18 Mart 2025

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.

Değerli izleyenler bugün programı ben sunacağım hem Türkiye hem de Meclis gündemindeki meseleleri değerlendireceğim.

Türkiye gündeminde ne oluyor? Milyonların konuştuğu bir barış süreci var. “Barış süreci mi?” “Çözüm süreci mi?” Yoksa “Bahçeli süreci mi?” Bahçeli süreci gibi. Bahçeli bu sürece inisiyatif alarak başlattı daha sonra İmralı’dan gelen açıklamalar ve ardından önemli gelişmeler.

Şu anda DEM Parti tüm partileri ziyaret ediyor. Gündem oluşturmaya çalışıyor fakat bu arada kayyım atamaları hep devam etti.

Rojava’ya yönelik saldırılar hep devam etti. Kürt kamuoyu da bundan dolayı son derece tedirgin kafası karışık. Bu bir gerçek fakat daha büyük fotoğrafa bakmak için de DEM Parti olarak biz barışı teşvik etmek ve genel olarak barışa yönelmenin engellenmesinin önüne geçmek istiyoruz. Umarım başarırız çünkü yeniden işler çığırından çıkarsa önü alınamaz bir noktaya gelir.

DEM Parti dün çok önemli görüşmeler yaptı. AK Parti ve MHP ile görüşmeler yaptı ve bunlar önemli tarihi görüşmelerdi çünkü DEM Parti, MHP ile pek görüşme yapmamıştı şu ana kadar. AK Parti ile de neredeyse hiç görüşme yapmamıştı fakat bu görüşmeler gerçekleşti. Umarım ki bu çok önemli büyük dev mesele bu tür engellere uğramadan devam eder. Gönlümüz yüreğimiz bu yanda çünkü eğer ki bu süreçte yürümezse ortalığın cehenneme döneceği belli. Çok büyük sıkıntıların olacağı belli. O yüzden elimizden geldiği kadarıyla bu süreci destekliyoruz.

Önümüzdeki günler Newroz. Ben de 22 Mart Cumartesi Günü Kocaeli Darıca Newroz alanında olacağım. Newroz’a Kocaelililer hazırlanıyor ve her şeye rağmen neşe ile milli giysileri ile yakınları ile çoluk çocuğu ile bir bayram kutlaması için orada olacaklar. Halaylar çekecekler. Şarkılar söylenecek ve bayram kutlanacak. Newroz Kürtler için önemli bir gün.

Tüm Ortadoğu halkları için önemli çünkü Ortadoğu’da genel olarak Newroz kutlanıyor ama Kürtler için çok önemli çünkü binlerce yıllık tarihlerinde Newroz’un önemli bir yeri var. Baharın gelişi ve yeniden uyanış anlamında Newroz’un büyük yeri var.

Bununla ilgili tartışmalar sürüyor. Newroz’da İmralı’dan yeni bir açıklama gelme ihtimali var. Köprüler artık kuruldu, gemiler yakıldı, geriye dönüş istenmiyor. Suriye’deki gelişmeler önemli. Bir taraftan Alevi katliamı devam ediyor. Öte taraftan Mazlum Abdi ile Colani görüşmesi umut ışığı oldu. Gerek Türkiye gerek Suriye’de kanın durması en büyük arzumuz. Bir şekilde olayın durulması lazım. Bunu inşallah hep birlikte başarırız. Hepimiz de barış ihtimalini hassasiyet ile koruyalım derim.

Meclis’te neler oluyor? Geçtiğimiz hafta Siber Güvenlik Yasa Teklifi yasalaştı ve geçti. Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra icraate geçer. Önemli bir direniş sergiledik Meclis’te bu konuda önemli bir konuşma yaptım ve neredeyse polis devletini aşıp bir hacker devleti kurduklarını söyledim. Bizim hakim kararı olmaksızın arama yapma yetkisi konusundaki eleştirilerimiz etkili oldu, tüm muhalefetin eleştirileri etkili oldu ve bazı geri adımlar attılar fakat yine de tam istenildiği gibi değil fakat çok önemli itiraz edilen bir maddeyi geriletmeyi başardık. Bu muhalefetin bir başarısıdır diyebiliriz. O yüzden bunun da altını çizelim. Burada hepimizin payı var inşallah. Biz iktidar parti vekillerine bu yasayı nasıl onaylayacaksınız derken bir şey diyemiyorlar fakat ardından bu tür gelişmeler kendisini gösteriyor ve bazı geri adımları görüyoruz bu iyi oluyor.

Şimdi sıra İklim Kanunu’nda. Meclise İklim Kanunu gelecek bu hafta yetişmeyecek önümüzdeki hafta gelecek. İklim Kanunu’nda da çok önemli hukuksuz teklifler var. Bunlara karşı da direniş sergileyeceğiz.

Bu hafta emekliler ile ilgili yasa teklifi gelecek. Bayram ikramiyesinin 1000 TL artırılması ile ilgili yasa teklifi geliyor. 3000 TL, 4000 TL olacak. Sanki emeklinin başı göğe erecek. Emekli perişan durumda. Enflasyon almış başını gitmiş, emekli ne yapacağını bilemez durumda. Bunun yetmeyeceğini defalarca söyledik. 2025 yılının emeklinin perişanlık yılı olacağını buradan ilan ediyorum. Erdoğan Aile Yılı ilan ediyor ben de emeklinin perişanlık yılı olacağını buradan söyleyeyim. Son derece kötü maddi şartlar ve ardından manevi sıkıntılar getireceği besbelli bir emeklinin hali var ortada.

Geçtiğimiz hafta 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle bir konuşma yapacaktım Meclis’te fakat bu konuşma AK Parti vekillerinin tembelliğinden Meclis’e gelmemelerinden dolayı yapılan yoklama sonucu yapılmadı. Ben size biraz bir hekim olarak meslektaşlarımın durumu ile ilgili bugün bilgi vereyim.

14 Mart Tıp Bayramı geçti ama doktorların ve sağlık sisteminin sorunlarını unutacak değiliz. Bunları yine gündem edelim istiyorum. Doktorların, sağlık sisteminin sorunları sadece 14 Mart’ta hatırlanır değil. Biz her gün bunun gündem olması gerektiğini çünkü sağlık sisteminin çöktüğünü görüyoruz. Sağlıkta dönüşüm programı çökmüş durumda.

Birtakım yeni şeyler getiriyorlar! GETAT programları hastanelerde yapılmak isteniyor fakat bu GETAT programı nedir? İstismara çok açık işler! Eğer ki bunların gerçekliği varsa tıp fakültelerinde bize müfredat olarak öğretsinler diyoruz bunu da yapmıyorlar ama piyasada böyle ne olduğu belli olmayan uygulamalar ilk önce yasadışı daha sonra yasal kılıfta bir şekilde uygulandı ve ne olduğu belli olmayan uygulamalar olarak görüyorum çoğunluk bu da bir rant kapısı oluşturmuş durumda.

Halkın katılımı olmalı sağlıkta, diyelim hekim seçme anlamında fakat mahalle dışı hekim seçme meselesinde bir abartı. Kişiler mahallelerindeki hekimi seçmeli. Mahalle dışında hekim seçme, bir sıkıntıya yol açıyor. Sağlıkta en önemlisi anadilde muayene hakkı. Anadilde eğitim olmayınca anadilde muayene de olmuyor.

Ben bir hekim olarak yaşı teyzeleri, dedeleri muayene etmiş bir Türk olarak Kürt bölgelerinde görev yapmış bir hekim olarak bu konudan oldukça üzüntülüyüm çünkü Türkçe bilmeyen vatandaşlar dertlerini anlatmakta çok zorlanıyor. Tıpta da en önemli mesele derdi anlamaktır. Hastanın derdini anladıktan sonra zaten tedavi çorap söküğü gibi gelir fakat derdini anlamadıktan sonra yapabileceğiniz bir şey yoktur. O yüzden hastanelerde tercüman olmaması vatandaşların derdini iyi anlatamamasına yakınları ile oraya gelmek zorunda olmasına veyahut da yanlış tercümelere ve sonunda zamanında tedaviyi alamamaları ile sonuçlanıyor. Bunu da söyleyelim.

Hekimler maaş alıyor üzerine performans alıyorlar. Bu da performans sistemi emekliye yansımıyor. Doktorun gözü belki bir miktar doyuruluyor fakat emeklilikte bu geçerli olmuyor yine sorunlar devam ediyor.

Tıp fakültelerindeki durum sağlık eğitimi; 140 tıp fakültesi var ve bunlar nitelikli değil. Kadrolar periferde, uç bölgelerde çoğunlukla doğuda azalıyor. Çok yetersiz, bilimsel kadro ile eğitim veriliyor ve öğrenciler iyi bir eğitim alamıyorlar. Asistanlara çok angarya yükleniyor. Asistanlar bundan çok şikayetçi. Asistan eğitim alacak ama her türlü angarya iş yaptırılıyor.

Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde eğitim saatleri düşük oluyor, hizmet artsın isteniyor. Geçtiğimiz gün İstanbul İl Sağlık Müdürü Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’ni uyardı “Eğitim saatlerini düşür” diye. Adı eğitim ama ondan istenen eğitim saatinin düşürülmesi.

Katılım ve katkı payı meselesi; aslında tüm vatandaşlardan alınmamalı. Göçmenler dahil kimseden katılım ve katkı payı alınmamalı. İlaç farkı alınmamalı. Bunlar olması gereken çünkü sağlık üstünden para kazanılan bir iş olmamalı. Son derece önemli bir konu.

Katkı payları ile ilgili de TÜİK rakamlarına göre artırıyoruz diyorlar, %400-500 artırdılar katkı paylarını. Biraz direnç oldu, düşürdüler %200-300’e böyle bir son durum var fakat vatandaş oldukça astronomik ücretler ödemeye başladı artık.

Birinci basamak hizmetleri aile sağlığı merkezleri direnişler yaptılar fakat Sağlık Bakanlığı geri adım atmadı. Aslında Aile Sağlığı Merkezlerinin koruyucu hekim merkezleri olması lazım. Tedaviden önce koruyu hekim meselesi olmalı.

Birinci basamakta eziyet yönetmeliği diyor Aile Sağlığı Merkezi hekimleri. 6 ayda bir hasta geliyorsa hekimin puanı düşürülüyor. 7’den fazla hasta gelirse puanı düşürülüyor. Bunlara bu şekilde karar vermemeli çünkü insanların farklı durumları var. Doktorun niteliği ile ilgili kararlar oralardan verilmesi çok elastik sonuçlara yol açıyor.

Hekimler grev yaptılar ve ücretleri kesildi. Bu sefer hak arayışlarının önüne geçildi. Sağlık Bakanlığı “Sen grev yap bakalım senin canına okuruz. Maaşını keseriz aklın başına gelir.” Dedi ve sonuçta da hakkını alamayan hekimler para ile hekimleri korkutan Sağlık Bakanlığı kısır döngünün devam etmesine neden oldu arkadaşlar.

Yeterli malzeme olmaması, hangisi ucuzsa onun alınması, uzman hekimler tarafından eleştiriliyor. Kalitesiz mal alınıyor bu da bizim tedavi kalitemizi düşürüyor deniliyor. Hastaneler bu masrafları sağlık etiğini çiğneyecek derecede kısıyorlar.

Çok hasta bakılıyor, tıbbi hata ve faturası doktora yükleniyor ve sonuçta çok hızlı hasta bakması isteniyor. Bu arada hekimin hatası olabiliyor. Hekimin hatası olunca da hekime yükleniliyor. Çok ağır tazminat davaları açılıyor.

Eğitim yapan doktor maddi yetersizlik çekiyor. Eğitim alırken maddi yetersizlik fazla ve aynı zamanda eğitim verenlerin eğitim verdiği öğrencilerin sayısı da çok fazla. Staj gruplarında öğrenci grupları çok artıyor. Eğitim verenin niteliksizliği, eğitim alanın alandaki nitelik alamama hali gibi bütün bunlar son derece sıkıntılı bir duruma yol açıyor.

Yurt dışına giden hekim son 1 yılda 3000’di son 5 yılda 15000’i aştı. Bu da müthiş, dehşet rakamları gösteriyor.

KHK’lı hekimler, ben de KHK’lı bir hekimim çalışmasının önüne geçiliyor. Ceza aldıysa neredeyse ömür boyu çalıştırılmayacak ölçüde bir zulüm yapılıyor. Güya deniliyor ki “3 yıl sonra çalışabilirsin.” Fakat bunun da ne olacağı belli değil. Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir kararı var güya ama bu nasıl uygulanacak onu da kimse bilmiyor. Şu anda KHK’lı hekimler uyduruk nedenler ile ceza aldıktan sonra maalesef büyük bir sıkıntı yaşıyorlar. Kaçak göçek çalışmaya çalışıyorlar ve üzerlerindeki etiketleme, damgalama, dışlama fırtınası devam ediyor.

Yandal uzmanları; insanlar daha çok bilim yapmak için yandal uzmanı oluyor. Hastanelere kadro açılmıyor. O zaman diyelim ki yenidoğancı diyor ki: “Çocukçu olarak çalışayım.” “Yok kardeşim sen çocukçu olarakta çalışamazsın.” Diyor. Uç bir ile gitmek istemiyor, orada kadro var Ankara’da diyelim kadro yok. Burada çocukçu çalışayım dersen illa uç bir ile göndermek istiyorlar. Diyelim ki Siirt’e göndereceksin, bu kişiye biraz teşvik vermen lazım. Onu da yapmıyorlar. Böylece yandal uzmanları azalıyor ve büyük mağduriyetler yaşanıyor.

Yandal kadroları da azaltılmış. Cezbedici bir tarafı yok. Malpraktis davaları çok ağır. Doktorlar cerrahi branşlardan ve majör cerrahilerden kaçıyorlar arkadaşlar. Doktor “Cildiyeci olayım.” diyor sonra da “Ne gerek var başımı ağrıtacağım.” modunda.

Ayrıca iller ile ilgili de durumlar var. Size iki ayrı ilden örnekler vereceğim. Birisi Diyarbakır, diğeri de vekili olduğum il Kocaeli. Diyarbakır’daki sağlık meseleleri ile ilgili hekim arkadaşlar ile görüştük. Önemli bilgiler verdiler. Diyarbakır’da büyük bir hekim eksikliği var ve bu yüzden merkezdeki hekimler sağa sola görevlendiriliyor, böyle bir sürü sıkıntı yaşanıyor.

Radyolog konusunda çok büyük eksiklik var. Geçici radyolog görevlendirmeleri yapılıyor. Radyoloji incelemeleri çok gecikiyor. Vatandaş ancak özelde para vererek sorun çözüyor. Hekim göçü Diyarbakır’da çok fazla. Gerek mesleki özlük sorunlar şiddete maruz kalma, güvenlik kaygısı, gelecek endişesi nedeniyle il dışına hekim göçü çok.

Anadilde muayene meseleleri Diyarbakır’da çok önemli sıkıntılara neden oluyor. Tanıların gecikmesine neden oluyor. Sağlık altyapısı iyi değil, yatak sayısı az, çocuk yatağı ki bölgede çocuk oranı yüksek olmasına rağmen daha az ve onkoloji hastaları bilhassa özele mecbur ediliyor. Onkoloji hastaları ne kadar önemli sıkıntılar çektiklerini kendileri bilir ve özele gitmeye mecbur kalıyorlar çünkü insanla acı çeken yakınları için her şeyi yapmak istiyor.

Randevu bulmak oldukça zorlaştı, kamuda randevu bulmak. KBB’ci ve plastik cerrahi çok zorlaşmış durumda. Deprem sonrası karot örnekleri açıklanmıyor. Olası bir depremde oluşacak felakete seyirci kalınacak. Dağkapı Çocuk Hastanesi ve Selahattin Eyyübi Devlet Hastaneleri’nin depremden yana karot örnekleri açıklanmamış.

ASM’lerin yerleri çok kötü. Bağlar ilçesinde deprem nedeniyle binaları yıkılan Emek ve Şeyh Şamil ASM’leri bir kütüphane altında iki dar odada 30 bin nüfusa bakıyorlar. Bağlar’da herhangi bir hastane yok. Mesai içi ödemeye dönmüş durumda. Mesai dışı muayene hakkı tanınmıştır fakat Dicle Üniversitesi ücretsiz hizmet veremez duruma gelmiş durumda. Mesai dışı ödemeler mesai içine dönmüş durumda bu da tıp ve asistan eğitimini bitirmiş durumda arkadaşlar.

Parası olan hizmet aldı olmayanın aylarca beklediği bir durum var Diyarbakır’da. Aile hekimlerine yönelik baskılar artmış durumda. 112 yetersiz. İl genelinde 5 ambulansta hekim var. İstasyonların çoğu mekan ve ulaşım olarak yetersiz kalmakta. 112 çalışanları ve acil çalışanları için meslek hastalığına karşı korunma ve ücretlendirme talepleri karşılanmamış durumda. Sağlıkta ticarileşmiş bir durum var. Sağlık Müdürlüğü Türk Tabipler Birliği’ne duyarsız bir durumda. İletişim kurmuyor. Randevu vermiyor ve iletişimi azaltmaya çalışıyor. Sağlık emekçileri üzerinde hastane idarecilerin mobbingleri var.

Kocaeli’de de Sağlık Komisyonu üyesi hekim vekil olarak sağlık meselelerini yakından takip ediyorum. Kocaeli Şehir Hastanesi’nin açılması dolayısıyla tüm şehirdeki il ve ilçelerdeki sağlık hizmetleri şehir hastanesine yönlendirildi ve yeni hastane açılmıyor.

Mesela Kartepe 140 bin nüfuslu bir yer, burada bir hastane açılmıyor. Diyorlar ki: “İzmit’e, Derince’ye gitsin.” Peki orada sıra bulunmuyor! “Özele gitsin.” Deniliyor, özel hastane sahipleri şakır şakır para kazanıyor ve Kartepe’de 140 bin kişi sapa bir yerde olan Şehir Hastanesi’ne gitmek zorunda kalıyor veya bir semt polikliniğine gidiyor orası da yeterli değil.

Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi eğitim hastanesi fakat yeterli eğitim yok. Gebze Fatih Devlet Hastanesi’nde sıra almak mümkün değil. Yeni kamu hastaneleri açmak lazım kimsenin umurunda değil. Birçok özel hastane var ve  sağlıkta ticarileşmenin, sağlıkta rantın en çok döndüğü ilçelerden birisi Gebze, Darıca, Çayırova çünkü bu bölgelerde yüz binlerce insan var ve sağlık hizmeti yerlerde sürünüyor.

Çayırova’da Devlet hastanesi yapılacaktı yılan hikayesine döndü. Sahibi AK Partili olan hastaneler ellerini ovuşturuyorlar ve hastane daha da yapılmasın diye bekliyorlar. Vatandaş perişan bir şekilde özel hastanelere mecbur ve muhtaç bir şekilde.

Çayırova’da bir devlet hastanesi yok. Böyle bir rezalet. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na da söyledik. Defalarca oraya gittik açıklamalar yaptık. Gebze Darıca da yetersiz! İhtiyaca cevap vermiyor. “Özele gitsin” diyor yetkililer ve durum bu görüyorsunuz.

Dilovası Devlet Hastanesi’nde uzman yetersizlik var, Körfez Devlet Hastanesi eski binası yıkıldı yeni birtakım yapılanmalar var. Umarız iyi bir hastane olur fakat orada da son derece büyük yetersizlikler var. Özel hastaneler işi götürüyorlardı.

Derince de kapasitesi azaltılan eski bir hastane var Eğitim Araştırma Hastanesi’nin yanık, onkoloji ünitesi kapatıldı.

İzmit Seka Devlet Hastanesi ki benim eski hastanem. Kapasite son derece düşürüldü, yatak sayısı azaltıldı, semt polikliniği kapatıldı. 1.5 yılı aşkın bir şekilde yıkım meselesi için bekletildi, yıkım başladı. Ne zaman bitecek belli değil. Yazık günah! Sağasağlam binayı yıkıyorlar, yerine nasıl bir rant oluşturacaklar bilmiyoruz ve takip ediyoruz. Elimizden kurtulamazlar bunu da söyleyelim.

Kocaeli Devlet Hastanesi’nin karşısında halk sağlığı binası vardı. Uzun bir aradan sonra orayı yıkıp yeni bir inşaata başladılar. Biz eğriyi de doğruyu da söylüyoruz. Kocaeli Devlet Hastanesi ise yetersiz çok başvuru var. Geçtiğimiz günler otoparkına gittik otopark çok kalabalık. Mesai dışı günlerde bile otopark doluydu ve Kocaeli Devlet Hastanesi hekimlerin gayretli çalışmasına rağmen yetersiz bir durumda.

Şehirde birçok hastanede doğum yaptırılmıyor arkadaşlar ve bu da büyük sıkıntılara yol açıyor. Yenidoğan yoğun bakım sayıları konusunda İl Sağlık Müdüründen bilgi alacağız. Eleştirilerimiz ile beraber ziyaret edeceğiz. Durumu o da çok iyi biliyor ve birçok meseleye cevap veremiyor ama biz konuyu takibe devam edeceğiz.

Kadın doğum, çocuk hastanesi vardı kapatıldı Kocaeli’de, idareten bir yer yapıldı. Memleketin hastaneleri kapatılıp müteahhidin hastanesi açılıyor. Şehrin bir ucunda bir hastane ve bu da büyük sıkıntılara neden oluyor.

Kocaeli Şehir Hastanesi’nin tramvayı çok gecikti, taksi durakları çok gecikti, bir sürü sıkıntı ile acele ile açıldı. Kocaeli Şehir Stadyumu gibi, alelacele çevresinde yollar yapılmadan bir stadyum açıldı, bir sürü eksiklik ile açıldı. Önce yap sonra çevre yollarını yap mantığı ile devam ettiler. Bu konudaki sıkıntılar halen bitmiş değil.

Gölcük’te yine hastaneler yetersiz. Yeni yapılan hastanelerde ihtiyaca cevap veremiyor. Karamürsel’de yine ihtiyaca cevap veremiyor çünkü birçok iş kazası, tersanelerden geliyor. Sabah hatırlattık, sürekli tersanelerde iş kazaları ve ölümler gerçekleşiyor.

İlimizin genel olarak durumu böyle. Bir doğudan bir batıdan örnek verdim. Türkiye’de sağlık sistemi iyiye gitmiyor. Sarpasarmış durumda. Bunları Meclis’te de anlatacaktım fakat AK Partililerin tembelliği meclise gelmemeleri yüzünden olmadı fakat içimize dert oldu en azından bir programımızda anlatalım dedik.

ÖFG TV program şansımız var, biz kendi şanslarımızı kendimiz oluşturduk, halkımıza hizmet etmek, anlatmak istiyoruz. Hem Diyarbakır’ın hem Kocaeli’nin sorunlarının çözülmesini istiyoruz değerli arkadaşlar.

Bugün de programımızın sonuna geldik. Daha güzel bir Türkiye, daha nitelikli hizmetler ile donatılmış bir sağlık sistemi diyoruz. İnşallah olur diyoruz. Hepinize haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hayırlı haftalar, güzel bir gece ve güzel bir sahur diliyorum.”

Yorumlar