9 Şubat 2025
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Öncelikle Adana Ekoloji Platformu’na ve Deprem Dayanışma Derneği’ne teşekkür ederim. 6 Şubat 2025 günündeyiz, maalesef 6 Şubat 2023 günü kahredici bir sarsıntı ile hepimiz sarsıldık. Gece yarısı olan 1. Deprem gündüz olan 2. Deprem ile Kahramanmaraş Depremi’nin bölgeye yayılması ve tüm illeri etkilemesi ile büyük bir felaket yaşadık. Bugün 6 Şubat 2025, yüz binlerce, milyonlarca insan için çok acı bir yıl dönümü. Yakınlarımızı kaybettik, halkımızı kaybettik. Yarın kalkıp işine gideceğini düşünen insanlarımız maalesef enkazların altında kaldı. Öncelikle vefat eden tüm insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Deprem bir gerçek. Depremden kaçış yok, bunu hepimiz çok iyi bilmeliyiz, depremler oldu bitti bir daha olmayacak diye bir şey yok. Yarın öbür gün yeni depremler olabilir. Bu bilinç ile hareket etmek zorundayız. Depreme karşı hazır mıyız? Bunu sorgulamamız lazım. Ben Kocaeli milletvekiliyim 1999’da da benim ilim sarsıldı ve on binlerce insan hayatını kaybetti. Büyük bir acı yaşadık, hala bu yaralar sarılmaya çalışıldı ama ders alınmadı ve yeni depremler vuku buldu. Tamam deprem bir gerçek onu önlemek mümkün değil, bir jeolojik olay ama gereken tedbirler alarak depremin zararlarını en aza indirebiliriz. Soruyorum; Japonya da deprem ülkesi. 8-9 şiddetinde depremler oluyor parmakla sayılacak kadar az insan ölüyor. Neden bizim ülkemizde neden bizim insanlarımız 6-7 şiddetinde depremlerde yüz binlercesi ölüyor yaralanıyor? Bunu sorgulamak tüm vatandaşların hakkı. En önemli hak yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı bir bütündeki vatandaşların devletten sorması gereken en önemli haktır. Bu hakkın vatandaşlar peşine düşmelidir. Deprem bir gerçek iken gereken hazırlıklar yapıldı mı? Yapı stoğu ile ilgili çalışmalar yapıldı mı? Binalar sağlam yapılmış mıydı? Hayır! Kocaeli Depreminden sonra yeni deprem yönetmelikleri çıktı ve binaların daha sağlam yapılması konusunda adımlar atıldı ama daha pek çok eksik var ve bu eksiklikler giderilmediği için işte Kahramanmaraş Merkezli Depremde bölge insanımız hayatını kaybetti, Adana halkı hayatını kaybetti. Deprem toplanma merkezleri rant alanlarına dönüştürüldü biliyor musunuz? Büyük dev gökdelenler oluştu orada. Ani depremde insanların buluşacağı yerler rant alanlarına dönüştürüldü! Yapıların sağlamlığı ile ilgili mevzuat gerektiği gibi uygulanmadı. Biz hesabı yöneticilerden sorarız. Bu devlette tüm vatandaşların 85 milyonun yaşam hakkından onlar sorumludur. Eksik bırakmışlarsa yakalarına yapışırız. Kartalkaya’da Grand Kartal Otell’deki yangında da aynı hataları görüyoruz, depremlerde de selde de her yerde. Yeter artık! Bu ülkede vatandaşların canı çok mu ucuz bunu soruyorum! Bu kadar mı az tedbir alınan bir ülkedeyiz! En başta tüm afetler için bunu sormalıyız. Deprem oluyor, tüm bu eksiklikleri saymak ile bitiremeyiz ama deprem oluyor, ya en azından acil bir müdahale ile insanlar ölmeden kurtulabilir, kurtarılabilir o da yok. Dakikalar ile yarışılan bir anda devlet yok ortada! Kocaeli depreminde de böyle oldu. Devlet iktidar sınıfta kaldı, sivil toplum koştu yetişti, tüm halkımız yetişti Kocaeli’ye. Bu depremde de aynısı oldu 2 yıl önce de. AFAD denilen bir kurum var değil mi? Sınıfta kaldı ya! Devletin çadırları o hengamede satıldı ya! Kabul edebiliyor musunuz bunu? Olacak iş mi bu! Kızılay Başkanı uzun süre görevinde kaldı. Olacak iş mi? Vatandaş enkazın altında boğuluyor, ölüyor, “Yardım” diyor Kızılay Başkanı çadır satmak ile meşgul! Şu hale bakın. Demek ki vatandaşın canının hiçbir değeri yok. Devletin kurumları böyle acil denilen bir anda nerede? Dernekler, vakıflar, halkımız koşturdu gerekirse elleri ile kazdı enkazı, çıkarıldı insanlar. Canı ile çok büyük bir imtihan veriyordu, ölüm ile pençeleşiyordu. Kimisi son anda kurtarıldı kimisi günler sonra kurtarıldı. Demek ki acil yardım çok önemliydi ama burada da sınıfta kaldılar. Bu ülkede adalet olsa, insan hakları sorunları olur muydu? Bu ülkede adalet olsa depremde enkazın altında insanlar ölür müydü? “Yangında kurtarın bizi, burada bebek var. Yanıyoruz.” Der miydi insanlar? İşte bu ülke maalesef böyle bir ülke. Sorumlular yargılanıyor mu? Hayır. Tek biri istifa etti mi? Hayır. Turizm Bakanı yangından sonra istifa etti mi? Hayır. Depremden sonra bir tane görevli, yetkili istifa etti mi? Hayır. Biz dünyanın tüm ülkelerine bakıyoruz sorumlu olan istifasını veriyor. Bakıyorsun Japonya’ya, sorumlu olan hatta istifasını bırak intihar ediyor. “Bu insanların ölümünden ben sorumluyum.” Diyor. Biz kimseye intihar etsin demiyoruz ama onurlu bir hareket sergilesinler. Hiç suçlu yok maşallah. Yangın olmuş 78 kişi ölmüş suçlu yok! 50 bin insan ölmüş suçlu yok. Seller oluyor suçlu yok. Bu kadar mı ucuz şu ülkede 85 milyonun canı! “Unutmak öldürür” diyor. “Kayıplarımızı da sorumluları da unutmayacağız” diyor. Evet unutmak öldürür, kabullenmeyeceğiz. O insanlar enkazın altında boğularak ölürken ne acılar çekmiş onu unutmayacağız arkadaşlar, unutamayız. Biz insan olarak o gün o gece o karanlıkta çok zor durumda yardım gelmediği için saatlerce enkazın altında boğularak ölen insanları unutmamalıyız. Unutursak kalbimiz kurusun ve sorumluların da yargılanmasını sonuna kadar isteyeceğiz. “Dirençli kentler istiyoruz” diyor Adana Ekoloji Platformu. Dirençli kent var mı? Şehirciliğe bakıyorsun iflas etmiş, yeşil alanlar yok, rant peşinde herkes, deprem sonrası Meclis’te tüm muhalefetimize rağmen yasa çıkarıldı Rezerv Yapı Alanı yasası. Bu yasa tam bir rant yasası. Depremden istifade edilerek bölgede rantı ele geçirmek için çıkartılan bir yasaydı, biz sonuna kadar mücadele ettik ama AK Parti MHP oyları ile kabul edildi. Maalesef hep böyle oluyor ama biz sonuna kadar mücadele ettik edeceğiz arkadaşlar. “Her mahallede afet birimleri istiyoruz.” Diyor. Var mı? Yok. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ne yapıyor? Depremden depreme, deprem sonrası geç bir şekilde ortaya çıkan bir kurum. Şu anda ne yapıyor AFAD? Gerekenleri yapıyor mu? Çıksın bir hesap versin bakalım. Bugün gidin bölgedeki tüm deprem kentlerini gezin bakalım neler neler duyacaksınız! Devletin kurumları yetkilileri ne diyecek? “Deprem değil sorumsuzluk ve cezasızlık öldürür.” Diyor Adana Ekoloji Platformu çok doğru. Takdir-i ilahi demeyin bu yetkililerin takdiridir. Bu ölümler Allah’ın değil yetkililerin takdiri. O insanlar kurtarılabilirdi. Arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz bu önemli günde, önemli etkinlik ile zulmen öldürülen büyük ihmaller ile öldürülen insanlarımızın hakkını hukukunu sorduğu için ama bugün sadece o insanların hakkını değil bugün kendi hakkımızı da arıyoruz. Yarın öbür gün deprem olduğunda burada bulunan her insan ölümü tadabilir arkadaşlar. Ölümün adresi yok. O yüzden herkes bilsin ki deprem bilinci oluşmadan bir yere gidemeyiz. Deprem, ölüm adres sormuyor. Kayıtsız kalanlardan da hesap soruyor deprem. Bunu da unutmayalım. Sadece Adana Ekoloji Platformu Adana’da çıksın hesap sorsun var mı öyle şey? Herkes bunun hesabını sormalıdır. Depreme karşı tabi ki kayıtsız kalmamalıyız çünkü deprem ölüm adres sormuyor arkadaşlar! Bu duyarlılığın devam etmesini istiyorum ve biz bu ülkenin milletvekilleri olarak Meclis’te elimizden geleni yapıyoruz arkadaşlar. Deprem duyarlılığı ve deprem ile ilgili her şeyin yapılması konusunda elimizden geleni yapıyoruz ama 85 milyon insanımız da bu noktada elinden geleni yapmalı yetkililere hatırlatmalı zorlamalı, iş yaptırmalı. Hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Adana, Seyhan, Havuzlubahçe pazarında halkımız ile buluştuk ve Mersin’de gerçekleşecek Barış ve Özgürlük mitingine halkımızı davet ettik!”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “İnsanlarımızın mutluluğu, huzuru, refahı gençlerimizin ölmemesi için önemli bir süreci desteklemek için pazar günü Mersin’de Barış ve Özgürlük mitingimiz var. Tüm halkımızı oraya mutlu bir dünya için ülke için davet ediyorum.”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Adana Seyhan Şakirpaşa kapalı pazardayız. Vatandaşlar ile konuşuyoruz, esnaflarımız ile konuşuyoruz. Vatandaşta esnafta şikayetçi. Esnaflar giderlerin çok fazla olduğunu söylüyor, vatandaşlar hayat pahalılığından şikayetçi. Herkes şikayetçi.”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Gördüğünüz gibi belediye polis bariyerleri ile kapatılmış. Tomalar var neden böyle? Çünkü halkın iradesi ile seçilen eş başkanlarımız gözaltına alınıp tutuklandı ve hakları gasp edildi kayyım atandı. Şu görüntü demokrasiye uymaz milli irade deyip duruyorlar demokrasi diyorlar gazi meclis diyorlar işte hal bu. Kayyım atıyorlar ve demokrasiyi katlediyorlar. Mersin Akdeniz ilçesinin hali bu. Herkese Mersin Akdeniz ilçesinden selamlar.”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Mersin’de esnaflar özellikle yılbaşı sonrası işlerin çok düştüğünü söyledi. Siftah yapamayan, böyle giderse işyerini kapatacağını söyleyen çok esnaf vardı. Emekli, asgari ücretli, memura enflasyonun çok altında zam verirseniz esnaf da etkileniyor.”
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Mersin’de parklarda gün boyu oturduğu halde bir çay bile içemeyen emeklilerle sohbet ettik, dinledik. Çay içemiyorlar; çünkü bir çay 25 ₺!!!”


























Yorumlar