12 Kasım 2024
Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bu hafta da başlıyoruz.
Bu hafta Türkiye’nin her tarafında önemli bir gündem oldu kayyım. Halkın seçimi iradesi ile belediye başkanı olan arkadaşlarımız zorbalık ile gasp ile görevlerinden uzaklaştırıldı. Buna karşı halkımızın direnişi devam ediyor, itirazı devam ediyor. Sadece Batman’da, Halfeti’de, Mardin’de değil Türkiye’nin dört bir tarafında halkımız itiraz ediyor kabul etmiyor. Bu iller ve ilçelerde de halkımız iradesinin gasp edilmesine izin vermiyor, vermeyecek.
Biz kayyım konusunu gündem edeceğiz çünkü çok ağır bir insan hakları ihlali. Seçimler yapılıyor ve uyduruk yargısal süreçler bahane edilerek halkın iradesi devletin eli ile zorla gasp ediliyor. Bu işin net özet açıklaması bu.
Biz bugün iki belediye başkanımız ile konuşacağız. Kendilerinin yoğun çalışmaları var. Batman Belediye Eş Başkanımız her ne kadar görevden uzaklaştırılarak yerine kayyım atansa da bizim başkanımız Gülistan Sönük ekranlarımızda olacak, ardından Halfeti Belediye Eş Başkanımız Sayın Mehmet Karayılan ekranlarımızda olacak.
İlk olarak Gülistan Sönük Başkanımız ile konuşacağız. Geçmiş olsun. Yoğun çalışmalarınız var. Türkiye kamuoyuna açıklamak için söz sizde. Neler yaşandı Batman’da? Batman Belediye Başkanlığı neden gasp edildi?
Gülistan Sönük: Kürdistan ve Türkiye’de direnen tüm halkları saygı ve sevgi ile selamlıyorum. 4 Kasım sabahı hiç yabancı olmadığımız hukuksuz bir güne gözlerimizi açtık. Sabahın erken saatlerinde 5 sıralarında belediyelerimize kayyım atandığını duyduk. Bazı belediye eş başkanı arkadaşlarımıza karar tebliğ edildi bize karar tebliğ edilmedi. Emekçi arkadaşlarımızın işe gitmelerinde öğrendiler. Batman’dan halkın kendi yaşamına başlaması uyanması, işyerlerini açması ile birlikte kayyım gaspıyla karşı karşıya olduğumuzu öğrendik çünkü arkadaşlarımız bizi telefonla arayarak belediyenin etrafını binlerce polis ve zırhlı araç ile kuşatıldığını söylediler ve hiç kimseyi içeri almadıklarını. Biraz sonra valinin geleceğini söylemişler. Biz bu şekilde kayyım gaspı olduğunu öğrendik. İlk saatlerde belediye binamıza gitmek istedik ama binlerce polis belediye önünde barikat kurmuş durumdaydı. Bir memur kayyım atandığına dair tebliğ edeceğiz dedi, biz kabul etmeyeceğimizi söyledik. Yüzü varsa Batman halkı buradadır gaspını kendisi anlatsın dedik. Böyle bir güne uyandık. Sonrasında halkın müthiş bir sahiplenmesi vardı, saatler ilerleyince kalabalık arttı. Herkes kayyıma karşı tepkisini ortaya koydu. Haklarımızda alınan kararlar yerel mahkemede alındı ve yeni kararlar değil. Bizler 31 Mart’tan bugüne kadar yargı yanlış yapıyordu, İçişleri Bakanlığı yanlış yapıyordu, ilk günden alması gerekiyordu ki hukuksuzdu ya da bugün bu gerekçe ile o kararlara dayanarak görevden alması yanlış.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Başkanım yargısal süreçleri özetler misiniz? Gerekçe gösterilen yargısal süreçler neler?
Gülistan Sönük: Ben yürüttüğüm kadın çalışmalarımdan kaynaklı gözaltına alındım 20 kadın arkadaşlarım ile birlikte ve bütün gözaltı süresi boyunca ve çıktığımız mahkemelerde de sadece yürüttüğümüz kadın çalışmaları soruldu. 8 Mart sokakta kadınlar ile birlikte toplantı almalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındık. 4 gün gözaltı sonrasında serbest bırakıldık ve yargılama süreci devam etti. İddianamede de kadın çalışmalarımız vardı ve yürüttüğümüz kadın çalışmaları gerekçe gösterilerek örgütü üyeliği ile suçladılar ve birlikte gözaltına alındığım ve yargılandığım tüm kadın arkadaşlar bu iddialardan beraat ettiler. Benim de beraatim bekleniyordu. Bizler artık bu yargı şiddetine maruz kala kala öğrendik ve beraat bekliyorduk. Benim yereldeki mahkeme kararım benim adaylık sürecime denk geldi. Batman özel savaş politikalarının merkezi haline getirildi seçim sürecinde. Dolayısıyla özel savaş politikalarını beslemek adına onlara destek sunma adına yerel mahkeme bu kararı verdi. Tüm arkadaşlarım gözaltına alındı ve beraat verildi. 12 Mart’ta mahkeme kararını verdi. Ben aday olmasaydım, bu dosyadan beraat edecektim çünkü hiçbir şey yok dosyada kadın çalışması ve adaylığımdan kaynaklı ceza alma durumu oldu. Şu anda Adalet Bakanlığı’nın kendisi de açıklama yaptı. Görevden uzaklaştırılan eş başkanlarının hiçbirinin kesinleşmiş bir kararı yok. Hepsinin süreci yargıda devam ediyor. İstinaf, Yargıtay süreçleri var ve İçişleri Bakanlığı bu yerel mahkemelerin kararına dayanarak bizlerin yerine kayyım atadı. Biz, Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamanın insanların tepkilerinin dindirmek amaçlı olduğunu biliyoruz. 2019 yılında yine belediye eş başkanımızın Yargıtay’da cezası vardı, cezası onandı diye yerine kayyım atandı. Siyasal iktidar her dönem kendine farklı gerekçeler uydurarak, 2019’da cezası onandı diye şimdi de cezası onanmamışken yerimize kayyım atıyor. Çelişkili bir durum. Kayyım atamaları siyasi politik kararlar yargı ile bağlantısı olamaz. Böyle bir süreçteyiz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yargı kararı ile beraber farklı akıllarınca güçlendirmek için farklı soruşturmalar da açtılar sanırım değil mi?
Gülistan Sönük: Batman’a dair bize halen tebliğ edilmiş bir karar yok. Bir yazı yok kayyım atanmasına ilişkin biz sadece İçişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yayınladığı yazı ile biz kayyım atamanın gerekçesini Mart ayındaki mahkemenin ve bir soruşturma açıldıysa da bizim haberimiz yok. En azından ne benim ne avukatlarımın hiç kimsenin yeni bir soruşturma açtılarsa dahi bize tebliğ edilen hiçbir şey yok. Ne ifadeye çağırma ne avukatları bilgilendirme hiçbir şey yok.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu an net olan onanmamış bir ceza var.
Gülistan Sönük: Yerel mahkeme kararı var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu an yüksek bir oy oranı ile belediye başkanı seçilmiştiniz, halkın önemli bir mutabakatıydı, neredeyse halkın 2/3’ü ile seçilmiştiniz, herhangi bir şüphe olmayan şekilde seçilmiştiniz. Kimse itiraz edecek güç bulamamıştı fakat emri vaki ile karar gerçekleşti. Bundan sonra ne olacak? Neler yaşanıyor Batman’da?
Gülistan Sönük: Batman seçimde 31 Mart’ta 3 rekoru birlikte kırdı. Hem Türkiye’nin 81 ili içerisinde %64.52 ile en yüksek oy oranı ile seçilen bir belediye. AKP’nin 81 il içerisinde en düşük oy aldığı bir il ve aynı zamanda en yakın rakibine %50’den fazla fark atan bir kentti. Böyle özgürlüğü olan bir ildi, tam 3 rekorun aynı anda kırıldığı bu kentte 9 gündür insanlar ayakta, 9 gündür insanlar uyumuyor ve belediyelerine sahip çıkıyorlar. 4 Kasım’ın ilk saatlerinden şimdiye kadar insanlar sokakta ve direniyorlar. O belediye önünde nöbet tutan direnişe destek veren insanların hepsinin gözünde bu sefer direnişteki kararlılığı görüyoruz. Biz bu sefer izin vermeyeceğiz diyor. 2016, 2019’da gasp ettiler biz Kürtler 2019’un Kürtleri değiliz daha kararlıyız, daha netiz, daha güçlüyüz diye insanlar saldırılara rağmen, günde birkaç kez tazyikli su ile saldırı söz konusu ve insanlar ayrılmıyor. Onlar bir yerde saldırdığında halk başka yerde bir araya gelip kayyıma karşı sloganlarını atıyor. 17 Kasım’da her gün direnişte olduğumuz alanda Gülistan Caddesi’nin başında miting düzenleyeceğiz. Özgürlük ve Demokrasi Mitingi. Bugünün Türkiye’sinde en çok göz ardı edilen, en çok ülkeden silinmek istenen 2 değerden bahsediyoruz bir özgürlük değeri diğeri demokrasi değeri bu açıdan bu mitingin katılımının fazla olması lazım ve herkesin gelip orada bu kayyım gaspına, Türkiye’de cezaevlerinde her yerde yapılan işkencelere, tamamen işkence halini almış tecrit sistemine karşı insanların gelip tepkisini ortaya koyması. 9 gündür sahadayız, direnişimiz meydanda devam ediyor, diğer taraftan mahallelerde mitingin çalışmalarına başladık. 2016’dan, 2023’ün sonuna kadar; halkın üstünde korku atmosferi yaratma vardı bugün sokağa çıktığımızda belediye önündeki insanların gözünde; artık korku bittiğini gördük. Artık kimse korkmuyor çünkü insanların elinden her şeylerini aldılar bir onurları ve direniş mücadeleleri kalmış insanlar ona dört elle sarılmış. O yüzden biz umutluyuz, Batman halkı da çok umutlu kayyımların geri gideceğini belediyelerin halka teslim edileceğine çok umut var. Biz de umudu ve direnişi büyütüyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kötü muamele görüntüleri ve haberleri geliyor. Çok üzücü görüntüler gördük halka gençlere yönelik üzücü muameleler. Biz de sosyal medyamızda gündem ettik. Zihinsel engelli bir vatandaşımıza yönelik ağır bir muamele olduğunu gördük. Başka birçok gence yönelik ağır darplar oluyor. Neler yaşanıyor? Yüzü maskeli kişiler var. 90’ların Batman’nı hatırlatan görüntüler var.
Gülistan Sönük: Bütün saldırılarına rağmen dağılmayan direnişinde devam eden bir halk gerçekliği var Batman’da ve bu da biraz iktidarı ve emrindeki polisleri çıkmaza koymuş durumda. Söz kuracak durumları kalmamış çünkü hiçbir sözlerinin inandırıcılığı yok bu yüzden halk artık onlara inanmıyor. Bu onları kuracak sözü kalmayan haklılık durumu kalmayan bu iktidar da hıncını bu şekilde halktan çıkarmaya çalışıyor. Direnişten vazgeçmeyen insanları köpekli saldırılar ile karanlıkta yüzünü maskeleyip şapka takıp korsanvari şekilde insanları kaçırarak insanların umudunu moralini direnişini kırmak istiyorlar ama bu saldırılardan sonra da insanlar bir adım geri çekilmediler. Gençlere dönük ciddi işkence var, özgür basın çalışmalarına işkence var çünkü gençler tüm bu saldırılarına rağmen geri adım atmıyorlar. Özgür basın da halkın direnişini halk ile buluşturduğu için bu işkence görüntülerini teşhir ettiği için İçişleri Bakanlığı hedefinde, kendini saklayamadı ve çetelerin kendi İçişleri Bakanlığı bünyesindeki polisler olduğunu itiraf durumunda kaldı. 90’ları aratmayan bir işkence sistemini, insanları sokak ortasında kaçırma yöntemleri, gözaltlarında işkence etme, hastaneye götürüp getirirken işkenceye maruz bırakma yöntemleri. Burada iktidar halkın direnişini kırmak için tüm düğmelere bastı. Burada her yolu deniyor. İşkencesinden, gazetecilere dönük saldırıları, sansür uygulamaya kadar tüm düğmelere basmış durumda.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Batman’da gençlerin birtakım belediye otobüslerine, marketlere yönelik eylemlerde bulunduğu yönünde iddialar var.
Gülistan Sönük: Bunlar sadece iddiaydı, net bir görüntü yok ortada. Valilik böyle bir açıklama yaptı ama bunun doğruluğu bize ulaşmadı. Bunlar sadece yağmalama noktasında iddia olduğu bilgisi var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sonrasında ne olacak? Şu an direniş var, halk hakkını vermek istemiyor. Halk ile berabersiniz, bundan sonrasında ne olur? Şu ana kadar “Ben bu dayatmayı yaptım ve kabul ettiririm.” Diye bir anlayış var ama buna Batman ne diyecek?
Gülistan Sönük: Biz bugün de çalışmalara çıktık. Halk; “İzin vermeyeceğiz.” Diyor. 2016’dan 2024’e kadar kayyım gaspının toplumda yarattığı tahribatları halk gördü. Halkın sofrasında küçülen ekmeği halk gördü. Çocuklarının geleceğini halk kendisi hissetti. Dilinin yasaklandığını, kültürünün yok edilircesine yasaklandığını halkın kendisi gördü. Halk için sadece belediye binasının ablukaya alınma meselesi değil çok daha ötesi çünkü bir kere deneyimlediler ve kültürel soykırım dayatması olduğunu görüyorlar. Bu yüzden halkın kendisi sokaktan çekilme taraftarı değil. Bizler de sokakta olacağız, direnişte olacağız ta ki belediyeleri tekrardan alana kadar. Biz halkın 31 Mart’ta bize teslim ettiği bize emanet ettiği %64.52’nin iradesini de sonuna kadar savunacağız direneceğiz, 17’sine kadar direniş devam edecek, mahallelerde, sokaklarda ev ev miting çalışmamız devam edecek. 17 Kasım’dan sonra yeni bir sürece adım atacağız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Halfeti Belediye Başkanımız ile görüşeceğiz. Gülistan Sönük Başkanımıza teşekkür ederiz. İktidarın medyatik imkanlarına karşı biz de kendi gücümüz ile kamuoyuna hakkı yenmiş başkanlarımızın sesini ilettik ve iletiyoruz. Halfeti Belediye Eş Başkanımız Mehmet Karayılan ile görüşeceğiz. Gülistan Sönük Başkanımız ile görüştük. Halfeti önemli bir ilçe ve atanan bir kayyım var. Halfeti’de ne oldu? Skandal duyumlar geliyor kulağımıza. Söz sizde.
Mehmet Karayılan: Sokakta, sahada, kayyım atanan belediyelerin önünde direnen oturan herkese selamlarımı iletiyorum. Kayyıma karşı mücadeleyi büyütmeye yan yana gelmeye, güçlerimizi ve sesimizi yükseltmeye ve herkesi saygıyla selamlıyorum. 4 Kasım günü sabah 06.00 sıralarında kayyım atandı . Demokrasi mücadelesi veren Kürt halkına karşı düşmanca yaklaşımın göstergesidir. Tekçi zihniyetin, kendisine muhalefet olan herkese karşı zulümde istikrarlı olduğunun göstergesidir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu an Meclis’te kayyım ile ilgili konuşmalar yoğun bir şekilde yapılıyor. Bunu herkes anlıyor! Bakın Gülistan Başkanımız söyledi; hakkında bir soruşturma açılmış, ardından dava açılmış, dava sürüyor, onunla birlikte olan herkes beraat ediyor bakıyorsunuz aday oldu diye Gülistan Sönük’e ceza veriliyor! Biz de aynılarını yaşadık. Bu ülkede yargının ne durumda olduğunu herkes biliyor. Yargının nasıl bağımlı bir halde olduğunu çok iyi biliyor. Bu yargı adalet dağıtmıyor zulüm dağıtıyor. Adalet Bakanlığı adalet dağıtmıyor, adaleti organize etmiyor zulmü organize ediyor. Biz bu kararları öncesinde de çok gördük. Esenyurt İlçe Belediye Başkanı Ahmet Özer’e de kayyım atandı. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında o kadar zorlama iddialar var ki; ite kaka kayyım atanmış başka bir şey değil.
Mehmet Karayılan: Aynı tarihe 4 Kasım’a denk gelmesi düşman hukukunun uygulama konusunda istikarlarını göstermesi anlamına gelir. Biz ve halkımız mevcut rejimin yaklaşımlarını, kayyım zihniyetlerini anti demokratik tutumunu yok saymayı en çok yaşayan halkız. Muhalefette olan herkes bilir fakat 4 Kasım sabahı saat 06.00 sıralarında belediye işgal edilmiş oldu ve biz 06.30 gibi duyduk. Evimin etrafında güvenlik güçleri ile çember örülmüş durumdaydı. 07.30 gibi bize tebligatı getirdiler. Belediyeye kayyım atandığını ifade ettiler. Biz belediyeye gittik halkımız bizden önce gelmişti, diğer eş başkanımız belediye önünde halkımız bu duruma karşı öfkeli sözünü söylüyor tepkisini gösteriyordu ve kayyım zihniyetini kınıyordu. İşgal edildikten sonra el konulduktan sonra darbe yöntemi ile içerisine girildikten sonra belediyenin etrafında güvenlik çemberleri bariyerler oluşturulmuştu ve halkımız gençlerimiz kadınlarımız birlikte tepkimizi koyduk ve bizim olanı almaya hakkımız yoktur, temelinde her gelen kişi tepkisini öfkesini ortaya koyuyordu. “Siz bunu yapacaksanız sandık koymayın. Halk olarak kabul etmeyiz. Bizi kayyımlar ile yaşamaya alıştıramazsınız.” Diye tepkilerini koyuyorlardı. Halkımız ilerleyen saatlerde daha da çoğaldı. Çevre ilçelerden geldiler, il örgütümüz geldi, duyarlı kesimler, sivil toplum örgütlerinden Halfeti’ye geldiler, konuyu kabul etmediklerini, kayyıma karşı ortak hareket etme konusunda kayyımcı zihniyetin halkın iradesini kabul etmediğini ve biz bunu bütün muhalefet olarak kitle örgütleri olarak kabul etmediğimiz konusunda ciddi anlamda tepkilerimizi gösterdik fakat bu bizim halkımızın tepkisine bariyerleri yıkıp belediyemize gideceğiz ısrarı karşısında güvenlik güçlerinin saldırısı oldu. Evimize gitmek istiyoruz, bariyerleri aşarak gitmek istediğimizde ciddi refleksler ile karşılaştık, şiddet ile karşılaştık. Hasta genç ve çocuklarının üzerine şiddet, gasp edilerek halka zor kullanma yöntemini seçtiler, halkımız ısrar ile belediyenin önünü terk etmedi ve o günden bugüne direnişimizi büyüyerek devam ettiriyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kayyım atanmasına gerekçe gösterilen yargısal süreçler nedir?
Mehmet Karayılan: Bu meseleyi hukuksal olarak tartışmak; biraz siyasal darbeyi göz ardı etmek, gölgelemek anlamına gelir ama kendilerinin ifade ettiği gibi hukuksal bir zemin yoktur. Benim istinafta olan bir dava sürüyordu, sürerken ben YSK’ya başvurdum seçilebilirlik konusunda olur aldım fakat süreç içinde halkımızın içerisinde yasa aleni açık çalışma yürüterek halkımız da onay vererek iradesini bize teslim ederek eş başkan olarak seçtiler fakat gerekçe olarak benim davanın yanında dava ile kayyım yasal olarak güçlü bir dayanakları olmadığı için kayyım atama gerekçelerini göstermek için 2. Bir dosya açılmış fakat dosyayı incelediğimizde kamuoyu ile de paylaştık, Meclis’te vekillerimiz gündeme getirdi konuyu. Benim dava ile alakası olmayan isim benzerliği olmayan meçhul bir şahsın dosyasını, soruşturmaya yer olmadığına dair karar da var bu dosyada. Bu dosyayı kayyım atama gerekçesi olarak gösterilmiş uydurma, gerekçe oluşturalım ama nasıl bir gerekçe oluşturalım düşüncesi ile farklı bir dosyayı kararı kayyım atama gerekçesine hukuksal zemin oluşturmaya çalışmışlar fakat biz kamuoyuna bunu açıkladık, savcılığa gitti arkadaşlar, konuştular. Meclis’te Gülistan Vekilimiz açıklamasını yaptı. Uyduruk gerçeklerden kopuk, hukuken bu dosya benim ile ilgisi olmayan kayyım için gerekçe edinmek için ellerinden gelen dosyaları alelacele koymuş durumdalar. Bu ayyuka çıkmış durumda ne kadar bu konuda ciddiyetsiz olduklarını, konuda kendi gerekçe oluşturmak için çok araştırmaya girmeden ellerine gelen dosyayı hakkımda gerekçe edindirmek için ortaya koymuşlar. Bu da ciddiyetsizliktir. İddialar mesnetsiz ve bu konuda siyasal bir yaklaşım inkarcı yaklaşım olduğunun göstergesidir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu süreçlerin siyasi süreç olduğu belli fakat ileri sürdükleri yargısal durumlar da çürük adil olmayan yargılamalar ve kesinleşmeyen kararları ile sürüyorlar. Arkasında siyasi bir anlayışın olduğunu aslında DEM Partili olmayan herkeste çok iyi biliyor. Sadece DEM Parti’ye değil CHP’ye de kayyım atandı ama oradaki başkanın Kürt olması da dikkat çekiyor. Demek ki Kürt kimliği, varlığı ve Kürtlerin hakkı mevzu bahis olunca çıldıran bir anlayış var. Tüm bunlara karşı Halfeti halkı ne yapıyor? Halfeti’de neler oluyor?
Mehmet Karayılan: Biz Halfeti’de iki kimlik yaşıyoruz; Türkmenler ve Kürtler yaşıyor. Ben de Türkmenim, burada yaşayan halklar arasında bir sıkıntı yoktur. Gerek komşuluk gerek sosyal ve siyasal ticari ilişkilerde tarihten beri halklarımız yan yana anlayış empati içerisinde yaşamış bir halk. Özellikle tekçi zihniyetin yaklaşımı ve özellikle son 8 yıldır kayyım zihniyetinin yaklaşımı halklar arasında gerginlik ve kutuplaşmaya nifak sokmaya çalışmış olmasına rağmen halkımız bu tür yaklaşımları tenezzül etmemiş boşa çıkarmıştır. Halfeti’de seçim çalışmalarını sürdürürken buradaki iki kimlikli halkın yan yana yaşama, daha da bu zemini güçlendirme Halfeti ortak yönetme konusunda sözümüz vardı. Seçildikten sonra biz asla bize oy vermiş vermemiş ayrımını gütmeden Türk veya Kürt ayrımı gütmeden ortak eşitlikçi yaklaşımı esas aldık, hizmette de bunu aldık. Sokaklarımızda da aldık, siyasal ve hizmet alanda bu yaklaşımı esas aldık. Biz belediyeyi aldığımızda burada ciddi anlamda her kesimde rahatlama oluştu. Ciddi şekilde 8 yıllık sürecin içinde kayyım zihniyetinin topluma baskısı ötekileştiren herkesi tek tek tehdit eden korku iklimi yaymaya çalışan bir zihniyet karşısında bizim seçimi kazanmamız sonrasında halkta rahatlama, hoşgörü ve belediyeyi sahiplenme oldu. Biz 4 ay yığınlarla insanlar gelip gittiler, yanımızda olduklarını ifade ettiler. “İyi ki seçildiniz.” Dediler. Halfeti de belediye binasına gelmemiştik, başkanın odasını görmemiştik, herkes ile sohbet ediyorsunuz, bizdensiniz.” Denilerek halkın sahiplenmesi oldu. Bu konuda yerel yönetimlerin demokratik ekolojik bir paradigma içerisinde yürütmeye çalıştık. Meslek örgütleri ile görüştük. Sivil toplum örgütleri ile görüştük. Köyler ile ayrı ayrı görüşerek, muhtarlar toplantısı yaparak hangi köyde sorun varsa tartışıp köyün sorununu köylüler ile tartışarak çözmeye çalıştık. Esnafları ayrı ayrı ilgili kişiler ile sorunlarını tespit edip ortak çözme konusunda çaba sarf ettik. Halkımıza ayrım yapmadan hizmet vermeye çalıştık. Seçimi kazandıktan sonra konuda uzman yeminli mali müşavir arkadaşlar ile inceleme yaparak belediyenin harcamalarını gözden geçirdik. Belediyenin 460 Milyon borcu var. Bunu kamuoyu ile paylaştık. Bunu belediyemizin binasına astık, halkın görebileceği noktasına asarak belediyenin geçmiş noktada nasıl yönetildiğini gelir gider dengesizliğini halkın değerlerini çar çur ettiklerini kamuoyuna duyurduk. 3 ay geçtikten sonra da çalışmamızı, gelir giderlerini halkımızın bilgisine sunduk. Son 6 aylık çalışmalarımızı gelir giderlerimizi halkımızın görebileceği yerlere astık. Son 6 aylık gelir giderleri pazartesi asacaktık kayyım atanınca biz bunu oturduğumuz ve halkımızın ziyaret ettiği direniş gösterdiği alanda hem halkımıza hem kamuoyuna izah ettik. 6 ay süresi içerisinde yakıt olarak baktığımızda 2 milyon 500 Bin TL yakıt kullanmışız onların 3 aylık yakıt çizelgesine baktığımızda 6 milyona yakıt kullanmışlar. %100 fark var, bizimki 6 ay onların 3 ay. Halkın gelirleri nasıl harcadıklarını göstergesi. Biz 3 ayda çeşitli iş makineleri çalıştırdık da çok yakıt harcadık anlamına gelmiyor tamamiyle 30 özel araba kendi yandaşlarına, partililerine, kendi emrinde olan çete gibi çalışan kesimlerin ayakların altına vererek onları özel olarak belediyenin arabalarını tahsis etmişlerdir bundan dolayı yakıt fazladır. Son 3 ayda Halfeti Belediyesi’ne 246 Milyon 764 TL gelir gelmiş, İller Bankası’ndan 26 Milyon gelmiş toplam 273 Milyon 416 Bin TL, Ocak-Şubat-Mart, 273 Milyon 416 Bin TL para girmiş kasaya, 391 Milyon 661 Bin TL para harcanmış. Son 3 ayda seçim öncesi Ocak Şubat Mart ayında 118 Milyon 244 Bin TL, Halfeti halkı borçlandırılmış. Bu süreç içinde; seçim sürecinde çok projesel iş yapılmaz, tamamiyle göstermelik iş yapılmış ama daha çok bu giderler usulsüz yandaşlarına verilen şişirme ihalelerine para ödemedir, mahsuplaşmadır. Bu konuda sadece son 3 ayda 118 Milyon 244 Bin TL halkı borçlandırmış. 46 Bin nüfusu olan küçük bir Halfeti’de 460 Milyon TL borç ciddi anlamda borçtur. Türkiye genelinde nüfus oranına baktığımızda en borçlu belediye Halfeti görünüyor. Temel esası da usulsüz yandaşlarına verilen ihaleleri, 9-10 dosya biçiminde savcılık ve İçişleri Bakanlığı’na suç duyurusu bulunduk. 2.5 aydır İçişleri Bakanlığı müfettişleri burada araştırma yapıyor, açık, usulsüzlük yapıldığı tanısını biz hissettik. Biliyoruz ama gerçekten ekibin usulsüzlüğün olduğu yansımasını hissettik. 56 Milyon TL’lik arsanın yol yapımı için kumu, çakılını çekebilecek kaba yol yapımını için 56 Milyon TL’lik ihale verilmiş fakat incelediğimizde belediyenin kendi kadroları ile incelediğimizde 5-6 Milyon TL’lik iş yapılıp yapılmamış ama 56 Milyon TL ihaleye para ödenmiş. 6-7 Milyon TL’lik ihale nasıl olur da 50-60 Milyon TL’ye veriliyor? 700’e yakın arsa satılmış durumda. 1/3’ü belediyenin kasasına girmiş, 2/3’ü ihalelerde mahsuplaşarak karşı müteahhide veriliyor ve %10’u değerinde bir ihale varsa %90’ı da arsa mahsuplaşıyor ve %90’ı nasıl paylaşıyorlar bilemiyoruz. Paranın kendi kasasına girişi konusunda yöntem bulunmuş durumda. Biz bunu aleni bir şekilde dosyasını tuttuk, hukukçu arkadaşlarımız İçişleri Bakanlığı’na ve savcılığa bildirmiş durumda. Seçimden 10-15 gün önce 4 bin insana 3’er bin TL para dağıttılar baktığımızda meclis kararı geldi önümüze. Fark ettik bu meclis kararı normal meclis gündemine alınmamış, karar defterine yazılmamış tamamiyle meclis kararıymış gibi gündemiymiş gibi kendi encümen üyelerine imzalatılarak bu usulsüzlüğü yapmışlar. Son 15 gün içerisinde seçime 15 arsa satılmış bunlar da meclis gündeminde yoktur. Meclis kararıymış gibi kendi encümenlerine imzalatıyorlar ve meclis kararıymış gibi bunu yasal kılıfa uydurarak satışları yaptılar. Biz hepsini savcılığa İçişleri Bakanlığı’na bildirdik. Burada 8 yıl içerisinde ciddi anlamda bir usulsüzlük, halkın değerlerine malına pervasızca yaklaşım çar çur etme durumu var. Aynı zamanda da kendi kasasını doldurma girişiminden başka bir şey yoktur. Halktan eleştiri gelmesin diye devletin kolluk güçlerini devletin olanaklarını kullanarak ciddi anlamda korku iklimi oluşturmuştu ve bundan dolayı biz seçildiğimizde halkta rahatlama destek ortaklaşma görüldü. Buna karşı devletin, buna karşı kayyımcı zihniyetin ortak yaşama karşı demokratik yerel yönetimciliğe karşı hazımsızlığıdır ve bu hazımsızlık sonucunda kayyım girişiminde bulunmuştur ve halkımız tarafından kabul görmemektedir. Her gün büyüyerek direnişimizi ortaya koyuyoruz. Gerek Antep’ten Urfa’dan Adıyaman’dan çevre illerden sivil toplum örgütleri, baro yönetimleri meslek örgütleri halklarımız sürekli yanımızda desteklerini esirgemiyorlar. Gücümüze güç katıyorlar ve bu konuda onların zulüm yapma konusunda istikrarlığı varsa halkımızın da bu haksızlığa karşı hakkını arama konusunda istikrarlı olduğunu görebiliyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok önemli vurgular yaptınız. Seçim üstü acele ile yangından mal kaçırır gibi işler yapmışlar, bunları da bilgi belgesi ile anlattınız. Son derece önemliydi Halfeti Belediyesi hizmete kavuşacakken yapılan bir kayyım müdahalesi olduğunu görüyoruz. Yağmalanan talan edilen bir kayyım anlayışından sonra şimdi sizin halkın iradesi ile seçildiğiniz belediye başkanlığına kayyım atandığını görüyoruz. Mücadelenizin yanındayız Meclis’te kayyım zulmüne darbesine karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Kocaeli’de basın açıklamaları oluyor yurdun dört bir tarafında halkımız yanınızda olduğunu beyan ediyor. Bu hafta sonu Kocaeli Dilovası’nda kayyıma karşı açıklama olacağını beyan ediyorum. Urfa’lı milletvekili olarak halkımızı Urfa’yı Halfeti’yi selamlıyorum. Halkın iradesinin yanında olduğumuzu tekrar beyan ediyoruz.
Mehmet Karayılan: Anti demokratik halkın iradesine darbe anlamına gelen bu kayyım rejimine karşı demokrasi, ortak yaşam, eşitlik kaygısı olan Türkiye’nin aydınlık geleceği için düşünen tüm vicdan sahibi emekçilere kadınlara erkeklere sivil toplum örgütlerine meslek örgütlerine siyasi partilere bu zulüm karşısında sessiz kalmamalarını güçlü bir ses vermeleri gerektiğini ortaklaştığını toplumsal muhalefeti güçlendirerek bu zihniyeti durdurabileceğimiz bilinci ile hareket edilmesi gerektiğini ve bunun için herkesin kayyım için bir söz söylemesini istiyorum. Kayyım atanan belediyelerin etrafında direniş gösteren mücadele eden slogan atan insanlarımız ile dayanışma içinde olmalarını diliyorum. 17 Kasım’da Batman’da yapılacak kayyım rejimine karşı yapılacak büyük mitinge bütün vicdan sahibi herkesi davet ediyoruz, bizi yalnız bırakmayacaklarından eminiz çünkü her geçen gün gücümüze güç sesimize ses katarak bizi daha çok güçlendiriyorlar dünden daha güçlüyüz. Herkesi kayyıma karşı mücadele etmeye çağırıyorum.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu zulmü haksızlığı kamuoyuna duyurduk ve bu zulüm karşısında kamuoyu direncini ve iradesini kuvvetlendirmeye çalıştık. Sn. Mehmet Karayılan başkanım çok teşekkür ederiz direnişinizin yanındayız Allah kolaylık versin ve bu zulme hukuksuzluğa karşı başarıyı elde edeceğimiz günü dört gözle bekliyoruz.
Başkanlarımıza çok teşekkür ediyoruz, çok önemli vurgular yaptılar, bilgiler belgeler ışığında gerçekleri anlattılar. Bugün de programımızı burada bitiriyoruz haftaya Salı günü saat 21.00’da yine birlikte olacağız. ÖFG TV hakkı hakikati hukuku insan haklarını anlatmaya, insanları ağırlayıp onların da beyanlarını ÖFG TV vasıtasıyla halka yansıtmaya devam edecek. Yıllardır çalışmalar yapıyoruz, hem Günün Manşetleri hem Salı günleri önemli bir yayın ile yolumuza devam ediyoruz. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum hoşça kalın.


























Yorumlar