerindeki sorunlar ile ilgili tek bir kelime var mı? Mahpuslara verilmeyen denetimli serbestlikler şartlı tahliyeler ile ilgili tek bir kelime var mı? Yok. Bunlar kabul edilecek şeyler değil. Biz pek çok sorunu tespit ettik ama orada öne çıkan sorun sağlık sorunları. Sevklerin yapılmaması, hasta mahpusların sıkıntılı durumları. Ring ile cezaevinden hastaneye gidip gün boyu tahliller çıkana kadar ringte bekleyen hastalar. Diş çekiminde kelepçe ile beklemek zorunda kalan mahpuslar. Tüm bunlar yaşanıyor ve bir de cezaevindeki yataklar kısa sürede deforme olduğu için bel fıtığı yaşayan hastalar. Görüntülü görüşme mevzuatta olduğu halde siyasi mahpuslara verilmemesi gibi durumlar dikkat çekici. Sohbet hakkının birtakım suç ithamı gruplarına verilmemesi. Bazılarına sohbet hakkı veriliyor bazılarına verilmiyor. Bu olacak iş değil. Tüm bunlar ile ilgili başvuruları yapacağız ve biz elimizden gelen tüm gayretleri sürdüreceğiz.
Bu kadar adalete ihtiyaç varken 9. Yargı paketinde tüm bunlar ile ilgili hususun olmaması, Sinan Ateş davasının bu denli üstünün örtülmeye çalışılması çok vahim bir durumu yansıtıyor bize. Çok üzücü bir gerçeği yansıtıyor. O yüzden biz bu konunun Türkiye’nin ana gündemi olduğunu görüyoruz.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç bunu duysun! Bir milletvekilinin soru önergesine 1 yıldır cevap vermediniz. Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki saldırı ile ilgili! Bir mahpus infaz koruma memurlarını etkisiz hale getiriyor başka koğuşlara giriyor ve insanları şişliyor esir alıyor. Kanlar içindeki mahpusların ölmesi için esir işlemini devam ettiriyor en sonunda teslim oluyor. 1 yıl önce böyle bir rezalet yaşandı. Güvenlik açıkları önceden de mahpuslar tarafından söylenmiş nasıl oldu bu iş? Böyle iş olur mu? Diye sorduk fakat cevap alamadık. 1 yıldır bekliyoruz. 6 Ağustos 2023’ten beri bekliyoruz. Cezaevine telefon açtık. O günden itibaren cezaevi bakanlıklar yetkililer suspus. Bu denli güvenlik açığının olduğu daha öncesinde de mahpusların bundan dolayı şikayetler ettiği “Güvenlik açığı var mahpuslar saldırabilir.” Dediği cezaevindeki saldırı sonrası bize herhangi bir açıklama yapılmadı. Şimdi de geçtiğimiz günlerde Elazığ Açık Cezaevi’nde bir mahpus arkadaşları ile cezaevinin tel örgülerini kesiyor içeri giriyor elinde silah ile. Maşallah yol geçen hanı herhalde oralar. İçeri silah ile giriyor koğuşları arıyor, bir koğuşta hasmı varmış onu buluyor silahı çıkarıyor adamı vuruyor. Çıkıyor cezaevinden ona “Ne yapıyorsun?” diyen yok. Ardından çıkıyor arkadaşları ile kaçıyor. Daha sonra yakalanıyor ama düşünün Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü de açıklama yapıyor. “Açık cezaevleri güvenlikli bir yer olmuyor.” Adına niye açık cezaevi dedin? “Mevzuatta güvenlik ile ilgili husus yer almıyor.” Cezaevindeki adamın hasmı olabilir saldırı olabilir. “Cezaevinde güvenlik ihtiyacı yoktu. O yüzden bu saldırı meşrudur. İtiraz da etmeyin canım!” mı demek istiyorsun Adalet Bakanlığı. Bunlar nasıl skandallar? Bir milletvekilinin sorduğu skandala cevap vermiyorsun işi örtbas etmeye çalışıyorsun başka bir yerden patlak veriyor. Bu iş midir Sayın Yılmaz Tunç? Biz sırf muhalefet olsun diye sormuyoruz size de yardımcı olmaya çalışıyoruz adaletin tesisi için. Bizim dediklerimizi dinleseniz daha iyi yönetirsiniz cezaevlerini. Sizin haberiniz bile yok anlaşılan. Cezaevlerini ziyaret ediyoruz. Sayın Bakan mahpuslar ile konuştun mu hiç? Sen yetkililerin sözlerini dinliyorsun kapıyı çal yetkililer siz bekleyin konuşayım mahpuslar ile dedin mi? Hiç umurunuzda değil. Biz yetkililere sorduk cevap alıyoruz. Adalet Bakanısınız gidin cezaevinde mahpuslara “İhlale uğruyorsunuz belki yetkililer üstünü örtbas ederek yanıt veriyor iddialar hakkında sizi dinleyelim.” Dediniz mi? Hayır! Biz soru önergesi soruyoruz lütfedip cevap verdiklerinde de konuyu araştırmadan kendilerini kurtaracak şekilde cevap vererek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar. Sayın Bakan adalete hukuka dönün. Yanlış yapıyorsunuz insanlar ölebilir, Allah’tan yaralanmış ölmemiş fakat bu başka olayların adım adım gelmesi anlamına gelir. Bütün bunlar konusunda tekrar uyarıyoruz ve 9. Yargı Paketi’nde Kürt meselesi ile de ilgili hukuksuzlukların ortadan kalkması en ufak düşüncenin TMK’da suç olarak addedilmemesi KHK’lılara yönelik ağır itham ve terörist ilan etmelerin bitmesi beraat edenlerin bile iade edilmeme tavrının bitmesi, güvenlikçi bir devletçi anlayıştan uzaklaşmanız gerektiğini söylemiş olalım. 4/4 meselesindeki aşırı cezalandırma sisteminin bitmesi ve insanların cezaevinde tuttukça tutmanın marifet olmadığını söyleyelim. Cezaevleri ağzına kadar dolu 150 kişilik yerde 400 kişi var. Sen kimseyi tahliye etmemeye çalışıyorsun! Bu nasıl bir mantıktır anlamak mümkün değil. En ufak itirazı olanı cezaevine yolluyorsun daha sonra da yargı paketi ile adalet getirdiğini açıklıyorsun biz de sana hadi oradan Yılmaz Tunç diyoruz.
Bugün de programımızı bitiriyoruz. Tüm mağdurlara; siyasi, adli mahpus yakınlarına söylüyorum ki; bu hafta Perşembe günü Adalet Komisyonu görüşmelere başlayacak, biz de görüşmelere katılacağız ve olması gerekenleri söyleyeceğiz. Hiç merak etmeyin daha bitmedi biz elimizden geleni yapacağız.
Bugün de programımızı burada bitiriyor iyi akşamlar diliyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da inşallah birlikte olacağız hepinize hayırlı akşamlar hoşça kalın.”


























Yorumlar