Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile yaptığımız programımıza bu akşam da yine başlıyoruz!
Bu akşam programımızın çok önemli bir konusu var. 28 gündür Türkiye’nin, dünyanın konuştuğu bir cinayet! Küçücük bir kız çocuğu, tüm Türkiye’yi sarstı, tüm Türkiye’nin vicdanını sızlattı.
Esrarengiz bir cinayet ve halen çözülemiyor! Diyarbakır’da Narin Güran 8 yaşındaki evladımız katledildi ve sıradan bir cinayet değildi. Tüm toplumun gayreti ile dikkatler oraya çekildi ve maalesef halen olayın nedeni ortaya çıkmadı! Olayın nedeni ortaya çıkmıyorsa mesele çözülemez. İşte bu konuları ayrıntılı bir şekilde konuşmamız gerekiyor.
Olayın bir magazin boyutu var, spekülasyon boyutu var biz onu konuşmayacağız. Biz insan hakları savunucusuyuz ve hakkı, hakikatı nasıl ortaya çıkartabiliriz derdindeyiz. Bu yüzden bugün programımıza önemli bir uzmanı aldık Ercan Taştekin.
Ercan Taştekin, emekli eski bir emniyet müdürü fakat hayatını cinayetleri çözmeye adamış, bu konuda çok yoğun çalışmalar yapmış, büyük başarıları elde etmiş, dünya çapında cinayet ve çocuk cinayetleri üzerine uzmanlaşmış bir isim. Kendisinin 3 polisiye romanı var. Mesleki hayatında uğraştığı bu konu ile ilgili şu anda çok önemli kitaplar yazıyor. Oldukça önemli bir alan, dünya çapında herkesin ilgi duyduğu bir alan. Bu konularda çok önemli polisiye romanlar yazıldı, dünya çapında herkesin ilgisini çekti. Çözülemeyen, çözülmesi çok zor olan konular var ve çok iyi analizler ile bu konuyu çözmek gerekiyor. Adım adım, her şeyi inceleyerek bu konuda hareket etmek gerekiyor.
Sayın Ercan Taştekin bugün konuğumuz ve kendisine Narin Güran cinayeti neden çözülemiyor? Nerede hatalar yapıldı? Ne yapılması gerektiğini soracağız. Narin Güran cinayeti neden hala çözülemedi? Cinayetin 28. Günündeyiz en önemli soruyu sorarak başlayayım. Neden çözülemiyor?
Ercan Taştekin: Kayıp çocuklar konusu her şeyden önce uzmanlık gerektiren profesyonel bir alan. Narin yaş aralığı ve cinsiyeti ve kaybolduğu yer itibariyle vahim nitelikli kayıplar dediğimiz profesyonel sorgu ekipleri tarafından soruşturmanın yürütülmesi gereken özel bir konuydu. İlk andan itibaren bu konu ile ilgili büyük bir kırmızı alarm verilmeliydi. Ülke genelinde profesyonel görevliler tarafından soruşturma başlatılmalıydı. Bu konu ile ilgili çok büyük hatalar yapıldığını düşünüyorum. Normal bir bölge karakolu, normal bir bölge güvenlik görevlisi mantığı ile soruşturma başlatıldığı için ilk andan itibaren üst üste devam eden büyük hatalar yapıldı. Bu hatalar çözülebilirdi. Öncelikle alanın uzmanı olan sorgu yeteneği yüksek insanlar olsaydı bugün herkesin konuştuğu Tavşantepe Köyü ile ilgili, Tavşantepe Köyü’ndeki Güran ailesi ile ilgili, amcaları ile anne ile baba ile kardeş ile abi ile ilgili sağlıklı analizler ve tespitler başından yapılabilseydi ve çok kısa sürede deliller elde edilmeye gidilseydi 24-48 saat içinde çözülebilecek bir konuydu.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Geç kalındı ve çok vasıflı bir iş yapılmadı fakat yine de çözülebilir mi?
Ercan Taştekin: İki parametreye bağlı. Eğer toplumun duyarlılığı artan şekilde devam ederse bir gün mutlaka çözüleceğini düşünüyorum. Toplumun duyarlılığının devam etmesi bu konudaki yapılan hataların telafi edilmesini sağlayabilir. Uzman soruşturma yapılmasını sağlayabilir. Siyasi mekanizma başta olmak üzere bürokratik mekanizmanın kararlılığı çok önemli. Toplumun duyarlılığının devam etmesi ve siyasetin bu konu ile ilgili kararlı bir duruş sergilemesi. Bunlar devam ettiği sürece bir gün mutlaka çözülebilir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kamuoyunun büyük bir duyarlılığı oldu. İnsanlar ayağa kalktı, çeşitli şehirlerde yürüyüşler yapıldı, kamuoyunun vicdanı sızladı. Siz bu konulara uzun yıllar çalışmış birisiniz, önemli bir unvanınız var. 30 yaşında Ankara Cinayet Büro Amiri olarak en genç yaşta cinayet büro amiri olmuş kişisiniz. Yıllarınızı verdiniz, önemli deneyimleriniz oldu. Kayseri’de 3 çocuk ile ilgili cinayeti çözen polis müdürüsünüz. Bu perspektife göre ne düşünüyorsunuz?
Ercan Taştekin: Bu konu mutlaka çözülecek ama bunun çözülmesi ne şekilde olacak o tartışılır. Halkın duyarlılığı devam ettiği sürece eğer bu konu beceriksizliklerden, iş bilmezlikten kaynaklanıyorsa, amatörlüklerden kaynaklanıyorsa bu amatörlükler, bu iş bilmezlikler bu beceriksizliklerin giderilmesini sağlayacak halkın duyarlılığı profesyonel sorgu uzmanları tarafından çözülecek diğer olasılık ise her zaman gündeme getirilen iş birliği mi var sorusu! Çözülmek istenmiyor mu sorusu! Eğer çözülmek istenmiyor mu sorusu varsa akıllardaysa ve öyleyse onunla ilgili bir durum varsa kesinlikle Susurlukvari bir şekilde çözülecek ama bunu belirleyecek olan eğer beceriksizliklerden dolayı çözülmüyorsa bunun giderilmesini, toplumun duyarlılığı ile harekete geçen kararlı bir siyasi bürokratik bir duruş sağlayacak eğer farklı türlü gerekçelerle çözülmüyorsa toplumunu duyarlılığı devam ediyorsa bir şekilde bu iş birliği çözülerek Susurlukvari’den kastım kesinlikle o şekilde çözülecek.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Toplumun yüksek duyarlılığının devam etmesi gerekiyor ve bürokrasinin de bu işi bırakmaması gerekiyor. Çözülmesini istememesi gibi bir durum olursa da bir başka Susurlukvari metotla çözülebilir diyorsunuz.
Ercan Taştekin: Toplumun duyarlılığında dikkat etmemiz gereken konular var. Dedektifçilik oynamayalım. Bu konu ile ilgili Türkiye’de bunun uzmanlarına eğitim veren bir insanım. Dünyada bu konu ile ilgili birçok toplantılara katıldım. Bu hal ile çok yüksek bir tempo ile takip etmeme rağmen amatör dedektifçilik oynamıyorum. Dosyanın tamamına vakıf olmanız gerekir. Bir insanın elinde ısırık izi vardır, “Boğmaya çalışıyordu ısırdı” diyemezsiniz, bilemezsiniz. Amatör dedektifçilik oynamak konuyu ana noktasından saptırabilir. Magazinleşmek büyük hata. Ana konu; Narin’i kim öldürdü? Delili nedir? Narin’in öldürülmesi kadar magazinleştirilmesi de caniliktir. Kendi rating ve takipçisini artırmak için, reklamını yapmak için, gündemi saptırma ve gündemdeki korkunç adaletsizlikleri, ekonomik sefaleti unutturmak için magazinleştirenler varsa bu Narin’in öldürülmesi gibi caniliktir. Bizim bu tuzağa düşmememiz lazım. Magazinleşmesine izin vermememiz lazım, alet olmamız lazım, istisna edilmesine alet olmamamız lazım ama bıkmadan, usanmadan, yılmadan Narin’i kim öldürdü, Narin için adalet demeye devam etmemiz gerekiyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Böyle magazinleştirme eğilimi var ama biz bu konudaki duyarlılığın bitmemesini şunun için istiyoruz; fikri takip yapmaya önem veren bir milletvekili olarak birçok konuyu aylar yıllar sonra tekrar masaya yatırdım ve bu konunun önemine inanan, dünya çapında çalışmalar yapan sizinler o yüzden bu konuyu konuşuyoruz. Bu meseleyi farklı boyutları ile nasıl çözebiliriz?
Ercan Taştekin: Narin bir istisna olayı değil. Narin, üst üste devam eden onlarca, yüzlerce, binlerce caniliğin vahşetin, felaketin son damlası oldu. Narin’de insanların patlamasına sebebiyet veren daha önceki kayıp çocuk soruşturmalarında yapılan hatalar. Daha önceki kayıp çocuk soruşturmalarında yapılan beceriksizlikler üst üste geldi. Narin yerine bir başkası olsaydı o da aynı şekilde patlayacaktı. Dünyanın her yerinde çocuk kaybolur. Dünyanın her yerinde her ülkesinde bununla ilgili sorunlar vardır ama bizdeki sorun şu; en büyük problem sorunun gizlenerek örtbas edilerek göz ardı edilerek halktan uzak tutularak büyümesine sebebiyet verildi. 2016 yılına kadar her yıl kayıp çocuk istatistiklerini yayınlayan TÜİK, 2016’dan sonra bu istatistikleri yayınlamayı niçin bıraktı? Hangi mantıklı sebebi var? Hangi geçerli sebebi var? Hangi hukuki sebebi var? 2016’dan sonra bu rakamlar yayınlanmayınca diğer meydana gelen olaylar da magazinleştirilip farklı alanlara çekilince bu konudaki sorun devasa bir hale geldi. Bizdeki problem bu! Gelişmiş ülkelerde de kayıp çocuk konuları var ama bu konuda gizlenen, saklanan bir şey olmadığı için artarak devam eden duyarlılık bu olayların önlenmesini sağlıyor. Bizde gizlenmesi, örtbas edilmesi de olayların artmasını tetikliyor. En büyük yapılması gereken konu dünyada kurulmuş olan konu ile ilgili güzel polisiye sistemler var. Halkın gönüllülük esasına dayalı katkı sunulan sistemlerin kurulması bizim ülkemizde mümkün değil çünkü veri tabanımız yok. Bu konu ile ilgili hareket edeceğiniz mekanizmayı kurabileceğiniz datanız yok. Bir an önce politik olarak bu sorunun çözümü ile ilgili atılacak ilk adım TÜİK’in istatistiklerini yayınlamayı sağlamak olmalı. Bu o kadar önemli ki! İstismar etmeden bir realiteden bahsetmek istiyorum; 2000’li yılların başından itibaren artan bu kayıp çocuk felaketi 2011’de bizim Kayseri’de aydınlattığımız 3 evladımız ile ilgili olaydan sonra kırılmaya başladı. Üstünlük güvenliğin, adaletin eline geçmeye başladı. Aydınlatılan her cinayet bir başka cinayeti önlemeye başladı ve biz bu konu ile ilgili o dönemde başkanlığını yaptığım yürürlüğe koyduğum kayıp çocuk araştırma ve soruşturmaları uzmanı yetiştirmeye başladım. Pratisyen hekim ağır bir kalp ameliyatı yapabilir mi? 2 yıl karakolda çalıştırdığınız, 3 yıl başka karakolda çalıştırdığınız, 5 yıl kapıda nöbet tutturduğunuz, 3 yıl darp olayları ile ilgili görevlendirdiğiniz personel ile bu alandaki olayları vahim nitelikli kayıpları aydınlatamazsınız. Bunun uzmanlığının yetiştirilmesi ile ilgili çok büyük ağırlık verilmeli. Burada topluma düşen 2 tane önemli konu var. 1) bu konudaki duyarlılığı devam ettirmek. Narin çözüm olsun! Narin yeni Narinlerin yaşanmaması için çözüm olsun. Toplumsal duyarlılık; konuyu magazinleştirmeden, provoke etmeden gündemde tutacaksınız. Devlet bu konu ile ilgili alarm sistemleri kuracak. Alarm sistemi kurduktan sonra sadece uzman sorgucu ile kayıp çocuklar konusunda çalışma yapmanız yetmez. Halkın da desteğini alacaksınız, gönüllü insanların bu alanda katkı vermesini sağlayacaksınız. Sistem kurulduğunda evlatlarımıza duyarlı herkesin bu konuda eğitim alarak, kayıp çocuk konusu olduğunda yurttaş olarak ben ne yapmalıyımı öğrenecek ve bunu yerine getirecek. Narin konusunun çıkmaz edilmesinin en önemli sebeplerinden biri de bilgi kirliliği var. Olayı duyduğum ilk andan itibaren; Diyarbakır Valiliği 7/24 halkı ve basını doğru bilgi ile bilgilendirici bir sözcülük sistemi kurmalı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz ilk anlarda çok önemli uyarılar yaptınız ama dinlenmedi.
Ercan Taştekin: Sorun her geçen gün büyüdü ve burada kalmaz. Narinin çözülememesi ne demek biliyor musunuz? Narinvari cinayet işleyecekleri kimselerin “İşleyin bu cinayeti, Narin’in katili yakalanmadı bizi de yakalayamazlar.” denilmesini getirir. Bu kadar büyük bir vehamet. Yani bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi için Diyarbakır Valiliği’ne çok üzüldüm. Bu konu meydana geldiğinde sürekli sosyal medya hesaplarını takip ettim. Hiçbir açıklama yapmadılar. Sadece o günlerde bir taş üzerinde bulunan kanla ilgili bir de Narin’in ilk gün cesedinin bir yerde bulunduğu ile ilgili ihbar vardı. Bu iki ihbarın doğru olmadığı ile ilgili açıklama yaptı bugüne kadar. Bakın ben sosyal medyadan İçişleri Bakanı’na da hitaben çağrıda bulundum ve çok büyük bir ses getirdi. Bir an önce özel sorgu, profesyonel ekip yönlendirin buraya diye. Niye? Çünkü çevresel analize baktığımızda bir suç şebekesi haline dönüşmüş, gizlenen, saklanan, adeta görevlilerle alay eder gibi hareket eden bir ortam var ve profesyonel sorgucularla burayı bir an önce çözmemiz gerekiyor diyerek. En asli konuyu ıskalamayalım. Kayıp çocuk konusunda en büyük görev anne ve babaya düşüyor. Ben çok uzun yıllar çocuk mağdurluğu ve suça sürüklenen çocuklar üzerinde de çalıştım. Mağdur çocukların ve suça sürüklenen çocukların en büyük ortak özelliği anne ve babalarıyla iletişim kanallarının kapalı olmasıydı. İnternette biriyle tanışmış, anne babasıyla paylaşmamış. Okul çıkışında biriyle tanışmış, anne babasıyla paylaşmamış. Okul çıkışında biriyle tanışmış, anne babasıyla paylaşmamış. Bir yerde biriyle arkadaşlık yapmış, anne babasıyla paylaşmamış. Birinin verdiği parayı almış, anne babasıyla paylaşmamış. Anne babalar çocuklarıyla iletişim kanalınız en üst düzeyde olacak. Yani devlete düşenler var, politikacılara düşenler var, topluma düşenler var ve birey olarak ailelere düşenler var. Bu sadece bir soruşturma yürütecek olan kolluk birimlerinin beceriksizliğiyle geçiştirilmemeli. Bu konuyla ilgili Milli Eğitim de Narin’i bir fırsat bilip atılım yapmalı. Yeni Narin’ler yaşamaması için daha kreşlerden, anaokulundan, ilkokulun birinci sınıfından itibaren öğretmenlerimiz profesyonel olarak çocuklarına neyi öğretmeleri gerektiği öğretilmeli ve onlar da çocuklarımıza bunu öğretmeli. Yani nerede nasıl davranacaklarıyla ilgili cinsel tacize uğramamaları, cinsel istismara uğramamaları, çirkin olaylar yaşamamaları ilgili ne yapmalarıyla ilgili bu konuyla ilgili Milli Eğitimi’n de bir kırmızı alarm vermesi gerekiyor. Sadece Milli Eğitim mi? Hayır. Burada kalmayacak da. Devam eder bu. Sivil toplum kuruluşlarına da çok büyük bu konularla ilgili vazife düşüyor. Vicdan Vakfı ne yapıyor? Bu konuyla ilgili psikolojik destek sağlayan işler yapıyor, özel şeyler. Kayıp çocuklarla ilgili de sivil toplum kuruluşları da çok etkin olmalı. Ama magazinleştirmeden, ama kendi reklamı için kullanmadan, ama bu konu istismar edilmesin derken kendisi istismar etmeden. Belediyelerde de çok büyük görevler var bu konuda. Yani belediyelerde bu konularda ilgili sosyal belediyecilikle ilgili ailelerin, nesillerin, toplulukların bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesiyle ilgili çok etkin roller oynayabilirler. Üniversitelerimizde de bu konuda düşen çok büyük roller var. Bizim bu konularla ilgili olarak akademik çalışmalara çok ihtiyacımız var. Akademik çalışma yapamazsın ki. 2016’dan beri veri yayınlamıyorsun ki. Bu sadece kayıp çocuk değil. Nerede kaybolmuş, hangi gün kaybolmuş. Bizim Konya ilinde aydınlattığımız birçok kayıp çocuk konusu vardı. Pazartesi günleri oluyordu. Nedir bu pazartesi günleri? Yani bu akademik bir şey midir? Alandan benim gördüğüm bir şeydir. Veyahut yani bu konularda ilgili geçen gün bir arkadaşımız sosyal medyada işte köy ve kırsal alandaki çocukların bu konularda çok daha riskli olduğunu söylüyor. Hayır. 2016’ya kadar yayınlanan istatistiklere baktığınızda kentlerde bu konularda çok daha büyük olduğunu suç görürsünüz. Türkiye’de mi? Evet Türkiye’de. Ama görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz. Niye? Canı yanan aile birkaç yere gidiyor ve oradan konunun üzeri kapanıyor. Buradaki bizim ilk başta olayın daha girişinde, olayı daha ilk duyduğumuzda kırmızı alarmlık bir konu profesyonel ekip soruşturmalı derken sadece Narin özelinde Narin cinayetinin aydınlatılması için bu konuda bir vurgu yapmaya çalışmadık. Narin çözülemediğinde Narin’ler artar. Nereden biliyoruz? Kayseri’de bayramda 3 kayıp çocuk konusu çözülemedi. Olaylar çığ gibi arttı. Çözüldü, olaylar bu sefer de bıçak gibi kesildi. Bu nedenle buradaki topluma düşen duyarlılık, evet bugün bu cinayet aydınlatılabilir. Cinayet Narin’i hangi sebeple, ki sebebi halen bulamadılar. Biliyorsunuz benim en sıklıkla söylediğim bir cümle sebebi bulan konuyu çözer. Sebebi bulan konuyu çözer. Benim ilk romanım Fenomen de zaten bir kayıp şahıs araştırılması üzerinedir. Hatta yurt dışından da fenomenin bazı güvenlik birimlerinde ana ders olarak okutulması ile ilgili teklifler de geldi. Bu da beni mutlu etti. Narin ile ilgili sebebi bulan konuyu çözer. Evet buldu, çözüldü. Fail x, y, z aldı ağırlaştırılmış müebbet cezasını. Yanına yapanların hiçbir şeye kar kalmadı. Askeri polisi yanlış yönlendirenler cezasını aldı. Narini katledenler cezasını aldı. Burada kalmamalı bu konu. Burada kalmamalı. Bundan sonra yeni Narin’lerin oluşmaması için “Evet bu konu bitti, bu sefer de geçelim bir başka şeye.” olmamalı. Bu konuyla ilgili çözüm odaklı devletin yapması gereken bürokrasinin yapması gereken politikanın yapması gereken toplumun yapması gereken bireylerin yapması gereken milli eğitimin yapması gereken ne varsa bir an önce harekete geçilmeli sayın vekilim.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Burada 8 yaşındaki bir çocuğun hakkını aramıyoruz sadece.
Ercan Taştekin: 8 yaşında milyonlarca çocuğumuzun hakkını arıyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çocuğumuz maalesef bir cinayete kurban gitti. Bütün dünya bunu konuşuyor ama o çocuk hayatını kaybetti artık. Geriye dönemeyiz.
Ercan Taştekin: Sadece narin kaybetmedi ki. Yani öncesine baktığınızda yine bir şekilde magazinleştirilmiş Leyla çocuk vardı. Yine bir şekilde magazinleştirilmiş diğer evlatlarımız vardı. Yine o magazinle ilgili benzeri bir kısım programlar vardı. Ve oralarda dile getirildi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok konuşuldu, unutuldu, gitti. Çözüm olarak ne konu? Gerekenler yapılmadı. Hatta 2016’dan sonra istatistikle açıklanmıyor. Bu çok vahim diyorsunuz. Çünkü konuya bilimsel yaklaşılsa, yani mesela çok önemli bir şey söylediniz. Konya’daki cinayet, bunlar niye pazartesi günü artıyor? Bunun istatistiği ortaya çıksa, araştırmacılar buralardan yola çıkarak yeni cinayetleri önleyebilir aslında.
Ercan Taştekin: Örneğin kayıp çocuk konularıyla ilgili kamera sistemleri ne kadar yararlı? Öğretmenlerin bilinçlendirilmesi, bakın Milli Eğitim’e çok büyük görev düşüyor. Sivil toplum kuruluşlarına çok büyük görev düşüyor. Yani bu Narin konusuyla ilgili magazinleştirerek, yani o ne çirkinlik yapmış, bunun telefonundan ne çıkmış, konuyla ilgisi olmayan, ya bunlar bırakalım, bunlar zarar veriyor Narin’in olayının çözümlenmesine. Bizim sürekli olarak istismar etmeden soracağımız soru şu. Narin’i kim öldürdü? Net ve kesin olarak delil ne? Bu ortaya çıkarılmalı. Bununla ilgili failler hukuki bir ortamda yargılanarak hak ettiği cezayı almalı ve ondan sonra iş yeni başlıyor. Narin bir milat olabilir sayın vekilim. Narin bir başlangıç olabilir. Neyin başlangıcı olabilir? Yeni Narin kayıplarının olmaması için de bir başlangıç olabilir. Tam tersine fırsat kaçırılırsa daha çok Narin canilikleri yaşamamıza da sebebiyet verebiliriz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz zamanında Kayseri’de kaybolan üç çocuğun peşine düşmüştünüz. Günlerce sanırım bulunamamıştı ve fakat sonra katilin komşuları olduğu ortaya çıkmıştı. Çocuklara şeker veren bir insan olduğu ortaya çıkmıştı. Ve sürekli aramalarda işin içinde de sanırım olduğu ortaya çıkmıştı. 20. günlerde Narin’in cesedi bir dere kenarında artık bozulmuş bir halde ve üzerindeki deliller kaybolmuş bir halde olduğunu ortaya çıkarıldı. Demek ki gecikmemek ve baştan çok nitelikli bir çalışma yapmak lazımdı. Bu tecrübeler dışında ne dersiniz? Kayseri ve Diyarbakır’ı bağlarsanız.
Ercan Taştekin : Bugüne kadar aydınlatılan kayıp çocuk soruşturmaları nasıl aydınlatılmış? Narin çocuk soruşturulması nasıl aydınlatılabilirdi? Yani bugüne kadar aydınlatılmış Kayseri özelline de bakın. Daha önce bizim Ankara’da aydınlattığımız olaylara da bakın. Türkiye’nin diğer yerlerine gidip aydınlattığımız olaylara da bakın. Konya’da aydınlattığımız olaylara da bakın. Aydınlatılan olayların çok büyük oranı profesyonel sorgu yeteneği yüksek personelin başarısıyla aydınlanmış. Profesyonel sorgu yeteneği yüksek kişi daha ilk günde anneyi, daha ilk günde abiyi daha ilk günde amcayı daha ilk günde yengeyi daha ilk günde daha ilk günde o çevredeki herkesi sorgulasaydılar, çok çabuk hareket etseydiler, bir buraya koyuyorum. İkincisi, bugüne kadar kayıp çocuk soruşturmaları nasıl çözülmüş? Bununla ilgili en önemli nokta delili nerede arayacağını bilmek. Delili nerede bulayabileceğini bilmek, nereye yoğunlaşabileceğini bilmek. Eğer Narin’in cesedinin nerede aranacağını bilselerdi ve profesyonel olarak arasalardı ki, en can yapıcılardan birisi de ceset bulunduktan sonra orayı gören devletin jandarmasının, kamerasının görüntüleri var. Daha ilk günden o görüntü incelenseydi ve oraya bakılsaydı ve o ceset bulunsaydı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sanırım 8 kez aramışlar bulamamışlar en sonunda bulunmuş. Aynı yerde değil mi? Bu nasıl bir hal’
Ercan Taştekin:Bakın yani çalışıyormuş görüntüsü vermek için 10 bin personelle bunu yaptık. 100 bin tane insanlar şunu yaptık. 500 bin o değildir mesele. Failin tutuklanması, gözaltına altına alınması, gözaltına alınıyor bir daha bırakılıyor medyada o konu ile ilgili çok şüphe olunca o tutuklanıyor, öteki getiriliyor, bu oluyor, şu oluyor. Öyle değil. Bu kriminal alan çok zengin ve çok uzmanlık gerektiren bir alan. Yani o orada bir kere emir komutayla bu iş çözülmez. Ben 50 bin askeri oraya yığdım, emir verdim çözülecek. Hayır efendim. Bu incecik bir konudur. 50 bin değil 50 milyon askeri de oraya yığsam çözülecek? Hayır efendim. Çözülmeyince de bakıyorsunuz ki bu konu diğer benzeri konularla ilgili sorunun büyümesine sebebiyet verebilecek noktaya geliyor. Suçlulara cesaret verebilen bir nokta. Psikolojik üstünlük adeta çok vahşi bir cinayeti işleyen canilerin elindeymiş gibi. Alay eder gibi röportajlar veriliyor, alay eder gibi açıklamalar yapılıyor, alay eder gibi hareketler ediliyor ama bununla ilgili alay eder gibi hareketler ediliyor. Ama bununla ilgili profesyonel bir şekilde bunun önüne geçilemiyor. Her gün yeni bir skandalla karşı karşıya kalınıyor. Narin’in ilk kayıp olduğu andan itibaren bu skandallar devam ediyor. Özel ekibin görevlendirilmemesi çok büyük bir skandal. Diyarbakır Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’nın sürekli halkı bilgilendirmemesi çok büyük bir skandal. Kaçıncı günde abinin kolundaki diş izlerinin bulunması bilmem skandal. Amcanın arabasında ilk DNA izinde bilmem nerede DNA izi bulunması skandal. Ondan sonra tekrar bir daha sökülmesi tekrar skandal. Abinin tekrar gözetim altına alınıp gönderilmesi skandal. Amcanın hanımı bırakılıyor. Siz bu konunun profesyonel bir alan olduğunu bileceksiniz ve profesyonelleri görevlendireceksiniz. Birincisi bu adımı atacaksınız. İkincisi bu konunun uzmanı bir vali yardımcısı olabilir, emniyette bir şube müdürü olabilir. Veyahut jandarmadan bir amir, müdür olabilir. Onlardaki rütbeleri çok bilmiyorum. ABD’de okul basılıyor 1-2 saat sonra şerif halkı bilgilendiriyor. Valiliği etiketleyerek çağrıda da bulundum. Lütfen bakın bu konuda bilgi kirliliğini giderici açıklama yapın. Basın yasağı konusu son derece yerinde bir karardı ve geç bir karardı. Ama basın yasağı kararı çok erken getirilmeliydi. Bununla birlikte de halkın ve gazetecilerin bilgi alma hakkı da profesyonel bir şekilde valilik tarafından sağlanmalıydı. O sağlansaydı bilgi kirliliği olmazdı. O sağlanmadığı için bilgi kirliliği olmazdı. Bu konularla ilgili değil 28 gün, ne kadar zaman geçerse geçsin hiç ummadığınız anda sürpriz bir delil ortaya çıkar, net ve kesin olarak olarak tüm yönleriyle aydınlatılır. Ama şartı var. Siyasi irade kararlı olacak, bürokrasi kararlı olacak, toplum istismar etmeden, magazinleştirmeden duyarlılığa devam edecek.
Ömer Faruk Gergerlioğlu : Gerçek anlamda çözmek istiyorsak. Yoksa bunun magazini üzerinden tabiri caizse ekmek yiyen çok olur.
Ercan Taştekin: Gerçek anlamda herkesin çözmek istediğine inanıyorum. Bu konularla ilgili gerçek anlamda çözmek istememe şıkkı vardır, göz ardı edilmelidir. O seçenekte mutlaka bakılmalı. Ama kronikleşmiş sorunlar var. Bu son dönemde giderek liyakatli insanların devlet kadrolarında görevlendirilmemesinden tutun. Yani siyasetin ondan sonra bazı konuları umursamamasından devam ediniz. Her şeyin bir algıyla, bir magazinleştirerek elde tutulan çok büyük bir medya gücüyle istediğinizi gizleyin, istediğinizi alın. Yani çok enteresan bir şey. Bir söz diyor ki; “Bu konunun tahkikatla, aşiretle, feodaliteyle alakası yok.” Hangi konunun bu konusu? Bu konu ne? Çözülmemiş cinayet. Çözülmemiş cinayetin neyle ilgisi olduğunu sen bilemezsin ki. Çözülmemiş bu cinayet. Bu cinayet önce bir çözülecek ki, önce bir failler bulunacak ki, önce bir sebebi bulan konuyu bulacak ve ondan sonra çözecek ki ondan sonra bununla ilgili bir kısım yorumlar yapılabilir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Herkes “Ya şu partinin yüzünden, bu partinin yüzünden.” böyle bir kayıkçı kavgasına da dönebiliyor. Ne dersiniz?
Ercan Taştekin: İlk başlarda önlenemedi. Önlenememesinin nedeni bilgi başlarda önlenemedi. Önlenememesinin nedeni bilgi kirliliğinin önlenememesi, siyasetin ve bürokrasinin bu konuda açıklama yapılması. Bakın İçişleri Bakanı bu konuda cesedin bulununcaya kadar hiçbir açıklama yapmadı. Adalet Bakanı’nın durumu ondan daha vahim. Adalet Bakanı abi gözaltına alındığında bir şüpheli gözaltında benzeri minvalde bir açıklama yaptı geçmişte. İçişleri Bakanı’nın, Üzeyir Garih’in katili olmayan bir masum çocuğu katil gibi açıklaması gibi. Amca adam öldürmekten tutuklandı, o günün akşamı Adalet Bakanı; “Sağ bulunmasını ümit ediyoruz.” diye açıklama yaptı. Bu konularla ilgili siyaseten bu meseleye bakmak caniliktir, canavarlıktır. Ben muhalefetim, iktidarı yıpratayım diye bu konuya bakmak caniliktir, canavarlıktır. Ben muhalefetim, iktidarı yıpratayım diye bu konuya bakmak caniliktir. Ben iktidarım, bu konudan yıpranmayayım diye konuya bakmak caniliktir. Bu çok önemli. Bizim bu döngüyü kırmamız lazım artık. Yani olay orada o şehirde oldu da onun için o şehirdeki etnik kökeniz! Hayır! Siz bunu söylediğinizde siz çok büyük bir canilik yapıyorsunuz. Bu Narin’i katledenler kadar büyük bir canilik yapıyorsunuz. Ondan sonra aman o öyle diyor, bu böyle diyor. Sonra bununla ilgili olarak ben zaten geçmişten beri bu kriminal olayları magazinleştiren televizyon programlarına son derece karşıyım. Onların büyük kısmının da emek hırsızlığı yaptığını düşünüyorum. Polisin, jandarmanın gece gündüz gayretle aydınlattığı olayların bir şekilde kendi medya gücünü elinde tutarak kendisinde bir etkisi varmış gibi yansıtılıyor ve bunun Narin’in oralarda magazinleştirilmesi, bir kısım PR çalışmalarında magazinleştirilmesine de alet olmamak gerekiyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gereken sosyolojik araştırmalar yapılmamış, bilimsel araştırmalar yapılmamış, üstü örtülen cinayetler var çözülemeyen cinayetler var ve ortada adeta bir foseptik çukuru var ve sonunda Narin öldürülüyor. Narin’in öldürülmesi o yüzden sıradan bir olay değil yani “Ne yapalım kazara oldu ya” bir istisna değil istisna değil yani sonuç, o dev sonucu getiren gelişmeleri diyorsunuz araştırmazsak o zaman bu işi çözemeyiz.
Ercan Taştekin: Suçu araştıran teorilerden bir tanesi; suçu yapanın yanına kar kaldığı algısı suçu artırır. Ben Konya’da 6 sene asayiş müdürlüğü yaptım, 6 sene boyunca Konya nüfusunun 1 milyona yakın kentte 1 faili meçhul cinayet bırakmadım ekibimle birlikte. Bu bir ekip işidir. Başından beri söylerim; her cümlem ekip işi. Konya’da 2004’e kadar her yıl artan cinayet sayısı 2004’ten sonra sürekli düşmeye başladı. Yanına kar kalmıyor, aydınlatılan her cinayeti bunu alanda çalışma yapan bir insan olarak deneyim ile söylüyorum. Üniversitede sağlıklı verileri elde edip bu konular ile ilgili güzel çalışmalar yapsalar olayı daha çok farklı yönlerini bulacaklar. İnsan hayatı kutsaldır. İnsan hayatının üzerine siyaset yapılmaz. İnsan hayatının üzerine reklam yapılmaz. İnsan hayatının üzerinden para kazanılmaz. Bunlar Narin’in katledilmesi kadar magazinleştirilmesi de cinayettir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ortada katledilen bir çocuk var, hakkı yenilmiş bir çocuk var. Öte dünyadan bu dünyaya baksa belki kahrolacak çünkü öldürülmesi ile ilgili gerekenler yapılmamış ve aradan kaç gün geçmesine rağmen halen yapılmıyor. Bu esrarengiz durum çözülebilecek mi?
Ercan Taştekin: Buradaki arz ettiğim toplumsal duyarlılık devam ettiği sürece bu zincir bir yerde kırılacak ama bu zincir beceriksizliklerin giderilmesi ile kırılacak, oradan kaynaklı çözülmüyorsa ama iş birliği ile kırılması ile çözülecek oradan kaynaklanıyorsa. Bu toplumsal duyarlılık ve siyaset mekanizmasının kararlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Benim gözlemim %100 çözüleceği üzerine ama ne şekilde çözüleceğini de niçin çözülemediğine bağlı! Eğer beceriksizliklerden dolayı çözülemiyorsa beceriksizlikler giderilip çözülecek eğer işbirliği ve kötü niyet gibi bir kısım iddialardan dolayı çözülemiyorsa o zincir kırılacak çözülecek. Benim bu konudaki duyarlılığım bütün insanlarımızdan en büyük isteğim bu. Sormaya devam edelim! Ana eksenden kaymayalım. Narin’i kim öldürdü? Kimler öldürdü? Deliller ne? Magazinleştirme çabalarına izin vermeyelim! Magazinleştirdikçe başka bir şeye dönüşür. 2 gün sonra olayın üzerine çok farklı bir gündem gelir, kaybolur gider.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sonuçta şu anda bildiğimiz kadarıyla Narin’in cesedi üzerinden ortaya çıkan bir delil yok gibi. Çok bozulmuş bir ceset.
Ercan Taştekin: Ben ilk başta bu konuda çok ısrarcı olurken çok acil hızlı hareket edilmeli derken bazı arkadaşlar da “Ne alaka? İlk defa mı bu ülkede çocuk kayboluyor.” Dediler. Öyle değil. Ne oldu? Bu olayın bu kadar uzun sürüncemede kalmasına %99 insanlar şaşırıyor. Ben şaşırmıyorum. Bu şekilde çözülebilseydi şaşırırdım. Siz bu amatörlükle, iş bilmezlikle bunu çözseydiniz şaşırırdım. Bu konu ile ilgili bir uzman bakışı ile olayın çok büyüyeceğini ilk günden gördüm ve ısrarla çağrıda bulunduğum birçok konu oldu. İlki toplumsal duyarlılığın en üst düzeyde tutulmasıyla ilgili. Bu konunun magazinleştirilmemesi ile ilgili. Valiliğin bu konuda sürekli halkı bilgilendirmemesi ile ilgili. İçişleri Bakanlığı tarafından bu konuda sorguda profesyonel ekiplerin görevlendirilmesi ile ilgili. Arazi arama tarama ile ilgili profesyonel ekipler değil. Sorgu ile olayın faillerinin ve delillerinin peşinden gidip cesedi bulacaklardı ve bulsalardı DNA testi ile her şey ortaya çıkacaktı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu an sanki ortak kararlaşma ve konuşmama tavrı var sanki.
Ercan Taştekin: Her konuşmama cesaretlendirdi. Her konuşmama çözülemeyeceği algısını güçlendirdi. Konuşamama gizleme, bu konudaki caniliği artırdı. Şu an görünebildiği kadarıyla kimin doğru kimin yalan söylediği kimin yönlendirme yaptığı kimin hedef saptırmaya çalıştığı kimin olayın peşinde olduğu ile ilgili durum var. Sorguda uzman kimin doğru söylediğini kimin doğruyu söylemediğini ortaya koyan delillendiren kişilerin görevlendirilmesi lazım. Bir gün çocuğun babası kahraman oluyor, olayı aydınlatmaya çalışan insan diyorlar, diğer gün baba açıklama yapıyor, “Haberi var. Bir insan nasıl çocuğu öldürülmüş haldeyken gizlemeye çalışır.” Bir gün önce kahraman denildi. Bir gün bakıyorsunuz bunun alakası yok. Bir gün suçlu oluyor. Bu konular ile ilgili suçluların ve şüphelilerin bunu hareket etmesini önleyebilecek ciddi tutarlı profesyonel uzman bu işin gereğini yapan personeli soruşturup ortadan kaldıramıyor muyuz? Sadece Narin değil, sadece Narin’in sorumluluğu boynumuzun borcuna değil, tüm Narin’lerin bundan sonra Narin olayının bu şekilde çözülememesinden kaynaklı oluşabilecek tüm Narin’lerin boynumuzun borcuna. Kimse insan hayatını ve cinayeti siyasete alet etmesin. Muhalefet; “Ben buradan siyaseti iktidarı yıpratırım.” Diye düşünmesin. İktidar; “Bu beni yıpratıyor.” Diye göz ardı etmesin. Bu çocuğun katili bulunsun. Delilleri ortaya konulsun, yargılansın cezasını alsın yeni Narin’ler önlensin.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Teşekkür ederiz. Bu olayı başkasının başına gelmiş bir olay gibi düşünüyor kamuoyu ama müdürümüzün vurguladığı gibi bilimsel usullere riayet edilmezse uzmanlar denetimleri almazlarsa yarın öbür gün sizin çocuğunuzun da başına gelebilir. Sizin çocuğunuzu konuşmaya başlarlar. Çok önemli bir uyarı yapıyor Sayın Müdürümüz Ercan Taştekin yıllarca bu konuda uğraş verdi, tüm yıllarını bu konuda uzman olarak çalıştığı yıllarının birikimlerini şu anda dünya çapında yankılanan polisiye romanlarıyla anlatıyor ve insanlara bir şeyler vermeye, düşündürmeye çalışıyor. Önemli uyarılar yapıyor. Çok geç kalmış değiliz. Cinayet çözülebilir. Çok geç kalındı evet, Narin cinayetinde büyük hatalar yapıldı, büyük beceriksizlikler yapıldı. İşin ucu bir yerlere gelecekti ve ondan sonrasına izin vermeyecek yetkililer, “Bu bizi rahatsız eder.” diyecekler ve bunu hepimiz biliyoruz. Bu ülkede Susurluk yaşandı, derin devleti, derin ilişkileri herkes biliyor. Burada da öyle bir şüphe var fakat biz milletvekili olarak konuyu takip edeceğiz. Bir sivil toplum kuruluşu başkanı olarakta takip edeceğim çünkü milyonların canının yanabileceği bir konu. Biz TÜİK’e yönelik soru önergesi vereceğiz. Önemli bir hatırlatma yaptı Sayın Müdürümüz vahim bir durum. Önemli derecede güvenilirliğini kaybetmiş bir kurum, enflasyon oranlarını düşük göstermek için ne yapacağını bilemiyor. Bir de başka günahı var. Bu neden yapılmaz? Olacak bir iş değil. Bakın şu anda tüm Türkiye 1 aydır tüm her şeyi bir yere bıraktı bu konu konuşuluyor çünkü 8 yaşındaki bir çocuğun hakkı her şeyin üstündedir. Biz konuya vicdanı bakıyoruz. 8 yaşındaki o çocuk zalimce katledildi. Belki çığlıklar attı büyük acılar çekti ve “benim hakkımı gerçek anlamda bilimsel anlamda arayacak insanlar nerede?” diye düşündü ve hayata veda etti. Tüm bunları konuştuk.
Ercan Taştekin: Narin’in öldürülmesinin tüm yönleri ile aydınlatılması ve yeni Narin’lerin önlenmesi bizlerin duyarlılığına bağlı unutmayalım ve duyarlı bir şekilde bu konu ile ilgili üzerimize düşeni yapmaya çalışalım.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok teşekkür ederiz. Çok önemli vurgular yaptınız, kamuoyu takip etti. Uzman bir emekli emniyet müdürü olarak önemli vurgular ile aktif çalışan görevlilere, İçişleri Bakanlığı’na ve tüm yetkililere önemli uyarılar yaptınız ve yapacaksınız.
ÖFG TV, yıllardır devam ediyor. Birçok önemli konuyu aydınlatmaya çalıştı. Yüzlerce program yaptık ve çok etkili sonuçlar da aldık. Çözülemeyen birçok konunun çözümüne yardımcı olduk, birtakım soruşturmalar açılmasını sağladık ve ilerlemeler kaydedilmesine yol açtık. Bundan mutluyuz, hakikatin ortaya çıkması için gayret edeceğiz hem Meclis’te, hem sosyal medyada hem sivil toplumda bunlar için önemli bir gayrete devam edeceğiz.
ÖFG TV bugün de burada bitiyor. Haftaya Salı günü saat 21.00’da sizlerle tekrar buluşacağız inşallah, hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın.

























Yorumlar